Ana Sayfa Blog Sayfa 120

Türkiye’nin sessiz pandemizedeleri: Sokak hayvanları

Evcil hayvandan insana koronavirüs bulaşmadığını ortaya koyan bilimsel bulgulara rağmen panikle sokağa atılan ve pandemi öncesi de sokakta yaşayan hayvanlar, Kovid-19 salgınında neler yaşadı? Yaklaşık 4 aylık süreç boyunca hayvanlar için sokaklarda olan gönüllüler, dernekler ve yerel yönetimler, Sputnik’e anlattı.

Sokakta yaşayan ve sahipli evcil hayvanlar, Kovid-19 salgınında, tartışmaların odağındaydı. Ancak maalesef bu tartışmaların ekseni “Onları bu salgından nasıl koruruz?” ya da “İnsandan hayvana hastalık bulaşır mı?” sorularından ziyade “Evcil hayvanlar, insanlara virüs bulaştırır mı?” oldu. Halbuki ABD’de bir kediye ilk kez Nisan, Rusya’daysa Mayıs ayında koronavirüs teşhisi konulmuş, her iki örnekte de hayvanların aynı evi paylaştıları insanlar veya evi ziyaret edenler tarafından enfekte olma ihtimali üzerinde durulmuştu. Türkiye ve Rusya dahil pek çok ülkeden bilim insanlarının Kovid-19’un evcil hayvandan insana bulaşmayacağını net bir şekilde ortaya koymasına rağmen, özellikle salgının dünyayı etkisine aldığı ve vaka sayılarının hızla arttığı Mart-Nisan döneminde ABD, Kanada, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerin aksine Türkiye’de evcil hayvanını terk etme eğilimi artış gösterdi. Çeşitli veteriner hekim odaları, terk etme vakalarının artmasıyla birlikte “Evcil hayvanlarınızı sokağa bırakmayın” çağrılarını sıklaştırırken, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki bir petshop sahibinin “Vatandaş sokağa çıkma yasağını delebilmek için köpek satın alıyor” sözleri ise hayvanlara salgın sürecinde biçilen rolü özetlemesi bakımından kayda değerdi.

‘Salgında Türkiye’de çok sayıda insan yoldaşlarına terk edilecek mal muamelesi yaptı’

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) pandemi ilan etmesiyle başlayan yaklaşık 4 aylık süreçte evcil hayvanların yaşadıklarına tepkili. HAYTAP Federasyon Başkanı Av. Ahmet Kemal Şenpolat Sputnik’e, Türkiye’nin evcil hayvanlarla sınavını şu sözlerle aktardı:

“Pandemi sürecinde Batı’dan farklı olarak, bizim ülkemizde insanların panik halinde hayvanlarını daha fazla terk ettiğini gözlemledik. İnsanlar dostlarına, yangında ilk terk edilecek eşya muamelesi yaptılar. Üye derneklerimiz üzerinden bakım evlerine terk edilen hayvan sayısındaki artışı bizzat gözlemledik. Türkiye’de zaten pandemi öncesi de hayvan sahiplenme oranı Batı’ya göre oldukça düşüktü. Belli bir cins peşinde koşan ve hayvanları yüzlerce dolar para verip satın alanlar, zaten hayvanları bir meta olarak gördükleri için onları ilk terk edenler oluyor. İnsanlar kendilerine yoldaş aramıyor, arabam şu marka, köpeğim şu cins olsun kaygısı içinde. Türkiye’de kör veya topal bir hayvan sahiplenme oranı binde 1 bile değil. Bu bakış açısı yaygınken, maalesef salgın sürecinde hayvan terk edilme oranlarının yüksek olması da zaten olasıydı.”

‘Beslenemeyenler, terk edilenler, işkence görenler…’

Salgın süresince sokağa atılanlar gibi halihazırda sokakta yaşayan hayvanlar da zorlu bir dönemden geçiyor. Yaşam Hakkına Saygı Derneği Başkanı Özgün Öztürk de, pandemi sürecinde hayvanların 3 temel sorunu olduğuna işaret ediyor. Öztürk’e göre, hem 65 yaş üstüne dönük sokağa çıkma yasağı sebebiyle hayvanları besleyen duyarlı insan sayısının azalması, hem salgın paniğiyle evcil hayvanlarını terk edenlerin artması hem de sokak hayvanlarına dönük şiddetin hız kesmemesi pandemi sürecindeki temel sorunlar oldu. Öztürk “Normal şartlarda, yaşadığı çevrede hayvanları besleyen 65 yaş üstü çok sayıda hayvansever var. Ancak bu insanların salgın sebebiyle dışarı çıkamaması, sokak hayvanlarının yeterli beslenememesine sebep oldu. Belediyeler, park ve sahiller başta olmak üzere genel noktalara mama ve su bırakmayı ihmal etmedi. En azından kendi yaşadığım bölgede gözlemlediğim bu oldu. Ancak süreç sokak aralarında yaşayan hayvanlar daha zor durumdaydı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun valiliklere gönderdiği sokak hayvanları genelgesine kadar süreç oradaki hayvanlar açısından daha da zordu. Neyse ki bu genelgeden sonra sokaklarda kolaylıkla besleme yapabildik. Ancak tek sorun bu olmadı. Bu süreçte sokakta çok sayıda dayak yemiş hayvan haberi de aldık. Mesela üretimde kullanılmış ve korkunç hale gelmiş bir pitbull bulduk. Ölmek üzere olan bu pitbull, tedavi altına alındı ve şükür ki şimdi durumu iyi. Ben salgınla gelen ölüm korkusundan sonra insanların mala mülke verdikleri öncelikleri sorgulayacağınız düşünürken, halihazırda bencil insanlar daha da bencil hale geldi. Demek ki korkular, insanın içinde ne varsa, iyiyse iyiyi kötüyse kötüyü, ortaya çıkarıyormuş, bunu anladım” diye anlattı.

 

‘Hayvanseverlerin yaşadığı ekonomik zorluklar sokak hayvanlarını da etkiledi’ 

‘Rasimpaşa Gönülleri’nden Elçin Deniz Özkurt da, pandemi sürecindeki kısıtlı imkanların sokak hayvanlarını da vurduğunu aktardı. Özkurt “Gönüllülerin salgın sürecinde yaşadığı ekonomik zorluklar, sokak hayvanlarına da yansıdı. Üstelik belli bölgelerde hayvanlara yönelik düzenli besleme yapıldığını duyanlar şehrin farklı bölgelerinden hayvanları buralara bıraktı. Bu süreçte belediyelere ulaşmak her zamankinden çok daha zor olduğu için de çoğu zaman, kaza geçiren veya hasta hayvanların tedavisini özel veterinerle halletmeye çalıştık. Ancak bu salgının getirdiği ekonomik güçlükler sebebiyle normal zamandan da daha zorlu oldu” dedi.

İstanbul'da sokak hayvanları

‘Saat 12’de bir anda arabalarıyla sokağa fırlayanlar yüzünden yüzlerce hayvan öldü’

Türkiye’deki büyükşehirlerde uygulanan süreli sokağa çıkma yasaklarının bitiminin sokak hayvanları açısından adeta ‘facia’ niteliğinde olduğunu aktaran Özkurt “Mesela Pazar gece saat 12’de biten yasakların hemen ardından ‘hurra’ dışarı çıkanlar yüzünden, sessizliği fırsat bilip yollarda yatan hayvanlar arasından yüzlercesi ezildi. Şehrin çok daha fazla noktasında araçların hızını kesen ve bizim ‘utanç kamburu’ dediğimiz tümsekler olmalı. Bu önemli çünkü özellikle pandemi sürecinde evden atılan hayvanlar, araba gördüklerinde ne yapacaklarını bilmiyor. Araba sesini duyunca panikleyip yola atlayarak ölen çok hayvan var” diye anlattı.

‘Salgın sürecinde evden atılan bir köpek aylarca ağlayarak bırakıldığı noktada sahibini bekledi’

Özkurt, salgın süresince gördüğü en trajik örneklerden birini ise “Bakırköy’de kör bir noktada bir köpekle karşılaştık. Bu arabayla, o noktaya bırakılmış ve hayvancağız bırakıldığı günden sonra aylarca aynı noktada sahibinin kendisini geri almasını beklemiş. Bu noktaya yakın bir hayvansever köpeğin hayatta kalabilmesi için onu düzenli olarak besledi ancak köpek çok uzun süre fiziksel acı çekiryormuşçasına çığlık atarak ağladı. O kadar acı ki… Üstelik, hayvanseverler onu bulunduğu yerden ayrılmaya aylarca ikna edemedi. Korkunç bir örnek” sözleriyle aktardı.

İBB ve ilçe belediyeleri neler yaptı?

Peki, hayvanseverlerin sokaklarda olduğu bu süreçte, sokak hayvanlarının korunmasında her zamankinden daha fazla sorumluluğun düştüğü belediyeler neler yaptı? İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sputnik’le, salgın öncesi il genelinde 199 noktada sokak hayvanı beslemesi yaparken; salgınla beraber il genelinde 655 noktada değişken periyotlarla günlük yaklaşık olarak 1 ton kuru mama ile sokak hayvanlarını besledikleri bilgisini paylaştı.

İBB, 11 Mart-15 Haziran tarihleri arasında, 21 bin 453 hayvan muayene ve tedavi edildiğini, 4 bin 937 hayvana koruyucu aşı yapıldığını, 4 bin 588 hayvan ise mikroçip ile veri tabanına kaydedildiğini ve bin 624 hayvanın da kısırlaştırıldığı söyledi. Sputnik’in ulaştığı Ümraniye ve Esenyurt belediyeleri de, pandemi sürecinde onlarca ton mama ve suyun sokaklara bırakıldığı ve binlerce tedavi yapıldığı aktardı.

Kovid-19 pandemisi sürecinde çeşitli veteriner hekim odaları, terk etme vakalarının artmasıyla birlikte “Evcil hayvanlarınızı sokağa bırakmayın” çağrılarını sıklaştırdı.

Üsküdar Belediyesi: Pandemi döneminde de gönüllülerimizle birlikte hayvanlar için çalışmaya devam ettik

Üsküdar Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Ömür Uzunali de, yaklaşık 3.5 aylık süreçteki faaliyetlerinin detaylarını Sputnik’e anlattı. Uzunali Günde 140-150 hastaya bakıyoruz. Gece 11’e kadar veterinerlik hizmeti veriyoruz ve sahada ekibimiz hasta ve yaralı hayvanları kliniğe sevk etmek için aynı saat aralığında çalışmalarını sürdürüyor. Sahada veteriner hizmeti vermeye başladık, barınağımızı geliştirdik. 9 veteriner hekimizi, 6 tekniker ve 40’ya yakın personelimizle ayda 400’ü kedi kısırlaştırması olmak üzere, 1000’in üzerinde ameliyat yapıyoruz. Bu hizmetlerimiz pandemi döneminde de hız kesmedi. Hasta kabulü, ameliyat dahil hiçbir hizmetimiz durmadı. Yalnızca internet üzerinden randevuyu kapatıp doğrudan merkezden randevu alımına döndük” diye anlattı.

‘Pandemi için 20 tona yakın mama alındı, 1500 geçici gönüllüye yardım yapıldı’

Üsküdar Belediyesi’nin kendilerine bağlı sabit yüzlerce gönüllülerinin yanı sıra, salgın süresince sokak hayvanlarını beslemek isteyen gönüllülere de destek verdiğini aktaran Uzunali “Bizce gönüllüler olmaksızın sokak hayvanlarına yönelik etkin çalışma yapmak mümkün değil. Onların rolünün hayati önemde olduğuna inanıyoruz. Bizim 250’den fazla yerel gönüllümüz var ve onlara farklı eğitimlerin ardından kart veriyoruz. Böylece bölgeleri paylaşıyoruz. Mesela Kuzguncuk ana cadde gönüllü bölgesi olduğu için besleme için oraya girmiyoruz. Harem’de, Selimiye’de, Küçüksu’da, Marmaray çevresinde… Çok sayıda bölgede doğrudan mama sağladığımız gönüllülerimiz var. Her bölgede hangi gönüllünün ne ölçüde besleme yaptığı bilgisi bizde mevcut. Örneğin Karacaahmet Mezarlığı bölgesinde hem biz hem de 2 farklı gönüllü grup besleme yapıyor. Gönüllerimiz bir kısmına belirli bölgelerin köpekleri zimmetli. 2 ay boyunca düzenli gönüllülerimiz haricinde sokak hayvanları beslemek isteyen 1500 Üsküdarlıya mama gönderdik. Bunun içerisinde kedi, köpek maması, kuş yemi vardı. Pandemi dönemi için 20 tona yakın mama aldık. Gönüllüler hariç 70 bölgede besleme yaptık” ifadelerini kullandı.

‘Mamaları tek bir noktaya yığmak ya da bozulan yemekleri yola dökmek hayvanseverlik değil’ 

Üsküdar Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Uzunali “Belediye olarak sokakta hayvanlara su dağıtımı da yapıyoruz. Ancak su kaplarını zaman zaman ‘çekçekçi’ler alabiliyor. Bu yüzden özellikle su hususunda herkese görev düşüyor. Herkes mutlaka evinin önüne yakınına bir kap su koymalı. Ayrıca hayvanseverlerin bilinçli olması da şart. Çok büyük miktar mamayı bir noktaya yığmak veya evde kendilerinin yemediği sulu yemeği sokağa boca etmek doğru değil. Bunun hayvanlara bir faydası yok. Bu müsrifliktir” diye tepki gösterdi.

‘Sistematik kısırlaştırma olmaksızın onları gerçekten korumak mümkün değil’ 

Peki, sayıları giderek artan sokak hayvanlarını tamamen korumanın yolu var mı? HAYTAP Başkanı Şenpolat’a göre, sistematik ve yeterli kısırlaştırma olmadan, hayvanları korumaya yönelik çabalar, akıntıya kürek çekmekten ibaret:

“Türkiye’de hayvanları terk etme oranı bu kadar yüksekken, pek çok insan evcil hayvanların kısırlaştırılmasına da karşı. Çoğu kişi hayvanlarını en az bir kez çiftleştiriyor. Yurtdışından kaçak gelen hayvanlar da düşünüldüğünde denklem içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Tam da bu sebeplerle STK’ların, bakanlık ve belediyelerin yapmış olduğu bütün kısırlaştırmalar boşa çıkmış oluyor. Nüfus kontrol altına alınamadığı için Türkiye’de sokak hayvanlarının sorunu kesinlikle sona ermiyor. Sokak hayvanlarını kısırlaştırmadan yalnızca beslemek popülasyonu durmaksızın artıracaktır. Beslemeyi kısırlaştırmayı birleştirmeden hayvanları tam manasıyla korumuş olmuyorsunuz. Sokaklarda trafik kazası geçiren veya insan zalimliğine uğrayan hayvan bitmeyecektir. Sokak hayvanlarını doyurmaya yönelik çaba kadar ‘petshop’larda hayvan satışlarını yasaklanması gibi meselelere de gösterilmeli. Kısacası hedefimiz hayvan popülasyonunu insancıl şekilde kontrol edilmesi olmalı.”

KAYNAK: tr.sputniknews.com

Ayvalık’ta meraklı kedilerin drone ilgisi

 Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, bir çekim sırasında uçan dronu fark eden sokak kedilerinin sevimli ve meraklı halde insansız hava aracı ile oynaması renkli görüntüleri de beraberinde getirdi.

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, bir çekim sırasında uçan dronu fark eden sokak kedilerinin sevimli ve meraklı halde insansız hava aracı ile oynaması renkli görüntüleri de beraberinde getirdi.

Ayvalık’ın ‘Alibey’ olarak da adlandırılan Cunda Adası sahilinde drone ile çekim yapan ilçenin tanınmış fotoğrafçısı Yüksel Kemal Yavuz’un yakınına gelen meraklı bir kedinin drone ile oynaması renkli görüntüler oluşturdu. Meraklı kedi Yavuz’a ait dronun pervanelerine vurup oyun oynadı.

Yavuz, kedinin drone merakını görünce çekimi bırakıp bu sevimli hayvanla ilgilenmeye başladı. Dakikalarca süren sevimli oyunda kedinin kimi zaman vurduğu pervane hızla döndüğünde panikleyerek geri çekilmesi tebessümle karşılandı.

Cunda Adası’nın sokak hayvanlarından biri olan sevimli kedinin oyunu sırasında Yüksel Kemal Yavuz, dronu yerden birkaç metre kaldırıp, uçururken, bu ilginç oyuna bir başka sokak kedisi daha katıldı.

Sevimli hayvanların ilk kez gördükleri dört pervaneli ve ışıklar saçan drone ile gerçekleştirdikleri keyifli oyunun ardından muhabirimize açıklamalarda bulunan ilçenin 30 yıllık fotoğrafçısı Yüksel Kemal Yavuz, çekim sırasında da kedilerin kendilerine tuhaf gelen drone ile ilgilendiklerini anlattı.

Dronu yere indirdiğinde hemen bir kedinin yanına giderek dronun pervanesine patisi ile vurmaya başladığını kaydeden Yavuz, “Sevimli kedi bu insansız hava aracını ilk kez gördü ve patileriyle bu cihazla tanışmış oldu” dedi.

Bugüne kadar defalarca drone çekimleri yaptığını ama hiçbir kedinin böyle bir harekete yeltenmediğini kaydeden Yüksel Kemal Yavuz, “Cunda Adası’nın kedileri çok farklı. Kedinin drone ile oynaması beni çok keyiflendirdi. Çok güldüm. Çok hoş anlardır” ifadelerini kullandı.

Sokak kedisi dronun pervanesiyle oynarken, pervanelerin hayvanın patilerini parçalayabileceği düşüncesiyle cihazı çalıştırmadığını belirten Yavuz, “Ben insanlığımdan utanıyorum. Çünkü biz insanoğlunun değer yargıları oldukça fakir. Ne yazık ki insanoğlu olarak hayvanlara yeterince değer vermiyoruz. Aslında bizler insanlara da değer vermiyoruz ki, hayvanlara değer verebilelim. Oysa bu dünyayı onlarla paylaşıyoruz. Sokak hayvanları bizim bir parçamız ve Allah’ın vermiş olduğu canı taşıyorlar. Kediler, köpekler ve sokak canlarıyla birlikte yaşamak zorundayız. Onlar bizlerin hayatımızın birer parçasıdır. Lütfen bu unutulmasın” diye konuştu.

KAYNAK: iha.com.tr

 

EYÜPSULTAN’DA 89 KEDİ VE KÖPEK SAHİPLENDİRİLDİ

Eyüpsultan’da 89 kedi ve köpek sahiplendirildi
ISTANBUL (AA) – Eyüpsultan Belediyesi, sosyal sorumluluk prensibiyle sürdürdügü çalismalar kapsaminda, Kemerburgaz Sokak Hayvanlari Kliniginde haftanin 7 günü sokak hayvanlari için hizmet vermeye devam ediyor.

Belediyeden yapilan açiklamaya göre, Veteriner Isleri Müdürlügü sokak hayvanlari için ihtiyaç duyulan bölgelerde besleme çalismalari gerçeklestiriyor.

Kemerburgaz Sokak Hayvanlari Kliniginde ise her yil binlerce hayvanin tedavisi yapiliyor. Vatandaslardan gelen ihbarlar dogrultusunda yarali ve hasta hayvanlarin, hayvan ambulansiyla bulunduklari yerde tedavileri yapiliyor, yerinde tedavileri mümkün olmayanlar alinarak Sokak Hayvanlari Klinigine götürülüyor.

Hayvanlarin saglikli yasam hakkinin saglanmasini amaçlayan Eyüpsultan Belediyesi Veteriner Isleri Müdürlügüne bagli olarak çalisan klinikte, yil boyunca sahipsiz sokak hayvanlarinin muayenesi, tedavisi, kisirlastirmasi, asilamasi, mikroçip uygulamasi ve kayit altina alma gibi islemler yapiliyor. Tedavisinin tamamlanmasinin ardindan insan ve çevre sagligina tehdit unsuru tasimayanlar yasa geregi tekrar alindiklari ortama birakilarak rehabilitasyonlari tamamlanmis oluyor.

– Klinik ve rehabilitasyon ünitesi

Sokak hayvanlari için özel dizayn edilmis ve tüm ekipmani bu dogrultuda olusturulmus, muayene odasi ve ameliyathanesi de olan klinik toplamda 200 metrekare alan üzerine kuruldu.

Klinik bünyesinde ayrica, yeni islevler kazandirmak ve hizmet kalitesini artirmak amaciyla 150 metrekarelik bir alan üzerinde insa edilen ikinci bir Sokak Hayvanlari Rehabilitasyon Ünitesi bulunuyor.

Üç veteriner hekim ve dört yardimci personel ile haftanin yedi günü 09.00-16.00 saatleri arasinda hizmet veren klinikte, ameliyathane ve muayenehanenin disinda ilaç odasi da yer aliyor.

Klinikte son 5 ay içerisinde 228 kedi, 46 köpek kisirlastirildi. Kisirlastirma islemi disinda klinikte 1865 kedi ve köpegin tedavisi yapildi, 1865 basibos yasayan kedi ve köpek kayit altina alindi.

Yasalar geregi sahibi olduklari hayvanlarini kayit ettirmekle yükümlü vatandaslara ait kedi ve köpekler, klinikte mikroçip uygulanarak kayit altina aliniyor ve kuduz asilari yapiliyor.

– 89 kedi ve köpek sahiplendirildi

Klinikte tedavi ve kayit altina alma gibi islemlerinin yani sira sahiplendirme de yapiliyor. Dileyen vatandaslar, Eyüpsultan Belediyesi ile irtibata geçerek, sartlar uygun oldugu takdirde kedi veya köpek sahiplenebiliyor.

Kemerburgaz Sokak Hayvanlari Kliniginde son 5 ay içinde, asilari ve bakimlari tamamlanmis 89 kedi ve köpek sahiplendirilerek yeni yuvalarina kavustu.

KAYNAK: basakgazetesi.com

Siyam kedisi özellikleri nelerdir? Bakımı ve beslemesi nasıl yapılır? EVCİL DOSTLAR

Siyam kedileri masmavi gözleri ve siyah beyaz tüyleriyle kediseverlerin favorisi. Siyam kedilerinin insanlarla iletişimleri oldukça yüksektir ve sahiplerine çok bağlı bir ırktır. Eğer yoğun bir iş hayatınız varsa Siyam kedisi sahiplenmemelisiniz. Yalnızlık Siyam kedilerinin psikolojisini oldukça etkiliyor. Siyam kedilerinin özellikleri, bakımı ve beslenmeleri hakkındaki tüm detaylar haberimizde.

Siyam kedileri tapınak kedisi olarak da biliniyor. En eski kedi ırklarından biri olan Siyam kedileri bir zamanlar kutsal kabul ediliyordu.Bu ırkın tanınması ise Siyam Kralı’nın 1884 yılında İngiltere Başkonsolosu Owen Gould’a bu ırktan kedi armağan edilmesiyle başlar. Daha sonra oradan Amerika’ya oradan da Avrupa ülkelerine götürülmek suretiyle Siyam kedileri dünyaya yayılmış. Günümüz de farklı renklerde siyam kedisi türü oluşturmak için bir takım türetme yapılmış bunun sonucunda Redpoint, Creampoint, Bluepoint, Lilapoint gibi isimlerle siyam kedi türleri ortaya çıkmıştır.

Siyam kedisi özellikleri

  • Dünyanın en eski ve doğal kedi ırklarından biridir.
  • Çoğu kedi ırkının atası kabul edilir.
  • Eskiden kutsal olarak anılırlardı.
  • 3-6 kilo siyam kedileri için normal. Ancak 15 kiloya kadar da çıkabilirler.
  • Ortalama yaşam süresi 20 yılı bulabilir.
  • Kaslı, atletik ve dolgun bir vücut yapısına sahip.
  • Ayak, kuyruk, kulak ve yüz bölgesindeki tüyler koydur.
  • Rutin doğası gereği günü aynı saatlerinde beslenme, uyuma ve oyun oynamaktan hoşlanırlar.
  • Fazla tüy dökmezler.
  • İlgiyi çok severler.
  • Hızlı ve iyi refleksleri vardır.
  • Orta büyüklüktedir.

Bakım ve beslenme

Siyam kedileri oldukça titiz hayvanlardır. Bazen tuvalet kablarını ikinci kez kirletmeyi reddedebilirler. Bu nedenle kumunun sürekli temiz olduğundan emin olmalısınız.Uykuyu severler bu nedenle onlara ait bir yatak veya uyku alanın yaratabilirsiniz.Siyam kedilerinin en sevdiği yemek fareler olduğu için onlara alacağınız mamaların besin değerlerinin yüksek olmasına özen göstermelisiniz. Mama kabının yanında mutlaka su bulundurun.Siyam kedileri yalnızlığı çok sevmezler. Eğer çok yoğun bir işiniz varsa bu kediyi sahiplenmemelisiniz. İlgisizlik bu kedinin psikolojisini bozabilir.

KAYNAK:posta.com.tr

“Canımız Sokakta” projesi sokak hayvanları için ortak değer yaratıyor

80 yılı aşkın bir süredir evcil hayvanların beslenmesinde dünya çapında öncülük eden ve evcil hayvanlara sağlıklı bir hayat sunmak için inovatif ürünler geliştiren Nestlé Purina PetCare, sokak hayvanları için farkındalık yaratacak bir program başlattı. Nestlé Purina PetCare’in Impact Hub İstanbul iş birliğiyle gerçekleştirdiği “Canımız Sokakta” buluşmaları, sokak hayvanlarıyla ilgilenen kuruluşların temsilcilerini bir araya getiriyor. Oturumda alanında uzman veteriner hekimler, akademisyenler, barınma merkezi kurucuları, dernek yöneticileri ve üyeleri, girişimciler ve üniversite öğrencileri sokak hayvanları konusunda yapılabileceklerle ilgili içgörü oluşturuyor.

İki kez gerçekleşen “Canımız Sokakta” buluşmalarında, ele alınacak konulara göre online platformda farklı grupların fikirlerini paylaştığı “odalar” oluşturuldu. Her bir odada bir konu özelinde paydaşlar görüşlerini paylaştı. Karşılıklı soru cevaplarla ve fikir alışverişiyle yürüyen oturumlarda sorunlar ve bu sorunlara dair çözüm önerileri değerlendirildi. Uzun soluklu bir proje olarak tasarlanan “Canımız Sokakta” projesi kapsamında, önümüzdeki günlerde farklı çalışmalar da yapılacak.

Sokak hayvanları konusunda önemli ihtiyaç alanlarını tanımlamak, bu meseleyi bütünsel olarak sahiplenen ve çözüme yönelik adımlar atan bir topluluk oluşturmak amacıyla farkındalık programı başlatan Nestlé Purina PetCare, paydaşlarla birlikte yapılması gerekenleri online “Canımız Sokakta” buluşmalarında ele alıyor. Toplumsal fayda odaklı, yaratıcı projeler geliştiren global sosyal inovasyon platformu Impact Hub İstanbul iş birliğiyle gerçekleşen “Canımız Sokakta” buluşmasında, sokak hayvanlarına dair en temel sorunlar olarak ortaya çıkan Beslenme – Barınma – Sahiplendirme konuları konuşuldu.

Ayça Erkol

Kurumsal ve bilinçli şirketlerin de bu konuya dahil olması gerektiğinin altını çizen Purina PetCare Genel Müdürü Ayça Erkol, “Tüm dünyada hayvanlarla bir arada olmanın yaşamlarımıza pozitif bir katkısı olduğu inancındayız. Bu inançla bugüne kadar birçok projeyi hayata geçirdik. Yardıma muhtaç hayvanlara destek için farkındalık yaratan çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Düzenli olarak bazı barınak, dernek ve belediyelerle iş birliği yapıyoruz, aynı zamanda evcil hayvan sahiplerine de destek oluyoruz. Sokakta zor durumda kalmış hayvanlara yardım edebilmek için Nestlé içinde oluşturduğumuz “Adopt Me” – “Beni Sahiplen” adında bir platformumuz var. Ekibimizden zor durumdaki patili dostlarımızı sahiplenmek isteyenlere aracı oluyoruz. Bu platformu tanıtıp yaygınlaştırabilmek için de her ay bir sahiplenme hikayesi anlatıyoruz. Hepimizin çoğunlukla evde kalmaya çalıştığı bu günlerde, sokak hayvanlarına destek olma amacı ile belediyelere ve barınaklara mama bağışında bulunuyoruz. Şu ana kadar 2 şehirde bulunan 4 belediyeye toplamda 10 ton mama bağışında bulunduk. Barınaklara terk edilmenin de arttığı bu dönemde 8 tonluk bir mama bağışında bulunduk. Her zaman olduğu gibi yardıma muhtaç hayvanlara destek olmaya ve bu konuda farkındalık yaratmaya devam edeceğiz. Sosyal sorumluluk alanında güçlü çalışmalar yapan şirketler bu alana da eğilim göstermeli. Son yıllarda kurum içi sosyal sorumluluk saati uygulaması yapan şirketlerin sayısı git gide artıyor. Bu kurumların da aramıza katılarak, birlik olmanın farkındalığı daha da arttıracağına inanıyorum. Hep birlikte oluşturduğumuz bu toplulukla, hepimizin ortak sorunu olan sokak hayvanları konusunda ortak bir çözüm bulacağız. Şu an başındayız ancak ilerledikçe daha güçlü adımlar atacağımızı ve somut sonuçlar göreceğimizi düşünüyorum. Katılan herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

“Canımız Sokakta” online buluşmasında Sahiplendirme odasının moderatörlüğünü Impact Hub İstanbul Kurucu Ortağı Ayşe Sabuncu üstlendi. Sabuncu, “Günümüzde işimizi kolaylaştıran, her alanda aracılık eden teknoloji, doğru kullanılırsa sahiplendirme konusunda iyi bir yöntem olabilir. Tabi ki burada önemli olan teknolojinin verimli kullanılması ve konunun taraflarıyla doğru empati kurulabilmesi. Fiziksel ortamda yapılabilen belli kontroller, teknolojik ortamda da yapılırsa, daha doğru ve daha hızlı yuvalandırmanın önü açılabilir” dedi.

Oturumda, sivil toplum kuruluşları, dernek, topluluk ve platformların dağınık oluşundan ziyade bir çatı altında toplanmasının daha faydalı olabileceği görüşü ağırlık kazandı. Sahiplendirme takiplerinin yapılabileceği bir sistem kurulmasının ve medyanın aktif kullanımının önemine vurgu yapılırken, belediye ve veterinerlerin rolü, kısırlaştırmanın önemi ve gerekliliği de ele alınan konular arasındaydı.

KAYNAK:posta.com.tr

Ev ve Süs Hayvanı Satanlara Eğitim Verilecek

Bingöl Belediyesi, ev ve süs hayvanı satan işletmelere yönelik eğitim semineri düzenleyecek.

Bingöl Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, Bingöl Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğünce kentte ev ve süs hayvanı satan işletmelere yönelik olarak eğitim semineri düzenleneceği belirtildi.

Eğitim programına katılmak isteyenlerin dilekçe ile belediye hizmet binasına müracaat edebilecekleri kaydedilen açıklamada, “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve aynı kanunun uygulama yönetmeliği gereğince, ev ve süs hayvanı satanlara ve satmak isteyenlere Belediyemiz tarafından sertifika eğitimi düzenlenecektir. Ev ve Süs hayvanı satanlara yönelik yapılacak olan eğitim sonunda katılımcılara, Bingöl Belediyesi tarafından Katılım Belgesi ve Sertifika verilecektir. Sertifika eğitimine katılanlara, Ev ve Süs Hayvanlarının Korunmasına dair Avrupa Sözleşmesi, CİTES Sözleşmesi, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Yönetmeliği, Ev ve Süs Hayvanları Satış, Barınma ve eğitim Yerlerinin; Kuruluş, Açılış, Ruhsat, Çalışma ve Denetleme Yönetmeliği, Hayvan Ekolojisi, Hayvan Davranışları, Hayvan Bakımı ve Beslenmesi konularında eğitim programı düzenlenecektir” denildi.

Müracaatların, 15-19 Haziran tarihleri aralığında yapılabileceği belirtilen açıklamada, sertifika eğitiminin 23 Haziran Salı günü saat 09.00’da Bingöl Belediyesi Veysel Belgin Gençlik Merkezi toplantı salonunda düzenleneceği ifade edildi.

KAYNAK: capakcurgazetesi.com.tr

 

Canların karnı doydu

HAYTAP ve özel bir firmanın öncülüğünde 3 ton mama Karaburun Seferihisar ve Foça sokaklarında yaşayan can dostlara ulaştırıldı.

‘Yarımada Mama Şenliği’ adı verilen proje kapsamında, hayvanlar için tonlarca mama, bakımevleri ve sokaklara ulaştırıldı. Foça, Karaburun ve Seferihisar’da dağıtılmak üzere 3 ton mama, firma tarafından Hayvan Hakları Federasyonu’na (HAYTAP) ulaştırıldı. Proje kapsamında, Türkiye genelinde ise İstanbul’a 6 ton, Bursa’ya 4 ton İzmir’e 3 ton, Ankara’ya 2 ton mama desteği verildi. Destek hem bakımevlerinde çalışan personel tarafından hem de sokak hayvanlarını gönüllü olarak besleyen vatandaşlar tarafından sevinçle karşılandı.

HAYTAP Basın Sözcüsü Şule Baylan, “Bize ulaştırılan mamalarımızı sokakta besleme yapan gönüllü vatandaşlarımıza dağıtıyoruz. Bu proje ile sokak hayvanlarına destek olan firmaya da çok teşekkür ediyoruz. Mama gönderimi devam ettiği sürece, bizler de mamaları ulaştırmaya devam edeceğiz” dedi.

KAYNAK: milliyet.com.tr

Şenlikte 3 ton mama dağıtıldı

TÜRKIYE genelinde gerçekleştirilen ve ‘Yarımada Mama Şenliği’ adı verilen proje kapsamında, hayvanlar için tonlarca mama, bakımevleri ve sokaklara ulaştırıldı. Foça, Karaburun ve Seferihisar’da dağıtılmak üzere 3 ton mama, firma tarafından Hayvan Hakları Federasyonu’na (HAYTAP) ulaştırıldı. Proje kapsamında, Türkiye genelinde ise İstanbul’a 6 ton, Bursa’ya 4 ton İzmir’e 3 ton, Ankara’ya 2 ton mama desteği verildi. Destek hem bakımevlerinde çalışan personel tarafından hem de sokak hayvanlarını gönüllü olarak besleyen vatandaşlar tarafından sevinçle karşılandı. HAYTAP Basın Sözcüsü Şule Baylan, “Bize ulaştırılan mamalarımızı sokakta besleme yapan gönüllü vatandaşlarımıza dağıtıyoruz. Sokak hayvanlarına destek olan firmaya da çok teşekkür ediyoruz” dedi.

KAYNAK: sabah.com.tr

Köpek parkı tatil beldesi buluşma noktası haline gelde

Yaz sezonunda her yıl yerli ve yabancı turistlerin akınına uğradığı Aydın’ın Ege ilindeki tatil köyü Kuşadası , tematik parklarıyla ünlüdür.

Sanat, kitap ve futbol temalı parkların ardından kasabada köpeklerin oynayabileceği ve eğitebileceği bir “ köpek parkı ” açıldı.

Zemini doğal çim kaplı ve toplam 650 metrekarelik bir alana inşa edilen parkın, 12 köpek oyun ünitesi, beş bank ve hayvanların içmesi için iki su çeşmesi var.

Park ayrıca evcil hayvanların ve evcil hayvan sahiplerinin sosyalleşmesine izin veriyor.

Köpek parkı tatil beldesi buluşma noktası haline gelirKöpeklerin parklara girmesi yasaklandıktan sonra hayvan severlerin talebi üzerine böyle bir proje başlatan Kuşadası Belediyesi yetkilileri, hayvan dostu politikaların devam edeceğini belirtti.

Şehirde yaşayan bir turizm profesyoneli olan Hasene Gür, “Böyle bir park yıllardır kayıp,” dedi.

Park kısa sürede şehrin sakinlerinin favori buluşma noktası oldu.

Tasmaları olmadan serbestçe koşan köpekler kompleksin içinde koşar ve orada zaman geçirirler.

Ünlü bir tatil beldesi olan Kuşadası, büyük arkeolojik alanlara ve Türkiye’nin biyolojik açıdan en çeşitli bölgelerinden biri olan Dilek Yarımadası Milli Parkı’na yakın bir konumdadır .

Aynı zamanda bölgenin en el değmemiş plajlarına da ev sahipliği yapıyor.

KAYNAK: guncel-haber.com

İnsan gibi oturan köpek

Twitter’de ‘Ohmyitsbrittt’ adlı kullanıcının paylaştığı fotoğraflarda bir Pitbull cinsi köpek, kanepenin yanında arka patilerini ön patilerinin arasından uzatarak oturuyor ve kameraya bakıyor.

Paylaşımı yapan kullanıcı, açıklama kısmına “Köpeğim garip biri” diye yazdı. Paylaşım kısa süre içinde 1.2 milyondan fazla beğeni topladı ve 190 bin kez paylaşıldı.

KAYNAK: aksam.com.tr