Üç farklı bitki coğrafyasının kesişim noktasında yer alan ve iki kıta arasında doğal bir köprü görevi gören Türkiye, dünyada eşine az rastlanır bir yaban hayatı çeşitliliğine ev sahipliği yapıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün resmi verilerine göre, Anadolu toprakları ve çevreleyen denizler, adeta devasa bir doğal yaşam laboratuvarı niteliğinde. Tüm Avrupa kıtasının tamamında yaklaşık 55 bin hayvan türü yaşarken, Türkiye’de bu sayının tek başına 80 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu dikkat çekici fark, ülkenin mikroklimatik özellikleri ile orman, dağ, step ve sulak alan gibi çoklu ekosistemleri bir arada barındırmasından kaynaklanıyor.
Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi (UBENİS) kapsamında yürütülen ve “Nuh’un Gemisi” ulusal veri tabanında depolanan resmi kayıtlara göre, Türkiye’de kesin tespiti yapılmış 1.260’tan fazla omurgalı hayvan türü bulunuyor. Resmi Gazete’de güncellenen yaban hayatı listeleri, bu çeşitliliğin detaylarını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Ülkemizde kayıt altına alınan omurgalı faunanın dağılımında 490 farklı tür ile kuşlar başı çekerken; onları 154 memeli türü ve 141 sürüngen türü takip ediyor. İç sular ve denizlerdeki zenginlikle birleşen bu rakamlar, Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından küresel ölçekte bir merkez olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin faunasını asıl eşsiz kılan unsurlardan biri de sadece bu coğrafyaya özgü olan endemik hayvan türleridir. Bakanlığın güncel envanter verilerine göre, Türkiye genelinde tam 206 endemik hayvan türü yaşam sürdürüyor. Kendine has hassas dengeleri olan bu endemik canlıların gruplara göre dağılımı incelendiğinde; 163 tür ile iç su balıkları ilk sırada yer alırken, onları 19 sürüngen, 15 amfibi (çift yaşayışlılar) ve 9 memeli hayvan türü izliyor. Dünyanın başka hiçbir yerinde rastlanması mümkün olmayan bu canlılar, Türkiye’ye uluslararası düzeyde genetik bir güç ve koruma sorumluluğu yüklüyor.
Ancak bu devasa zenginlik, beraberinde ciddi tehditleri ve koruma zorunluluklarını da getiriyor. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) kriterleri baz alınarak yapılan analizlerde, Türkiye faunasına ait 117 türün “çok tehlikede”, 152 türün “tehlikede” ve 145 türün ise “zarar görebilir” statüsünde olduğu kırmızı listelere yansımış durumda. Bakanlık, ekolojik dengenin korunması adına mevcut yaban hayvanı türlerinden 123 memeli, 386 kuş ve 141 sürüngen olmak üzere toplamda 650 türü yasal olarak mutlak koruma altına almış bulunuyor.
Uzmanlar, Türkiye’deki vahşi yaşamı ve biyoçeşitliliği tehdit eden unsurların başında ilk sırada insan faaliyetlerinin geldiğini vurguluyor. Yapılaşma, kirlilik, bilinçsiz tarımsal uygulamalar ve iklim değişikliği gibi faktörler, yaşam alanlarının daralmasına yol açarak türlerin geleceğini doğrudan tehlikeye atıyor. Gelecek nesillere aktarılması gereken bu eşsiz doğal mirasın korunması amacıyla, nesli tehlike altındaki türler için tür eylem planları hazırlanıyor ve koruma bölgelerinin sınırları her geçen yıl genişletiliyor.








