Ana Sayfa Blog Sayfa 16

Bazı Kediler Sevilince Neden Agresifleşir?

Kedilerde çeşitli nedenlere bağlı olarak saldırganca davranışlar görülebilir. Her saldırganca davranışın altında yatan farklı bir neden olabilir. Bu da her saldırgan davranış için tek bir çözüm yönteminden bahsetmenin doğru olmayacağını ifade eder. Kedilerin sergiledikleri saldırgan davranışlar arasında kedi sahiplerinin kafasını en çok karıştıran, sevilme saldırganlığı olarak adlandırılan ve beklenmeyen anlarda ortaya çıkan saldırganlıktır.

Kedi ilk başta ilgi görmek için uğraşır ve sevilmek ister ancak biraz sevildikten sonra ısırmaya başlar. Bu durum kedilerde sevilme agresyonu olarak tanımlanır. Bu hareket kedi için beni yalnız bırak anlamına gelir. Kediniz onu severken sizi ısırdığında o anda sevilmek, kucaklanmak ya da bulunduğu yerden uzaklaştırılmak istemiyordur. Sevilme agresyonu kediler arasında oldukça yaygın görülen bir durumdur. Kediniz ile birlikte denemeler yaparak bu problemi ortadan kaldırabilirsiniz.

Davranışın Kaynağı

Köpeklerin aksine kedilerin sevilmeye karşı toleransı oldukça düşüktür ve kısa sürede aşırı miktarda uyarılabilirler. Sevilmenin keyifli durumdan rahatsız edici duruma geçmesi arasındaki süre kediden kediye değişiklik gösterir. Sevilme rahatsız edici seviyeye geldiğinde kedi neredeyse canı yanmış ve acı çekiyormuş gibi tepki verir. Buna sevilme kaynaklı saldırganlık adı verilmektedir.

Sevilme saldırganlığı genellikle annesinden ve kardeşlerinden çok erken alınan ve evde uzun süreler boyunca yalnız kalan enerjik kedilerde görülmektedir. Sevilme kaynaklı saldırganlık gösteren çoğu kedi sevilmeyi bir meydan okuma olarak görür. Bu tarz bir saldırganlık özellikle küçük çocuklar için tehlikeli olabilir. Bu nedenle eğer evinizde bir çocuk varsa, sevilme saldırganlığına yol açabilecek durumları belirlemeyi ve bunlardan kaçınmayı öğrenmeniz gereklidir.

Bir kedinin agresif davranmasına yol açabilecek bazı tıbbi durumlar vardır. Bu nedenle kedinizin davranışlarını değiştirmeye çalışmadan önce bir sağlık problemi olmadığından emin olmanız gereklidir. Artrit, yaralanma ya da ağız problemleri kedilerin sevilirken daha fazla ağrı hissetmesine ve buna bağlı olarak agresif davranışlar sergilemesine yol açabilir. Böyle bir durum olmadığından emin olmak için kedinizin veteriner hekim tarafından muayene edilmesi gerekmektedir.

Davranışı Önleme

Isırma ve tırmalama işe yaradığı sürece kediniz sizle olan etkileşimini kontrol etmek için bunları kullanmaya devam edecektir. Onları harekete geçiren durumlardan kaçınarak kedinin ısırmasına ya da tırmalamasına izin vermeden davranışlarını şekillendirebilirsiniz. Ancak bu noktada davranışlarınızda tutarlı olmanız son derece önemlidir. Sevilme ve saldırganlık için temel kuralları belirlemeden önce pes ederseniz, koşullandırmaya en başından başlamak zorunda kalabilirsiniz.

Bu noktada unutulmaması gereken şeylerden birisi de kötü alışkanlıkların giderilmeden hemen önceki dönemde daha da kötüleşmesidir. Kediniz daha önce başarılı olan saldırgan tavırları tekrar sergilemek için çok çabaladığı bir döneme girer. Bu duruma davranış psikolojisinde yok olma patlaması adı verilir. Yok olma patlaması gerçekleştiğinde doğru yolda olduğunuzu anlayabilirsiniz.

Kedinizi Nasıl Sevmelisiniz?

Kediler baş ve boyun bölgelerinin diğer kediler tarafından yalanmasına izin verir ancak insanların bu bölgelerini sevmelerini pek istemez. Isırmayı uyaran baş ve boyun bölgesinin insan tarafından sevildiği anda yaşanan huzursuzluk duygusudur. Sevmeyi kedinin başının üstü ve ensesi ile sınırlayabilirsiniz. Sonrasında ise sevme eşiğini belirlemeniz gerekir. Başka bir deyişle kedinizin saldırmadan önce sevilemeye ne kadar izin verdiğini yakından gözlemlemesiniz. Bu şekilde kedinizin ısırmadan ya da tırmalamadan önce sevmeyi nerede bırakacağınızı kestirebilirsiniz.

Sınırı belirledikten sonra etkileşimi kontrol etmek için kedi saldırmadan önce sevmeyi bırakmalısınız. Bu davranışı tersine çevirmenin anahtarı kedinin durumdan sorumlu olduğunuzu bilmesini sağlamaktır. Sevme eşiğine ulaştığınızda kediniz kucağınızda oturuyorsa onu itmeyin aksi takdirde ellerinizi tırmalamak isteyebilir. Süreci bitirmek için ayağa kalkın ve kediye dokunmadan uzaklaşın. Dikkatinizi çekmek için ağlayabilir ancak bu süreçte etkileşime girmeyin. Kediler bu durumda genellikle kaçabilir ya da birkaç saat asık suratlı takılabilir. Tutarlı bir şekilde bu davranışa devam ettiğinizde kediniz bir süre sonra sevilme agresyonunu atlatabilir.

 

 

Kaynak: Mihav Market

Köpeklerde Düşük Potasyum Seviyesi !!!

Köpeklerin beslenmesinde sağlıklı tercihlerin yapılması gerekir, tam ve dengeli bir beslenme ile köpeklerin ihtiyaç duydukları besinlerin, proteinlerin, vitamin ve minerallerin vücutlarına sokulması mümkündür. Mineral ve/veya vitamin dengesinin bozulması çeşitli semptomların ve hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilir. Köpeklerin sağlığını yakından ilgilendirilen minerallerden biri de potasyumdur. Kandaki potasyum seviyesinin azalması ile karakterize sağlık sorunu köpeklerde hipokalemi olarak adlandırılır. Köpeklerde hipokalemi meydana geldiğinde hem hücre fonksiyonları etkilenir hem de vücuttaki elektriksel iletişim mekanizması zarar görür. Bu yazımızda köpeklerde düşük potasyum seviyesi ve köpeklerde potasyum düşüklüğü belirtileri hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Köpeklerde Hipokalemi

Köpeklerde potasyum hücrelerde depolanır. Hücrelerin normal fonksiyonlarının sürdürülmesi kandaki potasyumun ideal seviyesi ile yakından ilgilidir. Köpeklerin kanındaki potasyum seviyesi azaldığında hücrelerdeki konsantrasyon değişir ve bu değişim elektrik sinyallerinin etkin şekilde iletilmesine engel olur. Elektriksel sürecin zarar görmesi hücrelerin, dokuların ve en nihayetinde organların fonksiyonlarını engeller. Köpeklerde hipokalemi olarak da bilinen bu durum, her zaman belirgin belirtilere yol açmasa da tedbir alınması gereken nitelik taşır.

Köpeklerde Hipokalemi Belirtileri

Köpeklerde düşük potasyum belirtileri de belirtilerinin şiddeti de değişkenlik gösterebilir. Temel olarak üç temel fonksiyon köpeklerde potasyum düşüklüğünden daha çok etkilenir:

Nörolojik fonksiyonlar: Vücuttan geçen elektrik sinyalleri bilinçli ve bilinçsiz kas hareketlerini yönetir. Nörolojik sisteme zarar gelmesi köpeklerin nefes alıp verme gibi istemsiz, yürüme gibi istemli faaliyetlerini engelleyebilir.

Kardiyak fonksiyonlar: Kalbin fonksiyonları doğrudan nörolojik fonksiyonlar ile bağlantılıdır. Kalpte sinyal iletimsizliği nedeniyle meydana gelen kronik anormal ritimler köpeklerin hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Kas fonksiyonları: İskelet kaslarının fonksiyonlarının etkilenmesi sonucunda köpeklerin hareket yetileri azalabilir, normal bir şekilde ayakta durmaları engellenebilir ve köpeklerde hareket etmekten çekinme gibi semptomları beraberinde getirebilir.

Vücut için hayati öneme sahip bu fonksiyonların ne kadar etkilendiği kandaki potasyum düşüklüğünün derecesine ve meydana gelme nedenine göre değişiklik gösterebilir. Köpeklerde düşük potasyum nedeniyle ortaya çıkabilen belirtiler arasında kilo kaybı, kalp atışlarında düzensizlik, kas kitlesinde kayıp, kusma, huzursuzluk, sık sık susama ve idrar sıklığında artış, pençelerin üzerinde değil pati tabanı üzerinde yürümeye başlama, başın göğse doğru eğilmesi ve kronik kabızlık yer alır.

Köpeklerde Potasyum Düşüklüğü Nedenleri Nelerdir?

Köpeklerde potasyum düşüklüğüne neden olabilecek çeşitli faktörlerden bahsedilmesi mümkündür. Kronik böbrek hastalıkları, uzun süren iştahsızlık, diyabet hastalığı, metabolizma ile ilgili problemler, kronik kusma, antibiyotik kullanımı, ishal, yetersiz potasyum alımı, stres ve idrar yolu ile potasyum kaybı köpeklerde hipokalemi ile sonuçlanabilir.

Köpeklerde Hipokalemi Teşhisi

Köpeklerde potasyum düşüklüğü belirtileri fark edildiğinde veteriner hekim ziyaretlerine gidilmesi gerekir. Bu kapsamda köpeklerin yaşadığı semptomların detaylı olarak aktarılması veteriner hekimlerin teşhisi sırasında yol gösterici öneme sahip olacaktır. Veteriner hekimler öncelikle detaylı fiziksel muayene yaparlar. Daha sonra kan testleri, biyokimya profili ve idrar analizi isteyebilirler. Kronik böbrek hastalığı olan köpeklerde yapılan testler sonucunda kandaki üre ve kreatin seviyesi yüksek olabilir. İdrar tahlili sayesinde kronik böbrek hastalığı olan köpeklerde yetersiz idrar konsantrasyonu teşhis edilebilir. Diyabetik köpeklerde ise idrar tahlili sayesinde idrarda glikoz oranı ve keton cisimlerinin varlığı ortaya çıkabilir. Kan testlerine ve idrar tahlillerine ek olarak kalp fonksiyonlarının değerlendirilmesi adın EKG çekilmesi de gerekebilir. Böylece kalp kasları ve kalpteki elektrik sinyal mekanizması durumu ile ilgili bilgi edinilebilir.

Köpeklerde Hipokalemi Tedavisi Nasıl Yapılır?

Köpeklerde potasyum düşüklüğü teşhis edildiği takdirde tedavinin temel amacı kandaki potasyum seviyesini ideal orana çıkarmaktır. Uygulanacak tedavi yöntemi köpekteki potasyum eksikliği derecesine ve potasyum eksikliği nedenine göre farklılaşabilir. Kandaki potasyum dramatik ölçüde azalmışsa damardan potasyum takviyesine ihtiyaç duyulabilir. Nadir de olsa köpeklerin bir gece veteriner hekim kliniklerinde kalmaları gerekli olabilir. Hafif ve orta derecedeki eksiklikler için ise köpeklerin bir süre ağız yoluyla ilaç kullanmaları gerekebilir. Kullanılan ilaçlar belirli aralıklarla kan testleri yapılarak tedavi planı yeniden şekillendirilebilir. Köpeklerde hipokalemi tedavisinde sıklıkla potasyum klorür içeren takviyeler kullanılır, bu takviyeler kullanıldığında eş zamanlı olarak fosfor takviyelerinin kullanılmaması önemlidir. Bu iki takviyenin birlikte kullanılması vücuttaki magnezyum oranının stabilite edilmemesi ile sonuçlanabilir.

Tedavi süreci başladıktan sonra köpeklerin tedaviye verdikleri yanıtın kontrol edilmesi için yeniden veteriner hekim ziyaretine gidilmesi gerekir. Genellikle kontroller 1-2 haftada bir gerçekleşir, bazı durumlarda kontrollerin 6-24 saat periyotlarla yapılması gerekli olabilir. Köpeklerin tedavi sonrası iyileşme sürecinde sessiz ve sakin bir ortamda dinlenmeye ihtiyaçları olacaktır. Potasyum seviyesindeki düşüklük nedeniyle kas zayıflığı söz konusu olduğunda kasların yavaş yavaş eski güçlerine kavuşturulması için hafif egzersizlerin yapılması gerekir. Potasyum seviyesindeki düşüş farklı kronik hastalıklardan kaynaklandığında bu hastalıkların tedavi süreçleri de yürütülmelidir. Tedavi dahilinde köpeklerde gerçekleştirilen teşhisler doğrultusunda mama değişiminin de yapılması gerekli olabilir.

 

Kaynak: Dogster

Veteriner Serisi Mamalar İnternetten Satın Alınır mı?

Evcil hayvanların beslenmesi özen isteyen, belirli yaş evreleri ve özel durumlar dahilinde çeşitlendirilmesi gereken, yaşanan sağlık sorunları doğrultusunda ise farklılaştırılması sağlık adına belirleyici etkiye sahip önemli bir süreçtir. Özellikle sağlık sorunları ve hassasiyetleri olan kedi ve köpeklerde beslenme bir kat daha önem kazanır. Var olan sağlık sorunlarının hafifletilmesi ya da olası sağlık sorunlarının tekrar etmemesi adına özel olarak formüle edilen veteriner serisi mamalar bu noktada devreye girer. Kedilerin ve köpeklerin optimal sağlıklarının sürdürülmesi amacıyla formüle edilenlerden farklı olarak veteriner serisi mamaları, spesifik sağlık sorunları göz önünde bulundurularak üretilmişlerdir.

Veteriner serisi mamaları, veteriner hekimler tarafından önerildiği takdirde, önerilen süre boyunca kullanılmalıdır. Farklı sağlık sorunları özelinde kedi ve köpeklerin ihtiyaçlarını karşılamak için özenle formüle edilen Brit veteriner serisi mamalara artık Petlebi.com adresinden ulaşabilirsiniz. Dostunuzun ihtiyaç duyduğu özel içerikli mamalar Petlebi.com tarafından özenle paketlenir, hızlı bir şekilde adresinize teslim edilir.

Veteriner Kedi Maması Ne Zaman Kullanılır?

Yavru, yetişkin, kısır ya da yaşlı kediler için en sağlıklı kedi maması söz konusu olduğunda yanıtlar kedilerin genel sağlık durumları ve lezzet tercihleri doğrultusunda değişiklik gösterebilir. Kediler için en sağlıklı mama, onların ihtiyaçlarına en doğru yanıtı verendir. Genel sağlık durumu ile ilgili sorun yaşayan, kronik hastalıkları bulunan ya da sağlığının korunması için tedbir alınması gereken kediler veteriner tavsiyeli kedi maması ile daha sağlıklı olabilirler. Peki veteriner maması ne zaman ve hangi durumlarda tercih edilmelidir?

Sindirim Sistemi Destekleyici Veteriner Kedi Mamaları

Akut ya da kronik mide ve bağırsak hastalıkları, kronik kolit, kronik kabızlık, kronik şişkinlik ve pankreas iltihabı gibi sağlık sorunları yaşayan kedilerin özel beslenmesi gerekir. Brit Veterinary Diet Gastrointestinal Sindirim Sistemi Destekleyici Kedi Maması dostlarımızın sindirim sistemi sağlığını iyileştirmek üzere özel olarak formüle edilmiştir. İçeriğinde hidrolize somon proteini, ringa balığı, Omega-3 yağ asidi, antioksidanlar, B vitaminleri, elektrolitler, çözünebilir lif, prebiyotikler ve canlı probiyotik bulunur. Veterinerlerin önerdiği kedi mamaları söz konusu olduğunda önerilen kullanım süresi Brit VD Gastrointestinal için de geçerlidir.

İdrar Yolu Sağlığı Destekleyici Veteriner Kedi Mamaları

Kedilerde idrar yolu sorunları özellikle kısırlaştırma sonrası dönemde sıklıkla görülmektedir. İdrar yolu enfeksiyonları, idrar kristallerinin oluşumu ve diğer idrar yolu sorunları kedilerin hem yaşam kalitesini düşürür hem de genel sağlık durumları için göz ardı edilmemesi gereken bir tehdit oluşturur. İdrar yolu problemleri yaşayan ve/veya idrar yolu sorunlarının tekrarının engellenmesi istenen kedilerin hasta kedi maması ile beslenmeleri önerilir. Brit Veterinary Diet Struvite İdrar Yolu Sağlığı Destekleyici Tahılsız Kedi Maması düşük kalsiyum, fosfor ve magnezyum seviyeleri ile üriner konsantrasyonu sınırlandırarak, metiyonin içeriği ile sütrivit taşlarının çözünmesini destekleyerek, antioksidanlar ve Omega-3 içeriği ile enflamasyonla savaşarak idrar yolu hastalıklarının tedavisinde ve tekrarlamasının önlenmesinde destekleyicidir.

Cilt Sağlığı Destekleyici Veteriner Kedi Mamaları

Tüketilen besinler, maruz kalınan stres ya da alerjenlere karşı hassas bir bünyeye sahip olma gibi bir dizi faktör kedilerde alerjiye ve cilt sağlığında bozulmaya yol açabilir. Kedilerin cilt sağlığının bozulması hem yaşam kalitelerinin azalmasına hem de sağlıklarının bozulmasına neden olabilir. Cilt sorunları da veteriner maması ile beslenme ihtiyacını ortaya çıkarabilir. Gıda alerjisi veya dermatit sorunu bulunan kedilerde ortaya çıkan reaksiyonların minimize edilmesi, tedavi süreçlerinin desteklenmesi adına özel formül barındıran Brit Veterinary Diet Hypo-Allergenic Cilt Sağlığı Destekleyici Tahılsız Kedi Maması düzenli kullanımda cilt sağlığını iyileştirmeye ve şikâyetleri kontrol altına almaya yardımcı olur.

Kilo Kontrolü İçin Veteriner Kedi Mamaları

Kedilerde obezite tehlikeli bir rahatsızlıktır. Aşırı beslenme, metabolizma hızının azalması, sahip olunan sağlık sorunları ve aktivite azlığı gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilen bu kronik durum birçok sistemik hastalığa neden olabilir.

Kedilerde obezite ve yol açtığı sağlık sorunlarının tedavisi kapsamında en geçerli adım kilo verebilmelerinin sağlanmasıdır. Bu doğrultuda özel beslenme tercihten ziyade bir zorunluluk olarak karşımıza çıkar. Yüksek miktarda kolay sindirilebilen diyetetik protein, az yağlı ve tahılsız içerik, yüksek oranda lif, l-karnitin, canlı probiyotik, Omega-3 ve antioksidanlar barındıran Brit Veterinary Diet Obesity Kilo Kontrolü İçin Tahılsız Kedi Maması dostlarımızın ideal kilolarına ulaşmasını ve ideal kilolarını koruması için özel olarak formüle edilmiştir.

Böbrek Yetmezliği Olan Kediler için Veteriner Kedi Mamaları

Kedilerde kronik böbrek hastalıkları kedi maması seçimi sırasında özelleştirilmiş veteriner maması çeşitlerinin tercih edilmesini gerektirir. Böbrek hastalığı olan kediler için özel olarak formüle edilen, Brit Veterinary Diet Renal Böbrek Yetmezliği Olan Kediler İçin Tahılsız Kedi Maması sahip olduğu içeriklerle kedilerin böbrek sağlığının korunmasını destekler, tedavi sürecine katkıda bulunur, böbrek hastalıkları ile eş zamanlı görülebilen iştahsızlığın üstesinden gelinmesine yardımcı olur.

Diyabet Hastalığı Olan Kediler için Veteriner Kedi Mamaları

Kediler de tıpkı insanlarda olduğu gibi diyabet hastalığına yakalanabilirler. Kedilerde diyabet tedavisi kapsamında alttaki nedenler doğrultusunda bir yol izlenmekle birlikte genel olarak bu döneme özel beslenme kurallarına uyulması önerilir.Şeker hastalığı olan kediler için veteriner maması kullanmak çoğunlukla tek tercih olarak ön plana çıkar. Brit Veterinary Diet Diabetes Diyabet Hastalığı Olan Kediler İçin Tahılsız Kedi Maması düşük yağ içeriği, yüksek miktarda kolay sindirilebilen diyetetik protein, çözünür ve çözünemez lif içeriği, yağ metabolizmasını destekleyen L-Karnitin ve hücreleri oksidatif stresten koruyan antioksidanlar içeren formülüyle sunulur.

Veteriner Köpek Maması Ne Zaman Kullanılır?

Köpek maması seçimi sırasında da yaş, ırk, aktivite düzeyi ve genel sağlık durumu gibi önemli değişkenlerin göz önünde bulundurulması gerekir. Diğer mamalardan farklı olarak veteriner köpek maması çeşitleri spesifik sağlık sorunları göz önünde bulundurularak formüle edilmiştir. Hasta köpek maması olarak da adlandırılabilen veteriner maması çeşitleri şu durumlarda tercih edilir:

Sindirim Sistemi Destekleyici Veteriner Köpek Mamaları

Kronik kolit, kabızlık, şişkinlik, akut veya kronik mide ve bağırsak hastalıkları olan köpeklerin şikâyetlerinin azaltılması ve tedavi süreçlerinin desteklenmesi için sindirim sistemi destekleyici veteriner maması tüketmeleri önerilir. Brit Veterinary Diet Gastrointestinal Sindirim Sistemi Destekleyici Tahılsız Köpek Maması yavru ve yetişkin köpeklerin ihtiyaçları doğrultusunda formüle edilmiştir. Ringa balığı, hidrolize somon proteini, antioksidanlar, elektrolitler ve B vitaminleri gibi önemli bileşenlere sahip olan Brit VD Gastrointestinal köpek maması kuru ya da ıslatılarak dostlarımıza verilebilir.

İdrar Yolu Sağlığı Destekleyici Veteriner Köpek Mamaları

Köpeklerde idrar yolu hastalıklarının oluşması sonucu beslenme düzenlerinde farklılık yaratılması gerekebilir. Hem hali hazırdaki tedavinin desteklenmesi hem de idrar yolu hastalıklarının yeniden oluşumunun önlenebilmesi için veteriner maması çeşitlerinin özel formüllerine ihtiyaç duyulabilir. Brit Veterinary Diet Struvite İdrar Yolu Sağlığı Destekleyici Tahılsız Köpek Maması azaltılmış fosfor, kalsiyum ve magnezyum, metiyonin, Omega-3, antioksidanlar, kızılcık ve sodyum gibi değerli bileşenler içerir.

Eklem Sağlığı Destekleyici Veteriner Köpek Mamaları

Köpeklerin eklem sağlığı ile hayat konforu arasında çok sıkı bir bağ vardır. Farklı nedenlerle ortaya çıkabilen eklem rahatsızlıkları, köpeklerin eklem sağlığını destekleyen özel bir diyet ile beslenmesi gerekliliğini ortaya çıkarır. Ortopedik ameliyat geçiren, dejeneratif eklem rahatsızlıkları olan veya aşırı kilo nedeniyle eklem sorunları riski bulunan köpekler için özel olarak formüle edilen Brit Veterinary Diet Joint & Mobility Eklem Sağlığı Destekleyici Tahılsız Köpek Maması yüksek DHA içeriği ile kıkırdak erimesini önler. DHA’ya ek olarak canlı probiyotikler, yüksek miktarda kolay sindirilebilen diyetetik protein ve eklem koruyucular içerir.

Karaciğer Yetmezliği Olan Köpekler için Veteriner Köpek Mamaları

Köpeklerde karaciğer yetmezliği iştahta azalma, kilo kaybı, kronik kusma ve ishal gibi belirtilere neden olabilen ve tedavi gerektiren bir hastalıktır. Karaciğer hastalıkları olan köpeklerin karaciğerin fonksiyonlarına destek olması hem şikâyetlerin kontrol altına alınabilmesi hem de tedavi süreçlerine katkı sağlanabilmesi açısından son derece önemlidir. Brit Veterinary Diet Hepatic Karaciğer Yetmezliği Olan Köpekler İçin Tahılsız Köpek Maması karaciğer hastalıkları olan köpeklerin ihtiyaçları düşünülerek formüle edilmiştir.

 

 

 

Kaynak Petlebi

Yavru Muhabbet Kuşu Ne Yer, Nasıl Beslenir?

Tüyleri yeni çıkan, gözleri yavaş yavaş açılan bir yavru muhabbet kuşunu hayatınıza aldıysanız aklınızda sayısız soru olması, inanın, son derece normaldir. Ufacık bedeninde büyük bir potansiyel barındıran yavrunuzun, daha sağlıklı bir gelişim sürecine girebilmesi adına onun hakkında daha derin bilgilere sahip olmanız gerekir. Yavru muhabbet kuşu beslenmesi de uzmanlaşmanız gereken alanların başında gelir.

Yeni doğmuş bir kuşun beslenmesi, süreci ilk kez deneyimleyenler için biraz karmaşık görünebilir. Ama doğru bilgiyle bu süreci hem sizin hem de kuşunuz için güvenli ve keyifli hâle getirmek mümkündür.

Bu yazımızda, doğadaki beslenmeden elle beslemeye, mama tariflerinden yem geçişine kadar yavru muhabbet kuşlarının tüm beslenme yolculuğu hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Muhabbet Kuşlarında Yavruluk Dönemi

Muhabbet kuşlarında yavruluk dönemi, yumurtadan çıktıktan sonraki yaklaşık 6 ila 8 haftalık süreyi kapsar. Yumurtadan çıkan yavru ilk günlerde görmez ve tüysüzdür, diğer bir deyişle tamamen ebeveynlerine bağımlıdır.

Normal şartlar altında ilk iki hafta içinde gözleri açılır ve tüylenme başlar. 3. haftadan itibaren çevresini daha fazla algılamaya başlayan yavru, 4. haftadan sonra yemle ilgilenmeye ve kısa uçuş denemeleri yapmaya başlar. Bu dönemde hâlâ ebeveynleri tarafından beslense de beslenme sıklığı giderek azalır. 6. haftadan itibaren yavrular giderek daha bağımsız hâle gelir; tüyleri tamamen çıkmış, uçma becerisi kazanmış ve yem yeme alışkanlığı gelişmiş olur.

Genellikle 7 ila 8. haftalarda yavru kuşlar tamamen bağımsız hâle gelir. Bazı kuşlarda bu süreç birkaç hafta daha uzayabilir. Bu dönem, kuşun hem fiziksel hem de sosyal gelişiminin temelini oluşturur. Yavruluk sürecinde uygun ortam, dengeli beslenme ve stresin en aza indirilmesi sağlıklı gelişim için kritik öneme sahiptir. Ebeveynlerinden erken ayrılan ya da yetersiz bakım gören yavrular, ileriki yaşamlarında davranışsal sorunlar gösterebilir. Bu nedenle yavruların en az 8 haftalık olana kadar ebeveynlerinin yanında kalması önerilir.

Yavru Muhabbet Kuşu Ne Yer ve Beslenme Neden Bu Kadar Önemlidir?

Yavru bir muhabbet kuşu, doğduğu andan itibaren çok hassas bir gelişim sürecine girer. Bu süreçte neyle beslendiği ve nasıl beslendiği, onun yaşam kalitesini ve ilerleyen dönemlerdeki sağlığını doğrudan etkiler. Dolayısıyla “Yavru muhabbet kuşu nasıl beslenir?” sorusunun cevabı verilirken kapsam geniş tutulmalıdır. Yavru muhabbet kuşu yemi seçimi kadar beslenme aralıkları, hijyen ve yöntem gibi detaylar göz önünde bulundurulmalıdır.

Yavrunun sindirim sistemi henüz tam gelişmediği için yanlış besinler ya da uygunsuz miktarda mama vermek ciddi sorunlara neden olabilir. Örneğin fazla yoğun mama, sindirimde zorlanmaya; yetersiz mama ise büyüme geriliğine yol açabilir. Bu yüzden hem mama kıvamı hem de sıklığı dikkatle ayarlanmalıdır.

MSD Veterinary Manual kaynağında, yavru kuşların beslenmesinde hijyenik koşulların ve uygun sıcaklığın en az mama içeriği kadar belirleyici olduğu vurgulanır. Elle besleme yapılacaksa kullanılan enjektör ya da kaşıklar steril olmalı, mama vücut ısısına yakın hazırlanmalıdır. Aksi durumda enfeksiyon riski artabilir ve kuşun bağışıklık sistemi olumsuz etkilenebilir.

Doğada Yavru Muhabbet Kuşu Ne Yer, Nasıl Beslenir?

Doğal ortamda dünyaya gelen bir yavru muhabbet kuşunun ilk besin kaynağı, anne ve babasının sevgiyle hazırladığı o özel karışımdır. Yumurtadan çıkan yavru, henüz gözleri kapalı, tüysüz ve savunmasızdır. Bu yüzden tamamen ebeveynlerinin bakımına ve beslemesine muhtaçtır.

Anne ve baba kuşlar, doğada buldukları yumuşak tohumları, bitki liflerini ve zaman zaman küçük böcekleri kursaklarında parçalayarak yavrularına uygun hâle getirir. Bu karışım, yavrunun hassas sindirim sistemine zarar vermeyecek şekilde yumuşak ve besleyici bir kıvama gelir.

Beslenme anı, aslında kuş ailesi için oldukça özel bir ritüeldir. Ebeveyn kuş, gagasını yavrunun minik gagasına nazikçe dayar ve kursağındaki bu özel karışımı yavrusuna aktarır. Bu işlem gün içinde birkaç kez tekrarlanır ve yavrunun gelişim hızı arttıkça beslenme sıklığı da artabilir.

Omlet UK rehberine göre doğada yavruların ilk 7 gün boyunca yalnızca ebeveynlerin kursak içeriğiyle beslendiği, ikinci haftadan sonra karışıma biraz daha yoğun tohum özleri eklendiği görülmektedir. Yani anne-babanın doğadaki beslenme şekli ve bulabildiği yiyecek türleri, yavrunun gelişim sürecini de doğrudan etkiler.

Bu doğal sistemin en önemli avantajı, yavrunun ihtiyacı olan enzimler, bağışıklık destekleyici maddeler ve ideal sıcaklıktaki mama ile beslenmesidir. Ancak evcil ortamlarda, özellikle anne-baba ilgilenmiyorsa bu sistemin elle ve dikkatle taklit edilmesi gerekir.

Anne Muhabbet Kuşu Yavrusunu Ne ile Besler, Nasıl Beslenir?

Anne muhabbet kuşu, yavrusunu beslemek için doğasında var olan içgüdüsel bir mekanizmayla hareket eder. Yumurtadan çıkan yavru, gözleri kapalı ve tamamen bakıma muhtaçtır. Bu dönemde anne kuş hem yavruların vücut sıcaklığını korur hem de onların ilk besin kaynağını sağlar. Besin, annenin kursağında yarı sindirilmiş hâlde birikir ve bu karışım yavruya gagadan verilir.

Kursak içeriği, oldukça besleyici bir yapıya sahiptir. İçeriğinde sindirilmiş tohumlar, doğal enzimler ve yavrunun bağışıklığını destekleyen maddeler bulunur. Sıvı formdaki içerik, yavru kuşun hassas sindirim sistemi tarafından kolaylıkla işlenebilir. Anne kuş, genellikle doğumdan sonra ilk birkaç gün bu sıvı içerikli besinle yavrularını sık aralıklarla besler. Bazen baba kuş da anneye mama getirerek dolaylı yoldan yavruların beslenmesine katkı sağlar.

Rehabbers Den kaynağında da belirtildiği gibi, ilk günlerde yavruya yalnızca bu ön sindirilmiş karışım verilir. Yaklaşık ikinci haftadan itibaren anne kuşun kursak içeriğinin kıvamı değişir; karışım biraz daha yoğunlaşır ve tohum özleri içermeye başlar. İçeriğin kıvamındaki farklılaşma yavrunun sindirim sisteminin geliştiğinin bir işaretidir.

Anne kuşun düzenli ve dengeli beslenmesi, yavruyu da doğrudan etkiler. Anne yeterince su ve besin almazsa kursak besini azalabilir veya kalitesi düşebilir. Bu yüzden, yavrulara iyi bakmak isteyen kuş sahiplerinin ilk adımı, anne kuşun sağlıklı beslenmesini desteklemek olmalıdır.

Yeni Doğan Yavru Muhabbet Kuşu Günde Kaç Kez Beslenir?

Yeni doğan bir muhabbet kuşu, yaşamının ilk günlerinde sadece anne veya elle besleme yoluyla verilebilecek ön sindirilmiş, ılık ve sıvı kıvamlı mama ile beslenebilir. Bu dönemde yavrunun sindirim sistemi son derece hassastır. Verilecek mamanın kıvamı, sıcaklığı ve içeriği oldukça dikkatli ayarlanmalıdır. Aksi hâlde sindirim problemleri, gelişim bozuklukları ya da enfeksiyon riskiyle karşı karşıya kalınabilir.

İlk 3–5 gün boyunca yavru muhabbet kuşları yaklaşık iki saatte bir, yani günde 8–10 kez beslenmelidir. Belirtilen sıklık, kuşun karnının doluluk durumuna göre değişebilir. Yavru kuşun karnı şeffaf derisinin altında belirgin şekilde doluysa, bir sonraki öğün birkaç saat ertelenebilir. Ancak aç bırakmamak çok önemlidir.

WikiHow’un kuş besleme rehberinde de belirtildiği gibi, yeni doğan kuşlar ilk hafta boyunca yalnızca çok yumuşak ve ılık mamalarla beslenmelidir. Bu mama, genellikle steril bir enjektör yardımıyla, kursak yönü dikkate alınarak dikkatle verilir. Mama kesinlikle çok sıcak ya da çok soğuk olmamalı; 37–39 °C arasında olmalıdır.

Unutulmaması gereken en önemli nokta, yeni doğan yavru kuşların sadece “ne yediği” değil, ne zaman ve ne şekilde beslendiği konusudur. Bu dönemde oluşan hatalı alışkanlıklar, ileriki haftalarda büyüme geriliğine ya da beslenme sorunlarına neden olabilir.

Yavru Muhabbet Kuşu Elle Nasıl Beslenir, Ne Tür Mama Kullanılır?

Anne kuşun yavrularını besleyemediği durumlarda, elle besleme yöntemi devreye girer. Yöntem, yavru kuşun yaşamını sürdürebilmesi için dikkatle uygulanmalıdır. Elle besleme yöntemi salt kuşu besleme adımına indirgenmemelidir. Kursak sağlığını koruma, uygun sıcaklıkta mama hazırlama ve hijyen kurallarına uyum gibi kritik adımlar içerir.

Elle beslemede kullanılacak mama, genellikle yavru muhabbet kuşlarına özel toz mama karışımları ile hazırlanır. Bu mamalar, suyla karıştırılarak akışkan ve sindirimi kolay bir kıvam elde edilir. Hazırlanan karışım ılık olmalı ve özel besleme enjektörleriyle kursağa zarar vermeyecek şekilde verilmelidir.

Elle besleme sırasında kuşun başı hafifçe yukarı bakmalı, enjektör yavaşça gagasına yerleştirilmelidir. Baskıyla mama verme ya da yanlış açı kullanımı aspirasyon (akciğere kaçma) riski yaratabilir.

Lafeber Veteriner Bilgilendirme Platformu’nda da belirtildiği gibi, yavru kuşlar için kullanılacak mamaların dengeli protein, yağ, karbonhidrat ve su oranına sahip olması gerekir. Bu denge, yavrunun hem sindirim sistemini zorlamaz hem de sağlıklı tüy ve kemik gelişimini destekler.

Yavru kuşun yaşına göre mama kıvamı da değişmelidir. İlk hafta daha sıvı form tercih edilirken ikinci haftadan itibaren mama kıvamı biraz daha yoğunlaştırılabilir. Bu, kuşun sindirim kaslarını ve yutma reflekslerini güçlendirmeye yardımcı olur. Uygun mama türü ve dozajı konusunda veteriner hekimden onay alınması da önemlidir.

Elle besleme, doğru malzemelerle ve özenli bir hazırlıkla yapıldığında yavru muhabbet kuşunun yaşamını güvenli şekilde sürdürebilmesini sağlar. Bu yöntemi uygulamak için yalnızca mama yeterli değildir; hijyenik, güvenli ve işlevsel araçlara da ihtiyaç vardır. Özellikle ilk kez deneyimleyecek kişiler için bu süreci kolaylaştıran basit ama etkili bir ekipman listesi hazırlanmalıdır.

Elle besleme sırasında ihtiyaç duyulan malzemeler şunlardır:

  • Steril enjektör veya özel kuş besleme şırıngası (uç kısmı ince ve kontrollü akış sağlayan tip tercih edilmeli)
  • Besleme iğnesi (gerekli durumlarda, özellikle çok küçük yavrular için)
  • Mama hazırlama kabı (cam veya porselen tercih edilmeli, plastik kaplar sıcaklıkla bozulabilir)
  • Termometre (mamayı 37–39 °C arasında hazırlamak için)
  • Peçete veya yumuşak havlu (besleme sırasında yavruyu sabitlemek ve hijyen sağlamak için)
  • Steril su (mamayı karıştırmak ve malzeme temizliği için)

Yavru Muhabbet Kuşu Ne Kadar Mama Yer, Beslenme Aralıkları Nasıl Olmalı?

Yavru muhabbet kuşlarının beslenme miktarı; kuşun yaşına, genel durumuna ve mama türüne göre değişiklik gösterir. Aşırı besleme kadar yetersiz besleme de ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Yeni doğan yavrular (0–7 gün) genellikle iki saatte bir, yani günde 8–10 kez beslenmelidir. Her öğünde verilecek mama miktarı kuşun kursağını dolduracak kadar ama taşırmayacak düzeyde olmalıdır. Ortalama bir yavru için bu miktar, ilk günlerde 1–2 ml, ilerleyen haftalarda ise 3–5 ml civarına çıkabilir. Bu değerler, kuşun bireysel ihtiyacına göre ayarlanmalıdır.

Yavru kuşların beslenme aralıkları kursak boşalma süresine göre belirlenmelidir. Kursak yaklaşık 2–3 saat içinde tamamen boşalırsa yeni öğün verilebilir. Ancak kursak hâlâ doluysa kesinlikle zorla besleme yapılmamalıdır. Bu durum sindirim sisteminde baskıya ve kursak tıkanıklığına yol açabilir.

4. haftaya doğru besleme sıklığı günde 4–5’e düşürülebilir. Bu süreçte kuşun mama yutma kabiliyeti ve sindirim hızı geliştiği için daha yoğun kıvamlı mamalara geçiş yapılabilir. Ancak her besleme öncesi kursak kontrolü alışkanlık hâline getirilmelidir.

Yavru Muhabbet Kuşu Beslenmesi Nasıl Değişir?

Yavru muhabbet kuşları doğdukları andan itibaren hızla gelişen bir sürece girer. Bu süreçte beslenme alışkanlıkları, mama türleri ve öğün sıklığı değişir. Kuş sahiplerinin bu evreleri iyi tanıması, doğru zamanda doğru mamayı vermesi yavrunun sağlıklı büyümesinde belirleyicidir.

1–7 Günlük Yavru Muhabbet Kuşu Nasıl Beslenir?

İlk bir haftalık süreçte yavru kuşlar tamamen çaresizdir; gözleri kapalıdır, vücut sıcaklıklarını koruyamazlar ve sadece sıvı kıvamda mama tüketebilirler. Bu dönemde verilen mama oldukça akışkan ve ılık (37–39 °C) olmalı, iki saatte bir olacak şekilde günde yaklaşık 8–10 defa verilmelidir. Ortalama porsiyon miktarı 1–2 ml civarındadır. Kursak kontrolü yapılmadan yeni mama verilmemelidir.

MSD Veterinary Manual kaynağında da belirtildiği gibi, bu dönemde kullanılan mamanın protein açısından dengeli olması, yavrunun kas ve organ gelişimi için kritik rol oynar. Aynı zamanda sterilizasyon ve sıcaklık kontrolü, bu kadar küçük yaşta enfeksiyon riskini en aza indirmek için vazgeçilmezdir.

7–21 Günlük Yavru Muhabbet Kuşu Ne Yer, Hangi Mamalar Uygundur?

İkinci haftadan itibaren yavrunun tüyleri çıkmaya başlar, gözleri açılır ve mama tüketimi artar. Bu dönemde mama kıvamı biraz daha yoğunlaştırılabilir, içeriğe enerji destekleyici formüller eklenebilir. Beslenme aralığı 3–4 saate bir, yani günde 6–7 öğün şeklinde ayarlanabilir. Her öğünde 3–4 ml mama verilebilir.

21–30 Günlük Yavru Muhabbet Kuşu Ne Yer, Katı Mamaya Geçiş Süreci

Üçüncü haftadan sonra yavru kuşlar artık bağımsız hareket etmeye, kendi başlarına yem aramaya başlar. Bu süreçte katı gıdalara geçiş yavaş yavaş başlatılabilir. İlk adım olarak mama kıvamı püre hâline getirilir; ardından ezilmiş tohumlar, haşlanmış sebzeler ya da ezilmiş darı eklenebilir. Beslenme aralığı 4–5 saate çıkarılabilir, öğün sayısı günde 4–5’e düşer.

Bu dönemde kuşlara aynalı yemlikler, yumuşak darılar ya da sulu sebzeler sunarak kendi kendine yeme alışkanlığı desteklenebilir. Ancak elle besleme tamamen bırakılmamalı; katı gıdaya geçiş süreci kontrollü şekilde ilerletilmelidir.

Yavru Muhabbet Kuşu İçin Uygun Gıdalar: Ne Yer, Hangileri Zararlı?

Yavru muhabbet kuşlarının beslenmesinde kullanılacak gıdalar, onların sindirim sistemine uygun, kolay sindirilebilir ve yüksek besin değerine sahip olmalıdır. İlk haftalarda sadece özel formüle edilmiş yavru kuş mamaları kullanılmalıdır. Üçüncü haftadan itibaren ise yumuşak, ezilmiş tahıllar, haşlanıp püre hâline getirilmiş havuç, kabak gibi sebzeler, taze darı dalları ve zamanla uygun miktarda öğütülmüş tohum karışımları beslenmeye eklenebilir.

Yulaf ezmesi, az miktarda haşlanmış yumurta sarısı gibi protein desteği sağlayan besinler de bu dönemde tercih edilebilir. Gıdalar kesinlikle tuzlu, şekerli ya da baharatlı olmamalı; tüm besinler oda sıcaklığında, taze ve katkısız sunulmalıdır.

Bununla birlikte yavru kuşlara verilmemesi gereken pek çok gıda da vardır. Avokado, çikolata, kahve, soğan, sarımsak, tuzlu kraker, süt ürünleri ve çiğ patates gibi gıdalar yavrular için ciddi zehirlenme riski taşır. Bu maddeler, kuşlarda sindirim problemlerinden solunum yetmezliğine kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarına yol açabilir.

Yavru Muhabbet Kuşu Katı Gıdaya Nasıl Geçer, Ne Zaman Ne Yer?

Yavru muhabbet kuşlarında katı gıdaya geçiş süreci genellikle 21. günden itibaren başlar ve yaklaşık 30. güne kadar devam eder. Bu dönemde kuş artık daha hareketlidir, çevresini tanımaya başlar ve gagasını kullanarak yiyecekleri keşfetme eğilimindedir.

Geçiş aşamasında ilk adım, verilen mamanın kıvamını yavaş yavaş yoğunlaştırmaktır. Ardından öğünlere ezilmiş tohumlar, yumuşak darı dalları ve püre hâline getirilmiş haşlanmış sebzeler eklenebilir. Bu gıdalar hem kuşun çiğneme refleksini geliştirir hem de yavaş yavaş bağımsız beslenme alışkanlığını kazandırır.

Bu süreçte gözlem çok önemlidir. Bazı yavrular hızlı adapte olurken bazıları elle beslemeye daha uzun süre ihtiyaç duyabilir. Yavrular kuş yemiyle oynamaya başlasa bile yeterli miktarda tüketip tüketmediği kontrol edilmelidir. Kursak doluluğu, dışkı takibi ve kilo kontrolü bu dönemde kritik rol oynar. Zorlamadan, yavaş ve teşvik edici bir geçiş sağlandığında, yavru kuş katı gıdalara alışır ve sağlıklı bir büyüme süreci tamamlanmış olur.

Katı gıdalara geçen yavru muhabbet kuşu beslenmesinde yavru kuş yemi tercihi önemli bir rol oynar. Yavru kuşların gelişiminin desteklenmesi adına özel olarak formüle edilen yemler sayesinde hem bağışıklık sistemi güçlenebilir hem de kuşların ihtiyaç duydukları besinlerle buluşması mümkün olabilir.

Her yavru kuş yemi aynı kalitede olmadığından kuş yemi seçimi sırasında doğal ve kaliteli içeriklere yönelmek en doğrusudur. Bu kapsamda satın alınması planlanan ürünlerin gerçek kullanıcı yorumlarının okunması seçim sürecinde hata riskini minimize edebilir.

Yavru Muhabbet Kuşu Ne Zaman Su İçer, Sıvı Tüketimi Nasıl Olur?

Yavru muhabbet kuşları yaşamlarının ilk haftalarında ayrı bir şekilde su içmez; tüm sıvı ihtiyacını verilen mamanın içeriğinden karşılar. Bu nedenle elle besleme döneminde hazırlanan mamanın doğru oranda su içermesi, kuşun hem sindirim sistemi sağlığı hem de susuz kalmaması açısından kritik önemdedir. Özellikle ilk 2–3 hafta boyunca yavru kuşların su kabına yönelmesi beklenmemelidir. Kuş suluğu sunulsa bile, gagasını batırıp ne yapacağını bilmeyebilir.

Genellikle 3. haftadan sonra, yani kuş katı gıdaya geçiş sinyalleri verdiğinde, temiz ve sığ bir su kabı kafese yerleştirilebilir. Bu su kabı, yavrunun gagasını kolayca batırabileceği, derin olmayan bir yapıdadır ve her gün mutlaka tazelenmelidir. Suya alışma süreci zaman alabilir. Kuşun su içip içmediği dikkatle gözlemlenmelidir. Bu dönemde sıvı ihtiyacını karşılaması adına, mama içerikleri bir süre daha hafif sulu tutulabilir.

Yavru Muhabbet Kuşu Beslenmesi Hakkında SSS

Yavru muhabbet kuşunun beslenmesi zaman ve sabır gerektiren bir süreçtir. Bu dönemde hem mama kabının temizliğine hem de kuşun beslenme davranışlarına dikkat ederek, onun ihtiyaçlarını karşılamak önemlidir. Gözlemleriniz doğrultusunda, kuşun beslenme alışkanlıkları oturdukça daha sağlıklı ve dengeli bir beslenme rutini oluşturabilirsiniz.

Yavru muhabbet kuşu hangi vitaminleri almalı?

Yavru muhabbet kuşlarının sağlıklı kemik, tüy ve bağışıklık gelişimi için özellikle A, D3, E ve B-kompleks vitaminleri önemlidir. Bu vitaminler büyümeyi destekler, tüy çıkışını hızlandırır ve hastalıklara karşı direnç sağlar. Eğer kullanılan mama kaliteli ve dengeli bir içeriğe sahipse, ekstra takviye gerekmeyebilir. Ancak veteriner hekim önerisiyle haftada 1–2 kez sıvı vitamin damlaları mama ya da suya karıştırılabilir.

Fazla takviye yavru kuşu etkiler mi?

Evet, fazla takviye yavru kuş için zararlı olabilir. Özellikle yağda çözünen A ve D gibi vitaminlerin idealden fazla oranda alınması hipervitaminoz denen bir duruma yol açabilir. Bu da karaciğer hasarı, sindirim sorunları ve tüy dökülmesi gibi yan etkilere neden olabilir. Takviye kullanımı daima veteriner hekim onayıyla ve ölçülü şekilde yapılmalıdır.

Yavru muhabbet kuşu için örnek günlük beslenme tablosu nasıl olmalı?

0–1 aylık bir yavru için günlük beslenme tablosu yaşa göre değişir:

1–7 gün: Günde 8–10 öğün, sıvı kıvamlı mama

8–14 gün: Günde 6–8 öğün, biraz yoğun kıvamlı mama

15–21 gün: Günde 5–6 öğün, püre kıvamında mama

22–30 gün: Günde 4–5 öğün, püre ve yumuşak katı gıdalar karışık

Her öğün öncesinde kursak doluluğu kontrol edilmeli, mama miktarı yavaş yavaş artırılmalıdır.

Mevsimsel değişiklikler beslenmeyi etkiler mi?

Evet, özellikle kış aylarında yavrular daha fazla enerjiye ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle mama biraz daha yoğun ve kalorili hazırlanabilir. Yazın ise sıvı ihtiyacı arttığından mama daha sulu formda tutulmalı, sıcak havalarda mama hızlı bozulabileceği için her öğün taze yapılmalıdır.

Yavru kuş aşırı beslenirse ne olur?

Aşırı mama verilmesi, kursağın fazla gerilmesine ve sindirimin yavaşlamasına neden olur. Bu da kuşta kursak tıkanıklığı, fermantasyon, hatta kusma gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Mama miktarı az tutulmalı ama besleme sık yapılmalıdır. Kursak tamamen boşalmadan yeni öğün uygulanmamalıdır.

Sindirim sorunu yaşayan yavru kuş nasıl beslenmeli?

Sindirim sorunu varsa mama geçici olarak daha sıvı hazırlanmalı ve öğün aralıkları uzatılmalıdır. Veteriner hekim önerisiyle mamaya probiyotik takviyesi veteriner hekim önerisiyle eklenebilir. Oda sıcaklığında mama hazırlanmalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir. Gerekirse veteriner hekimden kursak boşaltma desteği alınmalıdır.

Yavru kuş için periyodik kontrol şart mı?

Evet, özellikle ilk 1 ayda en az 1 kez veteriner hekim kontrolü önerilir. Bu kontrolde kilo ölçümü, dışkı değerlendirmesi ve genel gelişim takibi yapılır. Erken teşhisle pek çok sağlık sorununun önüne geçilebilir.

Uzmanlara göre en ideal besleme yöntemi nedir?

Uzman veteriner hekimlere göre en ideal yöntem; hazır, kaliteli yavru kuş maması kullanımıdır. Elle besleme yapılırken steril enjektör tercih edilmeli, mama 37–39 °C arasında hazırlanmalıdır. Katı gıdaya geçiş ise 3. haftadan itibaren gözlemle kademeli olarak yapılmalıdır.

 

 

 

Kaynaklar:

https://www.wikihow.com/Feed-a-Baby-Bird
http://www.rehabbersden.org/index.php/36-pages/pricing-table/simple/240-hand-raising-and-care-of-budgerigars-melopsittacus-undulatus
https://www.omlet.co.uk/guide/budgies/budgie_chicks/feeding_chicks/
https://www.msdvetmanual.com/exotic-and-laboratory-animals/pet-birds/management-of-pet-birds

Kediniz Yaşlı mı? Onun Özel İhtiyaçlarını Biliyor musunuz?

Sağlık kontrollerinin sıklaşması, tedavi süreçlerinin iyileşmesi, tam ve eksiksiz beslenme sayesinde kedilerin yaşam sürelerinde ciddi bir artış söz konusu. Nitekim geçtiğimiz yıllarda kedilerin yaşlılık sınıflandırmasında da bir farklılık yaşanmış durumda. 7 yaş üzerindeki kediler artık yaşlı kedi olarak değerlendirilmiyor, yaşlılık eşiği 11 yıla doğru bir sıçrama yaşadı.

Evde iyi bir bakıma maruz kalan ve düzenli sağlık kontrolleri gerçekleştirilen yaşlı kedilerin yaşam standartlarının yükseldiği ve hayat konforlarının arttığı göz ardı edilemez bir gerçek. Yine de doğal yaşlanma sürecinin belirli değişimleri beraberinde getirdiği ve kedilerin artan yaşları ile birlikte farklı ihtiyaçları olduğu biliniyor. Bu yazımızda kedilerde yaşlılıkla birlikte değişen metabolik süreçleri ve kedilerin ihtiyaçları hakkında bilgi bulabilirsiniz.

 

Yaşlanma Kedileri Nasıl Etkiliyor?

Tıpkı insanlarda olduğu gibi kedilerde de sağlıklı yaşlanmak mümkün. Yaşın ilerlemesinin yol açacağı sonuçların engellenmesi mümkün olmasa da yaşlılık sürecinde de konforlu bir yaşam sürülebiliyor. Yaşın ilerlemesi kedilerde hem fiziksel hem de psikolojik değişimleri beraberinde getiriyor. Kediler hem psikolojik anlamda artık daha farklı davranışlar sergiliyor hem de fiziksel olarak yatkın oldukları sağlık sorunları gündeme geliyor. Yaşanan değişimlerin ardındaki nedenler son derece çeşitli. Örneğin yaşlandıkça kedilerin tat ve koku duyuları azalıyor, yağ ve protein sindirimi zorlaşıyor, işitmeleri azalıyor. Tüm bunlara ek olarak bağışıklık sistemleri desteklenmeye ihtiyaç duyuyor, cilt elastikiyetlerinde düşüş yaşanıyor. İçgüdüsel olarak doğada hayatta kalmaya programlanmış olan kedilerin bu hayati yetilerindeki azalma onların geçmiş yıllara kıyasla hem daha az hareketsiz hem de rutinlerini aksatmaya meyilli hâle gelmeleri ile sonuçlanabiliyor. Bu nedenle yaşlı kedilerin yakından gözlemlenmesi son derece önemli. Günlük rutinlerindeki aksamalar yaşlı kedilerin, konforu düşüren farklı problemlerle yüzleşmesine neden olabiliyor.

 

Yaşlı Kedilerin Düzenli Olarak Taranması Çok Önemli

Yaşlı kedilerin yaşadıkları ağrı sorunları, hareket yetilerinin azalması ve değişen ruh hâlleri kendilerini eskiye oranla daha az temizlemelerine neden olabiliyor. Gözlerinin, anüslerinin ve burunlarının kenarlarındaki akıntıların ılık su ile nemlendirilmiş bir pamuk ile temizlenmesi uzmanların önerileri arasında. Tarama rutinlerinin de aksatılmaması gerektiği vurgulanıyor. Yaşlı kedilerin göründüklerinden çok daha zayıf olabilecekleri ve ciltlerinin de hassaslaştığı düşünüldüğünde onların nazikçe taranması ve/veya fırçalanması gerekliliği ortaya çıkıyor. Yaşlı kedilerin düzenli taranmaması hâlinde erişip yalayabildikleri vücut bölgelerinden daha çok tüy yutabilecekleri ve sindirim süreçlerindeki yavaşlama ile birlikte bu tüylerin tüy yumaklarına neden olabileceği biliniyor. Dikkatli olmak gerekiyor.

Tuvalet Alışkanlıkları Gözlemlenmeli

Kedilerin tuvaletlerinin konumlandırıldığı yerin, mahremiyetlerini destekleyecek tenhalıkta olması rahat etmelerini sağlayabilir. Yine de tuvaletlerinin gelip geçerken göz atılabilecek yerlerde olması öneriliyor. Kedilerin tuvaletleri düzenli olarak temizlendiğinde hem dışkıları hem de idrar yapma süreçleri ile ilgili bilgi ediniliyor. Örneğin topaklanan bir kum kullanılıyorsa ve kum temizlenirken büyük değil küçük topaklar bulunuyorsa bu durum kedinin kesik kesik idrar yaptığının göstergesi olabiliyor. Kesik kesik idrar yapma sürekliliğe dönüşürse veteriner hekime danışılması öneriliyor. Aynı şekilde tuvalette eşelenen ancak tuvaletini yapmayan, akabinde yüksek sesle miyavlayarak evde dolaşan kedilerin de uzman veteriner hekimlere götürülmesi ihmal edilmemeli.

 

Sağlıklı Yaşlı Kediler de Veteriner Hekimlere Gitmeli

Yaşlı kedilerin ne kadar zamanda bir sağlık kontrollerine gitmeleri gerektiği ile ilgili veteriner hekimler kedi özelinde önerilerde bulunacaktır. Bu noktada kedilerin genel sağlık durumu, yaşları ve yatkın oldukları hastalıklar yönlendirici kabul edilir. Koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi göz önünde bulundurularak düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi şarttır. Ek olarak bazı belirtilerin görülmeye başlanması rutin kontrollere ek ziyaretleri gerekli kılabilir. İştahta değişim, kilo kaybı, daha çok ve daha sık su tüketimi, denge problemleri, tuvalet kullanma alışkanlıklarında farklılaşma, her zamankinden çok saklanma gibi semptomların dikkate alınmasında fayda olacaktır.

Yaşlı Kedilerin İştahı Takip Edilmeli

Yaşlı kedilerin tat ve koku duyularındaki gerileme iştahlarında düşüşe neden olabilir. Eskiye oranla daha az mama tüketmeleri kilo kaybı yaşamalarına yol açabilir. Benzer bir durumla karşılaşıldığında veteriner hekimlere kontrole gidilmesi öncelikli adım olmakla birlikte kedilerin beslenmelerinde farklılık yaratmak da soruna çözüm sunabilir. Süreçte öğünlerin miktarını azaltıp öğünleri sıklaştırmak, kedi konservesi ile beslenmeyi desteklemek, tüketilmeyen mamaları dışarıda bekletmemek; diğer bir deyişle mamaları tazeyken tüketmelerini sağlamak alınabilecek etkili tedbirler arasındadır. Elbette tüketecekleri kuru mamanın da yaşlı kedilerin ihtiyaçlarını eksiksiz karşıladığından emin olunmalıdır.

 

Yaşlı Kediler İçin Tam ve Eksiksiz Beslenme

Kedilerin tüm yaş evrelerinde tam ve eksiksiz bir beslenme ile buluşmasını sağlayan Pro Plan, yaşlı kedilere yönelik formülleri ile de kedi severlerin favori tercihlerinden olmayı sürdürüyor. Yaşlı kedilerin temel ihtiyaçlarına yönelik hazırlanan, farklı içeriklerde ve protein kaynaklarına sahip Pro Plan yaşlı kedi maması çeşitleri dostlarımızın sağlığını destekliyor ve yaşam kalitelerini artırıyor.

Pro Plan LiveClear +7 Hindili Alerjen Azaltan Kısırlaştırılmış Yaşlı Kedi Maması 1,4kg prebiyotik, Omega-3 ve Omega-6 esansiyel yağ asitleri barındıran leziz hindili içeriği ile yaşlanan kedilerin bağışıklık sistemini güçlendiriyor, sindirim sistemini ve böbreklerini destekliyor. Kısırlaştırılan yaşlı kedilerin üriner sistem sağlığına katkı sunan formülünün bir diğer özelliği kedilerin evlerdeki alerjen yükünü minimize etmesi.

Pro Plan +7 Hindili Kısırlaştırılmış Yaşlı Kedi Maması 3kg sağlıklı yaşamlarının sürdürülebilir kılması amacı ile formüle edilmiş tam ve eksiksiz bir kuru mamadır. Lezzetli hindi etinin kullanıldığı kuru mama üriner sistemin sağlığının desteklenmesine, ideal vücut ağırlığının ve diş sağlığının korunmasına yardımcı olur.

Pro Plan Senior Somonlu Yaşlı Kedi Maması 3kg tek bir öğünde yaşlı kedilerin tüm besin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlayan seçkin mamalardan biridir. Somon bakımından son derece zengin olan yaşlı kedi maması iştahsız dostlarımızın da ideal oranda mama tüketmesine destek olur.

 

 

Kaynak: Quora

Köpekler Ne Zaman Evcilleştirildi?

Köpekler pek çok kişi tarafından insanların en iyi arkadaşı olarak görülmeyi şüphesiz fazlasıyla hak ediyor. Binlerce yıldır çeşitli görevleri yerine getirerek insanlara farklı alanlarda yardımcı olan köpekler, aynı zamanda insanların başarılı bir şekilde evcilleştirdiği ilk ve tek büyük etobur olma unvanını da taşıyor. Hâl böyleyken köpeklerin evcilleştirmesi hem araştırmacıların hem de diğer insanların merakını fazlasıyla çekiyor. Ancak bu büyük ilgiye rağmen “Köpekler ne zaman evcilleştirildi?” sorusu gizemini korumaya devam ediyor. Köpeklerin ne zaman evcilleştirildiği henüz kesin olarak bulunmuş değil, konuyla ilgili tartışmalar hâlâ devam ediyor.

Bir teoriye göre köpeklerin evcilleşmesi, Son Buzul Maksimum’dan daha geriye, 27.000 ila 40.000 yıl öncesine dayanıyor. Köpeklerin ilk olarak, modern kurt soyundan ayrılan ve artık soyu tükenmiş bir kurt popülasyonunun evrimleşmesiyle ortaya çıktığı düşünülüyor. Bu eski kurtların, insanların kamp alanlarının yakınında yiyecek aramış ve sonuç olarak hayatta kalmak için giderek daha uysal ve işbirlikçi hâle gelmiş olduğu güçlü teorilerden birisidir. Bir başka teori ise eski köpek türlerinin Avrasya’nın farklı bölgelerinde yerel kurt popülasyonlarından bağımsız olarak evcilleştirildiği ve bunun sonucunda daha sonra birbirleriyle çiftleşen birden fazla köpek soyunun ortaya çıktığıdır.

Bilim insanlarının yaptığı genetik çalışmalar, köpeğin evcilleştirilmesinin Orta Asya, Doğu Asya veya Batı Avrupa’da gerçekleşmiş olabileceğini ve bunun en az 15.000 yıl önce, ancak muhtemelen 40.000 yıl kadar öncesine dayandığını öne sürüyor. Arkeolojik kanıtlar, Almanya’daki Bonn-Oberkassel köpeği ve Belçika’daki Goyet köpeği gibi 14.000 yıl önce dünyanın çeşitli yerlerindeki köpeklerin varlığını destekliyor. Köpeklerin, avcı-toplayıcılıktan tarım toplumlarına geçiş sürecinde insanlara avcılık, çobanlık, bekçilik ve arkadaşlık konularında yardımcı olduğu düşünülüyor.

 

Köpeklerin Evcilleştirilme Süreci: İlk Adımlar

Köpeklerin evcilleştirilme sürecinin ne zaman başladığına yönelik tahminler, bundan 9.000 ila 40.000 yıl öncesi arasında değişiyor. Evcilleştirmenin başlamış olabileceği yerler arasında Orta Asya, Doğu Asya, Avrupa ve Sibirya bulunuyor. Farklı bölgelerde bağımsız evcilleştirme olayları yaşanmış ve bu da evcil köpeklerin birden fazla soyunun ortaya çıkmasına neden olmuş olabilir. Bu soylardan bazılarının nesli tükenmiş ya da zaman içinde diğer köpekler veya kurtlarla çiftleşmiş olması mümkün.

Evcilleştirme süreci köpeklerin genetik yapılarında, davranışlarında ve morfolojilerinde değişiklikler meydana getirmiş. Bazı araştırmacılar, insanların uysallık, sadakat ve iş birliği gibi arzu edilen özellikler için kurtları aktif olarak seçtiğini ve yetiştirdiğini savunuyor. Diğerleri ise kurtların insan artıklarını temizleyerek ve insan ortamına uyum sağlayarak kendi kendine evcilleştiğini öne öne sürüyor. Modern köpeklerin tam olarak ne zaman ortaya çıktığına dair tartışmaların sürmesi köpeklerin ilk evcilleşme dönemine yönelik kesin bulguların elde edilmesine henüz uzak olduğumuzu gösteren noktalardan birisi.

 

Evcilleştirme Tarihinde Köpekler: Arkeolojik Bulgular

Köpeklerin evcilleştirilmesine yönelik çeşitli arkeolojik bulgulara sahibiz. Bunların başında Goyet Mağarası’nda bulunan kalıntılar geliyor. 31.700 yıl öncesine dayanan kalıntılarda bir insanla beraber gömülen kurt kalıntıları mevcut. Bunun yanı sıra Almanya’da bulunan Bonn-Oberkassel’deki 14.000 yıllık kalıntılarda rastlanan, insanlarla gömülmüş iki köpek kalıntısı oldukça dikkat çekici. Bunların dışında İsrail’de bulunan Ain Mallaha’da 12.000 yıllık, Sibirya’daki Zhokhov Adası’nda 9.000 yıllık, Fransa’da Chauvet Mağarası’nda 26.000 yıllık köpek ve köpek benzeri canlı kalıntıları ile karşılaşılmış durumda. Bunlar ve diğer arkeolojik kalıntılar, köpeklerin ilk olarak ne zaman evcilleştiğine dair bize önemli bilgiler sağlıyor. Kalıntılar aynı zamanda insanlarla köpeklerin erken dönemdeki ilişkilerine de ışık tutuyor.

 

Modern Köpeğin Ataları: Evcilleştirme ve Evrimin Etkisi

Köpeklerin evcilleşme sürecine evrimin büyük bir etkisi var. Binlerce yıl boyunca insanlar belirli özelliklere sahip köpekleri belirli amaçlar için yetiştirdiler. Bu da köpeklerin genetik yapılarının değişikliğe uğramasıyla sonuçlandı. Doğal seçilim, belirli köpeklerin onları arkadaş, avcı veya iş hayvanı olarak daha cazip kılan özelliklerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Sadakat, eğitilebilirlik ve fiziksel olarak belirli görevlerle ortamlara uygunluk gibi özelliklere sahip olan köpeklerin tercih edilerek yetiştirilmesi evrimleşmelerine de katkıda bulundu. Ayrıca bu durum boyut, şekil, tüy rengi ve mizaç bakımından farklı varyasyonlara sahip köpek ırklarıyla karşılaşmamıza neden oldu. İnsanların tercihleri ve ihtiyaçları tarafından yönlendirilen yapay seçilim süreci; çobanlık, bekçilik, avcılık ve arkadaşlık gibi belirli rollere göre uyarlanmış özel ırkların ortaya çıkışını hızlandırdı.

Dahası, evrim bugün bile köpeklerin popülasyonunu etkilemeye devam ediyor. Genetik varyasyonlar ve adaptasyonlar çevresel faktörlere, yetiştirme uygulamalarına veya insan müdahalelerine bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Örneğin, tarihsel olarak soğuk iklimler için yetiştirilen köpekler daha kalın kürke ve sert kışlarda hayatta kalmaya yönelik adaptasyonlara sahip olma eğilimindeler. Buna karşılık, sıcak iklimler için yetiştirilen köpekler daha kısa tüylere ve daha etkili soğutma mekanizmalarına sahip olabilirler. Bu tür adaptasyonlar, nesiller boyunca süren doğal seçilim ve insan aracılı seçilim arasındaki etkileşimi yansıtıyor.

 

 

Kaynak: Arkofili

Hamster Bakımında Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Kaçınma Yolları !!!

Yakın zamanda hamster sahiplendiyseniz ya da hayatınıza minik bir hamster dâhil etmek istiyorsanız, hamster bakımı ile ilgili yanlış bilinen doğruları öğrenmeniz gerekiyor. Hamsterlarınızın günlük ihtiyaçları hakkında farkındalığınızın artması onların hem daha mutlu hem de daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Diğer evcil hayvanlar ile kıyaslandığında, hamsterlar küçük oldukları ve kafeste yaşadıkları için, bakım ihtiyaçları daha az gibi görünse de onların da özel olarak gereksinim duydukları unsurlar olduğu biliniyor. Bu yazımızda hamster bakımında sık yapılan hatalar ve bu hataların doğruları hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Yanlış Kafes Seçimi

Hamsterlar küçük olduğu için hamster kafesi de mümkün olduğunca küçük modeller arasından seçiliyor. Bu durum hamsterın sağlığını da konforunu da olumsuz etkiliyor. Hamsterların boyutları küçük olsa da egzersiz ihtiyaçlarının yoğun olduğunun göz ardı edilmemesi önemli. Uzmanlar hamsterların kafeslerinde ideal şekilde egzersiz yapabilmesi adına kafeslerinin mümkün olduğunca geniş ölçülerde seçilmesini ve hamsterlar için ideal kafesin 100x50x50 cm ebatlarında olması gerektiğini sıklıkla vurguluyor. Kafes boyutları değerlendirilirken kafes ekipmanlarının kaplayacağı yer de düşünülmeli. Hamster yemlikleri, hamster tuvaleti, suluk ve oyuncaklar koyulduktan sonra kafeste hamsterların rahatça hareket edebilecekleri alan bulunmalı.

Kafes Temizliğinin Aksatılması

Hamsterların sağlığının korunması adına kafes temizliği ihmal edilmemelidir. Hamster kafesinin zeminine yerleştirilen kemirgen talaşları her gün temizlenmelidir. Kafesin ve kafes ekipmanlarının temizliği ise her hafta yapılmalıdır. Eski yiyeceklerin kafeste bırakılmaması da son derece önemlidir. Kafesleri düzenli olarak temizlenmediğinde koku meydana gelebilir ve ek olarak hamsterların hijyen beklentileri karşılanmayabilir. Bu gibi bir durumda cilt sorunları ve enfeksiyon riski artış gösterir.

Yanlış Oyuncaklar Alınması

Hamsterlar birçok evcil hayvan gibi yeni oyuncaklara karşı koyamaz. Kafeslerinde yer verilen hamster oyuncakları onların mental ve fiziksel olarak uyarılmaları, stresten uzak kalmaları bakımından son derece önemlidir. Ancak oyuncak seçimi sırasında dikkatli olunmalı, özellikle çark gibi bayıldıkları ürünlerin boyutları doğru belirlenmelidir. Oyuncaklarının onlara zarar vermeyecek materyallerden üretildiğinden ve sakatlanma riskini artırmayacağından emin olunmalıdır.

İnsanlara Alışması İçin Zaman Tanınmaması

Hamsterlar erken dönemde sosyalleştirilmesi gereken canlılardır. Ancak bu sürecin belli kuralları olduğu unutulmamalıdır. Sahiplenme sonrasında, hamster eve getirilip kafesine koyulduğunda kafesine alışabilmesi için 24 – 48 saatlik bir süre beklenmelidir. Yeni çevrelerine alışabilmeleri için onlara zaman tanınması oldukça önemlidir. Sahiplenme sonrası birkaç gün geçtikten sonra hamster yemlerinin ve ödül yiyeceklerinin gücünden yararlanılarak etkileşim çabalarına girilebilir. Ödül yiyecekleri sunulduğu zaman nazikçe hareket edilmeli, hamsterın yeni yiyecekleri koklamasına izin verilmelidir. Hamster ilk başta yiyeceklere yanaşmayabilir ve çekingen tavırlar sergileyebilir. Alışma süreci kritik olduğundan sabırlı davranılmalıdır. Hamster uzatılan yiyeceklere gelmeye başladığında önemli bir eşik aşılır. Daha sonraki aşamalarda ise ödül avuca koyulmalı, hamsterın avuca gelmesi beklenmelidir. Başlangıçta avucunuza gelip ödülü alıp hızla kaçabilir, bu davranış son derece normaldir. Zaman içerisinde avuçta durmayı öğrenecektir. İnsan ve hamster arasındaki bağ güçlendikçe ve hamsterın güveni kazanıldığında keyifli bir dostluk başlayacaktır.

Gün İçerisinde Uyandırılmaları

Hamsterlar gündüz uyuyan, geceleri ise aktif olan canlılardır. Gündüz uyudukları esnada onların uyandırılması son derece yanlış bir tercih olarak yorumlanır. Bütün gece uyanık kalan hamsterların gün içerisinde rahatsız edilmemesine dikkat edilmelidir. Onlarla zaman geçirmek için doğru anın beklenmesi gerekir. Sabahın erken saatleri ve/veya akşamları onların sosyalleşme isteklerine yanıt verilebilir, hamsterlarla aradaki bağın güçlendirilmesi için adım atılabilir.

Çok Küçük Egzersiz Çarkı Seçmek

Egzersiz çarkı, hamster kafesinin en gözde ekipmanlarından biridir. Hamsterlar fazla enerjilerini attıkları çarklarında zaman geçirmeyi epey severler.  Çok küçük bir çark almak hamsterın yaralanmasına, omurgasının zorlanıp zarar görmesine yol açabilir. Hamster türlerinin ebatları değişebildiğinden sahip olunan hamsterın boyutlarına uygun ürünler arasından seçim yapılmalıdır. Örneğin Suriye hamsterları için ideal çark boyutunun 28, cüce hamster için de 20 cm civarında olduğu ifade edilebilir. Hamster çarkının sağlam tabanı olmasına da dikkat edilmelidir. Tabanın tasarımı hamsterların ayaklarına zarar verebilir ve ayaklarının boşluklara sıkışmasına neden olabilir.

Hastalık Belirtilerinin Öğrenilmemesi

Hamsterlar son derece naif canlılardır, hastalık belirtileri ortaya çıktığı için zaman kaybetmeden veteriner hekimlere danışılması gerekir. Hamsterlarda yaygın görülen hastalık belirtileri şu şekilde sıralanabilir: iştahta azalma, hareketsizlik, kafesin köşesine saklanma, ishal, kuyruk bölgesinde ıslaklık, tüylerde dökülme, burun ve gözlerde akıntı, hapşırma. Bu belirtilerin göz ardı edilmemesi ne yazık ki hamster bakımında sık yapılan hatalar arasında yer almaktadır.

Tek Kafeste Birden Çok Hamsterın Yaşaması

Hamsterlar büyük çoğunlukla kafeslerinde tek başına yaşamaktan keyif alan canlılardır. Tek kafeste birden fazla hamsterın yaşaması, hamsterlar arasında bölgecilik nedeniyle kavga çıkmasına ve hamsterların strese girmesine neden olur. Dişi ve erkek hamsterların bir arada yaşamasının ek sonuçları da bulunur: Yaklaşık 8 hafta olduklarında cinsel olarak olgunlaşan dişi hamsterlar tek seferde 20 kadar yavruyu dünyaya getirebilirler.

Yanlış ve Aşırı Beslenme

Hamsterınızın kafesine baktığınızda yemliğinin boşalmış olduğunu görebilirsiniz, bu durum tüm yiyecekleri tükettikleri anlamına gelmez. Kimi zaman hamsterlar yiyeceklerini yanak keselerinde ve/veya kafeslerinde uygun gördükleri bazı alanlara saklayabilirler. İdeal miktardan fazla yemekle buluşturulmaları onlarda hem yemek seçme davranışının oluşmasına hem de fazla kilo sorununa yol açabilir.

Hamsterlarda aşırı kilo almaya neden olabilen çeşitli faktörler bulunur, bu faktörler içerisinde fazla besin tüketimi de vardır. Kilo almaları durumunda hamsterların sağlığı ciddi anlamda tehlikeye girebilir. Obeziteye genellikle karaciğer sorunları, diyabet ve ömrü kısaltan çeşitli kronik hastalıklar eşlik eder. Dolayısıyla ideal kilolarının korunmasına özen gösterilmesi şarttır. Hamsterın sağlığı açısından doğru besinlerle buluşturulması hamster bakımının temellerini oluşturur.

 

 

 

Kaynak:Wikihow

Kuşlar İçin Zehirli Olabilen 10 Yiyecek !!!

Kuşlar son derece sosyal canlılardır ve sahipleriyle beraber vakit geçirmekten çok hoşlanırlar. Bu sırada sahiplerinin yediği yiyeceklerden yemek isteyebilirler. Ancak bu isteğin karşılanması durumunda istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilmesi söz konusu olabilir. Çünkü insanlar için oldukça yararlı olabilen bir yiyecek kuşlar için son derece zararlı, hatta ölümcül nitelik taşıyabilmektedir. Bu nedenle kuşlara kendi yiyeceklerinizden vermeden önce onlara zararlı gelebilecek gıdaları iyice öğrenmeniz gerekir. Bu yazımızda kuşlardan uzak tutulması gereken yiyecek ve içecekler hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Çikolata

Çikolata sevmeyen insan sayısı muhtemelen çok azdır. Bu yüzden hemen hemen her evde çikolata ya da çikolata içeren gıdaların bulunması son derece normal bir durumdur. Ancak çikolata kuşlar için hiç de ideal bir atıştırmalık değildir. Kuşlar için tehlikeli olan çikolata sindirim sistemlerini zehirleyerek kusma ve ishal gibi belirtilere neden olur. İlerleyen aşamada, kuşun sinir sistemi daha kötü etkilendikçe bu durum nöbet geçirmeye ve ölüme kadar ilerleyebilir.

Elma Çekirdeği

Elma, kiraz, şeftali, kayısı ve armut gülgillerden meyvelerdir. Bu meyvelerin çekirdeklerinde eser miktarda siyanür bulunabilir. Bu yüzden her ne kadar elmanın kuş için hiçbir zararı olmasa da çekirdeği tehlikeli olabilir. Ayrıca elmanın kabuğunda kalmış olabilecek tarım ilacı kalıntıları da kuşlar için zararlıdır. Bu nedenle kuşunuza elma vermek istiyorsanız elmanın kabuğunu tamamen soymanız ve çekirdeği olmadığından emin olmanız gerekir.

Alkol

Sadece kuşlara değil hiçbir evcil hayvana alkol içeren içecekler ya da yiyecekler verilmemelidir. Alkollü içecekler az miktarda tüketilmiş olsa dahi kuşun organları üzerinde ciddi strese yol açar. Alkollü içeceklerin fazla tüketilmesiyse kuşlar için ne yazık ki ölümcül olur. Bu nedenle evinizde alkollü içecekler tüketileceği zaman kuşunuzun kafesinde olduğundan emin olmalısınız.

Tuz

Dünyadaki tüm canlıların vücutlarında bir miktar sodyum bulunması gerekir. Ancak olması gerekenden fazla miktarda tuz tüketilmesi kuşlarda aşırı susama, dehidrasyon ve böbreklerde işlev bozukluğu gibi ciddi problemlere yol açabilir, hatta ölüme sebebiyet verebilir.

Avokado

Avokado kabuğu ve çekirdeği evcil kuş türlerinde çeşitli kalp rahatsızlıklarına, hatta sonunda kalp yetmezliğine neden olur. Avokadonun toksisite derecesi hakkında bazı tartışmalar bulunsa da tedbiri elden bırakmamak için avokado ve avokado içeren besinleri kuşlardan uzak tutmak en doğrusu seçenek olarak yorumlanır.

Mantar

Mantarlar aslında oldukça geniş bir ailedir ve farklı mantarların kuşlar üzerinde farklı etkileri vardır. Mantarlar, kuşlarda genellikle sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açar. Bazı mantar türlerinin üst şapka kısmı ve gövdeleri kuşlarda karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Bu yüzden kuşlarınızı evdeki çiğ ya da pişmiş mantarlardan uzakta tutmalısınız.

Domates Yaprakları

Domates tıpkı itüzümü familyasının diğer üyeleri gibi kuşunuza verebileceğiniz oldukça lezzetli bir meyveye sahiptir. Ancak domates bitkisinin sapları, sarmaşıkları ve yaprakları kuşlar için son derece zehirlidir. Kuşunuza domates verirken toksinlere maruz kalmasını önlemek için domatesin doğru bir şekilde temizlendiğinden ve yeşil yapraklarının olmadığından emin olmalısınız. Domatesin kendisi her ne kadar zehirli olmasa da çok asitlidir. Bu yüzden domates yerine kuşunuzu besleyebileceğiniz diğer meyve ve sebzelere göz atmanız daha iyi olabilir.

Kafein

İçerisinde kafein içeren kola, kahve ve çay gibi içecekler insanlar arasında oldukça yaygındır. Ancak kafeinli içecekler kuşlar için çok tehlikelidir. Kafein kuşlarda kalp problemlerine neden olur. Kalp ritminin yükselmesi, aritmi, hiperaktivite ve kalp durması gibi sıkıntılara yol açabilir. Kafeinli içecekler yerine sağlıklı bir meyve ya da sebze suyunu kuşunuza ikram edebilirsiniz. Bu kuşunuzun hem tat tomurcuklarını tetiklerken hem de beslenme gereksinimlerini karşılar.

Soğan

Sınırlı miktarda soğan ya da sarımsak tozu kuşlar için kabul edilebilirdir. Ancak aşırı soğan tüketimi evcil kuşlarda kusma, ishal ve diğer birçok sindirim sorununa yol açar. Çok miktarda soğan tüketmek hemolitik anemi adı verilen bir kan problemine neden olur. Tedavi edilmediğinde solunum problemleri baş gösterir ve sonunda kuş hayatını kaybedebilir.

Fasulye

Pişmiş fasulye birçok kuşun en sevdiği atıştırmalıklardan birisidir. Ancak çiğ, kuru fasulye kuşlar için son derece zararlıdır. Çiğ fasulyenin içerisinde kuşlarda ciddi zehirlenmelere yol açan hemaglutinin bulunur. Bu nedenle evinizde çiğ ve kuru fasulyeleri kuşunuzun erişebileceği yerlerden uzak tutmanız gerekir.

Kuşunuzun beslenmesini çeşitlendirmek ve farklı lezzetleri denemesini sağlamak isterseniz en güvenli yöntem kuşların ihtiyaçlarına uygun formüle edilen kraker ve ödüller arasından tercih yapmaktır.

 

 

Kaynak: Vitapet

Kedilerde Anksiyete !!!

Anksiyete tüm canlılarda görülen bir durumdur. Anksiyete problemi olan kediler saklanırlar, sağa sola idrarını yaparlar, etrafı tırmalarlar ve daha çok miyavlarlar. Bazı kediler doğuştan endişelidir ancak bazı kedilerde ise bir neden bağlı olarak sonradan görülür.

Kedilerde Tedbirli Olma Hali ve Anksiyete Farkı

Kediler için bilinmezlik tehlikeye eşittir. Bu gerçeğe uymayan vahşi kedi yavruları doğal olarak gen havuzundan çıkmaktadır ve temkinli kediler hayatta kalır. Bu şekilde kedilerde dikkat geni nesilden nesle aktarılır. Kedilerde tedbirli olmak ve saklanmak hayatta kalma içgüdüleridir. Bu nedenle kedilerde genel olarak bir tedbirlilik durumu olması son derece normaldir.

Kedilerde anksiyete çok farklı durumlara bağlı olarak gelişir. Anksiyetenin anlaşılabilmesi için kedinin fiziksel ve duygusal sağlığı ile içgüdülerinin özelliklerine bakmak gerekir. Kendilerini iyi hissetmeyen kediler çeşitli anksiyete özellikleri gösterebilir. Yavru kediler ise çok iyi rol yaparlar ve asla kötü hissetmiyormuş gibi davranırlar. Kediler rahatsızlıklarını gizleme konusunda da uzmandır. Patinin yaralanması kedide topallamaya yol açmayabilir ancak kedinin saklanmasına neden olabilir. Kedilerde anksiyeteye neden olan durumu çözmek, anksiyetenin de ortadan kalkmasını sağlar. Kedilerde anksiyeteyi azaltmaya yardımcı olacak bazı önerileri adım adım kedinin yaşantısına dahil etmek de çözüm açısından önemlidir.

Kedilerde Anksiyete İçin Alınabilecek Önlemler

Anksiyetenin birincil nedeni stres ve kontrol kaybıdır. Kedilerin strese verdiği tepki genellikle kişiliğe göre değişiklik gösterir. Yavruluk döneminde kedinin sosyalleşme şekli bile büyüdüğünde strese verdiği tepki üzerinde belirleyici rol oynar. Ayrıca kedilerin genleri de bu konuda etkiye sahiptir. Bazı kediler, tıpkı bazı insanlar ya da köpekler gibi diğerlerine göre daha endişeli ya da stresli bir kişiliğe sahiptir.

Kediye Özel Alan Oluşturma

Hemen hemen herhangi bir durum strese ya da anksiyeteye yol açabilir ancak kedinin yaşadığı çevre bu konuda genellikle ilk sıradadır. Yaşam alanının çok kalabalık olması, hava durumu, mamayla suya erişim ve varsa evde yaşayan diğer evcil hayvanlar kedi için stres kaynağı olabilir.

Stresin çevresel faktörlerden kaynaklı olup olmadığını anlamak için kediyi mümkün olduğunca sakin bir ortam sağlamayı denemelisiniz. Kedinin yalnız kalabileceği, mamaya, suya ve tuvalete rahat erişebileceği bir ortam sağladığınızda onda değişiklik olup olmadığını gözlemlemeniz gerekir.

Kedi Tırmalama Evi

Kediler bazen kolay kolay görülmeyecekleri karanlık yerlerde saklanmayı tercih ederler. Özellikle kalabalık evlerde olan kediler, kendilerine ait sakin bir yer bulma konusunda zorlanabilirler. Kediler aynı zamanda etraftaki diğer canlılar tarafından kolay ulaşılamayacak ve savunulması da kolay olan yerleri sahiplenmeyi tercih ederler. Dolap üzeri ya da duvar rafı gibi yüksek yerler kedilerin favori zaman geçirme noktalarından biri haline gelmektedir. Benzer bir şekilde yatak altı, gardırop içi, merdiven altı ya da kiler gibi yerler kedilerin vakit geçirmekten hoşlandığı yerlerdir.

Kediler uyumaya ve dinlenmeye çok vakit ayırdığı için stres sıkıntısı çeken kedilere yapılabilecek en büyük iyiliklerden bir tanesi kedi tırmalama evi almaktadır. Bu evler kedilerin hem oyun oynayabileceği oyuncaklara sahiptir hem de diledikleri gibi saklanabilecekleri alanlar sağlar. Bu evlerin bazıları oldukça yüksektir ve kediler için kişisel alan yaratmak için idealdirler. Özellikle evde birden fazla kedi olması ya da kedi dışında başka evcil hayvanların olması durumunda bu evler hayat kurtarıcı olabilmektedir. Bu evler ayrıca kedinin rahatça tırmalayabileceği alanlar sunar. Çok yönlülükleri sayesinde kedi tırmalama evleri, stres problemi yaşayan kediler için oldukça idealdir.

Tuvalet Sayısını Artırma

Anksiyete problemi olan kediler genellikle idrarını tuvaletlerinin dışına yaparlar. Bu hareket kedinin aslında kendi alanını işaretleme şeklidir. Kediler kokusunu kullanarak bu bölgenin kendilerine ait olduğuna dair evdeki diğer canlıları uyarmaya çalışır. Kediler bunu genellikle evde sevdikleri insanın eşyalarına yaparlar. Kediler evde sevdikleri kişinin eşyaları üzerinde uyumayı ya da gezmeyi severler çünkü bu eşyaların kokusu kediye tanıdık gelir.

Bu davranışı önlemek için öncelikli olarak tuvaletin çok temiz tutulması gerekmektedir. Ayrıca kedinin kendine ait bir tuvaleti olmalıdır. Birden fazla kedinin yaşadığı evlerde olması gereken tuvalet sayısı kedi sayısından bir fazladır. Yani 4 kedinin olduğu bir evde en az 5 tane kedi tuvaleti bulunmalıdır.

Kedilere Uygun Stres Önleyici Aromaterapi

Kedinin anksiyetesini hafifletmek ve rahat hissetmesini sağlamak için bazı doğal seçenekler de mevcuttur. Kedi otu ya da sentetik feromonlar kedinin stresini düşürmeye yardımcı olur. Özellikle çevresel strese maruz kalan ya da kendi bölgesinde kendisini rahat hissetmeyen kediler için en ideal çözümlerden birisidir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar vardır. Aromaterapi ürünlerini kullanırken çok dikkat etmek gerekmektedir. Bazı esansiyel yağlar kediler için zehirlidir ve çok ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Bu nedenle veteriner hekim önerisi ile hareket etmek, kediler için sunulan ürünleri tercih etmek önemlidir.

Anskiyete Azaltıcı Önlemlerin Etkisi Ne Zaman Ortaya Çıkar?

Stresi yönetmeye yönelik yaptığınız çevresel değişikliklere kedinin uyum sağlaması zaman alacaktır. Bu nedenle süreç boyunca sabırlı olmanız gerekmektedir. Anksiyete bir sağlık problemine bağlı olarak ortaya çıkmadığında kediniz için onun rahat hissedebileceği bir ortam hazırlamanız yaşam kalitesini yükseltmek adına önemlidir. Hazırladığınız ortam ve yapılan değişiklikler ilk başta işe yaramamış gibi gözükebilir. Bununla beraber büyük değişiklikler de kediler için stres kaynağıdır. Bunu önlemek adına tek seferde büyük bir değişiklik yapılmaması, adım adım değişim sağlanması gerekir.

Kediniz yeni ortamına alıştıktan sonra genellikle stres ortadan kalkmaktadır. Zaman içerisinde kedinizin verdiği tepkilere bakarak ufak tefek değişiklikler yapabilirsiniz. Bu esnada kedinizi rahatsız etmekten çok fazla korkmanıza gerek yoktur. Evdeki günlük yaşamın olağan akışıyla devam etmesi kedinin ortamın gerçek haline alışmasını sağlar.

 

 

Kaynak: PET B

Köpeklerde Sosyal Anksiyete Hakkında Bilinmesi Gerekenler !!!

Yeni insanlarla tanışmak, topluluk içerisinde konuşmak, yeni yerlerde ya da kalabalık yerlerde bulunmak bazı kişiler için çok ciddi stres kaynağıdır. Her ne kadar kulağa oldukça ilginç gelse de insanlardakine benzer bir sosyal anksiyete köpeklerde de görülmektedir. Üstelik köpeklerde bu konuda bizimle aynı korkuları paylaşırlar. Köpeklerde sosyal anksiyete kendisini yaygın etkileşimlere endişeli reaksiyonlar ile göstermektedir. Yeni insanlarla ya da başka köpeklerle tanışmak köpeğinizi ciddi bir stres altına sokabilir. Bu stres sonucunda ise köpeğiniz farklı davranışlar sergileyebilir. Üstelik bu durumun sürekli olması onun sağlığını da ciddi olarak etkiler.

Köpeklerde Sosyal Anksiyete Belirtileri Nelerdir?

Sosyal anksiyete her köpekte farklı belirtilere neden olmaktadır. Bu belirtiler genellikle fark edilebilirdir. Bununla beraber sosyal anksiyetenin spesifik bazı reaksiyonları vardır ve bu reaksiyonları gördüğünüzde köpeğinizin bulunmak istemediği bir durumun içerisinde olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Köpeklerde sosyal anksiyete ile görülen ilk problem korkunun neden olduğu davranış değişikliğidir. Korkmuş olan köpekler temastan kaçınır. Hatta bazı köpekler direkt olarak koşarak uzaklaşır. Hızlı nefes alıp verme, ağızdan aşırı miktarda salya gelmesi ya da idrar kaçırma ise sinirli davranışlardır. Köpeğinizin bu davranışları onun bulunduğu durumdan rahatsız olduğunu gösterme şeklidir.

Köpeklerde bir diğer sosyal anksiyete belirtisi ise agresif davranışlardır. Köpeğin agresif davranışları ve beklenmedik tepkileri oldukça şiddetli olabilmektedir. Ortamda köpeğin sevmediği bir insanın ya da başka bir canlının bulunması strese neden olmaktadır. Hatta bu stres çok yoğun olduğunda köpekler genellikle sahibine tepki göstermektedir.

Köpeklerde Sosyal Anksiyete Neden Olur?

Sosyal anksiyete köpekler arasında oldukça yaygındır. Altında yatan sebepleri ya da anksiyetenin şiddeti ise köpekten köpeğe değişiklik gösterir. Genellikle sosyal anksiyetenin altında yatan neden köpeğin yavruluk döneminde doğru bir şekilde sosyalleştirilmemesi ya da kötü deneyimler yaşamasıdır. Yeni bir durumu deneyimleyen köpeklerin stres yaşaması son derece normaldir. Köpeklerde bu durum bilinmeyenin getirdiği korku ile ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle köpeklerin büyürken yaşadığı deneyimler ve aldığı eğitimler son derece önemlidir. Köpeklerin karakteri gelişim döneminde yaşadıkları deneyimler sonucunda oluşmaktadır. Köpeklerde sosyal anksiyetenin üstesinden gelmek mümkün olsa da bunun zaman isteyen bir süreç olduğu unutulmamalıdır. Köpekler yetişkin olsalar bile doğru yönlendirme ile sosyalleşmeyi öğrenebilmektedir.

Sosyal Anksiyete Nasıl Tedavi Edilir?

Köpeklerde sosyal anksiyetenin üstesinden gelmeye yardımcı olmak için kullanılan çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Karşı koşullandırma ve duyarsızlaştırma bunlardan bazılarıdır. Karşı koşullandırma bir uyarana verilen istenmeyen tepkinin istenen bir tepkiyle değiştirilmesidir. Duyarsızlaştırma ise tepkiye neden olan durumun normalleştirilmesidir. Köpek daha önceden stresli olduğu ortamlara yavaş yavaş maruz bırakılır ve stres yaşamasını gerektirecek bir şey olmadığı gösterilir. Bu sayede verdiği tepkiler de zaman içerisinde hafifleyerek ortadan kalkar.

Köpeği küçük yaşta diğer insanlarla ve canlılarla sosyalleştirmeye başlamak en önemli adımlardan birisidir. Düzenli aşılarını olduktan sonra köpeğin yeni canlılarla tanışmasında hiçbir sakınca yoktur. Hatta sosyalleştirme erken dönemde doğru bir şekilde yapıldığında sosyal anksiyete hiç görülmez.

Sosyal anksiyetesi olan köpeklerde ise yeni insanlarla köpeğin tanışmasını yavaş yavaş yapmak gerekmektedir. Köpeğinizi güvenli hissettiği bir ortamda birkaç kişiyle tanıştırdıktan sonra onu çok kalabalık olmayan yerlere götürerek farklı ortamlarda da farklı kişilerle tanışmasını sağlayabilirsiniz. Köpeğin diğer canlılarla tanışması da aynı şekilde olmalıdır. Köpeğiniz başka bir köpekle tanışmaktan hoşlanmıyorsa tanışma sürecini kontrollü bir ortamda yavaş bir şekilde gerçekleştirmeniz gerekmektedir.

Sosyal anksiyetenin geçmesine yardımcı olacak uygulamalardan birisi de egzersizdir. Yorgun olan köpekler, anksiyeteye yol açabilecek durumlara karşı daha az hassas olurlar. Bu nedenle köpeğinizin yeni bir insanla ya da farklı bir köpekle tanıştırmadan önce yorulduğundan emin olmanız sosyal anksiyetesi açısından faydalı olacaktır.

Anksiyetenin ilerlemesine ve köpeğinizin yönetebileceğinden daha fazlasına maruz kalmasına izin vermemeniz gerekmektedir. Anksiyetenin üstesinden gelmek zaman alacaktır. Her ne kadar köpeğiniz giderek daha iyi cevap veriyor dahi olsa her yeni ortama girdiğinde onu aynı şekilde gözlemlemeniz gerekmektedir.

 

Kaynak: Elit Yavru