Ana Sayfa Blog Sayfa 17

Kedilerde Kuduz: Nedenleri, Zararları, Belirtileri ve Tedavisi

Kuduz hem evcil hayvanların hem de insanların sağlığını tehdit eden ciddi bir viral hastalıktır. Bu hastalık, özellikle dış çevreyle teması olan kedilerde ölümcül sonuçlara yol açabilir. Her yıl dünya genelinde binlerce hayvan ve insan kuduz virüsüne maruz kalmakta, zamanında müdahale edilmediğinde ölüm oranı %100’e kadar ulaşabilmektedir. Kuduz önlenebilir bir hastalık olduğundan bu konuda bilgi sahibi olmak halk sağlığı açısından önemlidir.

Kuduz, zoonotik yani hayvandan insana bulaşabilen bir hastalık olduğundan hayvanlarla temas edenlerin de hastalığın doğası hakkında bilgi sahibi olmaları önemlidir. Bu söylem kedilerle yaşayanlar ve kedilerle düzenli temas edenler için de geçerlidir.

Nitekim “Kedim başka bir hayvanla kavga etti, kuduz riski var mı?”, “Kedi tırmaladı kuduz olur muyum?” gibi sorular özellikle panik anlarında internet kullanıcılarının en çok araştırdığı konuların başında gelir.

Bu yazıda, kedilerde kuduzun ne olduğu, nasıl bulaştığı, hangi belirtilerle ortaya çıktığı ve en önemlisi nasıl önlenebileceği hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Kediler Kuduz Olur mu?

Kuduz, Rhabdoviridae ailesinden bir virüsünün neden olduğu, merkezi sinir sistemini hedef alan ve zoonotik potansiyele sahip akut bir viral ensefalittir. Yalnızca vahşi hayvanlarda değil, evcil kedilerde de görülebilir.

Kediler, virüsle enfekte olmuş bir hayvan tarafından ısırıldıklarında, virüs genellikle sinir dokusunu takip ederek omuriliğe ve ardından beyne ulaşır. Beyne ulaştığında ise hastalığın klinik belirtileri ortaya çıkar ve ne yazık ki bu noktadan sonra yapılacaklar tükenir.

Ev ortamında yaşayan kedilerin kuduz riski daha düşük olmakla birlikte, bu risk sıfır değildir. Özellikle açık alanlara çıkan, başka hayvanlarla fiziksel temas kuran ya da aşısız kediler kuduz virüsüne karşı savunmasızdır.

MSD Veterinary Manual kaynağında da belirtildiği gibi, kedilerde kuduz hastalığı çoğunlukla virüsü taşıyan bir hayvanın ısırığı ile bulaşır ve klinik belirtiler başladığında hastalık geri döndürülemez hâle gelir. Bu nedenle, evcil kedilerde düzenli kuduz aşısı uygulaması, yalnızca hayvanın değil, onunla temas eden insanların da korunması açısından kritik öneme sahiptir.

Kedilerden Kuduz Bulaşır mı?

Kuduz virüsü enfekte bir kediden insana bulaşabilir. Bulaş çoğunlukla ısırma veya enfekte hayvanın salyası ile açık bir yaranın temas etmesi yoluyla gerçekleşir. Kediler, enfekte olduktan sonra virüsü tükürükleri aracılığıyla çevrelerine yayabilir.

Kedi tırmalaması sonucu kuduz bulaşması nadir bir durumdur ancak tırmıkla açılan derin yaraya enfekte tükürük teması varsa risk artar. En yaygın bulaşma şekli doğrudan kedi ısırığıdır.

Johns Hopkins Medicine kaynağında da belirtildiği gibi, şüpheli bir hayvan teması sonrası zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak hayati önemdedir. Cleveland Clinic uzmanları da kediler tarafından yapılan ısırıkların, bakteriyel enfeksiyonlara ek olarak kuduz gibi viral enfeksiyonlar açısından da tehlikeli olabileceğini belirtmektedir. Özellikle aşı geçmişi bilinmeyen sokak kedileriyle temas riski taşıyan bireyler, mutlaka tıbbi değerlendirme almalıdır.

Kuduz Nedir?

Kuduz, Lyssavirus cinsine ait bir virüsün neden olduğu, son derece ölümcül ve nörotropik karakterli bir hastalıktır. Virüs, enfekte hayvanların tükürüğü yoluyla bulaşır ve çoğunlukla bir ısırık yoluyla vücuda girer. İlk olarak kas dokusunda çoğalan virüs, zamanla çevre sinirlerini kullanarak omuriliğe ve beyne ulaşır. Beyne ulaştığında viral ensefalit (beyin iltihabı) tablosu ortaya çıkar ve hastalık klinik hâle gelir.

Klinik aşamaya ulaşan kuduzda iyileşme neredeyse mümkün değildir. Beyin ve omurilik tutulumu sonucu ölümcül nörolojik hasarlar gelişir. Hastalık hayvanları ve insanları etkilediğinden dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edilir.

PDSA veteriner hekimleri, kuduzun beyne ulaştığında belirtiler göstermeye başladığını ve bu aşamadan sonra tedavi şansının kalmadığını vurgulamaktadır. Bu nedenle, hastalıktan korunmanın en etkili yolu önleyici kuduz aşısı uygulamalarıdır.

Kedilerde Kuduz Belirtileri

Enfekte bir hayvan tarafından ısırılan kedilerde kuluçka süresi, yani virüsün vücuda girdikten sonra ilk belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geçen süre genellikle 3 ila 8 hafta arasındadır. Ancak bazı vakalarda bu süre 10 günden bir yıla kadar uzayabilir. Kedilerde bu dönem, köpeklere kıyasla genellikle daha kısa sürer.

Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalık hızla ilerler ve ölüm genellikle ilk belirtilerin başlamasından sonraki 10 gün içinde gerçekleşir. Kuduzun ne kadar sürede gelişeceği; ısırığın beyin ve omuriliğe yakınlığı, ısırığın şiddeti ve vücuda giren virüs miktarı gibi faktörlere bağlıdır. Önemli bir detay ise, her enfekte hayvanın salyasında her zaman virüs bulunmayabileceğidir; bulaş riskinin her durumda aynı seviyede değildir.

Kedilerde kuduz belirtileri, enfeksiyonun evresine göre farklılık gösterir ve genellikle üç klinik aşamada incelenir: prodromal evre, furioz evre ve paralitik evre. Bu aşamalar birbirini takip eder ve virüsün beyne ulaşmasıyla birlikte belirti şiddeti artar.

Kuduz belirtileri genellikle saldırganlık, aşırı salya üretimi, yutma zorluğu ve koordinasyon kaybı şeklinde kendini gösterir. Bazı kediler aşırı uysal hâle gelirken, bazıları ani ve agresif tepkiler gösterebilir. Klinik semptomlar evrelere göre değiştiğinden, her aşamanın farklı klinik profile sahip olduğu unutulmamalıdır.

Prodromal Evre (Erken Dönem Belirtileri)

Prodromal evre, kuduzun klinik olarak fark edilen ilk dönemidir ve genellikle 1 ila 3 gün sürer. Bu aşama, davranışsal değişikliklerin ön planda olduğu ve hastalığın tanınmasını zorlaştıran belirtilerle karakterizedir. Kedim kuduz olabilir mi? sorusunu doğuran en kritik ve sinsi belirtiler genellikle bu dönemde ortaya çıkar.

En yaygın semptomlar arasında ani huysuzluk, nedensiz korku, saklanma eğilimi, uykulu görünüm ve çevresel uyarılara karşı aşırı tepki yer alır. Kediler daha önce sevdiği kişilere karşı tedirgin ya da mesafeli davranabilir. Normalde sosyal olan kediler sessizleşebilirken, içe kapanık kediler beklenmedik şekilde ilgi arayabilir. Bu belirtiler, sinir sistemine ulaşan virüsün beyin fonksiyonlarını etkilemeye başladığını gösterir.

Small Door Veterinary kliniği bu evreyi, “belirsiz ama uyarıcı” olarak tanımlar. Klinik deneyimlere göre prodromal evrede kedilerde genellikle hafif ateş, yutma zorluğu ve iştahsızlık da görülebilir. Özellikle tükürük üretiminde artış bu evrede ilk ipuçlarını verir.

Furioz Evre (Hiperaktivite ve Saldırganlık)

Furioz evre, kuduzun en dikkat çekici ve dramatik aşamasıdır. Bu evrede enfekte kedide ani davranışsal değişiklikler, kontrolsüz saldırganlık ve şiddetli ajitasyon gözlemlenir. Virüsün beyindeki limbik sistem üzerinde yarattığı hasar, hayvanın davranışsal kontrolünü kaybetmesine neden olur. Genellikle birkaç gün sürer ve hayvanın çevresine karşı potansiyel tehdit hâline geldiği evredir.

Kediler bu dönemde en küçük uyaranlara bile aşırı tepki verir. Normalde sevdiği kişilere bile saldırabilir, eşyaları tırmalayabilir, kendisine bile zarar verebilir. Kuduzda saldırganlık en belirgin işarettir. Kedinin gözbebekleri büyür, refleksleri hassaslaşır ve ısırma eğilimi artar.

PetMD kaynağında da belirtildiği gibi, furioz evrede kedilerde hiperaktivite, yönsüz dolaşma, ışığa veya sese aşırı hassasiyet gibi semptomlar sıkça görülür. Kediler bu aşamada tükürüğünü yutamadığı için ağzından salya akıtır. Yutma güçlüğü genellikle farinks kaslarının felç olmasıyla ilişkilidir.

Paralitik Evre (Felç ve Solunum Yetmezliği)

Paralitik evre, kuduzun son aşamasıdır ve genellikle birkaç saatten birkaç güne kadar sürebilir. Bu evrede virüs beyin sapı ve omurilikteki motor sinirleri etkiler. Sonuç olarak vücut kaslarında kontrol kaybı, ilerleyici felç ve sonunda solunum yetmezliği meydana gelir. Kedide felç görülmesi bu aşamada en belirgin klinik bulgudur.

Kedilerde arka bacaklardan başlayan felç zamanla tüm vücuda yayılır. Yutma refleksi tamamen kaybolabilir ve hayvan su ya da mama tüketemez hâle gelir. Alt çene kaslarının felci nedeniyle ağzı açık kalabilir.

Kediler bu dönemde sessizleşir, hareket edemez ve solunum kaslarının felciyle birlikte hızlı şekilde yaşamını kaybeder. “Kuduz olan kedi kaç günde ölür?” sorusunun yanıtı genellikle bu evre başladıktan sonraki 24–48 saat içinde şekillenir.

MSD Veterinary Manual verilerine göre paralitik evre, merkezi sinir sistemi üzerinde geri dönüşsüz hasar oluştuğunun göstergesidir. Solunum kaslarının felç olmasıyla birlikte oksijen alımı durur ve bu durum çoğunlukla ani ölümle sonuçlanır. Hastalığın bu aşamasına gelinmesi hâlinde veteriner hekimler enfekte hayvanın acı çekmesini engellemek için ötenazi önerebilir.

Kedinin Kuduz Olduğu Nasıl Anlaşılır?

“Kuduz olan bir kedi nasıl davranır?” sorusu hem evcil hayvan sahiplerinin hem de veteriner hekimlerin sıkça yanıt aradığı hayati bir konudur. CDC’de de belirtildiği üzere kuduzun kesin tanısı ancak laboratuvar testleri ile konulabilir. Ancak kedilerde bu testlerin antemortem dönemde (ölüm öncesinde) yapılabilmesi günümüzde mümkün değildir. Bununla birlikte klinik belirtiler çoğunlukla güçlü bir şüphe oluşturur.

Kuduz hastalığının prodromal evresinde başlayan huzursuzluk, saklanma, aşırı miyavlama gibi davranışsal değişiklikler, furioz evrede saldırganlığa ve hiperaktiviteye dönüşür. Son evrede ise felç, yutma güçlüğü ve yoğun salya üretimi gözlemlenir. Kedilerde kuduz belirtileri, evreler hâlinde ilerlediği için veteriner hekimler tarafından semptom temelli gözlem yapıldıktan sonra şüphe oluşması hâlinde sonraki adımlar belirlenebilir.

Veteriner hekimler, şüpheli bir vakada kedinin aşı geçmişini, dış temas öyküsünü, ani davranış değişimlerini ve nörolojik semptomlarını değerlendirerek teşhis yoluna gider. Kuduzun kesin tanısı için post-mortem DFA (doğrudan floresan antikor) testi kullanılır. Ancak bu test yalnızca hayvanın ölümünden sonra beyin dokusundan alınan örnekle yapılabilir.

VetAmerikan kaynaklarında, bir kedide kuduz şüphesi varsa hayvanın derhâl izole edilmesi ve veteriner hekime bildirilmesi hassasiyetle belirtilir.

Kedilerde Kuduzdan Korunma Yolları

Kuduz, önlenebilir bir hastalıktır. Kedilerde etkili kuduzdan korunma yolları; düzenli aşılama, çevresel risklerin azaltılması ve yüksek riskli temasların önlenmesi üzerine kuruludur. Özellikle dışarı çıkan ya da başka hayvanlarla teması olan kediler için koruyucu önlemler hayati önem taşır.

En etkili yöntem, kedilere düzenli olarak kuduz aşısı uygulanmasıdır. Bu aşılar, yavruluk döneminden itibaren başlanarak belli aralıklarla tekrarlanmalıdır. Kedilerde aşılama takvimi, bölgesel kuduz riski ve yerel yasal düzenlemelere göre veteriner hekim tarafından belirlenir. Kedi aşı takvimi, yalnızca kuduz için değil, birçok bulaşıcı hastalığa karşı da temel savunma sağlar.

Kedilerin dış ortama kontrolsüz şekilde çıkmaması, vahşi hayvanlarla temastan korunması ve özellikle geceleri dışarı salınmaması da önemli bir koruyucu önlemdir. Evcil kedilerin diğer evcil hayvanlarla teması sırasında da dikkatli olunmalıdır. Çünkü “Kedi kuduzsa nasıl anlaşılır?” sorusunun yanıtı çoğu zaman ancak geç evrelerde belirginlik kazanır.

Kedilerde Kuduz Tedavisi Nasıl Yapılır?

Ne yazık ki, klinik belirtiler başladıktan sonra kedilerde kuduz tedavisi mümkün değildir. Kuduz, merkezi sinir sistemine ulaştığında geri dönüşü olmayan sinirsel hasarlara neden olur. Semptomlar ortaya çıktıktan sonra hastalık hızlı bir şekilde ilerler ve çoğunlukla birkaç gün içinde ölümle sonuçlanır. Bu nedenle, kuduz tedavisinden çok korunma ve erken müdahale ön plandadır.

Enfekte olduğu düşünülen bir kedi, hastalık semptomları göstermese dahi zaman kaybetmeden izole edilmelidir. Aşı geçmişi bilinmeyen veya aşıları eksik olan kediler, sağlık otoriteleri tarafından belirlenen gözetim sürecine alınır. Bu süreç genellikle 10 ila 45 gün arasında değişir. Eğer semptomlar bu süre içinde başlarsa, hastalık ileri aşamadadır ve hayvan için iyileşme şansı yoktur. İnsani gerekçelerle ötenazi önerilebilir.

Advanced Care Vet verilerine göre, kuduz şüphesi taşıyan kedilerde uygulanan gözlem ve izolasyon protokolü, hem hayvanın hem de çevresindeki insanların korunması için kritik bir adımdır. Şüpheli vakalarda hızlı hareket edilmesi, enfeksiyonun yayılmasını önlemek açısından da önemlidir.

Kedilerde Kuduz Aşısı

Kuduz, tedavi edilemeyen ve ölümcül seyreden bir hastalık olduğundan, aşı koruması yasal ve tıbbi bir zorunluluk olarak kabul edilir. Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili mevzuatına göre evcil kedilere kuduz aşısı yaptırmak zorunludur ve aşının düzenli olarak tekrarlanması gerekir.

İlk kuduz aşısı genellikle yavru kedilere 12. haftadan itibaren uygulanır. Bu ilk dozdan sonra bir yıl içinde pekiştirme dozu yapılır ve ardından her 1 ila 3 yılda bir tekrar edilmelidir. Aşılama aralıkları; kullanılan aşı markası, bölgesel kuduz riski ve veteriner hekimin önerileri doğrultusunda belirlenir. Aşının uygulanması hem bağışıklık sistemini güçlendirir hem de virüsle temasta oluşabilecek ölümcül riski ortadan kaldırır.

Kedi sahiplerinin en çok sorduğu sorulardan biri olan “Evcil kediye kuduz aşısı gerekli mi?” sorusunun cevabı, açık ve nettir: Evet, gereklidir. 

Kediniz sadece evde yaşıyor olsa bile evden kaçma, dışarıdan enfekte bir hayvanla temas etme veya başka bir hayvan tarafından eve taşınan virüse maruz kalma gibi dolaylı yollarla da risk altına girebilir. Bu nedenle koruyucu aşılama, kuduzla mücadelede vazgeçilmezdir.

Kedilerde Kuduz Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kuduz, son derece ciddi ve ölümcül bir hastalık olduğundan, kedinizi bu hastalıktan korumak için alınabilecek en etkili önlem düzenli bir aşı programı uygulamaktır. Kuduz aşısı kedinizin sağlığını korurken bu zoonotik hastalığın insanlara bulaşma riskini de azaltır. Bu nedenle, kedinizin yaşam tarzı ne olursa olsun veteriner hekiminizin önerdiği takvime uygun şekilde kuduz aşısını yaptırmanız son derece önemlidir.

Kedi tırmalaması kuduz bulaştırır mı?

“Kedi tırmalaması sonucu kuduz bulaşır mı?” sorusu, özellikle sokak kedileriyle temas eden kişiler arasında büyük endişe yaratır. Tırmalama, doğrudan virüs bulaşması için en yaygın yol değildir, yine de riskin tamamen olmadığı söylenemez. Kuduz virüsü esas olarak tükürükte bulunur. Eğer enfekte bir kedinin tırmaladığı bölgede daha önce salya teması olmuşsa ya da tırmalama sırasında açık yara oluşmuşsa, bulaşma ihtimali doğabilir.

Özellikle kedi tırmalamasıyla açılan cilt yarasına virüs taşıyan salyanın teması söz konusuysa bu temas bulaştırıcı olabilir. Enfekte kedilerin kendilerini temizlerken tırnaklarını yalaması ve ardından tırmalaması durumunda, tırnaklarda virüs bulunma riski de teorik olarak mümkündür. Ancak bu yol, ısırık kadar yaygın ve doğrudan değildir.

Kedi ısırmasından kuduz olunur mu?

Kedi ısırmasından kuduz bulaşma riski vardır. Kuduz virüsü enfekte hayvanın tükürüğünde bulunur ve bir ısırık yoluyla doğrudan vücuda geçebilir. Nitekim kuduzun en yaygın bulaşma şekli ısırmadır. Enfekte bir kedi, klinik belirtiler göstermeden önce bile virüsü taşıyabilir ve salyası bulaştırıcı olabilir. Bu durum, özellikle aşısız sokak kedilerinden kaynaklanan ısırıklar için büyük risk oluşturur.

Kedilere kuduz nasıl bulaşır?

Kedilere kuduzun bulaşma yolları, virüs taşıyan hayvanlarla temas üzerine kuruludur. En yaygın bulaşma şekli, enfekte bir hayvanın kediyi ısırmasıdır. Bunun dışında, virüs taşıyan hayvanın salyasının, kedinin açık bir yarasıyla veya mukoza zarlarıyla temas etmesi de bulaşma riski taşır.

Kedimin kuduz olup olmadığını nasıl anlarım?

Kuduzun kesin tanısı yalnızca ölüm sonrası laboratuvar testleriyle konulabilir. Fakat bazı klinik belirtiler ve davranışsal ipuçlarıyla güçlü şüphe oluşturulabilir.

Kedinizde nedensiz saldırganlık, gizlenme, aşırı salya akışı, yutma güçlüğü, koordinasyon bozukluğu ya da arka bacaklarda güçsüzlük gibi belirtiler gözlemleniyorsa, bu durum ciddi bir enfeksiyonun göstergesi olabilir. Belirtilen semptomlar daha önce dış ortamla teması olan veya başka hayvanlarla kavga eden kedilerde ortaya çıkıyorsa, veteriner hekim kontrolü zorunludur. Kuduzun erken evresinde davranışlar uysallıktan saldırganlığa veya tersi yönde değişebilir.

Evcil kediye kuduz aşısı gerekli mi?

Evet, evcil kediye kuduz aşısı mutlaka gereklidir. Kediniz sadece evde yaşıyor olsa bile dış ortamdan virüs taşıyabilecek başka hayvanlarla dolaylı teması mümkündür. Açık pencere, balkona çıkan kuşlar, eve giren kemirgenler veya kaçma ihtimali gibi durumlar riski artırabilir.

Kuduz kedi kendini sevdirir mi?

Kuduz kediler genellikle davranışsal değişiklik gösterir. Normalde uysal olan kediler saldırganlaşabilirken, bazıları da beklenmedik şekilde aşırı sakin ya da tepkisiz hâle gelebilir. Bu durum kedinin kendini sevdirmesine engel olabilir ya da tehlikeli hâle getirebilir.

Kuduz olan bir kedi ne kadar yaşar?

Kuduz belirtileri başladıktan sonra bir kedi genellikle 3 ila 7 gün içinde hayatını kaybeder. Bu süre, virüsün sinir sisteminde yarattığı tahribatın hızına bağlı olarak değişebilir.

Kedim aşılı ama sokakta kavga etti, kuduz olabilir mi?

Aşılı bir kedi için kuduz riski çok düşüktür, ancak tamamen yok değildir. Kuduz aşısı, virüsle temas sonrası bağışıklık sağlar; fakat aşının süresi dolmuşsa ya da bağışıklık zayıflamışsa koruma azalabilir. Bu nedenle sokakta kavga eden bir kedi, özellikle yara aldıysa mutlaka veteriner hekime gösterilmelidir.

Yavru kedilerde kuduz belirtileri farklı mıdır?

Yavru kedilerde kuduz belirtileri genel olarak yetişkinlerle benzerdir, ancak daha hızlı ve şiddetli seyredebilir. Bağışıklık sistemleri henüz tam gelişmediği için virüs daha kısa sürede sinir sistemine ulaşabilir. Belirtiler arasında ani huzursuzluk, aşırı miyavlama, saldırganlık veya halsizlik dikkat çeker.

 

 

 

 

Kaynaklar:

 

https://www.cdc.gov/rabies/about/index.htmlhttps://www.petlebi.com/blog/kedilerde-kuduz-hakkinda-bilinmesi-gerekenlerhttps://vcahospitals.com/know-your-pet/rabies-in-catshttps://www.webmd.com/pets/cats/rabies-catshttps://www.smalldoorvet.com/learning-center/medical/rabies-in-catshttps://www.petmd.com/cat/conditions/neurological/rabies-cats-what-it-and-what-causes-ithttps://www.msdvetmanual.com/cat-owners/brain-spinal-cord-and-nerve-disorders-of-cats/rabies-in-catshttps://www.pdsa.org.uk/pet-help-and-advice/pet-health-hub/conditions/rabies-in-catshttps://www.vetamerikan.org/health-information/cat-diseases/rabies-in-catshttps://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/39459967/https://www.advancedcarevet.com/site/blog/2022/11/30/rabies-in-catshttps://www.verywellhealth.com/what-did-the-cat-can-drag-in-1958916https://www.hopkinsmedicine.org/health/conditions-and-diseases/animal-bites-and-rabieshttps://health.clevelandclinic.org/cat-bites-scratcheshttps://www.cdc.gov/rabies/php/laboratories/diagnostic.html

 

 

Köpeğin Boyutuna Göre Köpek Kulübesi Nasıl Seçilir?

Genellikle dış mekanlarda kullanılmak için üretilseler de iç mekanlar için uygun özellikte alternatifleri de bulunan köpek kulübeleri, dostları için konforlu bir alan yaratmak isteyenlerin en favori ürünleri arasında yer alıyor. Soğuk ve yağışlı günlerinde sığınacakları, gün içerisinde dinlenirken rahatlayabilecekleri alana sahip olmaları köpeklerin hem sağlığının korunmasını sağlıyor hem de aidiyet duygularını güçlendiriyor. Birçok farklı köpek kulübesi çeşidi bulunduğu için bu yazımızda sizlere en çok merak edilen soruların yanıtlarını vereceğiz ve köpeklerin boyutlarına göre köpek kulübesi seçimi hakkında ayrıntılar sunacağız. Keyifli okumalar dileriz.

Köpek Kulübesi Nasıl Olmalı?

Dostlarımızın vakit geçirebilecekleri, dinlenip uyuyabilecekleri köpek kulübeleri seçimi sırasında ince eleyip sık dokumak gerekebiliyor. Bu ürünlerin imal edildikleri malzemeler, ek özellikleri ve boyutları değişebildiği için satın alma kararı verirken birçok detayın eş zamanlı düşünülmesi öneriliyor. “Köpek kulübeleri hangi özellikleri taşımalı?” sorusu da haliyle sıklıkla gündeme geliyor.

Köpek kulübesi çeşitleri arasından seçim yaparken ürünün yerden belirli bir yükseklikte olmasına dikkat edilmelidir. Açık alanda konumlandırılacak olanlar yerden yüksek olmadığı takdirde suya ve çamura karşı koruma özelliklerini kaybederler. Yağışlar sırasında içerisine su girmemesi ve dostlarımızın ıslanmaması için yerden en az 5-10 cm yüksekliğe sahip olan ürünler tercih edilmelidir.

Köpek kulübelerinin kapısı tam orta kısımda yer almamalıdır. Kapısı ortada olan kulübeler daha çok rüzgar aldıkları için soğuktan koruyucu özellikleri azalır. Sağ ya da sol kısımda kapısı bulunan ürünler daha fonksiyonel ve koruyucudur. Kapının konumu yaşanılan yerin iklimi doğrultusunda önemini kaybedebilir. Kışları ılık olan bölgelerde köpek kulübesi kapısının konumu çok belirleyici olmayacaktır.

Köpek kulübeleri farklı materyallerden imal edilebilirler. Satın alma kararı verilmeden önce kulübelerin hangi malzemeden üretildiğine dikkat edilmesi gerekir. Köpeklerin kemirme ve çiğneme gibi içgüdüsel davranışlarına dayanabilecek malzemelerden üretilen ürünlerin kullanım süreleri de daha uzun olacaktır. Malzeme ürünlerin soğuğu ve rüzgarı geçirip geçirmeyeceklerinde de belirleyici faktörlerden biridir. Su geçirmez ve ısı yalıtımına sahip olan köpek kulübeleri dört mevsim konfor sunarlar.

Köpek Kulübesinin Boyutları Nasıl Olmalı?

Köpek kulübeleri arasından seçim yaparken en çok dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri de ürünlerin boyutları ile köpeklerin boyutlarının uygun bir şekilde eşleşmesidir. Küçük ırka mensup dostlarımız için tercih edilecek kulübelerin çok büyük olmaması ama aynı zamanda iç genişliklerinin de rahat hareket edebilecekleri ölçülere sahip olması gerekir. Küçük köpek ırkları rahatlarına oldukça düşkün olduğu için boyutlarından biraz daha geniş bir kulübe içerisinde konforlu bir şekilde vakit geçirebilirler. İçeride çok fazla boş alanın olması kış aylarında kulübenin soğuk olmasına ve dostlarımızın kendilerini güvende hissetmemelerine neden olabilir.

Büyük ve orta ırk köpekler söz konusu olduğunda da benzer bir durum söz konusudur. Kulübenin iç genişliği içerisinde yatıp uzanacakları kadar geniş olması gerekir. Aynı şekilde kulübe kapısının yüksekliği de köpeklerin omuz yüksekliğinden fazla olmalıdır. Köpekler uzandıklarında ya da yattıklarında kulübenin içerisinde kalmalı ve hareket yetileri sınırlandırılmamalıdır. Bu şekilde kendilerine ait özel alanda, amaçlandığı gibi maksimum konforla vakit geçirebilirler.

Köpek Kulübeleri Nasıl Isıtılır?

Bahçelerde ya da genel anlamda dış mekanlarda konumlandırılacak köpek kulübelerinin nasıl ısıtılacağı hayvanseverlerin en çok merak ettiği konulardandır. Köpek kulübelerinin ısıtılma ihtiyacını minimize edecek malzemelerden üretilen ve ısı yalıtımı özellikli ürünler bu noktada büyük bir kolaylık sağlar. Kulübelerin kapısına takılabilen PVC koruyucular da soğuk havalarda kulübe sıcaklığının korunmasına yardımcı olur. Termal ısıtmalı köpek yataklarının da kulübelerin içerisine yerleştirilmesi tercih edilebilecek yöntemler arasında yer alır. Ek olarak kulübelerin içerisine battaniye ve yastık gibi ürünler de eklenerek dostlarımıza sıcak bir ortam sağlanabilir.

Köpekler, Köpek Kulübesine Nasıl Alıştırılır?

Özenle seçtiğiniz ve her bir detayına dikkat ederek satın aldığınız köpek kulübesine dostunuzu alıştırmak zaman zaman zorlu olabilir. Ev içerisinde yaşamaya alışkın olanlar için bu zorluğun artması yüksek ihtimallidir. Her ne kadar kendilerine ait bu konforlu ve özel alanda zaman geçirmek onlar için keyifli olsa da sadık dostlarımız yeni alışkanlıklar kazanma noktasında bazen inatçı davranışlar sergileyebilirler. Yeni ortamlara ya da mekanlara uyum sağlamalarının kolaylaştırılması için onun sevdiği eşyaların yardımına başvurulabilirsiniz. Oyuncağı, press kemiği, yastığı ya da battaniyesi kulübesinin içerisine konulduğunda yerini daha hızlı benimseyecektir. Eğer dostunuz yalnız kalma konusunda endişelere sahipse sizin kokunuzun olduğu eşyaların da faydasını görebilirsiniz. Kulübesine kendi gidip içerisinde zaman geçirmeye başladığında ödül mamaları ile bu davranışını pekiştirerek alışma sürecini hızlandırabilirsiniz.

 

 

Kaynak: Köpektürleri.org

Muhabbet Kuşları Tüy Dökme Sorunu !!!

Muhabbet kuşunun tüy dökmesi, normal ve olağan bir döngünün parçasıdır. Kuşların en temel ihtiyaçlarından biri olan tüy dökümü ile eskimiş ve yıpranmış tüyler yerini yenilerine bırakmaktadır. Yeni tüyler eskisine kıyasla çok daha güçlü olmaktadır. Tüy dökmeye ek bazı belirtiler eşlik ediyor ise farklı nedenleri olabilmektedir. Muhabbet kuşlarında tüy dökümü sırasında panik yapılmamalı, titizlikle bakımına devam edilmelidir.

Muhabbet Kuşu Normal Tüy Değişimi

Muhabbet kuşları, tıpkı diğer kuş türleri gibi ince ve kalın tüylere sahiptir. İnce tüyler beyaz renkli, esnek ve yumuşaktır. Kalın tüyler ise kuşun rengini oluşturmaktadır ve serttir. Muhabbet kuşlarında tüy değişimi genellikle mevsim geçişlerinde yaşanmaktadır. Yılda 1 veya 2 defa olan tüy değişimine muhabbet kuşları hazırlık yapmaktadır.

Kış mevsiminden çıkıldığında kaba ve kalın olan tüylerini dökerek yaz mevsimi için hazırlanmaktadır. Böylelikle ince tüylere sahip olmaktalardır. Bu sırada görülen tüy dökme, kuşun sağlıklı olduğunu ve normal döngüsünü yerine getirdiğini göstermektedir. Bazı muhabbet kuşları bu süreci zor geçirmektedir. Bu nedenle kuşların sağlığına dikkat edilmeli, bakım ve beslenmelerine ekstra özen gösterilmelidir.

Muhabbet kuşu tüy değişimi sırasında halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlar görülebilmektedir. Bunları ortadan kaldırabilmek için veteriner hekim tavsiyesi üzerine takviyelerden yararlanılabilmektedir. Kuş vitaminlerini öğünlerde vererek muhabbet kuşunun bu süreci daha kolay tamamlayabilmesine yardımcı olabilirsiniz.

Muhabbet Kuşu Anormal Tüy Dökme

Muhabbet kuşunun tüy dökmesi patolojik sebeplere bağlı olabilmektedir. En sık rastlanan nedenler arasında bakım ve beslenme eksikliği bulunmaktadır. Bunu önlemek için gerekli bakımın sağlanması ve kuşun vitamin ve mineraller ile beslenmesi şarttır.

Muhabbet kuşunun tüy dökmesi, yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan döngünün önemli bir parçasıdır. Bu durum bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Ancak kaşıntı ve halsizlik gibi tüy dökümüne eşlik eden belirtiler var ise başka bir hastalığın işareti olabilir. Aşırı tüy dökmeye eşlik eden belirtiler var ise zaman kaybetmeden veterinere başvurulmalı ve sebebi araştırılmalıdır.

Muhabbet kuşunda tüy dökme nedenleri aşağıdaki gibidir:

  • Muhabbet kuşların aşırı tüy dökümü, mevsim geçişleri ve kuluçka zamanlarında görülmektedir. Yılda iki kez gerçekleşen bu durumlarda kuşların bakımına ve beslenmelerine ekstra özen gösterilmelidir.
  • Muhabbet kuşları yavruluktan çıktıklarında tüy dökümü görülmektedir. Bu süreçte kuşun gelişimsel olarak takip edilmesi gerekmektedir.
  • Muhabbet kuşları çiftleşme dönemlerinde tüy dökebilmektedir.
  • Muhabbet kuşları ani ısı değişikliklerine karşı çok hassastır. Sık aralıklarla ısı farkının olduğu mekanlar arasında geçiş yapıyorsa olumsuz yönde etkilenebilmekte ve tüy dökümü yaşayabilmektedir. Muhabbet kuşunun kafesi pencere ya da kapı önünde ise anormal tüy dökme, halsizlik ve kabarma gibi durumlar da eşlik edebilmektedir.
  • Muhabbet kuşları mineral ve vitamin bakımından yetersiz besleniyor ise tüy dökümü yaşayabilmektedir. Muhabbet kuşunun tükettiği yem kaliteli olmalıdır. Kalitesiz yemler de tüy dökümüne zemin hazırlamaktadır.
  • Muhabbet kuşunun unlu ve aşırı proteinli yiyecekleri çok tüketmesi sonucunda aşırı yağlanma problemi ortaya çıkabilir. Bu durum sonucunda tüy dökme probleminin yanı sıra şişmanlık, hareketsizlik ve hantallaşma gibi belirtiler de görülmektedir.
  • Muhabbet kuşunun bulunduğu alanın hava almaması tüy dökme sorununa yol açabilmektedir.
  • Muhabbet kuşunun stresli bir dönem yaşaması sonucunda da tüy dökülmesi görülebilmektedir. Aşırı ışığa ya da sese maruz kalması, kafese yeni bir kuşun gelmesi veya bir kuşun kafesten ayrılması, sahibinin değişmesi, kafesin yerinin değişmesi gibi durumlar stres faktörleridir.
  • Kıl kökü iltihaplanmalarında tüy dökülmeleri görülebilmektedir. Tedavi edilmediği takdirde tüysüzlük kalıcı hale gelebilmektedir.
  • Muhabbet kuşlarında protozoal hastalıklarda özellikle göğsün gerisinde tüy dökülmeleri görülebilmektedir.
  • Bir parazit türü olan akarlar muhabbet kuşunun vücudunda bulunuyor ise vent, gaga ve göz bölgesinde bal peteğini anımsatan yaralar oluşabilmekte ve bu bölgelerde tüy dökülmeleri görülebilmektedir.
  • Muhabbet kuşları kozalaklı ağaçlarla temas ettiklerinde alerjik reaksiyon göstererek tüy dökme yaşayabilmektedir. Alerjenler ortadan kaldırıldığında tüy dökme durumu ortadan kalkmaktadır.
  • Herhangi bir sebepten dolayı kuşun vücudunda yaralanma olur ise ilgili bölgede tüy dökülmektedir. Bölgedeki tahribat geçtiğinde tüyler kendiliğinden çıkmaktadır.
  • Mantar ve dış parazitler muhabbet kuşunun tüylerine zarar vererek dökülmelerine yol açabilmektedir.

Muhabbet Kuşu Tüy Dökme Belirtileri Nelerdir?

Muhabbet kuşu fizyolojik olarak tüy döküyor ise herhangi bir sorun bulunmamaktadır ve normal olarak karşılanmaktadır. Patolojik olarak tüy döküyor ise nedeni herhangi bir sorun ya da hastalık olabilmektedir.

Muhabbet kuşu tüy dökme belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Çevreye karşı ilgilerini kaybetmeleri, ilgisiz davranmaları
  • Kafeste görülen kalın tüy sayısının artması
  • Kafeste başka kuşlar var ise onlara karşı ilgilerinin azalması
  • Genelde uyuma ve uyuklama halinde olmaları
  • Sakinlik
  • Kaşıntı

Muhabbet Kuşu Tüy Dökme Tedavisi Nasıl Yapılır?

Muhabbet kuşu fizyolojik ve patolojik nedenlere bağlı olarak tüy dökebilmektedir. Fizyolojik durumlarda dökülen tüy zaman içerisinde yerini yeni tüylere bırakmaktadır. Patolojik durumlarda ise sorun veya hastalığın tespit edilmesi gerekmektedir. Bunun için veteriner hekime başvurulmalıdır. Veteriner hekim varsa hastalığın tipine göre ilaç ve takviye desteği önermektedir. Kişi, belirtilen aralıklarda ilaç ve takviyeleri muhabbet kuşuna vermelidir. Ayrıca muhabbet kuşunun bakım ve beslenmesine ekstra önem gösterilerek yaşam standardı yükseltilmelidir.

Muhabbet kuşu tüy dökümü tedavisi için ilk olarak veterinere başvurulmalı ve bir yol haritası çıkarılmalıdır.

Muhabbet Kuşu Tüy Dökümünde Ne Yapmalı?

Muhabbet kuşunun yaşadığı tüy dökme durumu normal seviyede ise endişelenecek bir durum söz konusu değildir. Beslenme ve bakıma ekstra özen gösterilip yemine takviyeler eklenmesi yeterlidir. Ancak aşırı ve anormal şekilde tüy dökümü görülür ise uzman veterinerlerden yardım almak ilk seçenek olmalıdır.

Muhabbet kuşu tüy dökme döneminde yapılması gerekenler aşağıdaki gibidir:

  • Veteriner hekime başvurarak tüy dökme dönemi için takviye alınmalı ve belirtilen aralıklarda verilmelidir.
  • Muhabbet kuşunun yemi kaliteli olmalıdır. Kaliteli yemler kullanmaya özen gösterilmelidir. Yemi değiştirildikten sonra muhabbet kuşunda tüy dökme problemi görüldü ise stres faktörü yaşanmış olabilir. Bu tür durumlarda eski yeme dönülmelidir.
  • Muhabbet kuşunun kafesinde banyo olmalıdır. Özellikle tüy dökme dönemlerinde banyodan yararlanarak daha kolay bir dönem geçirmektelerdir.
  • Uzman veteriner muhabbet kuşuna parazit teşhisi koymuş ise parazit dökücü ilaçlar kullanılmalıdır.
  • Muhabbet kuşunun bulunduğu kafes ve odanın temiz, ferah ve hava alıyor olması önemlidir.
  • Muhabbet kuşu yalnızlıktan dolayı depresyona girmiş ise başka bir kuş ile eşleşmesi sağlanmalıdır.
  • Tüy dökümü sırasında muhabbet kuşu çok fazla rahatsız edilmemeli ve stres faktörlerinden uzak tutulmalıdır.

 

Kaynak: Vetclass

 

Hamsterlara Asla Vermemeniz Gereken Yiyecekler !!!

Hamsterların beslenmesinde dikkatli bir planlama yapılması minik dostlarımızın sağlıklı, mutlu ve konforlu kalması için temel gereksinimlerden biridir. Sadece hamster yemleri ve tohum karışımları hamsterların ihtiyaçlarını genel olarak karşılayabilse de lezzet çeşitliliği ile buluşturulmaları önemlidir. Böylece iştahsızlık ve iştahsızlığın yol açabileceği olumsuzluklar engellenebilir. Hamsterların beslenmelerine taze sebze ve meyve çeşitlerinin dâhil edilmesi ile onlara hem leziz ödüller sunulabilir hem de vitamin ihtiyaçlarının karşılanması kolaylaşabilir. Hamsterlar son derece iştahlı ve yeni lezzetler denemeye meraklı canlılar olsa da onlara farklı gıdalar vermek dikkatli olunmasını gerektirir. Hamsterlar için zararlı yiyecekler sindirim sistemini rahatsız edebilir, böbrek yetmezliğine neden olabilir ve hatta bu hassas evcil hayvanların yaşamını yitirmesine yol açabilir. Dolayısıyla hamsterlere verilmemesi gereken yiyecekler hakkında bilgi sahibi olunması gerekir. Bu yazımızda hamsterlardan uzak tutmanız gereken yiyecekler ve neden bu yiyecekleri onlara asla vermemeniz gerektiğine dair bilgi bulabilirsiniz.

Hamsterınıza Zarar Verebilecek Toksik Yiyecekler

Hamsterlara asla verilmemesi gereken yiyecekler ile hamsterların sindirim sistemlerine zarar verebilecek olanları ayırmak mümkündür. Hamsterlardan kesinlikle uzak tutmanız gereken yiyecekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Arsenik ve oksalik asit içeren çiğ patates, hamsterlardan mutlaka uzak tutulması gereken yiyecekler arasında yer alır.
  • Çiğ Meksika fasulyesi, hamsterlar için toksik gıdalar arasındadır. Hamsterlara verilmemelidir.
  • İnsanlar için çeşitli faydaları olsa da acı badem hamsterlar için oldukça zararlıdır. Son derece toksik olan acı badem, hamsterlara verilmemesi gereken yiyecekler arasındadır.
  • Hamsterlara vermemeniz gereken yiyeceklerden biri de patlıcandır.
  • Avokado da hamsterlar için oldukça zararlıdır.
  • Çikolata hamster yaşamını tehdit edebilir: özellikle de bitter çikolata.
  • Soğan ve sarımsak hamsterlar için zararlı yiyecekler arasında yer alır.

Evde Bulunan Hamsterlar İçin Güvensiz Yiyecekler

Hamsterların sindirim sistemi oldukça hassastır. Evde bulunan birçok yiyecek onların başta sindirim sistemi olmak üzere genel sağlıklarına zarar verebilir.

  • Hamsterlar için güvenli olmayan yiyecek gruplarından biri turunçgillerdir. Portakal, greyfurt, limon, mandalina gibi meyveler yüksek oranda asit içerir. Bu meyvelerin tüketilmesi durumunda hamsterlarda mide sorunları ve ishal ortaya çıkabilir.
  • Turunçgiller gibi oldukça asidik yiyeceklerden olan turşu da hamsterlardan uzak tutmanız gereken yiyecekler arasındadır. Mide sorunlarına yol açmanın yanı sıra hamsterların diş sağlığını da bozabilir.
  • Ananas, hamsterların tüketmemesi gereken meyveler arasındadır. Hem asidik olması hem de yüksek oranda şeker içermesi nedeniyle hamsterlara zarar verebilir.
  • Hamsterların baharatlı ve tuzlu yiyecekleri de kesinlikle tüketmemesi gerekir. Baharatlı yiyecekler hamsterların midesine zarar verebilir ve ayrıca sindirimleri de oldukça zordur.
  • Iceberg marul hamsterlar için yararlı olduğu düşünülen ancak potansiyel olarak zararlı yiyecekler arasındadır. Besin değerinin düşük olması ve ishale yol açabilmesi hamsterlardan uzak tutulmasını gerektirir. Iceberg marula alternatif olarak kale bitkisi hamsterlara güvenle verilebilir.
  • Hamsterlara sebze ve meyve verilmeden önce bu besinlerin mutlaka yıkanması gerekir. Yıkanmayan sebze ve meyvelerin yüzeylerindeki kimyasallar hamster sağlığı için zararlı olabilir.
  • Hamsterlara zararlı yiyecekler arasında elma çekirdeği de bulunur. İnce bir dilim elma onlar için sağlıklı bir atıştırmalık olsa da elma çekirdeğinde siyanür vardır.

Hamsterlara zararlı yiyecekler söz konusu olduğunda genellikle bu listeye üzüm de dâhil edilir ve üzüm tüketmenin hamsterlarda böbrek yetmezliğine yol açacağı düşünülür. Kedi ve köpeklerin aksine üzüm tüketiminin hamsterlarda böbrek yetmezliği ile ilişkisi olduğuna dair bir bilgi yoktur ve uzmanlar üzüm tüketmenin hamsterlar için zararlı olmadığı görüşündedir. Elbette içerdiği şeker sebebiyle üzümün ne miktarda ve nasıl tüketildiği önemlidir. Şekerli beslenme hamsterların kilo almasına neden olabilir. Birçok meyve gibi üzüm de asidik özelliktedir. Aşırı tüketilmesi hâlinde sindirim sistemi sorunlarına yol açabilir. Hamsterlara ilk kez üzüm verileceğinde bir adet üzümün sekizde biri ile buluşturulmaları tavsiye edilir. Maksimum dörtte bir oranında üzüm tüketmek hamsterlar için yeterli olacaktır.

Tehlikeli Atıştırmalıklara Sağlıklı Alternatifler

Hamsterların beslenmesinin zenginleştirilmesi için onlara sağlıklı sebze ve meyve sunulması önemlidir. Onların sağlığına zarar vermeyen, aksine faydalı olan sebze meyveler arasında elma, armut, çilek, muz, ıspanak, havuç yaprakları, brokoli çiçekleri ve enginar öne çıkar. Miktarların doğru ayarlanması ise önemlidir. Hamsterlar çok fazla ödül yiyeceği yediklerinde hem sağlık sorunları yaşayabilirler hem de asıl yemeleri gereken yemleri ve tohum karışımlarını tüketmeyebilirler.

Hamster beslenmesi ile ilgili en çok merak edilen sorulardan biri de “Hamsterlar et yer mi?” oluyor. Teknik olarak hamsterlar et yiyebilen canlılar. Vahşi doğada hamsterlar küçük böcekler ve solucanlar ile beslenebilir. Ancak hiç hayvansal protein tüketmeseler de sağlıklı bir hayat yaşayabilirler. Yine de hamsterlar için hayvansal protein tüketiminin sunduğu bazı faydalar olduğu da biliniyor. Hamsterların kaslarının güçlenmesi ve büyüyebilmeleri için protein önemli bir kaynak. Üstelik hamsterların ihtiyaç duydukları enerjiyle buluşmalarını da kolaylaştırıyor. Fakat hamsterlara et verilecekse temkinli olunması şart. Çok az miktarda, iyi pişirilmiş tavuk veya balık eti hamsterlar tarafından sindirilebiliyor. Kırmızı et ise sindirim sistemleri için fazla ağır bir seçenek olarak yorumlanıyor. Elbette beyaz ya da kırmızı et fark etmeksizin hayvansal protein kaynaklarının hamsterlara çiğ verilmesi önerilmiyor.

 

 

Kaynak: Pangovet

Patili Dostlarımızı Sahte Mamalardan Koruyun !!!

Hayatımızın vazgeçilmezleri olan evcil dostlarımızın sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmeleri için doğru beslenmeleri kritik öneme sahiptir. Sahte mamaların giderek artması ise dostlarımızın sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Bu ürünler düşük besin değerlerinin yanı sıra dostlarımız için zararlı ve zehirli olabilecek bileşenler içerebildiğinden kısa vadede zehirlenme gibi hayati riskler oluşturabiliyor.

Sahte mamaların neden olduğu sağlık problemleri sadece kısa vadeli etkilerle sınırlı kalmıyor: Bağışıklık sisteminin zayıflaması, organ hasarları ve gelişim bozuklukları gibi uzun vadeli sorunlara da neden oluyor. Bilinçli bir şekilde hareket ederek ve doğru ürünleri seçerek patili dostlarımızı bu risklerden korumamız mümkün. Bu yazımızda sahte mamaların oluşturduğu tehlikelerden, doğru mama seçerken dikkat edilmesi gerekenlerden ve sahte mamaları ayırt etme yöntemlerinden detaylı bir şekilde bahsedeceğiz.

Sahte Kedi ve Köpek Mamalarının Neden Olduğu Sağlık Sorunları

Sahte mamalar düşük maliyetle üretilen, kalite ve güvenlik standartlarından yoksun olan ve içeriği belirsiz ürünlerdir. Bu mamalar evcil hayvanların ihtiyaç duyduğu temel besin maddelerini yeterince karşılamadığı gibi dostlarımızın sağlığına zarar verebilecek maddeler de içerebilir. Patili dostlarımızın bağışıklık sistemini zayıflatan, yaşam kalitesini düşüren bu ürünlerin neden olabileceği sağlık sorunlarından bazıları:

Beslenme Yetersizliği

Evcil hayvanların sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için dengeli ve yeterli beslenmeleri şarttır. Sahte mamalar, düşük kaliteli malzemelerden üretildiği için protein, vitamin ve mineral gibi hayati besin ögelerinden yoksundur ve/veya bu önemli bileşenlerin miktarları dostlarımızın ihtiyaçlarını karşılamakta yetersizdir. Bu eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına, enerji kaybına ve uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Zehirlenme

Sahte mamalarda kullanılan katkı maddeleri, bozulmuş içerikler ve toksik maddeler evcil hayvanlarda zehirlenmeye neden olabilir. Zehirlenme durumunda sık görülen belirtiler arasında kusma, ishal ve iştahsızlık gibi belirtiler sıkça görülebilir. Daha ciddi durumlarda ise karaciğer ve böbrek hasarı, anafilaktik şok ve hatta yaşam kaybı gibi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Sindirim Sorunları

Düşük kaliteli içerikler, evcil hayvanların hassas sindirim sistemlerini zorlar. Sahte mamalar sık sık gaz, ishal ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına yol açar. Uzun süreli devam eden sindirim problemleri de evcil dostlarımızın genel sağlığını olumsuz etkileyebilir ve kilo kaybına neden olabilir.

Alerjiler

Sahte mamalar alerjen maddeler içerebilir. Bu durum evcil hayvanlarda deri döküntüleri, kaşıntı, kızarıklık ve sürekli huzursuzluk gibi belirtilere neden olabilir. Bazı alerjik reaksiyonlar solunum zorlukları gibi daha ciddi sağlık sorunlarına dönüşebilir.

Gelişim Problemleri

Gebelik döneminde anne karnındaki yavrularda anomali ve gelişim sorunlarının ortaya çıkma riskinin azalması için annenin sağlıklı beslenmesi elzemdir. Orijinal olmayan mamalar ile beslenen hamile kedilerin yavrularında gelişim problemlerinin ve anomalilerin oluşma riski artabilir.

Yavruluk döneminde de gelişim açısından sağlıklı beslenme önemli bir etmendir. Sahte mamalar, büyüme ve gelişim için temel besinlerden yoksun olduğu için kemik zayıflığı, kas kaybı ve gelişim geriliği gibi problemlere neden olabilir. Bu durum dostlarımızın yaşam boyu sağlık sorunları yaşamasına yol açabilir.

Mama Satın Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Evcil hayvanlarımıza mama seçerken onların sağlık ve mutluluğunu doğrudan etkileyen bir karar verdiğimizi unutmamalıyız. Doğru mama; patili dostlarımızın enerji seviyelerini, bağışıklık sistemlerini ve genel yaşam kalitesini destekler. Sahte mamaların varlığında meydana gelen artış ise bu süreçte daha dikkatli olmamızı gerektirir. Mama seçerken göz önünde bulundurmanız gereken temel noktalar şöyle sıralanabilir:

Marka ve Satıcı Güvenilirliği

Kuyruklu dostlarımız için mama alırken tanınmış ve güvenilir markalara yönelmek önemlidir. Markanın veteriner hekimler ve diğer kullanıcılar tarafından tavsiye edilip edilmediğini araştırın. Mamayı satın aldığınız yerin resmî bir satıcı olup olmadığını kontrol edin. Bu kontrolü sağlarken markalara ve/veya markaların ülke distribütörlerine e-posta veya telefon aracılığı ile ulaşarak satıcının yetkili olup olmadığını sorgulayabilirsiniz.

Ürün satıcılarının yetkili satıcı belgesine sahip olup olmadığını kontrol edebilir, satıcılardan bu belgeyi talep edebilirsiniz. Gerçek bir yetkili satıcı belgesinde olması tedarikçi bilgileri doğru bir şekilde yer almalıdır. Bu bilgiler aracılığı ile ürün tedarikçilerine ulaşılarak sorgulama yapmak mümkün olur. Yetkisiz satıcılardan alışveriş yapıldığında sahte ürünlerle karşılaşma riski artacağından alışveriş sürecinde yetkili satıcı kontrolünün yapılması sizi sahte ürün almaktan en çok koruyacak adımdır.

Ambalaj ve Etiketlere Dikkat

Ürünün ambalajı, mama hakkında önemli ipuçları verir. Yırtılmış, ezilmiş veya açılmış ambalajlı ürünlerden kaçının. Etiket üzerindeki bilgilerin okunabilir, eksiksiz ve doğru bir şekilde yazılmış olması gerekir. İçeriği veya kullanım talimatlarını belirtmeyen ürünler genellikle sahte olabilir. Yine de salt ambalaj kalitesine güvenmek doğru değildir. Günümüzde orijinal ambalajlarla karıştırılabilecek sahte ambalajlar üretilebilmekte, sahte mama üreticileri de mamanın kalitesinden çok ambalajının kalitesine önem vermektedir.

Fiyat

Mama seçiminde fiyat önemli bir faktördür ancak düşük fiyatlı ürünler konusunda temkinli olmalısınız. Orijinal ve kaliteli mamalar değerli içerikleri, üretim süreçleri ve sağlığa uygunluk sertifikaları sebebiyle belirli bir maliyetin altına düşemez. Piyasa değerinin çok altında satılan ürünlerin sahte ve/veya düşük kaliteli olma ihtimali vardır.

İçerik Listesi

Mama paketindeki içerik listesi, ürünün kalitesi hakkında en önemli bilgiyi sunar. İlk sırada belirtilen bileşenin yüksek kaliteli bir protein kaynağı (örneğin, tavuk veya balık) olduğundan emin olun. Katkı maddesi, koruyucu veya yapay renklendirici içeren mamalardan uzak durun. Dengeli vitamin ve mineral içeriği, dostlarınızın genel sağlığını destekler. Ambalaj üzerindeki içerik listesini mutlaka üreticinin internet sitesindeki içerik listeleriyle karşılaştırın. Ancak tıpkı ambalaj kalitesinde olduğu gibi bu listelerde de sahte mamaların anlaşılmaması için dikkatli davranılabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Sertifikalar ve Onaylar

Kaliteli mamalar genellikle uluslararası veya ulusal düzeyde tanınan kalite sertifikalarına sahiptir. Örneğin, AAFCO (Association of American Feed Control Officials) veya FEDIAF (European Pet Food Industry Federation) gibi kuruluşların onayları; GMP, FDA, HACCP, ISO 9001:2008 ve ISO 22000 gibi tesis ve gıda güvenliği sertifikaları mamaların belirli sağlık ve güvenlik standartlarını karşıladığını gösterir. Bu sertifikalara sahip ürünleri tercih ederek evcil hayvanlarınızın sağlığını koruyabilirsiniz.

Mamanın Sahte Olmasından Şüphe Duyuyorsanız Ne Yapmalısınız?

Evcil hayvanınız için satın aldığınız mamanın sahte olduğundan şüpheleniyorsanız hızlı ve doğru adımlar atmanız gerekir. Sahte mamalar, patili dostlarımızın sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir. Şüphelerinizi netleştirmek ve doğru bir karar verebilmek için şu yöntemleri takip edebilirsiniz:

Ürün Bilgilerini Yetkili Satıcılarla veya Üretici Firma ile Paylaşın

Eğer mamanın sahte olabileceğinden şüpheleniyorsanız ürün bilgilerini doğrudan yetkili bir satıcıya veya üretici firmaya iletin. Ambalajdaki seri numarası, üretim tarihi ve parti numarası gibi bilgiler, üreticiye ürünün doğruluğunu teyit etme şansı tanır. Üretici firmalar genellikle bu tür durumlarda hızlı geri dönüş sağlar ve ürünün sahte olup olmadığına dair size kesin bilgi verir.

Üreticinin Resmî Sitesinde Mama Şeklini Kontrol Edin

Birçok üretici, ürünlerinin yapısal özelliklerini resmî internet sitelerinde paylaşır. Satın aldığınız mamanın görünümü, bu bilgilerle uyuşmuyorsa sahte bir ürünle karşı karşıya olabilirsiniz. Üretici sitelerinde bulunan görselleri ve detayları kontrol ederek ürünün doğruluğunu teyit edebilirsiniz. Özellikle şekil bozuklukları ve/veya farklılıkları sahte ürünleri tanımanızı kolaylaştırır.

Unutmayın ki, evcil hayvanınızın sağlığı için güvenilir ve kaliteli mamalar seçmek çok önemlidir. Sahte mamalar, evcil hayvanınızın beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayabilir ve sağlık sorunlarına yol açabilir. Orijinal ürün satışı yapan yetkili satıcılardan mama satın almaya özen gösterin

 

 

 

Kaynak: Mama Vet

Kediler Neden Nesneleri Devirir?

Kedilerin bazı eşyaları mutfak rafından, sehpadan ya da masadan aşağı atmakla ilgili ünleri tartışmasızdır. İnternette kedilerin eşyaları bir yerden iterek yere düşürdüğü milyonlarca video bulabilirsiniz. Üstelik bu videolar internette en çok izlenen komik videolar arasında yer almaktadır. Ancak bu durum evde yaşayan insanlar için o kadar komik olmayabilir. “Kediler eşyaları neden devirir?” sorusunun birden fazla cevabı vardır. Kedinin sürekli olarak eşyaları itmesi birden fazla nedene bağlı olarak gelişebilen durumlar arasındadır.

Avcılık İçgüdüsü

Kediler her ne kadar evde yaşasalar da kökleşmiş bir avcılık içgüdüsüne sahiptirler. Bu durumun en büyük nedeni onların gerçek anlamda etçil olmasıdır. Lazer, zıplayan top ya da olta oyuncakların kediler tarafından bu kadar sevilmesinin nedeni de avcılık içgüdüsünü tetiklemeleridir. Kedi, bir kalemi sehpadan aşağıya atarak onun bir av olup olmadığını kontrol etmektedir. Kediler kendi çevrelerini burunlarıyla olduğu kadar patileriyle de keşfeder. Bu yüzden uzaktan bakıldığında kedi için bir ava benzemeyen eşyalar bile kedinizde gereksiz bir avlanma dürtüsüne yol açabilmektedir. Kediniz de onun bir av olup olmadığını anlamak için patisiyle kontrol eder ve aşağıya atar.

Sıkıntı

Kediler aslında bizim düşündüğümüzden çok daha zeki canlılardır. Mental olarak doğru ve yeterli bir şekilde uyarılmadıklarında çok çabuk sıkılmaya başlarlar. Kedilerin sürekli nesneleri aşağı atması aslında yeteri kadar uyarılmadıklarının bir belirtisidir. Kediler aktif bir şekilde yeteri kadar oynamadıklarında koltukları tırmalamaya, perdelere tırmanmaya ve etrafta kedi oyuncağı olmayan eşyalarla oynamaya başlarlar. Bu eşyalar genellikle mutfak rafı ya da sehpa üzerinde bulunan eşyalardır.

İlgi Çekme

“Kediler neden her şeyi aşağı atar?” sorusunun cevaplarından birisi de ilgisizliktir. Çünkü eşyaları aşağı attıklarında o anda evde bulunan kişiler kediye bir tepki vermektedir. Bu tepkinin olumsuz dahi olsa verilmesi kedi için yeterlidir. Zaman içerisinde bunun öğrenilmesi ile beraber kediler ilgisiz kaldıklarında ilgi görmek için eşyaları aşağı atmaya başlarlar. Bu davranışı bastırmak için kedi bir eşyayı yere attığında hemen kedinin yanına gitmemek gerekmektedir. Her ne kadar bir bardak ya da cam eşya kırıldığında temizlemek gerekse de bir kalemi yere attığında bunu bir süre görmezden gelebilirsiniz.

Kedilerde Nesne Atma Hareketi Nasıl Önlenir?

Bu davranış aslında kediler için doğal ve içgüdüsel bir davranıştır. Bu nedenle kediniz bir şeyleri aşağı attığında ona kızmamanız gerekir. Kedinin bu davranışlarının önüne geçmek için yapılması gerekenler aslında bellidir. Onlarla beraber düzenli olarak oyun oynamak yeterli olmaktadır. Özellikle onların avlanma içgüdülerini harekete geçirecek oyuncakları tercih etmek kedinizin daha kolay bir şekilde oyuncakla etkileşime girmesini sağlar.

Kedilerin oyun saatinin düzenli olması önemlidir. Bununla beraber birkaç dakikadan fazla olması gerekmektedir. Kediler için günlük olarak yaklaşık 20 dakikalık oyun süresi yeterli olmaktadır. Oyun oynamanın yanı sıra yönlendirme de kedilerin olumsuz davranışlarını değiştirmede yardımcı olmaktadır. Kedinin mutfak rafının üzerine çıkmaya ya da masadan bir şeyler atmaya hazırlandığını gördüğünüzde bir süre kedi ile oynayarak ve ilgilenerek onun ilgisini dağıtabilirsiniz.

Kedinin ilgisini dağıtmak için birden fazla oyuncak seçmeye özen göstermek gerekmektedir. Çünkü kediler sürekli aynı oyuncakla oynadıklarında sıkılmaya başlarlar. Ancak farklı oyuncakları belirli döngülerle oynaması onun için daha sağlıklıdır.

Kediler için puzzle mama kapları onların mental olarak yeterli bir şekilde uyarılması için tercih edilebilecek alternatiflerden birisidir. İnteraktif mama kapların kedinin patilerini de aktif bir şekilde kullanmalarını sağlar. İçine mama konabilen oyuncak toplar da onlar için önemli bir eğlence aracıdır. Kedileri içgüdüsel olarak patileriyle bir şeyler ittirmeye ya da keşfetmeye devam edecektir.

Bunun neden yaptıklarını anlamak ve altında yatan ihtiyacı karşılamak istenmeyen hareketlerin en az seviyede olmasını sağlar.

 

 

 

Kaynak: Petipet.net

Taurinin Kedi ve Köpekler için Yararları Nelerdir?

Kedi ve köpek beslenmesinde en önemli bileşenler arasında yer alan taurin hakkında hazırladığımız bu yazımızda “taurin nedir?”, “taurin ne işe yarar?” ve “taurinin kedi ve köpekler için yararları nelerdir?” sorularının yanıtlarını bulabilirsiniz.

Taurin Nedir?

Taurin insan vücudunda doğal olarak bulunan, methiyonin ve sistin amino asitlerinden üretilen, aminoasit benzeri bir besin türüdür.  İnsan beslenmesinde önemli olan bu amino asit söz konusu kediler ve köpekler olduğunda daha farklı bir anlam kazanır. Taurin, köpeklerin vücudunda doğal yollarla üretilebilir, yine de kuru mamalar veya takviyeler ile taurin alımının yeterli olduğundan emin olunması gerekir. Köpeklerde insanlarda olduğu gibi kalp fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur, göz sağlığını iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Kedi için taurin köpeklere kıyasla daha önemli bir amino asittir. Çünkü kedilerin vücudunda taurin doğal yollarla sentezlenemez, diğer bir deyişle kediler bu amino asidi kendileri üretemez. Dolayısıyla taurinin besinler ya da takviyeler yoluyla mutlak surette vücuda alınması gerekir. Dünya çapında yaklaşık 5000 ton taurin üretimi yapılmaktadır ve bu miktarın yarısı evcil hayvan yemi endüstrisinde kullanılmaktadır. Kuru mamalarda ve evcil hayvanların sağlığını iyileştirmek için üretilen takviyelerde bulunan taurin amino asidinin kediler ve köpekler için ortak birçok faydası vardır.

Taurinin Köpekler İçin Yararları

“Taurin ne işe yarar?” sorusuna verilebilecek birçok farklı yanıt bulunur. Köpeklerde taurin kalp kaslarında, retinada ve beyinde yoğunlaşmıştır. Tam işlevi hakkında henüz çalışmalar devam etse de taurinin kalp sağlığı, göz sağlığı ve beyin sağlığı korunmasında önemli rollere sahip olduğu görüşü hakimdir. Taurin eksikliğine bağlı olarak köpeklerde kalp büyümesi, zayıflık, idrar sorunları, karın ağrısı, bayılma, körlük ve egzersiz yapmadan nefes nefese kalma gibi şikayetler oluşabilir. Her köpek taurin eksikliğine aynı duyarlılığı da göstermemektedir.

Köpeklerde kalp kaslarının zayıflaması ve kalp odacıklarının genişlemesi ile karakterize “dilate kardiyomiyopati” hastalığının taurin eksikliği sonucu gelişebileceği yönünde güçlü görüşler bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu Golden Retriever, Cocker Spaniel, Newfounland, Saint Bernard, English Setter gibi ırkların taurin eksikliğine bağlı dilate kardiyomiyopati hastalığına daha yatkın olduğu sonuçları gösterilmiştir. Bu hem genetik bir yatkınlıktır hem de bazı ırkların diğerlerine göre doğal olarak daha az taurin üretebilmesi ile ilişkilidir.

Temel olarak etlerde bulunan ve birçok köpek mamasında da yer alan taurin için köpeklerin takviye kullanıp kullanmamaları gerektiği ile ilgili henüz kesin yargılar yoktur. Bu noktada belirleyici olan veteriner hekimlerin önerileri ve köpeklerin genel sağlık durumlarıdır. Köpeklerde taurin eksikliği kan tahlilleri ve çeşitli testlerle saptanabilir.

Taurinin Kediler İçin Faydaları

Az önce de ifade ettiğimiz gibi insanlar ve köpekler dahil olmak üzere birçok memeli taurini doğal yollarla sentezleyebilirler. Ancak söz konusu kediler olduğunda taurin temel amino asit sınıflandırmasına girer. Yani kediler besinler ya da takviyeler aracılığı ile taurin alamadıklarında bu önemli besini üretemezler. Kedilerle taurin eksikliği birçok sağlık sorununu tetikleyebileceği için kedi beslenmesinin incelikleri hakkında bilgi sahibi olunması önemlidir.

  • Taurin eksikliği kedilerde retinadaki foto reseptör hücrelerde hasara neden olarak körlüğe yol açabilir.
  • Taurin eksikliği kedilerin kalbinde genişlemeye neden olabilir. Böylece kalbin vücuda yeterli kan pompalama yeteneği azalır.
  • Taurin kedilerin diş ve diş eti sağlığının korunmasına katkıda bulunur. Eksikliği halinde dişlerde çürüme oluşabilir, beslenme bozuklukları ortaya çıkabilir.
  • Yapılan araştırmalar taurin eksikliğine bağlı olarak kedilerin üreme sağlıklarının zarar görebileceğini göstermiştir.
  • Taurin kedilerde vücudun kan şekerini düzenlemesine yardımcı olduğu için taurin eksikliği halinde diyabet oluşumu gözlenebilir.
  • Taurin yetersizliği kedilerin bağışıklık sisteminin fonksiyonlarını azaltabilir.
  • Taurin kedilerin cilt sağlığını korur, eksikliği halinde tüy dökülmesi ve cilt hastalıkları gibi yan etkiler görülebilir.

Kedilerin beslenmesinde taurin oldukça önemli bir besindir. Etlerden alınabilen bu amino asidin çoğunlukla takviyeler aracılığı ile de vücuda sokulması gerekir. Bunun temel nedeni et çeşitlerinde ve hatta kullanılan etin türünde farklı oranlarda taurin bulunabilmesidir. Örneğin domuz eti tavuk etine, tavuk butları diğer tavuk kısımlarına göre daha çok taurin içerir. Bu nedenle kuru mamalar aracılığı ile kedilerin yeterince taurin alamaması ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerekir.

 

Kedi ve Köpeklerde Taurin Eksikliği Nasıl Oluşur?

Taurin eksikliğinin başlıca nedeni beslenme yetersizlikleridir. Bu noktada ev yapımı mamaların etkisi olduğu unutulmamalıdır. Evlerde pişirilen, kedi ve köpek sağlığı için tüm bileşenleri doğru oranda içeremeyen mamalar taurin eksikliği oluşumunu tetikleyebilir. Kaliteli köpek ve kedi mamaları dostlarımızın taurin dahil olmak üzere sağlıklı gelişim için gerekli tüm besinleri doğru oranda almalarını sağlar.

Taurin eksikliğine yol açan bir diğer neden de iştahsızlıktır. Mamalarında yeterince taurin bulunsa da iştahsızlık yaşayan evcil hayvanlar diğer tüm besinler gibi taurin alma noktasında da eksiklik yaşayabilirler.

Kedilerin köpek maması yemesi kedilerde taurin eksikliğine yol açabilen bir diğer unsurdur. Köpek mamaları köpeklerin ihtiyaçları doğrultusunda formüle edildiklerinden kedilerin besinsel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalırlar.

 

 

Kaynak: Seramoni

Pet Haber Gazetesi Sayı 69

Tahılsız Köpek Mamalarının Farkı Nedir? Neden Kullanmalıyım?

Köpekler de insanlar gibi ne kadar kaliteli ve sağlıklı beslenirse o kadar kaliteli bir yaşam geçirirler. Bu nedenle köpek dostlarımızın beslenmelerine en az kendimiz kadar özen göstermeliyiz. Kaliteli bir besinin onların yaşam kalitelerini de artıracağını unutmamalıyız.

Evde yaşayan bir köpeğin kendi besinini seçebilme şansı yoktur. Onun için en sağlıklısını düşünmek zorundasınız. Tahılsız köpek maması kullanmak köpeklerin sağlığı için çok önemlidir. Tahılsız seçeneklerde üretilen köpek mamaları tamamen gerçek etlerden üretilir ve hatta birçok marka etleri dahi hiç dondurmadan tamamen taze bir şekilde sunar. Mamalarda katkı maddelerinin olmaması yine köpek dostlarımızın sağlığına olumlu yönde etki eder.

Tahılsız Mamalar Neden Önemlidir?

•    Her canlının biyolojik bir beslenme biçimi vardır. Tahısız beslenme biçimi de köpek dostlarımızın beslenmesi için en uygun biçimdir. Tahılsız mamaların içerikleri köpeklerin biyolojik beslenmesine uygun olarak üretilir ve böylelikle evrimsel süreç devam eder.

•    Köpekler de kilo problemi yaşayabilir. Özellikle karbonhidrat ağırlıklı beslenme şekli köpeklerin kilo almasına yol açan başlıca nedendir. Tahılsız mamalar içeriklerindeki düşük karbonhidratla köpeklerin kilo almasını önler ve hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam etmelerini sağlar.

•    Tahılsız mamalarda, tahıllı ürünlerde olduğu gibi bitkisel ürünler yoktur. Çoğu kişi tahılsız mamalardaki etin artık et ya da kullanılmayan etler olduğunu düşünür. Ancak kaliteli tahılsız mamaların birçoğu köpekler için gerekli protein miktarına sahip özel üretilen etler içerir. Bu etler tamamen doğal bir şekilde, köpeklerin yiyebileceği uygun hale getirilerek piyasaya sürülür.

•    Hayvansal proteinler bitkisel proteinlerden çok daha yararlıdır.  Aynı şekilde tahılsız mamaların besin içeriğinin kalitesi de tahıllı mamalara göre daha iyidir. Yapılan tüm araştırmalar bunu kanıtlamıştır. Araştırmalara göre hayvansal proteinler çok daha iyi sindirilir ve içeriklerindeki tüm aminoasitlerden en üst düzeyde faydalanılır.

•    Köpek dostlarımız da tıpkı bizler gibi alerjik reaksiyonlar gösterebilir. Bitkisel ürünlere karşı alerji çok daha yaygın şekilde görülen bir durumdur. Birçok evcil köpeğin tahıllı mamalara karşı alerjisi vardır. Alerjiler köpeklerde birçok sağlık sorununa yol açabilir.

Görüldüğü üzere bir köpeğin beslenme kalitesi yediği mamanın cinsine direkt olarak bağlıdır. Tahılsız mama tercihi ile dostlarımızın sağlığını koruyabilir ve onları birçok rahatsızlıktan koruyabilirsiniz.

Tahılsız Mamaların Yararı

Köpekler evrimsel süreçte “etçil” olarak sınıflandırılmıştır. Aslında bu hayvanlara yedirdiğimiz her tahılsız yemek onların evrimsel sürecine bir müdahaledir. Evcil köpek dostlarımızı tahılsız mamalarla besleyerek hem kısa hem de uzun vadede yarar sağlamak mümkündür.

•    Tahılsız mamalar sayesinde köpeklerin tüyleri daha parlak ve gür olur. Dökülmelerde de % 40’a kadar azalmalar görülür.

•    Protein içerikli tahılsız köpeklere sağlıklı enerji kazandırır. Karbonhidratlar proteinlere göre daha fazla enerji içermesine rağmen enerji kullanımı bakımından sağlıklı değildir. Tahılsız mamalar sayesinde köpeklerin kiloları kontrol edilir.

•    Bir tahılsız mamanın verdiği enerjiyi ve içeriğindeki vitamin – mineral dengesini yakalamak için çok daha fazla miktarda tahıllı mama tüketilmesi gerekir. Tahıllı mama kullanarak hem köpeklerin sağlıklarını koruyabilir hem de ekonomik olarak sıkıntı çekmezsiniz. Az miktarda tahılsız mama bir köpeğin günlük ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilir.

•    Tahıllı mamaların birçok kalp sorununa yol açabileceğini unutmamalısınız. Köpeklerin sağlıklarını korumak için tahıllı mama seçiminin önemi her köpek sahibi için kavranmalıdır.

Köpeklerin yaşam evrelerine, ırklarına ve spesifik ihtiyaçlarına özel köpek mamaları ile beslenmeleri hem sağlıkları hem de konforları adına en önemli gerekliliklerdendir. Veteriner hekimlerin de önerileri ile onun için en doğru seçimi yapabilir; dostunuzla mutlu ve uzun yıllar geçirebilirsiniz.

 

 

 

 

Kaynak: Petsmart

Evcil Hayvan Sahiplerinin Veteriner Hekimlere Sormaları Gereken Sorular !!!

Evcil hayvan sahipleri ve evcil hayvanları için veteriner ziyaretleri kontrol amaçlı bile olsa zor olabilmektedir. Düzenli kontrollerde bile stresli olan süreç bir sağlık sorunu söz konusu olduğu zaman çok daha zorlu geçer. Bir sağlık sorunu olsun ya da olmasın veteriner hekim ziyaretlerinde stres ve endişe seviyesinin artması ile panik hali meydana gelir. Bu durum evcil hayvan sahiplerinin veteriner hekimlere sormaları gereken çok temel soruları unutabilmelerine neden olur. Klinik ziyaretleri pek çok açıdan stresli olsa da ziyaretlerin tam amacına ulaşması ve evcil hayvanın yaşam kalitesinden emin olunabilmesi için veteriner hekimlere sorulması gereken temel sorular vardır. Bu yazımızda klinik ziyaretlerinde veteriner hekimlere mutlaka sorulması gereken sorular ile ilgili hatırlatmalar yapacağız.

Evcil Hayvanım İdeal Kiloda mı?

Günümüzde obezite sadece insanlar arasında değil aynı zamanda evde yaşayan kediler ve köpekler arasında da oldukça yaygın bir sağlık sorunudur. Üstelik birçok evcil hayvan sahibi evcil hayvanının aşırı kilolu olduğunu kolay bir şekilde fark edemeyebilir. Kediler ve köpeklerde ideal kilo yaşa ve cinse göre değişiklik gösterir. Bu nedenle veteriner ziyaretinde mutlaka evcil hayvanınızın ideal kiloda olup olmadığını sormanız gerekmektedir. Aşırı kilo gibi aşırı zayıflık da çeşitli sağlık problemlerine yol açabilmektedir.

Evcil Hayvanım Doğru Besleniyor mu?

Sağlıklı bir yaşamın temel kaynağında doğru beslenme yer alır. Bu nedenle evcil hayvanınızın nasıl beslendiği son derece önemlidir. Evcil hayvanınızın bir günde kaç gram mama yediği, günlük mamasını kaç öğünde yediği ve tükettiği mama içeriği sağlıklı ve doğru beslenme açısından önemli unsurlardır. Doğru beslenme konusunda veteriner hekimden bilgi alarak onun tavsiyeleri doğrultusunda beslenme alışkanlığı oluşturabilirsiniz.

Davranış Değişikliği Normal mı?

Hem kediler hem köpekler kendilerine has bazı karakteristik özelliklere sahiptir. Bu özellikler genetik aktarıma, türe ya da cinsiyete bağlı olarak şekillenir. Kedi ve köpeklerin karakteristik özellikleri davranışlarını da belirlet. Kedide ya da köpekte alışılmışın dışında davranışların görülmesi genellikle bir probleme işaret etmektedir. Köpeklerde fiziksel aktivite sonrasında hırıltılı soluk alıp verme bir hastalığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir. Kedilerde kedi tuvaleti dışına idrar yapma ya da tuvalet dışında çok fazla eşelenme idrar yolları sorunlarına işaret edebilir. Evcil hayvanınızda meydana gelen değişiklikleri veteriner hekiminize aktararak bilgi alabilirsiniz.

Diş Temizliğine İhtiyaç Var mı?

Diş ve ağız hastalıkları evcil hayvanlar arasında oldukça yaygındır. 3 yaşın üzerindeki köpeklerin %80’ininde kedilerin ise %70’inde diş ve diş eti hastalığı görülebilmektedir. Bu hastalıklar tedavi edilmediğinde böbrek, karaciğer hatta kalp rahatsızlıklarına yol açabilir. Bu nedenle rutin bir muayeneye gittiğinizde kedinizin ya da köpeğinizin ağız ve diş sağlığı hakkında bilgi alabilir ve temizliğe ihtiyacı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

Kan Tahlili Yapılmalı mı?

Kan tahlili tıpkı insanlarda olduğu gibi kedi ve köpeklerde de genel sağlık durumu konusunda oldukça bilgilendiricidir. Kan tahlili sonuçlarına göre böbrek ya da karaciğer hastalıkları, diyabet, kanser ve daha birçok hastalık teşhisi konabilmektedir. Kan tahlilinin asıl önemi erken teşhis imkânı sunmasıdır. Hastalıkların büyük bir kısmı erken teşhis edildiğinde daha kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Hangi Pire/Kene İlacı Etkilidir?

Pire ya da kene sadece can sıkıcı olmanın dışında aynı zamanda evcil hayvanlar için ölümcül hastalıklar da taşıyabilmektedir. Günümüzde pire ya da keneyi önlemek ya da öldürmek için birçok farklı seçenek bulunmaktadır. Piyasada satılan pire ve kene ilaçları hakkında veteriner hekiminizden bilgi alabilirsiniz. Ev dışında zaman geçiren bir evcil hayvanınız varsa bu konuda mutlaka önlem almanız gerektiğini unutmamalısınız.

Fark Ettiğim Kitle Normal mi?

Kedilerde ya da köpeklerde kitle meydana gelmesi alışılagelmişin dışında bir durumdur. Ciltte meydana gelen bazı değişikler kanser belirtisi olabilmektedir. Diğer taraftan kedi ya da köpek anestezi aldığında enjeksiyon bölgesinde hafif bir şişliğin olması son derece normaldir. Böyle bir şişlik birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. Diğer taraftan bir anda meydana gelen kitleler, şişlikler ya da garip lekeler genellikle bir hastalığın belirtisidir. Bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden veteriner hekime danışmanız gerekir.

Rektal Muayeneye İhtiyaç Var mı?

Senede bir ya da iki kez yapılan düzenli fiziksel muayenelere her veteriner hekim farklı açıdan yaklaşır. Bazı veteriner hekimler rektal muayeneye ihtiyaç duymayabilmektedir. Ancak prostat kanseri ya da rektal kanser gibi rahatsızlıklar erken teşhis edildiğinde başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Rutin muayene esnasında veteriner hekim gerçekleştirmediğinden ondan rektal muayene yapmasını rica edebilirsiniz.

 

Kaynak: Pet B