Hayvan Partisi…

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Pocket
WhatsApp

indir (2)2002 de Hollanda’da  hayvanlar için bir siyasi parti kurulduğunda dalgasını geçen çoktu. 
Odak noktasına insanı oturtmayan bir siyasi parti, görülmüş şey değildi. 
Hayvan Partisinin çıkış  noktası ise şuydu: “Hayvanlara davranış biçimimiz ekolojiyi ve dünyadaki yaşamı tehdit ediyor. En güçlünün değil, en zayıfın haklarını savunacağız”. 
Hollanda’da 700 bin vejetaryen vardı ve bunların hepsi Hayvan Partisi’ne oy verse bu, parlamentoda 14 koltuk demekti. 

Birkaç yılda partinin popülaritesi arttı. Yazarlar, sanatçılar, biliminsanlan ve kanaat önderleri partinin destekçisi oldu; hayırseverlerin bağışlan sayesinde büyük bir kampanya başladı. 
2006’daki seçimlerde Hayvan Partisi, parlamentoda iki koltuk kapmayı başardı. 
Tarihte ilkti, sadece hayvanları savunan bir parti parlamentoya girmişti. 
Bu, siyasetin kararlarında hayvanları görmezden geldiğine dair seçmenden bariz bir işaretti. 

“İnsanların sorunları bitti, hayvanların sorunlarıyla mr uğraşacağız?” türünde tipik saldmlar eksik kalmadı. 
Ama öyle ya da böyle, medya ve milletvekilleri parlamentodaki iki aktiviste alışmak zorunda kaldı. 

Hayvan Partisi’nin iki temsilcisi hiç durmadan soru sordu. Öyle ki, verdikleri 196 soru önergesini yanıtlamak için Bakanlık fazladan iki devlet memuru işe almak zorunda kaldı. 
Bio-endüstri, zevk için avlanma, laboratuvar hayvanlan ve evcil hayvanlara dair yasa teklifleri sundular. 
Parlamentoda 20 saat boyunca japon balığından domuza, atlardan laboratuvar maymunlarına hayvanlann refahının tartışıldığı oldu. 

Diğer partiler Hayvan Partisi’nin yasa tekliflerini kabul Melis ALPHAN melisalphan@lhurrivet.com.tr etmese de aynılarını kendileri parlamentoya sundu. 
Yani Hayvan Partisi diğerleri üzerinde baskı kurarak, onlan etkileyerek hayvanların durumunun iyileşmesine aracı oldu. 
Neticede Hollanda’da hayvanlann refahı artık ciddiye alınan bir konu. 

Örneğin, Hayvan Partisi’nin gündeme getirdiği, hayvanların sakinleştirici ilaç kullanılmadan kesilmesi konusu ülke çapında tartışıldı. 
Müslümanlar ve Ortodoks Yahudiler sakinleştirici ilaç kullanılmadan kesilen hayvanların etini yediği için bu, parlamentoda hassas bir konuydu. 
Hollanda’daki mezbahalarda gizli çekilmiş görüntülerde, dini usullerle başı kesilen hayvan hâlâ hareket etmeyi sürdürüyordu. Yani kesim doğru yapılmıyordu. 
Parfamentoda ciddi bir çoğunluk hayvanlarır^ sakinleştirici ilaç kullanılmadan kesilmemesine dair yasa teklifine “Evet” dedi. 
Ama Senato henüz buna hazır değildi. Din ağır bastı. 
Olsun, bu bir adımdı. 

Tarihçiler Hayvan Partisi’nin izlediği yolu, 19 uncu yüzyılda köleliğe karşı özgürleştirme hareketine benzetiyor. 
O zamanlar köleliğin kaldırılmasını isteyenlere de gülünüyordu. 
“Kölelik kalkamaz, ekonomi çöker” deniyordu. 
Aynısı çocuk işçiler için de geçerli. 
Ama n’oldu? 
Birileri ateşi fitilledi ve sonunda kölelik halktı. 
Bugün de Hollanda’da birileri ateşi fitilliyor. 
Onların ardından 10 ülkede daha Hayvan Partisi kuruldu. 
Hatta biri Türkiye’de. 
Oy verecek parti bulamayanlara duyurulur.

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Pocket
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirteen + eight =

Yeniler

Köşe Yazıları