Ana Sayfa Blog Sayfa 25

AKVARYUM HAKKINDA HERŞEY !!!

Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için 50 litrelik bir tank yeterlidir. (Ama daha büyüğü her zaman daha iyidir) 50-60 litrelik bir tankta çok fazla balık bir arada bulundurulamaz. Bununla beraber bu kapasitede bir tankta başlangıç için bakımı kolay olan balık türleri beslenebilir. Büyük tankların bakımının çok çok zor olacağının söylendiğine şahit olmuşsunuzdur. Aslında tam tersidir. Küçük su kütlelerinde biyolojik dönüşüm geç oluşur. Kolay bozulabilir. Isı farkları daha belirgin olur. Büyük bir akvaryumda ise biyolojik dönüşüm daha kısa sürede meydana gelir. Kolay kolay bozulmaz. Su kütlesi de büyük olduğu için akvaryumda ani ısı değişimleri meydana gelmez.

Bu sayfada, akvaryum hobisine yeni başlayanlar için bir takım bilgilere yer vereceğim.

Tankın kapasitesi şu şekilde hesaplanır:

G= Genişlik (cm. cinsinden) Y= Yükseklik (cm. cinsinden) U= Uzunluk (cm. cinsinden)

Tankın kapasitesi (Litre)= GxYxU/1000

Örnek: Tankımızın genişliği 30 cm. , yüksekliği 40 cm. ve uzunluğu 50 cm. olsun. Bu durumda tankımızın litre cinsinden hacmi: 30x40x50/1000=60 litre olur.

Tankınızı satın alacağınız gibi kendiniz de yapabilir/yaptırabilirsiniz. Ama her konuda olduğu gibi bu konuda da kaliteden ödün vermemelisiniz. Eğer bu konuda çok tecrübeli bir akvaryumcunuz yada arkadaşınız varsa tankı elde yapabilirsiniz tabi. Bunda da dikkat etmeniz gereken birçok şey vardır. Mesela, camların yapıştırırken kesinlikle “akvaryum silikonu” kullanılması gerekir. Başka silikonlar ilk etapta olmasa da ileride balıkları yavaş yavaş zehirleyecektir. Camın kalınlığı önemlidir. Cam kalınlığı ile ilgili bilgileri forumumuzda arama yaparak bulabilirsiniz.

Akvaryum nasıl kurulur?

İlk önce akvaryumunuzun hacmi kadar çeşme suyunu üzeri açık bir kabın içinde 48 saat kadar havalandırın. Çeşme suyu klor içerdiği için bunu yapmanız gerekir. Klor, akvaryum balıkları ve bitkiler için zararlıdır ve öldürücüdür. Çeşme suyu 48 kadar dinlendirildikten sonra canlılarınız için zararlı olan klor uçacaktır. Daha sonra bu dinlenmiş suyun içine piyasada akvaryumculardan kolaylıkla temin edebileceğiniz çeşitli su hazırlayıcılar katabilirsiniz. Bunlar, canlılar için zararlı olan ağır metalleri nötr hale getiren çeşitli kimyasallardır. Dozajına uygun bir şekilde suya kattıktan sonra, suyun ısısını balıklarınızın isteyeceği ısıya getirmelisiniz. Birçok akvaryum balığı 20-26 °C sıcaklıkta yaşar. Yine de hangi balığı beslemeye karar verdiyseniz ısıyı ona göre ayarlamalısınız. Bu arada, özel durumlar (hastalık, bazı balıklarda üreme,…) haricinde ısı sabit tutulmalıdır. Bunun için de yine piyasada çok çeşitli olarak bulunan termostatlı ısıtıcılardan almalısınız.

Temizlenmiş olan boş tanka 10-15 cm. yüksekliğinde suyu boşaltın. Daha sonra tabandan 3-5 cm. yüksekliğe dek temizlenmiş dere kumunu (deniz kumu, kuvars kum ve akvaryumlarda kullanılabilen; suyun kimyasını bozmayan kumlardan kullanabilirsiniz) koyup elinizle hafifçe düzeltin. Taban malzemesinin akvaryumun ön kısmına doğru hafif bir meyil oluşturması, gözle görülebilen pisliklerin tankın ön tarafında birikmesini ve daha kolay temizlenmesini sağlayacaktır. Taban malzemesini de yerleştirdikten sonra su bitkilerini köklerini zedelememeye özen göstererek kuma gömün. Tankınızı istediğiniz gibi dekore edebilirsiniz. Bunun için piyasada çok çeşitli malzemeler bulunmaktadır. Ama yine de akvaryumun doğal görünmesi balıklarınızın sağlığı açısından çok daha önemlidir. Bu yüzden de onları zaman içinde zehirleyebilecek veya strese sokabilecek plastik ve metal malzemeleri akvaryumunuza sokmamalısınız. En doğal dekor malzemeleri çakıl taşları, çeşitli kütükler ve kayalardır. Bunları doğada da bulabilirsiniz ama doğadan alacağınız malzemeleri iyi dezenfekte edilmezse balıklarınız hastalanıp ölebilir. Akvaryum içinde kullanılacak olan malzemeler, suyun kimyasını bozmayan malzemeler olmalıdır. Akvaryum dekorunuzu sadece hayal gücünüz sınırlayacaktır. En iyisi, doğayı elinizden geldiğince taklit etmeye çalışmanız olacaktır.

Dekorunuzu hallettikten sonra sıra bir akvaryum için çok önemli olan malzemeleri yerleştirmeye geliyor. Bunlar: Filtre, hava motoru, ısıtıcı-termostattır. (Filtrasyon 3 şekilde gerçekleştirilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunu ilerleyen bölümlerde ayrıntılarıyla göreceksiniz.) Filtre ve ısıtıcı-termostatı tankınıza yerleştirdikten sonra tankınızın geri kalan kısmını da suyla doldurun. Şimdi filtre, hava motoru ve ısıtıcı-termostatı çalıştırın ve ısının balıklarınızın isteyeceği ısıya gelmesini bekleyin. Burada şunu unutmamakta fayda var: Yeni kurulan bir akvaryuma balık eklenmemelidir. Birçok balık türü, özel su şartları gerektirir. Biyolojik döngünün oluşması için akvaryumun boş (balıksız) bir halde birkaç hafta çalışması gerekir. Balıklar için zararlı bir takım maddeleri (amonyak, nitrit, nitrat) zararsız hale getiren dost bakteriler birkaç hafta içinde çoğalmaya başlar. İşte bundan sonra balıklarınızı eklemeniz gerekir.

Akvaryum hobisi, sürekli olarak kendini geliştirmeyi gerektirir. Piyasada bulunan çeşitli yayınları takip etmelisiniz, akvaryumlarla ilgili olarak hazırlanan web sitelerini ve forumlara başvurmalısınız, konu ile ilgili olan insanlara danışmalısınız. Akvaryum hobisi, hobiciliğin de ötesinde çeşitli sanat, spor, bilim dallarına benzer. Doğayı taklit etmek, sürekli olarak kendini geliştirmek, hayal gücünü zorlamak konularında akvaryum hobisi çeşitli sanat dallarına benzer. Fırsat buldukça doğaya açılıp çeşitli dekor malzemeleri toplamak, sulak alanları dolaşmak açısından da yeri geldiğince spor faaliyetlerine vesile olur. Su analizleri yapmak, canlılarınızın sağlığı açısından çeşitli kimya kaynaklarından faydalanmak, akvaryumunuzda kullanmak için evde bir takım malzemeler üretmek açısından da çeşitli bilim dalları ile iç içedir. Kısacası akvaryum hobisi; sanat, spor ve bilimi tek noktada birleştiren bir hobidir.

Akvaryumunuzda beslediğiniz canlıların üremelerine şahit olmak, yavrularını büyütmek, çeşitli davranışlarını gözlemlemek, büyülü su altı dünyasının bilinmeyenlerine doğru uzunca bir yolculuğa çıkmak şüphesiz her hobici için çok büyük bir mutluluk kaynağıdır. Evinizde kuracağınız sağlıklı bir akvaryum, günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak için güzel bir yoldur.

Akvaryum için gerekli malzemeler şunlardır: Su değişimleri için deterjan ve benzeri madde değmemiş boş bir kova (tankın hacminin %25 oranında), ısıtıcı-termostat, filtre, hava boruları, hava vanaları, kaliteli balık yemleri, balıkları yakalamak için süzgeç, ısıyı ölçmek için derece, çeşitli ilaçlar (metillen mavisi, malahit yeşili…), kaya tuzu, büyüteç.

Akvaryumun yeri:

Akvaryumunuzun, hava sirkülasyonu olmayan biryerde kurulması son derece önemlidir. Bulunduğu yerde soğuk-sıcak hava hareketlerinin olmaması gerekir. Örneğin; balkon kapısının yanına koyulmamalıdır. Koyulduğu taktirde hava sirkülasyonu meydana gelirse suda ısı değişimleri meydana gelebilir. Tropik balıkların çoğu ısı değişimlerine karşı hassastır.

Akvaryumunuzun, yerden 50-75 cm. yukarıda olması ve bulunduğu odanın her köşesinden rahatça görülebilmesi önemlidir. Böylece daha estetik bir durum oluşur. Akvaryumunuzun bulunduğu masa, dolay, vitrin yada benzeri malzeme kesinlikle sağlam olmalıdır. Akvaryumunuzu taşıyabilecek güçte olmalı ve sarsılmamalıdır.

Akvaryumunuzu direkt olarak güneş ışığı almayan bir yere yerleştirmelisiniz. Güneş ışığı alg oluşturur ve akvaryumunuz kirli görünür. Yosunlar heryeri kaplayabilir. Özellikle bitkilerin yaprakları üzerinde çıkan yosunlar bitkilerinizi öldürebilir. Bununla birlikte akvaryumunuzun güneş ışığı alması demek, suda ısı değişikliklerinin olması demektir. Daha önce de belirtildiği gibi akvaryumunuzda ısı değişimlerini mümkün olduğunca en aza indirmelisiniz.

Filtrasyon:

Akvaryumculukta 3 tür filtrasyon vardır. Bunlar; mekanik filtrasyon, kimyasal filtrasyon, biyolojik filtrasyondur.

Mekanik filtrasyon, akvaryumlarda kullanılan çeşitli filtrelerle yapılır. Filtreler iç filtre ve dış filtre olmak üzere 2 çeşittir. İç filtreler genellikle küçük akvaryumlarda, dış filtreler ise genellikle büyük akvaryumlarda tercih edilir. Çeşitli filtre türleri vardır. Bunlardan bazıları; sünger filtre, şelale filtre, pipo filtre gibi filtrelerdir. Filtrenin çalışma prensibi şu şekildedir: Akvaryumdaki suyu çeker, süzer ve akvaryuma geri pompalar. Filtre malzemesi olarak çok çeşitli şeyler kullanılır. Sünger, sentetik elyaf bunların başlıcalılarıdır. Akvaryum hobisine yeni başlayanlar için en uygunu bir kafa motoru veya bir su pompası ile çalıştırılan sünger iç filtrelerdir.

Kimyasal filtrasyon, akvaryumun tabanına çeşitli malzemeler koyarak suyun kimyasal özelliklerini ayarlamak amacıyla yapılan bir filtrasyon çeşididir. Torf, odun kömürü gibi malzemeler, kimyasal filtrasyon yapmak için deneyimli akvaryumcular tarafından kullanılmaktadır.

Biyolojik filtrasyon, suda bulunan birçok faydalı bakteriler tarafından yapılır. Bir tank ilk kurulduğunda biyolojik filtrasyon elemanı olan bakterilerin sayısı yeterli değildir. Biyolojik filtrasyon için gereken yapının oluşması için en az 3-4 hafta geçmesi gerekir. Birçok akvaryum hobicisi, biyolojik yapının (bakterilerin) oluşması için akvaryumu kurduktan sonra 1 ay boyunca boş bırakır. Bu, yanlış bir tutumdur. Akvaryuma balık konmadan önce biyolojik dönüşüm gerçekleşmez. Suyun balıklar için uygun hale gelebilmesi için yeni kurulan tanka birkaç tane dayanıklı balık koymak en uygunudur. 1 ay sonra daha hassas balıklar konulabilir.

Isıtıcı-termostat:

Akvaryumunuzun kapasitesine uygun bir ısıtıcı-termostat kullanmalısınız. Tabi ki bu durum tropikal balıklar için geçerli. Serin su balıkları için (mesela japon balığı) ısıtıcı-termostat kullanmayın. Piyasada çok çeşitli ısıtıcı-termostatlar bulunmaktadır. Suyun ısısı sabit kalmalıdır. Suyun ısısının değişkenlik göstermesi balıkların sağlığını bozar. Bazı balıklar 1°C’lik ısı değişimine karşı bile hassastırlar. Isıdaki değişimler, balığın çeşitli solungaç enfeksiyonuna yakalanmasına sebep olabilir. Bu tür hastalıklarla ilgili bilgileri SAĞLIK kısmında bulabilirsiniz. Unutmadan; ısıtıcı-termostat da dahil akvaryumda kullanılan elektrikli cihazların kaliteli ve sağlam olmasına dikkat edin. Diğer konulardaki bir eksiklik sadece akvaryumdaki canlıların hayatını olumsuz yönde etkiler. Ama elektrikli aletlerdeki bir aksaklık, sizin hayatınızı tehlikeye sokabilir.

Aydınlatma:

Özellikle bitkili akvaryumlarda aydınlatma konusu hayati bir önem taşır. Güneş ışığı bitkiler için zararlı alg oluşumuna sebep olduğu için -ve ısı değişimlerine neden olduğu için- genellikle ev akvaryumlarında kullanılmaz. Akvaryumlar güneş ışığı yerine yapay ışıklandırmayla aydınlatılır. Bu işlem için özel akvaryum florasanları kullanılsa da elektrikçilerde bulabileceğiniz küçük florasanlar da işinizi görebilir. Dikkat etmeniz gereken konu, akvaryumunuzun uzunluğu ve derinliğidir. Her elektrikli cihazda olduğu gibi bu cihazları da kullanırken dikkat etmelisiniz, aksi taktirde tehlikeye giren sizin hayatınız olur.

Bazı hobiciler florasan yerine normal ampul kullanmayı tercih etseler de bu kesinlikle sakıncalıdır. Çünkü ampul suyu aşırı derecede ısıtır. Verdiği ışık rengi hoş bir görüntü oluşturmaz ve yosunlaşmalar oluşabilir. Ayrıca çok fazla elektrik harcarlar. Piyasada çok çeşitli ışıklandırma sistemleri satılmaktadır. Bunlardan bulamazsanız elektrikçilerden bulacağınız florasanlar da işinizi görecektir.

Akvaryum 10-15 saat kadar aydınlatılmalıdır. İdeal olanı günde 12 saat aydınlatmaktır. Geceleri florasanı kapatmalısınız. Hergün aynı saatte açık aynı saatte kapatmalısınız. Elektrikçilerde timer adıyla satılan cihazlar bu sorununuzu giderebilir. Cihazı günde kaç saat aydınlatacaksanız timer cihazını kurun, florasan otomatik olarak açılması gerektiğinde açılır ve kapanması gerektiğinde kapanır.

Bitkili bir akvaryumda aydınlatma yapılmazsa bitkiye ekstra gübre ve çeşitli malzemeler vermenin anlamı yoktur. Ayrıca bitkiler karanlıkta karbondioksit açığa çıkardıkları için olumsuz bir durum oluşabilir. Karbondioksit, pH seviyesini düşürür. Çok fazla karbondioksit yüklenmesi, bu durumu daha da yoğunlaştırabilir. Akvaryum da küçük bir ekosistem olduğu için zincirin halkalarındaki en küçük bir değişiklik diğer unsurları da etkiler. Bu yüzden her konuda olduğu gibi aydınlatma konusuna da önem vermek gerekir. Bu yüzden de aydınlatma konusu ayrıca önemlidir.

Taban malzemesi:

Taban malzemesini, canlının ihtiyaçlarına göre seçmek gerekir. Örneğin bazı türler ince kumlardan hoşlanırlar. Bazıları ise yüksek pH istedikleri için deniz kumu kullanılmalıdır. Taban malzemesi seçerken, balıklarınızın ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmalısınız. Bazı balık türleri kumda çukurlar açarak yuva yapar, bazı balık türleri ise kayalardan yapılmış dekorları sever. Taban malzemesini, balıklarınızın özelliklerine göre seçmelisiniz. Herşeyden önce balık, kendini güvende hissetmelidir. Bu yüzden de kendisine gizleyebilmesine olanak verecek şekilde ve renkte taban malzemesi seçmek yerinde bir davranış olacaktır. Çok önemli bir nokta; unutulmamalıdır ki sudaki biyolojik dönüşümün çok önemli bir kısmı akvaryumun tabanında gerçekleşir. Bu yüzden taban malzemesine sadece bir dekor olarak bakılmamalıdır.

Beslenme:

Balıklar, çok çeşitli gıdalarla beslenirler. Bazıları etçil, bazıları otçul beslenir. Yem seçiminizi buna göre yapmalısınız. Yanlış bir yem seçimi, balığınızın sağlığını kaybetmesine ve hatta ölmesine neden olabilir. Bitkisel ağırlıklı beslenen balığa yüksek oranda protein içeren et ürünleri ve hayvansal yemler verilmemelidir çünkü sindiremeyecekleri için çeşitli hastalıklara yakalanacaklardır. Evde, kendiniz de balık yemi yapabilirsiniz ama piyasada farklı balık türleri için üretilmiş kaliteli ve bol çeşitli yemler çok ucuza bulunabildiği için özel durumlar haricinde böyle bir girişime gerek yoktur. En iyisi yine akvaryumlarla ilgili yayınları ve web sitelerini takip etmek, balığınızla ilgili mümkün olduğunca çok bilgi toplamaktır.

Burada özellikle yavru balıklar için çok önemli ve gerekli olan bir yemden ve bu yemin hazırlanışından bahsetmek gerekiyor. Artemia (artemia salina) denilen bir tür karidesin (tuzla karidesi, bu canlının diğer adıdır) larvaları, balıklar için çok önemlidir. Özellikle yeni doğan yavrulara artemia larvaları verilmelidir. Artemia, içermiş olduğu yüksek besin değeri ile yavru balıkların gelişimlerini hızlandırır ve bağışıklık sistemlerini güçlendirir. Artemia aslında tuzlu sularda yaşayan bir tür minik karidestir. Akvaryumcularda genellikle bunların yumurtaları satılır. Yumurtaları toz yem gibidir. Ama direkt olarak balıklara verilmemelidir. Balıklar yumurtaların kabuklarını sindiremeyeceği için hiçbir faydası olmaz. Artemia yemi şu şekilde hazırlanır: 1 litre kadar suya 1 kaşık tuz atılır ve tuz eritildikten sonra su 25-26°C ısıya gelince istenilen miktarda artemia yumurtası bu tuzlu suya eklenir. Bu sırada suya havataşı ile bir miktar hava verilmesi daha faydalı olur ama bu işlem sırasında suyun dalgalandırılmamasına ve yumurtaların dibe çökmemesine özen gösterilmelidir. Larvalar 1-2 gün içerisinde yumurtadan çıkarlar. Çıplak gözle bu minik larvaları görebilirsiniz. Büyüteçle baktığınızda ise daha kolay görünür, sürekli hareket eden minik yaratıklardır. Su tuzlu olduğu için bu larvaları direkt olarak balıklara vermeyin. İnce çorap veya tül ile süzdükten sonra üzerlerine tatlı su dökerek tuzdan arınmasını sağlayın. Tatlı su balıklarının tuzu direkt yutması demek; böbreklerinin ağır hasara uğraması demektir. Tatlı su ile artemia larvalarını süzdükten sonra balıklarınıza verebilirsiniz. Bu işlemi birkaç günde bir tekrarlarsanız balıklarınız gayet sağlıklı olurlar.

Yine özellikle yavru balıklar için hazırlayabileceğiniz bir başka yem de yumurta yemidir. Bildiğimiz tavuk yumurtasını haşlayın. Haşlanmış yumurtanın sarısını bir fincana yada bardağa koyun. Üzerine biraz su ekleyip yumurtanın sarısını ezin. Bulamaç haline geldikten sonra da 10-15 dakika bekleyin. Tortu kısmı dibe çöktükten sonra yüzeyde kalan suyu bir çay kaşığı yada şırınga ile balıklarınıza verebilirsiniz. Bu yemi kullanırken dozaja dikkat edin. Fazla katarsanız akvaryumun suyu bulanabilir.

Balıklarınınız için hazırlayabileceğiniz başka bir yem de evde hazırlayabileceğiniz bitkisel yemlerdir. Ispanak, yemeklik kabak, havuç, salatalık, marul gibi bitkileri de balıklarınız severek yiyeceklerdir. Bu yiyecekleri güzelce temizledikten sonra haşlayabilir veya direkt verebilirsiniz. Ama haşlamanız balığın yemi yiyebilmesine kolaylık sağlayacaktır.

Bir başka yem de tubifex kurtlarıdır. Bunlardan markalı yem olarak kurutulmuşlarını akvaryumcularda bulabilirsiniz. Canlı olarak da balıklarınıza verebilirsiniz. Fakat bu yemle ilgili çok fazla dikkat edilmesi gereken bir konu vardır: Bu kurtçuklar atık sularda, lağım sularında ve derelerin dibindeki balçık kısımlarda bulunur. Hijyen konusuna önem göstermediğiniz taktirde balıklarınız hastalığa yakalanacaklardır. Temizliğinden emin olduğunuz tubifex kurtlarını direkt akvaryuma atmayın. Çünkü bunlar tabandaki kumların içine saklanırlar ve suyun aşırı kirlenmesine sebep olurlar. Kurtçuk yemleri yerleştirmek üzere satılan yemliklerden satın almanız faydalı olur. Kurtçukları bu yemliklerin içine koyun, balıklarınız gidip onları deliklerden çekerler. Böylece suyun da kirlenmesini engellemiş olurunuz.

Yem olarak ne kullanırsanız kullanın, balıklara vereceğiniz miktar 1-2 dakika içinde tüketebilecekleri kadar olmalıdır. Yemin fazlası dibe çökeceği için hem suyu kirletecektir, hem de suyun kimyasını bozarak balıklarınızı hasta edecektir.

Dekorasyon:

Daha önce de anlatıldığı gibi akvaryumunuzu şekillendirmeniz yalnızca sizin hayalgücünüzle ve maddi imkanlarınızla sınırlıdır. Ama düşük maliyetlerle de güzel bir akvaryum kurulabilir; bu da hayalgücünüze bağlıdır tabi. Doğayı mümkün olduğunca taklit etmelisiniz. Balıklarınız da kendilerini tıpkı doğada yaşıyormuş gibi hissetmelidirler. Kaya, çakıl taşları, kütük ile akvaryumunuza dekor oluşturabilirsiniz. Dekor konusunda yine balıklarınızın ihtiyaçlarına göre hareket etmeniz gerekir. Bazı balıklar kayalıklardan ve sudaki oyuklardan hoşlanırlar, buralara yuva yaparlar. Bazıları da bol bitkili akvaryumlarda mutlu olurlar. Dekor malzemeleri, balıklarınızın üremelerine kadar etkili olabilir. Bazı balıklar bitkilere zarar verirler, bu durumda akvaryumun dekorunu kayalarla ve kütüklerle yapmak gerekebilir veya sert yapraklı su bitkileri kullanılabilir. Aslında dekorasyon insana göre değil, akvaryumdaki canlının ihtiyacına göre olmalıdır.

Düzen-bakım:

Akvaryumunuz ve içindeki canlılar sürekli olarak bakım ve ilgi isterler. Hassas dengeler üzerinde kurulu olan su altı dünyasında sağlık konusu çok önemlidir. Çok önemli bir durum olmadığı sürece hergün aynı saatte yem vermelisiniz, aynı saatte aynı şeyleri yapmalısınız. Düzen değiştiği taktirde akvaryumdaki canlılar -özellikle balıklar- strese girerler ve stres unsuru hastalıklara zemin hazırlayan başlıca unsurdur.

Balık seçimi:

Akvaryumcudan veya bir arkadaşınızdan balık alırken şunlara dikkat etmelisiniz:

Sağlık:

Balık sağlıklı olmalıdır. Renkleri düzgün, yüzgeçleri parçalanmamış, çok zayıf yada çok şişman olmayan balıkları tercih edin. Mümkünse balığı almadan önce yem yemesini seyredin. Sağlıklı bir balık, yemi reddetmez. Ayrıca sağlıklı balık hareketlidir. Özellikle akvaryumun taban kısmında hareketsiz duran, sağlıksız görünen balıkları almayın. Hastalıklarla ilgili kaynakları okuyun ki sağlıksız balığı diğerlerinden ayırt edebilesiniz. Bir de balığın uzuvları eksik olmamalıdır.

Sağlık konusunda üzerinde önemle durulması gereken bir diğer nokta da karantina akvaryumudur. 10-20 litrelik küçük bir tank bu işi görebilir. Yeni alınan bir balık, direkt olarak akvaryuma konmamalıdır. Karantina akvaryumunda 1 hafta gözlenmeli, herhangi bir olumsuz gözlem yoksa bundan sonra ana akvaryuma alınmalıdır. Ama bazı durumları da göz önüne alırsak karantina süresinin 1 ay olması daha garantilidir. Karantina akvaryumu çok önemli olmakla birlikte genellikle göz ardı edilmektedir. İşinizi şansa bırakmak istemiyorsanız bir karantina tankı edinmelisiniz. Öyle büyük bir tank gerekmez; türe göre değişmekle birlikte 30 lt. bir tank çoğu zaman işinizi görecektir. Karantina akvaryumunda dekorasyon, taban malzemesi gibi şeyler bulunmamalıdır. Sadece hava pompasına bağlı basit bir sünger filtre, bir ısıtıcı yeterlidir.

Habitat:

Özellikle doğada aynı veya yakın yerlerde yaşayan balıkları tercih etmeniz (karma akvaryumlarda) yerinde olur. Böylece çok farklı su özelliklerinde yaşamayan, aynı şartları isteyen balıkları almış olursunuz ve su kimyası (pH gibi) ve suyun fiziksel özellikleri (ısı gibi) konusunda herhangi bir problem yaşamazsınız.

Uyum:

Seçeceğiniz balıklar birbirleri ile her yönden uyumlu olmalıdır. Burada uyumdan söz ederken estetikten ziyade yaşamsal anlamda uyumdan bahsediyoruz. Örneğin akvaryumlarda bakılan birçok tropikal balığın mönüsünde yine akvaryumlarda bakılan bazı tropikal balıklar vardır. saldırgan-çekingen ilişkileri, balık seçiminde çok önemli bir yeri oluşturur. Bazı balıklar bölgelerini savunurlar (teritoryal) ve özellikle üreme dönemlerinde hem kendi cinsinden olan balıklara hem de başka cinslerden balıklara karşı saldırgan olabilirler. Balık seçerken bunları göz önüne almazsanız, akvaryumunuzdaki bazı balıklar diğerlerine zarar vereceklerdir. Yine aynı şekilde birçok balık türünde erkek bireyler, hemcinslerine karşı agresiftir. Bunlara dikkat etmeniz ve seçiminizi yapmanız son derece önemlidir. Bazı balıklar da grup/sürü balıklarıdır. Bu tür balıkları akvaryuma en az 4-8 bireyden oluşan bir grup/sürü halinde salmak gerekir. Aksi taktirde kendilerini güvende hissetmezler, strese girerler ve iştahtan kesilip ölebilirler.

Tank özellikleri:

Birçok balık türü küçük tanklarla (20-50 litre) yaşayabilirse de bazı balıklar çok daha büyük hacimli tanklarda (150-500 litre) yaşayabilirler. Besleyeceğiniz balık türlerini ve sayılarını tankınızın kapasitesine göre seçmelisiniz. Aldığınız balıklar yavru yada genç balıklar ise, büyüdüklerinde (ulaşabilecekleri en büyük boya ulaştıklarında) ne kadar bir su kütlesine ihtiyaç duyarlar, bunu düşünmelisiniz. Benzer şekilde, bazı balık türleri yüksek tanklardan (40 cm. ve üzeri bir yükseklik) hoşlanırlar. burada unutmadan şuna da değinilmelidir; bir fanusun içinde kesinlikle balık beslemeyin. Yuvarlak yapısından ve dar ağız kısmından dolayı balıkların sağlığı açısından zararlı olan fanusları kullanmayın. Sadece yavru balıklar fanusta tutulabilir.

Akvaryum hobisine yeni başlayanların dikkat etmeleri gereken diğer noktalar şunlardır:

1. Akvaryumun suyunu komple değiştirmeyin, düzenli periyotlarda su değişimleri yapın. Su aşırı şekilde kirlenmemişse, salgın bir hastalık oluşmamışsa suyu komple değiştirmekten kaçının. Zaten düzenli su değişimleri ile birçok olumsuz durumu da gidermiş olursunuz. Düzenli su değişimleri şu şekilde yapılır: Haftada 1-2 kez, dipten bir hortum vasıtasıyla %20-30 oranında su çekilir. Eksilen suyun yerine, yine akvaryumdaki suyla aynı ısıda, balıklarınızın istediği kimyasal özelliklerde su eklenir. Suyun dipten çekilmesinin sebepleri de şunlardır: Dışkılar ve artık yemler sonucu oluşan bazı maddeler suyun dibinde birikir. Bu maddeler, ileri vadede balıklarınızın sağlığını bozabilir. Bu yüzden düzenli aralıklarla dipten su çekip yenisini eklemek, bu olumsuz durumu ortadan kaldırmanızı sağlayacaktır.

2. Akvaryumunuzu, direkt güneş ışığı almayan biryere yerleştirin. Bir akvaryumun güneş ışığı alması demek; ısıda değişimlerin oluşması, istenmeyen ve özellikle akvaryumdaki bitkileri bozan alglerin (su yosunları) oluşması ve suyun bozulması demektir.

3. Akvaryumunuza gerekmediği sürece ellerinizi sokmayın. Ellerinizi gerekli gereksiz akvaryuma sokarsanız hem suya mikrop bulaştırabilirsiniz, hem de balıklarınızı strese sokarsınız. Stres ise sağlığı bozan en önemli faktördür.

4. Akvaryumunuzda kullanacağınız malzemelerin kaliteli olmasına özen gösterin. Tank, ısıtıcı-termostat, filtre, hava motoru, süzgeç, yemler, ilaçlar, kısacası kullanacağınız bütün malzeme kaliteli olmalıdır. Ekonomik açıdan ucuz malzemelere yönelmektense, biraz daha pahalı olan ama çok daha kaliteli malzemeler kullanmak uzun vadede çok daha ekonomik hale gelecektir. Çünkü akvaryum bir ekosistemdir. Ekosistemdeki en küçük bir arıza, büyük sorunları da beraberinde getirebilir. Bu yüzden kaliteli ürünler kullanılmalıdır. Özellikle çabuk tüketilen akvaryum malzemelerinin (yem, ilaç gibi) son kullanma tarihlerine dikkat edin.

5. Akvaryumun bulunduğu odada kesinlikle sigara içmeyin, başkalarının da sigara içmesine asla izin vermeyin. Sigara insanlar için olduğu kadar diğer canlılar için de öldürücüdür. Yine akvaryumun bulunduğu odada mümkün olduğunca oda spreyleri, gaz halinde kullanılan böcek ilaçlarından kullanmamaya dikkat edin. Birçok balık türü, kimyasal maddelere karşı hassastırlar.

6. Doğadan alıp akvaryumunuza taşıma istediğiniz çeşitli malzemeleri (canlı yem, bitki, çakıl, kum, kütük, kaya gibi) mutlaka dezenfekte ettikten sonra kullanın. Bu konuyla ilgili olarak akvaryum hobisi ile ilgili çeşitli yayınlara ve web sitelerine başvurabilirsiniz.

7. Unutmayın ki akvaryum hobisinde en önemli nokta canlılarınızın sağlığıdır. Sırf kendi zevkleriniz için balıklarınızı rahatsız edebilecek bir dekor uygulamayın. Unutmayın ki akvaryumdaki canlıların sağlığını bozan ana unsur strestir.

8. Yeteri kadar deneyim kazanmadan kimyasalları kesinlikle kullanmayın. İlla da kullanmak gerekiyorsa mutlaka deneyimli bir hobiciye danışın.

9. Son olarak; işini layıkıyla yapan akvaryumculara ve bu işe gönül vermiş hobicilere danışın. Size mutlaka yardım edeceklerdir. Bunların dışında akvaryumla ilgili web sitelerini ziyaret edin, forumlara katılın, akvaryumla ilgili yayınları takip edin.

Kolay gelsin, sağlıklı akvaryumlar dilerim…

Kedi Kumu Seçerken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Kedi kumu seçimi üzerinde fazla düşünmediğimiz bir konu. Ancak zamanla, kullandıkça üzerine kafa yormaya başlıyoruz. Koku yaymayanı, sızdırmayanı, topaklaşanı, çabuk kirlenmeyeni vb. vb… Kedinizin tuvalet alışkanlıkları ve ev düzeniniz açısından beklentileriniz değişebiliyor. Önemli olan beklentilerinizi karşılayacak doğru kuma ulaşabilmek.

 

Kedi Kumu Türleri - Bağışıklık

Piyasada pek çok markanın, değişik özellikleri olan kedi kumları mevcut. Ancak yine de ürünleri özelliklerine göre bir kaç ana gruba ayrılabiliriz. Şu an için yaygın olarak kullanılan kedi kumları silikon kristal, çam pellet ya da bazı özel doğal kum çeşitlerinden üretiliyor. Bu temel ana maddeler çeşitli katkılar ve işlemler sonrası çeşitli özelliklerde farklı kumlara dönüştürülüyor. Parfümlü, pudralı, micro, sertleşen, topaklaşan vb. gibi.
Kedi kumunun kokuyu içine hapsetmesi, etrafa yayması önemli kriterlerden biridir. Diğer önemli bir kriter kumun temizlği ve dayanım süresidir. Bu toplamda koku yapmayan ve üstten temizliği kolay yapılabilen kumlar çoğunlukla tercih ediliyor.
Kum seçiminde bir diğer unsur elbetteki fiyat. Sıradan kumlarla üretilen niteliksiz kumlar, özellikli olanlarına göre daha hesaplı görünebilliyor. Ancak kullanım esnasında çıkardıkları zorluklar ve kısa kullanım ömürleri, aslında onların daha “pahalı” olduğunu kanıtlıyor. Kısacası, en ucuzu değil ama doğru seçilmiş olan kedi kumu daima en hesaplısı oluyor.
 Ayrıca kedi kumunu toptan almak fiyatı önemli ölçüde düşüren bir diğer faktör.

Kedi Kumu Seçerken Dikkat Edilecek Noktalar

Alışkanlıklarına oldukça bağlı olan kediler için zevkler pek tartışılır bir konu değildir. Bu nedenle seçtiğiniz kumu kabullendirmeniz bazen güç olabilir. Böyle bir durumda sorunu ancak deneme yanılma yöntemi ile beğendiği kumu bulana kadar kumunu değiştirerek çözümleyebilirsiniz.
Birçok kedi sahibinin ortak sorunu olan koku kullanılan kumun niteliği ile direk bağlantılı olduğundan dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.
Seçtiğiniz kumun absorbe etme özelliğinin yüksek olması idrarın hızla emilerek koku yapmasını önleyecektir. Ayrıca bir sonraki kullanımı sırasında oluşabilecek bulaşmalar engellendiğinden kedinizin temizliğini de sağlamış olursunuz.
Kedi Kumu Nasıl Kullanılır? - Bilgi Bankası
Fazla tozlu ince taneli kumlar solunum yolu problemi riski oluşturabileceği gibi, kedinizin tuvaletini her kullanışından sonra evinizde beyaz pati izlerinin oluşması gibi bir sorunu beraberinde getirebilir.
Kumun topaklaşma özelliğinin olması hem idrarın bir yerde toplanmasını, hem de dışkının üzerinin kolay kapanmasını sağlayarak kumun temizliğini kolay yapabilmenize olanak vereceğinden kum seçerken dikkat edebileceğiniz detaylardan biridir.
Kumların nitelikleri bazı kimyasal işlemler ile belirlenmektedir. Doğal maden yapısı kimyasal maddeler ile değişime uğratılarak emme, topaklaşma gibi nitelikleri artırılan kumlar bazen kedinizin derisinde özellikle de pati altlarında tahrişe neden olabilir. Böyle bir sorunun ortaya çıktığı durumlarda kumu değiştirerek sorunu çözebilirsiniz.
Seçiminizi yaparken doğal yapıda olan veya kimyasal madde kullanılmadan hazırlanmış bir kum tercih etmeniz böyle bir sorun yaşama olasılığını minimuma indirgeyecektir.
Kedi Kumu seçerken bunlara dikkat ;
Pati ve deri tahrişini engellemek için doğal maddelerden imal edilmiş olmalı
Koku sorununun önüne geçmek için yüksek emiş gücüne sahip olmalı
Hijyenik bir ortam için kolay temizlenebilir olmalı
Daha ekonomik ve sağlıklı bir kullanım için çabuk topaklanmalı
Kolay temizlik imkânı sağlamalı
Kaynak: Pet Burada

Hamster Kafesi Nasıl Olmalı?

Hamster sahiplenenlerin alması gerekenlerin başında hamsterların yaşam alanı olacak kafesler gelir. Hamster kafeslerinin, vahşi doğada son derece aktif bir yaşam süren minik dostlarımızın konforlu zaman geçirebilecekleri özelliklere sahip olması önemlidir. Rahat bir yaşam sürebilmelerini sağlayacak seçimi yapmak için kafeslerin üretildikleri malzemeden boyutlarına, tasarımından içerisinde yer verilecek aksesuarlara dek birçok unsura dikkat edilmelidir. Bu yazımızda “hamster kafesi nasıl olmalı?” sorusunun yanıtlarını bulabilirsiniz.

 

 

hamster kafesi

 

Hamster Kafesi Boyutu

Kafes seçiminde dikkat edilmesi gerekenler arasında boyut, öncelikli unsurlardan biridir. Hamster kafes seçimi sırasında ideal ölçüler, hamster türü doğrultusunda değişiklik gösterebilir. Örneğin Suriye hamster sahiplenenler kafes alacağında tercih edecekleri ürünün hamster başına 101,6 cm x 57,15 cm x 60,96 cm taban alanına sahip olması önerilirken daha küçük hamster türleri için gerekli alan daha küçük olabilmektedir. Nitekim Çin ve cüce hamsterlar sahiplenenlerin hamster başına 101,6 cm x 44,45 cm x 60,96 alan yaratacak kafeslere yönelmeleri tavsiye edilir.

Birden fazla hamster sahiplenenlerin her bir hamster için ideal alan sunan kafesleri tercih etmeleri tercihten ziyade bir gereklilik olarak düşünülebilir. Kafesin taban alanının yeterli olmaması hamsterların kafes içerisinde rahat hareket edememelerine neden olur. Oldukça aktif bir yaşam süren hamsterlar için bu durum, sağlıkları için de sorun oluşturur.

“Hamster kafesi nasıl olmalı?” sorusuna verilebilecek tek yanıt kafesin ebatlarına indirgenemez. Kafeslerin tel aralıklarının ölçüsü de ideal kafesin belirlenme sürecinde önemli kriterlerden biridir. Kafesin tel aralıklarının fazla geniş olması hamster kafesini kaçışa müsait bir yaşam alanına çevirir. 0,5 cm’den fazla aralıklara sahip teller ise hamsterların kafalarının sıkışmasına neden olabilir. Bu nedenle ne fonksiyonel ne de güvenli tercihler olarak yorumlanırlar.

Hamster kafesini belirlerken dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri de kafesin üretildiği materyaldir. Dişleri sürekli uzayan ve içgüdüsel olarak kemirme ihtiyaçları belirgin ölçüde yüksek olan hamsterlar için seçilen kafesin hem kemirilmeyen hem de hamster sağlığına zarar vermeyen materyallerden üretilmiş olması gerekir. Kolay temizlenebilme de kafes materyallerinin sahip olması gereken özelliklerdendir.

Metal, hamster kafesi üretiminde sıkça kullanılan materyallerden biridir. Tel kafes modelleri dayanıklılıkları ve kolay temizlenebilmeleri ile öne çıkar. Ek olarak plastik kafes çeşitleri de oldukça yaygındır. Kafeslerin bütünü tek bir malzemeden imal edilmeyebilir; bazı kafeslerde ahşap da kullanılmaktadır. Hamster kafes tercih aşamasında hamsterların davranışlarının göz önünde bulundurulması, konfor beklentilerinin değerlendirilmesi önem kazanacaktır.

 

hamster çarkında duran hamster

 

Kafes Donanımı: Hamster Konforu ve Eğlencesi

İdeal özelliklere ve ölçülere sahip hamster kafes seçiminden sonra satın alınan kafesin, hamster konforu ve sağlığı için ideal şekilde düzenlenmesi gerekir. Uzun süre zaman geçirecekleri yaşam alanına sahip olmaları adına kafes içerisinde;

  • Mama yiyebilecekleri mama kapları,
  • Temiz ve taze suya erişebilecekleri su kapları,
  • Kafesin taban alanında hamster talaşı,
  • Dişlerini ideal uzunlukta tutmalarına yardımcı olacak kemirme taşları ve kemirme oyuncakları,
  • Keyifli zaman geçirmelerini sağlayan hamster oyuncakları,
  • Güvende hissedebilmelerini kolaylaştıran saklanabilecekleri yuvalar ya da hamster evi bulunması tavsiye edilir.

Kafesler hamsterların konforlu ve eğlenceli vakit geçirebilecekleri şekilde düzenlendiğinde dostlarımızın mutlu bir yaşam sürmeleri kolaylaşacaktır. Bu noktada hamster çarklarının da unutulmaması gerekir. Günün büyük bir kısmını dinlenerek geçiren hamsterler, çarklarını kullanarak enerjilerini atabilirler, stresten arınabilirler ve aynı zamanda fiziksel olarak daha sağlıklı kalabilirler. Hamster çarkı seçilirken aralıklarının fazla açık olmamasına dikkat edilmelidir. Çark aralıkları çok açık olduğunda hamsterlar koşarken zarar görebilirler.

 

tatlı sevimli kahverengi tüylü hamster

 

Kafes Temizliği ve Hamster Sağlığı İpuçları

Hamsterların sağlıklı kalabilmesi için temiz ve hijyenik bir yaşam alanına ihtiyaçları vardır. Kafesin her zaman temiz olmasına dikkat edilmesi evdeki potansiyel koku oluşumunun da önüne geçecektir. Hamster kafesinde koku oluşumunu engellemek için en sık kullanılan ürün hamster talaşıdır. Kafes tabanına yerleştirilen talaşların, kemirgen sağlığına zarar vermeyecek materyallerden ve kemirgenler için özel olarak üretilmiş olmasına dikkat edilmelidir.

Hamster talaşlarının her gün temizlenmesi ve haftada bir değiştirilmesi tavsiye edilir. Aksi durumda hijyen beklentisinin karşılanması pek mümkün olmayacaktır. Talaş temizliğine ek olarak kafesin de düzenli olarak temizlenmesi gerekir. Hamsterlar için zararlı olmayan temizlik ürünleri kullanılarak kafesteki tüm malzemeler, kafesin tabanı, kafesin telleri yıkanmalıdır. Tüm parçalar kurutulduktan sonra tabana tekrar talaş yayılarak güvenli bir alanda bulunan hamster, kafesine koyulabilir.

Kafeslerinin yeterince temiz olmaması hamster sağlığını tehdit edebilir. Kafesler kirli olduğunda hamsterların enfeksiyon riski artar, cilt sorunları ile karşılaşma ihtimalleri fazlalaşır. Aynı zamanda solunum sistemleri de zarar görebilir. Kafesleri kirli olduğunda hamsterların strese girmelerinin ve davranış bozuklukları geliştirmelerinin kolaylaştığı da bilinmektedir.

 

Kaynak: Petlebi

Evde Beslenebilecek Hamster Türleri Nelerdir?

Hamster Türleri

Evinizde hamster beslemek istiyorsanız ilk olarak hamster türleri ve türlerin genel özellikleriyle ilgili bilgi edinmeniz gerekir. Bu sevimli canlılar hakkında ne kadar çok bilgi edinirseniz kendinize en uygun hamster türünü de öyle bulabilirsiniz. Ayrıca siz onu daha çok sevdikçe onlar da sizi sevecektir. Dünyada ve ülkemizde en çok tercih edilen hamster türlerine gelin birlikte bakalım.

Gonzales Hamster

Gonzales hamster oldukça hareketli olan bir hamster türüdür. Boyları küçüktür ve en fazla 10 cm’e kadar uzar. Ağırlıkları ise yaklaşık olarak 70 gramdır. Kendilerini yalayarak temizleyen bu tür genelde dışarıdan bir temizlemeye ihtiyaç duymaz. Gonzales hamster türü genelde elde durmaktan keyif almaz. Ömürleri ise 2-2,5 yıl kadardır. Severken ürkütmeden ve nazikçe sevmenizde yarar vardır.

Roborovski Hamster

Roborovski hamster türü Çin ve Moğolistan kökenlidir. Ülkemizde de oldukça tercih edilen ve sevilen bir türdür. Avrupa ve Amerika’da ise daha popülerdir. Roborovski hamster türü genelde meyve ve sebze tohumlarıyla beslenir. Zaman zaman beslenmesine yeşillikler de eklenebilir. Bu beslenme neredeyse bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir. Dilerseniz bu canlı türünü hamster yemi ile de besleyebilirsiniz. Böylelikle bütün gerekli duyduğu besin değerlerini alabilir. Ortalama ömürleri 3 yıldır. Daha iyi bakıldığında ömürleri uzayabilir. Boyları 4-5 cm olurken ağırlıkları ise 20-25 gramdır. Yani oldukça küçük ve narin canlılardır. Bu yüzden robo cüce ya da çöl hamsterı olarak da adlandırılır.

Avrupa Hamsterı

Hamster türleri arasında en büyük yani en iri yapılı türlerden biri de avrupa hamsterıdır. Diğer türlerine göre oldukça büyük olan bu canlılar, 30 cm’a kadar büyüyebilir. Karın bölgeleri siyah, sırt ve yüz bölgeleri ise kahverengi tonlarındadır. Avrupa hamsterının yan bölgeleri de beyaz renkte olur. Bu renk farklılığı onu diğer hamster türlerinden farklı yapmaktadır. Doğu Avrupa’da toprağın altında da yaşayabilen bu tür çiftçilerin baş belasıdır. Ortalama ömürleri 2,5 yıl kadardır. Eğer evde besleyecekseniz onun için bir alan ayırmalısınız. Birçok hamster gibi Avrupa Hamsterı gündüzleri uyur ve geceleri uyanıktır. Oldukça hareketlidirler ve oyuncaklarla da oynamayı çok severler.

Suriye Hamsterleri

Suriye HamsterleriAltın hamster olarak da bilinen hamster, dünya çapında en popüler evcil hamster türlerinden biridir. Yerlileri Suriye ve Türkiye’nin bazı bölgeleridir ve ilk kez 1700’lerin sonlarında İngiliz zoolog George Robert Waterhouse tarafından keşfedilmiştir. Bu küçük ve tüylü yaratıklar, dost canlısı ve uysal doğalarıyla bilinir ve bu da onları hem yetişkinler hem de çocuklar için harika evcil hayvanlar haline getirir. Suriye hamsterlerinin altın kahverengiden siyaha, beyaza ve hatta grinin tonlarına kadar çeşitli renkleri vardır. Genellikle 4-6 ons ağırlığındadırlar ve 5-7 inç uzunluğa kadar büyürler. Kısa, tıknaz bacakları ve kısa kuyrukları vardır ve kürkleri yumuşak ve kalındır. Büyük, yuvarlak gözleri, sevimli, düğme şeklindeki kulaklarıyla birlikte en belirgin özelliklerinden biridir. Bakım açısından Suriye hamsterleri oldukça az bakım gerektiren evcil hayvanlardır. Hareket edebilecekleri geniş bir kafesin yanı sıra talaş veya kağıt bazlı ürünler gibi yatak malzemelerine de ihtiyaç duyarlar. Ayrıca düzenli olarak taze yiyecek ve suya ihtiyaçları vardır ve diyetleri çeşitli meyve, sebze ve proteinlerden oluşmalıdır. Suriye hamsterleri aynı zamanda egzersizi sevmeleriyle de biliniyor, bu nedenle onlara oyuncak ve oyuncaklar sağlamak önemlidir.

Sibirya Hamsterı

Sibirya HamsterıSibirya’nın otlaklarına ve ormanlarına özgü küçük, tüylü bir kemirgendir. Djungarian hamsteri veya Sibirya cüce hamsteri olarak da bilinen bu sevimli küçük yaratık, sevimli görünümü ve dost canlısı doğası nedeniyle dünya çapında popüler bir evcil hayvandır. Sibirya hamsterleri gece canlılarıdır, yani geceleri en aktif oldukları anlamına gelir. Çevrelerine çok özel bir adaptasyonları var; kış aylarında, enerji tasarrufu yapmalarına ve sert Sibirya kışında hayatta kalmalarına olanak tanıyan bir tür kış uykusu olan uyuşukluk durumuna giriyorlar. Sibirya hamsterlerinin en ilginç özelliklerinden biri de, yiyecek depolamak için kullandıkları “hamster kesesi” adı verilen özel bir organa sahip olmalarıdır. Bu onların daha sonra yemek için yiyecekleri yuvalarına geri taşımalarına olanak tanır; bu özellikle yiyeceğin kıt olduğu kış aylarında önemlidir. Vahşi doğada Sibirya hamsterleri tohumlar, böcekler ve hatta kertenkele ve fare gibi küçük hayvanlar da dahil olmak üzere çeşitli yiyeceklerle beslenir. Esaret altında, tohum, tahıl ve sebze karışımını içeren bir hamster yemi diyetiyle beslenebilirler. Gerekli tüm besinleri almalarını sağlamak için diyetlerinin taze meyve ve sebzelerle desteklenmesi gerektiğini unutmamak önemlidir.

 

Kaynak: Pet Burada

Evcil Kaplumbağa Türleri Nelerdir?

Evcil kaplumbağa türleri, kaplumbağa beslemek isteyenler tarafından merak ediliyor. Bu sevimli canlılar sessizdir ve doğaları gereği iddiasızdır. Bu da onları evcil hayvan olarak popüler bir seçenek haline getiriyor. Peki, evcil kaplumbağa çeşitleri hangileri?

1. Kırmızı Yanaklı Su Kaplumbağası

Evcil kaplumbağa türleri arasında yer alan kırmızı yanaklı su kaplumbağası, oldukça popüler bir cins. Bazı kaplumbağalardan daha dost canlısı ve daha sosyal olma eğilimindedirler. Bununla beraber oldukça aktiftirler ve yaygın olarak bulunurlar. Bu kaplumbağalar genellikle iç mekanlarda barındırılır. Kaliteli kaplumbağa yemleri tüketmeleri önemlidir.

 

KIRMIZI YANAKLI SU KAPLUMBAĞASI (RED-EARED SLİDER) | BURSA ZOO | Bursa  Hayvanat Bahçesi

 

2. Afrika Sideneck Kaplumbağası

Bu sevimli küçük su kaplumbağalarının, kabuklarının içine tam olarak geri çekilemeyen, kendine özgü uzun boyunları bulunur. Anatomileri biraz farklıdır. Benzersiz görünümleri ve boyutları sebebi ile popüler bir tercihtir. Besleyici sürüngen yemleri tüketmeleri oldukça mühimdir.

 

Afrika Sideneck Kaplumbağası Özellikleri ve Mizacı - Zoo Blog

3. Doğu Kutu Kaplumbağası

Evcil kaplumbağa türleri doğu kutu kaplumbağası ile devam ediyor. Doğu kutu kaplumbağaları çok fazla alana ihtiyaç duyar, fakat uyarlanabilirler ve doğru barınma ile içeride ya da dışarıda yaşayabilirler. Yaşam alanlarında sürüngen taban malzemeleri mutlaka yer almalıdır.

 

1.600+ Doğu Kutu Kaplumbağası Stok Fotoğrafları, Resimler ve ...

 

4. Mississippi Harita Kaplumbağası

Kabukları boyunca uzanan belirgin bir sırt yüzgeci vardır. Bazı su kaplumbağası akrabaları kadar büyük muhafazalara ihtiyaç duymazlar ve bu onları alan sınırlamaları olanlar için çekici bir seçim haline getirebilir. Yine de yaşam alanlarında sürüngen ısıtıcı ve sürüngen lambası kesinlikle bulunmalıdır. İyi koşullarda bakılırsa otuz sene kadar yaşayabilir.

 

Texas Harita Kaplumbağa Graptemys Çok Yönlü — Stok Foto © REPTILES4ALL  #200604914

 

5. Benekli Kaplumbağa

Evcil kaplumbağa türleri söz konusu olduğunda öne çıkan cinslerden bir diğeri de benekli kaplumbağa olur. Sınırlı alanınız varsa ve bir su kaplumbağası arıyorsanız benekli kaplumbağa en iyi seçimdir. Ayırt edici benekli kabuklarıyla da güzel görünüyorlar. Doğru sürüngen aksesuarları ile hem içeride hem de dışarıda yaşayabilirler. 100 sene kadar ömür süreleri vardır. Bakımları da oldukça kolaydır. Bundan dolayı çoğu insan için uygun bir kaplumbağa türü olduğunu söyleyebiliriz.

 

Nesli tehlikedeki 'benekli kaplumbağa' korumaya alındı - Sözcü

 

Kaynak: Blog Zoo

 

BAKIMI EN AZ ZAHMETLİ 10 AKVARYUM BALIĞI !!!

İlk akvaryumunuza koyacağınız balıkların seçimi acemi bir akvarist için büyük sorumluluk gerektiren önemli bir durumdur. Halihazırda herkesi büyüleyecek kadar çok çeşitli balık türü bulunmaktadır. Ancak çoğu balık türünün acemi akvaristlerin oluşturmakta zorlanacağı özel bakım koşulları gerektirdiğini akıldan çıkartmamak gerekmektedir.

Genel Bilgi

Tecrübeli akvaristler çeşitli nedenlerle yola zahmetsiz balık türlerini seçerek koyulmayı tavsiye etmektedir. Akvaristlik biraz biyoloji, biraz hidrokimya ve biraz da mikrobiyoloji bilgisi gerektiren çok yönlü bir hobidir. Hata yapmadan ne yazık ki tecrübe kazanılamamaktadır. Yanlış adımlardan biri balık ölümlerine ve öncelikle de en hassas türlerin ölümüne yol açabilir. Daha dayanıklı olan balıkların ise hatalara karşı hayatta kalma olasılığı daha yüksektir.

Acemi akvaristler, farklı su parametrelerinde akvaryum balıklarının sağlıklı olduğuna dikkat etmelidir. Bu durumda onlar için özel bir su ortamı oluşturmaya gerek yoktur, önemli olan birkaç basit kurala uymaktır.

Ayrıca bakımı kolay olan akvaryum balıklarının üremesi de genellikçe oldukça kolaydır, bu da üreme konusunda olumlu ilk tecrübeyi kazanmanızı ve üreme konusunda temel konuları kavramınızı ve evcil hayvanlarınızın popülasyonunu çoğaltabilmenizi sağlar.

İlk akvaryum dostları olmaya mükemmel aday 10 en zahmetsiz türü dikkatinize sunarız.

1. Lepistes

Listemizdeki ilk yeri küçük bir balık olan Lepistes alıyor. Ezici çoğunlukta amatörler için bu tür birinci sırada yer alır. Lepisteslerin bakımı ile edinilecek tecrübe, profesyonel akvaryum hobisi dünyasına geçişin anahtarı halini almıştır.

 

Lepistes
Lepistes

Lepistesler çok fazla renk çeşitlerinin olmasıyla ayrışmaktadır ve hemen hemen her akvaryum ortamında hayatta kalabilmektedirler.  Ancak yoğun bitkiler bulunan 50 litrelik akvaryumlarda 6-10 balıktan oluşan bir sürü halinde tutmak yine de en iyisidir. Barışçıl balıklar olup genel akvaryumlara çok uygundur, erkek olanlarının önemli avantajı olan peçeli kuyruğunu kaybetmemeleri için Lepistestlerin diğer balıkların yüzgeçlerini kemirebilen türlerle aynı akvaryuma koyulması tavsiye edilmemektedir.

Lepistesler viviparous (canlı doğuran) balık grubundandır, yani yumurtlamadan sonra kendi kendine beslenebilen, gelişmiş bir yavru doğar. Dolayısıyla bu balıkları yetiştirmek herhangi bir zorluğa neden olmamaktadır, çünkü işlem genel bir akvaryumda herhangi bir müdahaleye gerek kalmadan gerçekleşebilmektedir. Lepistesler için yem seçmek de zor değildir, bu balıklar canlı, dondurulmuş ve kaliteli kuru yemleri yiyebilir.

2. Zebra Balığı

 

Zebra Balığı
Zebra Balığı

Akvaryumda suyun yüzeyine yakın olmayı tercih eder. Sürü balığıdır ve bu yüzden en az 6 balıktan oluşan sürüler halinde olmalıdır. Minimum 30 litre akvaryum gerekmektedir ve tercihen uzun olmalıdır. Çünkü Zebra Balığı çok hareketli bir balıktır ve yüzmek için alana ihtiyacı vardır. Yüksek aktivitelerine rağmen bu balıklar son derece sakindir ve kimseyi rahatsız etmezler. Ayrıca Zebra Balığının olduğu akvaryuma canlı bitki koymak da faydalıdır.

Yumurtlayan balıklar olup, yumurtlama sistemi çok karmaşık değildir ve bakımı oldukça acemi bir akvarist için dahi uygundur.

Çizgili «Standart»  renkteki balığa ilaveten, leopar desenli ve genetiği değiştirilmiş GLO serisi renk çeşitleri bulunmaktadır. Beslenme konusunda seçicidirler, suyun yüzeyinde yüzen pullar şeklindeki kuru yemler onlar için idealdir.

 

3. Xiphophorus (Kılıç Kuyruk) Balığı

Xiphophoruslar – Acemiler için harika balıklardır. Bu balıklar viviparous grubun nispeten büyük temsilcileridir. Bazı örnekleri akvaryumda 8 -10 cm ye kadar büyüyebilmektedir.  «Klasik»  biçimin karakteristik özelliği, kuyruk yüzeyi üzerinde bir xiphoid işaretin olmasıdır. Şu anda hem renk, hem de vücut şekliyle farklı olan çok sayıda formu mevcuttur.

 

Xiphophorus (Kılıç Kuyruk) Balığı
Xiphophorus (Kılıç Kuyruk) Balığı

Kapalı 50 litrelik bir akvaryumda bakılması uygundur, çünkü bu balıklar çok zıplayan türde balıklardır.  Balıkları küçük «Haremler halinde» tutmak en iyisidir– bir erkek başına 2-3 dişi olması gerekmektedir. Aksi halde erkekler arasında çatışmalar olması mümkündür. Akvaryuma canlı bitki koyulması tercih edilir.

Xiphophoruslar genel olarak sakin balıklardır ve çoğu türle uyum içindedirler, ancak bazen aralarında oldukça huzursuz olanları çıkmaktadır.

Viviparous balık grubunda olduğu ve gelişmiş yavrular dünyaya geldiği için üreme zor değildir.

Akvaryumda yaşama süresi 3 ila 5 yıl arasındadır.

4. Moli Balığı

Listemizde bir başka canlı doğuran balık daha bulunmakta. Bu balıklar nispeten büyük balıklar olup, dişiler 10 cm’ye kadar büyüyebilmektedir, erkekler biraz daha küçüktür. En popüler olanları, gövdesi tamamen siyah renk olanlardır.

 

Moli Balığı
Moli Balığı

Yetiştiriciler çok sayıda renk alternatifi geliştirmişlerdir.

Ayrıca birçok insan, sırt yüzgeci son derece gelişmiş olan ve hızlı hareket edebilen yelken kuyruklu molilere (molinezyavelifera) hayran olur. Bu balıklar zaman zaman komşularına karşı saldırgan olabilmektedir.

Diğer canlı doğuran dişi balıklar gibi moli balıklarını erkeklerin baskın olduğu en az 50 litrelik akvaryumlarda tutmak en iyisidir. En iyi dekorasyon şekli canlı bitkiler ve doğal dalgaların karaya attığı kütüklerdir. Orta sertlikte ılık su tercih edilmektedir.

Мoli Balıkları birçok balık için iyi bir komşudur.  Bazen sadece birkaç tanesi genel akvaryumda saldırgan olabilir.

Üreme basit ve genellikle kendiliğinden olur. Yavrular doğumdan sonra tamamen biçimlenir ve kendi kendine beslenebilir.

5. Аncistrus (Cüce Vatoz)Balığı

«Yapışkan yayın balıkları» Ancistruslar acemi akvaristlerin çoğu tarafından bu isimle bilinmektedir.– Bu balıkların dik yüzeyler de dahil olmak üzere her hangi bir yere tutunmasını sağlayan «vantuza» dönüşen ağızları vardır. Ağzının bu özelliği sayesinde ana besin kaynağı olan su yosunlarını rahatça kazıyıp yiyebilmektedir.  Bu da akvaryum camının ve dekorasyonun temiz kalmasına yardımcı olmaktadır. Bu yüzden Ancistruslar acemi akvaristler için çok faydalı akvaryum balıklarıdır.

Boyutları maksimum 10-12 cm dir. Üzerinde beyaz benekler bulunan koyu gri bir vücuda sahiptir. Peçe yüzgeçli ve tamamen beyaz renkli formları bulunmaktadır.

 

Аncistrus (Cüce Vatoz)Balığı
Аncistrus (Cüce Vatoz)Balığı

 

En az 50 litrelik tüm tropikal akvaryumlarda bakmak için uygundur.  Sindirim için gerekli olan selülozu alarak, kazımayı çok sevdikleri doğal dalgaların karaya attığı kütüklerin mevcudiyeti tasarım için bir gerekliliktir.

Bazen canlı bitkilere zarar verebilirler. Balık türlerinin çoğuyla uyumludurlar. Bir dişi bir erkek akvaryumda olduğunda genellikle spontan bir yumurtlama görülmektedir.

6. Siyah Tetra Balığı

Bakımı kolay olan bu balık acemi akvaristler için mükemmel bir seçimdir. Balık 3-4 cm’ye kadar büyümektedir, uç adet koyu enine çizgisi olan gümüş renkli bir gövdeye sahiptir.

 

Siyah Tetra Balığı
Siyah Tetra Balığı

 

Peçeli ve albino formları bulunmaktadır. Son zamanlarda son derece parlak floresan renklere sahip genetiği değiştirilmiş GloFish Tetra Balıkları dikkati çekmektedir.

Bakımı için en az 40 litre hacminde bir akvaryum gereklidir. Tetra Balığı sürü balığıdır, en az 6 üyeli sürü halinde olmalıdır. Bitki çalılıkları bulunan serbest alanlarda yüzmelerini sağlamak gerekmektedir.

Tetra Balıklarının beslenmesinde de ayrıca bir sorun olmamaktadır.  Suyun orta katmanlarında ve yüzeye yakın kısımlarında beslenmeyi tercih ederek her türlü yemi mükemmel şekilde yerler.

Üreme önceki türlere göre biraz daha zordur, ancak biraz teorik hazırlık sonrasında üreme tamamen mümkündür.

Akvaryumda ortalama yaşama süresi – 3 ila 4 yıldır.

7. Kavgacı Siyam Balığı (Betta splendens)

Erkeklerin birbirlerine tahammülsüzlüğü dolayısıyla  «Kavgacı Balık» olarak anılmaktadır. Labirent Balıkları gurubuna aittir. Bu balıklarda özel bir solunum organı; labirent bulunmaktadır. Bu solunum organı nefes almak için atmosferik havayı kullanmayı mümkün kılmaktadır, bunun için balıkların periyodik olarak yüzeye çıkmaları gerekmektedir. Bu özellikleri sayesinde Kavgacı Siyam Balıkları zorunlu havalandırma olmadan küçük akvaryumlarda yaşayabilirler.

Balığın ortalama boyu 5-6 cm’dir. Belirgin cinsel dimorfizm ile karakterizedir: Dişiler daha ufaktır ve bu tür gösterişli bir kuyruğa sahip değildir. Yetiştiricilerin çabalarıyla şekil ve renk açısından farklılık gösteren 70 in üzerinde Kavgacı Siyam Balığı yetiştirilmiştir.

 

Kavgacı Siyam Balığı (Betta splendens)
Kavgacı Siyam Balığı (Betta splendens)

 

En az 7 litre hacme sahip akvaryumlarda bu balığa bakmak mümkündür, ancak en uygun olan akvaryum hacmi 20 litre ve üstüdür. Akvaryumda havalandırma olması gerekmemektedir, ancak bir filtre takılması en iyisidir. Suyun yüzeyi üzerinde havanın sıcaklığının çok düşük olmaması gerekmektedir, aksi halde balığın labirent organı zarar görebilir.

Üreme süreci zor olmamakla birlikte son derece ilginçtir. Yumurtlama sonrasında erkek, yumurtaları koyduğu baloncuklardan bir yuva yapar ve yavru ortaya çıkana kadar onlara bakar.

8. Benekli çöpçü balığı

Benekli Çöpçü Balıkları çok popüler akvaryum yayın balıklarıdır.  Bu balıklar son derece barışçıldır, ilginç davranışları vardır ve akvaryumun dibini yem artıklarından çok iyi temizlerler. Bu nedenle Benekli Çöpçü Balıkları milyonlarca akvaristin sempatisini ve takdirini kazanmıştır.

Akvaryumda erkekler 4 ila 6 cm’ye kadar büyümektedir, dişiler biraz daha büyük olup 7 cm’ye kadar olmaktadır. Koyu renkte birçok benek olan zeytin grisi gövdeleri bulunmaktadır.  Hafif pembemsi-altın renginde bir karna sahiptirler.

 

Benekli çöpçü balığı
Benekli çöpçü balığı

 

Benekli Çöpçü Balıkları sürü balığıdır, en uygunu akvaryumda 4-6 balıktan oluşan bir sürünün bulunmasıdır. Bir çift balık için minimum hacim 30 litredir.  Zeminde keskin kenarlı unsurlar bulunmamalıdır, çünkü Benekli Çöpçü Balıkları ağza yakın hassas antenlerine zarar verebilir.  Yayın balıkları zeminde toplanmayı ve yoğun bitki çalılıkları arasında yüzmeyi çok severler.

Çoğu süs balığı türüyle birlikte bakılabilir. Küçük bir uygulama sonrasında üremeleri zor değildir.

İyi bakım yapılması halinde 8-10 yıl yaşayabilirler.

9. Tetrazon (Kaplan Dikeni) Balığı

Tetrazon (Kaplan Dikeni) Balığı çekici renklere sahip barışçıl bir sürü balığıdır. Akvaryumda 7 cm’ye kadar büyümektedir.  Gövdesi gümüşi renginde olup, enine dört çizgisi bulunmaktadır. Özellikle erkeklerde belirgin olarak kırmızı kenarlı yüzgeçler görülmektedir.

 

Tetrazon (Kaplan Dikeni) Balığı
Tetrazon (Kaplan Dikeni) Balığı

 

Bu balıklara en az 6’lı sürüler halinde bakılmalıdır. Daha küçük olanlarında komşularına karşı saldırganlık gözlenebilmektedir. Tetrazonlar çok hareketli balıklar olduklarından ve ferah alan gerektirdiğinden, akvaryum hacminin en az 50 litre ve uzunca olması en iyisidir. Canlı bitkiler olan akvaryumlarda daha rahat etmektedirler.

Diğer birçok türle anlaşabilmektedirler ancak Tetrazonlar için saldırganlık konusu olabilecek yavaş ve peçe yüzgeçli balıklar bunun dışındadır. Büyük yüzgeçlerine onlar tarafından zarar verilebilir.

Üreme için ayrı bir yumurtlama akvaryumunun organize edilmesi gereklidir. Üremenin kendi nüansları olmakla birlikte karmaşıklık açısından farklılık göstermemektedir ve biraz beceriyle akvaristliğe yeni başlayanlar bile başarılı olacaktır.

10. Üç Noktalı Gurami Balığı

 

Üç Noktalı Gurami Balığı
Üç Noktalı Gurami Balığı

 

Üç Noktalı Guramiler 10-13 cm’ye kadar büyüyebilmektedir.  Büyük boyutlu olanları için en az 80 litre hacminde bir akvaryum gereklidir. Diğer labirent solunum organlı balıklarda olduğu gibi havalandırma gerekmemektedir, ancak Gurami Balığının sağlığı için iyi bir filtre faydalı bir etki sağlayacaktır.

Balıklara çiftler halinde veya dişilerin baskın olduğu küçük gruplar halinde bakmak en iyisidir. Büyüklükleri ve mizaçları açısından yakın olan türler Guramiler için iyi komşular olacaktır. Yemek konusunda zahmetsizdirler ve her türlü yemi rahatlıkla yerler.  Akvaryumda bulunan salyangozları, planarya ve hidraları yok etmeleri açısından çok faydalıdırlar.

Üç Noktalı Guramilerin üremesi konusunda acemiler için genellikle bir sıkıntı ortaya çıkmamaktadır. İyi bir cinsel dimorfizm ile karakterizedir, bu nedenle çift seçmek zor olmaz.   Kavgacı Siyam Balığı gibi erkek Guramiler de kabarcıklar, tükürük ve su bitkilerinden yuva yapmakta ve sonrasında yumurtalar ile ilgilenmektedir.

Akvaryumda 5 ile 7 yıl yaşayabilirler.

 

Bu balıklar çok dayanıklılardır, ancak bunun sorumsuz davranmak için bir neden olmadığına dikkatinizi çekmek isteriz. Diğer evcil hayvanlar gibi akvaryum balıkları içinde en konforlu yaşam ve gelişme koşularının oluşturulması gerekmektedir. Aynı zamanda en zahmetsiz türler için dahi, suyun değiştirilmesi vs. gibi belirli bakım önerilerine uyulması gereklidir. İyi bir bakım halinde evcil hayvanlarınız gözlerinizi uzun bir süre şenlendirecek ve mutluluk yayacaklardır.

 

Kaynak: Tetra

Kedi ve Köpeklerde Mama Seçimi Nasıl Yapılmalıdır?

Little dog maltese and black and white cat eating natural, organic food from a bowl at home

Günümüzde evcil hayvan bakımı giderek artmaktadır. Bu durumda beraberinde evcil dostlarımız için kullanacağımız mama seçiminin önemini bizlere hatırlatmaktadır. Bu yazımızla beraber kedi ve köpek dostlarımızın mama seçiminin nasıl yapıldığına ve dikkat edilmesi gereken noktalar ve hangi tür mamanın hangi yaşta kullanılması gerektiği konularına değineceğiz.

 

 

1) Kedilerde Mama Seçimi Nasıl Yapılır?

Kedi dostlarımız için yapılacak mama seçiminde birçok konuya dikkat edilmelidir. Örneğin;

– Kedinizin yaşı ve kilosuna,
– Bağırsak ve mide sorunlarına,
– Zihinsel ve bedensel gelişimlerine,
– Kedinizin cinsine göre sıralayabiliriz.

Yukarıdaki maddeleri göz önünde bulundurarak kedi dostlarımızın mama seçiminde onları 4 kategoriye ayırabiliriz.

1.1) Yavru Kedi Maması: Yavru kedinin gelişimi için protein ve yağ oranı bulunan yüksek kalorili mamalara ihtiyaçları vardır. B9 Vitamini, Omega 3 ve Omega 6 gibi katkılarda beslenme için önemlidir.
1.2) Yetişkin Kedi Maması: Kalorinin azaldığı bu dönemde kedinizin bağışlık sistemini korumak için E ve C vitamin ağırlıklı mama seçimleri yapılmalıdır.
1.3) Yaşlı Kedi Maması: (7-10) yaş aralığında olan kedilerin aktivite düzeyinin azaldığı gibi sağlık sorunları görülebilmektedir. Bu nedenle kullanılan mamaların sodyum, fosfor ve kalsiyum değerlerinin yüksek olduğu mama seçiminin yapılması önemlidir.
1.4) Kısırlaştırılmış Kedi Maması: Gelişimi devam eden kediniz için alınması gereken takviyeler ile birlikte kilo sorununu da dikkate alarak beslenmesine yardımcı olabilirsiniz.

2) Kedi Maması Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?

Kedinizin mama seçimi ile ilgili dikkat etmeniz gereken konuları ilk maddemizde değinmiştik. O maddeleri göz önünde bulundurarak kedi dostlarımızın temel beslenme ihtiyaçlarını karşılamak gerekmektedir. Peki bu temel besin ihtiyaçları nelerdir?

a) Hayvansal Protein Kaynakları: Tavuk, balık, sığır, hindi, kuzu gibi hayvansal proteinler içeren mamalar sayesinde kediniz proteinle beslenir. Ancak burada ki dikkat edilmesi gerek nokta, kullanılmakta olan bazı yan ürünlerdir. Kedilerinize uygun olmayan yan ürünleri göz önünde bulundurarak mama seçimi yaparken  dikkatle incelenmelidir.
b) Tahıl: Kedinin Karbonhidrat ihtiyacını sağlamak için sebze, meyve veya tahıl’ sız ürünlerden de yararlanılabilir.
c) Taurin: Mama içeriğinde dikkat edilmesi gereken bir başka konu taurindir. Taurin sayesinde kedinizin sağlığı açısından önemli olan amino asit ihtiyacı giderilebilir.
d) Vitamin ve Mineraller: Mama seçiminde en önemli noktalardan biri olan Vitaminler (A, B, C, B9, ve B12) mamanın içeriğin de mutlaka bulunmalıdır. Minerallerde ise (kalsiyum, fosfor, demir, magnezyum, sodyum ve çinko) gibi destek ihtiyaçlar mamanın içeriğinde bulunduğuna dikkat edilmelidir. Kullanılan vitamin ve mineraller sayesinde kedi dostlarınızın eklem, kemik ve diş sağlığı sorunlarının önüne geçmiş olursunuz.

 

 

 

3) Köpeklerde Mama Seçimi Nasıl Yapılır?

Köpek dostlarımız için mama seçimi basit bir konu gibi görünse de aslında onların sağlıklı ve uzun ömürlü olabilmeleri için mama seçimlerinde bilinçli ve dikkatli davranılmalıdır. Köpek dostlarımızda mama seçimi yaparken onları kiloya, yaşa ve cinsine göre kategorilerine ayırmak mümkündür.
Köpek dostlarımızı mama seçimlerinde 2 kategoriye ayırmaktadır. Bunlar;
3.1) Yavru Köpek Maması: Köpeğiniz ilk dönemlerde anne sütü yardımıyla beslenme ihtiyacını annesi tarafından karşılanır. Ancak bir buçuk ve iki aylık dönemlerinde köpeğinizin dişleri çıkmasıyla beraber yaş mama kullanmanız onlar için daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca yavru köpekler besin değeri yüksek mama tükettikleri için oldukça hareketlidirler.
3.2) Yetişkin Köpek Maması: İlerleyen yaşlarda köpeğininiz haraketlilik süreci yavaşlayacaktır. Bu durumda kilo alımının önlenebilmesi için mama seçimi yaparken besin değeri düşük olan mamalar tercih edilmelidir.

4) Köpek Maması Seçerken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar Nelerdir?

– Et oranının yüksek olan mamanın seçilmesi,
– Mama seçiminde tahılsız mamalar tercih edilmelidir. Çünkü tahıllı mamalarda mısır ve pirinç hammaddesi olduğu için gliserin oranı yüksektir. Bu da köpeğinizde obeziteye, şeker hastalığına, ağız ve diş sağlığına yol açmaktadır.
– Mamanın içerik kısmında kalsiyum, fosfor, demir, bakır, iyot gibi maddeler içermelidir. A, B1, D vitamin ve mineral takviyelerine de bakılmalıdır.
– Glütensiz mama tercih edilmelidir.
– Seçeceğiniz mama da GDO’suz, renklendirici ve tatlandırıcı olmamalıdır.
– Köpeğinizin cinsine, yaşına, kısır olmasına, aktif/oyuncu özelliklerine göre mama tercihi yaparken dikkat edilmedir.
– Mamalarda soya olmamasına çok dikkat edilmelidir.
– Mamanın taze olması önemlidir.
Kaynak: Doğukan ilaç san. tic. ltd. şti.

Evde Beslenebilecek En Nazik 8 Evcil Kuş Türü !!!

Evcil hayvan sahiplenmek isteyen kişilerin kendi yaşam şartlarını, karakterlerini veya sahiplenmek istedikleri canlının bakım gereksinimlerini göz önünde bulundurmaları gerekir. Kuş bakımı pek çok insana daha kolay gözükse de söz konusu kriterleri göz önünde bulundurarak seçim yapılması uzun süreli, güçlü bir dostluğun temellerinin daha kolay atılmasına yardımcı olur. Evcil olsalar da tüm kuş türleri ısırma potansiyeline sahiptir, bazı kuşlar için kafes yaşamı ideal değildir. Bazı kuş türleri diğerlerinden daha dost canlısıdır ve evde yaşamaya çok daha uygundurlar. Doğru bir şekilde eğitildiğinde kuşlar evdeki herkese çok bağlanırlar ve daha az ısırmaya meyleder. Bazı kuş çeşitleri diğerlerinden daha aktifken bazıları tünekte daha fazla vakit geçirmeyi sever. Bununla beraber ister aktif olsun ister dinlenmeyi sevsin nazik kuşların ortak özellikleri her zaman eğlenceli olmalarıdır. “Hangi cins muhabbet kuşu almalıyım?” ya da “Hangi cins kuş almalıyım?” soruları bu noktada öne çıkmaktadır. Özellikle ilk defa kuş alacak olan kişilerin en nazik kuş türleri arasından tercih yapması alışma sürecinin çok daha kolay olmasını sağlar.

muhabbet kuşu

Muhabbet Kuşu

“Hangi kuşu almalıyım?” sorusuna verilen en popüler cevap tartışmasız muhabbet kuşudur. Kediler ve köpeklerden sonra en çok tercih edilen evcil hayvanlar olan ev kuşları nazik ve sıcakkanlı bir dost arayanlar için en ideal seçenektir. Moralleri bozuk olduğunda biraz ısırabilirler ancak küçük gagaları insanlara zarar vermez. Güzel bir eğitim ile çok neşeli ve eğlenceli bir karaktere sahip olabilirler. Muhabbet kuşları sosyal canlılar oldukları için evdeki herkesle oyun oynamayı seveler. En büyük özelliklerinden birisi de konuşabilmeleridir. “Hangi kuşu almalıyım?” sorusuna cevap veremediğiniz zaman genellikle muhabbet kuşları en doğru tercihtir.

 

pionus papağanı

Pionus Papağanı

Pionus papağanı en güzel ve tatlı dilli papağanlardan bir tanesidir. Aynı zamanda en kibar kuş türleri arasında yer alır. Son derece zeki olan pionus papağını oldukça sosyal olması ile tanınır. Bununla beraber diğer kuş türlerine oranla özgürlüğüne daha düşkündür. Bağımsız olduklarından diğer papağan türlerine göre daha az huysuzluk yaparlar. Pionus papağanları çok aktif kuşlardır ve oyuncaklarla oynamayı çok severler.

 

kumru

Kumru

Kumrular dünyada barışın ve aşkın simgesi olarak kabul edilirler. Kumruların en sevecen kuşlar arasında yer alması bu şekilde simgeleştirmelerinin aslında ne kadar doğru olduğunu gösterir niteliktedir. Kumrular son derece sessiz ve sevimli kuşlardır. Bu özellikleri ile apartmanda kolay bir şekilde bakılabilirler. Kumruların en büyük özelliği ilgiyi çok sevmeleridir ancak sürekli olarak ilgi istemezler. Bu yönleriyle ilk defa kuş sahibi olacak kişiler için ideal türlerden birisi olarak kabul edilirler.

 

sümbül makav

Sümbül Makav

En büyük makav türlerinden birisi olan sümbül makavı, boyutlarının aksine son derece tatlı ve nazik bir kuş türüdür. Hatta kuş dünyasında sümbül makav “nazik dev” olarak bilinmektedir. Dışarıdan bakıldığında dikkat çeken sivri gagaları bir cevizi kırabilecek kadar güçlüdür. Bununla beraber sümbül makavı doğru bir şekilde yetiştirildiğinde neredeyse hiç ısırmaz, birlikte yaşadığı insanlara zarar vermez.

 

ispinoz

İspinoz

İspinoz oldukça sevecen bir kuş türüdür. Ancak sahiplerinin çok nazik olması gerekmektedir. Çünkü ispinozlar aynı zamanda oldukça kırılgan canlılardır. İspinozlar genellikle ele alınmadan beslenir. Eğer kuşu elinizde sevmek sizin için önemliyse ispinozdan farklı kuşlara bakmanız daha iyi bir tercihtir. Ancak  bu önemli değilse küçük bir ispinoz sürüsüne bile sahip olabilirsiniz. İspinozlar enerjik kuş turleri arasında yer alır ve gün içerisinde bu enerjilerini atabilmeleri için bol bol hareket etmeye ihtiyaç duyar.

 

eklektus papağanı

Eklektus Papağanı

Eklektus papağanı büyük papağan türleri arasında yer alır. Bu canlılar sahiplerine hemen bağlanırlar. Sosyalleşmeyi seven canlılar oldukları için sahipleriyle vakit geçirmek isterler. Bu nedenle ilgisiz kaldıklarında kıskançlık yaparlar. Dişi eklektus papağanı kuluçka zamanında kötü kokabilmektedir. Erkek eklektus papağanı dişilere göre daha sevecen olarak kabul edilir. Ancak dişiler stresle erkeklere göre daha iyi başa çıkar.

 

gül karınlı muhabbet kuşu

Gül Karınlı Muhabbet Kuşu

Avustralya’da bulunan gül karınlı muhabbet kuşu son derece nazik ve iyi huylu canlılardır. Özellikle yavruyken sahiplerinin ellerinden beslendiklerinde onlara çok bağlanırlar. Gül karınlı muhabbet kuşları oldukça aktif canlılardır. Gün doğumu ve gün batımında genellikle çok öterler günün geri kalanında ise çok ses çıkarmazlar. Gül karınlı muhabbet kuşları oldukça sosyal canlılar olsalar da sürekli ilgi isteyen bir tür değildir.

 

sultan papağanı

Sultan Papağanı

Sultan papağanı, muhabbet kuşlarından sonra en çok tercih edilen evcil kuşlardır. Bu kuşlar sahiplerine bağlı, nazik ve eğlenceli canlılardır. Sultan papağanları oldukça aktif ve oyuncudur. Bununla beraber ıslık çalmayı ve evde duydukları sesleri taklit etmeyi severler. Doğru bir şekilde yetiştirilmediklerinde ısırabilirler. Bu kuşlar genellikle insanlara karşı arkadaş canlısıdır ve ele alınmayı hoş karşılarlar.

 

Kaynak: Petlebi

 

Ev Ortamına ve Yaşam Standartlarına Uygun Bakımı Kolay 14 Evcil Hayvan !!!

Dışarıdan bakıldığı zaman kolay bir iş gibi gözükse bile evcil hayvan beslemek büyük sorumlulukları da beraberinde getirmektedir. Pek çok evcil hayvan sahibi, evcil hayvanlarını sahiplendikten sonra genellikle günlük işlerinden fırsat bulamayarak hayvanları ile yeterince ilgilenememekte ve bunun neticesinde büyük bir hevesle alınan evcil hayvanlar da bir yerden sonra adeta bir ev eşyası haline gelebilmektedir.

Bu nedenle evcil hayvan almadan önce hayvan dostu kişilerin iyi bir araştırma gerçekleştirmeleri ve evcil hayvan tercihlerini de bu yönde yapmaları oldukça önemlidir. Zira ev ortamının yanı sıra kişilerin yaşam standartlarına uygun evcil hayvanların sahiplenilmesi hem hayvan dostlarının hem de sahiplenecekleri evcil hayvanların adına daha yerinde bir karar olabilmektedir. Buna göre evde besleyebileceği evcil hayvanlarla ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenlere ev ortamına ve yaşam standartlarına uygun bakımı kolay 14 evcil hayvandan söz edilebilir.

Ev Ortamına ve Yaşam Standartlarına Uygun Bakımı Kolay 14 Evcil Hayvan

Köpek

köpek fotoğrafları

Evcil hayvanlar arasında belki de en çok tercih edilenlerinden birisi olan köpekler, insanların en değerli dostları ve hatta yeri geldiğinde hayat arkadaşı olmaları ile bilinmektedir. Birçok çeşidi bulunan köpek türleri arasında doğru seçimi yapabilmek içinse köpeğin nerede yaşayacağı konusuna dikkat edilmelidir. Zira büyük boyutlardaki köpekleri apartman dairelerine ya da odalara sokarak bu alanlarda yaşamaya zorlamak, söz konusu evcil hayvanların psikolojilerinin bozulmasına ve hatta hastalanarak ölmelerine de sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle apartman dairesi gibi ufak alanlarda küçük ve orta boy köpek cinsleri idealken bahçeli ya da teraslı daha büyük evlerde büyük ırk köpeklerin tercih edilmesi en doğru seçim olarak nitelendirilebilir.

 

Kedi

En az köpekler kadar sevilen başka bir evcil hayvan türü de kedilerdir. Köpeklerin aksine tuvalet eğitimi gerektirmeyen kediler, evin bir köşesine bir kap içerisine kum koyulması ve bunun kendilerine gösterilmesi halinde içgüdüsel olarak tuvaletlerini kuma yapma eğilimindedir. Bu da onları ev ortamında rahatlıkla bakılabilen evcil hayvanlar haline getirmektedir.

 

Balık

Balık Bakımı

Ev ortamında bakımı en kolay hayvan türlerinden birisi olan balıklar, boyutlarına ve sayılarına göre bir fanus ya da akvaryum içerisinde rahatlıkla muhafaza edilebilmektedir. Sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kere yem verilmesi çoğu zaman yeterli olan balıklar, belirli aralıklarla sularının temizlenmesi ile uzun yıllar boyunca sorunsuz şekilde yaşayabilme olanaklarına da sahiptir.

 

Kuş

Evcil kuşlar, evde bakılabilecek hayvan türleri arasında yer almaktadır. Bir kafes içerisinde rahatlıkla büyütülebilecek olan kuşlar, düzenli olarak su ve yem verilmesi ile sağlıklı bir hayat sürebilmektedir. Ancak onların da birer canlı oldukları unutulmayarak arada sırada da olsa kafeslerinden dışarı çıkarılarak uçmalarına izin verilmesi ve bu süreçte kafeslerinin de temizlenmesi gereklidir.

 

Hamster

Bir tür fare olan hamsterler, evde bakımı kolay evcil hayvanlardan başka bir tanesidir.  Aynı kuşlar gibi bir kafes içerisinde bakılabilecek olan bu sevimli canavarlar, günlük taze yem ve su desteği ile uzun yıllar mutlu bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmektedir. Yaşam süreleri 3-4 yıl kadar olan hamsterlerin ısırma eğilimleri olabileceğinden ötürü onları tam anlamıyla evcilleştirebilmek adına yavruluk dönemlerinden itibaren bol bol ilgi gösterilmesi önerilmektedir.

 

Kaplumbağa

İBB Yeşil İstanbul

Tıpkı balıklar gibi bakıma en az ihtiyaç duyan hayvan türlerinden birisi olan kaplumbağalara gün içinde bir iki defa yem vermek ve dönem dönem sularını değiştirmek yeterlidir. Oldukça uzun ömürlü olan kaplumbağaların büyümelerinin sürekli devam edeceğinin göz önüne alınması ve buna uygun akvaryumlarda bakılmaları tavsiye edilir.

 

Tavşan

Havuç, ekmek kırıntıları, kereviz ve marul gibi besinler ile evlerde kolaylıkla beslenebilecek olan tavşanlar da yine ev ortamında bakımı kolay hayvan türleri arasında gelmektedir. Kafeslerinin yeterli büyüklükte olması ve düzenli olarak temizlenmesi bu evcil hayvan türünün uzun yıllar sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi için yeterlidir.

 

Gine Domuzu

17. yüzyıldan bu yana evcil hayvan olarak tercih edilen Gine domuzları, ısırmaya meyilli olmamaları ve sıcakkanlı davranışları ile dünyanın pek çok ülkesinde oldukça popülerdir. Hamsterlere benzeyen bu türü onlardan ayıran en önemli özellikleri ise atlama, zıplama ya da havada ters durarak sallanma gibi alışkanlıklarının bulunmamasıdır. Minimal boyutlarda kafeslerde yaşayabilen Gine domuzlarının beslenme ve bakımları da oldukça zahmetsizdir.

 

Yılan

Ülkemizde beslenen ve ev ortamına uygun olan evcil hayvan türleri arasında yılanlar da bulunmaktadır. Türlerine göre 5 ila 14 günde bir beslenen bu canlıların iyi bakılmaları halinde 40 yıla kadar yaşayabildikleri bilinmektedir.

 

Kertenkele

Doğaları nedeniyle ürkek ve çekingen bir hayvan türü olan kertenkeleler, ev ortamında evcil hayvan beslemek isteyenlerin tercihlerinden birisidir. Zahmetsiz şekilde beslenmeleri ve kolay bakımları sayesinde kertenkeleler, ev için ideal birer evcil hayvan haline gelebilmektedir. Ortalama 20 yıl kadar yaşayan bu canlılar, genellikle solucan tarzı yemlerle beslenmektedir.

 

Çinçilla

Yaklaşık 22 yıllık bir ömrü olan Çinçilla kemirgeni, pek çok ülkede Güney Amerika Tavşanı olarak da bilinmektedir. Yumuşak ve kalın kürkleri ile tanınan bu canlılar, insanlara karşı sıcakkanlı tavırlarından ötürü ev ortamında rahatlıkla beslenebilir.

 

Yaban Kedisi

Kedigillerden olan ve 19 yıla kadar yaşayabilen yaban kedileri, özellikle Akdeniz Bölgesi’nin dağlarında sık sık görülmektedir. Günümüzde evcil hayvan olarak sık sık tercih edilen bu kedilerin bakımları normal bir kediden farklı değildir ve tuvalet eğitimi almaları sağlanabilir.

 

Şeker Planör

15 yıla kadar ömrü olan şeker planörler, özellikle Amerika’da pek çok evde beslenen popüler evcil hayvanlardan birisidir. Ataları Avusturalya’da yaşayan bu sevimli hayvanlar, meyve, yemiş ve tohumlarla beslenebilmektedir.

 

Çöl Tilkisi

Görünüm itibariyle çok sevimli oldukları tartışılmaz bir gerçek olan çöl tilkileri de yine ev ortamına uygun evcil hayvanlar arasında yer almaktadır. Sıcak bölgelerde yaşamayı seven çöl tilkileri, çıkardıkları garip seslerle biraz rahatsız edici olsalar da sempatik hareketleri ile bu açıklarını rahatlıkla kapatabilmekte ve sahiplerinin gönüllerine taht kurabilmektedir.

 

 

Kaynak: Patiliyo

 

Köpeklerin nefret ettiği 10 şey nedir?

Köpeklerin Dayanamadığı 10 Şey 

Köpeğiniz yaptığınız şeylerden nefret edebilir ve siz bunun farkında bile olmayabilirsiniz. Köpekleri rahatsız eden şeyler, insanları rahatsız eden şeylerden farklıdır. Genel olarak, köpekler sarılmaktan, koklamasına izin verilmemekten, rutin eksikliğinden ve daha pek çok şeyden hoşlanmazlar . En rahat köpek bile, biz insanların yaptığı bazı şeylerden nefret edecektir – eğer buna tahammül ederse, bu sadece sizi sevdikleri veya baskın olmak istemedikleri içindir. Evet, veteriner ziyaretleri veya tımar gibi bazı şeyler kaçınılmazdır . Ancak, köpeklerimizi sakinleştirmeye çalışabileceğimiz başka yollar da var. Hiçbir iki köpek tam olarak aynı değildir, bu yüzden bir köpeğin nefret ettiği şeyden başka bir köpek zevk alabilir. 

 

 

Köpekler Regl Olur mu? Köpeklerde Regl (Adet) Döngüsü | Petlebi

 

 

1 Sarılma 

Köpekleri kucaklayan insanların fotoğraflarına bakmak gerçekten çok hoş ama gerçek o kadar da rahat değil. Pek çok köpek, özellikle yabancılardan gelen sarılmalardan hoşlanmaz. Kollarınızı bir köpeğin boynuna veya vücuduna dolamak bir tehdit olarak algılanabilir. Çoğu köpek, güvenilir insanlardan nazik sarılmalara tahammül eder, ancak bu, onlardan gerçekten hoşlandıkları anlamına gelmez. Daha iyi bir alternatif, köpeğin kendi şartlarına göre kucaklaşmasına izin vermek ve onu sırtından ve göğsünden beslemektir (özellikle köpeği iyi tanımıyorsanız). Tabii ki, bazı köpekler sarılmayı sever. Kendi köpeğinizi tanımanız ve sınırlarını anlamanız önemlidir. Ona sarıldığında nasıl hissettiğini anlamanıza yardımcı olması için beden diline dikkat edin. Eğilerek gözlerini kaçırıyorsa , esniyorsa ,  dudaklarını yalıyorsa, endişeli görünüyorsa veya başka yatıştırıcı hareketler yapıyorsa , muhtemelen rahatsızdır.  

 

 2 Bir Köpeğin Kişisel Alanına Girmek 

Köpekler, sarılmaya çok benzer şekilde, insanlar yüzlerine geldiğinde bundan hoşlanmazlar. Sana nasıl hissettireceğini düşün! Ellerinizi bir köpeğin yüzüne koymaktan, köpeklerin üzerine çıkmaktan ve onlara doğru koşmaktan kaçının. Bu, özellikle köpek sizi iyi tanımıyorsa önemlidir. Bir sahip olarak, köpeğinizi kendi iyiliği için ( kulak temizleme veya diş fırçalama gibi ) dürtmeniz gerekiyorsa, yavaş gidin, nazik olun ve köpeğinizi ödül ve/veya övgü ile ödüllendirin. Köpeğiniz yatıştırıcı jestler yapıyorsa , korku belirtileri gösteriyorsa veya saldırgan davranıyorsa, geri çekilin! Dikkatli olmak ve köpek ısırmasını önlemek her zaman en iyisidir. 

  

3 Bir Köpeğin Koklamasına ve Yürüyüşlerde Keşfetmesine İzin Vermemek 

Köpekler , sadece egzersiz yapmaktan çok yürüyüşe çıkmaktan hoşlanırlar. Dışarıda yürüyüş yapmak köpeğinize dünyayı keşfetme şansı verir. Köpeğiniz dünyayı öncelikle koku yoluyla, ardından diğer duyularıyla keşfeder (çoğu insan dünyayı önce görerek keşfeder). Durup koklamasına (ve işaretlemesine) izin vermeden köpeğinizi aceleyle yürüyüşe çıkarmak kabalıktır. Düşünürseniz, sanki durup hiçbir şeye bakmanıza izin vermeden en sevdiğiniz dükkanda sizi kolundan sürükleyen biri gibi. Her zaman oluyorsa, bu oldukça sinir bozucu olurdu, değil mi? Bu yüzden bir daha köpeğinizi gezdirdiğinizde, çevresini keşfetmesi için ona bolca zaman verin. 

  

4 Rutin ve Kural Eksikliği 

Köpeğiniz öyle görünmeyebilir, ancak kurallara ihtiyacı vardır. Köpeğiniz hareket ediyorsa, bunun nedeni muhtemelen ona kuralları öğretmemiş olmanızdır. Eğitim , köpeğinizin hayatında yapı sağlamanın önemli bir parçasıdır. Köpeğinizin dahili bir saati olduğu için rutin önemlidir. Köpeğinizi her gün aynı saatte beslemeye çalışın. Mümkünse bir egzersiz rutini de oluşturun. Birkaç günlük yapılandırılmış kurallar ve rutinden sonra, muhtemelen köpeğinizin daha mutlu olduğunu fark edeceksiniz. Rutinler ve kurallar, köpeğinizin dünyasını daha öngörülebilir kılar ve aslında onun güvenini artırabilir. 

 

 

  kızgın köpek - uludağ sözlük

 

 

5 Bağırmak ve Ağır Ceza 

Kimse bağırmaktan veya sert bir şekilde cezalandırılmaktan hoşlanmaz (örneğin şaplak atılmak gibi). Köpekler söylediğimiz kelimeleri anlamayabilir, ancak bunu yaptığınızda duygularınızı hissederler. Hassas veya korkak bir köpeğiniz varsa, bu bağırmanın ve sert cezanın aslında köpeğinizi üzdüğünü veya korkuttuğunu görebilirsiniz. Korku saygı demek değildir ve bu yöntemlerle ilişkinizi güçlendirmeyeceksiniz. Köpeğiniz mesafeli veya aşırı mutlu olsa bile, bağırmanın ve sert cezanın uzun vadede yardımcı olmadığını göreceksiniz çünkü köpeğiniz duyarsızlaşıyor (yani zaten istediğini yapıyor ve siz kendinizi tekrar etmeye devam ediyorsunuz). Olumlu pekiştirme genellikle en etkili eğitim türüdür. 2 İstenmeyen davranışı düzeltmek için, köpeğinizi bağırmak veya tokatlamak yerine tercih edilen bir davranışa yönlendirmeyi deneyebilirsiniz. Köpeğinizi ” bırakmak ”  için eğitin, köpeğinizin yememesi gereken bir şeyi yemesini veya çiğnemesini engellemenin harika yollarıdır. Yanlış bir şey yaptığında dikkatini çekmesi için ona ” gel ” veya ” beni izle “yi öğretebilirsin . Uyduğunda onu ödüllendirdiğinizden emin olun. Belirli olmayan bir “hayır” veya “durdur” yerine bir istekte bulunduğunuzda köpeklerin sizi dinlemesi daha olasıdır. 

  

6 Onları Giydirmek 

Köpeğinizi yavaş yavaş (ya da bir köpek yavrusu olarak) kıyafet giymeye alıştırmadıysanız , köpeğinizin giydirilmekten nefret etme ihtimali yüksektir. Birçok köpek, kıyafetlere veya kostümlere tahammül eder, ancak bir çoğu da onlardan hoşlanmaz. Onu tavşan kostümü giymeye zorlamadan önce köpeğinizi tanıyın! Bazı köpekler, gömlek gibi basit giyim eşyalarını kullanabilirler ancak başlarına veya ayaklarına bir şeyler giymekten nefret ederler. Yine de köpeğinizi giydirmeniz ne kadar önemli? Köpeğinizin soğuktan korunmaya ihtiyacı varsa, küçük, hafif eşyalarla başlayın ve bunları ikramlarla veya diğer ödüllerle ilişkilendirin. Kazaklara, ceketlere ve patiklere kadar çalışın. Yeterince sahip olduğunu belirlemek için köpeğinizin beden dilini izleyin. 

 

 

 

Türkiye BÜYÜK Yepyeni Köpek Kızgın Kuşlar Sarı Kuş | Ubuy

 

 

  

7 Güçlü Kokular 

Henüz bilmiyorsanız, köpeğinizin koku alma duyusu sizinkinden yaklaşık 10.000 ila 100.000 kat daha hassastır. Genel olarak, köpekler her türlü koku ve kokuyu almaktan hoşlanırlar. Ancak güçlü kokular ve kimyasallar köpekleri rahatsız edebilir ve hatta burunlarını tahriş edebilir. Kural olarak, köpeğinize doğrudan herhangi bir şey püskürtmekten kaçınmak en iyisidir. Köpeğinizin tıbbi bir spreye ihtiyacı varsa, yüzünden kaçının (daha iyisi ilacı bir beze püskürtün ve ona bu şekilde uygulayın). Kendi ürünlerinizi (parfüm, saç spreyi, oda spreyleri, temizleyiciler vb.) kullanırken köpeğinizden uzak tutun ve ürünün toksik olmadığından emin olun . 

  

8 Yalnız Kalmak veya Görmezden Gelmek 

Köpekler genellikle yalnız bırakılmaktan nefret eden sosyal yaratıklardır. Bazı köpekler başka bir köpeğin varlığıyla teselli edilir , ancak diğerleri sadece insan arkadaşlığı ister. Aşırı durumlarda, bazı köpekler aslında yalnız bırakılmaktan korkarlar ve ayrılık kaygısı yaşarlar . Sorun şu ki, çoğu köpek sahibi, çalışmak zorundadır. Ayrıca bir hayatınız olması, ayak işlerini yürütmeniz, tatile çıkmanız vb. gerekiyor. Elbette köpeğiniz tüm bunları anlamıyor. Çözüm nedir?  

Evdeyken köpeğinizle mümkün olduğunca fazla zaman geçirin. Köpeğinizle bağ kurmak için zaman ayırın. Bol miktarda egzersiz ve zihinsel uyarı sağlayan günlük bir rutin belirleyin. Sık seyahat ediyorsanız, köpeğinizin rahat edebileceği güvenilir bir evcil hayvan bakıcısı bulun. Sürekli seyahat ediyorsanız, bir köpeğe (veya bu konuda herhangi bir evcil hayvana) sahip olmanın bile adil olup olmadığını düşünün. 

 9 Onları Rahatsız Edici Durumlara Zorlamak 

Çoğumuz bunu deneyimledik: köpeğiniz “frenlere basıyor” ve bir yere gitmeyi ya da bir şey yapmayı reddediyor. Bu belki de küvettir, çoğu zaman da veteriner. Bazen araba, hatta belirli bir cadde. Köpeğinizin kaçınmak istediği belirli bir kişi veya hayvan bile olabilir. Çoğu zaman, köpeğiniz bir korkusu veya fobisi olduğu için reddediyordur. Köpeğinizi korkutucu bir duruma zorladığınızda, onu stresli bir durumda tutuyorsunuz. Aslında, her zaman işe yaramayan (ve yarardan çok zarara neden olabilen) sel adı verilen bir tekniktir. Köpeğinizi duruma sokmak için daha iyi bir yöntem. Onu güvenli bir mesafede tutun ve sakin kaldığı için ödüllendirin. Köpeğin “tetikleyiciye” maruz kalmasını kademeli olarak artırın ve tepki vermediği için ödüllendirin. Korktuğu kişi veteriner ise , köpeğinizin veterineri sevmesini sağlamak için adımlar atabilirsiniz . Fobi ciddiyse, bir eğitmen veya davranışçıdan yardım almanız gerekebilir . 

  

10 Üzgün olmak 

Hayatın inişleri ve çıkışları vardır. Her zaman mutlu olmayı bekleyemezsiniz. Bununla birlikte, paylaştığınız yakın bağ nedeniyle köpeğiniz duygularınızı hissedebilir. Bir depresyon, stres veya keder döneminden geçiyorsanız, köpeğinizi etkilemesi zorunludur. Bazı köpekler duygularınızla eşleşecek, üzülecek ve hatta hastalanacak. Diğerleri, yeterince dikkat/egzersiz/uyarma almadıkları için sıkılacak veya hüsrana uğrayacak ve “hareket edecek”. Bir tür rutini sürdürmek ve köpeğinizle vakit geçirmek için elinizden gelenin en iyisini yapın. Köpekler harika duygu desteği sunabilir. Köpeklerin hayvan destekli terapide bu kadar harika olmasının bir nedeni var! Köpeğinizle yürüyüşe çıkın, kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.

 

Kaynak: Bobi Koleji