Ana Sayfa Blog Sayfa 35

Süt Kediler İçin Faydalı mı? Kedilere Süt Verilir mi?

Kedilere süt verilir mi sorusunun cevabı oldukça nettir aslında. Kedilerde laktoz intoleransı olabileceği için sütle beslenmeleri önerilmez. Deneyimli kedi sahipleri bu konu hakkında bilinçlidir. Fakat kedisini yeni sahiplenmiş çoğu kişi, ezberlenmiş bir bilgi olan “kediler süt içer” fikrinden yola çıkarak kedisini buna göre beslemeyi seçer.

İnek sütü, kedilerin bağırsak ve mide rahatsızlıkları ile karşılaşmasına neden olabilir. İnek sütü içerisinde fazlasıyla laktoz yer alır. Bir kedinin sindirim sisteminin asla kaldıramayacağı düzeydedir. Şişkinlik, ishal ve yoğun gaz oluşumuna sebebiyet verir. Süt, içerisinde bol bol yağ barındırdığı için aynı zamanda kedilerin hızla kilo almasına yol açar.

 

Yavru Kediye Süt Verilir mi?

Süt içen yavru kedi

Kedilere süt verilir mi konumuza yavru kediye süt verilir mi ya da yavru kediye sulandırılmış süt verilir mi gibi soruların cevaplarıyla devam ediyoruz. Yavru kediler, anne sütü içmelidir. Zaten gelişmeye başladıkça anne sütünden de kesilirler. Böylelikle katı besinlerle beslenmeye başlarlar. Fakat yavru kedilerde anne sütünü sindirebilmeleri için harcanan laktoz üretiminde azalma görülür.

Yetişkin kedilerdeki laktoz düzeyi ise sütü sindirmek adına yeterli gelmez. Yani uzmanlara göre yavru kediler ilk 4-5 hafta süresince anne sütü içmelidir. Gelişimleri açısından bu çok önemlidir. İnsanlardaki gibi düşünebiliriz; nasıl ilk altı ay anne sütü içmek mühimse kedilerde de ilk birkaç hafta anne sütü içilmesi gerekecektir.

Ayrıca dilerseniz Yavru Kedi Bakımı Nasıl Yapılır? Nelere Dikkat Edilir? başlıklı yazımızı da ilgi ile okuyabilirsiniz!

Kedilere Laktozsuz Süt Verilir mi?

Süt içmiş turuncu kedi

Kedilere süt verilir mi sorusunun yanı sıra, kedilere laktozsuz süt verilir mi sorusu da gündemdedir. Bir kediye illa süt verilecekse insanlar için üretilen laktozsuz süt verilmemelidir. Bunun nedeni ise sütün içerisindeki yağ düzeyinin kediler için aşırıya kaçmasıdır. O yüzden de tamamen kedilere özel formüle edilmiş bir laktozsuz süt gereklidir.

Şu ek bilgiyi de vermek isteriz; birçok kişi kedilerin şekerli ya da çikolatalı süt içip içemeyeceğini sormaktadır. Şeker, kediler için son derece zararlı bir maddedir. Bu sebeple de hiçbir zaman kakaolu, muzlu, çilekli ya da herhangi bir aromaya sahip sütü kedinize vermemelisiniz.

Süt Kedilerde Su Yerine Geçebilir mi?

Yavru kedi ve süt dolu biberon

Su içmek insanlar için olduğu kadar kediler için de hayati derecede önem taşır. Kedilere süt verilir mi sorusunun altında “süt, su yerine geçer mi?” sorusu yatar. Cevap bellidir, kediniz su içmiyorsa onu sütle beslemeyin. Çünkü bu iki unsurun da birbirinin yerine geçme gibi bir fonksiyonu olamaz. Kedinizin sıvı tüketimini elbette artırın fakat süt vererek değil!

Uzman bir veterinere danışarak kedinizin daha çok su içmesi için çeşitli adımlar atabilirsiniz. Ona egzersiz yaptırabilir, hareket düzeyini artırarak su içmeye gereksinim duymasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle bir anda su tüketimi artmaya başlayacak ve çok daha sağlıklı görünecek demektir.

Normal Süt Tozu Kediye Verilir mi?

Şırınga ile beslenen yavru kedi

Normal süt tozu kediye verilir mi sorusunun cevabını arıyorsanız doğru yerdesiniz. Kedilere süt verilir mi sorusunu soran herkes bunun yanıtını da merak ediyor. Yavru kedilere özel olarak üretilen kedi süt tozları piyasada bulunmaktadır. Anne sütü içerisinde yer alan tüm mineraller ve vitaminler bu tozda yer alır. Tamamen ek gıda görevi görür.

Annesinden herhangi bir nedenden ötürü erken ayrılmak durumunda kalan yavru kedilerin beslenmesinde rol oynayan kedi süt tozu, henüz katı beslenmeye hazır olmayan kediler için hayati derecede önemlidir. Süt tozunun hazırlanma adımları ise markadan markaya değişecektir. Genel olarak 30 ila 36 derece arasında bir sıcaklıkta verilmelidir.

Kedinize o öğünde vereceğiniz kadar süt tozu karışımı hazırlamalısınız çünkü çabuk bozulan bir üründür. Şayet hazırladığınız kısımdan artan olursa buzdolabında muhafaza edebilir, gerektiğinde ılık hale getirip yeniden yavru kedinize verebilirsiniz. Yavru kedilerin bağırsakları ve midesi henüz gelişmediğinden sık ve az düzeyde vermeniz gerektiğini biliniz.

Günde 5-7 öğün kadar verseniz iyi olur. Tuvalete gidebilsin diye de ufak ufak masajlar yapabilirsiniz. Kedi süt tozları genel olarak hasta kedilere, hamile kedilere ve süt veren kedilere önerilir. Ek gıda olarak ise yavru kedilerin beslenmesinde azımsanmayacak ölçüde büyük bir etkiye sahip olmaktadır.

 

KAYNAK: https://ankaravetrium.com/

Köpeklerde alerji̇

Köpeklerde alerji türleri ve belirtileri

Birçok köpek farklı şeylere alerjik reaksiyon gösterir. Alerjik reaksiyonlar ciddi olabilmesine rağmen, veteriner hekiminiz köpeğinizin alerjisini kontrol etmenin yollarını bulmanızda yardımcı olabilir. Bu makalede, köpeklerde alerjinin ana semptom ve nedenleri ve ayrıca size açık olan farklı tedavi seçeneklerinin bazıları ele alınmaktadır.

Pire alerjileri

Herhangi bir köpek pire ile enfekte olabilir, ancak bütün köpekler pire ısırıklarına karşı alerjik bir reaksiyon yaşamazlar. Pire alerjisi olan köpekler, pire salyasının cildiyle temas ettiğinde şiddetli kaşıntı reaksiyonu yaşarlar.

Bu saç dökülmesine ve ciltte açık yaralara ya da kabuklara yol açabilir, genellikle kuyruk tabanında. Ayrıca vücudun diğer bölgelerindeki cilt lezyonlarını da görebilirsiniz. Bu yaralar bakteriyel bir enfeksiyona yol açabilir.

Bir pire alerjisi pire olan bir köpeğe göre daha ciddidir ve köpeğinizin kürkünü kırparak veya onları içeride tutarak çözülemez. Bir pire alerjisinden şüpheleniyorsanız, en iyi tedavi konusunda tavsiye almak için veteriner hekiminize danışın.

 

Temas alerjisi

Pire yakaları, yol tuzu, yün veya bitkiler dahil olmak üzere, köpeklerde temas alerjisine neden olabilecek birçok şey vardır. Aslında, kaynağın tanımlanması genellikle çok az bir dedektif çalışmasını gerektirebilir!

Temas alerjisi bulguları ciltte yoğun kaşıntı, kızarıklık veya şişliktir. Bunlar, vücudun hangi kısmının alerjenle temas ettiğine görünecektir. En çok etkilenen vücut parçaları çene, göğüs, mide ve kuyruktur.

Bir temas alerjisi ile başa çıkmak için, bir seçenek bilinen tahriş edici ile temastan kaçınmaktır.

İnhalan alerjileri

İnsanlar gibi, köpekler de ağaçlara, otlara ve ot polenlerine, küf ve ev tozu akarlarına karşı alerjik olabilir. Aslında, inhalan alerjisi olan köpekler çeşitli maddelere karşı alerjik olma eğilimindedir. İnhalan alerjileri her yaşta başlayabilir, ancak çoğu bir ile dört yaşından itibaren başlar.

Bir inhalan alerjisiyle ilişkili ana semptom, özellikle yüz ve kulaklarda şiddetli kaşıntıdır. Bununla birlikte, köpeğinizin her zamankinden daha fazla kaşınması için başka birçok neden vardır, bu nedenle veteriner hekiminizin görüşünü almak iyi bir fikirdir.

Veteriner hekiminiz, alerjiyi yönetmenin en iyi yolunu önerecektir. Bu, özel olarak formüle edilmiş bir diyete geçmeyi içerebilir. Ayrıca, bazı alerjenler ciltten emildiklerinden, Hipoalerjenik şampuanla sık yıkanmak bazı alerjilerin etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir.

Gıda alerjileri

Köpekler, önceden sorunsuzca sık sık karşılaştıkları yiyeceklere, sonradan alerjiler geliştirebilirler. En yaygın neden, et veya domuz eti gibi yiyeceklerdeki belirli bir proteine verilen yanıttır.

Gıda alerjisi belirtileri kaşıntı, sindirim bozuklukları ve solunum güçlüklerini içerir. Bu belirtileri görürseniz, veteriner hekiminize danışın.

Veteriner hekiminiz, sorunlu içeriği doğru bir şekilde tanımlamak için süreç boyunca size yol gösterecektir. İlk adım, genellikle 8-10 hafta boyunca Canine HA Hipoalerjenik gibi özel Hipoalerjenik diyete geçmektir.

Hipoalerjenik diyet, alerjik reaksiyon riskini en aza indirmek için bilimsel olarak formüle edilmiştir. Köpeğiniz yeni diyete alıştıktan sonra, alerjik reaksiyonun nedenini buluncaya kadar farklı maddeler yavaş yavaş yeniden yerleştirilebilir.

Bu tespit edildikten sonra, veteriner hekim alerjiyi yönetmek için en iyi diyeti önerebilir ve köpeğinizin uzun vadede sağlıklı ve mutlu kalmasına yardımcı olur.

kaynak;https://www.purina.com.tr/

Yaz tatilinde evcil hayvanıyla birlikte yola çıkacaklar, özellikle Avrupa Birliği içerisinde geçerli sağlık ve güvenlik kurallarını yerine getirmek zorunda.

Birçok Avrupa ülkesinde bu hafta okullar kapanıyor ve yaz tatili başlıyor. Tatile evcil hayvanı ile birlikte çıkacaklar, Avrupa içerisindeki sağlık ve güvenlik kurallarına mutlaka uymalıdır. İster Türkiye’ye doğru uzun bir yolculuğa çıkın, isterseniz Almanya veya Belçika gibi komşu bir ülkeye gidin, yola çıkmadan önce mutlaka evcil hayvanınızın kuduz aşısını yaptırdığınızdan ve mikroçip taktırdığınızdan emin olun. Aynı şekilde Tatilden dönerken orada bırakamadığınız bir hayvanı yanınızda getirmek istediğinizde de bu kurallara uymanız gerektiğini unutmayın.

Özellikle kedi ve köpeklerin yurtdışı seyahatlerinde bir mikroçip ile tanımlanmaları zorunludur. Avrupa Birliği içinde seyahat ederken, evcil hayvanların bir Avrupa pasaportuna sahip olmaları gerekir. AB dışına seyahat ederken ise, ülkenizdeki sağlık otoritesi tarafından onaylanmış bir sağlık sertifikası gerekli olacaktır.

Eğer yaz tatilinizde kedinizi veya köpeğinizi yanınıza almayı düşünüyorsanız, seyahat öncesi veteriner randevunuzu zamanında planlamak çok önemli. Hayvanların aşılama işlemi, on iki haftalık ya da daha büyük olduklarında gerçekleştirilebilir. Aşıdan en az 21 gün sonra aşı etkin hale geldiği için, aşıdan en erken üç hafta sonra seyahate çıkabilirsiniz. Bu durum, seyahat planlarınızı yaparken göz önünde bulundurmanız gereken kritik bir detaydır.

Ayrıca, belirli parazit tedavilerinin de yapılması gerekebilir ve bu tedaviler, evcil hayvan pasaportunda belirtilmelidir. Uçak, tren veya araba ile seyahat ederken evcil hayvanların AB kuralına göre uygun taşıma kaplarında taşınması gerekmektedir. Havayolu şirketlerinin genellikle belirli kuralları vardır, bu yüzden seyahatten önce mutlaka kontrol edilmelidir.

AB dışındaki bir ülkeden AB’ye giriş yapacak evcil hayvanlar için sağlık sertifikası gereklidir. Giriş kontrollerinde evcil hayvanların sağlık belgelerinin düzenli ve erişilebilir bir şekilde taşınması önemlidir.

Unutmayın, tüm bu kurallara uymak, seyahatinizin sorunsuz geçmesini sağlayacaktır.

 

kaynak;https://www.sonhaber.eu/

Kedilere Hangi Ev Bitkileri Zarar Vermiyor?

Yılan derisi çiçeği, yani Haworthia, son zamanlarda ev bitkisi tutkunlarının favorisi haline geldi. Popülerliğini zebra kaktüsü olarak da bilinmesine borçlu. Bu zarif sukulent türü, sadece şık görüntüsüyle değil, aynı zamanda kolay bakımıyla da dikkat çekiyor. Az yer kaplaması da avantajlarından biri.

Özellikle evcil hayvan sahipleri için büyük bir çekicilik oluşturuyor çünkü kediler için güvenli bir bitki. Yani evinize hem estetik bir dokunuş hem de evcil hayvan dostu bir bitki eklemek istiyorsanız, yılan derisi çiçeği tam da size göre!Kedisi Olanlar Bu Habere Dikkat: Kedilere Hangi Ev Bitkileri Zarar Vermiyor? 2

Frika Menekşesi, kedili bir evde yetiştirebileceğiniz güvenli bitkilerden sadece biri. Bir diğeri ise Afrika Menekşesi! İyi bakıldıklarında neredeyse yılın her ayı çiçekli kalabilen bu bitki, doğrudan ışığı ve hafif nemli ortamı sever. Anavatanı Tanzanya olan Afrika Menekşesi, evinizi güzelleştirirken patili dostunuza da zarar vermez. Özellikle ev bitkisi tercih edenler için mükemmel bir seçenek!Kedisi Olanlar Bu Habere Dikkat: Kedilere Hangi Ev Bitkileri Zarar Vermiyor? 3

Kılıç yapraklı eğreltiotu, evcil dostlarınız için güvenli bir bitki seçeneği olarak öne çıkıyor. Bu bitki, doğrudan güneş ışığından hoşlanmayan ve düzenli sulama gereksinimi olan bir yapıya sahip. Kediniz için hem zararsız hem de hava kalitesini iyileştirici bir özellik taşıyor. Evdeki bitki seçiminde güvenliği ve bakım kolaylığını ön planda tutmak, sağlıklı bir ev ortamı sağlamak için önemli.Kedisi Olanlar Bu Habere Dikkat: Kedilere Hangi Ev Bitkileri Zarar Vermiyor? 4

Noel Kaktüsü, anavatanı Brezilya olan bir kaktüs türüdür ve genellikle kış başında çiçek açtığı için “Noel Kaktüsü” olarak adlandırılmıştır. Bu kaktüs türü, sıcaklığı sevse de doğrudan güneş ışığından korunmalıdır; bu nedenle alacalı güneş ışığı tercih edilmelidir.

Yaz aylarında sulama için toprağın yarı yarıya kuruması beklenmelidir. Diğer mevsimlerde ise toprağın tamamen kuruduğunu kontrol ederek sulama yapılmalıdır. Bu sulama yöntemi, Noel Kaktüsü için uygun şartları sağlayarak sağlıklı bir şekilde büyümesini ve çiçek açmasını destekler.Kedisi Olanlar Bu Habere Dikkat: Kedilere Hangi Ev Bitkileri Zarar Vermiyor? 5

Parlak yeşil yaprakları ve zarif yapısıyla Parlor Palm, evcil dostlarınız için güvenli bir bitki seçeneğidir. Guatemala kökenli olan bu bitki, doğrudan öğle güneşinden korunmalıdır. Sık sulamayı ve yapraklara su püskürtmeyi sever, bu da onu evde bakılabilen ideal bir bitki haline getirir. Hem evinizi güzelleştirir hem de sevimli dostlarınızın sağlığına zarar vermez.

 

KAYNAK;https://halktv.com.tr/

Yaz Aylarında Evcil dostlarımıza Tıraş Yapılmalı mı, Yapılmamalı mı?

Sevimli dostlarımız bizler gibi terleyip rahatlayamadıkları ve mevsimsel değişime girdikleri için özellikle yaz aylarında çok fazla tüy dökerler. Bu durumda da çoğumuz tıraş ettirmeyi tercih etmekteyiz. Burada aklımıza gelecek soru traş onlar için gerekli mi ve hatta güvenli mi?

Evcil hayvanımızın sağlıklı olması açısından deri-tüy bakımı mutlaka yapılmalıdır. Bu bakım bazı ırklar için tıraş şeklinde olabilmektedir. Tüyleri keçeleşmiş, normal tüy yapısını kaybetmiş, ev ortamında bakılan, daha doğrusu direk güneş altında olmayan canlar için tıraş bir bakımdır ve sağlığı açısından yapılmalıdır.

Direk güneş altında kalan ya da günün çoğunu açık havada geçiren dostlarımızın sıcak dönemlerde tıraşlanmasını önermiyoruz. Onu serinletmeyi düşünerek yaptığımız bu işlem güneş ışınlarının direk derisine nüfuz etmesine yol açar. Bu onu aşırı ısınma, güneş yanığı, sıcak çarpması ve hatta potansiyel olarak deri kanseri tehlikesine maruz bırakır. Çok kısa tıraşlar ayrıca derisine gelebilecek sivri, kesici cisimleri de engellemeyecek, doğal koruma ve yalıtımı ortadan kalktığı için yaralanmasına yol açacaktır.

Bazı ırklarda tek kat (Shih-Tzu gibi), bazılarında ise çok katlı (iki ya da üç) tüy yapısı söz konusudur. Direk güneş altında kalmadığı ve herhangi bir kaza geçirmediği sürece tek katlı tüy yapısına sahip ırklarda tıraş tüy yapısında ciddi sorunlara yol açmayacak ve 3-4 ay içerisinde eski tüy yapısına kavuşacaktır. Çok katlı tüy yapısına sahip ırklarda (Chow-Chow, Golden Retriever gibi) ise deriye kadar tıraş edilmesi güneşe maruz kalmasalar da tüy yapısını bozacak, sıcağa ve soğuğa dayanıksız hale getirecektir.

Çok katlı tüy yapısında alt katman yumuşak bir astar şeklinde, üst katlar ise daha sert ve uzun yapıdadır. Astar deriyi korur ve kuru tutar, üst katlar güneş ışınlarının, su ve karın alt katmana ulaşmasını engellemektedir. Deriye kadar tıraş edilen çok katlı tüy yapısına sahip ırklarda doğal yalıtım ortadan kalkar, sıcak havanın da etkisiyle daha sık soluma yapmaya başlayan dostumuzun organ sistemleri de daha hızlı çalışmaya başlar. Bu durum iç organlarını strese sokar, yorulmuş organlar sağlıklı performans gösteremez, ciddi sağlık sorunları başlar veya yaşlanma hızlanır. Ayrıca tıraş sonrası astar hızla yerine gelirken üst katmanda düzensiz uzamalar, renk değişimleri görülür. Düzensiz uzayan üst katman görevini yapamaz; yaz aylarında sıcağı deriye geçirirken kış aylarında da su ve soğuğun astara ve deriye nüfuz etmesine yol açacaktır. Hatta yapısı bozulan bu tüyler nedeniyle batık tüyler ve bunlara bağlı lezyonlar gelişebilir.

Bu durumda tıraş olmalı mı, olmamalı mı sorusuna ne cevap verilmeli? Irka, sağlık durumuna ve yaşam koşullarına bakılarak veteriner hekiminizle beraber karar verebilirsiniz.

Birçok insan evde bilinçsiz bir şekilde sevimli dostuna tıraş uygulamaktadır. Normal koşullarda doğalarında olmayan ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek bir işlemden bahsettiğimizi unutmayalım. İhtiyaç halinde profesyonel olarak, ırka özel tıraş tekniği kullanan pet kuaförleri ile randevulaşmak onun sağlığı açısından önemlidir.

Her gün fırçalamak dökülecek olan tüyleri topladığı gibi, deri kılcallarına masaj yaptığı için de yeni gelecek tüylerin daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır. Ayrıca yaz aylarında onlara özel bitkisel şampuanlarla daha sık yıkamanız hem onun hem de sizin konforunuz açısından katkı sağlayacaktır.

 

kaynak; https://www.gizmovet.com/

Evcil Hayvan Sahiplenmesi: Çip Takılan Hayvan Sayısı Artıyor

Türkiye’de ev hayvanı sahipleri, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik kapsamında hayvanlarını kimliklendiriyor. Ev Hayvanı Kayıt Sistemi (PETVET) sayesinde hayvanın detaylı bilgileri sisteme kaydediliyor. Yaş, cinsiyet, pasaport numarası gibi bilgilerin yanı sıra acil durumda ulaşılabilecek kişi bilgileri de PETVET’e giriliyor. Ayrıca aşı, sahip değişikliği, kayıp durumu gibi önemli bilgiler de sistem üzerinden takip edilebiliyor.

Ev hayvanı sahipleri, kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilerek kayıt altına alınmasını sağlamakla yükümlü tutuluyor. Bu düzenleme kapsamında, sahiplerin doğum, ölüm, kayıp, sahip değişikliği gibi hayvanlarıyla ilgili bilgileri il/ilçe tarım ve orman müdürlüklerine iletmeleri gerekiyor. Bu süreçte hayvanların güvenliği ve sağlığı için alınan kararlar oldukça önem arz ediyor.

<2 MİLYON 371 BİN 788 EV HAYVANI KİMLİKLENDİRİLDİ>
2021 yılı itibariyle Türkiye genelinde 2 milyon 371 bin 788 ev hayvanı PETVET sistemine kaydedildi. Bu sayının 1 milyon 421 bin 622’si kedi, 950 bin 125’i köpek, 41’i ise gelincik olarak kaydedildi. Ev hayvanı sahiplerinin yasal düzenlemelere uygun bir şekilde hayvanlarını kayıt altına almaları, hem hayvanların güvenliği hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Bu sayede ev hayvanlarıyla ilgili bilgilere hızlıca erişilerek gerekli durumlarda müdahale edilebiliyor.

 

kaynak:https://www.haberaktuel.com/

Evcil hayvanlarda ödül maması obeziteye neden olabilir!

Veteriner Hekim Burcu Çevreli, evcil hayvan bakımı, aşılama, obezite, parazit tedavisi ve tüy bakımı hakkında kritik bilgiler paylaştı.

Veteriner Hekim Burcu Çevreli, evcil hayvan bakımı, aşılama, obezite, parazit tedavisi ve tüy bakımı hakkında kritik bilgiler paylaştı.

Aşılama programlarının aksatılmaması gerektiğine dikkat çeken Çevreli, ekonomik nedenlerle aksamaların bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasına sebep olabileceğini belirtti. “Yapılmayan rutin bakımlar, hayvan sahipleri için yüksek maliyetlere yol açabilir,” dedi.

Evcil Hayvan Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tüylü Bir Dost Edinmek Ömür Boyu Bağlılık Gerektirir Veteriner Hekim Burcu Çevreli, evcil hayvan sahipliğinin büyük bir sorumluluk olduğunu vurguladı. “Tüylü bir arkadaş edindiğinizde, onun sağlığı ve bakımı konusunda size bağımlı olduğunu anlamalısınız. Evcil hayvanların hayatımıza getirdiği koşulsuz sevgi ve mutluluk, beraberinde ek sorumlulukları da getirir,” diye belirtti.

Sağlık Kontrolleri Şart Evcil hayvanların düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen Çevreli, “Köpeklerin ve kedilerin insanlara göre daha kısa bir ömrü olduğundan, yılda en az bir veya iki kez sağlık kontrolünden geçmeleri gerekir. Özellikle genç yaşlarda daha sık veteriner ziyaretleri yapılmalıdır,” dedi.

Obeziteye Dikkat Evcil hayvanların aşırı beslenmesi ve fazla ödül maması verilmesi obeziteye yol açabilir. Çevreli, “Obezite kalp yetmezliği, böbrek sorunları ve diğer sağlık problemlerine neden olabilir. Evcil hayvanınıza yeterli miktarda yiyecek verin ve temiz içme suyunun sürekli bulunmasını sağlayın,” uyarısında bulundu.

Aşılamanın Hayat Kurtarıcı Faydaları Aşılamanın hayati önem taşıdığını belirten Çevreli, “Son 50 yılda aşıların kanıtlanmış hayat kurtarıcı faydaları var. Aşılama programları bulaşıcı hastalıkları önlemede önemli bir rol oynar ve düzenli klinik muayeneleri teşvik ederek diğer hastalıkların erken teşhis ve tedavisini destekler,” dedi. Ekonomik gerekçelerle aşılamanın aksatılmasının büyük riskler taşıdığına dikkat çekti.

Parazit Tedavisi İhmal Edilmemeli Hem iç hem de dış parazit tedavisinin düzenli olarak yapılması gerektiğini belirten Çevreli, “İç ve dış parazitler evcil hayvanlarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu tedaviler, hem hayvan sağlığını hem de zoonotik enfeksiyonlar açısından insan sağlığını korur,” diye ekledi.

Tüy Bakımı Düzenli Yapılmalı Evcil hayvanların tüylerinin genetik, çevresel ve bakım faktörlerinden etkilendiğini söyleyen Çevreli, “Düzenli tüy bakımı yapılmayan evcil hayvanlar kaşıntılı, keçeleşmiş ve kendini kötü hissedebilir. Evcil hayvan sahipleri, tüy dökülmesi, matlaşma ve tüy yumakları gibi sorunlarla karşılaşabilir. Düzenli bakım, tüylerin taranması ve fırçalanmasını içerir,” dedi.

Veteriner Hekim Burcu Çevreli, rutin bakımların aksatılmasının yüksek maliyetlere yol açabileceğini ve evcil hayvan sağlığının korunması için düzenli veteriner kontrollerinin ve bakımların aksatılmaması gerektiğini vurguladı.

 

kaynak:https://www.politikam.com/

Evcil hayvan otellerinde tatilden dönüş yoğunluğu

Kurban Bayramı tatili boyunca evcil hayvanlara yönelik barınma ve bakım hizmeti veren evcil hayvan oteli ve barınma tesislerinde, yuvaya dönüş heyecanı başladı. Bazıları tatil köyü standardında olan tesislerde kalan hayvanlar, tatilden dönen sahiplerine teslim ediliyor. Sarıyer’de bulunan ve barınmanın yanı sıra özel havuz, eğitim ve sosyalleşme alanları gibi farklı hizmetlerin yer aldığı tesisin işletmecisi Ayşegül Üner, “Bu bayram önceki bayramı göre artan bir talep vardı. Tam kapasiteyle doluyduk. Köpekler için günlük 750 lira, kediler için ise günlük 500 liraya hizmet verdik. Hayvanlar burada sadece kalmıyor, özel havuzları var, haftada iki gün veteriner kontrolüne giriyor ve çeşitli alanlarda sosyalleşiyor.” dedi.

İstanbul’da bulunan evcil hayvan otel ve barınma tesislerinde 9 günlük Kurban Bayramı tatili sonrası hayvanlarını teslim almak isteyenlerin telaşı başladı. Seyahate çıkan müşterilerinin evcil hayvanları için barınma, eğitim ve bakım hizmetlerinin verildiği tesislerde konaklayan kedi, köpek, balık ve hamster gibi birçok farklı hayvan tatilden dönen sahiplerine teslim edilmeye başlandı. Bazı tesislerdeki standartlar ise tatil köylerini aratmadı. Zekeriyaköy’deki özel bir tesiste hayvanlara sosyalleşme, oyun, eğitim alanlarının yanı sıra sıcak havalarda serinleyebilmeleri için özel bir yüzme havuzuyla da hizmet verildiği görüldü. Tesisin işletmecisi Ayşegül Üner, evcil hayvan otelciliği hakkında tecrübelerini aktardı; son dönemde ve bayram sürecinde artan talebi değerlendirerek; ücret ve hizmetler hakkında bilgi verdi. İlçeden ilçeye, tesislerin kapasite ve hizmetlerine göre değişebilen ücretlerin Sarıyer’de yer alan işletmede köpekler için günlük 750 lira, kediler için 500 lira, hamster,kuş ve balık gibi hayvanlar için ise 250 lira olduğu öğrenildi. Üner geçtiğimiz bayram dönemine göre taleplerde artış olduğunu belirtirken, tesislerinin kapasitelerini konforlu bir ortam yaratmak amacıyla belirli bir düzeyde tuttuklarını ifade etti.

“TALEP ÇOK FAZLAYDI”

İşletmeci Ayşegül Üner, “Çok yoğunduk, bayram dönemleri bizim en yoğun olduğumuz dönemler. Özellikle, Kurban Bayramı yaz tatiliyle çakıştığı için yoğun geçirdik. Talep çok fazlaydı ama biz butik çalışıyoruz. Belli rakamlarla sınırlandırıyoruz ki konforlu, huzurlu ve mutlu zaman geçirebilsinler. Full kapasiteyle hizmet verdik her zamanki gibi güzel bir bayram geçirdik.” şeklinde konuştu.

“KÖPEKLER İÇİN 750, KEDİLER İÇİN 500, KÜÇÜK HAYVANLAR İÇİN 250 LİRA”

Aylık abone sistemlerinin de bulunduğunu belirten Üner, “Bunların dışında bireysel olarak gelenler de oluyor. Konaklama ücretimiz köpekler için 750 lira, kediler için 500 lira. Kreş hizmeti de köpek için 500, kedi için 400 lira. Bunun dışında küçük hayvanları da ağırlıyoruz. Hamster, kuş, balık, ginepig gibi hayvanlar için de 250 lira. Hayvanlar hem mamalarını yiyor, hem ihtiyaçlarını gideriyor hem de sosyalleşiyor arkadaşlarıyla olabiliyorlar. Bizde kafes sistemi yok, sosyal ortamda salonlarda kalıyorlar hayvanları ebatlarına, karakterlerine, enerji seviyelerine göre gruplandırıyoruz. Belirli ekipler oluşturuyoruz bu ekipler hem oyun vakitlerinde hem sosyal alanlarda beraber kalıyorlar. 3 kişinin yatılı bir şekilde tesiste kaldığı 6 kişilik bir ekiple hizmet veriyoruz.” dedi.

 

 

kaynak:https://www.dha.com.tr/

Kuduz riskinde “ilk 24 saat” hayati önem taşıyor

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Meliha Çağla Sönmezer, takipsiz hayvanlarca ısırılan kişilere 24 saat içinde kuduz aşısı yapılmasının hayat kurtarıcı olduğunu bildirdi.

Sahipsiz, takibi olmayan ve aşısız köpek, kedi veya vahşi hayvanlar tarafından ısırılma ve tırmalanma ölümcül “kuduz” hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Bu riskten korunmanın tek yolu ise mümkün olan en kısa sürede aşılanma.

Ancak birçok kişi böyle bir ısırılma ya da tırmalanma durumunda sağlık kuruluşlarına başvurmakta gecikebiliyor. Oysa ilk 24 saat içerisinde yapılan ve ilk dozun verildiği günü takip eden süreçte doğru periyotta uygulanan toplam 4 dozluk kuduz aşısı, hastalık riskine karşı yüzde 100 koruma sağlıyor.

Kuduz hastalığı, bulaşma ve korunma yollarına ilişkin AA muhabirine bilgi veren Doç. Dr. Sönmezer, kuduzun hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğuna dikkati çekti.

“Ölümcül ama aşı ile önlenebilen bir hastalık”

Sönmezer, “Kuduz, özellikle vahşi kedi, köpek ısırmaları, ormanlarda yaşayan vahşi hayvanların ısırmalarıyla bulaşıyor. ‘Rabies’ isimli virüs kaynaklı ve ne yazık ki bulaştığında yüzde 100 ölümcül seyrediyor. Fakat şanslı olduğumuz kısım, yüzde 100 ölümcül olmasına karşın aşı ile önlenebilen bir hastalık.” diye konuştu.

Kuduz aşısının ısırılma veya tırmalanma sonrası uygulanmasının hayati önem taşıdığını, bu sayede kuduzun belirtiler ortaya çıkmadan atlatılabildiğini dile getiren Sönmezer, ısırılma sebebiyle sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerin risk durumlarının Sağlık Bakanlığı Kuduz Saha Rehberi Yönergesi doğrultusunda değerlendirildiğini bildirdi.

“Sahipli, gözlemlenebilir, aşılı hayvanlar riskli değil”

Doç. Dr. Sönmezer, bu çerçevede, vahşi köpek, kedi veya farklı hayvan ısırmalarının en üst seviyede riskli temas olarak tanımlandığını, bu şekilde sağlık kuruluşlarına başvuran kişilerin hızla tedavisine başlandığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir hayvan tarafından derinin yalanması, dokunulması riskli bir temas değil. Burada en önemlisi, sahipli, gözlemlenebilir, aşılı bir hayvan tarafından ısırılmak kuduz riskinin sıfır olduğu anlamına geliyor. Böyle bir ısırılmada hayvanın aşı karnesi ve rabies aşısını olduğu belirlendiğinde kişiye bir uygulama yapmamıza gerek kalmıyor. Sadece yaranın bakımı ile ilgili önerilerde bulunuyoruz.

Ancak vahşi bir hayvan tarafından derinin en alt tabakasına kadar uzanan, derin ısırıklar en üst seviye risk demektir. Böyle bir durumda hem kuduz aşısı hem de immünglobülin yapıyoruz. Bu tedaviyle kuduza karşı yüzde 100 koruyuculuğu sağlamış oluyoruz.”

“Yaşadığınız olayı hekimlere detaylı olarak anlatın”

Sahipsiz, başıboş bir köpek veya kedi tarafından ısırılan kişilere ilk olarak “Bu çevrenizde yaşayan, takip edilebilir bir hayvan mı?” sorusunu yönelttiklerini anlatan Sönmezer, takibi mümkün hayvanların 10 gün süresince gözlemlenmesinin, herhangi bir nedenle ölüm olup olmadığına dikkat edilmesinin önem taşıdığını söyledi.

“Sokakta bilmediği, sürekli görmediği, takip edilemeyen bir köpek, kedi tarafından ısırılan kişilerde hemen aşı ve immünglobülin uygulamasına başlanması gerekiyor.” diyen Sönmezer, ısırılma durumunda yapılması gerekenlere ilişkin şunları kaydetti:

“Riskli olduğunu düşündüğünüz, tekrar görme olasılığınız olmayan kedi, köpek veya vahşi bir hayvan tarafından ısırılma, tırmalanma durumunuzda yara bölgesini tazyikli, sabunlu suyla yıkayıp, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun. Yaşadığınız olayı hekimlere detaylı olarak anlatın. Kişinin yaşadığı olayı sağlık kuruluşuna çok iyi, detaylı anlatması lazım. Isırma mı tırmalama mı, lezyon nerede, ısıran sahipli bir hayvan mı değil mi? Tüm bu detay bilgiler hekimlerle paylaşılmalı

Hekimin risk değerlendirmesine göre, kuduz aşısının ilk 24 saat içerisinde uygulanması çok önemli. İlk 24 saat içinde uygulanan aşı ile kuduza karşı koruyuculuk oranını daha yüksek tutabiliyoruz. Ancak kişiler ’24 saati geçirdim artık bir şey yapılamaz’ gibi de düşünmesin, süre ne olursa olsun mutlaka hekime başvursunlar.”

Tedavinin hemen başlaması çok önemli

Kuduz aşısı uygulamasında zamanlamanın da önem taşıdığını vurgulayan Sönmezer, “Isırılma yaşayan ve risk kategorisinde değerlendirilen hastalara hemen aşı ve immünglobülin uygulanması gerekiyor. Fakat bazen kişiler çeşitli nedenlerle hastaneye başvurmakta gecikebiliyor. Böyle bir durumda da zamanlama ne olursa olsun tedaviyi uygulamaya başlıyoruz.” ifadesini kullandı.

Yerli kuduz aşısı çalışmaları

Yerli kuduz aşısı çalışmalarına da değinen Doç. Dr. Sönmezer, “Yerli kuduz aşısı, ülkemizde devreye girmesi beklenen bir aşı adayı. Şu anda ülkemizde belirli hastanelerde farklı olmak üzere genelde Hindistan kaynaklı kuduz aşıları kullanılıyor. Yerli kuduz aşısı, bu tedaviye daha hızlı ulaşılması, aşının bütün sağlık kuruluşlarında daha kolay temin edilebilir olması açısından oldukça önemli.” değerlendirmesini yaptı.

 

 

kaynak:https://www.aa.com.tr/tr

Uzmanlar uyardı: Aşırı sıcaklarla birlikte geliyor: Ciddi artış yaşandı!

Aydın Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Cemil Şahin, havaların ısınmasıyla birlikte artan kene ve diğer parazit tehlikesine karşı vatandaşları uyardı. Şahin, yaptığı açıklamada, sıcaklıkların artmasıyla birlikte kene, bit, pire gibi dış parazitlerin görülme sıklığında ciddi bir artış yaşandığını belirtti.

Ülke genelinde havaların ısınmasıyla birlikte, keneler ve diğer pek çok parazitlerin görülme sıklığı hızlı şekilde artışa geçtiğini ifade eden Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin, vatandaşların ve evcil hayvanlarının açık alanlarda daha fazla vakit geçirmesiyle bu parazitlerin oluşturduğu risklerin arttığını vurguladı.

Vatandaşlara parazitlere karşı çeşitli önlemler almalarını tavsiye eden Şahin, “Açık alanlarda vakit geçirirken parazit uzaklaştırıcı sprey kullanmak, pantolon paçalarını çorap içerisine almak gibi uygulamaları göz ardı etmemeleri çok önemli” dedi.

Ayrıca, eve döndüklerinde vücutlarını ve özellikle görünmeyen bölgeleri parazit varlığına karşı kontrol etmelerini ve parazit görülmesi durumunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını önerdi. Şahin, kene ve benzeri parazitlerin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi ciddi zoonotik hastalıkları taşıyabileceğine dikkat çekti.

Evcil hayvan sahiplerinin ve çiftçilerin de dikkatli olmaları gerektiğini belirten Şahin, “Evcil hayvanlarının ve çiftlik hayvanlarının antiparaziter uygulamaları için veteriner hekim ziyaretlerini ihmal etmemeleri gerekiyor. Evcil hayvanlar dışarı çıkmasa bile, dışarıdan eve dönen vatandaşlarımız, kendilerinden evcil hayvanlarına parazit geçişini önlemek için önlemler almalı” ifadelerini kullandı.

Şahin, parazitlerin ev hayvanlarında yoğun tüy örtüsü ve benzeri sebeplerle hızlı bir şekilde çoğalabileceğini ve hem hayvan hem de insan sağlığına ciddi zararlar verebileceğini hatırlattı. Düzenli antiparaziter uygulamaların aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Şahin, “Ev hayvanlarına ve çiftlik hayvanlarına düzenli antiparaziter uygulamalarını yaptıran, kendileri için de uygun önlemleri alan vatandaşlarımız, koruyucu hekimliğe sırtlarını dayadıkları için müsterih olabilirler” diyerek açıklamasını tamamladı.

 

kaynak; https://www.dunya.com/