Ana Sayfa Blog Sayfa 38

Kısırlaştırılmış Kedilerin Beslenmesi Nasıl Olmalıdır?

Kısırlaştırma işlemi birçok farklı sebeple yapılmaktadır. Kedi sahipleri özelikle kedilerin kızisma dönemindeki agresif davranışlarının son bulması istendiği için kısırlaştırma işlemi yaptırsalar da birçok farklı sebepten dolayı kısırlaştırma işlemi yapılmaktadır. Kısırlaştırma işlemi dişi kedilerde rahim kanseri ve erkek kedilerde testis kanserinin önüne geçilmesi açısından olumlu bir işlemdir.

Dişi kedilerde yumurtalıkların ve rahimin alındığı kısırlaştırma işlemi erkek kedilerde sadece testislerin alınmasıyla yapılmaktadır. Dişi kedilerde kısırlaştırma işlemi erkek kedilerde kısırlaştırma işleminden daha zorlu ve uzun bir süreçtir. Kısırlaştırma işlem süresi her iki cinsiyet içinde hemen hemen aynı uzunlukta sürerken dişi kedilerin iyileşme süresi erkek kedilerinden daha uzun sürmektedir. Kısırlaştırma sonrası kediler özelikle ameliyattan sonra iyileşme süresinde özel bakıma ihtiyaç duyar. Kısırlaştırma işlemi sonrasında kedilerin beslenme düzenleri de değişiklik göstermektedir.

Kısırlaştırılmış kedilerin kısırlaştırılmamış kedilere göre besin madde ihtiyaçları oldukça farklılık göstermektedir. Kısırlaştırılmış kedilerde metabolizma hızında bir düşüş gözlemlenmektedir. Bu metabolizmadaki düşüş cinsiyet hormonlarının kısırlaştırma işleminden sonra düşüşü ile ilgilidir. Kısırlaştırılmış kedilerde enerji gereksinimleri yüzde 30 azalmaktadır. Bu yüzden kısırlaştırılmış kediler az enerji harcadığı için eğer diyetleri uygun şekilde düzenlenmezse kilo almaya kısır olmayan kedilerden daha yatkındır.

Kısırlaştırılmış Kedilerde Beslenme

Kısırlaştırılmış kedilerin kısırlaştırılmamış kedilere göre beslenme ihtiyacı oldukça farklıdır. Kısırlaştırılmış kedilerde besin madde ihtiyacında bir değişiklik görünmüyorken kedinin normal diyetine devam etmesi halinde alacağı kalori miktarı da ihtiyacının üzerinde olacaktır. Bu da kısırlaştırılmış kedilerde fazla kilo artışına neden olmaktadır. Bu yüzden kısırlaştırılmış kediler için üretilen özel mamalar tercih edilmelidir. Kısırlaştırma işlemi kedilerde birçok sağlık sorunun önüne geçtiği bilinmektedir. Fakat kısırlaştırılmış kedilerde en sık rastlanan bir sağlık sorununa da kapı açılmış olur.

Kısır kedilerde en sık rastlanan sağlık sorunu idrar yollarında taş oluşumu gözlemlenmesidir. Kısır kedi mamaları kedilerin günlük besin ihtiyaçlarını karşılayan oldukça düşük kalorili mamalardır. Kısır kedi mamaları aynı zamanda düşük fosfor, magnezyum, kalsiyum içermesi bakımından idrar yollarında taş oluşumunu engeller. Fosfor, magnezyum ve kalsiyum taş oluşumu tetikleyen minerallerdir. Kısır kedi mamalarında fosfor, magnezyum ve kalsiyum açısından oldukça düşük miktarda bulunmaktadır. Kısır kedilerin yüksek besin ihtiyacı bulunduğundan kısır kedi mamaları oldukça fazla protein içermektedir. Kısır kedi mamaları aynı zamanda sindirilebilirliği yüksek içeriğe sahiptir.

Kısırlaştırılmış Kedilerin Besin İhtiyaçları

Kısırlaştırılmış kedilerde beslenme özellikle dikkat edilmesi gereken bir konudur. Kısır kedilerde besin madde ihtiyaçları değişiklik göstermezken enerji gereksinimleri daha az olur. Bu durum kısır kedilerin kısır olmayan kedilere oranla daha fazla kilo almaya yaktın olduğunu gösterir. Kısır kedilerin bu yüzden mamaları kısır olmayan kedilerden farklı olmalıdır. Kısır olan kedilerin mamalarında magnezyum, fosfor ve kalsiyum gibi mineraller gereksinimi tam sağlayacak en az miktar kadar bulunur.

Kısır kedilerde fazladan alınan fosfor, magnezyum ve kalsiyum gibi mineraller idrar yollarında birikmeye yol açarak taş oluşumuna neden olabilmektedir. Kısır kedilerde protein ihtiyacı kısır olmayan kedilere göre oldukça azdır. Kısır kedi mamalarında günlük protein miktarı karşılanmaktadır. Kısır kedi mamalarında kısır olmayan kedi mamalarından daha az oranda yağ bulunmaktadır. Kısır kedilerin enerji gereksinimleri daha azdır ve bu yüzden de diyetlerinde bulunacak fazla yağ vücutta birikerek kilo almalarına neden olmaktadır. Kısır kediler eğer öğün şeklinde besleniyorsa günde üç öğün yapılmalıdır. Her kedinin besin madde ihtiyacı farklılık göstermesiyle birlikte kedinizin ne kadar yediğini mama kabından gözlemleyerek takip edebilirsiniz. Bu konuda özellikle ticari kuru mamaların ambalajının arkasında ürün ile ilgili olarak günlük tüketilmesi tavsiye edilen miktarlar bilgilendirme açısından yön gösterecektir. Kısırlaştırılmış kedilerde sağlıklı beslenmeyi kısır kedi mamalarıyla sağlamak mümkündür. Kısır kediler kısır kedi mamalarıyla günlük besin ihtiyaçlarının tamamını karşılamak mümkündür.

Kısırlaştırılmış Kedilerde Mamalarda Dikkat Edilmesi Gereken Besin Değerleri

Kısır kedilerin kısırlaştırılmamış kedilere göre besin madde ihtiyaçları farklılık göstermektedir. Her kedinin besin madde ihtiyacı birbirinden farklıdır. Kısır kediler diğer kedilerden daha az yağa ihtiyaç duyarlar. Kısır kedilerin kalorisi oldukça düşük olan kısır kedi mamalarıyla beslenmeleri fazla kilo alımını önleyebilir. Kısır kedinin beslenmesi ile ilgili problemler oluşabilmektedir.

Kedinizin hareketli olup olmadığına göre besin madde ihtiyaçları farklılık gösterse de genel olarak kısır kedilerin besin madde ihtiyaçları şu şekildedir;

  • Protein; her canlının en önemli besin ihtiyacıdır. Protein ihtiyacı hareketli ve hareketsiz kedilerde farklılık gösterse de günlük protein ihtiyacının tamamı tüketilen diyet ile karşılanmalıdır. Kısırlaştırılmış kedilere verilecek diyetteki protein düzeyi ve kalitesi, ihtiyacı tam olarak karşılayacak özelliklerde ve hayvansal kaynaklardan sağlanmış olmalıdır.
  • Mineraller; kedi mamalarında bulunan magnezyum, fosfor ve kalsiyum mineralleri kısırlaştırılmış kedi mamalarında oldukça az kullanılmaktadır. Bu minerallerin az kullanılması kısır kedilerde rastlanan idrar yolunda taş oluşumunun önüne geçmektedir.
  • Yağ; kısır kedilerde besin ihtiyacında artış gözlemlenirken günlük enerji tüketiminde azalmaya rastlanır bu durumda kısır kedilerde kilo alımı oldukça sık rastlanan bir durumdur. Kısır kedilerde yağ tüketimi kısır olmayan kedilerdeki yağ tüketiminden en az daha az olmalıdır. Bu yağ tüketimindeki azalma kısır kedi mamaları sayesinde kontrol altına alınmaktadır.

Kısırlaştırılmış Kedilerde Mama Seçimi

Kısırlaştırılmış kedilerde yeme alışkanlıkları değişim göstermektedir. Kısırlaştırılmış kedilere uygun beslenme kedilerin besin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir. Kısır kediler oldukça fazla besine ihtiyaç duyarken oldukça az enerji harcarlar bu yüzden kısır kediler kilo almaya yatkın kedilerdir. Kısır kediler için mama seçiminde mamanın içerdiği besin değerlerine dikkat edilmelidir.

Her kısır kedi mamasında hemen hemen aynı besin değerleri kullanılsa da en fazla fark gösteren mineral içeriğidir. Kısır olmayan kedi mamalarında yağ oranı oranındadır. Kısır kedi mamalarında ise bu yağ oranı yarı yarıya düşürülerek’a kadar indirilmiştir. Yağ oranının yarı oranında düşürülmesi kısır kedilerin kilo kontrolü için oldukça önemlidir.

Kısır kedilerde mama seçiminde en dikkat edilmesi gereken konu mamanın mineral içerilmelidir. Mineraller oldukça sağlıklı ve önemli besin değerleridir. Fakat bu minerallerin fazla alımı özellikle kısır kedilerde idrar yollarında taş oluşumuna neden olmaktadır. İdrar yollarında taş kısır kedilerde oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. Bu hastalığın önüne geçmek için kısır kedi mama kullanımı bu hastalığın önlenmesinde oldukça etkili bir yöntemdir. Kısır kedi mamalarında kısır olmayan kedi mamalarından daha az fosfor, kalsiyum ve magnezyum bulunmaktadır.

Fazla alınan fosfor, kalsiyum ve magnezyum mineralleri taş oluşumuna neden olmaktadır. Bu yüzden kısır kedilerde mutlaka kısır kedi maması tercih edilmelidir. Kısır kedi mamaları kısır kedilerin besin ihtiyaçlarına göre üretilmektedir. Kısır kedilerde beslenme oldukça dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Gerek kedinizin sağlığı gerek kilo problemi yaşamaması için kısır kedilerin kısır kedi maması ile beslenmesi gerekmektedir.

Kısırlaştırılmış Kedi Maması Neden Önemlidir?

Kısırlaştırılmış kedi için mama seçiminde belirli noktalara dikkat etmek gerekiyor. Kısırlaştırılmış kedilerin beslenmesi normal bir beslenme değildir. Metabolizmalarında değişiklik olduğu için beslenmeleri de vücut ihtiyaçlarına doğru yanıt vermelidir. Bu yüzden veteriner hekimin de tavsiyesi ile birlikte kısırlaştırılmış kediniz için doğru mamayı seçmeye özen göstermelisiniz.

 

 

 

https://www.reflexmama.com/

Evcil hayvan sahibi olmak kalbe iyi geliyor

beautiful and cute girl in blue dresses with beautiful hairstyles and make-up sitting in a sunny green garden and playing with a cats

Doç. Dr. Cüneyt Narin, kalp sağlığının korunması için yaptıkları pek çok uyarının hayata geçirilmesinde patili dostların önemli katkısı olabileceğini söyledi. Narin, “Evcil hayvana sahip olmanın, kalp sağlığı açısından pek çok yararı olduğunu söyleyebiliriz. Evcil hayvanların stresi azaltma, mutlu etme, sosyalleşmeyi sağlama ve daha fazla hareket edilerek fazla kiloların oluşmasını engelleme gibi etkileri kalp dostu olduklarının göstergesidir” dedi.

Kalp ve Damar Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Narin, evlerinde evcil hayvan besleyen kişilerin, kalp sağlıklarını korumada önemli bir etkene sahip olduğunu söyledi. Evcil hayvanların fiziksel ve duygusal sağlığa olumlu etkilerinin bilindiğini, bilimsel olarak da kanıtlarının olduğunu belirten Doç. Dr. Narin, “Yüksek tansiyon, stres, hareketsizlik kalbi olumsuz etkiler. Biz hekimler de her fırsatta sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, stressiz yaşam gibi kalp sağlığını koruyucu önerileri dile getiririz. Bu önerilerin bazılarını hayata geçirmede, evcil hayvanların varlığı önemli bir kazanımdır” diyerek, yararlarını şöyle sıraladı:

“Stresi azaltır: Evcil hayvanlarla kurulan iletişim, stres hormonu seviyelerini düşürerek ve rahatlama sağlayarak kalp üzerindeki stresi azaltır.

Kan basıncını düşürür: Evcil hayvanlarla vakit geçirmek, kan basıncını ve kalp atış hızını düşürmeye yardımcı olur.

Fiziksel aktiviteyi artırır: Özellikle köpek sahipleri, dostlarını gezdirmek için daha fazla hareket ederler. Bu da kalp ve damar sağlığı için çok faydalıdır.

Sosyalleşmeyi teşvik eder: Evcil hayvanlar, özellikle yalnız yaşayan kişiler için sosyalleşmeyi ve yeni insanlarla tanışmayı kolaylaştırarak depresyon riskini azaltır.

Mutluluk verir: Evcil hayvanlarla vakit geçirmek, endorfin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını arttırır.

Uygun ev ortamı olan bireyler için, birçok olumlu etkileri olan evcil hayvan sahiplenmenin, kalp sağlığını korumak için düşünülebileceğini kaydeden Doç. Dr. Narin, “2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre köpek sahibi olan kişilerin kalp krizi geçirme riski yüzde 31 daha düşük bulunmuş. 2017 yılında yapılan bir başka araştırmada ise, kedi sahibi olan kişilerin felç geçirme riskinin yüzde 30 daha az olduğu görülmüş. Bu sonuçlar değerlendirildiğinde evcil hayvanların sadece sevimli dost değil, aynı zamanda kalp sağlığımız için de önemli birer yardımcı olduğu ortada” diye konuştu.

 

KAYNAK: İHA

Türkiye “kedi-köpek maması” ihracatında rekor üstüne rekor kırdı

Türkiye’de kedi köpek maması sektörü ihracatta 10 yıllık süreçte 27 kat büyüyerek 2023 yılında 122 milyon dolara ulaştı. Sektör 2024 yılı sonunda 150 milyon dolar ihracat hedefliyor.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, “2014 yılında Türkiye evcil hayvan mamalarında yalnızca 4,5 milyon dolar ihracat yapmaktaydı. Sektörün ihracatı kademeli olarak artarak 2018 yılında 8 milyon dolara ulaştı. 2019’dan itibaren ise sektör katlanarak büyümeye başladı. 2019 yılında 16 milyon, 2020’de 30 milyon dolara ulaşan ihracat her yıl kuvvetli büyüme rakamları kaydetmeye devam ederek 2023 yılında 122 milyon dolara ulaştı. Sektörün ihracatı 10 yıl içerisinde 27 katına çıktı” diye konuştu.

Evcil hayvan mamaları sektörünün; hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün en hızlı büyüyen sektörlerinden biri olduğunu anlatan Öztürk, şunları kaydetti:

“Son yıllarda evcil hayvan edinmek yükselen bir değer. Pandemi dönemi bu süreci hızlandırdı. Kedi köpek maması sektörü hem iç piyasada hem de ihracatta bu uygun zemin sayesinde hızla büyüyor. 10 yıllık dönemde Birliğimizin ihracatı 3 katlık artışla 360 milyon dolardan 1 milyar 68 milyon dolara ilerlerken, kedi köpek maması sektörümüzün Ege Bölgesi’ndeki ihracatı 1 milyon dolardan 78 milyon dolara çıktı ve 78 kat artışa imza attı. Sektördeki önemli firmalar Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliğimiz bünyesinden faaliyet gösterirken, Türkiye Geneli ihracatın yüzde 60’ı Ege bölgesinden gerçekleştiriliyor. Sektöre yeni yatırımcılar giriyor. 5 yıllık vadede 500 milyon dolar ihracat seviyesine ulaşacağımızı öngörüyoruz.”

En çok ihracat yapılan ülkeler

Kedi köpek maması sektörünün 2023 yılı ihracatında yüzde 38’lik büyüme sağladığını söyleyen Öztürk; “Kedi köpek maması ihracatımız 2022 yılına göre 33,5 milyon dolarlık bir artışa tekabül ediyor. 2023’te 96 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. 96 ülkenin 78’inde rakamlarımızı geçen seneye göre kayda değer oranda arttırdık. 2023 yılında en çok ihracatı 15,5 milyon dolar ile Malezya’ya gerçekleştirdik. Malezya’yı; İsrail, Irak, ABD, İngiltere, Yunanistan, Fas, Suudi Arabistan, Gürcistan ve Kıbrıs takip etti. İlk 10 pazarımız içinde ihracatımızı oransal olarak en çok arttırdığımız ülke yüzde 304 artış ile Suudi Arabistan’dı. 26 ülkeye 1 milyon doların üstünde ihracat gerçekleştirdik” diye bilgi verdi.

Muhammet Öztürk,  2024 yılı sonunda 150 milyon dolarlık ihracat rakamının aşılmasını beklediklerini kaydetti.

Öztürk, Ege Bölgesi’ndeki hayvan barınaklarına Birlik üyesi firmalardan bedelsiz temin edilerek mama sağlanmasına yönelik sosyal sorumluluk projesi başlattıkları bilgisini de verdi.

Kaynak: https://haberglobal.com.tr

Muhabbet kuşları için bakım ve besleme kılavuzu

Kafes düzeni

Oyuncaklar: Muhabbet kuşları akıllı kuşlardır, fizyolojik olduğu kadar psikolojik ihtiyaçları da vardır. Fiziksel egzersiz yapmaları gaga bakımı içinde çok faydalıdır. Seçilen oyuncaklar kuşa zarar vermemelidir. Oyuncakların sayısı sınırlı olmalı, temiz tutulmalı ve kuşun ilgisini devam ettirmek için yer değiştirerek kullanılmalıdır. Eğer oyuncaklar seksüel bağlılık yaparsa oyuncak kafesten çıkarılmalıdır. Kuşun oyalanması için fındık, çilek, kiraz, bitki tomurcukları, bitki yaprakları, koçanlı mısır, küçük kabuklu tohumlar verilebilir.

Tünekler: Ağaçtan ve değişik kalınlıklarda birkaç tünek olması kuşun ayak sağlığının korunması için önemlidir. Muhabbet kuşları, genelde tüneğin kafesin en yükseğinde olmasını tercih ederler.

Kafes altlığı: Kafes altlığı olarak gazete kağıdı, kağıt mendil tercih edilmelidir. Altlık sıklıkla kontrol edilmelidir. Muhabbet kuşları kendi dışkılarıyla oynamayı ve dışkılarını yemeği severler. Bu davranış kuşun psikolojisi ve sağlığı için çok önemlidir kesinlikle engellenmemelidir.

Muhabbet kuşlarının beslenmesi

Kafes kuşlarının önünde devamlı gıda ve su bulundurulmasından çok sabah akşam beslenmesinin birçok bakımdan yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu uygulama kuşa yemin toplanma ve sunulma zamanlarını öğreterek onun iştahını uyaracaktır. Beslenme , can sıkıntısını giderme aracı olmaktan çıkacak ve şişmanlık ve diğer beslenme sorunlarının ortaya çıkma ihtimalini azaltacaktır. Sabah akşam beslenmesi ile kuşun iştah ve beslenme davranışlarındaki değişiklikler daha kolay izlenebilecektir.

Kuşun ulaşabileceği bir yerde daima temiz su bulundurulmalıdır. Kuşun dişleri olmadığı için sindirime yardımcı olabilmesi için kafes altına veya bir yemliğe mutlaka kum konulmalıdır.

Kuşa günlük verilecekler: Peynir, pişmiş yumurta, et : yarım bezelye büyüklüğünde.Küçük tohumlar : 15 dakika süreyle yiyebildiği kadar. Taze koyu yeşil sebze : 1 yemek kaşığı kadar Ekmek veya bisküvi (su veya portakal suyu içinde yumuşatılmış olabilir. ) : yarım Yemek kaşığı kadar.
Kuşa haftada 1 – 2 kez verilecekler: Koçanlı taze mısır : 1/8 mısır parçası.
Kuşa ara sıra verilecekler: Yoğurt :1-2 damla.
Kuşa daima verilecekler: Mürekkep balığı kemiği, istiridye kabuğu, kum.

Sağlığın korunması

Hastalıklar sadece hasta kuşlarla temasla geçmez. Bulaşık yem, oyuncak , kafes ve dükkandan eve getirilen her türlü , dezenfekte edilmemiş ürünle bulaşır. Kafese yeni bir malzeme konulduğunda sıcak sabunlu sularla yıkanmalı ve çok iyi durulanmalıdır.

Açık satılan yemler bir kuşa hastalık bulaşması için en büyük riski oluştururlar. Bu sebeple kapalı paket yemler tercih edilmelidir.

Kuşların hastalıklarının en önemli sebeplerinden biride hava akımına maruz kalmalarıdır. Kafes hava akımının en az olduğu yere konulmalıdır.

Muhabbet kuşlarının diğer kuşlar ile teması engellenmelidir.

Yazın balkonda özellikle kargaların saldırısına maruz kalmamaları için yalnız bırakılmamasına dikkat edilmesi gerekir.

Muhabbet kuşları için aşı üretilmemektedir. Sadece koruyucu amaçlı olarak sularına katılabilecek vitamin antibiyotik kombinasyonu içeren ilaçlar üretilmektedir. Bu ilaçlarla ilgili bilgiyi kliniğimizden alabilirsiniz.

Muhabbet kuşlarının bakımı

Kuşun suluğu ve yemliği her gün fırçalanarak temizlenmeli. Kafes ise haftada bir kez temizlenmelidir. Temizlik maddeleri artıklarının kalmamasına çok dikkat edilmelidir.

Tüy bakımı için kuşlar üzerine su püskürtülerek kuşun kendi tüyünü düzenleme isteğini artırmak gerekir.

Kuşları şampuan, sabun vs. ile yıkamak sakıncalıdır.

 

 

 

 

 

 

 

https://www.zeytinburnuvet.com/

Yavru Köpek Bakımı Rehberi: Dikkat Etmeniz Gereken Her Şey

Yavru köpeklerin cinsi kendine has özelliklere sahiptir ve yavru köpek bakımı konusunda dikkat gerektiren bir çok konu vardır. Hangi yavru köpeği seçtiğiniz ve yavru köpeğinize nerede bakacağınız gibi konular yavru köpek bakımı ile ilgili en önemli noktalardır.

Yavru Köpek Bakımı Nasıl Yapılır?

Köpek sahibi olurken sokaklarda ve barınaklarda yaşayan yavru köpekleri de tercih edebilirsiniz. Yavru köpeklerin kökeni ve evcilleştirme süreci hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Dünyanın farklı bölgelerinde arkeolojik bulgular, köpeklerinin ilk insanlar sayesinde evcilleştirildiğini gösterir. Mağara duvarların da ateş çevresinde insanlarla birlikte olan köpekler vardır. Yavru köpekler ava yardımcı olması için yetiştirilmiştir. Modern köpek yavruları pek çok konuda eğitilebilmiştir.

Yavru çoban köpekleri koyun gütme de yardımcı olurken, kılavuz yavru köpekler görmeyen bireylerin gözü olmuştur. Dağ köpekleri ise insan hayatını kurtarmaya yardımcı olur. Özellikle bilinenleri Golden Retriever, Pointer, Labrador Kırmızı İrlanda Setter ve Cocker Spaniel olan sportif köpekler aile köpeği olurlar. Av köpekleri de aile köpeği olacak türlerdir. Ancak iri olan cinsleri gözetim ve kontrol altında tutmak gerekebilir. Diğer köpekler arasın da çocuklarla iyi geçinen bir köpek türü ise Terrier’dir.

Yavru Köpek Bakımı için Dikkat Edilmesi Gerekenler

Öncelikle bilinmesi gereken yavru köpeğin boyutu ne olursa olsun düzenli olarak idmana ve beslenmeye ihtiyacı vardır. Bir parka götürmeniz yavru köpekleri mutlu edecektir. Dişi köpeğiniz varsa çiftleştirmelerden uzak tutmak için kızışma zamanın da erkek köpeklerden ayırmanız gerekir. Aldığınız köpek yavrusu kardeşlerinden ayrıldıysa kaç haftalık olduğu bilinmelidir. Böylece annesinden ve kardeşlerinden beslenme ve oyun gibi becerileri öğrenmiş olmalıdırlar. Yavru köpeğinizi götürürken taşıma çantasın da ya da battaniyeye sarıp kucağınız da götürmelisiniz.

Yavru köpek tuvalet eğitimi verirken bazı kurallara dikkat etmelisiniz. Eve girmeden tuvaletini yapma fırsatı verin veya hava çok kötüyse evin içinde yere gazete kağıdı seriniz. Köpeğiniz tuvaletini yaptığında onu severek ve okşayarak bunu anlamasını sağlayınız. Gazete dışın da tuvaletini yaptığın da onu sevmeyiniz. Zaman ilerledikçe gazeteyi teke indirin kapının hemen yanına koyunuz. Tuvaletini yapmak için dışarı çıkmasını bildiğinde son gazeteyi kaldırabilirsiniz.

Yavru Köpek Nasıl Beslenir: Yemek ve Su Kabı

Yavru köpeğinizin yatağı battaniyeyle örtülmüşse sevecek ve alışacaktır. Köpeğinizin yemek ve su kabı seramik veya çelik olmasına dikkat ediniz. Su ve yemek kabını her gün yıkamalısınız nedeni yemek artıkların da mikrop üremesidir. Köpeğinizin tasmasına telefon numarası yazılı bir künye takmalısınız. Modern GPS cihazları da mevcuttur.

Yemek Eğitimi

Yavru köpek bakımı konusunda en çok dikkat edilmesi gereken konulardan birisi de, yemek eğitimidir. Büyüme çağında olan yavru köpeğinize günde beş kez sulu yemek vermelisiniz. Bu yemeğe ihtiyacı olduğu bilinmelidir. Bunlar pişirilmiş yumurta, hazır yavru köpek mamaları veya haşlanmış balık olabilir. Yemeklerinizden köpeğinize vermek istiyorsanız kendi yemek kabın da vermelisiniz, yoksa sizin yemeğinizi tercih edip, yemeğini yememeye başlayabilir. Yemek artıklarını eğitim verirken ödül olarak da verebilirsiniz, bu şekilde köpeğinizi teşvik edecektir.

Yavru Köpek Bakımı: Banyo

Yavru köpek bakımında banyo yaptırırken, fırçalama ve tarama, ölü tüylerini aldığınız ve aynı zaman da tüylerinin parlak ve sağlıklı olmasını sağladığınız anlamına gelmektedir. Bu yavru köpeğiniz için son derece faydalıdır. Ancak alt kısmını fırçalarken dikkat etmelisiniz ve size güvensin. Köpeklerin banyoya ihtiyacı vardır. Yalnız yavruları sadece ıslak veya ılık bir bezle silmeniz gerekir. Banyo yaptırmak istiyorsanız küveti bacaklarının üst tarafına ulaşacak kadar doldurmalısınız. Köpeğinizi yıkadıktan sonra güzelce kurulamalısınız.

 

 

kaynak:https://ankaravetrium.com/

Evcil Hayvan Pazarı Hızlı Büyüyor…

Preteen girl kid hugging golden retriever dog at autumn park with yellow leaves. Beautiful portrait of child and pet outdoors at nature

Global olarak 2030 yılına kadar evcil hayvan sektöründe yıllık % 8 bir büyüme öngörülüyor. Sektörün 2030 yılına kadar 277 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye gelişmiş pazarlara göre çok düşük bir pazar ancak hızlı büyüme eğiliminde.

Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde evcil hayvan pazarı yan ürün ve hizmetleri ile birlikte çok hızlı bir büyüme performansı gösteriyor.

Morgan Stanley raporuna göre global olarak 2030 yılına kadar evcil hayvan sektöründe yıllık yüzde 8 bir büyüme öngörülüyor. Sektörün 2030 yılına kadar 277 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye ise gelişmiş pazarlara göre çok düşük bir pazar ancak hızlı büyüme eğiliminde.

Türkiye’de ilgi yükseliyor

Evcil hayvanlara yönelik tasarım ürünler üreten Lusi Doog Kurucu Ortağı Sibel Hoş, sektörün her yıl büyüyen pazar hacmine dikkat çekerek “Statista verilerine göre 2012’den bu yana, Türkiye’de en az bir köpek veya kediye sahip hanelerin oranı arttı. Türkiye’deki tahmini evcil köpek sayısı 2012’den buyana artış eğiliminde. European Pet Food Industry verilerine göre Türkiye’de her 100 haneden 5 tanesinde evcil köpek var. Avrupa Birliği’ne göre bu oran çok düşük olmakla birlikte hızlı bir artış eğilimi olduğu da görülüyor. Türkiye’de evcil hayvan ve evcil hayvan mamalarının satın alınabileceği 14 binin üzerinde perakende satış noktası bulunuyor” dedi.

Kaynak: https://www.ekonomist.com.tr/

KÖPEK HASTALIKLARI

Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)

Köpeklerin gençlik hastalığı bulaşıcı viral bir hastalıktır. Kolostrum (anneden ilk emzirme sırasında alınan süt, ağız sütü, yüksek miktarda antikor içerir.) almış yavrularda, materyal (anneden alınan) antikorlar yavruyu aşağı yukarı 12 hafta kadar korur. Kolostrum almamış olanlarda ise bu süre 1-4 hafta arasında değişir. Bu nedenle hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde yaygındır. Fakat daha yaşlı köpeklerde de rastlanabilmektedir. Yüksek ateş (40-41’C) ile başlayan hastalık, 4 formda kendini gösterebilir.
Bunlar; Göz ve burun formu, sindirim sistemi formu, akciğer formu ve sinirsel form ’dur. İştahsızlık, depresyon, burun ve göz akıntıları İle başlayan hastalık, kusma ve ishal ile devam eder. Hastalığa yakalanan köpeklerin büyük kısmı (%60-80’ni) ölür. Gastro intestinal formunu atlatmış gibi, sanki iyileşiyormuş gibi görülen hayvanlarda, yaklaşık 14 gün bir ara dönemden sonra, solunum sistemi formu ve sinirsel formlar arka arkaya görülebilir. Solunum sistemi formu, tipik, zatürre semptomları ile kendini belli eder, sık ve güç solunum, baFourvet öksürük, gittikçe zayıflama, yemek yiyememe gibi.
Hastalığın son dönemi dediğimiz, sinirsel formunda ise sara tipi nöbetler, tikler ve felçler gözlenir. Distemper virüsü T ve B hücreleri ile makrofajları etkilediğinden, köpek iyileşse bile virüsün bağışıklık sisteminde yaptığı bozukluk kalıcı olur. Ayrıca, hayatı boyunca vücudunun belli bir bölgesinde bir tik, kalıcı olacaktır. Bu Tikler giderek azalır ancak asla yok olmazlar. Distemper virüsünün hastalık yapma yeteneği, köpek makrofajları üzerindeki bu replikasyon yeteneğinden ileri gelmektedir.
Tedavisi: Gençlik hastalığının tedavisi klinik belirtilere bakılarak yapılır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve desteklemek tedavide hedef olmalıdır. Son yıllarda antiviral ilaçlar, hastalığın ilk safhasında yani viremi döneminde faydalı olmaktadır. Fakat bu tedaviler oldukça güç ve pahalı olmaktadır. Aynı zamanda, sonuç almak ta oldukça güç, baFourvet imkânsız olan bu hastalıkta en etkili yöntem, yavru köpeklerin 7-9 haftalık iken, 3-4 hafta ara ile 2 kez aşılanması ve her yıl aşının 1 defa tekrar edilmesidir.

Canine Parvovirus (Kanlı İshal)

Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nispeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakınlıkları vardır. İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır. Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere, yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına (miyokarditis) neden olur. Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır. Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir. Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır. Bu hücreler, bağırsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.
Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır. Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur. Kusmayı sulu, kötü kokulu, sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler. İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur. Ateş 41.C kadar yükselir. Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür. Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar. Bu hastalıkta ölüm oranı %50’nin üzerindedir. Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir. Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır. Virüslerin bağışıklık sistemini nasıl baskıladıklarıyla ilgili 4 ana mekanizma vardır. Bu mekanizmalar sayesinde virüsler, vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garantiye alırlar.
Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler. Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği komutları bozar veya ortadan kaldırır. Modifiye canlı parvovirüs aşıları, köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.
Tedavisi; Genellikle hızla gelişen belirtiler, çoğu zaman yavru köpeklerde tedaviye fırsat vermemektedir. Fakat yine tedavi klinik semptomlara göre bakılarak ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ilaçlarla veya antiviral ilaçlarla sağaltım denenebilir. Yine en iyisi, anne sütünü tam alamamış hayvanlarda, 6. haftalıktan itibaren parvovirüs aşılarına başlanmalıdır.

Infectious Canine Hepatitis, CAV-1 (Bulaşıcı Karaciğer Hastalığı)

Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) . Bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köpeklerde görülmektedir. Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olurlar. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak da adlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenebilir.

Infectious Tracheobronchitis-Kennel Cough (Barınak Hastalığı)

Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır.”Tracheobronsitis veya Kennel Cough” olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir. Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır. En karakteristik klinik belirti olarak öksürük ve hemen arkasından burun çevresinde iltihabik karakterli, yapışkan bir akıntı göze çarpar. Vücut ısısı yüksek veya normal olabilir. Yetişkin hastalarda genelde bunların dışında bir belirti görülmez.
Genç köpeklerde hastalık daha hızlı seyreder ve klinik belirtiler daha şiddetlidir. Öksürük ile birlikte exudat çıkışı ve burun akıntısı görülür. Beden ısısı yüksektir. Halsizlik ve iştahsızlık ileri derecededir. Hastalık haftalarca sürebilmektedir. Eğer tedavide ikincil enfeksiyonlar işe karışırsa, hastalık ciddi boyutlarda seyredebilir. Bu nedenle hastalık ilk çıktığında, köpeğin genel durumu bozulmadan mutlaka veterinere başvurulmalıdır.

Leishmaniasis

Zoonoz karakterli paraziter bir deri hastalığıdır. Tropikal bölgelerde ve Akdeniz ülkelerinde sık görülen hastalık köpeklerde kutanöz ve viseral olmak üzere iki formda görülmektedir.
Hastalığın etkeni bir protozoon olan Leishmania?dır. Her iki formun şekillenmesinde farklı türler etken olmaktadır.
Köpeklerde hastalığa neden olan türler Leishmania canis (leishmania donovani) ve Leishmania tropica dır.
Hastalık phlebotomus türü keneler, tatarcık ve kum pireleri gibi kan emen sinekler ile bulaşmaktadır. Hastalık etkeni bulaştıktan sonra kuluçka süresi haftalar hatta yıllarca sürebilmektedir. Buna karşın hastalığı geçirenler ise bağışıklık kazanmaktadır.
Hastalık etkenini taşıyan insektisitlerin ısırması ile bulaşan etken 1 ay ile 1 yıl arasında değişen bir kuluçka süresi geçirir. Isırılma bölgesinde hücre bağışıklık sistemi yeterli ise lezyonlar lokalize olur. Bağışıklık yetersiz ise lezyonlar hızla yayılır. Etken bulaşma yerindeki deride, makrofajlar içerisinde yayıldıktan sonra dalak, karaciğer, lenf yumruları, kemik iliği ve bağırsaklara yayılarak viseral formun oluşumuna neden olur ve hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Genellikle nüksler söz konusudur ve hastalık çoğu zaman medikal tedaviye olumlu cevap vermez.
Değişken bir klinik semptom gözlenmektedir. Yaygın olarak deri lezyonları görülmekle birlikte tırnaklarda deformasyon, kaslarda atrofi, lenfadenopati, aralıklı gözlenen ateş, halsizlik, sindirim sistemi problemleri, poliartritis, polidipsi, glomerulonefritis, anemi ve keratokonjuktivitis gibi belirtiler de görülebilmektedir. Deri lezyonları genellikle kulak kepçesi, yüz ve ayaklarda görülür. Kaşıntısız olan bu lezyonlar, bulunduğu vücut bölgesine göre değişmekle birlikte dermatitis, hiperkeratosis, kabuklanma, nodül, erezyon, ülser, fistül şeklinde gelişir. Köpeklerde özellikle bacaklar ve baş bölgesinde eksfoliatif dermatitis ve nasodigital hiperkeratosis, ayak tabanları, ağız kenarı gibi deri ve mukozaların birleşme noktalarında, kulak uçlarında ülseratif dermatitis, karın bölgesinde steril pustuler dermatitis, genel olarak deride ise nodüller görülür.
Hastalığın seyrinin ağır olması ve genellikle tedaviye olumlu cevap alınamaması nedeniyle koruyucu hekimlik hastalığın önlenebilmesinde büyük önem taşımaktadır. Taşıyıcı olan insektisit mücadelesi dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur.
Hastalığın seyri genellikle kötüdür. Klinik belirtilerin, pek çok hastalık ile benzerlik göstermesinin yanı sıra geniş bir dağılım göstermesi teşhisin ve tedavinin güçleşmesine neden olur. Köpeklerde genellikle viseral formda görülen hastalığın erken dönemlerde teşhis edilmesi, hastalığın tedavisinde önem taşımaktadır.

Uyuz

Uyuz hastalığı etkenleri doğada yaygın olarak bulunan ve kolay bulaşan parazitlerdir. Derinin epidermis katları arasında veya kıl folliküllerinde yerleşerek doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler. Yerleştikleri bölgede allerjik reaksiyonlara neden olarak değişik belirtiler oluşturan uyuz böcekleri karanlık ve nemli ortamlarda uzun süre yaşayabilirler. Bulaşma direk temas yolu ile olabileceği gibi uyuz bir köpeğe ait tasma, yatak, taşıma kabı vb. eşyalar ile de olabilir. Özellikle anneden direk olarak bulaşan Demodex’in henüz vücut direnci yetersiz olan yavrularda gelişimi kolay olmaktadır. Kötü bakım şartları, yetersiz ve dengesiz beslenme, tüy bakımının yetersizliği, havanın sıcak olması gibi faktörler ve özelliklede deri bütünlüğünün bozulması veya deri hastalıkları hastalığın oluşumunu kolaylaştırabilir. Köpeklerde görülen ve önem taşıyan uyuz etkenleri, Sarcoptes Canis, Otodectes Cynotis, Notoedres Cati ve Demodex Canis türleridir. Demodex Canis, Sarcoptesler ile aynı sınıfa dahil olmasına karşın dizi ve aile olarak farklıdır. Yerleşimi ve neden olduğu belirtileri ile şekil olarak birbirinden farklı olan bu iki uyuz hastalığının gözlenebilecek en büyük farkı, Demodex Canisin neden olduğu uyuz vakalarında kaşıntı yok denilecek kadar nadir olmasına karşın, Sarcopteslerin neden olduğu uyuz olaylarında şiddetli kaşıntının görülmesidir. Demodex Canis köpeklerde en sık görülen uyuz türüdür. Özellikle sokak köpekleri arasında oldukça yaygındır. Genellikle derinin alt katlarında yerleşir ve bu yüzden baFourvet mikroskopta bile görülmesi zordur. Şüpheli ve tespit edilemeyen vakalarda patalojik incelemelerin yapılması zorunludur. Sarcoptes Canis türü çoğunlukla karın bölgesi ve bacakların iç yüzü gibi vücudun kılsız veya az kıllı yerlerinde hastalığa neden olur. Kaşıntı ve tüy dökülmesi en iyi gözlenebilen belirtidir. Kızarıklık ile başlayan ilk bulguları veziküllerin oluşumu ve şiddetli kaşıntı takip eder. Zamanla kepeklenme ve kabuklanmalar da görülebilir. Otodectes Cynotis türü kulak kepçesi veya kulak yolunda yerleşerek kaşıntı, exudat birikimi ve kabuklanmaya neden olur. Kulakta kalınlaşma ve kaşıntıya bağlı yaralanmalar şekillenebileceği gibi ilerleyen vakalarda kulak yolunda yangıya ve deformasyonlara neden olabilir. Notoedres Cati çoğunlukla kedilerde görülen bir türdür. Ancak nadir olarak yavru köpeklerde de özellikle baş bölgesinde yerleşerek kaşıntı, tüy dökülmesi ve deri kalınlaşmalarına neden olabilir.
Hastalık tüm köpek ırklarında görülebilmekle beraber Doberman, Boxer, Fox Terrier gibi kısa tüylü köpeklerde, German Shepherd Dog ve daha az olmakla birlikte Rottweiler’larda uyuza karşı yatkınlık söz konusudur.
Köpeklerde görülebilecek klinik belirtiler hastalığın geliştiği forma bağlı olarak farklılık gösterebilir.
Kepekli form; kenarları kabarık, kırmızı renkte ve üzeri kepekli küçük yuvarlak noktacıklar ile karekterizedir. Zamanla bu alanlar genişleyerek daha yaygın bir hal alır. Bölgede tüy dökülmesi ve hatta kılsız alanların oluşması söz konusudur. Zamanla deri kepekle kaplı bir görünüm alabilir.Çoğunlukla baş, boyun, göğüs ve arka bacaklarda görülür. Kaşıntı genellikle yoktur.
Püstüllü form; kırmızı renkte küçük noktacıklar şeklinde kabartıların oluşması ile karekterizedir. Başlangıçta baş bölgesi, göğüs ve karın altında şekillenen bu kabartılar zamanla yayılarak tüm vücudu kaplayabilir. Sıkıldığında içlerinden kanla karışık bir iltihabın geldiği bu formda, irinli ve ülseratif dermatitis gelişmesiyle birlikte belirtiler daha şiddetlenebilir. Kronikleşen durumlarda derinin elastikiyeti kaybolur ve deri kalınlaşarak kıvrımlar oluşabilir. Özellikle ülseratif dermatitisin şekillendiği şiddetli olaylarda tedaviye direnç gösteren inatçı bir seyir görülebileceği gibi zayıflama, kaşeksi ve genel durumun ileri derecede bozulması sonucu ölüme de sebep olabilir.
Hastalık etkeni olan Demodex Canis dışındaki diğer uyuz etkenlerini mikroskop altında tespit etmek kolaydır. Demodex Canis ise mikroskopla görülmekle birlikte baFourvet yerleştiği noktaya bağlı olarak rutin deri ve kıl incelemesiyle tespit edilemeyebilir. Böyle hastalarda ya deri daha fazla ve derin kazınmalı veya patolojik inceleme için biyopsi ile örnek alınmalıdır. Hastalık çoğu zaman diğer deri rahatsızlıkları ile birlikte seyrettiğinden teşhis aşamasında dikkatli olunmalı ve oluşabilecek yanlış teşhislerden kaçınılmalıdır.
DüFourvetli tüy bakımı yapmak, sık yıkamalardan kaçınmak, banyodan sonra iyi kurulamak, başka bir köpeğe ait tasma vb. malzemeyi kullanmaktan sakınmak, beslenmesine dikkat etmek ve gezinti yaptığınız alanlar konusunda seçici davranmak hastalıktan korunma için çoğu zaman yeterlidir. Bulaşma ve yayılmasının kolay olması nedeniyle köpek popülasyonu içinde sık olarak görülen bir hastalıktır. Ancak doğada yaygın olarak bulunabilen hastalık etkenlerinin köpeklerle temasını kesmek kolay olmayacağından koruyucu önlemler daha fazla önem taşımaktadır. Bu nedenle hastalığa ortam hazırlayan faktörleri engellemeli, deri hassasiyetine neden olan hastalıkların varlığında daha dikkatli olmalı, sık sık deri ve kıl kontrollerinin yapılması gereklidir.
Demodex Canis dışındaki uyuz etkenlerini genellikle bir kaç gün içinde elimine etmek mümkündür. Demodex Canis ise daha uzun süreli tedaviye neden olur. Bu süre bazı vakalarda 4-6 aya kadar uzayabilir. Ancak genel olarak tedavi süresi yaklaşık 1 ila 1,5 aydır. Hastalığı atlatan hastalarda bakım ve beslenme şartları düzeltilmediğinde tekrar görülmesi mümkündür. Tedavide önemli olan, tedavi sırasında uygulamaların (yıkama, oral veya paranteral ilaç alımı) düFourvetli olarak yapılması, hastanın yaşam ortamının iyileştirilmesi ve beslenmenin yeniden düFourvetlenmesidir.

Kuduz

Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır. Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı (iltihap) meydana getirirler. Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır. Ve sinir sistemi vasıtasıyla beyine kadar ulaşır. İnkubasyon periyodu; (Etkeni aldıktan hastalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir. Kuduz ölümcül bir hastalıktır. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur. Virüsü alan hayvan 10 gün içinde ölür.
Kuduz virüsü, ısırılma (yani salyasının, deriden açılan bir yaraya bulaşması) yolu ile bulaştıktan sonra, sakin dönem, kızgın dönem ve felç dönemi olarak 3 şekilde kendini gösterir.
Sakin Dönemde; Hayvanın davranışında bariz bir değişiklik görülür, baFourvet havayı ısırır, sık sık havayı koklar, hafif mızıldanma belirtileri görülür. Fakat hayvanın karakterinden başka pek bir değişiklik gözlenmez.
Kızgın dönemde; Hayvan aniden saldırganlaşır, önüne geleni ısırmaya kalkışır, bilinç kaybolmuştur, sahibini tanımaz, eğer bırakılırsa, önüne geleni ısıra ısıra, kaçmaya çalışır, göz bebeklerinin simetriği bozulmuştur. Yutkunma güçlüğünden dolayı ağızda biriken salya dışarı akar, hayvan aşırı susar, su içmek istediğinde, yutkunma güçlüğü nedeniyle, şiddetli sancı duyan hayvan, su içemez ve korkar hale gelir. Bu arada kendini koparırcasına ısırır, şiddetli kaşıntısı vardır.
Felç Dönemi; Bu son dönemde, alt çene aşağıya düşmüştür, bir sopa ile kapatıldığında, ve bırakıldığında sanki alt çene kırıkmış gibi kendiliğinden düşer, yani açılır. Arka ayaklara ve hatta tüm vücuda felç gelmiştir. Solunum felci şekillendiğinde ölüm görülür.
Ölüm, tüm belirtilerle birlikte 10 gün içinde gerçekleşir. Belirtiler her zaman tipik olmayabilir.
Birçok vahşi hayvan (fareler, rakunlar, yarasalar, tilkiler) kuduzun rezervuarı durumundadır. Aristoteles “Hayvanın Tarihçesi” adlı kitabında kuduzu, “köpek deliliği” şeklinde tanımlamıştır. Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır. Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması, modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.

KÖPEKLERDE BESLENME NASIL OLMALIDIR?

Köpeklerde beslenme de insanlarda olduğu gibi yaşam kalitesini ve süresini artıracak önemli bir ektendir. Köpeklerde beslenmede olmazsa olmazlar ve asla olmaması gerekenler vardır. İnsanların beslenmesine yakındır.

Karbonhidrat oranı az, protein oranı yüksek, yağ ve diğer takviye gıdaların da dengeli olması gerekir. Ne yazık ki yalnızca bununla da kalmıyor. Yapay, kalitesiz, katkı ve koruyucu maddelerden yani tüm zararlı yiyeceklerden de uzak durmaları gerekiyor. Tabii bunun disiplinini sağlamak da sahibine düşüyor.

Köpek maması alırken dikkat edeceğiniz ilk şey mamanın ilk iki, üç içeriği ana kaynak et ürünü olmalı. Yan ürünü ibaresi içermemeli. Protein ise hayvansal kaynaktan sağlanmalı. Bitkisel protein izolatı, kümes hayvanları proteini vs gibi içerikler içermemeli.

Bir köpeğin beslenmesinde olmazsa olmaz bazı takviyeler vardır. Bunlar taurine, glucosamine, chondroitin. Bazı mamalarda hiç yoktur, bazı mamalarda ise düşük oranda vardır ancak düşük oranda olması da etki göstermesi için yetersizdir.

Bazı mamalar doğal yollarla korunur bazı mamalar ise kimyasal ve zararlı maddeler ile korunur. Bunlardan bazıları Ethoxyquin, BHA ve BHT’dir. Bu zararlı kimyasallar tekerlek üretimi, böcek ilacı gibi ürünlerde kullanılır ve genelde market mamalarında bulunur.

Aşırı şeker ve yağ tüketiminden kaçınmalı, sağlıklı ve dengeli bir beslenme şekli sunmak için kaliteli bir mama almalısınız. Kuru mama dışında eğer vaktiniz varsa kendiniz hazırlamanız çok daha sağlıklı ve besleyici olur. Çünkü kuru mamalardaki besin değerleri mama son kullanma tarihine yaklaştıkça azalmaya başlar. Taze ve doğal, el yapımı hazırlanmış bir yiyecek daha sağlıklı ve besleyici olacaktır. Köpeklerde ev yapımı tarifler için güzel kitaplar bulunmakta. Bu kitapları araştırıp faydalanabilirsiniz.

SİMYA YENİLİKÇİ FORMÜLLERİ VE VAKAYA YÖNELİK ÜRÜN GRUPLARIYLA ÜRÜNLERİMİZ SEKTÖRDE

Firmanızdan bahseder misiniz? Pet sektörüne girişiniz nasıl oldu?

SİMYA hayvan bakım ürünleri adlı firmamız 2017 yılında, İstanbul’da, Alman ortağımızın katılımıyla kurulmuştur. Ürün geliştirme ve pazar araştırmalarının ardından ilk ürünlerimiz 2018 yılı sonunda piyasaya sürülmüştür. Piyasaya ilk çıkan ürünlerimiz Avrupa’da kendini kanıtlamış, Almanya’da geliştirilmiş formüllere sahiptir ve İstanbul’da kendi tesislerimizde üretilerek Türk pet sektörüne sunulmuştur. Yenilikçi formülleri ve vakaya yönelik ürün gruplarıyla ürünlerimiz sektörde veteriner hekimler tarafından ilgiyle karşılanmış ve kendine bir yer edinmiştir. Çeşitli veteriner hekim kongrelerine katılmamız da veteriner hekimlerine doğrudan ulaşmamıza yardımcı olmuş ve marka ve ürünlerimizin bilinirliğini artırmıştır.

 

Markalarınızdan bahseder misiniz?

Simya Hayvan bakım Ürünleri firmamızın Novomed, Vivopax ve Bavesi Pharma markaları altında farklı ürün grupları bulunmaktadır.

Novomed markası hem hayvan bakım ürünleri hem de yem katkı ürünlerini bünyesinde barındırmaktadır. Hayvan bakım ürünlerimiz ağız, göz, kulak, deri ve yara bakımı alanlarında hem tedaviye yardımcı olmaktadır hem de günlük temizlik ve koruma sağlamaktadır. Yem katkı ürünlerimiz ağız bakımı, eklem desteği, karaciğer desteği ve somon yağı seçenekleriyle çeşitli sağlık sorunlarına destek olmaktadır.

Vivopax markamız adı altında ağız, eklem, karaciğer ve tüy sağlığını destekleyici yem katkı ürünlerine çeşitli online satış sitelerinden ulaşmak mümkündür.

Bavesi Pharma markası gelişmekte olan ve bir yıl içerisinde ürün grubu genişleyecek olan ve yine yenilikçi teknolojileri bünyesinde barındıran bir ürün grubuna sahiptir. Yenilikçi postbiyotik teknolojisine sahip şampuan ve deri tüy bakım köpüğü yanında yine Türkiye’de bir ilk olan saf MCT yağı da veteriner kliniklerinden temin edilebilmektedir.

Ürünlerimiz piyasaya sürüldüğü andan itibaren pet sektöründe bir ihtiyacı karşılamış ve vakaya yönelik çözümler sunmuştur. İki ürün grubu da Türkiye’nin pek çok farklı bölgesindeki veteriner kliniklerinde veteriner hekimler tarafından hasta sahiplerine ulaştırılmaktadır.

 

Gelecekte, firmanız için belirlediğiniz hedefler nelerdir?

Gelecekte firmamız, Türkiye pet pazarındaki yerini sağlamlaştırarak yurtdışı pazarlara da ulaşmayı hedeflemektedir. Bunu yaparken de teknolojik altyapısını sürekli iyileştirmeyi ve en iyi üretim uygulamalarına sahip olmayı amaçlamaktadır.

Firmamız 6 yıllık sektör bilgisiyle hayvan sağlığı konusundaki ihtiyaçları belirlemekte ve dünyada uygulanan yenilikçi tedavileri Türk pet sektörüne kazandırmaya çalışmaktadır. Gelecekte hedefimiz Türk pet sektörü ve hayvan sağlığına yeni çözümler sunmaya devam etmek olacaktır.

Türk pet pazarında elde ettiğimiz tecrübeyle birlikte Avrupa ve Uzak Doğu pazarlarına da ürünlerimizi ihraç etmek en öncelikli hedeflerimizdendir. Bunun için de yurt içi ve yurt dışı uluslararası fuarlara katılımımız şimdiden planlanmıştır ve bu şekilde devam edecektir.

 

Ürünü piyasaya sunmadan önce nelere dikkat edersiniz?

Ürünü piyasaya sunmadan önce ürünün hayvan sağlığı konusunda hangi alana hizmet edeceği belirlenir.  Daha sonra bunun için en iyi hammaddeler belirlenir ve en iyi kaynaktan hammadde alımı sağlanır. Ürünün ambalajının ihtiyaca en iyi karşılık verecek şekilde çözümler sunması amacıyla en uygun ambalaj kaynakları belirlenir ve alımı sağlanır. Ürün en uygun koşullarda üretildikten ve ambalajlandıktan sonra son tüketiciye en hızlı ve güvenilir şekilde ulaştıracak veteriner ecza deposu aracılığı ile de ürünün en sağlıklı şekilde son tüketiciye ulaşması planlanır ve hedeflenir.

 

Sizin okurlarımıza iletmek istedikleriniz var mı?

SİMYA Hayvan Bakım Ürünleri, 6 yıllık sektör deneyimi ve uzman kadrosuyla İstanbul merkezli olarak faaliyet gösteren bir kuruluştur. Ar-Ge, planlama, tedarik ve iş geliştirme alanlarında deneyimli ekibi ile birlikte, yüksek kaliteli ürün ve hizmetler sunma ilkesini benimsemiştir.

Firma, üretim tesislerini GMP (İyi Üretim Uygulamaları) standartlarına uygun olarak tasarlamış ve son teknoloji ekipmanlarla donatarak en üst düzeyde kalite standartlarını sağlamayı ve güvenli ürünler sunmayı hedeflemiştir.

SİMYA Hayvan Bakım Ürünleri, inovasyona ve Ar-Ge çalışmalarına büyük önem vererek sürekli olarak yenilikçi ürünler geliştirmekte ve sektörde lider konumunu sürdürmektedir.

Çevreye ve topluma duyarlı bir firma olarak, üretim süreçlerini çevre dostu yöntemlerle gerçekleştirmekte ve sosyal sorumluluk projelerine destek vermektedir.

Firmamız, kaliteli ürünleri ile müşteri memnuniyetini her zaman en üst düzeyde tutmayı amaçlamaktadır. SİMYA Hayvan Bakım Ürünleri, sektördeki lider konumunu koruyarak, yaklaşık 6 yıllık deneyimiyle müşterilerine en iyi hizmeti sunmaya devam etmektedir.

 

 

 

Sinem Diren ÖNER

Firma Adı: Simya Hayvan Bakım Ürünleri İç ve Dış Tic. San. A.Ş.

ACİL DURUMLAR ve EVDE İLKYARDIM

Sevimli dostlarımızla yaşam çok eğlenceli olsa da bazen maalesef acil durumlarla karşılaşabiliriz. Aslında her durum acil değildir ve acil ya da değil, veteriner hekimine ulaşıncaya kadar evde yapabileceğiniz müdahaleler söz konusudur. Önemli olan sakin kalarak durumu net şekilde anlamanızdır.

Elektrik çarpması, anlamsız şekilde yerde sara benzeri nöbet ya da bayılmalar, yanıklar, kanamalar, kapı-pencere-asansöre sıkışmalar, başka bir hayvanın saldırısı, böcek sokması evde ya da ev yakınında karşılaşabileceğiniz sevimli dostumuzla ilgili acil durumlardır.

Nöbetler: Sevimli dostumuz yerde yatıyor, titremeler ve kasılmalar yaşıyorsa ilk yapacağınız şey etrafında ona zarar verebilecek eşya ya da cisimleri uzaklaştırmak olmalıdır. Eğer merdivenlere yakın, düşme riski söz konusu ise düşmesini engellemeye çalışmalısınız. Kafasını sert zemine vurmaması için yumuşak, ince bir yastığı altına yerleştirmeyi deneyebilirsiniz. Bütün bunları yaparken dostumuzun hareketlerini engellememeli, ayaklarını, vücudunu farklı yöne çevirmeye ve kucaklamaya çalışmamalıyız.

Bayılmalar: Herhangi bir sebeple dostumuz bayılabilir ya da onu baygın bulabilirsiniz. O anlarda sakin olmalı, nefes alıp almadığını kontrol etmelisiniz. Rahat nefes alabilmesini sağlamak adına dilini tutup, ağzının kenarından dışarıya doğru çekebilirsiniz. Bu sırada boğazında yabancı cisim olup olmadığını kontrol edin. Kalp seslerini duymaya çalışın (sol dirseğinin hemen altında, göğüs kısmını dinleyerek), ses duyabiliyorsak kalbe yönelik herhangi bir hareket yapmamalıyız. Sadece suni teneffüs yapmak yeterlidir.  Suni teneffüs için dilini ağzının dışına, kenara çekmeli, ağzını ve burnunu avcunuzla kavramalı, özellikle burun delikleri ve hafifçe ağız içine üflemelisiniz. Birkaç nefes vermeden sonra sonuç alamıyorsak hava yolu tıkalı demektir. Dostumuzu baş aşağı gelecek şekilde kucaklayın, sırtı size dönük olsun ve karın bölgesine kollarınızla sarılarak basınç uygulayın. 5 basıdan sonra tekrar suni teneffüs yapın. Her 4-5 saniyede bir nefes verin.

Kalpten de ses alamıyorsak acilen suni teneffüs ve kalp masajı yapmamız gerekir. Bunun için dostumuzu sağ yanı üzerine yatırıp, büyük köpeklerde el ayası ile küçük köpek ve kedilerde orta ve işaret parmağımız ile kalp üzerine basınç uygulamalıyız (hafif ya da orta şiddette). Bu sırada diğer elimiz göğüs bölgesinde kalbi destekleyecek şekilde alttan geçirilmiş olmalı. 15 basınç, 2 nefes verme şeklinde uygulamaları yapın. Dostunuzun nefes aldığını ve kalbinin attığını fark ettiğinizde uygulamaları kesin ve veteriner hekiminize ulaşın. Bu uygulamaları 10 dakika yaptınız ve sonuç alamadı iseniz devam etmeyin.

Yanıklar: Isı kaynakları, kimyasallar, güneş, elektrik, sıcak su ya da kızgın yağlar yanıklara sebep olabilmektedir. Yanık durumlarında genellikle canı yanan canlı çığlıklar atarak kaçmaya çalışır. Bu sırada panik yapmadan, direk ya da ıslak bir havlu ile yakalamaya çalışmalısınız.

Sevimli dostumuzun üzerine herhangi bir kimyasal ya da yağ döküldüğünde panik yapmadan kimyasalın temas ettiği bölgeyi bolca suyla yıkamalı ve veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Yanık kaynağı direk ateş ya da sıcak su ise yine kontrollü şekilde yakalamalı, yanan bölge bol su ile yıkanmalıdır.

Elektrik yanıkları sevimli dostlarımızda genellikle evde kablo kemirmelere bağlı ağız, dudak, burun bölgesinde oluşmaktadır. Olay anında orada iseniz, sigortaları kapatın, elektrik akımını kesin. Sigortalara ulaşamıyorsanız dostumuzu bir tahta ile ya da kalın bir kumaş ile elektrik kaynağından uzaklaştırın. Sonrasında dostumuzun solunum yolunun açık olup olmadığını kontrol etmeli ve normal görünse bile acilen veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Yanıkların derecesi önemlidir. İlk anda basit gibi görünse de derin doku yanıkları birkaç gün sonra ortaya çıkacaktır. Bu nedenle su dışında (soğuk su uygun, buz kullanımı asla) herhangi bir şey uygulamadan veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Sıcak çarpması: Sevimli dostumuz direk güneş altında ya da sıcak bir yerde uzun süre kaldığında, halsizlik, solunum güçlüğü, ağızda salya akıntısı ya da baygınlık söz konusu olabilir. Hemen serin ve havadar bir yere alarak bol su içmesini sağlayın (bayılmalar hariç). Baygınlık, bilinç kaybı söz konusu ise su içirmeye çalışmayın, solunum ve kalp atımlarını kontrol edin. Her ikisi de mevcutsa kafasını ve pati yastıklarını su ile ıslatarak veteriner hekiminize ulaşın. Kalp atımı ya da solunum yok ise kalp masajı ve suni teneffüs yapmalısınız.

Kanamalar: Kanama bir kesici-sivri cisim, kaza ya da tırnak kırıklarında sıklıkla karşılaşılan durumdur.

Tırnak kırılmaları ağrılıdır ve yoğun bir kanama söz konusu olabilir. Panik yapmayın, izin veriyorsa yapabildiğiniz ölçüde evden temiz bir bez parçası ile patisini sarın ve veteriner hekiminize ulaşın.

Kesici-sivri cisme bağlı kanamalarda, cisim vücuduna saplanmış ise onu çıkarmadan veteriner hekiminize ulaşın. Cisim çıkmış ise ve kanama varsa, temiz bir bezle kanama üzerine tampon uygulayarak veteriner hekiminize ulaşın.

Kanamalar trafik kazaları ya da yüksekten düşme sonucu da şekillenebilmektedir. İlk etapta bilincinin ve solunumunun yerinde olup olmadığını kontrol edin. Sonrasında kanayan bölgeye tampon uygulayarak veteriner hekiminize ulaşın. Özellikle de omurga hasarları ihtimaline karşı sarsmadan, dikkatli şekilde taşımaya özen gösterin. Battaniye, kalın karton kutu, araba paspası ile taşımaya çalışmak daha sağlıklı olacaktır.

Böcek sokmaları: Sevimli dostlarımızın böcek avları çoğu zaman sıkıntılı durumlara yol açabilmektedir. Ağız, burun, boğaz bölgelerinde şişme söz konusu ise vakit kaybetmeden veteriner hekiminize ulaşmalısınız. Solunumlarını engellemeyecek vücut şişmelerinde, genel durumu ve keyfi de iyi ise bölgeye soğuk kompres uygulamanız yeterli olacaktır. Ancak halsizlik söz konusu ise soğuk kompres uygulayarak veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Kapı-Pencere-Asansöre Sıkışmalar: Sıkıştığı yerden kurtarmalı, solunum kontrolü yapmalısınız. Sonrasında başka bir hasar ya da iç kanama riski nedeniyle veteriner hekiminize ulaştırmanız önemlidir.

Evlerde özellikle vasistas pencerelerde sıkışmalara bağlı yaralanmalar ve ölümler görülmektedir. Pencerelerinizi vasistas şeklinde kullanmamanız yapacağınız ilk uygulama olmalıdır. Kan dolaşımını engellemesi ve sinirlere, kaslara zarar vermesi nedeniyle çoğunlukla ölümle sonuçlanan bu durum için evde olay sonrası vakit kaybetmeden veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Isırılmalar: Başka bir hayvanın saldırısına uğradığında tasmalarından çekerek, su dökerek ya da üzerlerine bir örtü atarak ayırmaya çalışın. Bu arada ısırılmamaya dikkat edin (kendi dostunuz da o stres içinde sizi ısırabilir). Solunum durumlarını kontrol edin. Nefes almalarında sıkıntı yoksa kanama olup olmadığını kontrol edin. Kanama üzerine tampon uygulayarak veteriner hekiminize ulaşın. Kırık söz konusu ise sarsmadan veteriner kliniğine taşımaya çalışın. Her iki dostumuzun da kuduz aşılarının olup olmadığını ve tarihini mutlaka veteriner hekiminize bildirin.

Donma: Soğuk kış aylarında dışarıda bakılan dostlarımızda maalesef donma söz konusu olabilmektedir. Sevimli dostumuzu ılık bir ortama almak, ılık kompresler uygulamak, havlu ya da battaniye ile sarmak ve çok hafif masaj yapmak faydalı olacaktır. Direk sıcak uygulamak, sıcak su torbaları kullanmak ya da vücudunu ovmak yapılmaması gereken uygulamalardır. Patileri, kulak uçları ve burunları ile ilgili sonrasında karşımıza çıkabilecek risklere karşı veteriner hekiminize ulaşmanızda fayda var.

Zehirlenmeler: Zehirlenmeye sebep olan madde ilk yardım uygulamasında ve sonrası tedavide oldukça önemlidir. Yakıcı kimyasallarla zehirlenmelerde kesinlikle kusturulmaya çalışılmamalıdır.

İlaç, deterjan ya da benzeri maddelerin yutulması durumunda kusturmaya çalışmak gerekir. Bunun için bir çay bardağı suya 2-3 kaşık tuz karıştırıp içirmeniz kusmasını sağlayacaktır. Bu şekilde kusmuyorsa başka bir şey uygulamadan veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Zehirlenmeye neden olan maddeyi ya da kutusunu da mutlaka veteriner hekiminize ulaştırın.

Boğulmalar: Ciğerlere dolan suyun acilen boşaltılması önemlidir. Dostumuzu baş aşağı çevirip hafifçe sallamak ve sonrasında solunumunu kontrol etmek, solunum yoksa suni teneffüs yapmak gerekir.

Bütün acil durumlarda veteriner hekiminize ya da en yakın kliniğe ulaşmaya çalışın. Müdahalelerin kapsamlı şekilde gerçekleşebilmesi ve zaman kaybı yaşanmaması için sizin kliniğe ulaşmanız önemlidir.

 

Uzman Veteriner Hekim

Dr. Müjgan ÇEVİK AKSAY