Ana Sayfa Blog Sayfa 19

Köpeklerde Pati ve Tırnak Bakımı !!!

Tıpkı insanların ayakları gibi köpeklerin patileri de onların günlük hayat kalitesine önemli ölçüde etki eder. Ancak köpekler patilerini çok sık kullanırlar. Patiler sadece yürürken, koşarken kısacası sadece hareket etmek için kullanılmaz. Köpekler sıcaklık kontrolünü patileriyle yaparlar. Ayrıca patiler bazı zeminler için koruyucu özelliğe sahiptir. Bununla beraber bir oyuncakla oynarken ya da bir kemikle uğraşırken onu sabitlemek için patilerini kullanırlar.

Patiler köpeklerin sağlığı ile ilgili de önemli bir gösterge olarak kabul edilir. Patilerin kötü kokması, tırnakların aşırı uzun olması ve patilerin arasından tüylerin uzaması bazı hastalıkların belirtisi olabilmektedir. Bu gibi durumlarda veteriner hekime danışmak gerekmektedir.

Köpeklerde Pati Yapısı

Köpeklerde pati ve tırnak bakımı için öncelikli olarak patinin yapısını bilmek gerekir. Patiler kas, keratin, kolajen, yağ doku, bağ doku, tendonlar ve kemikten oluşur. Köpeklerin patileri anatomik olarak son derece kompleks bir yapıya sahiptir ve her bir pati köpeklerin sağlıklı bir şekilde hareket etmesini sağlar. Patiler beş ana yapı altında incelenir. Bunlar pati yastıkları, pençeler, arka parmak, kartal yastık ve metakarpal yastıklardır.

Pati yastıkları: Her patide dört tane bulunur ve köpeğin ağırlığını destekler.

Pençeler: Pençeler özellikle kazma ya da kaşınma için kullanılır. Pençeler de tıpkı bizim tırnaklarımız gibi keratinden oluşur. Buradaki en büyük fark insanların tırnakları üst deriden çıkar ve bunlar aslında ölü keratindir. Köpeklerin pençeleri ise direkt olarak ayaktaki kemikten uzar ve içerisinde sinirler ile kan damarları yer alır. Bu nedenle köpeklerin tırnaklarını keserken dikkatli olmak gerekir. Köpeklerin tırnaklarını keserken pati anatomisine göre tasarlanmış köpek tırnak makasları kullanılması gerekir.

Arka parmak: Köpeklerin ön ayaklarında üst kısımda ekstra bir pençe ve yastık bulunur. Bu arka parmaklar köpeklerde genellikle ön patilerde bulunur ancak Pyrenees çoban köpeklerinin ve Brie çoban köpeklerinin arka ayaklarında da bu parmaklar bulunur. Arka parmakların görünürde herhangi bir işlevi yoktur. Arka parmak köpeklerde işlevini yitirmiş bir başparmak gibidir.

Karpal yastık: Karpal yastık küçüktür ve arka parmağın üstünde bulunur.

Metakarpal yastık: Kalp şeklindeki bu yastık patinin merkezinde bulunur ve köpeğin ağırlığını destekler. Ön tarafta yer alan yastıklara metakarpal ya da palmar yastık arka tarafta yer alanlara da metatarsal ya da plantar yastık adı verilir.

Patilerdeki bu yastıklar yağ dokusundan ve elastik liflerden oluşur. Üzeri yoğun pigmentli kalın cilt dokusu ile kaplıdır. Sert yüzeylerde zaman geçiren köpeklerin yastıkları daha sert ve daha nasırlıdır. Bu nedenle özellikle dışarıda çok fazla vakit geçiren köpeklerde pati ve tırnak temizliği daha önemlidir. Bu yastıklar dışarıda koştuklarında ayaklara binecek olan basıncı hafifletmektedir. Şok emici özelliği sayesinde kemikler ve eklemler koşmanın etkilerinden daha az etkilenir.

Köpeklerde Tırnakların Kesimi

Köpeklerde pati sağlığı için tırnakların kesimi son derece önemlidir. Özellikle evden çok fazla dışarı çıkmayan köpeklerde düzenli tırnak kesimi daha önemlidir. Her ne kadar köpekten köpeğe değişiklik gösterse de genellikle 6 – 8 haftada bir tırnakların kesilmesi tavsiye edilir. Diğer taraftan dışarıda çok fazla zaman geçiren ve sert zeminlerde uzun yürüyüşler yapan köpeklerde bu süreler uzayabilmektedir. Çünkü zorlu yüzeyler tırnakların doğal olarak körelmesini ve kısalmasını sağlar. Tırnakların çok uzaması tırnak yatağında aşırı baskıya neden olur. Bu baskı sürekli hale geldiğinde ağrı meydana gelir. Bununla beraber baskı zamanla eklemlerde bozulmaya ve eklem iltihabına neden olabilmektedir. Aşırı uzayan tırnaklar zamanla geriye doğru büyüyerek daha büyük travmalara yol açabilir. Tırnakların kış aylarında daha sık kesilmesi gerekmektedir. Ayrıca yaşlı köpekler de zamanla daha az hareket etmeye başladıkları için tırnak bakımlarının daha sık yapılması gerekebilir. Özellikle sırt ve ayak problemleri olan köpeklerin tırnaklarına daha fazla dikkat edilmelidir.

Köpeklerde Pati Yastıklarının Bakımı

Köpeğinizin patilerindeki yastıkları düzenli olarak kontrol etmeyi alışkanlık hale getirmeniz gerekir. Yavaşça tırnaklarını birbirlerinden ayırıp yastıkların arasında yaralanma ya da yabancı madde olup olmadığını kontrol edin. Şişme, renk değişimi ya da kontrol ederken hassasiyet oluşması durumunda veteriner hekime bu konuyu danışmanız tavsiye edilir. Asfalt gibi sıcak yüzeylerde köpeğinizi yürütürken dikkat etmeniz gerekmektedir. Aşırı sıcak yüzeyler yastıklara zarar verir. Yazın sıcak aylarında köpeğinizin toprak ya da çimli zeminde veya gölge altında yürüdüğünden emin olmanız gerekir.

Benzer bir şekilde kış aylarında da dışarı çıkarken pati yastıklarına dikkat edilmelidir. Özellikle karlı ve buzlu zeminler köpekler için zorludur. Soğuk kar ya da buz pati yastıklarının arasına yerleşerek buralarda ciddi soğuk problemlerine neden olabilmektedir. Ayrıca karın ve buzun erimesi için yola atılan tuzlar da yastıkların arasına sıkışarak zamanla iltihaba yol açabilmektedir. Kış aylarında pati yastıklarının arasında yer alan fazla tüylerin kesilmesi gerekir. Bu şekilde patilerin arasında kar, buz ya da su birikiminin önüne geçilmektedir. Karlı ve buzlu havalarda eve döndüğünüzde köpeğinizin patilerini mutlaka ılık suyla yıkamanız gerekir. Bu sayede patilerin arasında kalan kar ve buz köpeğinize zarar vermez.

Her ne kadar soğukta daha çok görülse de mevsim fark etmeden köpeğinizin sert yüzeyde uzun zaman geçirmesi pati yastıklarının sertleşmesine ve nasırlaşmasına neden olur. Bunun için köpek pati kremleri bulunmaktadır. Nemlendirici kremler ile yastıkların sağlıklı kalmasını sağlayabilirsiniz.

 

 

Kaynak: Pet Mekan

Muhabbet Kuşu Nasıl Eğitilir?

Muhabbet kuşları varlıkları ile hayatımızı güzelleştiren, kendilerine has özellikleri ile günümüze neşe katan canlılardır. Muhabbet kuşlarının bilinen en yaygın özelliği ise konuşabilmeleridir. Ancak kanatlı dostlarımız konuşmanın yanı sıra daha pek çok yeteneğe sahiptir. Muhabbet kuşu sahiplenenlerin ya da sahiplenmek isteyenlerin en çok merak ettiği konulardan birisi de muhabbet kuşu bakımı ve eğitim sürecinin nasıl olması gerektiğidir. Bu yazımızda “muhabbet kuşu eğitimi nasıl olur?” sorusunun cevabını farklı yönleri ile ele alacağız.

Muhabbet Kuşu Eğitimi Ne Zaman Başlar?

Bir muhabbet kuşunu eğitmenin en kolay yolu eğitime yavruluk döneminde başlamaktır. Yavru muhabbet kuşlarının göz bebeği ya da irisi kolayca ayırt edilemeyen siyah düğme şeklinde gözleri bulunmaktadır. Bazı yavruların gagalarında siyah bir uç bulunmaktadır. Genellikle baş tüylerinde koyu çizgiler de yer almaktadır. Yavru muhabbet kuşlarının gagasının hemen üzerindeki etli kısım yumuşak ve pürüzsüzdür. Muhabbet kuşları 7 – 8 haftalık olduklarına ailelerinden ayrılmaya hazırdır. 16 haftalık oluncaya kadar da bebek olarak kabul edilmektedir. 8 – 16 hafta aralığı muhabbet kuşu eğitimi ele alıştırma ve konuşmayı öğretmeye başlamak için idealdir.

Sadece erkek muhabbet kuşlarının konuşabildiği bilgisi nedeniyle birçok kişi erkek muhabbet kuşu sahiplenmeyi ister. Ancak bilinenin aksine dişi muhabbet kuşları da konuşabilmektedir. Dişi muhabbet kuşu eğitim için son derece yatkındır. Yetişkin erkek ve dişilerin gaga üzerindeki etli kısım farklı renktedir. Erkekler açık mavi renge sahipken dişilerde pembe, bej ya da çok açık mavi renk görülmektedir. Ancak sadece renge bakarak muhabbet kuşunun cinsiyetini belirleyebilmek için 20 – 24 haftanın geçmiş olması gerekmektedir. 20 – 24 haftalık kuşları eğitmek ve yeni evlerine alıştırmak çok daha zor olmaktadır. Bu nedenle muhabbet kuşu eğitim süreci cinsiyetten bağımsız olarak mümkün olan en erken dönemde başlamalıdır.

Muhabbet Kuşu Eğitimine Başlamadan Önce

Muhabbet kuşu eğitimi yavru için son derece önemlidir. Ancak eğitime başlamadan önce kuşun eğitime hazır olduğundan emin olmak gerekmektedir. Yavru muhabbet kuşlarının çevresindekilerle beraber rahat hissetmesi sağlanmalıdır. Alışma için eğer kuş evde dünyaya gelmediyse eve geldikten sonra 1 – 2 gün beklemek idealdir. Alışma sürecinde sakince kafesin yanına oturabilir ve onunla konuşabilirsiniz ya da ona darı gibi ilgisini çekecek atıştırmalıklar verebilirsiniz. Bu süreçte onun davranışlarını gözlemleme şansı edersiniz. Çünkü eğitime başlamadan önce yavru muhabbet kuşunuzun yeme – içmeye başlaması, kafesini keşfetmesi ve oyuncaklarıyla ilgilenmesi gibi temel gereksinimlerini yerine getirmeye başlaması gerekmektedir.

Eğitim için günün sessiz bir anını seçmek önemlidir. Yaklaşık yarım saat boyunca kesintisiz bir şekilde muhabbet kuşuyla ilgilenmeniz gerekmektedir. Kuşu kafesinden çıkarmak için küçük ve yumuşak bir el havlusu kullanılmalıdır. Çünkü kuşun eli oyun ve sarılma ile ilişkilendirmesi gerekmektedir. Kafesin içinde onu kovalayan bir elle oyun oynaması mümkün olmayacağı için süreci daha konforlu hale getirmek adına havlu gibi bir ürünün kullanılması önerilir. Muhabbet kuşunu yumuşak bir şekilde kavradıktan sonra kafesinden çıkarmak gerekir. Yavru muhabbet kuşunu bu esnada son derece hassas bir şekilde tutmanız önemlidir. Eğitime başlamak için az eşyalı bir oda gibi kapalı ve küçük bir yer tercih edebilirsiniz. Muhabbet kuşu bakımı ve eğitimi ilk başta her ne kadar zor gibi gözükse de aslında doğru adımları attığınızda gittikçe kolaylaşan bir süreçtir.

Muhabbet Kuşunu Ele Alıştırma

Muhabbet kuşu eğitimi ele alıştırma ile başlarsa bu tercih ilk eğitim için ideal bir seçenektir. Ancak kuşlar çekingen oldukları için ilk başta elinizi ısırabilirler. Bu nedenle eğitim başlarında sakin olmanız gerekmektedir. Kuşlar mevcut konumlarından daha yüksek bir yere çıkmaya hiç itiraz etmezler bu nedenle ele alıştırma son derece kolaydır. Ele alıştırma eğitimi başladıktan bir süre sonra İşaret parmağınızı karın bölgesine yaklaştırdığınızda parmağınıza kendileri çıkmak isteyecektir.   Eğitim esnasında“adım at ” ya da “çık” gibi kelimelerle onu teşvik etmek ve bu kelimeye alışmasını sağlamak önemlidir. Ancak konuşurken son derece sakin bir şekilde konuşmak ve yavruyu korkutmamak gerekir.
İlk adımı atıncaya kadar 7 – 8 defa isteğinizi tekrar etmeniz gerekebilir. Bir kez istediğinizi yaptığında ise onu övmenin zamanı gelmiş demektir. Bu esnada tiz sesler kullanmak daha önemlidir. Tiz sesler çıkardığınızda sizin mutlu olduğunuzu yaptığı hareket ile ilişkilendirecektir. Tüylerinin kabarık olması, kuyruğunu sağa sola sallaması ve dik bir biçimde durması onun mutlu olduğunu göstermektedir. Bu şekilde başarılı bir eğitim sürecini geride bırakabilirsiniz. “Muhabbet kuşu eğitimi nasıl olur?” sorusunun en basit cevabı tekrardır. Bu eğitimi her gün tekrar ederek onun iyice ele alışmasını sağlayabilirsiniz. Düzenli yapılan tekrarlar sayesinde ona işaret parmağınızı uzattığınızda ve eğitimde kullandığınız kelimeyi söylediğinizde hemen parmağına gelip konduğunu görebilirsiniz.

Muhabbet Kuşunu Konuşmaya Alıştırmak

Muhabbet kuşunu konuşmaya alıştırmanın temelinde de ele alıştırma eğitiminde olduğu gibi benzer bir şekilde tekrarlama yer almaktadır. Söylemesini istediğiniz bir kelimeyi yanındayken sürekli olarak tekrarlamak zaman içerisinde onun, o kelimeyi söylemesini sağlamaktadır. Konuşma eğitimini vermek için muhabbet kuşunu kafesinden çıkararak sizi rahatça duyabileceği sessiz bir odaya götürebilirsiniz. Eğitimin ilk aşamalarında tek kelimeyi öğretmeye çalışmak önemlidir. Ona yaklaşarak seçtiğiniz kelimeyi 3 – 4 defa tekrar edebilirsiniz. Bu tekrarlardan sonra ona zaman vermeniz gerekmektedir. Eğer kafasının bir tarafı size doğru çevrilmişse ve göz bebekleri büyümüşse bu onun konuşmaya konsantre olduğunun bir göstergesidir. Birkaç defa daha tekrarladıktan sonra onu kafesine koyabilirsiniz. Kafesin yanından her geçtiğinizde bu kelimeyi tekrarlamak da onun eğitimine önemli katkıda bulunmaktadır. Muhabbet kuşu bakımı ve eğitim için önemli nokta ilk kelimedir. İlk kelimeden sonraki diğer kelimeler daha kolay bir şekilde öğrenilmektedir.
Muhabbet kuşlarının kısık sesleri vardır bu nedenle ilk başlarda o konuştuğunda anlayamayabilirsiniz. Ancak zaman içerisinde kulağınız onu duymaya alışacaktır. Sonunda konuşması netleştikçe ne dediğini daha net anlayabilir hale geleceksiniz. Başlangıçta 1 – 2 heceli basit kelimelerle başlamak her zamanen iyisidir. İlerledikçe daha uzun kelimelere hatta cümlelere bile geçebilirsiniz. Eğitim esnasında en önemli şey sabretmek ve tekrar etmektir. Bu ikisini yaptığınızda muhabbet kuşunuz sizi şaşırtacaktır.

 

 

 

Kaynak: Markamama

Köpeklerde Göz Hastalıkları: Belirtiler, Nedenler ve Tedavi Yöntemleri !!!

Köpeklerde göz sağlığı, genel sağlık durumunun önemli bir parçasıdır. Gözlerin sağlıklı olması, köpeklerin yaşam kalitesini artırırken, sahiplerinin de daha az sorunla karşılaşmasını sağlar. Düzenli veteriner kontrolleri, göz sağlığının korunmasında kritik bir rol oynar. Özellikle yaşlı köpeklerde göz hastalıklarına yatkınlık arttığı için dikkatli olunmalıdır. Gözlerdeki herhangi bir değişiklik, örneğin bulantı, akıntı veya kızarıklık, hastalık belirtileri olarak değerlendirilmeli ve vakit kaybetmeden uzman bir veteriner hekimine başvurulmalıdır. Köpeklerde göz hastalıklarının erken teşhisi, tedavi sürecini hızlandırır ve olası görme kayıplarının önüne geçilmesine yardımcı olur.

Köpeklerde Göz Sağlığının Önemi

Köpeklerde göz sağlığı, hem görme yeteneği hem de genel sağlık için kritik bir öneme sahiptir. Gözler, köpeklerin çevrelerini algılamalarında ve sosyal etkileşimlerinde önemli bir rol oynar. Sağlıklı gözler, köpeklerin doğru şekilde hareket etmelerini ve oyun oynamalarını kolaylaştırır. Aynı zamanda, göz sağlığı kötü olan köpeklerde, davranışsal değişiklikler gözlemlenebilir; bu da sahipleri için zorlayıcı olabilir. Göz hastalıkları, erken evrede tespit edilmediğinde, köpeklerin genel sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, köpek sahiplerinin göz sağlığını düzenli olarak kontrol etmeleri ve veteriner hekim önerilerini dikkate almaları önemlidir.

Gözde Akıntı ve Kızarıklık

Köpeklerde gözde akıntı ve kızarıklık, genellikle göz hastalıklarının belirtisi olarak kabul edilir. Göz akıntısı, enfeksiyon, alerji veya yabancı cisimlerin neden olduğu bir durum olabilir. Bu durumda gözler, normalden daha fazla sıvı üretmeye başlayabilir. Kızarıklık ise, gözün beyaz kısmında veya göz kapaklarında iltihaplanma belirtisidir ve genellikle rahatsızlık verici bir durumun göstergesidir. Gözdeki damarların genişlemesi sonucu meydana gelir. Bu iki belirtinin görülmesi, köpeğin göz sağlığında bir sorunun bulunduğunu göstermektedir. Veteriner kontrolü, doğru teşhis ve tedavi için gereklidir.

Göz Kaşıma ve Rahatsızlık Belirtileri

Köpeklerde göz kaşıma davranışı, gözlerdeki rahatsızlığın en belirgin işaretlerinden biridir. Bu durum genellikle alerjiler, enfeksiyonlar veya gözde yabancı cisimlerin varlığı sonucu ortaya çıkar. Köpekler, gözlerini kaşımak suretiyle rahatsızlık hissini azaltmaya çalışır ve bu da göz sağlığını daha da kötüleştirebilir. Göz kaşıma ile birlikte, köpekte sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve gözler üzerinde aşırı odaklanma gibi belirtiler görülebilir. Sahiplerin bu tür rahatsızlıklar fark ettiğinde, köpeklerini veteriner hekime götürmeleri önemlidir. Erken müdahale, göz hastalıklarının ilerlemesini önleyebilir.

Köpeklerde Göz Hastalıklarının Belirtileri Nelerdir?

Köpeklerde göz hastalıklarının belirtileri, göz sağlığındaki bozulmanın anlaşılmasında yardımcı olur. Sahiplerin gözlemleri, hastalıkların erken teşhisi için kritik öneme sahiptir. Belirtiler şunlardır:

  • Gözde Kızarıklık: Gözün beyaz kısmında iltihaplanma.
  • Göz Akıntısı: Enfeksiyon veya alerjilerin belirtisi olabilir.
  • Gözleri Kaşıma: Rahatsızlık hissi nedeniyle ortaya çıkan davranış.
  • Işığa Karşı Hassasiyet: Köpeklerin ışık altında rahatsızlık hissetmesi.
  • Görme Kaybı Belirtileri: Hareketlere tepki vermemde zorlanma.
    Bu belirtilerden birini veya birkaçını fark ederseniz, veteriner hekime başvurulması önerilir.

Köpeklerde Sık Görülen Göz Hastalıkları Nelerdir?

Köpeklerde sık görülen göz hastalıkları, genellikle göz sağlığını tehdit eden durumlardır. Bu hastalıklar, köpeklerin görünümünü ve sağlığını olumsuz etkileyebilir. Yaygın göz hastalıkları şunlardır:

  • Konjonktivit (Göz İltihabı): Gözlerde kızarıklık ve akıntıya neden olur.
  • Gözde Ülser ve Yaralanmalar: Ağrı ve görme kaybı riski taşır.
  • Glokom: Göz tansiyonu sorunudur, ağrı ve görme kaybına yol açabilir.
  • Katarakt: Görmede bulanıklık ve kayba neden olur.
    Bu hastalıkların belirtileri gözlemlendiğinde, mutlaka veteriner kontrolü yapılmalıdır.

Konjonktivit (Göz İltihabı)

Konjonktivit, köpeklerde sıkça karşılaşılan bir göz hastalığıdır ve gözün bağ dokusunun iltihaplanması durumunu ifade eder. Bu hastalık, genellikle gözlerde kızarıklık, şişlik ve akıntı ile kendini gösterir. Köpekler konjonktivit olduğunda, gözlerini sürekli ovuşturabilir veya kaşıyabilir. Alerjiler, enfeksiyonlar veya yabancı cisimler konjonktivitin başlıca nedenlerindendir. Görülen belirtiler rahatsızlık verebilir ve köpeğin genel davranışını etkileyebilir. Tedavi sürecinde veteriner hekim, uygun göz damlaları veya ilaçlar ile iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olur. Konjonktivit, erken teşhis ve doğru tedavi ile kolaylıkla iyileştirilebilen bir göz hastalığıdır.

Gözde Ülser ve Yaralanmalar

Gözde ülser, köpeklerde göz sağlığını tehdit eden ciddi bir durumlardan biridir. Gözün kornea tabakasının zarar görmesi ve altında iltihaplanma olmasıyla karakterizedir. Ülserler genellikle aşırı ağrı, gözde sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve görme kaybına neden olabilir. Göz yaralanmaları ise, kazalar veya yabancı cisimlerin girmesi sonucu meydana gelir ve gözde ciddi hasara yol açabilir. Bu durumlar, köpeklerin rahatını bozarak günlük yaşamlarını olumsuz etkiler. Gözde ülser veya yaralanma belirtleri görüldüğünde, acil veteriner hekim müdahalesi gereklidir. Gözün korunması ve tedavi sürecinin hızlanması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Glokom: Göz Tansiyonu Sorunu

Glokom, köpeklerde görülebilen ciddi bir göz hastalığıdır ve göz içi tansiyonunun yükselmesi ile karakterizedir. Bu durum, göz sinirlerine zarar vererek görme kaybına yol açabilir. Glokom genellikle ağrı, gözde şişlik, göz nadiren açılma ve ışığa karşı aşırı hassasiyetle kendini gösterir. Köpekler bu hastalık nedeniyle gözlerini kapalı tutma eğilimi gösterebilir. Glokomun nedenleri arasında genetik faktörler, göz yaralanmaları ve diğer göz hastalıkları bulunur. Tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına neden olabileceğinden, belirtiler fark edildiğinde derhal veteriner hekime başvurulması önemlidir. Glokomun tedavisi, göz damlaları ve cerrahi yöntemler ile göz içi tansiyonunu kontrol altına almayı amaçlar.

Katarakt ve Görme Kaybı

Katarakt, köpeklerde yaygın olarak görülen bir göz hastalığıdır ve genellikle yaşlı köpeklerde daha fazla rastlanır. Bu hastalık, göz merceğinin bulanıklaşması sonucu meydana gelir ve görme kaybına yol açabilir. Katarakt belirtileri arasında gece görüşünde zorluk, gözlerdeki mavi veya beyaz görünüm ve ışığa karşı hassasiyet yer alır. Köpekler, katarakt nedeniyle aşırı ışık altında yürümekte zorlanabilirler. Tedavi edilmediğinde, tamamen körlüğe neden olabilir. Veteriner hekim, kataraktı teşhis ettiğinde çeşitli ileri tetkikler yapabilir ve durumun ilerlemesi için gözlem önerebilir. Gelişen tıbbi yöntemlerle katarakt ameliyatı başarıyla gerçekleştirilebilmekte ve köpeklerin görme yetenekleri tekrar kazanılmaktadır.

Göz Hastalıklarının Nedenleri

Köpeklerde göz hastalıklarının birçok farklı nedeni bulunmaktadır. En yaygın nedenlerden biri genetik yatkınlıktır; bazı ırklar belirli göz hastalıklarına daha kolay tutulabilir. Alerjiler, çevresel faktörler ve enfeksiyonlar da göz sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Yetersiz beslenme, gözlerin yeterince korunamaması ve hijyen eksikliği, göz hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle yaşlı köpeklerde, göz merceklerinde meydana gelen değişiklikler sonucu katarakt gibi hastalıklar sıklıkla görülür. Gözlerdeki yabancı cisimler veya yaralanmalar da iltihaplanmalara yol açarak çeşitli göz hastalıklarının oluşumunu tetikleyebilir.

Köpeklerde Göz Hastalıklarının Tedavi Yöntemleri

Köpeklerde göz hastalıklarının tedavi yöntemleri, hastalıkların türüne ve nedenine göre değişiklik gösterir. İlk olarak, veteriner hekim tarafından yapılan muayene ile doğru tanı konulması önemlidir. Tedavi yöntemleri şunları içerebilir:

  • Göz Damlaları: İltihabı azaltmak ve enfeksiyonları yok etmek için kullanılır.
  • Antibiyotik İlaçlar: Bakteriyel enfeksiyonlara karşı savaşmada etkilidir.
  • Cerrahi Müdahale: Glokom veya katarakt gibi ciddi durumlarda gerekebilir.
  • Destekleyici Tedavi: Göz sağlığını desteklemek için vitamin ve mineraller içerebilir.
    Bu yöntemler sayesinde köpeklerin göz sağlığı yeniden kazandırılabilir.

Hangi Irklar Göz Hastalıklarına Daha Yatkındır?

Bazı köpek ırkları, genetik yapılarına bağlı olarak göz hastalıklarına daha yatkın olabilmektedir. Özellikle düz yüzlü ırklar, gözlerinin anatomik yapısı nedeniyle çeşitli göz problemleri yaşama riski taşır. BulldogPekingese ve Shih Tzu gibi ırklar, sık sık göz hastalıkları ile karşılaşabilirler. Bunun yanı sıra, uzun tüylü ırklar da göz sağlığı açısından dikkat gerektirir; tüylü yapıları gözlerin üzerini kapatarak tahrişe yol açabilir. Golden Retriever ve Fox Terrier gibi ırklar ise katarakt ve glokom gibi hastalıklara daha sık yakalanabilir. Köpek sahiplerinin, ırklarının göz sağlığını gözetmeleri ve düzenli veteriner kontrollerini ihmal etmemeleri önemlidir.

Köpeklerde Göz Sağlığını Korumak İçin Öneriler

Köpeklerde göz sağlığını korumak, sahiplerin dikkat etmesi gereken önemli bir konudur. Göz sağlığını korumak için şunlara dikkat edebilirsiniz:

  • Düzenli Veteriner Kontrolleri: Göz sağlığının izlenmesi için önemlidir.
  • Temizlik ve Bakım: Göz çevresi temiz tutulmalı ve gerekli bakım yapılmalıdır.
  • Dengeli Beslenme: Göz sağlığını destekleyecek vitamin ve mineraller içeren bir diyet uygulanmalıdır.
  • Aşırı Işıktan Koruma: Gözlerin zarar görmemesi için dikkat edilmelidir.
  • Aktif Ve Sağlıklı Yaşam: Düzenli egzersiz, genel sağlığı ve göz sağlığını olumlu etkiler.
    Bu öneriler, köpeklerin göz sağlığını uzun vadede korumaya yardımcı olacaktır.

Göz Temizliğinin Düzenli Yapılması

Köpeklerde göz temizliği, göz sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Gözlerin düzenli olarak temizlenmesi, akıntı ve kirlerin birikmesini önler. Sahiplerin göz çevresindeki lekeleri temizlemek için uygun yöntemler kullanması gerekmektedir. Bunun için, yumuşak ve nemli bir bezle göz çevresi nazikçe silinebilir. Göz damlaları kullanarak, köpeklerin gözlerinin nemli kalmasına ve olası enfeksiyonların önüne geçilmesine yardımcı olunabilir. Göz temizliği, özellikle alerjik dönemlerde veya göz hastalığı belirtileri gözlemlendiğinde daha sık yapılmalıdır. Düzenli göz temizliği, köpeklerin rahat etmesini sağlarken, göz sağlığının uzun süre korunmasına yardımcı olur.

Göz Çevresindeki Tüylerin Bakımı

Köpeklerde göz sağlığını korumak için göz çevresindeki tüylere bakım yapmak oldukça önemlidir. Göz çevresindeki tüylerin uzun ve kalın olması, gözlerin daha fazla rahatsızlık hissetmesine neden olabilir; bu da göz hastalıklarının ortaya çıkma ihtimalini artırır. Tüylerin düzenli olarak kesilmesi, gözlerin daha iyi görünmesini ve hava almasını sağlar. Böylece, gözlerdeki sulanma ve akıntı gibi sorunlar azalabilir. Göz çevresindeki tüylerin temizliği ayrıca, kir ve bakterilerin birikmesini önler. Tüylerdeki lekeleri ve kirlilikleri gidermek için hafif ıslak bir bezle nazikçe temizlenebilir. Bu bakım, köpeklerin göz sağlığının korunmasına katkıda bulunur.

Göz Hastalıklarında Acil Durum Belirtileri

Göz hastalıkları durumunda bazı acil durum belirtileri, hızlı bir veteriner müdahalesi gerektirebilir. Köpeklerde göz sağlığı ile ilgili ciddi sorunların belirtisi olabilecek durumlar şunlardır:

  • Ani Görme Kaybı: Köpeğinizin gözle ilgili ciddi bir sorunu olduğunu gösterir.
  • Gözde Şişlik: Gözün dış görünümünde bariz bir değişiklik meydana gelebilir.
  • Yoğun Göz Ağrısı: Köpeğin rahatsızlık hissi nedeniyle sürekli inleme veya huzursuzluk yaşaması.
  • Gözlerden Aşırı Akıntı: Normalden fazla göz akıntısı görülmesi.
  • Işığa Karşı Aşırı Hassasiyet: Köpeğinizin ışığa karşı duyarlılığının artması.
    Bu belirtilerden biri gözlemlendiğinde, derhal veteriner hekime başvurulmalıdır.

 

 

 

Kaynak: Elit Yavru

Kedilerde Göz İltihabı Nedir? Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi !!!

Kedilerde göz iltihabı, gözde oluşan enfeksiyon veya tahriş sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Bu durum genellikle kızarıklık, şişlik, akıntı gibi belirlerle kendini gösterir. Göz iltihabının en yaygın nedenleri arasında kedilerde konjonktivit, üveit gibi çeşitli kornea sorunları ve gözyaşı kanalındaki tıkanıklıklar yer alır. İltihaba neden olan problemler tedavi edilmezse kedinizin görme yetisi olumsuz etkilenebilir ve ciddi ağrılara yol açabilir. Göz iltihabı söz konusu olduğunda erken teşhis ve tedavi büyük önem taşır. Bu yazımızda kedilerde göz iltihabının nedenleri, belirtileri ve tedavisinin yanı sıra kedilerde göz sağlığı ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz.

Kedilerin Göz Yapısı ve Göz Sağlığının Önemi

Kedinizin göz sağlığını anlamak için göz yapısını bilmeniz önemlidir. Kedilerde, üst ve alt göz kapaklarına ek olarak üçüncü bir göz kapağı (nictitating membrane) vardır. Bu yapı gözün temiz kalmasını ve dış etkenlerden korunmasını sağlar. Gözyaşı bezleri, gözleri nemli tutarak enfeksiyonları önler. Kedinizin çevresini tanıması ve rahat bir yaşam sürmesi için sağlıklı bir göze sahip olması gerekir.

Kedilerde Göz İltihabının Belirtileri

Kedinizin gözlerinde iltihap olup olmadığını anlamak için bazı yaygın belirtilere dikkat etmelisiniz.

  • Gözlerde kızarıklık,
  • Yoğun kıvamlı, sarı veya yeşil renkli akıntı,
  • Göz kapaklarında şişlik,
  • Gözleri sürekli kırpma veya gözleri kapalı tutma,
  • Işığa karşı hassasiyet gibi belirtilerden herhangi birini fark ettiğiniz zaman kedinizi en kısa sürede bir veteriner hekime götürmelisiniz.

Kedilerde Göz İltihabına Neden Olan Durumlar

Kedilerde göz iltihabının birçok farklı nedeni olabilir ve bu durumlar genellikle gözlerde tahriş, şişlik, kızarıklık gibi belirtilerle kendini gösterir. İşte göz iltihabına yol açan en yaygın nedenler:

Alerji

Tıpkı insanlarda olduğu gibi, kediler de çevresel alerjenlere karşı hassas olabilirler. Polen, toz ve kimyasal maddeler gibi alerjenler kedinizin gözlerinde iltihaba yol açabilir. Alerjik reaksiyonlar, gözlerde sulanma, kızarıklık ve kaşınma şeklinde kendini gösterir. Kedinizin gözün tahriş belirtileri fark ediyorsanız evde kullanılan temizlik malzemelerinin veya pire önleyici ürünlerin içeriklerine dikkat etmek önemli olabilir. Kedinizi polen gibi dış etkenlerden uzak tutmak zor olsa da diğer unsurlarla teması en aza indirmek  göz sağlığını korumaya yardımcı olur.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları

Üst solunum yolu enfeksiyonları, kedilerde göz iltihabının en yaygın nedenlerinden biridir. Feline herpes virüsü ve calicivirus gibi virüsler hem solunum yolu hem de göz sağlığını etkileyerek göz iltihabına yol açabilir. Bu tür enfeksiyonlar genellikle burun akıntısı, hapşırma, iştahsızlık gibi semptomlarla birlikte ortaya çıkar ve gözlerde akıntı, kızarıklık, şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Eğer kedinizde bu belirtileri varsa mutlaka bir veteriner hekime danışmanız gerekir. Hızlı müdahale hem enfeksiyonun yayılmasını önler hem de göz sağlığının korunmasına yardımcı olur.

Kornea Bozuklukları ve Diğer Göz Hastalıkları

Üveit

Üveit, kedilerde gözün iç tabakalarının iltihaplanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir göz rahatsızlığıdır. Gözdeki üveal dokuyu etkiler. Üveal doku; kan damarları, iris, silier cisim ve koroidden oluşur. Üveitin belirtileri arasında gözde renk değişikliği, bulanık görme, aşırı sulanma ve ışığa karşı hassasiyet bulunur. Nedenleri genellikle enfeksiyonlar, travmalar veya bağışıklık sistemi bozukluklarıdır. Tedavi edilmediğinde görme kaybına yol açabilir.

Konjunktivit (Pembe Göz)

Konjunktivit, kedilerde oldukça yaygın görülen bir göz iltihabıdır. Gözün beyaz kısmını ve göz kapaklarının iç yüzeyini kaplayan konjunktiva dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıkar. Kedinizde gözde kızarıklık, şişlik, aşırı gözyaşı akıntısı ve göz kapaklarının birbirine yapışması gibi belirtiler gözlemlenebilir. Konjunktivitin en yaygın nedenleri arasında bakteriyel veya viral enfeksiyonlar (özellikle herpes virüsü), alerjiler ve tahriş edici maddelere temas yer alır.

Kornea Ülseri

Kornea ülseri, kedinin gözünün saydam dış tabakası olan korneanın hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Travma, yabancı cisimler, enfeksiyonlar veya gözdeki kimyasal irritanlar hasara neden olabilir. Belirtileri arasında gözde kızarıklık, sürekli göz kırpma, aşırı gözyaşı akıntısı ve bulanık görme yer alır. Tedavi edilmezse ciddi ağrıya, kalıcı görme kaybına veya gözün kaybına yol açabilir.

Kedilerde Gözyaşı Bezleri ve Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları

Gözyaşı bezleri, kedinizin gözlerini nemli tutarak yabancı cisimlere karşı korur. Gözyaşı kanallarının tıkanması durumunda gözyaşları düzgün bir şekilde akamaz ve bu durum enfeksiyonlara zemin hazırlar. Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan kedilerin gözünde aşırı sulanma veya yoğun kıvamlı bir akıntı oluşur. Gözyaşı kanalları doğuştan tıkalı olabilir veya enfeksiyonlar, travmalar ya da alerjik reaksiyonlar sonucunda tıkanabilir. Tedavi edilmezse bu tıkanıklıklar, gözde daha ciddi sorunlara yol açabilir. Tıkanıklığın ihmal edilmesi durumunda cerrahi müdahale gerekebilir.

Yabancı Cisimler ve Travmalar

Kedinizin gözüne toz, kum, bitki parçaları veya diğer yabancı cisimlerin kaçması gözde tahriş ve iltihaplanmaya neden olabilir. Yabancı cisim veya travma sonrasında kedinizin gözlerini ovuşturması genel göz sağlığını daha da kötüleşebilir ve enfeksiyona yol açabilir. Kedinizin gözüne gelen bir darbe ya da yaralanma, gözde şişlik, akıntı ve kızarıklık gibi belirtilerle birlikte iltihaplanmaya neden olabilir. Göz travmaları acil veteriner müdahalesi gerektirir, çünkü tedavi edilmediği takdirde gözde kalıcı hasara yol açabilir.

Blefarit (Göz Kapağı İltihabı)

Blefarit, göz kapaklarının kenarlarında meydana gelen iltihaptır. Göz kapaklarındaki tüy foliküllerinin enfekte olması veya tahriş olmasıyla tetiklenir. Göz kapaklarında kabarma, kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Blefarit genellikle alerjiler veya bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle oluşur. Tedavi edilmediği takdirde gözde enfeksiyon riskini artırır.

Yavru Kedilerde Göz Sağlığı

Yavru kedilerin göz sağlığı, yaşamlarının ilk birkaç haftasında oldukça hassastır. Doğduklarında gözleri kapalıdır ve genellikle 7 ila 14 gün içinde yavaş yavaş açılmaya başlar. Gözlerin açılmaya başladığı dönem enfeksiyonlara karşı en savunmasız olduğu dönemdir. Yavruların bağışıklık sistemleri henüz tam olarak gelişmediği için bu dönemde göz iltihapları ve konjunktivit gibi rahatsızlıklar görülebilir.

Bu dönemde göz hijyenine dikkat etmek çok önemlidir.

Yavru kedilerin gözlerinde şişlik, aşırı akıntı veya kızarıklık fark edilirse zaman kaybetmeden veteriner hekimden yardım alınmalıdır. Göz kapaklarının açılmaması da yavru kediler ciddi bir sorundur ve hızlı müdahale gerektirir. Özellikle göz kapaklarının birbiriyle yapışık kalması, enfeksiyon riskini artırır ve profesyonel bir tedavi süreci gerektirir.

Kedilerde Göz İltihabı Nasıl Teşhis Edilir?

Kedinizin gözünde bir sorun olduğunda veteriner hekiminiz öncelikle detaylı bir göz muayenesi yaparak sorunun kaynağını tespit eder. Teşhis sürecinde, gözdeki akıntının rengi ve kıvamı gibi belirtiler dikkate alınır. Schirmer gözyaşı testi ile gözyaşı üretimi ölçülür ve floresan boyama testi ile korneada hasar olup olmadığı kontrol edilir. Glokom veya üveit gibi göz hastalıklarını teşhis etmek için tonometre ile göz içi basıncı ölçülür. Gerekirse, enfeksiyonun kaynağını belirlemek için kültür testleri yapılabilir.

Veteriner hekim gözyaşı kanallarının tıkalı olup olmadığını da inceleyebilir. Bu incelemeler, gözdeki sorunun enfeksiyon, travma veya başka bir sağlık sorunundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını belirlemeye yardımcı olur. Teşhis ne kadar erken yapılırsa, kedinizin göz sağlığı o kadar kısa sürede toparlanabilir.

Kedilerde Göz İltihabı Tedavi Yöntemleri

Göz iltihabının tedavisi, iltihabın altında yatan nedene bağlı olarak değişir. Veteriner hekiminiz, bakteriyel veya viral bir enfeksiyon varsa, antibiyotik veya antiviral göz damlaları reçete edebilir. Bu ilaçlar, enfeksiyonu kontrol altına alarak iltihabın yayılmasını önler. Antienflamatuar ilaçlar ise gözdeki şişliği ve ağrıyı hafifletmek için kullanılabilir. Eğer kedinizde alerjik bir reaksiyon varsa, veteriner hekim anti-alerjik damlalar veya kortikosteroidlerle tedavi sürecini destekleyebilir.

Tedavi süresince gözlerin düzenli olarak temizlenmesi önemlidir. Veteriner hekiminizin önerdiği steril solüsyonlar ile göz çevresi temizlenmelidir. Gözyaşı kanallarındaki tıkanıklık cerrahi müdahale gerektirebilir. Bazı vakalarda ise kronik göz rahatsızlıkları için uzun süreli tedavi planları gerekebilir.

Kedilerde Göz Sağlığını Korumak İçin İpuçları

Kedinizin göz sağlığını korumak için alabileceğiniz bazı önlemler vardır:

  • Göz çevresindeki birikmiş akıntıları ılık suyla nazikçe temizleyin.
  • Evde kullanılan kimyasalların kedinizde alerjiye neden olmadığından emin olun ve kedinizi kimyasallardan olabildiğince uzak tutun.
  • Kedinizin düzenli veteriner kontrollerine gitmesi, göz sağlığı sorunlarının erken teşhis edilmesini sağlar.

Kedilerde Göz İltihapları ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Gözü iltihap olan kediye ne iyi gelir?

Veteriner hekimin önerdiği ilaçlar ve göz damlaları genellikle etkili olur. Tedavi sürecinde ve sonrasında göz çevresini temiz tutmak da önemlidir.

Kedilerde göz enfeksiyonu kendiliğinden geçer mi?

Bazı hafif enfeksiyonlar kendiliğinden iyileşebilse de enfeksiyonların daha ciddi göz hastalıklarının habercisi olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle veteriner hekim kontrolü aksatılmamalıdır.

Çay kedi gözüne iyi gelir mi?

Halk arasında bilinen bu yöntem, her ne kadar zararsız gibi görünse de kedinizin gözüne ciddi zarar vermenize neden olabilir. Veteriner hekiminize danışmadan evde tedavi uygulamamanız en doğrusudur.

Kedi gözü neyle temizlenir?

Kediler için özel formüle edilen göz temizleme solüsyonları veya mendilleri ile kedinizin gözlerini temizleyebilirsiniz.

Kedimin gözü akıyor, evde ne yapabilirim?

Kedinizin göz çevresini temiz tutmak ve enfeksiyonu yayılmadan kontrol altına almak için bir veteriner hekime başvurmak, yapabileceğiniz en doğru harekettir.

 

 

Kaynaklar:

https://www.webmd.com/pets/cats/eye-discharge-in-cats

https://vcahospitals.com/know-your-pet/conjunctivitis-in-cats

https://www.vet.cornell.edu/departments-centers-and-institutes/cornell-feline-health-center/health-information/feline-health-topics/conjunctivitis

https://www.cats.org.uk/help-and-advice/health/eye-problems-in-cats

https://www.petmd.com/cat/conditions/eyes/c_ct_conjunctivitis

https://beyondpets.com/pet-health-plus/eye-infections-in-cats/

https://animaleyegroup.com/feline-eye-conditions/

https://www.purina.co.uk/articles/cats/health/symptoms/cat-eye-infections

Kuşlarda Depresyon Belirtileri !!!

Kuşlar hasta olduklarında belirtileri çok başarılı bir şekilde gizleyebilirler. Bu nedenle bir kuşun hasta olup olmadığını anlamak için büyük dikkat göstermek gerekir. Kuşların depresyon belirtilerini anlamak ise hasta olduklarını anlamaktan çok daha zordur. Kuşlar mutsuz ya da stresli olduklarında hissettikleri duygular aşırı hale gelinceye kadar gizlerler. Sonunda ise fiziksel ya da davranışsal olarak hissetiklerini dışavururlar. Bu nedenle “kuşun strese girdiğini nasıl anlarız?” sorusuna yanıt vermek kolay değildir. Kuşlar yaşadıkları stresi ya da mutsuzluğu çok farklı şekillerde dışavururlar. Ayrıca bazı depresyon belirtileri de diğer hastalıklarla benzer özellikler göstermektedir. Bu durumlarda onların depresyona girip girmediğini anlamayı çok daha zor hale getirmektedir. Her ne kadar kuşların depresyona girebileceği akla pek gelmese de aslında kuşlarda depresyon oldukça yaygındır. Bu yazımızda kuşlarda depresyon belirtileri hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Kuşlar Neden Depresyona Girer?

“Kuşlar depresyona girer mi?” sorusundan ziyade onların neden depresyona girdiği daha önemlidir. Çünkü stresi ya da mutsuzluğu nasıl yansıttıklarının dışında insanlar gibi birçok nedenden dolayı depresyona girebilirler. Kuşlarda depresyon nedenleri mental ya da fiziksel olabilmektedir. Hastalık, kafesin değişmesi, ilgisizlik, en sevdiği oyuncağın kaybolması gibi birçok farklı neden kuşlarda depresyona neden olabilmektedir. Kuşların yaşam alanlarında meydana gelen değişiklikler kuşlarda depresyonun başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Eve gelen yeni insanlar, hayvanlar, gürültülü ortam hatta duvarları farklı bir renge boyamak bile kuşlarda depresyona neden olmaktadır. Evden gelmese bile dışardan gelen köpek ya da kedi sesi gibi diğer hayvanların sesleri, günlük rutinde değişiklik meydana gelmesi de depresyonun diğer sebepleri arasında yer almaktadır. Son olarak evdeki kuşlar için ışıklandırma da son derece önemlidir. Kafesi karanlık bir odaya almak ya da etrafını bir şeyle kapatıp karartmak kuşlarda depresyona yol açabilmektedir. Basitçe kuşlar alışkanlıklarına sadık hayvanlardır ve onların rutinlerini değiştirmek onları mutsuz ya da stresli yapabilmektedir.

Kuşlarda Stres Belirtileri

Strese girmiş kuşların zorlu bir dönemden geçtikleri unutulmamalıdır. Depresyon ile beraber kuşların bağışıklık sistemi zayıflar ve beraberinde birçok problem de ortaya çıkar. Bazı belirtiler depresyonun ve stresin göstergeleri arasında yer almaktadır. “Kuşun strese girdiğini nasıl anlarız?” sorusunu cevaplayabilmek için kuşta meydana gelen değişikliklerin yakından incelenmesi gerekmektedir.

İştah Kaybı

İştah kaybı kuşlarda birden çok sağlık sorunun belirtisi olsa da depresyonun en önemli belirtilerinden bir tanesidir. Kuşlar çok hızlı bir metabolizmaya sahip olduğu için iştah kaybını çok kısa sürede fark etmek gerekmektedir. Kilo kaybı kuşlar için çok tehlikeli olabilir. Bu nedenle mama tüketiminde iki gün üst üste azalma meydana geldiğinde bu durumun arkasına düşmek gerekmektedir.

Agresiflik

Depresyonun gözlemlenebilir en kolay belirtilerinden birisi de agresifliktir. Özellikle papağanlar depresyonda olduklarında aşırı derecede agresifleşmektedir.

Tüy Yolma

Kuşlar tüylerini yolmaya başladığında bu durum çok hızlı bir şekilde kronik ve yıkıcı bir probleme döner. Tüysüz bölgeler görmeye başladığınızda bunun nedenini bulmanız gerekmektedir. Medikal bir problem olmadığından emin olduğunuzda depresyon işaretleri aramaya başlayabilirsiniz. Yeterince sosyalleşmeyen, ilgi görmeyen ya da sıkılan kuşlar tüylerini yolmaya başlamaktadır. Kuşların tüylerini yolmaması için her gün kuş ile özel olarak ilgilenildiğinden emin olmak gerekmektedir.

Ses Değişikliği

Kuşlar çok farklı türde ve frekansta sesler çıkarabilmektedir. Depresyon ile beraber çıkan seslerin seviyesinde ya da türünde değişiklikler meydana gelmektedir. Birçok kuş can sıkıntısından ya da mutsuzluktan yüksek ses çıkarır. Bu bağırma tarzı seslerin nedeni kuşun ilgisiz kalmasıdır. Bir süre sonra sürekli olarak yüksek ses çıkarıyor olmaları onların depresyonda olduğunun göstergelerinden bir tanesidir.

Stres Çizgileri

Kuşun stres altında olduğunu gösteren belirtilerde bir diğeri de stres çizgileridir. Bu çizgiler tüylerle ilgili bir sağlık problemi olarak algılanmamalıdır. Stres çizgileri kuşun mutsuz olduğunu ve yaşam kalitesinin düştüğünü göstermektedir. Stres çizgileri kuşların tüylerinin orta bölümüne doğru dikine koyu çizgiler olarak meydana gelmektedir. Beslenme şekli, çevre düzenlemesi ve kuşla olan etkileşim sağlandığında tüyler yine eski hale dönmekte ve çizgiler ortadan kalkmaktadır.

Uzun Süreli Stresin Kuşlara Olan Etkisi

Kronik stres ve mutsuzluk tıpkı insanlarda olduğu gibi kuşlarda da fiziksel problemlere neden olmaktadır. Sürekli olarak mutsuz olan kuşlarda iştah kaybı ortaya çıkmaktadır. Bu hızlı bir şekilde kilo kaybına ve beslenme yetersizliğine neden olmaktadır. Aşırı kaygılı kuşlar sürekli olarak tüylerini yolarlar. Bu da tüy foliküllerinden yeni tüylerin büyümesini engeller ve ciltlerinde yaralara neden olur. Buna ek olarak dişi kuşlar yumurtlayamazlar. Bu da yumurtaların vücut içinde sıkışmasına ve cerrahi müdahale ile çıkarılması gerekliliğinin gündeme gelmesine neden olur. Son olarak kronik strese sahip kuşlarda bağışıklık sistemi olması gerektiği gibi işlemez. Bu nedenle kuşlar enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara karşı daha hassas hale gelmektedir.

Kuşlarda Depresyon ile Başa Çıkma

“Kuşlar depresyondan nasıl çıkar?” sorusunun cevabı aslında oldukça basittir. Bunun için depresyonun kaynağını bulmak gerekmektedir. Strese ya da mutsuzluğa neden olan sorunu bulup onu ortadan kaldırmak çoğu zaman depresyonu da ortadan kaldırmaktadır. Ancak kuşta strese ya da mutsuzluğa neden olan durumu belirlemek oldukça zordur. Kafesin yerini değiştirmek, eğer yakın zamanda değişiklik yapıldıysa eski yerine koymak depresyon nedenlerini eleme konusunda yardımcı olacaktır. Kafes özellikle aile üyelerinin zaman geçirdiği bir odaya koymak kuşun yaşadığı stresin üstesinden gelmesini kolaylaştırmaktadır. Kafese birkaç oyuncak koymak da kuşun yalnız hissetmesinin önüne geçmektedir. Bununla beraber yetersiz mental uyarılma depresyona neden olabilmektedir. Kuşun oyuncaklarla oynamasını sağlayarak mental uyarılmasını artırmak da depresyonun üstesinden gelmeyi oldukça kolaylaştırmaktadır.

Eşi vefat eden kuşlarda bir süre depresyon belirtileri görülmesi son derece normaldır. Ancak zaman içerisinde kuş eski haline dönecektir. Birkaç hafta sonrasında iyiye doğru herhangi bir değişiklik meydana gelmediğinde harekete geçmek gerekmektedir. Kuşlarla etkileşime geçmek, onlarla konuşmak ya da oynamak onların depresyonun üstesinden gelmesini sağlamaktadır. Bu nedenle kuşlarla yeterince vakit geçirdiğinizden emin olmak önemlidir. Kuşlar psikolojik olarak oldukça karmaşık canlılardır. Aynı zamanda son derece zekidirler ve sosyal açıdan ilgiye ihtiyaç duyarlar. Yeterli ilgi ve mental uyarılma sağlandığında uzun yıllar mutlu bir şekilde yaşarlar.

 

Kaynak: Pet B

Ginepig Sizin İçin Doğru Bir Evcil Hayvan mı?

Ginepig sahiplenmek, son yıllarda giderek daha fazla hayvanseverin gündeminde. Sessiz, temiz ve yumuşak başlı yapıları, apartmanda yaşayan bireyler tarafından önceliklendirilmelerine yol açıyor. Elbette, her zaman olduğu gibi, evcil hayvan sahiplenmenin sorumlulukları olduğunun göz ardı edilmemesi gerekiyor.

Bu söylem ginepigler için de şüphesiz geçerlidir. Ginepig sahiplenmek, salt onların konforlu bir yaşam sürebilmelerini sağlayacak ginepig kafesi almakla sınırlı değildir. Onların beslenmesinden sosyal ihtiyaçlarına kadar birçok konuya dikkat edilmesi gerekir.

İlk defa evcil hayvan sahiplenmeyi düşünenler, çocuklarına sorumluluk kazandırmak isteyen aileler veya küçük ama etkileşimli bir canlı arayanlar için bu rehber, karar verme sürecinizi kolaylaştırabilir. “Ginepig beslemek zor mu?” ya da “Ginepigler evde beslenir mi?” gibi soruların yanıtlarını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Hazırsanız, başlıyoruz.

Ginepigler Gürültücü Küçük Dostlardır

İlk bakışta sessiz olduklarına dair bir algı oluşsa da ginepigler aslında oldukça sesli canlılardır. Acıktıklarında, heyecanlandıklarında veya sahiplerini gördüklerinde tiz ve belirgin sesler çıkarırlar. Bu sesler zamanla tanıdık hâle gelir ve ginepigle iletişim kurmanın eğlenceli bir parçasına dönüşür.

Ginepig sesi, genellikle “vikvik” veya “cikcik” şeklindedir ve farklı ruh hâllerine göre değişiklik gösterebilir. Mutlu olduklarında mırıldanır gibi sesler çıkarırken huzursuz olduklarında tiz ve uyarı niteliğinde sesler duyulabilir. Bu nedenle onları anlamayı öğrenmek, bağ kurma sürecini hızlandırır.

Small Pet Select kaynağında da belirtildiği gibi ginepigler, insanlarla etkileşime açık, sosyal ve ses yoluyla iletişim kuran canlılardır. Bu yönüyle yalnız bırakıldıklarında ya da ilgisiz kaldıklarında sesli uyarılarla tepkilerini gösterebilirler.

Ginepigler Durmadan Yemek Yerler

Ginepiglerin metabolizması hızlı çalışır. Bu da günün büyük kısmını yemeye ayırmaları anlamına gelir. Sürekli otlayan bu küçük kemirgenler için taze saman, C vitamini içeren sebzeler ve temiz su vazgeçilmezdir.

“Ginepig ne yer?” sorusunun yanıtı, onların sağlığı açısından oldukça kritiktir. Sadece ginepig yemi ile beslenmeleri yeterli değildir. Bol lifli gıdalar ve C vitamini, vücutlarında doğal olarak üretilemediği için mutlaka dışarıdan alınmalıdır. Bu nedenle beslenme planı titizlikle hazırlanmalıdır.

PDSA kaynağında da belirtildiği gibi, ginepiglerin sağlıklı kalabilmesi için her gün taze sebze tüketmeleri ve samana sürekli erişebilmeleri gerekir. Aksi takdirde sindirim problemleri ve diş hastalıkları gelişebilir.

Ginepigler Bol Alan İster

Küçük vücutlarına aldanmayın; ginepigler hareket etmeyi seven canlılardır. Onları sadece küçük bir kafese koymak, ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli değildir. Ginepig kafesi, geniş ve ferah olmalı; içinde rahatça yürüyebilecekleri, saklanabilecekleri alanlar barındırmalıdır.

Minimum kafes ölçüsü iki ginepig için en az 120 cm x 60 cm olarak önerilse de bu alanın yalnızca temel hareket ihtiyaçları için olduğu unutulmamalıdır. Ekstra oyun alanları sağlanması ve zaman zaman dışarı çıkarılarak serbest dolaşmalarına izin verilmesi hem fiziksel hem de zihinsel sağlıkları açısından önemlidir.

RSPCA Australia kaynağında ginepiglerin hareket alanı yetersiz olduğunda kilo artışı, eklem sorunları ve stres gibi problemlerin gündeme gelebileceği belirtilir. Bu nedenle yaşadıkları ortamın zenginleştirilmesi, sağlıklı bir yaşam için kritik önemdedir.

Ginepigler Depresyona Girebilir

Ginepigler yalnızlığı hiç sevmez. Doğaları gereği sosyal canlılardır ve yalnız bırakıldıklarında duygusal olarak olumsuz etkilenebilirler. “Ginepig yalnız kalır mı?” sorusunun yanıtı net: Uzun süre yalnız kalmak onlar için stres ve depresyon nedeni olabilir.

İdeal olan, en az iki ginepige birlikte bakılmasıdır. Böylece birbirleriyle iletişim kurabilir, oyun oynayabilir ve kendilerini güvende hissederler. Eğer tek bir ginepig beslemeyi düşünüyorsanız, gün içinde onunla bolca vakit geçirmeye hazır olmalısınız.

Sosyal yalıtım yaşayan ginepiglerde; yemek yememe, hareketsizlik ve agresif davranışlar gözlenebilir. Bu belirtiler, depresyonun habercisi olabilir ve ciddiye alınmalıdır.

Ginepigler Düzenli Bakım Gerektirir

Her ne kadar düşük bakım isteyen evcil hayvanlar arasında sayılsalar da ginepig bakımı belli bir sorumluluk gerektirir. Tırnak kesimi, tüy kontrolü, kafes temizliği ve günlük beslenme takibi düzenli olarak yapılmalıdır. Aksi hâlde hem hijyen sorunları hem de sağlık problemleri ortaya çıkabilir.

Ginepig tırnak kesimi, özellikle hareketsiz kalan hayvanlarda aksatıldığında yürüme güçlüğüne ve enfeksiyonlara neden olabilir. Tüyleri kısa olsa da düzenli fırçalanması tavsiye edilir. Bilhassa uzun tüylü türlerin tüylerinde düğümlenme meydana gelebilir.

Humane World kaynağında da belirtildiği gibi, ginepiglerin kafesi haftada en az bir kez detaylı temizlenmeli, günlük olarak dışkı ve idrarla kirlenen bölgeler kontrol edilmelidir. Bu bakım rutini hem hayvanın sağlığı hem de ev hijyeni açısından önem taşır.

Sağlık Harcamalarını Göz Ardı Etmeyin

Ginepigler küçük olabilir ama sağlık harcamaları olabileceği unutulmamalıdır. Ne yazık ki birçok kişi, bu minik dostların veteriner hekim kontrolüne ihtiyaç duyduğunu göz ardı eder. Evcil hayvan bakımı söz konusu olduğunda tür ayırmaksızın düzenli sağlık kontrolü ve acil durumlarda müdahale gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ginepigler için de geçerlidir.

Diş problemleri, sindirim bozuklukları, cilt enfeksiyonları gibi durumlar erken teşhis edilmezse ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle yılda en az bir kez veteriner hekim kontrolüne götürülmeleri önerilir. Ayrıca ani kilo kaybı veya davranış değişikliği gibi durumlarda vakit kaybetmeden destek alınmalıdır.

Ginepigler Uzun Ömürlü Ev Arkadaşlarıdır

Ginepig sahiplenmek yıllar sürecek bir yolculuktur. Uygun bakım koşullarında bu sevimli dostlar 5 ila 7 yıl arasında yaşayabilir. Bazı bireylerde bu süre 10 yıla kadar uzayabilir. Bu nedenle sahiplenme kararı anlık değil, uzun vadeli düşünülmelidir.

Ginepiglerin yaşam süresi, doğrudan beslenme düzeni, çevresel hijyen, genetik yapı ve stres düzeyiyle ilişkilidir. Ne kadar iyi bakılırlarsa, o kadar sağlıklı ve uzun ömürlü olurlar. Özellikle çocuklara hediye olarak alınan ginepiglerin, “sorumluluk bilinci” içeren bir bağlamda bakılmasını sağlamak önemlidir.

PDSA kaynağında da belirtildiği gibi, ginepigler genellikle uzun vadeli bakım isteyen evcil hayvanlar olarak değerlendirilmelidir. Sahiplenmeden önce bu süreye hazır olup olmadığınızı düşünmeniz, hem sizin hem de hayvanın mutluluğu açısından kritik öneme sahiptir.

Çocuklar İçin Uygun mu?

Ginepigler nazik, sevecen ve kolay korkmayan yapılarıyla çocuklu evler için oldukça uygun bir evcil hayvandır. Çocuklara hayvana nasıl yaklaşmaları gerektiği öğretilmeden çocukların ginepigle baş başa bırakılmaları tavsiye edilmez.

“Ginepig çocuklar için uygun mu?” sorusuna verilecek yanıt yaşa göre değişir. 6 yaş altı çocuklar, ani hareketleriyle hayvanı korkutabilir. Bu yaş grubunda ebeveyn gözetimi şarttır. Daha büyük çocuklar için ise çocuğa sorumluluk bilinci kazandırmak ve canlılara saygı duymayı öğretmek açısından harika bir fırsattır.

Ginepigler sabırlı ve nazik çocuklar için iyi bir dost olacaktır. Ancak her hayvan gibi strese girebilirler; bu yüzden çocuklara yumuşak dokunuş ve sessiz yaklaşımın önemi mutlaka anlatılmalıdır.

Ginepigler; sevimli görünümleri, sakin doğaları ve sosyal yapılarıyla birçok kişi için harika bir ev arkadaşı olabilir. Ancak bu karar, yalnızca “küçük” oldukları için verilmemelidir. Evcil hayvan olarak ginepig; düzenli bakım, sosyal etkileşim ve maddi sorumluluk gerektirir.

Ginepig sahiplenmek istiyorsanız; onların yalnız kalamayacağını, sürekli yiyecek ve geniş yaşam alanı ihtiyaçları olduğunu ve zaman zaman veteriner hekim kontrolüne gerek duyacaklarını bilerek yola çıkmalısınız. Doğru ortam ve ilgi sağlandığında ginepigleri mutlu etmek, onlarla yıllar boyu sürecek keyifli bir bağ kurmak mümkün olabilir.

Ginepig Sahiplenmeyi Düşünenler Tarafından Sık Sorulan Sorular

Ginepig sahiplenmeyi düşünüyorsanız aklınıza takılan birçok soru olması oldukça normaldir. Onların bakım ihtiyaçlarını, doğru beslenme düzenlerini ve ideal yaşam alanlarını anlamak hem sizin hem de sevimli dostunuzun mutluluğu için büyük önem taşır. İçeriğimizin bu kısmında, sıkça sorulan sorular aracılığıyla ginepiglerle ilgili merak edilen konulara açıklık getireceğiz.

Ginepig mi, hamster mı daha kolay bakılır?

Ginepig, hamsterlara göre daha sosyal ve insan odaklıdır. Hamsterlar genellikle gece aktif olmayı ve yalnız yaşamayı tercih ederken ginepigler gündüz aktiftir ve arkadaşlık kurmayı sever. Ancak ginepiglerin bakım alanı ve beslenme takibi daha fazla dikkat gerektirir. Sessizlik ve yalnızlık arayan biri için hamster, etkileşim isteyen biri için ginepig daha uygundur.

Ginepig kafesi nereye konmalı?

Ginepig kafesi; direkt güneş ışığı almayan, hava akımı rahatsız edici olmayan ve sessiz bir odaya yerleştirilmelidir. Aşırı sıcak veya soğuk ortamlar sağlıklarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca aile bireylerinin sıkça bulunduğu bir alanda olmaları sosyalleşmeleri açısından faydalıdır.

Ginepig yıkanır mı?

Ginepigler, temizlik konusunda oldukça titizdir ve genellikle yıkanmaları gerekmez. Sadece veteriner hekim önerisiyle, özel durumlarda ılık suyla yıkanabilir. Aksi takdirde sık banyo yapmak, cilt kuruluğuna ve strese neden olabilir.

Ginepigler gece ses yapar mı?

Ginepigler gün boyunca aktif olsalar da zaman zaman gece de hareket edebilir, su içebilir veya ses çıkarabilirler. Ancak genellikle gece sessizdirler. Gürültü seviyesi, açlık ya da ilgi isteğiyle artabilir.

Ginepigler ne kadar tüy döker?

Tüy dökme miktarı türlerine göre değişir. Kısa tüylü ginepigler daha az tüy dökerken uzun tüylü türlerin düzenli taranması gerekir. Mevsim geçişlerinde tüy dökümü artabilir, ancak genel olarak aşırı tüy döken hayvanlar değildir.

Ginepigler eğitilebilir mi?

Evet! Ginepigler basit komutlara ve rutine alışabilir. Örneğin, mama saati yaklaştığında belirli seslere tepki verebilirler. Tuvalet eğitimi ise tam anlamıyla mümkün olmasa da bazı bireyler belirli alanlara dışkı yapmayı öğrenebilir.

 

 

Kaynaklar:

https://www.pdsa.org.uk/pet-help-and-advice/looking-after-your-pet/small-pets/guinea-pigs-as-pets
https://www.humaneworld.org/en/resources/would-guinea-pig-make-good-pet-you
https://www.bayswaterveterinaryreferrals.co.uk/article/is-a-guinea-pig-right-for-you-learn-more-here/

Kedilerin Sevmediği Kokular Nelerdir?

Kediler farklı kokulara farklı tepkiler verebilmektedirler. Kediler hassas sinüsleri sebebiyle keskin ve ağır kokulardan hoşnut olmazlar. İnsanların sevdiği parfümler kimi zaman kedileri rahatsız edebilmektedir. Nane, limon, portakal gibi keskin kokular da kedileri rahatsız edebilir. Bu durumlar her kedinin kişisel özelliklerine göre değişebilmektedir, kedinizi gözlemleyerek tepkilerinden kararlar verebilirsiniz.

Kedilerin hoşuna gitmeyen kokular aşağıda yer alır. Kedilerin sevmediği kokular onların istenmeyen ortamlardan da uzak durmasına yardımcı olur:

  • Lavanta: Lavantaların kendilerine özgü kokusu kedileri rahatsız eder. Bu nedenle özellikle bahçıvanlar kedileri uzak tutmak için bu kokulardan yardım alır.
  • Sardunya özü: Sardunya özü yalnızca kediler için zararlı bir koku ortaya çıkarmaz. Buna ek olarak kedilerin sağlığına da zarar verir. Kediler bu bitkiyi yanlışlık ile yutar ise dermatit ya da aşırı tükürük salgısına neden olabilir.
  • Muz: Kediler muz yemeyi genel olarak sever. Ancak muzun kokusu onlar için sevilmeyen türdendir.
  • Hardal: Hardal ve köri gibi ürünlerin yoğun kokusu kedilerin midesini bulandırır.

Kediler Sevmediği Kokular ve Uzaklaştırmanın Yolları Nelerdir?

Kedilerin kötü kokular ile uzaklaştırılması için farklı yöntemler mevcuttur. Bu yöntemlerin birinde esansiyel yağ bulunur. Bu yağın bir şişeye ya da cam spreye konulması sonucu kediler için kovucu bir ürün hazırlanabilir.

Çözelti için 2 damla lavanta yağından yararlanılabilir. Kediler gerek lavantaya gerekse de turunçgillere karşı bir hassasiyet taşır. Bu neden ile limon, portakal ya da lavantanın yağları uzaklaştırmak için kullanılabilir. Kovucunun uzun süre kullanılabilmesi için cam şişe olmasına dikkat edilmesi gerekir.

Kediler Hangi Kokuyu Sever?

Kedilerin hoşuna giden kokular aşağıda yer alır. Kedilerin sevmediği kokular kadar sevdiği kokular da vardır. Kedilerin sevdikleri kokulardan yararlanılarak onlara eğitim verilebilir:

  • Kedi otu: Bu otun kokusu kediler için cezbedicidir. İnsanlar bu otu kokladıklarında onlara sıradan gelir. Ancak kediler bu otun hem kokusunu hem de tadını çok sever. Kediler bu ottan yediklerinde gevşerler ve sakinleşirler. Bu nedenle kedi otu kedi bakım ürünleri arasında yer alır.
  • Kedi nanesi: Diğer ismi catnip olan kedi nanesi, evde kolay bir şekilde yetiştirilebilir. Kediler bu ota da aşırı ilgi gösterir. Kedileri canlandıran bu ot farklı şekillerde kullanılabilir.
  • Zeytin: Zeytin dalının ya da zeytinin kokusu kedilerin hoşuna gider. Bunun nedeni zeytinin kedi nanesi ile benzer şekilde kokmasıdır. Özellikle yeşil zeytin kediler için güzel kokar. Bu nedenle üzerlerinde bir gevşeme etkisi yaratabilir.

Kedilerin Sevdiği Koku Spreyi Var Mıdır?

Kedilerin sevdiği koku spreyi, kedilerin doğal salgılarından biri olan feromonlar bulunmaktadır. Feromonlar kedilerin iletişim kurmasını ve kendilerini güvende hissetmelerine yardımcı olur. Kedilerin rahatlaması için piyasada bulunan spreylerde feromon bazları olup olmadığına dikkat etmelisiniz. Tabiki her kedi diğer kokularda da olduğu gibi kişilik özelliklerine göre bu koku olucağına kesin değildir.

Kedilerin hoşuna giden spreyler piyasada farklı çeşitlerde mevcuttur. Bu spreyler kullanılarak kedilerin oturması ya da yatması gereken yerler öğretilebilir. Kedi yatağı ve kedi tırmalama tahtası üzerinde spreyler kullanılabilir.

Kediler Neyi Sevmez?

Kedilerin sevmedikleri kokular yalnızca bitkilerden ibaret değildir. Bu canlılar tuvalet ya da dolu çöp gibi insanları rahatsız eder çeşitli kokulardan da hoşlanmaz. Aşağıda bu kokulara ait detaylar yer alır:

  • WC kokusu: Kediler yapıları gereği titiz canlılardır. Bundan kaynaklı olarak kedi kumuna tuvaletlerini yaparlar. Kedi kumunun en önemli özelliği herhangi bir kokuya neden olmamasıdır. Aksi bir durumda kedi, kumundan rahatsız olur ve evin farklı bir kısmına tuvaletini yapar. Bu da hijyenik açıdan istenmeyen bir durumdur.
  • Okaliptüs: Kediler bu kokudan uzak durmaya çalışır. Özellikle bu kokuyu içeren yağ ve temizlik ürünleri kediler için zararlıdır.
  • Çam kokusu: Kediler çam ağacından diğer ağaçlardan daha fazla etkilenir. Bu bitkinin yaprakları ve kokusu onları iter. Bu neden ile çam kokusu özellikle kedi olan evlerden uzak tutulmalıdır.
  • Çöp kutusunun dolması: İçi dolu çöp kutuları kedileri rahatsız eden bir ortam yaratır. Kedilerin sevmediği kokular arasında bulunan çöp kokusu, onların titiz yaklaşımına uymaz. Bu nedenle kedi besleyenlerin çöp kovalarını evlerinin balkonunda tutması önerilir.
  • Kimyasal kokular: Kedileri ve kedilerin burunlarını kimyasal kokulardan kesinlikle uzak tutmalısınız. Kediler için çok zararlı olan kimyasal kokular, hastalıklara yol açabilecektir. Eğer ki kediniz kimyasal veya toksik madde kokladıysa vakit geçmeden 7/24 veterinere götürmenizde fayda vardır.

 

 

 

Kaynak: Caka Veteriner

EVCİL HAYVANLA TATİL – KÖPEK VE DENİZ !!!

Köpekle Denizde

Birkaç küçük önlemle birlikte yaz tatilinizde köpeğinizle deniz keyfi yapmanız için hiçbir engel yok. Elbette veterinerinizden köpeğinizin yüzme konusunda herhangi bir sıkıntısı olup olmadığını öğrendikten sonra. Köpekler iyi yüzücülerdir fakat bazı cinsler sağlıkla ilgili nedenlerden yüzemeyebilirler. Bazılarıysa sadece hoşlanmadıklarından yüzmek istemeyebilirler. Bu noktada onu zorlamamak ve korkutmamak en iyisi. Eğer ki köpeğinizin yüzmesine engel hiçbir sağlık sorunu yoksa ve yüzmeyi de seviyorsa yazın sıcağında ideal serinleme keyfi onu bekliyor.

Her Köpek Doğuştan Yüzmeyi Bilmez!

Araştırınca okuduk ki, her köpeğin doğuştan köpekleme stili yüzebileceğini düşünmek genel bir yanılgıymış. Eğer köpeğinizin yüzerken zorlandığını fark ederseniz bu onun yüzmeyi tam anlamıyla bilmediğinin göstergesi olabilirmiş. Sadece ön ayaklarını kullanıyorsa, iyi bir yüzücü değildir ve dört ayağıyla yüzmeyi bilmiyordur. Bu noktada sizin vereceğiniz birkaç yüzme dersi yeterli olacaktır.

Köpeğe Yüzme Öğretmek

2 ayakla yüzüyorsa, bu onu çok yorar, ve bolca debelenerek paniklemesine sebep olur. Ama ona 4 ayak yüzmeyi öğretebilirmişiz: Köpekle beraber suya girip arka ayaklarını tutarak onları nasıl ön ayakları gibi kullanabileceğini göstermek gerekiyormuş. Ayrıca suya dalıp çıkmayı da iyice öğrendiğinden ve zorlanmadığından emin olun. İçiniz yine de rahat etmezse köpekler için tasarlanmış can yeleği giydirin. Tabi ki, köpeğiniz her ne kadar iyi ve deneyimli bir yüzücü olsa da gözümüzü üzerinden ayırmamamız lazım.

Köpeğim Suda Neden Üzerime Tırmanmaya Çalışıyor?

Yüzmek köpekleri kolay yorar. Hele bir de dalgalar ve akıntı varsa daha fazla yorar. Bu nedenle yorulan köpek panik yapmaya başlar. Ve su içinde panik olan köpek sudan bir an önce çıkma içgüdüsüyle siz dahil yakınında bulduğu her şeye tırmanma girişiminde bulunabilir. O patiler insanın sırtını, yüzünü, nereye ulaşabildiyse artık, zebraya çeviriyor. 😀

Eğer kuçu yüzmede acemiyse, önerimiz sizin de güvenliğiniz için yanınızda suya batmayan yüzme tahtası veya şişme simit bulundurmanız. Bu sayede onu kıyıya kolayca ve güvenli bir şekilde çekebilirsiniz. Yine de köpeğinizin çok fazla suda kalıp aşırı yorulmaması en iyisi.

Hastalıklar

Köpeklerin tuzlu deniz suyunu içmesi kusma, ishal ve dehidrasyon gibi sorunlara neden olur. Göl, akarsu ve dere gibi tatlı sularda da köpeğinizin hasta olmasına neden olabilecek mikroorganizmalar bulunabilir. Genelde suda olmak aynı zamanda güneşin de altında olmak demek olduğundan yanınızda köpeğiniz için bol su getirdiğinizden emin olun.

Güneşe direnci az olan türler
Güneşin altında olmak demişken genel olarak tüm köpeklerin ve özellikli olarak bazı cinslerin (açık renk-pembe burunlu, kısa tüylü vb.) güneşe tahammülü azdır. Güneşe çıkmadan önce açıkta kalan burunlarına, kulaklara ve kısa tüylü olan cinslerin vücutlarına evcil hayvanlara özel güneş koruyucu krem sürüp yüzme sonrası da gölgelik bir dinlenme alanı yaratmanız onun için ideal olur.

Yüzdükten sonra
Köpeğiniz sudan çıktıktan sonra onu temiz suyla iyice durulayıp havluyla kurulayın. Eğer tuzlu su ve kum üzerinde kurursa cildine zarar verebilir, egzama ve deride tahrişe neden olabilir. Kulakların nemli kalmaması da çok önemli. Çünkü nem köpeğinizin kulak kanallarında iltihaba neden olabilir.

Sahillerdeki camlar
Sahilde koşturmak, dalgalarla oynamak genellikle çoğu köpeğin sevdiği şeylerdir. Fakat köpeğiniz, sahildeki kırık camlar, deniz kabukları ve olta iğnesi gibi küçük ama keskin atıklar yüzünden zarar görebilir. Ayrıca denizanaları, deniz kestanesi, keskin mercanlar gibi denizdeki su canlıları da insanlar için olduğu kadar köpeğiniz için de zararlı olabilir. Bu nedenle yanınızda olası yaralanmalara karşı küçük bir ilk yardım çantası da bulundurabilirsiniz.

 

 

 

Kaynak: Biz Evde Yokuz

Kedi Ağacına Sahip Olmanın Faydaları !!!

Kedi ağaçları, tırmalama tahtaları, kuleler, tünekler — bunların birçok adı vardır (ve birçok işlevi vardır). Kabul ediyorum, kedi ağaçları her zaman en güzel kedi aksesuarı değildir. Pahalı olabilirler ve çok fazla yer kaplayabilirler. Harcamaya ve alana değer mi? Çoğu durumda, cevap gür bir “evet!”tir. 

Kedilerin Neden Kapalı Kedi Ağaçlarına veya Kulelerine İhtiyacı Vardır

Evcil ev kedilerimiz hala vahşi kedi ihtiyaçlarının ve içgüdülerinin çoğuna sahiptir. İnanın ya da inanmayın, basit bir kedi ağacı onlara bu ihtiyaçların birçoğunu karşılamaları için uygun yollar sunabilir. Aslında, kedi ağaçları istenmeyen davranışlara bile yardımcı olabilir, örneğinmobilya tırmalamakve kediler arası saldırganlık.

Tırnak Bakımı

  • Çoğu kedi ağacı tırmalama düşünülerek tasarlanmıştır. Tırnak büyümesini kontrol altında tutmanın harika bir yoludur. Kediler uykudan uyandıklarında iyi bir tırmalama seansı isterler, bu yüzden en sevdikleri uyku yerinin yakınında bir kedi ağacı bulundurmak akıllıcadır.

Esneme

  • Kedilerin uyandıklarında yapmaktan hoşlandıkları bir diğer şey de güzelce esnemektir. Uzun, sağlam bir kedi ağacı uzun bir sabah esnemesi için mükemmeldir!

Kokularını Yayıyorlar

  • Kedi ağaçları ve diğer tırmalama yüzeyleri, anlaşamayan kedileriniz olduğunda veya evde etrafa sıçrayan şeylerle uğraştığınızda özellikle faydalıdır. Bunun nedeni, tırmalamanın sadece tırnak bakımıyla ilgili olmamasıdır; aynı zamanda kedilerin kokularını yaymalarının bir yoludur ve bu da önemli bir iletişim aracıdır. Kediler, zamanlarını nerede geçirmekten hoşlandıkları ve oraya ne zaman gittikleri gibi her türlü bilgiyi birbirleriyle paylaşmak için kokuyu kullanırlar. Bu, evinizin farklı alanlarında zaman paylaşımı yapmalarını ve çatışmadan kaçınmalarını sağlar.
  • Ayrıca bir kedinin kendi kokusuyla çevrili olması da rahatlatıcıdır. Stresli zamanlarda kedinizin daha fazla tırmaladığını görebilirsiniz. Sprey sıkmak, kokularını evin her yerine yaymalarının bir başka yoludur. Kedi ağaçları, tırmalamak ve ovmak için daha fazla fırsat anlamına gelir ve bu da aynı görevi yerine getirmenin uygun bir yoludur.

Dikey Uzay

  • Çoğu kedi için yüksekte olmak bir güvenlik hissi sağlar. Neler olup bittiğini görmek ve yırtıcıları gözlemlemek için onlara daha iyi bir bakış açısı sağlar. Evlerimizde kediniz, anlaşamadıkları diğer kediler, köpekler, ziyaretçiler ve hatta çocuklar şeklinde “yırtıcıları” görebilir. Kedinize aksiyonun üstüne çıkmanın yollarını vermek, daha az korkmasına yardımcı olacak ve hatta kaçıp saklanma olasılıklarını bile düşürebilir.
  • Uzun kedi kuleleri ve ağaçlar ayrıca kedilere aralarında mesafe koyma yolları sunar, bu da çatışmadan kaçınmalarının bir yoludur. Eğer saldırganlık varsa veya sadece biraz alana ihtiyaçları varsa, kedi kulelerini kullanabilirler.
  • Küçük bir evde, dikey alan eklemek kedinizin yaşanabilir alanını büyük ölçüde artırır. Birkaç kedi ağacı zeminde yer kaplayabilir. Ancak kediniz aniden farklı alanlarda erişebileceği yeni seviyelere sahip olur.

Saklanma Noktaları

  • Birçok iç mekan kedi ağacı bölmeli delikler veya derin yataklarla gelir. Bunlar mükemmel saklanma noktalarıdır ve kedilere güvenlik hissi verir. Bu saklanma noktalarını çok sık kullanmasalar bile, ihtiyaç halinde bunların mevcut olduğunu bilmek stresi azaltır.

Dinlenme ve Uyku Noktaları

  • Bir kedi teknik olarak her yerde uyuyabildiği için garip görünebilir. Ancak güvenli dinlenme ve uyku noktaları aslında kediniz için önemli kaynaklar olarak kabul edilir. Ve kedi ağaçları genellikle kedinizin kendini güvende hissetmesine yardımcı olabilecek birkaç farklı tembellik zamanı seçeneği sunar.

Kapalı Alan Kedi Ağacında Nelere Dikkat Edilmeli

Kedi ağacı veya kedi kulesi satın alırken şunları düşünün:

  • Konum
    Ne kadar alanınız var (yerde ve dikey olarak)? Onlara harika bir manzara sunacak bir pencerenin yakınında bir yer var mı?
  • Malzeme
    Kediniz halı, sisal ipi mi yoksa kumaş, karton vb. şeyleri mi tırmalamayı tercih ediyor?
  • Seviyeler
    Kediniz bir seviyeden diğerine kolaylıkla geçebiliyor mu (özellikle hareket kabiliyeti kısıtlıysa)?
  • Dinlenme tercihleri
    ​​Kediniz kapalı saklanma yerlerini, bol yastıklı derin yatakları veya sığ tünekleri sever mi?
  • Dayanıklılık
    Bu kedi ağacı yoğun bir tırmalama ve esnetme seansına dayanabilecek mi, yoksa devrilecek mi?
  • Boyut
    Kedinizin rahatça esneyebileceği kadar uzun mu?
  • Alan
    Birden fazla kediye yer var mı, aralarında biraz mesafe var mı?
  • Tasarım
    Her gün ona uzun yıllar bakmaya dayanabilir misiniz?

Peki ya evde kedi ağacı için yeriniz yoksa?

Bazı alanlar geleneksel bir kedi ağacı için çok küçüktür, ancak bu kedilerinizin şanssız olduğu anlamına gelmez. Piyasada daha küçük ayak izine sahip bazı yeni tasarımlar var. Hatta zeminden tavana kadar uzanan ve birkaç küçük iniş yeri olan tek bir direk tarzı ağaç bile alabilirsiniz. Eğer bunu başaramazsanız, kedinizin aynı ihtiyaçlarını karşılayacak alternatifleri düşünün.

Küçük, yatay zemin tırmalama tahtaları tırnak bakımı ve koku yayma için harikadır. Ayrıca duvara tutturulan düz tırmalama panelleri veya küçük açılı halı kaplı tırmalama tahtaları da bulabilirsiniz. Hatta kedinizin tırmalaması için duvara bir parça halı veya sisal paspas bile asabilirsiniz.

Duvar alanınız varsa ancak zemin alanından da vazgeçemiyorsanız, kedi rafları ve kedi yolları mükemmel bir seçimdir. 

Yataklar ve saklanma yerleri satın alabilir veya yapabilir ve bunları zemine veya mevcut mobilya parçalarının üzerine biraz yüksekliğe yerleştirebilirsiniz. Sadece mobilyaların sabitlendiğinden emin olun ve kedinizin düşürüp kırabileceği veya yaralayabileceği eşyaları kaldırın. 

 

 

Kaynak: Zoetis

Köpeklerin Sağlığı ve Konforu için En Gerekli Ürünler !!!

Her evcil hayvan sahibi birlikte yaşadığı dostunun hayatının konforlu ve kaliteli olmasını ister. Söz konusu patili dostlarımız olduğunda onların konforunu, mutluluğunu ve yaşam kalitesini arttıracak destekleyici ürünlere olabildiğince ilgili yaklaşıyoruz. Köpeklerin daha sağlıklı ve konforlu bir yaşama sahip olmaları için ihtiyaç duyulan ürünlerin öncelikle köpeğin yaşam alanı ve karakteri özelinde değerlendirilmesi gerekiyor. Patili dostlarımız için sunulan çok sayıda ürün olsa da günün sonunda her dostumuzun gereksinimlerinin farklı olduğunu göz önünde bulundurarak değerlendirme yapmak çok önemli. Elbette dostlarımızın konforu ve sağlığı için geniş yelpazede sunulan ürünler olsa da onların öncelikli taleplerinin sahipleri ile geçirdikleri kaliteli zaman olduğunu da unutmamak gerek.

Tasma

Köpeklerin mutlaka ırkları, günlük rutinleri ve ihtiyaçları özelinde tasma kullanmaları gerekir. Bir köpeğin dışarda geçirdiği zamanın hem konforlu hem de güvenilir olabilmesi adına doğru tasma seçimi büyük bir önem taşır. Köpeklerde tasma seçimi yaparken tasmanın öncelikle köpeğin ölçülerine uygun olmasına dikkat edilmelidir. Tasma seçerken ırk ve yaş gibi faktörlerin mutlaka göz önünde bulundurulması aynı zamanda tasmanın köpeğin enerji seviyesi ve aktivite düzeyiyle de uyumlu olması gereklidir. Köpeğin dışarıda geçirdiği zamanda sergilediği yürüyüş alışkanlıkları da tasma seçiminde göz önünde bulundurulmalıdır. Tasmanın yapısı, malzemesi, dayanıklılığı gibi özellikleri de yine köpek özelinde değerlendirilmelidir. Yürüyüş esnasında çok fazla hamle yapan bir köpek için göğüs tasması tercih etmek gerekirken köpek çok güçlüyse ve üzerinde hakimiyet kurmak zor oluyorsa boyun tasması tercih edilebilir. Köpek ile yapılacak yürüyüşlerin daha konforlu, güvenli ve köpeğin sağlığına zarar vermeyecek şekilde olabilmesi adına doğru tasma seçimine dikkat edilmelidir.

Gezdirme Kayışı

Köpekler için günün en değerli zamanları çoğunlukla sahipleri ile birlikte geçirdikleri zamanlardır. Bu zamanları da genellikle köpeğin enerjisini atması, sosyalleşmesi ve temel ihtiyaçlarını giderebilmesi için çıkılan yürüyüşler kapsar. Bir köpeğin konforlu, güvenli ve keyifli bir şekilde zaman geçirebilmesi için tercih edilen kayışın çok önemi vardır. Gezdirme kayışı ırk özelinde, köpeğin davranışlarına ve yürüme alışkanlıklarına göre tercih edilmelidir. Uzatmalı kayışlar çok güçlü olan büyük ırk köpekler için tercih edilmezken çok ağır zincirlerin de küçük ırklar için kullanılmaması gerekir.

Yatak

Köpeklerin benimseyecekleri ve zaman geçirmekten keyif alacakları bir yatağa sahip olmaları önemlidir. Köpeğin bir yatağa sahip olması köpeğin yaşam alanını sınırlama konusunda da yardımcı olacaktır. Köpeklerin uyuyabileceği, uzanabileceği ve keyifle zaman geçireceği bir yatak alırken köpeğin boyutlarını göz önünde bulundurulması gerekir. Köpeğiniz için yatak seçerken yatağın iç mekân ya da dış mekân kullanımının göz önünde bulundurulması önemlidir. Bunun yanı sıra mutlaka yıkanabilir ürünler arasından seçim yapılmalı ve hem ürünün yıkama şartlarına uygun olacak hem de köpeğin hijyenini sağlayacak şekilde düzenli olarak yıkanmaları gerekir.

Kulübe

Dış mekânda yaşayan köpeklerin sağlıklı, konforlu ve güvenli bir yaşam sürdürebilmeleri için ihtiyaçları özelinde bir yaşam alanına ihtiyaçları vardır. Köpeğin boyutlarına ve ihtiyaçlarına göre seçilen bir köpek kulübesinin aynı zamanda yaşanılan bölgedeki iklim şartlarına uygun olarak üretilmiş olması gerekir. Kulübe seçiminde köpeğin sıcak veya soğuk dayanıklılığı, yaşanılan bölgenin iklimi gibi unsurlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Gerek olması halinde köpek kulübesi özel yalıtım malzemeleri ile modifiye edilebilir. Köpek kulübesinin doğru bir şekilde yerleştirilmesi de köpeğin konforu açısından önemlidir. Çok yağışlı bir bölgede yağışın erişemeyeceği yükseklikte bir noktaya yerleştirilmesi ya da güneş alan bir alanda doğrudan güneş altında konumlandırılmaması gerekir.

Otomatik Mama ve Su Kabı

Otomatik mama ve su kapları hem köpeklerin hem de köpek sahiplerinin günlük yaşamlarının daha konforlu olmasına yardımcı olan ürünlerdir. Özellikle mide torsiyonu riski olan ve diyet yapan köpeklerin doğru bir beslenme düzenine girebilmeleri adına otomatik mama kapları çok yardımcıdır. Gün içerisinde yoğun olan, çalışan ve köpeği ile sık zaman geçiremeyen kişilerin köpekleri için düzenli bir beslenme planı oluşturmalarına yardımcı olan otomatik mama kapları sayesinde köpekler her zaman doğru miktarda taze mama tüketirler. Otomatik su kapları da köpeklerin sürekli olarak taze suya erişebilmelerine olanak sağlar. Bu su kapları geniş hazneleri sayesinde köpeğin uzun süre sağlıklı bir şekilde suya erişebilmesine yardımcı olur.

Çiğneme Kemikleri

Köpeklerin çiğneme ve kemirme içgüdüleri için sunulan çiğneme kemikleri hem köpeğin diş sağlığını korumaya hem de çevresindeki farklı eşyalara zarar vermesini önlemeye yardımcı olur. Köpeklerin ihtiyaçlarını doğal şekilde karşılayacak özel üretim kemikler ve çiğneme ürünleri sayesinde hem köpeğin sağlıklı gelişimi devam eder hem de kemirme / çiğneme alışkanlığı doğru şekilde yönlendirilmiş olur. Çiğneme ürünleri ve kemikler doğal malzemelerden üretilir ve yutulması halinde köpek için herhangi bir sağlık sorununa neden olmazlar. Bu ürünleri değerlendirirken her ürünün her köpek için uygun olmayacağını unutmamak gerekir. Büyük ırk köpekler için özel olarak preslenen kemikler tercih edilirken küçük ırklar için burgu çubuklar tercih edilebilir.

Oyuncak

Köpeklerin kaliteli zaman geçirmesi ve sosyalleşebilmesi için oyuncaklar çok önemlidir. Farklı oyuncaklar arasından köpeğinizin en çok ilgisini çekenleri bulmak için bazı denemeler yapmanız gerekse de doğru oyuncak bulunduğu zaman köpeğiniz dünyanın en mutlu yol arkadaşı olacaktır. Köpeklerin oyuncakları onların sağlıklarını desteklemek amaçlı da kullanılabilir. Diş bakımı, zekâ gelişimi, eğitim gibi amaçlarla farklı oyuncaklar tercih edilebilir. Bunların yanı sıra hızlı yemek yeme sorunu olan köpekler için mama yemeyi yavaşlatacak oyun düzenekleri de bulunmaktadır.

Ödül Maması

Köpeklerin eğitimleri açısından oldukça önemli olan ödül mamaları doğru kullanıldıkları takdirde köpeğe pek çok komutu, nesneyi ve kelimeyi öğretmeye yardımcı olur. Eğitimde pozitif pekiştirme için tercih edilen ödül mamaları hem köpekler için lezzetli bir atıştırmalık hem de eğitimlerini keyifli hale getirme aracıdır. Farklı sağlık gereksinimleri özelinde de sunulan köpek ödül mamaları arasından seçim yaparken köpeğin ırkı, yaşı, aktivite düzeyi ve genel sağlık durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

Köpek Rampası

Köpek rampaları köpeklerin yüksekte bir noktaya daha rahat çıkabilmelerine yardımcı olan ürünlerdir. Köpekler farklı nedenlere bağlı olarak rampalara ihtiyaç duyabilirler. Yüksekliğin fazla olması, yaşlanma, eklem hastalıkları gibi nedenlerle köpeklerde rampa kullanımı gereksinimi gündeme gelebilir. Yaşlanmaya bağlı hareket azalması tüm canlılarda olduğu gibi köpeklerde de görülen bir durumdur. Küçük ırkların zıplayabilecekleri mesafe bellidir ya da bir köpekte eklem rahatsızlığı olması hareketini kısıtlayabilir. Bu durumlarda köpek rampalarının kullanımı köpeklerin daha konforlu hareket etmelerine yardımcı olur.

 

 

 

Kaynak: Pet B