Ana Sayfa Blog Sayfa 34

Evcil Hayvan Sahipliği Ruh Sağlığına İyi Geliyor!

Medical Park Ordu Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog İrem Naz Kırım, evcil hayvanların ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini anlattı.

Stres ve Anksiyeteyi Azaltıyor

Psikolog Kırım, evcil hayvanların stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürdüğünü ve mutluluk hormonlarının salgılanmasını artırdığını belirtti. “Bir köpeği sevmek veya onunla oyun oynamak, kişinin anksiyete seviyelerini düşürebilir. Evcil hayvanlar, sahibine koşulsuz sevgi ve kabul sunar, bu da depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir.” dedi.

 

“Evcil Hayvan, Ruh Sağlığına İyi Geliyor”

Hayvanlarla ilgilenmenin birçok kişi için oldukça doğal ve pozitif bir durum olduğunun altını çizen Psikolog İrem Naz Kırım, “Hayvanlar sadakatleri, koşulsuz sevgileri ve anlayışları ile insanlar üzerinde derin bir etki bırakabilirler. Bu bağlanmanın olumlu yönleri arasında stres azaltma, depresyon ve anksiyeteyi hafifletme, yalnızlığı gidermek ve genel olarak ruh sağlığını iyileştirme sayılabilir” dedi.

Medical Park Ordu Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog İrem Naz Kırım evcil hayvanların ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ile ilgili açıklamalarda bulundu.

 

“Evcil Hayvan Sahiplerinin Tansiyon ve Kolesterolü Daha Düşük Oluyor”

Evcil hayvanların özellikle depresyon ve anksiyete yaşayan kişiler için önemli bir destek kaynağı olabileceğinin altını çizen Psikolog Kırım; “Onlar, sahiplerine koşulsuz sevgi ve bağlılık sunar, bu da kişinin kendini değerli ve kabul edilmiş hissetmesine yardımcı olur. Harvard Tıp Okulu’nun bir yayını, evcil hayvan sahiplerinin daha düşük tansiyona, daha düşük kolesterol seviyelerine ve daha az stres hormonu kortizol seviyelerine sahip olduğunu belirtir. American Heart Association, evcil hayvan sahipliğinin kalp sağlığına iyi geldiğini ve kalp hastalığı riskini azalttığını öne sürer. Centers for Disease Control and Prevention (CDC), evcil hayvan sahiplerinin daha düşük stres seviyelerine ve artan fiziksel aktiviteye sahip olduğunu belirtir.” Şeklinde konuştu.

 

“Stres ve Anksiyeti Azaltıyor, Depresyonu Hafifletiyor”

Evcil hayvanlarla etkileşimin, stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürebildiğinin altını çizen Psikolog Naz Kırım; “Aynı zamanda, oksitosin ve serotonin gibi iyi hissetme hormonlarının salınımını artırabilir. Bu hormonlar, kişinin rahatlamasına ve huzur bulmasına yardımcı olur. Örneğin, bir köpeği sevmek veya onunla oyun oynamak, kişinin anksiyete seviyelerini düşürebilir. Evcil hayvanlar, sahibine koşulsuz sevgi ve kabul sunar, bu da depresyon belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilir. Bir evcil hayvanla ilgilenmek, sorumluluk duygusu geliştirir ve günlük bir rutin sağlar, bu da depresif düşünceleri azaltabilir” ifadelerini kullandı.

 

“Yalnızlık ve Sosyal İzolasyonun Azalmasına Yardımcı Oluyor”

Evcil hayvanların, yalnızlık hissini azalttığını ve sosyal etkileşim fırsatları sunduğunu söyleyen Psikolog Kırım, şu bilgileri paylaştı:

“Köpek gezdirmek gibi aktiviteler, kişinin yeni insanlarla tanışmasına ve sosyal bağlantılar kurmasına yardımcı olabilir. Psikologlar, özellikle yaşlılar ve sosyal izolasyon yaşayan kişiler için evcil hayvanların önemli bir sosyal destek kaynağı olduğunu vurgular. Evcil hayvanlarla kurulan duygusal bağ, empati ve şefkat duygularını artırabilir. Çocukların hayvanlarla büyümesi, duygusal zeka gelişimine katkıda bulunabilir ve empati yeteneklerini güçlendirebilir.”

 

https://hayatgazetesiordu.com/

Laboratuvar eti evcil hayvan mamalarında kullanılabilecek!

İngiltere, laboratuvarda üretilen tavuk etinin evcil hayvan mamalarında kullanılmasına onay veren ilk ülke oldu.

Birleşik Krallık merkezli Meatly şirketi, laboratuvarda ürettiği tavuk etinin evcil hayvan mamalarında kullanılmasına yönelik resmi onayı aldı. Bu karar, hem hayvan severler hem de gıda endüstrisi için önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor.

Dünya’da bir ilk

İngiltere, bu onayla birlikte laboratuvar etini hayvan mamalarında kullanımına izin veren ilk ülke oldu. Bu gelişme, yapay et endüstrisinin hızla büyüyen potansiyelini gözler önüne seriyor.

Meatly CEO’su Owen Ensor, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının bu onay sürecinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. AB’nin katı düzenlemelerinden bağımsız hareket etme imkanı, İngiltere’nin inovasyon alanında öne çıkmasını sağlıyor.

Hayvan severlere çözüm

Yapay et, hayvanların kesilmesine gerek kalmadan üretildiği için hayvan refahını önemseyenler için etik bir alternatif sunuyor. Aynı zamanda çevresel etkileri de geleneksel et üretimine göre daha düşük.

Geleceğin gıdası mı?

Yapay etin hayvan mamalarındaki kullanımı, gelecekte insan tüketimi için de yaygınlaşabileceğinin bir işareti olarak görülüyor. Yapılan araştırmalar, tüketicilerin yapay ete olan ilgisinin giderek arttığını gösteriyor.

Yine de İtalya, Fransa ve Avusturya gibi bazı ülkelerde yapay et çalışmalarına tepkiler sürerken, ABD’nin bazı eyaletlerinde bu uygulamalar yasaklanmış durumda.

 

 

KAYNAK: Haber Merkezi

Adana’da inşaat firmasından evcil hayvanlar için özel proje: ‘Can Dostlar’

Adana’da faaliyet gösteren Kayra Proje, evlere kedi ve köpek odası tasarladığı ‘Can Dostlar’ projesini hayata geçirdi. Proje, evcil hayvanlar için konforlu yaşam alanları sunuyor.

Adana‘da faaliyet gösteren bir inşaat firması, ‘Can Dostlar‘ projesi kapsamında evlere kedi ve köpek odası tasarladı.

Kentte uzun yıllardır faaliyet gösteren Kayra Proje, kedi ve köpekler için ‘Can Dostlar’ projesini hayata geçirdi. Evin bir bölümüne kedi ve köpek odası tasarlayan firma, bu proje ile evcil hayvanlara daha konforlu yaşam alanı sundu.

İhlas Haber Ajansı’na konuşan iş adamı Savaş Yükselyalçın, “Tüm canlıların yaşama hakkı vardır bizler yapmamız gerekeni yapmadığımız için onlar şimdi bu durumdalar ve şimdi artık doğru olanı yapma zamanı geldi. Ev tasarlarken mutfak, tuvalet ve ortak alanlar gibi artık can dost odası da var. İç Mimar Sena Bolat ile birlikte bu projeyi hayata geçirdik. Hayvan haklarını gerçek anlamda koruyoruz. Onlara gereken değer ve önemi veriyoruz. Bu artık bizim bütün inşaat projelerimizin standartlarında her zaman uygulayacağımız bir proje olacak” dedi.

PROJE HAKKINDA

Yükselyaçın, proje hakkında da bilgiler vererek, “Dayanıklı malzeme ile yapılan projede genişliğe de yer verildi. Kolay temizlenebilir olan odada ayrıca havalandırma delikleri de oluşturuldu. Isı yalıtımı da düşünülen projede rahat yatak, mama ve su alanı, oyuncak ve aktivite alanlarına da yer verildi. Ayrıca giriş ve çıkışta güvenlik içinde önlemler alındı. Çok daha fazlası için insanlar bizim sosyal medya hesaplarımızdan ve ‘www.kayraltd.com’ adresinden bilgileri alabilir” ifadelerini kullandı.

Evcil Hayvanlarda Görülen Parazitin Yakından Görüntüsü Çekildi

Evcil Hayvanlarımızda Görülen Parazitlerin Rüyalarınıza Girecek Yakından Fotoğrafları Çekildi

David Maitland isimli bir fotoğrafçı, özellikle kedilerde görülen parazitlerin mikroskobik fotoğraflarını çekti. Bu organizmalara daha önce hiç olmadığı kadar yakından bakmamızı sağlayan görseller, korku filmlerinden fırlamış gibi.

Kediler ve köpekler, birçok insanın en yakın dostları olabiliyorlar. Ancak her canlıda olduğu gibi bu hayvanlarda da bazı parazitler bulunabiliyor. Bu parazitler, oldukça rahatsız edici olabiliyorlar ve evcil hayvanlarımıza ciddi oranda zarar verebiliyorlar.

David Maitland isimli bir doğa ve bilim fotoğrafçısı, yakın zamanda özellikle kedilerde görülen bazı parazitlere yakından bakmamızı sağladı. Ultra yakınlaştırılmış diyebileceğimiz görseller, gerçekten ürkütücü.

İşte parazitlerin korku filmlerini fırlamış gibi görünen yakından çekilmiş fotoğrafları:

Birleşik Krallık’ta bulunan St. Andrews Üniversitesi ile ortaklaşa çalışan Maitland, tapeworm olarak bilinen solucan benzeri parazitler (tapeworm olarak biliniyorlar) de dahil bu küçük organizmaların mikroskobik fotoğraflarını çekmeyi başardı.

Bağırsak kurdu olarak da adlandırılan bu parazitler, kediler için genel olarak zararsızlar ve nadiren büyük sorunlara yol açabiliyorlar. Ancak tedavi edilmezlerse ve iyice büyürlerse zaman içinde kedilerin besinlerini tüketip ciddi kilo kaybına neden olabiliyorlar. Yani bu tarz bir durumla karşılaşıldığında hemen bir veterinere başvurmak en iyi hamle olacaktır.

Aynı zamanda köpeklerde de görüldüklerini eklemek gerekiyor. Hatta boyutlarının 4 metre civarlarına kadar ulaşabildiği de araştırmacılar tarafından vurgulanıyor. İsimlerinden de anlaşılabileceği gibi bağırsaklarda görülüyorlar ve besinleri tüketmeleriyle nadir de olsa hastalıklara yol açabiliyorlar.

Fotoğraflar da ne kadar ürkütücü bir görüntüye sahip olduklarını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda insanları etkilediklerini de belirtmek gerek. Bu yüzden fark edilir edilmez ilgilenmek büyük önem taşıyor.

KAYNAK:https://www.webtekno.com/

Kediler neden insanlara daha fazla miyavlar

KEDİLERİN zaman içerisinde değişen özellikleri arasında bir de miyavlama alışkanlıkları var.

Yalnız yaşadıkları dönemde sosyal davranışları sadece anne-yavru etkileşimiyle sınırlı olan kediler insanlarla yolu kesişince bu davranışı insanlara da uyguladılar: Yani miyavlayarak iletişim kurabileceklerini düşündüler.

Bunda başarılı da oldular. Artık biliniyor ki kediler bize miyavladıklarında aslında bize bir dertlerini anlatıyorlar ve tıpkı kendi annelerinden bir şeyler ister gibi bizim onların bir ihtiyacını gidermemizi bekliyorlar.

Bu değişim kedilerin avcı içgüdülerinden kaynaklanıyor. 10 bin yıl önce, insanlar kalıcı yerleşimler kurmaya başladığında insan-kedi kaynaşması başlamış. Bu yerleşimler kemirgenleri cezbetti o da av arayan kedilere yeni bir av alanı oluşturdu. Daha az korkan ve daha uyumlu kediler, istikrarlı bir yiyecek kaynağından yararlanarak başarılı oldular. İşte bu kediler insanlarla daha yakın bağlar geliştirdi.

Bu hikâyede gördüğümüz üzere köpeklerin aksine kediler kendi kendilerini evcilleştiriyor. İnsanlara tahammül edebilen ve onlarla iletişim kurabilenler hayatta kalma avantajına sahip olurken bu da insanlarla birlikte yaşamaya uygun bir popülasyona yol açtı.

Bu konuyu Belfast Queen’s Üniversitesi’nde hayvan davranışları üzerine çalışan Grace Carroll’ın Conversation’daki makalesinde okudum. Oradan aktarmaya devam edeyim.

UZMANLAR SESLERİ İNCELEDİ

İnsan bebekleri doğduklarında altrikaldir yani tamamen ebeveynlerine bağımlı. Bu bağımlılık insanları tehlike çağrılarına duyarlı hale getiriyor. Kediler de bu hassasiyetten faydalanmak için seslerini değiştirmiş. Hayvan davranışları araştırmacısı Karen McComb ve ekibi 2009’daki çalışmasında iki tür mırlamayı dinlemiş: Birincisi kediler yiyecek ararken (talep mırıltısı), diğeri de aramadıklarında (talep dışı mırıltı) kaydedildi. Hem kedi sahipleri hem de kedi sahibi olmayanlar, talep mırıltılarını daha acil ve daha az hoş olarak değerlendirmiş. Akustik bir analize göre bu talep mırıltılarında bir ağlamayı andıran yüksek perdeli bileşen var. Bu gizli çığlık meğer sıkıntı seslerine karşı doğuştan gelen duyarlılığımıza dokunuyor ve görmezden gelmemizi neredeyse imkansız hale getiriyormuş

İnsanların da bebeklere yönelik geliştirdiği konuşma tonuna kediler de yanıt veriyormuş. Hayvan davranışı araştırmacısı Charlotte de Mouzon ve meslektaşları tarafından 2022 yılında yapılan bir çalışma, kedilerin kendilerine yöneltilen konuşma ile yetişkin insanlara yöneltilen konuşmayı ayırt edebildiğini ortaya koyuyor.

Köpeklerle bu aşamaya çok daha önce ulaşmıştık. Kedilerle de iletişime başladık. Görüyorsunuz işte konuşarak bile anlaşabilir haldeyiz neredeyse. Binlerce yıldır bir arada yaşamanın yolunu bulduğumuz bu dostlarımızın hayatını tehlikeye atacak düzenlemeden ne olur vazgeçin. Bilimin gösterdiği yolda, bilimsel çözümlerle ilerleyelim.

GÜNEY KORE’DE EVCİL HAYVAN PUSETLERİ, BEBEK PUSETLERİNİ GEÇTİ

Güney Kore’nin en büyük online pazaryeri Gmarket, bu yıl platformda satılan toplam bebek arabalarının yüzde 57’sinin evcil hayvanlar için, yüzde 43’ünün ise bebekler için olanlardan oluştuğunu açıkladı. Evcil hayvanlar için alınan araba oranı 2021’de yüzde 33, geçen yıl yüzde 36’ydı. Ülkede doğurganlık oranının tehlikeli seviyeye gelmiş olması ve düşüş eğrisinin sürmesi bunda bir etken tabii ancak Güney Korelilerin hayvan sevgisinin de eş zamanlı olarak arttığı da bir başka gerçek. Ülke nüfusunun yüzde 25’inden fazlasının evcil hayvan beslediği biliniyor.

KAYNAK:https://www.msn.com/

Bazı evcil hayvanlar neden sahiplerine benzer?

Hayvan sahiplerinin sorumluluğu büyük!

İzmir’de 212 bin 200 ev hayvanı kimliklendirildi. İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, kimliklendirilmeyen hayvan sayısının, kimliklendirilenlerden daha çok olduğunu söyledi

 İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin ev hayvanlarının kimliklendirme sorununu Ege Telgraf’a değerlendirdi. Şahin, tüm sahipli kedi, köpek ve gelinciklerin kayıt altına alınarak “Ev Hayvanı Pasaportu” düzenlenmesi ve PETVET’e işlenmesinin zorunlu hale geldiğini söyledi. Şahin, süreç boyunca İzmir’de 212 bin 200 ev hayvanının kimliklendirildiğini aktardı. Yönetmelik sayesinde kedi ve köpeklerin hareketlerinin takibi ve hastalıklarının kontrolü daha etkin bir şekilde yapıldığını dile getiren Şahin, ilk kez sahipli kedi, köpek ve gelincik sayısı ile ilgili sayısal veriler elde edildiğini vurguladı.

Süreç boyunca yerel yönetimler kadar hayvan sahiplerine sorumluluk düştüğünü söyleyen Şahin, “Ev hayvanı sahipleri yönetmelikte yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemesi, eksik ya da hatalı vermiş olduğu beyanları nedeniyle oluşacak tüm olumsuzluk ve hatalardan sorumludur. Ev hayvanı sahipleri ev hayvanlarının her türlü bakım ve beslenmesinden sorumlu olup hayvanlarını terk edemez. 16 yaşından gün almış fakat 18 yaşını doldurmamışsa bu yönetmelik çerçevesinde belirlenen sorumluluklar hayvan sahiplerine aittir. Ev hayvanı sahipleri can dostların kimliklendirilmesini sağlamak, doğum, ölüm, kayıp, sahip değişikliği gibi durumları il/ilçe müdürlüğüne ya da müdürlüğümüzce yetkilendirilmiş serbest veteriner hekimlere bildirmek zorundadır” ifadelerini kullandı.

SORUMLUYA CEZA VAR!

Mustafa Şahin sadece doğum, ölüm ve sahip değişikliği gibi durumlarda değil “Ev Hayvanı Pasaportu” kaybolması ve çalınması, belediye barınağından sahiplenme ve yurt dışından ithal gelen hayvanların kaydının yapılmadığı durumlarda da bildirim yapılması gerektiğini vurguladı. Şahin, “Sorumluluklarını yerine getirmeyen hayvan sahiplerine 5996 Sayılı Kanun’un 36. Maddesi gereği idari para cezası uygulanıyor. Yeni doğan hayvanların en geç 6 ay içerisinde kayıt işlemlerinin yapılması gerekiyor, 6 aydan büyük kedi ve köpeklerin kaydının 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 28. Maddesi gereği, idari para cezası uygulanarak kayıt altına alınıyor. Asıl sorun hayvanların terkedilmesi. Sahipli kedi ve köpeğin terk edildiğinin tespit edilmesi halinde hayvan sahibine ulaşılarak 72 saat içerisinde hayvanını alması için süre veriliyor. Bu süre içerisinde terk edilmiş kedi ve köpeğini almayan hayvan sahiplerine 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında idari para cezası uygulanacak” diye konuştu.

YANITLAR MİKROÇİPTE

Yönetmelik kapsamında hayvanlara takılan mikroçipleri değerlendiren Şahin, “Uygulanan mikroçipler dünya standartlarına uygun olarak ve hayvan sağlığına zarar vermeyecek bir şekilde üretildi. Bu çiplerde, her bir hayvana özel 15 haneli numaralar var. Tek kullanımlık enjektörü sayesinde steril bir uygulama gerçekleştiriliyor. Bu mikroçip numaralarından, hayvanlarla ilgili hazırlanacak sigortalarda, hayvanlardan numune alımında, laboratuvar analiz sonuçlarında, alım-satım faturalarında mutlaka belirtilmesi gerekmekte. Hayvana ait pasaportlarda ise hayvan sahibinin bilgileri, hayvana ait özellikler olmalı. Bunlar, isim, tür, ırk, cinsiyet, doğum tarihi, renk ve mikroçip numarası gibi özelliklerdir. Hayvana uygulanan aşılar ve ilaçlar ile ilgili bilgiler bulunmaktadır. Bu veriler aynı zamanda Bakanlığımızca uygulamaya konulan PETVET kayıt sistemine işlenmektedir” ifadelerini kullandı.

‘TERK ETME’ BİTEBİLİR

Şahin, “Yönetmelikle birlikte uygulanan mikroçip uygulaması sayesinde, hayvana ait sağlık, sahip ve sahip değişikliği bilgilerinin hem “Ev Hayvanı Pasaportu” hem de PETVET kayıt sistemine işlenerek takip edilmesi mümkün hale geldi. Özellikle kedi ve köpeklerin kuduz aşılamalarına ait bilgilerin ev hayvanı pasaportuna ve kayıt sistemlerine işlenmesi ile hastalık ve aşı takiplerinin yapılması daha kolay hale gelmiştir. Ayrıca yönetmelik kapsamında yapılan kayıtlar sayesinde, sahipli hayvan popülasyonumuzun ne kadar olduğu konusunda istatistiki veriler elde etmiş bulunmaktayız” dedi. Kayıtlı hayvan sayısından daha çok kayıtlı olmayan hayvanların olduğunu düşündüklerini altını çizdi. Şahin, “Bilindiği üzere daha önceki yıllarda hepimizin de üzülerek takip ettiği sorunlardan biri de özellikle yaz aylarında turistik ve yazlık bölgelerde çok sayıda sahipli kedi ve köpeğin sokağa terk edilmesiydi. Yönetmelik kapsamında hayvanlara uygulanan mikroçip sayesinde, sokakta bulunan bir hayvanın sahipli olup olmadığı kolayca tespit edilebilir hale gelmiştir. Yönetmelik sayesinde hayvan sahiplerinin yükümlülüklerinin net olarak belirlenmesi ve idari yaptırım cezaları ile hayvanların sokağa terk edilmesi vakalarının minimum seviyede olacağını öngörmekteyiz” diyerek yönetmeliğin sahipli hayvanların sokağa terk edilmesinin ve sokak hayvanları sayısının artmasının engellenmesi konusunda yararı olacağını vurguladı.

ÇARE VETERİNERLERDE

Ev hayvanı sahiplerine seslenen Şahin, vatandaşları kedi ve köpeklerin kayıt altına alınması konusunda sağduyulu davranmaya davet etti. Kedi ve köpeklerini kayıt altına aldırmak, hayvanla ilgili bildirimlerini yapmak isteyen hayvan sahiplerinin, bağlı bulundukları il/ilçe tarım ve orman müdürlüğüne veya il müdürlüğümüzce yetkilendirilmiş olan serbest veteriner hekimlere başvurmalarının yeterli olduğunu aktardı.

 

 

kaynak:https://www.egetelgraf.com/

Hayvan sahiplenme kolaylaşıyor

Meclis gündemine alınan başıboş sokak köpekleri düzenlemesi ile hayvan refahı da ön plana alındı. Düzenleme ile başıboş hayvanlara sağlıklı barınma koşullarının önü açıldığı gibi sahiplenme işlemleri de basitleştiriliyor.

Kamuoyunda merakla beklenen başıboş sokak köpekleri düzenlemesi Meclis gündemine alındı. Düzenleme insanlar kadar köpeklerin de sağlığını koruyacak. Sokaklarda elverişsiz şartlarda yaşamak zorunda kalan ve normal ömürlerinin çok altında bir hayat süren başıboş köpeklerin sahiplendirilmesi, teklifin yasalaşmasından sonra daha kolaylaşacak. Mahalli idarelerin bu hayvanlar için gerekli barınma şartlarını sağlamasının da önü açılacağı için 2028 sonuna kadar sokak köpeği ya da başıboş köpek kavramı tümüyle gündelik hayattan çıkmış olacak.

SAYI 5 MİLYONA YAKIN

Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 4 milyon 800 binden fazla başıboş köpeğin sahiplendirilmesi ve barınaklarda koruma altında tutulması dahil pek çok tedbir devreye alınacak. Yasa teklifiyle evcil olarak bakılan kedi, köpek ve gelinciklerin sahiplendirilmesine dair beyannamede de değişikliğe gidilecek. Evcil olarak beslenen ya da sahiplendirilecek olan gelinciklere de 31 Aralık 2025 tarihine kadar dijital kimlik kartı verilmesi zorunlu olacak. Kuduz dışındaki bulaşıcı hastalıkların da önüne geçilmesini sağlayacak düzenleme ile salgın hastalık vakalarının sıfıra inmesi bekleniyor.

 

kaynak:https://www.yenisafak.com/

Bilim insanları kedilerin evrimine odaklandı

Araştırmacılar, birkaç kedi türünün genomlarını karşılaştırdı. Neden, genetik çeşitlilik açısından daha düşük bir karmaşıklık taşıyorlar?

Araştırmacıların birkaç kedi türünün genomlarını karşılaştırdığı yeni bir proje, kedi genomlarının neden primatlar gibi diğer memeli gruplarına göre genetik çeşitlilik açısından neden daha düşük bir karmaşıklık (DNA bölümlerinin yeniden düzenlenmesi gibi) taşıma eğilimi sergilediğini anlamamıza yardımcı oluyor. Araştırma ayrıca kedi DNA’sının hangi bölümlerinde hızlı evrimleşmenin en muhtemel olduğuna ve bunların tür farklılaşmasında nasıl bir rol oynadığına da ışık tutuyor.

KEDİLER NASIL FARKLI TÜRLERE EVRİMLEŞTİ?

Populer Science Türkçe’nin aktardığına göre Texas A&M Üniversitesi Veterinerlik Tıbbı & Biyomedikal Bilimler Fakültesinde (VMBS) çalışan araştırmacılar ve disiplinlerarası ortaklardan oluşan bir araştırma takımı, kedi evriminin tarihiyle ilgili kedilerin (aralarında aslanlar, kaplanlar ve evcil kedilerin de bulunduğu bilindik türler dahil) farklı türlere nasıl evrimleştiğini açıklayan yeni bilgiler ortaya çıkarmış ve kedilerdeki farklı genetik değişimlerin, avların kokusunu alma kabiliyeti gibi hayatta kalma becerileriyle nasıl ilişki sergilediğine ışık tutmuşlar.

Kasım ayında Nature Genetics bülteninde yayımlanan ve birkaç kedi türünün genomlarının karşılaştırıldığı proje, araştırmacıların kedi genomlarının primatlar gibi diğer memeli gruplarından neden daha düşük karmaşıklıkta genetik varyasyon (yeniden sıralanan DNA bölümleri gibi) içermeye eğilim gösterdiğini anlamasına yardımcı oluyor. Araştırma ayrıca kedi DNA’sının hangi bölümlerinde hızlı evrimleşmenin en muhtemel olduğuna ve bunların tür farklılaşmasında nasıl bir rol oynadığına da ışık tutuyor.

VMBS’de çalışan ve kedi evriminde uzmanlaşmış bütüncül veterinerlik biyobilimler profesörü Dr. Bill Murhpy, “Hedefimiz kedilerin nasıl evrimleştiğini ve kedi türleri arasındaki özellik farklılıklarının genetik temelini daha iyi anlamaktı” diyor. “Kedilerin genomik haritalarını daha eksiksiz oluşturmamıza imkan sağlayan bazı yeni teknolojilerden faydalanmak istedik.

“Bulgularımız kedi hastalıkları, kedi davranışları ve kedi koruma üzerinde çalışan kişilere kapı aralayacak” diyor Murhpy. “Her bir kedi türünü eşsiz yapan genetik farklılıkları daha eksiksiz biçimde anlayarak çalışacaklar.”

Bilim insanlarının daha iyi anlamaya çalıştığı şeyler arasında, kedi kromozomlarının (kürk rengi, boyut ve duyusal kabiliyetler gibi özellikler için genetik bilgi içeren hücre yapıları) neden diğer memeli gruplarına kıyasla istikrarlı olduğu da var.

“Kedi kromozomlarının türler genelinde birbirine çok benzediğini bir süredir biliyoruz” diyor Murhpy. “Örneğin aslanların ve evcil kedilerin kromozomları neredeyse hiç farklı değil. Büyük maymunlarda bulunanlara kıyasla daha düşük miktarda tekrarlama, yeniden dizilim ve diğer varyasyon türlerinin olduğu görülüyor.”

Bu tür bir genetik çeşitlilik, primat sınıfında insanlar ve büyük maymunlar da dahil olmak üzere farklı türlerin evrimleşmesine yol açmış.

“Büyük maymun genomları parçalanmaya ve yeniden dizilenmeye eğilim gösteriyor; insan genomlarında bile çok istikrarsız bölgeler var” diyor Murhpy. “Bu varyasyonlar, belli bireyleri otizm ve başka nörolojik bozukluklar gibi genetik durumlara eğilimli hale getirebilir.”

Murhpy’nin keşfettiğine göre kediler ve maymunlar arasındaki bu değişkenliğin anahtarı, bölümsel tekrarlar şeklinde adlandırılan bir şeyin sıklığı gibi görünüyor; yani DNA kısımlarının, genomun başka yerlerinde bulunan diğer DNA kısımlarıyla yüksek oranda benzerlik gösteren kopyalarının.

“Primat genomunu araştıranlar, bu kısımsal tekrarları kromozomlardaki dizilim tekrarlarıyla ilişkilendirmeyi başarmıştı” diyor. Örneğin DNA’nızda kısımsal tekrarlar ne kadar fazlaysa, kromozomların yeniden sıralanması da o kadar muhtemel olur.

“Kedi türlerine ait büyük miktarda genom karşılaştırdığımızda, kedilerde diğer memeli gruplarında bulunan kısımsal farklılıkların yalnızca ufak bir kısmının bulunduğunu keşfettik; primatlarda bu tekrarlardan yedi kat daha fazla var. Bu büyük bir farklılık. Artık kedi genomlarının neden daha istikrarlı olduğunu anladığımıza inanıyoruz” diyor.

Kedilerin DNA’larında genetik yeniden düzenleme çok bulunmayabilse de bir sürü farklılık hâlâ var. Murhpy ve meslektaşları, yaptıkları araştırmada kedi DNA’sının hangi kısımlarının bu varyasyonlara sebep olduğunu artık daha iyi anlamış; özellikle de türleşmeyi veya türler arasındaki farklılıkları belirleyen varyasyonlara…

“Görünüşe göre genetik yeniden dizilimlerin çoğunun gerçekleştiği X kromozomunun merkezinde büyük bir bölge var” diyor Murhpy. “Aslında bu bölgede DXZ4 adı verilen belli bir tekrarlı element var ve bulgular bize bunun çoğunlukla en az iki kedi türünün; evcil kedi ve orman kedisinin genetik izolasyonundan sorumlu olduğunu söylüyor.”

Murhpy, DXZ4’ü bir uydu tekrarı şeklinde adlandırıyor; kürk rengi gibi fiziksel bir özelliği kodlayan tipik bir gen değil. Daha ziyade, X kromozomunun üç boyutlu yapısına yardımcı oluyor ve muhtemelen kedilerin türleşmesinde de önemli bir rol oynamış.

Murhpy şöyle açıklıyor:

“Kesin işleyişi halen bilmiyoruz fakat tüm bu kedi genomlarını karşılaştırarak, DXZ4’ün diğer tüm türler karşısında bir türdeki evrimleşme hızını daha iyi ölçebiliyoruz. Öğrendiğimize göre DXZ4, kedi genomunun en hızlı evrimleşen kısımlarından biri; genomun geri kalanının yüzde 99,5’inden daha hızlı evrimleşiyor”

“Mutasyon geçirme hızı sebebiyle DXZ4’ün neden muhtemelen türleşmeyle bağlantılı olduğunu gösterebiliyoruz” diyor Murhpy.

YAKALANMASI ZOR GENLERİ KOKLAMAK

Yeni ve yüksek ölçüde detaylı genom dizilimleri kullanan araştırma takımı; kedilerde koku tespitini, sosyal davranıştaki çeşitliliği ve kedilerin çevreleriyle olan ilişkisini yöneten koku alma genlerinin sayısı arasında daha net bir bağlantı da ortaya çıkarmış.

“Kediler avlarını tespit etmek için büyük oranda kokuya bel bağlayan avcılar olduklarından, koku duyuları kim olduklarının epey önemli bir parçası niteliğinde” diyor:

Kediler çok çeşitli bir familya ve biz de genetik varyasyonun, farklı kedi türlerinin farklı ortamlarındaki koku alma kabiliyetlerinde nasıl bir rol oynadığını hep anlamak istemiştik.

“Aslanlar ve kaplanlar, feromonların tespitiyle ilişkili belli koku genleri arasında epey büyük bir farklılık sergiliyor. Bunlar, farklı hayvanların kimlik, bölge veya tehlike konusunda bilgi aktarmak üzere çevreye yaydığı kimyasallar” diyor Murhpy.

“Bu büyük farklılığın, aslanların aile gruplarıyla yaşayan çok sosyal hayvanlar olması ve kaplanların yalnız bir yaşam şeklinin bulunmasıyla alakalı olduğunu düşünüyoruz. Aslanlar sürekli diğer aslanların etrafında oldukları için feromonlara ve diğer koku maddelerine kaplanlar kadar bel bağlamıyor olabilir. Bu gen tiplerinin genomlarında daha düşük miktarda olması da bunu yansıtıyor.”

Diğer taraftan kaplanların, çok büyük bölgeler boyunca eş bulmanın yanısıra ufak avların kokusunu da almaları gerekiyor.

“Kaplanların genelde büyük koku ve feromon reseptör repertuarları var” diyor Murhpy. “Bunun bölgelerinin boyutuyla ve yaşadıkları ortamların çeşitliliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.”

Diğer yandan evcil kediler, geniş çapta bir koku geni kaybetmiş gibi görünüyor.

“İnsanlarla yaşadıkları için ihtiyaç duydukları şeyi bulmak amacıyla o kadar uzağa gitmeleri gerekmeseydi, doğal seçilimin o genleri muhafaza etmeyecek olması kulağa mantıklı geliyor.”

Murhpy projedeki en sevdiği örneğin, Güneydoğu Asya’da yaşayan ve sucul ortamlara uyum sağlamış vahşi bir kedi türü olan balıkçı kedinin koku reseptörleri olduğunu söylüyor.

“Balıkçı kedilerde sudaki koku maddelerini tespit etmeye yarayan pek çok genin korunduğunu göstermeyi başardık ki bu, karasal omurgalılarda oldukça nadir bir özellik.” diyor. “Tüm diğer kedi türleri bu özel genleri zamanla kaybetmiş ancak balıkçı kedilerde hâlâ var.”

Kedilerdeki koku genleriyle ilgili bu yeni bilgi, üçlü gruplama adı verilen ve araştırmacıların bir genomun en zor bölgelerini dizilemesine olanak sağlayan yeni bir genom dizileme yaklaşımı sayesinde mümkün olmuş.

Bu yeni teknoloji, anne ve babadan gelen DNA’ları ayrıştırmayı da çok daha kolay hale getiriyor.

“Üçlü gruplama ile artık bir F1 melezinden (DNA’sı farklı türlere ait ebeveynler arasında 50-50 ayrılmış bir hayvan) DNA alabiliyor ve anne ile baba kaynaklı DNA’lı temiz bir şekilde ayrıştırabiliyor, böylelikle her ebeveyn türü için bir tane olmak üzere iki bütün DNA seti elde ediyorsunuz” diyor Murhpy. Bu işlem çok daha basit ve sonuçlar daha eksiksiz.”

Projede varılan en önemli kanılardan biri de kedi türlerinin pek çok yönden benzer olabilse de farklılıklarının önem taşıması.

“Bu farklılıklar bize bu hayvanların doğal ortamlarına nasıl mükemmel şekilde uyum sağladığını gösteriyor” diyor Murhpy. “Birbirlerinin yerine geçemezler ve bu bilgi, türleri doğal yaşam alanlarında korumak veya oralara geri döndürmek için çalışan koruma gönüllüleri ve diğer kişiler için kıymetli bir bilgi.

“Örneğin Sumatra ve Sibirya’daki kaplanların aynı olduklarını varsayamazsınız. İçinde yaşadıkları çevre çok farklı ve bu kaplan popülasyonlarında muhtemelen bu çok farklı yerlerde hayatta kalmalarına yardımcı olacak özel genetik adaptasyonlar gelişmiş.”

Bilim insanları için bir araya gelmesi en zor genomların bölümlerinin belki de bağışıklık ve üreme gibi hayati bedensel sistemleri anlamanın anahtarı olabileceğini fark etmek de önem taşıyor.

“Dizilmesi ve çalışması zor olan tek genler koku genleri değildi. Bilim insanları bağışıklık ve üreme genlerini dizilemede de zorlanmıştı, bu yüzden önceki çalışmalarda bu tür bilgiler yoktu. Bu bakımdan kediler, insanlar veya herhangi bir türdeki genetik durumu tüm bu parçalar olmadan incelemeye çalıştığınızı düşünün; bu yüzden genomları eksiksiz şekilde birleştirmek önem taşıyor” diyor Murhpy.

Murhpy ve araştırma takımı şimdilik bu en ileri genom dizileme ve birleştirme teknolojilerini kedi genomlarına uygulamaya devam ederek, kedilerin dünyasıyla ilgili mümkün olduğu kadar bilgi açığını doldurmaya çalışacak.

 

 

kaynak:https://www.cumhuriyet.com.tr/

 

Evcil Hayvan Sahiplenme Rehberi: Nelere Dikkat Edilmeli?

Evcil hayvan sahiplenmek, hayatınızı değiştirecek önemli bir karardır. Bir hayvanın sorumluluğunu almak, hem sizin hem de evcil hayvanınız için birçok fayda sağlar. Ancak, bu sürece başlamadan önce nelere dikkat etmeniz gerektiğini bilmek önemlidir. Bu rehberde, evcil hayvan sahiplenme sürecinin her adımında size yardımcı olacak bilgiler bulacaksınız.

Evcil Hayvan Sahiplenmeye Karar Verme Süreci

Hayvan Sahiplenmenin Faydaları Evcil hayvan sahiplenmek, hem duygusal hem de fiziksel sağlığınıza katkıda bulunur. Evcil hayvanlar, stres seviyenizi düşürür, yalnızlığı giderir ve size sadık bir arkadaş olur. Aynı zamanda, bir barınaktan hayvan sahiplenerek onların da daha iyi bir hayat sürmesini sağlarsınız.

Hangi Hayvan Size Uygun? Evcil hayvan seçerken yaşam tarzınızı, evinizin büyüklüğünü ve zaman ayırma kapasitenizi göz önünde bulundurmalısınız. Kediler daha bağımsız olabilirken, köpekler daha fazla ilgi ve egzersiz gerektirir. Diğer küçük hayvanlar (kuşlar, balıklar, kemirgenler) da farklı bakım ihtiyaçlarına sahiptir.

Evcil Hayvan Sahiplenmeden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

Zaman ve Sorumluluk Evcil hayvanlar, günlük bakım rutinleri (beslenme, egzersiz, tımar) ve uzun vadeli sorumluluklar (sağlık bakımı, eğitim) gerektirir. Bir evcil hayvanın ortalama ömrü 10-20 yıl arasında değişebilir, bu nedenle uzun vadeli bir taahhütte bulunmanız gerektiğini unutmayın.

Finansal Yükümlülükler Evcil hayvan sahiplenmenin başlangıç maliyetleri (sahiplenme ücreti, ekipman) ve devam eden maliyetleri (mama, veteriner bakımı, tımar) vardır. Bu maliyetleri karşılayabileceğinizden emin olun.

Evcil Hayvan Sahiplenme Süreci

Nereden Sahiplenmeli? Evcil hayvanları barınaklardan veya güvenilir üreticilerden sahiplenebilirsiniz. Barınaklar, genellikle evsiz hayvanları sahiplendirmekle ilgilenir ve bu hayvanlar genellikle aşılı ve kısırlaştırılmıştır.

Sahiplenme Sürecinde Sorulacak Sorular Sahipleneceğiniz hayvanın sağlık durumu, davranış özellikleri ve geçmişi hakkında bilgi almak önemlidir. Barınak veya üretici ile görüşerek bu konular hakkında sorular sormalısınız.

Evcil Hayvanla İlk Günler ve Alışma Süreci

Yeni Ortamına Alışması İçin İpuçları Evinizi yeni evcil hayvanınıza hazırlayın. Ona özel bir alan yaratın ve tanıdık olmayan sesler ve kokular konusunda dikkatli olun. Diğer evcil hayvanlarınız varsa, onları yavaşça tanıştırın.

Eğitim ve Disiplin Evcil hayvanınıza temel itaat eğitimi vermek, evdeki düzeni korumanıza yardımcı olur. Rutinler ve sınırlar oluşturmak, evcil hayvanınızın kendini güvende hissetmesini sağlar.

Sağlık ve Bakım

Veteriner Kontrolleri Düzenli veteriner ziyaretleri, evcil hayvanınızın sağlığını korumak için önemlidir. Aşılar ve koruyucu bakım, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerine yardımcı olur.

Beslenme ve Egzersiz Evcil hayvanınızın yaşına ve türüne uygun beslenme ve egzersiz programları hazırlayın. Sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersiz, onların genel sağlığını ve mutluluğunu artırır.

Sorunlarla Başa Çıkma

Davranış Problemleri Evcil hayvanlar bazen davranış sorunları yaşayabilir. Bu durumlarda sabırlı olmak ve gerektiğinde profesyonel yardım almak önemlidir. Temel eğitimle birçok davranış problemi çözülebilir.

Sağlık Sorunları Evcil hayvanınızın hastalık belirtilerini tanıyın ve gerektiğinde veteriner yardımına başvurun. Temel ilk yardım bilgileri, acil durumlarda işinize yarayabilir.

Evcil hayvan sahiplenmek, hem sizin hem de evcil hayvanınız için büyük bir mutluluktur. Bu rehberdeki bilgilerle, sahiplenme sürecine daha bilinçli ve hazırlıklı bir şekilde başlayabilirsiniz. Unutmayın, bir evcil hayvanın hayatını kurtararak siz de onların sadık dostu olabilirsiniz.

 

KAYNAK; https://www.eniyimama.com/