Ana Sayfa Blog Sayfa 116

Sn. Handan KEÇECİ ile Pet Sektörü ve Markaları Hakkında Konuştuk

• Türkiye’nin pet sektörünün ihracat potansiyeli hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Uzun yıllardır potansiyel olmasına rağmen Türkiye pet sektörü büyük ölçüde ithalat ağırlıklı ilerlemiş ancak özellikle son yıllarda bu potansiyelin farkına vararak üretim ve ihracata yönelmiştir. Ülkemiz gerek işgücü gerekse yatırımcı firmalar açısından oldukça avantajlı bir ülkedir ve dünya genelinde üretilen her ürünü üretebilme ve pazarlama gücüne sahiptir. Daha önce başka platformlarda da belirttiğim üzere özellikle son birkaç yıldır Avrupa ülkeleri Uzak Doğu’da üretilen ürünler yerine artık ülkemizde üretilen ürünleri tercih etmektedirler. Buradaki en önemli etken kaliteli ürünler üretmemizin yanı sıra Türkiye’nin Avrupa’ya daha yakın olması, dolayısıyla nakliye avantajıdır. Aynı şekilde doğu ve Uzakdoğu ülkeleri için de ülkemiz bir Batı ülkesi olarak görülmekte ve ürünlerimiz Avrupa standartlarında değerlendirilmektedir. İçinde bulunduğumuz küresel salgın süreci bittiğinde Uzak Doğu ürünleri yerine Türk malı ürünleri tercih eden firma sayısı daha da hızlı bir şekilde artacaktır. Ancak burada en önemli nokta marka oluşturmaktır. Ucuz ürünü en düşük fiyata ihraç etmek yerine, Kaliteli ürünü bir marka değeri oluşturarak ihraç etmek hem firmalar hem de Türkiye açısından daha avantajlı olacaktır. Neticede üretici Uzakdoğu ülkeleri değil ülkemiz olsa da dünya markası olan firmalar yine aynı markalarıyla yollarına devam edeceklerdir.
• Bayi ve son tüketiciye ulaşma konusunda ne gibi çalışmalarınız var, biraz bahseder misiniz?
Bayi konusunda yıllardan beri sektörde olmamızın avantajıyla herhangi bir zorluk yaşadığımızı söyleyemem. Ayrıca katıldığımız sektörel fuarlar da yeni bayi bulma konusunda oldukça faydalı olmuştur. Markamıza ait ürünler şu anda Türkiye’nin hemen her bölgesinde bayilerimiz aracılığıyla satılmaktadır. Son kullanıcıya ulaşma konusunda da özellikle sosyal medya ve reklam çalışmaları üzerine yoğunlaşmış durumdayız. Bunlara ek olarak önümüzdeki aylarda Antalya’da gerçekleşecek olan Petzoo Antalya fuarında yer alarak Antalya bölgesinin turizm avantajıyla birçok yerli ve uluslararası firma sahibiyle buluşmayı hedeflemekteyiz.
• Türkiye’de yeni bilinen bir markanız var, markanızın tanıtımı için ne gibi çalışmalarınız oldu?
Marka yaratma sürecimiz oldukça planlı ve hızlı bir şekilde ilerlemiş ve bugün hem Türkiye hem de yurtdışında bilinen bir marka olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Bu süreçte ulusal fuarların yanı sıra pet shoplar ve son tüketiciye yönelik promosyon çalışmaları ile sosyal medya çalışmalarını oldukça yoğun bir şekilde kullanarak marka bilinirliğimizi sağladık. Ancak hedefimiz çok daha fazlasını gerçekleştirmek olduğu için çalışmalarımıza hiç ara vermeden devam etmekteyiz.
• Yurt içinde hedeflerinize ne ölçüde ulaştınız?
Bundan sonraki süreçte neler planlıyorsunuz? İlk yıl için yapmış olduğumuz planlar doğrultusunda hedeflediğimiz rakamları büyük ölçüde gerçekleştirdik. Bunlara ek olarak ürün portföyümüze eklemek istediğimiz ürünlerle ilgili de çalışmalarımızı sürdürdük. Yaş mamanın yanı sıra süt tozu, fonksiyon bakım ürünleri ve kedi köpek ödüllerini ürün portföyümüze kattık. Piyasaya yeni çıkan ürünlerimiz raflarda yeni yer almaya başlamalarına rağmen gösterilen ilgi oldukça memnun edici. Önümüzdeki yıllarda piyasaya çıkacak yeni ürün gruplarımızla sektördeki yerimizi iyice sağlamlaştırmayı planlıyoruz.
• Yurt dışı çalışmalarınız olduğunu da biliyoruz, okurlarımıza da anlatır mısınız?
Eşim ve ben pet sektöründe yıllardır ihracat ve ithalat üzerine danışmanlık yaptığımız ve yurtdışında onlarca fuar ve yüzlerce toplantıya katıldığımız için dünya genelinde hatırı sayılır bir iş ağına sahibiz. Marka tanıtımının yanı sıra sahip olduğumuz uluslararası iş ağı sayesinde ihracat için taleplerimiz oluşmaya başlamıştır. İlk sipariş veren ve evrak kayıt sürecini başlatan ülkeler Bulgaristan, İsrail ve Singapur’dur. Avrupa Birliği’ne konserve mama ihracatı için gerekli tüm kayıtlarımız tamamlanmış ve sertifikalar oluşturulmuştur. • Sizin okurlarımıza iletmek istedikleriniz nelerdir? Bizim önceliğimiz ailelerimizin birer parçası haline gelen evcil dostlarımızın iyi beslenmeleri ve sağlığıdır. Bu çerçevede Bosphorus Premium Pet Food olarak ürün ve hizmet kalitemizi her geçen gün artırarak hayvanseverlere ve evcil dostlarımıza layık oldukları kaliteli ve güzel ürünleri sunmayı hedeflemekteyiz. Sn. Handan KEÇECİ ile Pet Sektörü ve Markaları Hakkında Konuştuk “Salgın süreci bittiğinde Uzak Doğu ürünleri yerine Türk malı ürünleri tercih eden firma sayısı daha da hızlı bir şekilde artacaktır.”

Klivet Başkanı Sn. Tarık AKAN; Biz veteriner hekimler o kadar geniş bir mesleki sorumluluk alanına sahibiz ki bunu yeni duyanlar hayretle durumu anlamaya çalışıyorlar.

Öncelikle yurdumuzun ve dünyanın böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya gelmesinden ötürü derin üzüntü içerisinde olduğumu belirtmek isterim. Hep birlikte bu süreci çok iyi yöneterek en az hasarla atlatma yolunda çalışmalar yapmak zorundayız.

Derneğimiz pandeminin etkileri ülkemizde görülmeye başladığı anda ilk olarak Nisan ayında yapacağı Bahar Sempozyumunu Kasım ayına erteleme kararı aldı. Böylelikle vakit kaybetmeden hem meslektaşlarımız hem de katılımcı firmalarımız planlamalarını düzenlediler. Daha sonra Meslektaşlarımızın en çok ihtiyaç duyacağı materyalleri araştırmaya başladık. Destekçimiz Purina firması ile birlikte yüz kalkanı dağıtma kararı aldık. Merkezimiz İstanbul başta olmak üzere şubelerimiz İzmir ve Ankara, Temsilciliklerimiz Mersin, Muğla, Samsun’da tüm pet kliniklerine siperliklerimizi ulaştırmaya çalıştık. Bu sayede meslektaşlarımızın sağlığının korunmasına yardımcı olduk.

Daha sonra meslektaşlarımızdan hastalığa yakalananlar olduğunu öğrenmeye başladık ve hızlıca kliniğinde hekimlik hizmeti veremeyecek duruma düşen meslektaşlarımıza 10.000 Türk Lirası bir yıl ödemesiz olarak destekleme kararı aldık.

Bu yıl Kidzania eğlence merkezinde mesleğimizi çocuklara anlatabilmek için bir klinik açmıştık. Burada çocuklara ve ailelerine birçok etkinlik düzenleme planlarımız vardı ve yarıda kaldı önümüzdeki dönemde ilk olarak bu yarıda kalan planlarımızı yerine getireceğiz. Bu yıl Antalya’da düzenleyeceğimiz sempozyumumuz bu ilettin bitimine denk geldiği için sektörel bir bayram havasında geçecek diye umut ediyoruz. Hepimizin bu dönem için bir hikayesi var. Hem tecrübelerimizi aktarmamız hem de tekrar işe koyulmak için iyi bir fırsat olacak. Meslek içi eğitimlerimizi de kaldığımız yerden sürdüreceğiz.

Salgın ortaya çıktıktan sonra en hızlı reaksiyon veren gruplardan birinin veteriner hekimler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bunun birden çok sebebi var fakat en önemlisi biz bu virüsü çok uzun yıllardır tanıyoruz. Nasıl davrandığını, ne kadar hızlı yayıldığını ve agresif olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu bilgiler ışığında öncelikle kendi sağlığımızı sonra da hasta sahiplerimizin sağlığını korumak için mesai saatlerimizi, kliniklerdeki hareket düzenlemesini, hijyenik önlemleri hemen hayata geçirdik. Hasta sahiplerimize tecrübelerimize istinaden nasıl önlem almaları gerektiği konusunda bilgiler verdik. Sağlık personeli olarak kliniklerimizdeki görevimizi asla bırakmadık, aksine hastalarımızı tedavi için insanlar kapılarının önünden kargolarını alamazken bizle her gün görevimizi sürdürmeye devam ettik. Bu tabii ki ailelerimizi de riske etmek anlamına geliyordu. Bu durumun hepimiz üzerinde yarattığı stresle baş etmek zorunda kaldık.

Biz veteriner hekimler o kadar geniş bir mesleki sorumluluk alanına sahibiz ki bunu yeni duyanlar hayretle durumu anlamaya çalışıyorlar. Her veteriner hekim bu virüslerin ne olduğuyla ilgili teknik bilgiye sahiptir. Çünkü veteriner fakültelerinde viroloji ana bilim dallarında birçok hocamız bu konuda uzun yıllardır çalışmalar yürütüyor. Bilim kuruluna bu hocalarımızın girmiş olması bizler için hiç şaşırtıcı olmadı aksine bunca yıldır bizlerden yeterince faydalanılmadığı net olarak ortaya çıkmış oldu. Hükümetimize farkındalığı için teşekkür ederim. Virüsün izole edilmesinde ve aşı çalışmalarında meslektaşlarıma başarılar diliyorum. Hepsine minnettarız.

Yukarıda saydığım niteliklerimizin yanında en büyük eksiğimiz mesleki birlikteliktir. Bizler yurdum tarım politikasını, hayvancılık politikasını, gıda politikasını, sağlık politikasını belirlemedeki en önemli mesleklerden biriyken kurullardaki yerlerimiz bizlere verilmemektedir. En son çıkan sağlıkta şiddet yasasında veteriner hekimlerin olmaması da bizler için çok üzücü olmuştur. Her gün sahada binlerce meslektaşımız hayatını hiçe sayarak görevini icra ediyorlar ve bu esnada tehditler, şiddetle karşı karşıya kalıyor. Bu durumun önüne geçilebilmesi için devletimizin bizleri yasaya dahil etmemesini anlayabilmiş değiliz.

Mesleki birlikteliğimizin sağlandığı, mesleğimizin daha iyi anlaşıldığı, ülkemizin aydınlık günlerinin yakın olduğunu düşünüyorum.

Tarık Akan

Veteriner Hekim

KLİVET Başkanı

Hermos Gıda Markalar Direktörü Sn. Taner GÜNER ile Çalışmaları Hakkında Sohbet Ettik

  • Hermos Gıda’dan biraz bahseder misiniz?

Türkiye’nin kedi ve köpekler için üretim yapan, insan gıdası üretimine uygun dizayn edilmiş, ilk kuru mama fabrikası olarak 2017 yılının şubat ayında faaliyete başlayan Hermos Gıda; teknolojik olarak en üst düzeyde kurduğu üretim sahasını, alanında güçlü ve tecrübeli bir kadroyla da desteklemiştir. Ar-Ge çalışmalarını da büyük bir titizlikle sürdüren firmamız, global dünyadaki bilimsel çalışmaları yakından takip etmekte ve uluslararası pek çok seçkin üniversite ile ‘’ürün geliştirme’’ çalışmaları yapmaktadır.

Yurt içinde üç bölge distribütörü aracılığıyla binlerce noktaya markalarını ulaştıran Hermos Gıda, yirmiden fazla ülkeye ihracat yaparak markalarını yurt dışına da taşıma başarısına ulaşmıştır. Hermos Gıda aynı zamanda kendi markaları dışında kalite standartlarını koruyarak; Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve Avrupa’nın önde gelen farklı firmaları adına da üretimde bulunmaktadır.

  • Hermos Gıda, hangi evcil dostlarımız için ürün üretiyor? Piyasada hangi markaları bulabiliyoruz?

Hermos Gıda olarak kuru kedi-köpek maması üretiyoruz ve prensip olarak üretmediğimiz hiçbir ürünü satmıyoruz. Piyasada Kedi-köpekler için 6 farklı markamız bulunmaktadır. Ekonomik segmentte Pawpaw ve Prostar, Premium  segmentte Myfood, Süper Premium segmentte az tahıllı Mystic, Kliniklere Özel Benefit ve bu ay çıkan ürünümüz Türkiye’nin ilk yerli tahılzsız maması Klicker. Evcil hayvan sahipleri, ürünlerimize Türkiye’nin hemen hemen her yerinden rahatlıkla ulaşabilir.

  • Önümüzdeki süreçte Hermos Gıda’nın hedefleri neler? Gelecek planlarından biraz bahseder misiniz? 2020 yılı ile birlikte kalite/fiyat indeksine odaklanmış durumdayız. Bu değeri sektörümüze kazandırmak istiyoruz. Bu doğrultuda her segment için, doğru ürünü yerleştirerek güzel sonuçlar almayı hedeflemekteyiz. Pawpaw’ın yenilenen formülü ve arttırılmış lezzeti ile ilk adımı attık ve kısa sürede çok güzel sonuçlar aldık. İkinci olarak, Süper Premium Az tahıllı mamamız Mystic ile muazzam geri dönüşler aldık, açıkçası bu kadar güzel sonuçlar alacağımızı biz dahi beklemiyorduk. Bu iki markamız hedefimiz doğrultusunda ilerlediğimizin en güzel kanıtları oldu. Bu ay çıkan Türkiye’nin ilk yerli tahılsız maması Klicker, hedefimiz doğrultusunda ne kadar emin adımlarla ilerlediğimizin en önemli göstergesi olacaktır.

Kalite/fiyat indeksi hedefimizi gerçekleştirdikten sonra, sadece doğru ürünü üretmekle kalmayıp, pazarı iyi gözlemleyen-anlayan yaklaşımla, etik çerçevede her segmentte en üst noktaya ulaşmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

  • Türkiye’nin pet sektörünün ihracat potansiyeli hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Hermos Gıda bu konuda neler yapıyor ve planlıyor?

Türkiye’nin pet sektöründe ihracat potansiyelinin çok yüksek olduğunu biliyoruz. Bu nedenle ihracat departmanızı güçlendirdik, İzmir ofisi ile yeni bir ofis taşıma yapılanma oluşturduk, üretim planlamalarımızı bu doğrultuda yaptık. Bize göre ihracatın altın kuralı öncelikle ülkenizde ürünlerinizin ve stratejilerinizin takdir edilmesidir. Az önce de bahsettiğim gibi bu konuda çok güzel geri dönüşler aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu yıla kadar tek marka ile yirmiden fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyorduk. Bu yıl 6 marka ile ihracata yöneliyoruz ve bu yıl itibariyle hem ihraç ettiğimiz ülke sayısında hem de hacim olarak çok ciddi artış hedefliyoruz. Hedeflerimiz çok yüksek ama en son katıldığımız uluslar arası Çin fuarında da hedeflerimizi çok rahat gerçekleştirebileceğimizi gördük.  Dünyanın içinde bulunduğu duruma rağmen, oldukça güzel gelişmeler yaşıyor olmamız da bunun en büyük göstergesidir.

  • Son zamanlarda öne çıkan markalarınız nelerdir? Evcil hayvan sahiplerinin en çok tercih ettiği ürününüzden biraz bahseder misiniz?

İlk çeyrekte iki ürün üzerine yoğunlaşmayı planlamıştık. Şirketimizin ilk göz ağrısı Pawpaw ve yeni çıkan markamız super premium az tahıllı Mystic. Bu iki ürünümüz farklı segment ürünleri olduğu için, iki ürünümüzde kendi kulvarında öne çıktı. Yenilenen formül, Artırılmış lezzet sloganı ile piyasaya sunduğumuz yenilenen Pawpaw o kadar ciddi talep gördü ki, üretim planlamamızı sürekli arttırmamıza rağmen talepleri karşılamakta zaman zaman zorlandık. Mystic’de de yaşadığımız durum farklı değildi. İlk çeyrek hedeflerini 3 kez yukarı yönlü revize etmek zorunda kaldık. 2.çeyrek sonunda pazara sunmayı hedeflediğimiz, küçük paketleri pazardan gelen olumlu yönde baskı nedeniyle, Nisan ayında pazara sunduk. Markadan ürün özeline inecek olursak, Pawpaw ; Kedi mamasında yetişkin gurme, köpek mamasında yetişkin kuzulu. Mystic ; Kedi mamasında Kitten ve Kısırlaştırılmış, Köpek mamasında ise yavru ve yetişkin kuzulu.

Bu başarınızı neye borçlu olduğunu düşünüyorsunuz?

Mevcut markaların her bir ürünün formülü gözden geçirildi, gerekli görülen revizeler yapıldı. Yeni çıkan ürünlerimizin formülü üzerinde ise çok titiz çalışmalar yapıldı. Bunun dışında lezzeti arttırmaya yönelik aroma formülasyonu üzerinde duruldu. Hepsinden önemlisi FMIS (Taze et enjeksiyon sistemi) ile gerçekleştirdiğimiz üretimler oldu.

FMIS (Taze Et Enjeksiyon Sistemi) ‘den bahsedebilir misiniz?

Sektörümüzde ilk kez kullanılan, yeni bir sistemden bahsediyoruz. Sistemden kısaca bahsedecek olursam; Etler, soğuk zincir bozulmayacak şekilde fabrikaya geliyor, hiçbir katkı maddesi olmadan moleküllerine parçalanıyor. Parçalanma ile etler kendi formatından homojenize sıvı bir kıvama geliyor, sıvı halde taze et mama hamur kıvamındayken, extruder içine püskürtülüyor. Bu sayede taze et mamanın içerisinde homojen şekilde dağılıyor.
Sonuç olarak, sıvılaştırılmış etin sindirilebilirlik oranı %99’a çıkıyor, mama taneciklerinin lezzeti en üst noktaya ulaşıyor, mama taneciklerinin kokusu ve kıtırlığı evcil hayvanlar için vazgeçilemez bir hal alıyor.

Bu teknoloji Türkiye’de bir ilk olmasının yanı sıra, dünyada da çok az fabrikada mevcut. Bu nedenle İhracat görüşmelerinde de en çok dikkat çeken konuların başında geliyor.

  • Yeni marka planlarınız veya yeni bir markanız var mı? Markayı biraz anlatır mısınız?

Bu ay 19 Mayıs tarihinde Türkiye’nin ilk yerli Tahılsız maması Klicker markamızı, sektörümüze kazandırdık. Klicker’ın formülü ve içerik detayları, uluslararası seçkin üniversiteler ile yapılan çalışmalar sonucu oluşturulmuştur.  Formül oluştururken sağlıklı gelişim ve yaşam için tüm gereksinimler göz önünde bulundurulmuştur. İçerik detayları oluşturulurken ise 45 – 60 arası temel besin maddesi içerecek şekilde oluşturulmuştur.

Klicker tahıl, gluten ve soya içermediği gibi, protein kaynağının %90’ını hayvansal proteindir. Geriye kalan %10’luk kısmı ise meyve ve sebzelerden gelmektedir.

Protein kaynağını oluşturan etin yararlığı, FMIS ( taze et enjeksiyon sistemi ) ile en üst noktaya çıktığı gibi, kullanılan meyve sebzelerin tazeliği de yararlılığı desteklemektedir.

Ambalajından formülüne, ham maddesinden içeriğine kadar her konuda titizlikle çalışılan Klicker’ın 4 çeşit kedi maması ve 4 çeşit köpek maması bulunmaktadır.

  • Markalarınızı/Ürünlerinizi hangi mecralardan inceleyebilir veya tedarik edebiliriz?

Markalarımızı/Ürünlerimizi resmi web sayfalarımızdan inceleyebilirsiniz. Bunun yanında markalarımızın sosyal medya sayfalarında ürünlerimiz hakkında bilgilere ulaşabilirsiniz. Evcil hayvan sahipleri ürünlerimizi Veteriner Klinkleri, Pet Shoplar ve E-ticaret sitelerinden tedarik edebilir, satış noktaları ise bölge bayilerimizden ürünlerimizi tedarik edebilirler.

  • Markalarınızın tanıtımı için ne gibi çalışmalarınız oldu? Bayi ve evcil hayvan sahiplerine ulaşma konusunda ne gibi çalışmalarınız var, biraz bahseder misiniz?

Şuan neredeyse tüm Türkiye’de, binlerce noktaya hizmet veren 3 bölge distribütörü ve onların alt bayileri mevcut ve çalışmalarına devam etmekteler. Evcil hayvan sahiplerine ulaşmak için, en büyük destekçilerimiz satış noktaları. Bunun dışında sosyal medyadan çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Son olarak, şirket olarak çok önemsediğimiz sosyal sorumluluk projelerimiz ile de evcil hayvan sahiplerine, hayvan severlere ulaşmaktayız.

Sosyal Sorumluluk Projesi olarak ne gibi çalışmalarınız var?

Bugüne kadar, sivil toplum kuruluşları, hayvan severler ve barınaklarla birlikte birçok projeye imza attık. Biliyorsunuz ki ülke hatta dünya olarak çok zor bir süreçten geçiyoruz. Bizler mümkün olduğunca evde kalmaya özen gösteriyoruz ama bu durumdan en çok etkilenenlerin maalesef ki sokak canları olacağını gözlemlediğimiz an, hızlı bir şekilde harekete geçerek sivil toplum kuruluşları, hayvan severler ve bu durumu önemseyen kuruluşlarla irtibata geçtik. Kısa sürede ‘’Ahbap’’ ile çok güzel bir çalışma gerçekleştirdik. Ardından Trendyol-Haytap İşbirliği ile başka çok güzel bir çalışma gerçekleştirdik. Ve şuanda da hayvanseverler ile birlikte ‘’#Evde kalsak da yalnız değilsiniz.’’ Projesini yürütüyoruz ve şu süreçte on binlerce sokak canına ulaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hermos Ailesi olarak tek dileğimiz, attığımız adımın diğer kurum ve kuruluşlarla büyüyerek devam etmesi… Bu dünya hepimizin ve hep birlikte yaşamak çok güzel…

  • Sizin okurlarımıza iletmek istedikleriniz nelerdir?

Türkiye’de pet sektörünün henüz daha yolun başında olduğunu düşünüyoruz.  Türkiye’de büyüme potansiyeli en büyük olan sektörlerden bir tanesi Pet sektörüdür. Sektör olarak, etik değerler çerçevesinde hareket edersek, rekabetin sektörümüzü geliştirmesine katkı sağlayacağına inanırsak ve hepsinden önemlisi sektörümüzün masum canlıların yaşamı, beslenmesi, sağlığı üzerine kurulu olduğu bilincinde olursak, daha sağlıklı, verimli ve saygın bir sektör içinde yer alabiliriz. Bunu ancak hep birlikte başarabiliriz.

Bu doğrultuda Hermos ailesi olarak biz, sektörümüzün gelişimi, yerli üretimin pazardaki payının büyümesi, markalarımızın global markalar olması ve yoluna büyüyerek devam etmesi için elimizden geleni, hatta fazlasını yapmaya devam edeceğiz.

Sektörümüzün markalarımız, stratejilerimiz hakkındaki olumlu geri dönüşü, bizleri daha fazla motive ettiği gibi, daha iyisini nasıl yapabiliriz, düşüncesini harekete geçirmektedir. Katkıları için herkese teşekkür ederiz. Ayrıca bize yer ayırdığınız için Pet Haber Gazetesine de teşekkür ederiz.

Pandemi sürecinde tavşan satışları arttı

Bursa’da koronavirüs salgını döneminde tavşan satışlarında artış yaşandı. Tavşan yetiştiricisi Tahsin Işık, “Birçok aile evde kaldığı için evcil hayvan beslemeye başladı. Köpek ve kedi gibi hayvanların bakım sorumluluğunu almak istemeyenler, tavşan bakmaya yöneldi” dedi.

Koronavirüs salgınından korunmak için evde kalan vatandaşlardan bazıları, evcil hayvan sahiplenmeye yöneldi. Hem çocuklara hiçbir zarar vermemesi, hem de bakımı kedi ve köpeğe göre daha kolay olan tavşan, ailelerin tercihi oldu.

Bursa’da tavşan yetiştiricisi Tahsin Işık, pandemi sürecinde tavşan satışlarının 3 kat arttığını belirtti. Son zamanlarda tavşanların popüler hale geldiğini belirten Tahsin Işık, “Günümüzde pandemi sebebiyle birçok aile evde hapis hayatı yaşamaya başladı. Bu sebepten dolayı birçok aile evcil hayvan beslemeye başladı. Tercihleri de her geçen gün tavşana yönelmeye başladı. Kedi ve köpek gibi fazla sorumluluk gerektiren bir hayvan olmadığı için birçok aile tavşan beslemeye başladı. Özellikle dev ırk olan velikan tavşanlar ve minyatür ırklar tercih konusu oldu” dedi.

‘Minyatür tavşanlara ilgi daha fazla’

Tavşanların insanlar üzerindeki olumlu etkilerden bahseden Işık, “Bütün hayvanlarda olduğu gibi tavşan da severken insanlardaki negatif enerjiyi alıyor. Herhangi bir ısırma, aileye zarar verecek bir etkiye sahip değiller. Tamamen sosyal canlılardır. 3 yaşındaki bir çocuk da 70 yaşındaki bir yetişkin de sevip, yetiştirebilir. Bakımı ev hayatına uygun olan hayvan türlerindendir. Minyatür ırklara ilgi daha fazla. Küçük tavşanlar birçok aileye refakatçilik yapıyor, çünkü çok fazla yaşam alanı gerekmiyor. Bir metrelik bir kafeste dahi hayatlarını devam ettirebiliyorlar” dedi.

 

KAYNAK: haber3.com

 

Tüysüz 5 kedi cinsi: Tüysüz kedilerin özellikleri neler? Bakımı ve beslenmesi nasıl yapılır?

İlk duyulduğunda kulağa tuhaf gelebilir ancak tüysüz kedi cinsleri de var. Laboratuvar ortamında üretilen tüysüz kediler, ilginç görünümleriyle hala popülerliklerini koruyor. Onları eşsiz yapan görünüşleri sayesinde tüysüz kedilerin fiyatları binlerce lirayı bulabiliyor. Tüysüz kediler arasında en bilinenin firavun kedisi olarak da adlandırılan Sfenks kedisi. Sfenks kedisinin haricinde 4 ayrı tüysüz kedi cinsi daha var. Bunlar; bambino, donskoy, peterbald ve Ukraynalı Levkoy. Tüysüz kedi cinsleri, tüysüz kedilerin bakımı, beslenmesi ve tüysüz kediler hakkında kısa bilgiler haberimizde.

1-Sfenks

1-Sfenks

Tüysüz kedi ırkları arasında en popüler olan kedi, Mısır kedisi, firavun kedisi ya da kısacası Sfenks kedisi. 2016 yılında Cat Fanciers Association tarafından en popüler kedi cinsi seçildi. Sfenksler tüysüz olsalar bile renkli olabilirler.

2-Donskoy

2-Donskoy

Don Sphynx veya Russian Hairless olarak da bilinen Donskoy kedisi, Rus kökenli tüysüz bir kedi ırkı. Donskoy 1987 yılında Rusya’da Elena Kovaleva tarafından keşfedildi. Elena Kovaleva çocukların elinden aldığı yavru kediyi evine aldı ama kedinin tüm tüyleri dökülmüştü. Daha sonra doğum yapan kedinin yavrularının da tüylerinin dökülmüş olduğunu gören Elena bunu bir hastalık sandı. Ancak daha sonra bunun yeni bir kedi ırkı olduğunu fark etti.

3-Peterbald

3-Peterbald

Peterbald kedi ırkı Donskoy‘ların akrabası ve diğer tüysüz kedilerden biraz daha iri yapılı. Metabolizmaları çok hızlı çalışır. Diğer kedilerden daha fazla yemek yer. İnsanlarla iletişim kurmayı çok sever.

4-Bambino

Bambinolar da laboratuvar ortamında üretilen bir kedi cinsi. 2005 yılında üretilen bambinolar, diğer tüysüz kedilere göre daha kısa ve kaslı bacaklara sahip. Bambinolar her üretim hayvanı gibi kendine özel hastalıklara sahip olabilir.

5- Ukraynalı Levkoy

5- Ukraynalı Levkoy

Tamamen tüysüz bir deriye sahip olan Levky scottish fold ve Donskoy karışımıdır. İlk bakıştı çok sert görünürler ancak oldukça sıcak kanlıdırlar.

Tüysüz kediler hakkında kısa bilgiler

Tüysüz kediler hakkında kısa bilgiler

  • Tüysüz kediler de alerjiye neden olabilir.
  • Daha fazla üşürler bu nedenle onlar için üretilen özel kıyafetlerden giyebilirler.
  • Tüysüz kedilerin hepsi tamamen tüysüz değil. Donskoy ve Peterbald çok kısa da olsa kıl köklerine sahip olabilir anca diğer 3 ırk tamamen tüysüz.
  • Habis tümörü görülme olasılığı tüysüz kedilerde daha yüksek.
  • Cilt rahatsızlıkları görülebilir.
  • Ciltlerinde tüy olmadığı için yağ birikememesi sebebiyle belli aralıklara banyo yaptırılmaları gerekir. Kedinize banyo yaptırırken kediniz sadece kediler için üretilmiş olan kedi şampuanı ile yıkanmalıdır.
  • Tüysüz kedilerin beslenmesi de diğer kedilerle aynı.

 

KAYNAK: posta.com.tr

 

Yolda gördüğü yabancılara sarılmadan edemeyen köpek Loubie

Golden retriever cinsi köpek Loubie dışarıya çıktığında bir türlü eve dönemiyor. Sebebi ise yabancılara sarılmadan duramaması. Dünyanın belki de en sıcakkanlı köpeği olan Loubie, insanlara pati vermeyi veya onlara sarılmayı çok içten duygularla yapıyor. Loubie, sevimli halleriyle herkesin gönlünü fethediyor.

Cesar Fernandez-Chavez, köpeği Loubie (Louboutina) ile New York’un Manhattan Bölgesi’nde yaşıyor.

Köpekler Ne Yer, Nasıl Beslenir? Köpeklerin Sevdiği Besinler Nelerdir?

Köpek beslemeyi hepimiz çok severiz. Özellikle iyi bir dost olan bu sadık hayvanların beslenmesi ve ne yemeleri gerektiği bir sorumluluk işidir. Köpek insanların en çok beslediği hayvanlardan biridir. Bakımı ve nasıl beslenmesi gerektiği ile ilgili bilgiler internette en sık araştırılanlar arasında yer almaktadır. Köpek beslemek ciddi sorumluluk isteyen bir iştir. Peki, köpekler ne yer? Köpekler nasıl beslenir? Köpeklerin sevdiği besinler nelerdir? İşte, bilinmesi gerekenler.

Köpek beslemek insan psikoloji sağlığını da olumlu yönde etkiler. Köpek beslemek sorumluluk isteyen bir iştir. Dolayısıyla nasıl beslendiğini iyi bilmek gerekir.

Köpekler Ne Yer?

Köpekler de aynı insanlar gibi ilk temel gıda maddesi yağlardan oluşur. Bir yavru köpek ve erişkin köpeğin yiyeceği gıdalar da farklıdır. İlk olarak yavru köpeklerin donuk mamalarla beslenmesi çok önemlidir. Donuk mamalar yavruların gelişmesini daha da hızlı sağlayacaktır. Köpeğiniz erişkin hale geldiği zaman ona kemik ve pirzola tarzı yiyecekler verebilirsiniz. Köpekler genelde katı gıdalardan hoşlanır. Köpek mamaları burada tercih edeceğiniz mamalardandır.

Köpekler Nasıl Beslenir?

Eğer yavru bir köpek besliyorsanız anne sütü ile beslenmesi şarttır. Anne sütü verilemiyorsa köpeğe bu dönemde günlük sütler verilebilir. Bu şekilde gelişimine katkı sağlanacaktır. Ayrıca erişkin haline geldikten sonra köpeğe kuru gıdalar veya donuk mamalar verilebilir. Köpek beslerken köpeğe vermemeniz gereken gıdalar da vardır.

Mutlaka çikolata ve şeker içeren gıdalardan köpekten uzak tutun. Bu tarz gıdalar tüketmesi köpeğin sağlığına olumsuz etki edecektir. Sindirimsel olarak köpekte hastalıklar ortaya çıkabilir. Ayrıca köpekler günlük su ihtiyacını karşılamalıdır. Günde en az 2 litre su tüketmesi köpekler için önemlidir.

Eğer köpeğiniz sindirim sisteminden kaynaklı hastalandıysa sindirim sistemini onarıcı olarak aynı zamanda antioksidan görevi gören havuç verebilirsiniz. Havuç köpeğe oldukça faydalı bir besindir. Köpeğin dişlerini de temizleyecektir. Ayrıca sindirim sağlığı için köpeğinize et ile karıştırılmış olan yoğurtta verebilirsiniz. Yoğurtta köpek sağlığı için önemlidir. Erişkin halinde iken biraz yumuşak ve sulu gıdalar protein ağırlıklı olarak verilebilir ve köpeğin gelişmesine olumlu etki yapılabilir.

Köpeklerin Sevdiği Besinler Nelerdir?

Köpeklerinize mama dışında verebileceğiniz gıdalar vardır. Köpekler bu gıdaları çok sever ve keyifle tüketir.

Pirinç: Yumuşak gıdalardan olan pirinç köpekler tarafından kolayca tüketilir. Dilerseniz pirinci farklı baharatlarla da pişirebilirsiniz.

Et: Köpeklerin en sevdiği besinlerden biridir. Eti pişirmenize gerek yoktur. Direkt olarak verebilirsiniz.

Muz: Köpeğin sevdiği bir diğer besin ise muzdur. Muzun köpek sağlığına olumlu etkisi vardır.

 

KAYNAK: milliyet.com.tr

 

Golden Retriever köpek ırkının özellikleri

Dünyadaki en popüler köpek ırklarından biri olan golden retriever cinsleri tam birer aile köpeğidir. Oldukça sevecen ve insan aşığı bir ırk olan golden retrieverların ana vatanı İskoçya. Golden retriever köpek ırkının karakteri, özellikleri, bakımı ve beslenmesi hakkında tüm detaylar haberimizde.

Sarı ve tarçın tüy rengi ile tanıdığımız golden retriever cinsinin ilk örnekleri siyahtı. Golden retrieverlar en popüler aile köpekleri arasında yer alıyor. Tüm dünyada belki de en sevilen köpek ırkı onlar. Golden retriever’lar genellikle insanlarla ve diğer köpeklerle iyi anlaşırlar.

Oldukça arkadaş canlısı olan golden cinsleri, bekçilik konusunda hiç iyi değildir. Bu nedenle genellikle rehber köpek olarak eğitilirler. Ayrıca en zeki köpekler (IQ) testinde alman çoban köpeğinin birinci seçildiği testlerde 4’üncü sırayı almış.

Golden retriever özellikleri

Golden retriever özellikleri

  • Golden retriever köpeklerin ağırlıkları erkeklerde 29-34, dişilerdeyse 25-29 kilogram arasında değişiyor. Boyları ise erkeklerde 56-61 santim, dişilerdeyse 51-56 santim arasında değişir.
  • Tüyleri düz ya da orta dalgalı olabilir. Tüy renkleri altın ya da krem tonlarında olur.
  • Ortalama 10-12 yıl yaşar.
  • Burunları daima siyah gözleri de koyu renklidir. Düşük kulakları vardır.
  • Golden retriever ırkının Kanada, Amerikan ve İngiliz olmak üzere 3 ayrı cinsi var.
  • Diğer köpekler, kediler ve çocuklarla araları oldukça iyidir. Yabancılara karşı naziktir.
  • Kolay eğitilen itaatkar bir köpek ırkıdır.
  • Oldukça hareketlidir ve oyun oynamaya bayılır.
Golden retriever bakımı ve beslenmesi

Golden retriever bakımı ve beslenmesi

Uzun tüylerinin sürekli taranması gerekir. Çok enerjik oldukları için sürekli egzersiz yapıp enerjilerini atmaları gerekir. Aksi halde evdeki eşyalara zarar verebilir. Beslenme rutinlerine şu takviyeleri eklemenizde fayda var:

  • Eklemlerin korunması için glukozamin ve kondroitin
  • Omega 3 yağ asitleri ve manganez
  • Hücre yapılanması ve ayrıca hücre yıkımını önlemek için antioksidanlar
  • Yağı azaltılmış mamalar
  • Yavaş sindirim için arpa

 

KAYNAK: posta.com.tr

 

Kediler Ne Yer, Nasıl Beslenir? Kedilerin Sevdiği Besinler Nelerdir?

Kediler cinslerine ve yaşlarına göre çeşitli gıdalar ile beslenebilir. Örneğin bir Siyam kedisi ile İran kedisinin beslenme alışkanlıkları farklı olabilir. Bunun yanı sıra tüm kedilerin ortak besinleri arasında kuru mama ilk sırada yer alıyor. Bu mamanın hem ucuz hem de her kedi tarafından yenebiliyor olması bunda büyük bir etken olarak görülüyor. İşte, kedilerin beslenmesi ile ilgili bilinmesi gerekenler.

Kediler, hem Türkiye’de hem de dünya çapında en çok beslenen evcil hayvanların başında gelmektedir. Onların ne yediği, hangi besinlerden hoşlandığı ise sıklıkla merak ediliyor. Doğru besin tercihi ise kedileri hem sağlıklı hem de hızlı gelişmeleri için de kritik bir öneme sahiptir.

Kediler Ne Yer, Nasıl Beslenir?

1- Kuru Mama Çeşitleri: Ucuz olması sebebiyle en çok tercih edilen kedi mamalarının başında kuru mamalar geliyor. Yavru mamaların dişleri tam gelişmedi için bu mamalar süt ile karıştırılarak hazırlanabilir. Tavuklu kuru mamaların birçoğu gluten ve tahıl içermediği için kedilerin sağlıklı beslenmesi adına da tercih ediliyor. Sindirimi son derece kolaydır ve yetişkin kediler için de idealdir.

2- Yaş Mama Çeşitleri: Konserve olarak satılan yaş mamalar kedilerin en çok sevdiği mama çeşitleri arasındadır. Tavuk etli olan türleri dışında sığır ve kuzu etli olan çeşitleri de mevcuttur. Bu ürünlerde de tahıl kullanılmamış olanları tercih edilmeli. Özellikle hazım ve sindirim problemi yaşayan kediler için en ideal yaş mama çeşitleri arasında gösterilmektedir. Diğer çeşitleri arasında ciğerli, ton balıklı ve somon balıklı yaş mamalar yer alıyor.

Yavru ve yetişkin kediler dışında kısırlaştırılmış kedilere özel olarak üretilen yaş mamalar da hayvan sahipleri tarafından temin edilebilir.

Kedilerin Sevdiği Besinler Nelerdir?

1- Ton Balığı: İnsanların da çok sevdiği ton balığı çeşitleri kedilerin de en sevdiği besinler arasında yer alıyor. İkili ve üçlü paketler halinde satılan ton balıklarından biri açılarak kedilere ödül maması olarak sunulabilir.

2- Yoğurt: Birçok kedi süt dışında yoğurt yemeği de çok seviyor. Özellikle boğazlarında biriken tüylerin giderilmesi için yoğurt son derece faydalı bir besin olarak tercih edilebilir. Aynı zamanda kedilerin diş sağlığı için de haftada en az bir kere yoğurt verilmesi öneriliyor.

3- Yumurta: Cins kedilerden bazıları yumurtayı da çok sevmektedir. Yumurtanın çiğ değil pişmiş olarak sunulması şartıyla haftada 2 -3 öğün verilebilir.

4- Çeşitli sebzeler: Kedileri sadece et ağırlıklı beslemek tek tip beslenme olacağı için çeşitli zararlar içerebilir. Kedilerin severek tükettiği sebzeler arasında havuç, kabak ve ıspanak yer alıyor.

 

KAYNAK: milliyet.com.tr

 

EVCİL HAYVANLARDA AŞILAMANIN ÖNEMİ!

Yaşamımızı paylaştığımız evcil hayvanlar köpek,kedi v.b. düzenli programlı, yaşlarına, türlerine uygun aşılamalar mevcuttur.

Yaşamımızı paylaştığımız evcil hayvanlar köpek,kedi v.b. düzenli programlı, yaşlarına, türlerine uygun aşılamalar mevcuttur. Beslemiş olduğumuz evcil hayvan kedi,köpek aşılamalarına dikkat etmezsek, hastalanma riski oldukça yüksektir.Hastalıkların ana kaynağı viruslardır.Hatta sırası gelmişken şu an çok gündemde olan corona virüs familyasından viruslar kedi,köpeklerde de mevcuttur.Makaleyi okuyan vatandaşlarımız, korkmayın bu corona virus insanlara bulaşmıyor.Dolayısıyla hastalık da yapmıyorlar. Neyse tekrar asıl konumuza dönelim.Aşılamalar hayatımızı paylaştığımız evcil hayvanlar için son derece önemlidir.Şöyle bir örnek verebiliriz.Sokak hayvalarıyla evcil hayvanların yaşam süreleri ne kadardır? Sokak hayvanları ortalama üç yıl yaşarken ,evcil hayvanlar ise ortalama 10-12 yıl yaşamaktadırlar.Evcil hayvanların yem ihtiyacı giderilirken,gerekli aşılamalar yapıldığı için ,hastalıklara yakalanma riski minimize edilmektedir. Aşılamalarla, bu türlere ait özellikle son derece ölümcül viral hastalıklar kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bu hastalıkların tedavisi oldukça riskli olup kesinlikle can dostunuzun aşılamasına büyük önem göstermeniz onun sağlığı açısından son derece önemlidir. Sizlere ve de can dostunuza sağlıklı günler dileriz.

 

KAYNAK: sakaryadanhaber.com