Ana Sayfa Blog Sayfa 30

Küresel evcil hayvan sektörü hızla büyüyor !!!

Küresel Evcil Hayvan endüstrisi son derece rekabetçi bir pazar olmaya doğru ilerliyor. 2020’den itibaren evcil hayvan sahipliği İngiltere, Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde yüzde 50’nin üzerinde arttı.

The Exchange’in bu bölümünde milyarlarca dolarlık evcil hayvan sektörüne odaklanıyoruz.  İnsanlar sevdikleri evcil hayvanlarına bakmak için ekstra çaba sarf ediyor ve bununla birlikte sektör Kuzey Amerika ve Avrupa’da bir patlama yaşıyor.  Tüylü dostlarımızın taşınmasına odaklanan Pet Travel EU şirketinin CEO’su Sonia Morgan ile konuştuk. Ayrıca evcil hayvanlarımıza biz çalışırken göz kulak olan bir köpek bakım merkezini ziyaret ettik ve evcil hayvan endüstrisinin ne kadar büyük olduğunu paylaşan Nestle Purina CEO’su Jeff Hamilton’dan son gelişmeleri aldık.

Sektör hızla büyüyor ve analistler bu sektörün 2030 yılına kadar yarım milyar dolar değerine ulaşacağını tahmin ediyor.

The Exchange

Değişen Evcil Hayvan Sektörü

Evcil hayvan endüstrisinin büyüme gösteren önemli alanlarından biri de evcil hayvan maması sektörü.  Nestle Purina Petcare Avrupa CEO’su Jeff Hamilton, insanların tükettikleri gıdalar konusunda daha bilinçli hale geldikçe, aynı şeyi evcil hayvanları için de istemeye başladıklarını kaydetti.

 

“Evcil hayvan sahipleri hala evde hazırlanan evcil hayvan mamalarından daha ticari evcil hayvan mamalarına geçiş yapıyor. Bu, hem daha düşük karbonlu ürünlere hem de daha geri dönüştürülebilir ambalajlara sahip olmak adına tüm sektör için önemli bir büyüme faktörü olmaya devam edecektir. Bu nedenle, bu konuda yapabileceklerimize çok fazla enerji harcıyoruz ve özellikle evcil hayvanların beslenme ihtiyaçlarını karşılayan daha spesifik beslenme çözümleri yaratıyoruz.”

 

Okazoo (Belçika)

 

Okazoo, Belçika’nın başkenti Brüksel’in kalbinde yer alan bir evcil hayvan bakım tesisi.  Şirketin en büyük tutkusu, hayvanların sağlığı ve mutluluğu, Bu yüzden sahipleri işteyken tüylü dostlarımızı eğlendirmeyi ve onlara iyi bakmayı görev edinmişler.  İşletme, 2010 yılında sahibi Karina Koche’nin piyasadaki bir boşluğu fark etmesiyle başladı.  O zamandan beri şirket, şehirdeki köpek sahipleri için güvenilir bir kaynak haline geldi.

 

Kaynak: Euro News

Kediler, kelimeleri bebeklerden hızlı öğreniyor: Araştırma .

Bilim insanları 1990’larda 14 aylık bebeklerdeki dil gelişimini incelemek için kullanılmış bir deneyle kedilerin dil yeteneklerini test etti.

Yeni bir araştırma, kedilerin belirli nesneler veya resimler için kullanılan kelimeleri o nesnelerle ilişkilendirmeyi öğrenebildiğini ve bebeklerden daha hızlı anlayabildiğini ortaya koydu.

Önceki araştırmalar, kedilerin insanların işaretlerini takip edebildiğini, kime güvenebileceklerini ve yiyeceklerinden kimin sorumlu olduğunu anlayabildiğini göstermişti. Ayrıca kendi isimlerini tanıyabildikleri de biliniyordu.

Yeni araştırmada ise Japonya’daki Abazu Üniversitesi’nden bilişsel bilimci Saho Takagi ve ekibi, kedilerin insan dilini öğrenmek için yeterince “donanımlı” olup olmadığı sorusu üzerine eğildi.

Takagi, Science dergisine yaptığı açıklamada, “Bulgulara çok şaşırdım. Kediler insan konuşmalarını dinleyebiliyor ve herhangi bir özel ödül odaklı eğitim olmadan kelimeleri anlayabiliyor,” dedi.

Fotoğraf: Unsplash

 

Takagi ve meslektaşları, 1990’larda 14 aylık bebeklerdeki dil gelişimini incelemek için kullanılmış bir deneyle kedilerin dil yeteneklerini test etti.

Bu testte bebekler, sadece 16 ila 20 tekrar sonrasında kelimeleri nesnelerle ilişkilendirme belirtileri göstermişti.

Araştırmacılar 31 kediden her birini iki kısa çizgi filmin gösterildiği bir dizüstü bilgisayarın önüne koydu. Aynı zamanda kedinin sahibinin uydurma bir kelime söylediği bir ses parçası da dinletildi.

İlk animasyonda tek boynuzlu ata benzeyen bir canlının ekranda büyüyüp küçüldüğü görülüyordu. Kediler bu esnada sahiplerinin “keraru” dediğini duydu. İkinci animasyonda genişleyen ve küçülen kırmızı yüzlü bir güneş vardı ve bu kez uydurma kelime “parumo”ydu.

Bebekler üzerinde yapılan çalışmada resim-kelime çifti için 20 saniyeden oluşan en az dört deneme yapılmıştı.

Yeni araştırmada ise kedilerin iki adet 9 saniyelik animasyonlarla öğrenebildiği görüldü.

İkinci aşamada ise görüntüler için farklı kelimeler dinletildi. Bu kez “yanlış” kelimeyi dinleyen kedilerin göz bebeklerinin büyüdüğü ve ekrana yüzde 33 oranında daha fazla baktıkları anlaşıldı. Bu da kelime-görüntü uyumsuzluğunu fark ettikleri anlamına geliyor.

Araştırma ekibi, bu sonuçların “kedilerin resim-kelime ilişkilendirmesini hızla oluşturabildiğini” gösterdiğini ifade ediyor.

Öte yandan buradan varılabilecek sonucun bazı kısıtlamaları var. Zira 1990’larda bebekler üzerinde yapılan benzer deneyde tek heceli sözcükler kullanılmış ve bunlar, bebeklerin tanımadığı bir ses tarafından söylenmişti.

Kediler ise kendi bakıcıları tarafından vurguyla söylenen üç heceli sözcükler duydu.

Yazarlara göre, bu yeteneklerin ortaklığına dair daha fazla araştırma, farklı türler arasında biliş ve iletişimi anlamamıza yardımcı olabilir.

 

Kaynak: Euro News

Kedi sahibi olmak sağlığımıza iyi geliyor !!!

kedi

 

Bilimsel araştırmalar evcil hayvan sahiplenmenin, özellikle de kedi beslemenin insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Bilimsel araştırmalar evcil hayvan sahiplenmenin, özellikle de kedi beslemenin insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

Evcil hayvan beslemek yaşam tarzımızı değiştirmekle kalmıyor, daha sağlıklı olmamıza da yardım ediyor. Bilimsel araştırmalar çoğu zaman köpek – insan etkileşimine yoğunlaşırken birçok çalışma en çok sahiplenilen evcil hayvanlardan kedilerin de zihinsel ve fiziksel sağlığımız için ne derece yararlı olduğunu gösteriyor.

Bunun yanında, evcil hayvan gıda endüstrisi tarafından yürütülen araştırmalara göre, kedi sahipleri onların sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin zaten farkında. Kedi sahibi kadınların yüzde 52’si ve erkeklerin ise yüzde 28’i, kedilerinin akıl sağlıkları için de yararlı olduğunu ‘kesinlikle’ düşünüyor.

Peki bilimsel araştırmalar, bu cevapları veren kedi sahiplerini destekliyor mu?

Kedi sevmek stresi azaltıyor

“The Stress-Proof Brain” kitabının yazarı ve lisanslı klinik psikolog Melanie Greenberg’e göre, kedi sevmek vücutta oksitosin hormonu salgılanmasına neden oluyor. Bağlanma hormonu ya da ‘kucaklama kimyasalı’ olarak bilinen oksitosin, insanlarda stresi azaltarak daha az endişeli hissetmeye yardımcı oluyor.

 

Reuters

 

Kalp krizine karşı koruyucu

Vasküler ve Girişimsel Nöroloji Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre, kedi sahiplerinin kalp krizi veya felç nedeniyle ölüm riskleri azalıyor. Kedi mırıltısı sesi sinirlerinizi yatıştırarak sakinleşmeyi sağlamakla kalmıyor kan basıncını da düşürüyor.

Araştırmada yirmi yıllık bir süreçte kedi sahibi olanlar ve olmayanlar karşılaştırılıyor. Kedilerin faydaları ile ilgili belki de en çarpıcı bilimsel bulgu, kalp krizinden dolayı ölümleri yüzde 33 oranında azaltıyor olması.

Bir başka araştırmada ise 6 bin kadar Avustralyalı insan sigara kullanımı, kilo, egzersiz gibi özellikleri dikkate alınarak incelendi. Kan basıncı ve kolesterol değerleri kontrol edilen bu kişiler içinde evcil hayvan besleyenlerin beslemeyenlere göre kan basıncı ve kanlarındaki kolesterol ile trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu saptandı.

Yalnızlık hissinden kurtulmayı sağlıyor

Greenberg, günümüzde insanların daha bireysel ve bağlantısız olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Araştırmalar yalnızlığın birçok hastalıkta rol oynayan büyük bir faktör olduğunu gösteriyor.” Güncel bir araştırma ise Alzheimer hastalığının yalnızlıkla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.

Kedilerin insanlara vaat ettiği bir diğer fayda ise yalnızlığı azaltarak arkadaş hissi sağlaması.

2013 yılında Veteriner Hekimler Birliği’nin yürüttüğü anketin sonuçları, yalnız insanların evcil hayvan sahiplenme oranını arttığını öne sürüyor.

Amerikan Veteriner Hekimleri Birliği’nin eski başkanı Doktor Douglas Aspros yaptığı bir açıklamada, “Evcil hayvan sahiplenmenin sunduğu konfor ve tatmin duygusunu her geçen gün daha fazla yalnız insanın keşfettiğini görmek ilginç. Evcil hayvanlar yaşamımızda güçlü ve olumlu etkilere sahip ve sağlık için benzersiz duygusal, psikolojik ve fiziksel yararlar sunuyor.” şeklinde konuşuyor.

Çocuklar için alerjiye karşı evcil hayvan etkisi

2002 yılında yürütülen bir araştırma, kedi sahipliğinin alerjilere karşı faydalı olabileceğini gösteren ilk çalışmalardan biriydi. Araştırmaya göre, birden fazla kedi bulunan evlerde yaşayan bir yaşının altındaki bebeklerin 6 ve 7 yaşlarına geldiğinde alerjiye yakalanma sıklığı, kedi sahibi olmayan ailelere göre yüzde 66 daha az. Test edilen alerjiler arasında kedi, evcil hayvan alerjileri, toz alerjisi, çimen alerjisi gibi yaygın görülen alerji çeşitleri yer alıyor.

Klinik ve Deneysel Alerjiler Dergisi’nde yayımlanan bir diğer araştırma da benzer şekilde, hayatının ilk yıllarında kedi ile birlikte yaşayan gençlerin ileride evcil hayvan alerjisine yakalanma ihtimali azalıyor.

Daha iyi uyumaya yardımcı

Uyku sağlığı uzmanları tarafından 2015 yılında yapılan bir araştırma, kedilerin uyku problemlerini gidermeye yardımcı olduğunu öne sürüyor.

Evcil hayvan besleyen 74 kişiye uyku alışkanlıkları ve evcil hayvanlarının yatak odalarında bulunmasının kendilerini nasıl etkilediği soruldu.

Bu insanların yüzde 56’sı hayvanlarının yatak odasında bulunmasına izin verdiğini söyledi. Araştırmada yer alan insanların yüzde 20’si hayvanların uykularını böldüğünü ifade ederken yüzde 41’i evcil hayvanlarının kendilerini rahatsız etmediğini aksine uyurken yatak odasında oldukları takdirde uyku kalitelerinin artırdığını belirtti.

Kaynak: Euro News

Evcil hayvan sahiplerini ilgilendiriyor: Seyahat için hangi prosedürler uygulanıyor?

Veteriner hekim Tuğçe Kara, tatil sezonunda evcil hayvanıyla birlikte seyahat etmek isteyen vatandaşların mikroçip ve kuduz aşısı uygulaması başta olmak dikkat etmeleri gerektiği bazı prosedürleri anlattı.

Kedi - Sputnik Türkiye, 1920, 17.07.2023

Okulların kapanmasının ardından vatandaşların tatil hazırlığı başladı. Bu süreçte evcil hayvanı olan bazı vatandaşlar can dostlarını da tatile götürmeyi planlarken, seyahate çıkmadan önce belli prosedürlerle ilgili bilgi sahibi olunması gerekiyor. Bu prosedürler hakkında bazı detayları aktaran Veteriner hekim Tuğçe Kara, kendi aracıyla seyahat eden vatandaşlar için denetim yapılmadığını ancak toplu taşıma araçlarında bazı zorunlu kontrollerin bulunduğuna dikkat çekti.
Özellikle mikroçip ve kuduz aşısı uygulaması başta olmak üzere gerekli aşılarla birlikte seyahat raporu istendiğinin altını çizen Kara, yola çıkmadan önce hayvanların mide bulantısını önlemek ve stresini azaltmak için bazı ürünlerin kullanılabileceğini söyledi.

‘Toplu taşıma araçlarında bazı prosedürler uygulanır’

Özellikle toplu taşıma araçlarında sıkı denetimler yapıldığından bahseden Kara, “Evcil hayvanı olan vatandaşlar kendi araçlarıyla seyahat ediyorlarsa bu pek denetlenmiyor. Ancak yolculuğa çıkmadan önce hayvan için alınabilecek bazı önlemler var. Belli ürünler ile hayvanlardaki mide bulantıları önlenebilir ve stresleri azaltılabilir. Toplu taşıma araçlarında ise evcil hayvan taşınmasıyla ilgili bazı prosedürler uygulanır. Eskiden otobüslerde hayvan taşımak daha problemliydi. Yeni yasayla birlikte yolcunun oturduğu kısımlarda belirlenen standartlara uyulduğu sürece hayvan taşınmasına müsaade ediliyor. Taşıma kutusuyla birlikte hayvanlar sahibinin yanında durabiliyor. Başka şehirlere götürülen hayvanlarda özellikle mikroçip uygulaması ile kuduz aşısına dikkat ediliyor ve diğer aşılarla birlikte seyahat raporu istiyorlar. Muayene sonrasında hayvan pasaportlarına ‘bulaşıcı hastalığı yoktur, seyahat etmeye uygundur’ şeklinde kaşe mühür basılması gerekiyor. Eğer hayvan kuduz aşısı yapılamayacak ve mikroçip takılamayacak durumdaysa ya da çok küçükse bir ön muayene yaptıktan sonra onun için dilekçe yazıyoruz. Seyahat ve sağlık raporu ile onlar da sahipleriyle birlikte başka şehirlere gidebiliyorlar” dedi.
Kediler Uçağa Nasıl Binerler? | Petlebi

‘Uçak prosedürleri otobüs ve trenlere göre biraz daha ağır’

Hayvanlarla ilgili prosedürlerin bazı toplu taşıma araçlarına ve firmalara göre değişiklik gösterebileceğini dile getiren Kara, “Otobüs ve trenlerde prosedürler hemen hemen aynı ancak uçaklarda durum biraz daha farklı. Uçakla seyahat edilmeden önce firmaların önceden aranması ve hayvan bileti alınması gerekiyor. Her kabine 8 kiloyu geçmeyecek şekilde en fazla 2 hayvan alınabiliyor. Tabii bu her firmaya göre değişiklik gösterebiliyor. Diğer toplu taşıma araçlarında da hayvanlara bilet alınıyor ama uçaklarda daha sıkı prosedürler var” şeklinde konuştu.

Yolculuk esnasında nelere dikkat edilmeli?

Kedilerin stresli hayvanlar olması sebebiyle kısa yolculuklarda gerekmediği sürece götürülmemesini ve geçici olarak iyi yerlere emanet edilmesini tavsiye eden veteriner hekim Tuğçe Kara, şunları söyledi:
“Açıkçası 1-2 günlük kısa bir seyahat için kedilerin başka yerlere götürülmesini tavsiye etmiyorum. Kediler stresli hayvanlar. Ev ortamının değişmesini ve yolculuk ortamını çok sıcak karşılamazlar, ekstra strese girerler. Kısa yolculuklarda kedilerin ev ortamında kalması ve başka birinin ona bakması daha uygundur. Ancak köpekler için durum böyle değil. Onları yanımızda götürmemiz daha sağlıklı. Hayvanlarınızı gideceğiniz yere götüremiyorsanız alternatif bir yol olarak pansiyonlar var. Ancak buralar da çok fazla hayvan bulunduğu için bulaşıcı hastalık riski yüksek oluyor. Pansiyon sahiplerinin bu konuda titiz olması gerektiği kadar hayvan sahiplerinin de iyi bir tercih yapması gerekiyor. Evde pansiyon hizmeti veren vatandaşlarla çalışmak bu konuda daha sağlıklı olabilir. Bazı otobüs firmaları seyahat öncesinde hayvanların uyutulmasını talep ediyor. Uyutma dediğimiz olay, bizim operasyon ya da başka bir işlem öncesinde uyguladığımız anestezi oluyor. Bu çok riskli, hayvanı öyle bir riske sokup yolculuk yapmasına göz yumamayız. Aslında bu hayvanın uyanana kadar bizim gözetimimizde olması gerekiyor. Yolculuk öncesinde hayvanı rahatlatan ve bulantısını önleyen bazı ürünler var, onları kullanmak daha uygun. Vatandaşlar da bu şekilde hayvanlarını uyutmayı talep etmemeli.”
Evcil Hayvanınızla Sorunsuz Uçak Yolculuğu Yapmanın 10 Sırrı!

Seyahat sırasında nelere ihtiyaç var?

Yola çıkmadan önce hayvanların yiyecek, içecek ve tuvalet ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini dile getiren Kara, “Hayvanların konulduğu kutular kendilerinden en az 2 kat daha büyük olmalı. Köpekler bir yerde durduğunuz zaman tuvalet ihtiyaçlarını giderebilir ama kediler stresli hayvanlar oldukları için yanınızda kum taşısanız bile orayı tercih etmeyebilir. Bunun için onların idrarlarını emen ve kutularını temiz tutan pedler kullanılabilir. Ayrıca ara sıra mama ve su ihtiyaçları giderilebilir. Mesela 3-4 saatlik bir yolculuk için buna pek gerek yok ama daha uzun süreli yolculuklarda mutlaka hayvanların mama ve su kapları yanında olmalı. Beslemeleri ihmal edilmemeli” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Sputnik Türkiye

Türkiye’nin 6 aylık kedi köpek maması ihracatı %27’lik artışla 73 milyon dolar oldu .

Kuruluştan yapılan basın açıklaması aşağıda bulunuyor:

Son 10 yılda ihracatını 27 kat artıran Türk kedi-köpek maması sektörü, 2024 yılının ilk yarısında da ihracatta hız kesmeden yoluna devam etti. 91 ülkedeki patili dostlar Türkiye’de üretilen mamalarla beslendi.

Türkiye’nin kedi-köpek maması ihracatı 2024 yılının ilk yarısında yüzde 26,5’lik artışla 57,7 milyon dolardan 73 milyon dolara yükseldi. Türkiye’nin kedi-köpek maması ihracatı yaptığı ülke sayısı 91 oldu.

Kedi köpek maması sektöründe 2023 yılını 122 milyon dolarlık ihracat rakamıyla geride bıraktıklarını belirten Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına da başarılı bir giriş yaptıklarını dile getirdi.

Son yıllarda insanların evcil hayvan sahiplenmesinin artış gösterdiği bilgisini veren Öztürk, “Pandemiyle birlikte evcil hayvanları sahiplenme daha da hız kazandı. Kedi-köpek maması sektörü hem iç piyasada hem de ihracatta büyük gelişim gösterdi. Kedi-köpek maması sektörüne yeni yatırımlar geliyor. Sektör 2024 yılını 150 milyon dolar ihracatla geride bırakacak gibi görünüyor. Önümüzdeki 5 yıllık süreçte sektörün ihracatının 500 milyon dolara ulaşacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

Kediler köpek maması yiyebilir mi? | Sakıncası var mı? » Petibom

Kedi-köpek maması ihracatının yüzde 62’si Ege Bölgesi’nden yapıldı

Kedi-köpek maması sektörünün Ege Bölgesi’nde kümelendiğini ve Türkiye’nin bu sektördeki ihracatını domine ettiğini aktaran Öztürk şöyle devam etti; “Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimize üye kedi köpek maması üreticileri ve ihracatçıları 2023 yılının ilk yarısında 35 milyon dolarlık mama ihraç etmişken, 2024 yılının ocak-haziran döneminde 45 milyon 50 bin dolarlık ihracata imza attılar. Kedi-köpek maması ihracatının yüzde 62’si EHBYMİB üyeleri tarafından gerçekleştirilmiş oldu.”

Kediler Köpek Maması Yiyebilir mi? - PatiKule Blog

Malezya ve Irak ihracatta lider ülkeler

2024 yılının ilk yarısında Türkiye’den kedi-köpek maması ihraç edilen ülke sayısı 91 olurken, Malezya liderliğini sürdürdü. Malezya’ya 2023 yılının Ocak – Haziran döneminde 8 milyar dolar olan kedi köpek maması ihracatı 2024 yılının aynı döneminde yüzde 35’lik artışla 11 milyon dolara yükseldi.
Veterinerlerin Önerisi En İyi Kedi ve Köpek Mamaları | Evinemama

Irak’a 2023 yılının ilk yarısında 4,8 milyon dolarlık kedi-köpek maması ihraç etmişken, 2024 yılında yüzde 54’lük ilerlemeyle 7,5 milyon dolara çıktı. Bu ülkeleri İsrail, Suudi Arabistan, Yunanistan, Ürdün, İngiltere, Lübnan, Almanya ve Bulgaristan izledi.

Kaynak: Matriks

Uzmanlar uyarıyor! Mamalarda paket yerine içeriğine bakın

Düşük kaliteli proteinler tüm canlılarda olduğu gibi kedi ve köpek gibi evcil hayvanlarda da çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Sevimli dostlar için alınan mamaların janjanlı ambalajları yerine içeriklerine bakılmasını tavsiye eden veteriner hekimler; kalitesiz mamaların, kedi ve köpeklerde böbrek hastalıklarını tetiklerken, çoğunlukla sevimli dostları sakat bırakabildiğine dikkat çekiyor.

 

Uzmanlar uyarıyor! Mamalarda paket yerine içeriğine bakın

 

Veteriner Hekim Ertan Yılmaz, ev ve işyerlerinde evcil hayvan besleyenlerin, gelişi güzel aldıkları mamaların özellikle kedi ve köpek gibi sevimli dostlara zarar verdiğine dikkat çekiyor.

Mamadan kısılan üç beş kuruşun ileride tedavi masrafı olarak tüketiciye geri dönebildiğini hatırlatan Yılmaz; “İyi bir mama ile beslenen kedi günde bir yahut iki en fazla defa düzenli olarak dışkılar. Dışkı leş kokulu değildir ve kıvamı ne çok sert nede çok cıvıktır. Tüyler parlak ve canlıdır, az dökülür. Kedinizin ağzı kokmaz. Aşırı bir kilo alımı veya kilo kaybı gözlenmez. Mamaların paketinin janjanlı oluşu değil içeriği önemlidir. Kaliteli mamalar içerikleri ile dostlarınızın gündelik yaşamlarını kolaylaştırmaktadır. Özellikle kediler bazı gıdaları sindiremezler ya da sindirmekte zorlanırlar. Bu da metabolizmalarının çeşitli sinyaller vermesine, alerjik reaksiyonlara neden olabilmektedir. Mama içerikleri bu yüzden kedi sahipleri tarafından dikkatli incelenmelidir. Özellikle marketlerde yer alan yüksek tahıl katkılı mamalar uzun vadede böbrek sorunlarına yol açmaktadır. Mama çeşitleri içinden yapacağınız tercihlerde evcil dostunuzun bir kobay değil, sizin arkadaşınız olduğunu unutmayın” dedi.

 

“KALİTESİZ MAMALAR SOKAK HAYVANLARINA DAHİ VERİLMEMELİ”

 

Kedi ve köpeklerin sahipleriyle gönül bağı kurduklarına vurgu yapan Veteriner Hekim Ertan Yılmaz, kötü beslenmenin hayvanlarda bir takım metabolizma hastalıklarına sebebiyet verdiğine işaret ediyor. İnsanların kendi gıdalarını alırken fiyat farkını çokta önemsemediğini kaydeden Veteriner Hekim Yılmaz, çok ucuz gıdalara şüphe ile bakıldığını dile getiriyor. Aynı hassasiyetin can dostları için de gösterilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz şunları söyledi: “Günümüzde bir çok süper market müşteri çekebilmek adına çok ucuz mamaları raflara koyabiliyor. Bu mamalar et oranı düşük, tahıl oranı yüksek vitamin mineral oranı çok dengesiz mamalardır. Bu ürünlerin içindeki kimyasal koruyucular, paketlerde yazan besin değerlerini yakalayabilmek için katılan suni vitaminler, suni mineraller, kemik unları hayvanlara ciddi zarar verebiliyor. Kalitesiz mamalar; böbrek taşları, karaciğer fonksiyon bozuklukları, bağırsak problemleri, kalp problemleri, ciddi tüy dökülmeleri, deri bütünlüğünün bozulması, mantar problemleri, egzema, bitmeyen kaşıntı, ishal, anal kese problemlere davetiye çıkarıyor. Bu tür ürünleri değil evcil hayvanlara sokak hayvanlarına dahi verilmemesi gerekir.”

 

Kaynak: Sabah

“Evcil hayvan sahibi olmak kalbe iyi geliyor”

Doç. Dr. Cüneyt Narin, kalp sağlığının korunması için yaptıkları pek çok uyarının hayata geçirilmesinde patili dostların önemli katkısı olabileceğini söyledi. Narin, “Evcil hayvana sahip olmanın, kalp sağlığı açısından pek çok yararı olduğunu söyleyebiliriz. Evcil hayvanların stresi azaltma, mutlu etme, sosyalleşmeyi sağlama ve daha fazla hareket edilerek fazla kiloların oluşmasını engelleme gibi etkileri kalp dostu olduklarının göstergesidir” dedi.

Evcil hayvan sahibi olmak kalbe iyi geliyor

 

Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin, evlerinde evcil hayvan besleyen kişilerin, kalp sağlıklarını korumada önemli bir etkene sahip olduğunu söyledi. Evcil hayvanların fiziksel ve duygusal sağlığa olumlu etkilerinin bilindiğini, bilimsel olarak da kanıtlarının olduğunu belirten Doç. Dr. Narin, “Yüksek tansiyon, stres, hareketsizlik kalbi olumsuz etkiler. Biz hekimler de her fırsatta sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stressiz yaşam gibi kalp sağlığını koruyucu önerileri dile getiririz. Bu önerilerin bazılarını hayata geçirmede, evcil hayvanların varlığı önemli bir kazanımdır” diyerek, yararlarını şöyle sıraladı:

Evcil hayvan sahibi olmak kalbe iyi geliyor

 

“Stresi azaltır: Evcil hayvanlarla kurulan iletişim, stres hormonu seviyelerini düşürerek ve rahatlama sağlayarak kalp üzerindeki stresi azaltır.

 

Kan basıncını düşürür: Evcil hayvanlarla vakit geçirmek, kan basıncını ve kalp atış hızını düşürmeye yardımcı olur.

 

Fiziksel aktiviteyi artırır: Özellikle köpek sahipleri, dostlarını gezdirmek için daha fazla hareket ederler. Bu da kalp ve damar sağlığı için çok faydalıdır.

 

Sosyalleşmeyi teşvik eder: Evcil hayvanlar, özellikle yalnız yaşayan kişiler için sosyalleşmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı kolaylaştırarak depresyon riskini azaltır.

 

Mutluluk verir: Evcil hayvanlarla vakit geçirmek, endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını arttırır.”

Evcil hayvan sahibi olmak kalbe iyi geliyor

 

Uygun ev ortamı olan bireyler için, birçok olumlu etkileri olan evcil hayvan sahiplenmenin, kalp sağlığını korumak için düşünülebileceğini kaydeden Doç. Dr. Narin, “2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre köpek sahibi olan kişilerin kalp krizi geçirme riski yüzde 31 daha düşük bulunmuş. 2017 yılında yapılan bir başka araştırmada ise, kedi sahibi olan kişilerin felç geçirme riskinin yüzde 30 daha az olduğu görülmüş. Bu sonuçlar değerlendirildiğinde evcil hayvanların sadece sevimli dost değil, aynı zamanda kalp sağlığımız için de önemli birer yardımcı olduğu ortada” diye konuştu.

 

Kaynak: CNN TÜRK

10 soruda sokak hayvanları sorunu… Dünyadaki uygulamalar nedir?

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 17 maddesinde değişiklik yapılmasını öngören yasa teklifiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Sokak hayvanlarına ‘ötanazi’ yapılmasının da önünü açan teklifle ilgili bir taraf sokaktaki hayvan popülasyonunun artmasının kamu güvenliğini tehdit ettiğini söylerken karşı olanlar sokaktaki hayvanların toplanması ya da öldürülmesiyle sorunlara bir çözüm bulunamayacağını savunuyor, sokak hayvanlarıyla birlikte yaşamaya dayanan kültürümüze dikkat çekiyor.

YASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİNDE ÖNE ÇIKAN MADDELER

◊ Hayvanların korunmasında insan, hayvan ve çevre sağlığının gözetilmesi kanunun amaçları arasına alındı.

◊ Sahipli hayvan ve sahipsiz hayvan kavramları açık bir şekilde tanımlandı. ‘Yakala-kısırlaştır-sal’ metodunun kaldırılması nedeniyle hayvan bakımevi tanımında uyum değişikliği yapılıyor.Tanım ‘Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı ve rehabilite edildiği bir tesis’ şeklinde değiştiriliyor. Ayrıca bakımevlerine alınan hayvanlar bakanlık veri sistemine kaydedilecek.

◊ Sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlar, hayvan bakımevlerine toplanacak. Buralarda rehabilite edilip sahiplendirilinceye kadar bakılacaklar. Artık bakımevleri dışında bir hayvana bakmak ancak onun yasal sorumluluğunu alıp sahiplenerek mümkün olacak. ‘Hayvanlara bakan veya bakmak’ ibaresi ‘hayvanları sahiplenmek’ şeklinde değiştirildi.

Görüşülecek olanlar:

◊ Yerel yönetimlere ötanazi uygulaması yapılabilmesi konusunda yetki verilmesi… Bu amaçla bakımevine alınan hayvanlardan saldırgan olan, bulaşıcı veya tedavi edilemeyen hastalığı bulunan ya da sahiplenilmesi yasak olan hayvanlara yerel yönetimlerce ötanazi yapılabilecek.

◊ Yerel yönetimlerin topladığı sahipsiz hayvanların bakımevi dışında bir yere terk edilmesi, bakımevinde barındırılan hayvanların başka bir yere bırakılması fiillerinin yasak kapsamına alınması….

◊ Hayvanlar için ameliyathaneler kurmak, bunlara ilişkin ilaç, alet-
ekipman temin etmek ve bakımevlerinde barındırılan hayvanların sahiplendirilmesine yönelik faaliyetleri düzenlemek teşvik edilecek.

◊ Caydırıcılığın sağlanması için bir hayvanın sahibi tarafından terk edilmesi durumunda 60 bin lira para cezası verilecek. Yerel yönetimler topladıkları sahipsiz hayvanı bakımevi dışında bir yere terk ederlerse veya bakımevinde barındırılan hayvanı bakımevi dışında bir yere bırakırlarsa hayvan başına 50 bin lira yaptırım uygulanacak.

◊ Büyükşehir belediyelerinin, il belediyelerinin ve nüfusu 25 bini aşan belediyelerin 31.12.2028 tarihine kadar hayvan bakımevleri kurmaları şartı getiriliyor. Mevcut bakımevlerinin koşullarını da iyileştirecekler. Belediyelerin bu yükümlülüklerini zamanında ve etkili bir biçimde yerine getirebilmeleri için en son bütçe gelirlerinin binde 5’i oranında kaynak ayırmaları gerekecek. Büyükşehir belediyelerinde bu oranın binde 3’ü uygulanacak. Kaynağı başka amaçlar için sarf eden belediye başkanı ve belediye yetkililerine 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilecek.

‘HAYVANLAR İÇİN BU TANIM KULLANILAMAZ’

1-Ötanazi nedir?

◊ Uyutulma denen işlem aslında ötanazidir, yani öldürmedir. Anestezi altında verilen ilaçlarla sağlanır.

◊ Ötanazi insanın kendi bilinçli iradesiyle yaşamına son verme kararıdır. Hayvanlar için ötanazi tanımı kullanılamaz. “Hayvanlara ötanazi hakkı tanıyoruz” hiç denemez. Tüm hayvanların hayatta kalma çabaları vardır.

‘ÖLDÜRME GEREKÇESİNDE MUĞLAK İFADELER VAR’

2-Nedir bu 6’ncı madde?

◊ 2004 yılında yürürlüğe giren 5199 sayılı kanunun temelinde bir 6’ncı madde var. Bu madde hayvan popülasyonunu kontrol yöntemi olarak ‘yakala-kısırlaştır-yerine bırak’ prensibine dayanıyor. Yasa değişikliği teklifinin en korkunç noktası da bu 6’ncı maddenin kaldırılması. Artık yerel yönetimlere yuvalandırılmayan hayvanların toplanması ve öldürülmesi yetkisi veriliyor. Öldürme gerekçesi için de muğlak ifadeler var. Örneğin ‘saldırgan, topluma adapte olamamış, sosyalleşememiş, anatomisi bozuk’ gibi hayvanlara dair sıfatlar kullanılıyor.

‘ROMANYA BU ŞEKİLDE AZALTAMADI’

3-Dünyadaki uygulamalar nedir?

◊ Hollanda ötanazi yapmadan sokaklarındaki hayvan sayısını sıfırlayan bir ülke. ‘Yakala-kısırlaştır-yerine bırak’ formülünü uyguladılar ve başarılı oldular. Sahipli-sahipsiz bütün köpekleri aşıladılar. Hasta olanları barınaklara aldılar, hasta olmayanları aldıkları yere geri bıraktılar.

◊ Yeni Zelanda, İsviçre, İngiltere gibi ülkelerde ötanaziye ilişkin düzenlemeler var. Fakat böyle ülkelerde ‘hayvan refahı’ denen bir kavram görüyorsunuz. Yani hayvanlar yaşadıkları sürece olabildiğince az eziyet görüyorlar. Ama insanın çıkarıyla hayvanın çıkarı karşılaştığında insanınki hep üstün geliyor. Romanya’da çok ağır ötanazi içeren bir kanun 2013’te kabul edildi. Bükreş’te 150 bin köpek öldürdüler ama hayvan popülasyonunu hâlâ azaltamıyorlar. Bir kaos ortamı doğdu. Türkiye’de de aynı şey olacak.

10 soruda sokak hayvanları sorunu... Dünyadaki uygulamalar nedir

‘KISIR OLAN BÖLGEYİ EMNİYETE ALIYOR’

4-Hayvanı alınan yere bırakmak neden önemli?

Eğer bir köpeği bölgesinden alıp tekrar oraya geri koymazsanız onun yeri başka köpekler tarafından hızla dolduruluyor. Üstelik bu köpeklerin alanı genişlediği için daha çok üremeye başlıyorlar. Oysa bir köpeği kısırlaştırıp yerine bıraktığınızda o köpek o bölgeyi emniyete alıyor. Kısır olduğu için üreyemiyor. O bölgesini korurken siz diğer yerlerdeki köpekleri kısırlaştırıyorsunuz.

‘FARE GİBİ DİĞER TÜRLER ARTAR’

5-Sokakta kedi-köpek kalmazsa ne olur?

◊ İklim değişikliğinin geldiği son noktada anladık ki insan ekosistemin bir parçası. O yüzden “Sokaklarda hayvan olmaz” diyemeyiz, dememeliyiz. Örneklerini dünyada görüyoruz. Kedileri sokaklardan aldığınız zaman her yeri fareler basıyor. Fransa’da bizdeki kedilerden büyük fareleri kendi gözlerimle gördüm. ABD’nin başkenti Washington’da ve New York’ta da öyle. Köpeklerin de burada bir konumu var. Yüzyıllar boyunca köpeklerin hizmetinden faydalanmışız. Şimdi diyoruz ki “İnsanın olduğu yerde köpek olmaz”

◊ Kediler zorunlu etçil hayvanlardır. Sürüngen, kemirgen ve amfibilerle beslenirler. Dolayısıyla sokakta olmamalarının kent yaşamına negatif etkisi olacaktır.

‘BELEDİYELERİN YÜZDE 5’İNDE VAR’

6-Bakımevlerinin durumu nedir?

◊ Hayvan hakları konusunda çalışmaları yapan kişiler olarak hiçbirimiz çocukların ölmesini veya insanların arabanın altında kalmasını istemiyoruz. Kediler ve köpekler sürüler halinde sokaklarda gezsin de demiyoruz. Aslında aynı şeyi savunuyoruz. Zaten onun için kısırlaştırmayı teşvik ediyoruz, üretim çiftlikleri ve petshop’lar olmasın, hayvan ticareti yapılmasın diye ısrar ediyoruz. Ama bu hayvanları öldürmek veya bakımevlerine doldurmak da bir çözüm değil. Bugün Türkiye’deki belediyelerin sadece yüzde 5’inde hayvan bakımevi var. Çoğu yetersiz. Bakımevini ne kadar büyük yaparsanız yapın dolacak. İçeriden 2-3 bin tane köpeği bir şekilde öldürmeniz gerekecek. Kısırlaştırma yapmadan da bununla başa çıkamazsınız, çünkü musluk akıyor.

‘2 YILDA KONTROL SAĞLANABİLİR’

7-Kısırlaştırma artık yapılmayacak mı?

◊ 2028 yılına kadar yerel yönetimlere bakımevi açmaları için süre veriliyor. Oysa Veteriner Hekimleri Odası, veterinerler ve biz tüm çalışmalarımızda gördük ki kısırlaştırma seferberliğiyle 2 yıl içinde hayvan popülasyonunun kontrolü sağlanabilir. Bunu yapmak yerine 4 yıllık bir süre konuyor. Var olan bakımevlerinin durumu da ortada. Kısırlaştırma bu yasa değişikliğiyle tamamen terk ediliyor. Hayvanların temel aşılarının yapılmasından da bahsedilmiyor.

Can dostlarımızın evi yok| Haberler

‘KİTLESEL ÖLÜMLER OLURDU’

8-Kuduz vakası var mı/artıyor mu?

◊ Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanlarda eğer kuduz olsaydı bütün şehirlerde kitlesel ölümler olurdu. Son 5 yılda öyle bir vakamız yok. Ama kanun teklifi görüşmelerinde ‘kuduz vakalarının arttığı’ konuşuluyor. Bahsettikleri aslında ‘kuduz şüpheli ısırmalar’. Örneğin ayağınıza bir çivi battı ya da sizi bir kedi tırmaladı. Evinizde beslediğiniz hayvan da olabilir. Hastaneye gittiğinizde size sağlık görevlisi bir kuduz ya da tetanos aşısı yapar. Orada açılan kayda da ‘kuduz riski’ yazılır.

◊ Kuduz olan hayvanın zaten öldürülmesi lazım. Bunun için bir yasa düzenlemeye gerek yok. Çünkü 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda zaten bu belirtilmiş. Kuduz olmayan hayvansa öldürülmez. 2024’te bir kişi bile eğer kuduzdan ölüyorsa orada görev ihmali vardır. Verem veya veba gibi dünyadan kalkmış bir hastalık bu.

‘ŞU ANDA KONU KÖPEKLER’

9-Teklif kedileri kapsıyor mu?

◊ ‘Sokak hayvanları’ diye genel bir tabir kullandıkları için uzun vadede sıra kedilere de gelebilir. Ama şu anda konu köpekler. ‘Hayırsız Ada’ (1910 yılında 80 bin köpeğin İstanbul’daki Sivriada’ya sürgün edilip öldürülmesi) vakasını tekrar yaşatmak istiyorlar.

 

 

 

Uyutmayacaklar, öldürecekler!

‘KUDUZ RİSKİ OLAN, SALDIRGANLAŞMIŞ, REHABİLİTE İMKÂNI OLMAYAN SAHİPSİZ KÖPEKLER UYUTULACAK’

AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in 15 Temmuz’da Hürriyet gazetesinde yayımlanan açıklaması şu şekildeydi:

◊ Düzenleme, hayvanlarımızın oldukları yerden alınması, sağlıklı barınaklarda bulundurulması ve güçlü bir şekilde sahiplendirilmesi anlayışını taşıyor. Kuduz riski olan, saldırganlaşmış, rehabilite imkânı olmayan sahipsiz köpeklerin uyutulması, yani ötanazi kavramını da bu düzenlemede getiriyoruz.

◊ 2,5 milyona yakın sahipsiz sokak köpeğinin kısırlaştırıldığı, 550 bine yakın sokak köpeğinin sahiplendirildiğine dair raporumuz var. Mevcut tedbirlere rağmen mahalli idarelerimizin yetersiz kaldığını görüyoruz. Bu durum nelere sebebiyet verdi? Kuduz riskli vakalar artmış durumda. Hayvandan hayvana, hayvandan insana geçen çok farklı parazitler var. Belli ilçelerimizde kuduz köpek nedeniyle karantina uygulaması yapılmak zorunda kaldı. Mevcut durum böyleyken bakanlık raporuna göre birçok kazanın meydana geldiği, bu kazalarda vefat eden vatandaşımızın sayısının 50-55 olduğu ortaya çıktı. Belli alanlarda, insanlarımızın yürüyüş yaptığı alanlarda çok sayıda köpeğin dışkısı toplumu tehdit edecek hale geliyor.

 

‘SORUN BUGÜNÜN SORUNU DEĞİL’

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin dün Hürriyet’te yayımlanan, Oya Armutçu imzalı haberde konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:

◊ Hayvanları Koruma Kanunu’nu çıkardığımız zaman ben Belediyeler Birliği Başkanı’ydım. Belediyelerin birçoğu bu işi yeterince sahiplenmedi. Kanunla getirilmesine rağmen bütçelerinden gerekli kaynağı ayırıp köpeklerin kısırlaştırmalarını yapmadılar, tesisleri, barınakları kurmadılar. Sahipsiz sokak köpekleri popülasyonu sorun haline geldi. Sorun bugünün sorunu değil.

◊ Milletvekilleri hem hayvanseverlerle, hem köpek saldırısına uğrayanlarla hem de sokak köpeklerinden korkanlarla empati kurmalı.

◊ Teklifte ötanaziyi öne çıkardılar. Hayvanın sağlığında bir sorun varsa, örneğin kuduz olmuşsa Veteriner Kurulu ötanaziye karar verecek. AK Parti karar vermeyecek. Tartışmaları bilimsel temelde yürütsünler.

 

10 soruda sokak hayvanları sorunu... Dünyadaki uygulamalar nedir

 

 

‘VATANDAŞ DA BUNA İSYAN EDECEK’

10-Esnafın kapısının önündeki köpekler toplanacak mı?

◊ 6’ncı maddeyi kaldırınca onların hepsini alacaklar. Isırmayan, aç bile olsa kimseye saldırmayan, kafenin, fırının, dükkânın dibinde oturan hayvanlar… Vatandaş da buna isyan edecek.

◊ Sokaklardan köpek ve kedileri toplamak insanlar üzerinde büyük bir ruhsal üzüntü yaratır. Esnafın kedi ve köpeklerinin toplanması ağır toplumsal travmalara yol açabilir.

◊ Toplum sokağındaki köpek dostuna, kediye bakmaya devam edecek. Bu toplumun değerlerine, alışkanlıklarına, yaşam tarzına ağır bir saldırı.

KATKI SUNANLAR

¬ Doç. Dr. Serkan Köybaşı: Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı, Hayvan ve Doğa Hukuku Laboratuvarı direktörü

¬ Ahmet Kemal Şenpolat: Avukat, HAYTAP Başkanı

¬ Dr. Mine Yıldırım: Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi, kent araştırmaları yapan sosyal bilimci ve Dört Ayaklı Şehir: Kent, Doğa, Hayvan Çalışmaları Derneği koordinatörü

¬ Elif Ertürk: Hayvan Hakları Konfederasyonu yasama izleme delegasyonu sözcüsü

¬ Zuhal Arslan: Her Eve Bir Pati Derneği (HEPAD) proje ve sahiplendirme sorumlusu

¬ Hande Mutlu: Veteriner hekim

 

Kaynak: Hürriyet Pazar

Kedi ve Köpeklere Fısıldayan İnsan Olmanız İçin Bilmeniz Gereken 11 İpucu

Patili dostlarımız hayatın her yerindeler. Evde, sokakta hatta metro istasyonunda birlikte yaşadığımız tüylü dostlarımızla iletişim kurmak aslında düşündüğünüz kadar zor değil. Belki insanlar gibi konuşamasalar da patili dostlarımız bizimle sürekli iletişim halindelerdir. Sizlere kedi ve köpeklere derdinizi anlatmanızı sağlayacak 11 iletişim yöntemini açıklamaya çalıştık. Evcil hayvanlarınızla konuşmaya hazır olun!

1. Ağaç yaşken eğilir.

Aynı insanlar gibi hayvanlar da öğrendikleri çoğu şeyi yavru oldukları yaşlarında öğrenirler. Patili dostlar, öğrendiklerini de çevresindekilere göstermekten büyük bir keyif alırlar. Eğer evcil hayvanınızın ne hissettiğini ve ne yapmak istediğini anlamak istiyorsanız, dostunuzun küçük yaşlarında doğru iletişim şekillerine alıştığına emin olmanızı tavsiye ederiz.

2. Patili dostlarımız insan değildir.

Evet bazen tüylü dostlarınızla, onlar insanmış gibi konuştuğunuzu biliyoruz. Bu şekilde davranmanız çok normal. Ama şunu anlamamız patili dostlarımızla aramızdaki iletişim için çok önemli: İnsanları mutlu eden şeyler, hayvanları mutlu etmeyebilir. Her ne kadar insan gibi düşünsek de onların bizden farklı canlılar olduğunu unutmamalıyız.

3. Gözler yalan söylemez.

Patili dostunuzun kedi olduğunu düşünelim. Size düşman gibi bakıyor oluşu, evin içerisinde karanlık bir hava yaratıyor olması kedinizin sizinle olan iletişiminden hoşlandığı anlamına gelebilir buna şaşırmamalısınız. Köpeğinizde ise bu durum türden türe değişiklik gösterirken, gözleri ile sizi aradığını hissediyorsanız bu dostunuzla aranızdaki iletişimin iyi gittiğine işarettir. Tüylü dostlarımızın göz bebeklerindeki büyümeler ise heyecanlanma ya da öfkelenme durumlarına işaret edebilir.

3. Gözler yalan söylemez.

4. Size kafa atıyor mu?

Evcil hayvanınız size düzenli olarak kafası ile vuruyor veya kafasını vücudunuza sürüyorsa, bu patili dostunuzun size alıştığı ve sizinle temasa geçmek istediğini gösterir. Eğer burnu ile size temas ediyor ise bu aranızdaki sevginin artık official olduğu anlamına gelir. Hayırlı olsun efendim.

5. Sıkıntılı göz temaslarından kaçının.

Öfkeli veya stresli olduğunu düşündüğünüz bir patili dost ile doğrudan bir şekilde göz teması kurmamanızı tavsiye ederiz. Göz temasınızı yüz yüze kurmak yerine kafanızı hafifçe yana çevirerek kurmanız, evcil hayvanınızın öfkeli bir anında onu sakinleştirmenizi sağlayabilir. Eğiliyor olmanız iletişiminizi güçlendirir. Köpekler insanlardan farklı olarak gözlerinin içine bakıldığında bundan rahatsız olabilirler aklınızda bulunsun!

6. Vücut dili tek ortak dil.

Patili dostlarımız birbirleri ve bizlerle olan iletişimlerinde vücut dillerini kullanırlar. Kediler ve köpekler, vücut dilini takip ederek iletişim kurmaya alışmışlardır. İnsanların vücut dilini çok iyi şekilde gözlemleyen kedi ve köpekler, alışık olmadıkları bir vücut hareketine tepki gösterebilirler. Bu yüzden evcil hayvanınızla aranızdaki ilişkiyi güçlendirmek istiyorsanız, vücut dilinize dikkat etmelisiniz.

7. Enerjinizi dostunuz için saklayın.

Patili dostlarınız, sizin enerjinizden beslenirler. Arkadaşınıza karşı enerjiniz düşük bir şekilde davranmamalısınız. Kendinizi ne kadar yorgun ya da kötü hissetseniz de arkadaşınızın yanında sakin ve dengeli kalmaya çalışmanız, iletişimde büyük bir fark yaratır. Arkadaşınıza pozitif olun ki, arkadaşınız da çevresine pozitif olsun.

7. Enerjinizi dostunuz için saklayın.

8. Tutarlı olmak çok önemli.

Evcil hayvanınızla iletişiminizde tutarlı olmanız çok önemli. Dostunuzla iletişim kurarken, onun alışık olmadığı bir davranış ya da hareket aranızdaki ilişkiyi kötüye etkileyebilir. Tüylü dostunuzun çevresinde bulunan insanların da sizin uyguladığınız kuralları uyguluyor olduğundan emin olmanız, en yakın dostunuzu anlamak için önemli bir yere sahiptir.

9. Kuyruk sallatmaya devam edin.

Evcil hayvanınızın kuyruğu kıvrılarak yukarı çıkıyor ve salına salına hareket mi ediyor? Bu kuyruk hareketi, patili dostunuzun sizi gördüğü için çok mutlu olduğu anlamına gelir. Kedi ya da köpeğinizin kuyruk hareketini gözlemlemeniz halinde dostunuzun kolaylıkla o anki ruh haline dair yorum yapabilme şansınız olur. Eğer dostunuzun kuyruğu dümdüz olmuşsa ve bu hareketi destekleyen sesler çıkarıyorsa hareketlerinize dikkat etmenizi öneririz.

10. Havlamayı ve miyavlamayı anlayın.

İnsan gibi konuşmasalar da kediler ve köpekler de ses yoluyla iletişim kurarlar. Kedilerin miyavlamaları veya köpeklerin havlamaları, bu canların kendilerini ifade etme şekillerinden birisidir. Patili dostların çıkarttıkları sesin yüksekliğinden kolay bir şekilde dostunuzun nasıl hissettiğini anlayabilirsiniz.

10. Havlamayı ve miyavlamayı anlayın.

11. Pozitif kalmak kritik.

Eğitim, utangaç veya korkulu köpeğinizin güven seviyesinde büyük bir fark yaratabilir. Olumlu pekiştirmeli köpek eğitimi, köpeğinizi konfor seviyesinin ötesine zorlamadan köpeğinizle iletişim hatlarını açmanıza izin verme avantajına sahiptir. Hatta herhangi bir şey yapmasını istemeden de eğitime başlayabilirsiniz. Köpeğiniz daha fazla şey öğrendikçe ve kendine daha fazla güvenmeye başladıkça, korkularından çoğu azalacak ve hatta kaybolacaktır.

11. Pozitif kalmak kritik.

Kaynak:Onedio

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne?

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne? - 1

 

Evcil kedilerdeki turuncu kürkün sırrı, genetikçiler tarafından nihayet çözüldü. Yapılan iki bağımsız çalışma, kedilerin ateş rengindeki tüylerinin, genomlarında protein kodlamayan bir bölgedeki eksik DNA parçasından kaynaklandığını ortaya koydu.

Stanford Üniversitesi genetikçisi Greg Barsh liderliğindeki araştırma ekibi, kedilerin deri hücrelerinde bulunan Arhgap36 adlı genin, turuncu tüylü kedilerde diğer kedilere oranla 13 kat daha fazla RNA ürettiğini keşfetti. Ancak bu genin protein kodlayan kısmındaki mutasyon yerine, genin ifadesini etkileyen bir delesyon (eksik DNA dizisi) bulundu.

DNA diziliminde 5 kilobazlık (kb) eksiklik olduğu genin işleyişini etkiliyor ve turuncu rengi oluşturuyor

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne? - 2

 

Araştırmalar, turuncu rengin cinsiyetler arasındaki farklılığını da açıkladı. Mutasyona uğramış genin X kromozomunda bulunması nedeniyle erkek kedilerde sadece bir kopya, dişilerde ise iki kopya yer alıyor. Bu durum, dişi kedilerin kürklerinde genin rastgele aktif ya da etkisiz hale gelmesiyle “kaplumbağa kabuğu” veya “alacalı” desenler oluşmasına neden oluyor.

Nadir durumlarda her iki X kromozomu da mutasyonu taşıdığında, dişi kediler tamamen turuncu tüylere sahip oluyor. Erkek kedilerde ise yalnızca bir X kromozomu olduğundan renk tekdüze bir şekilde turuncu oluyor.

 

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne? - 3

 

 

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne? - 4

 

 

 

60 yıllık çalışma ortaya çıkardı: Turuncu kedilerin sırrı ne? - 5

Japonya’daki Kyushu Üniversitesi’nden Hidehiro Toh liderliğindeki ikinci ekip de benzer sonuçlara ulaştı. Arhgap36 geninin, pigmentlerin rengini koyu kahverengiden turuncuya doğru kaydırdığını ve turuncu kürkü oluşturduğunu belirtti.

Kaynak: cnn haber