Ana Sayfa Blog Sayfa 43

KIŞ AYLARINDA KEDİLER VE KÖPEKLERDE SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR

Kış Aylarında Sık Görülen Hastalıklar

Tıpkı insanlarda olduğu gibi evcil hayvanlar da soğuk havalarda üşürler ve hastalanırlar. Soğuğa toleransları tüylerine, deri altı yağ kalınlığına, beslenme ve sağlık durumlarına bağlı olarak değişse de maalesef kış ayları hastalıklara açık oldukları zamanlardır.

Kış aylarında sık karşılaşılabilecek hastalıkları ve onları önlemeye yönelik ipuçlarını bilmek sevimli dostumuzun sağlığını korumamızda bizlere yardımcı olacaktır. Peki, bu hastalıklar neler tek tek ele almaya çalışalım.

  1. Solunum yolu enfeksiyonları: Hafif üşütme, nezle ya da daha ciddi grip, bronşit, zatürre, çiftlik öksürüğü gibi hastalıklar kış aylarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Burun akıntısı, hapşırma, öksürük, iştahsızlık, ateş gibi belirtileri olan bu hastalıklardan korunmak için soğuk havalarda dışarıda kalmamalarına dikkat etmeliyiz. Dışarıda dolaşma sürelerini kısaltmalıyız. Özellikle kısa tüylü olanlara koruyucu giysiler giydirmeliyiz. Dışarıda yaşayanlar için kulübe ya da barınacakları yerler yapmalıyız. Tüylerini traş ettirmemeli ve vücutlarının ıslak kalmamasına dikkat etmeliyiz.
  2. Sindirim sistemi hastalıkları: Soğuk hava ve soğuk zeminlere bağlı gaz sancısı, kusma, ishal gibi belirtilerle karşılaşabiliriz. Karlı havalarda kar yemeye bağlı mide-bağırsak sistemi sorunları sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Dışarıya çıkarken koruyucu ayakkabılar giydirmek, taşa yatmalarını önlemek, kar yemelerine izin vermemek onları koruyacak önlemlerdir.
  3. Donma: Havaların çok soğuk olduğu zamanlarda vücut ısılarını korumak onlar için de ciddi bir problemdir. Titreme, halsizlik, hareket etmek istememe, vücut ısılarının düşmesi sonucu ölümcül olabilen hipotermi ya da donma görülebilmektedir. Kulak, burun, kuyruk ve patilerinde çok soğuk hava ve dolayısıyla donmaya bağlı doku hasarları ve ileri derecelerde gangrenler oluşabilmektedir. Yaşlı ya da kronik hastalığı olanlarda hipotermiye bağlı ölümler görülebilmektedir. Çok soğuk havalarda dışarıda olmamalılar, mutlaka korunaklı, kapalı, ılık ortamlarda tutulmalılar. Donma söz konusu ise birden bire sıcak ortama almak ve vücutlarını ovmak zararlıdır. Ilık bir ortama almak ve bir battaniye ile sarmak, vücut ısılarını dengelemelerini beklemek ve onları veteriner hekime götürmek gereklidir.
  4. Alerjiler: Kış aylarında ve kışa girerken karşılaştığımız sorunlardan birisi de alerjilerdir. Gerek mevsim değişimine bağlı bağışıklığın zayıflaması gerekse soğuk havalarda içeride daha fazla zaman geçirmenin getirdiği ciddi bir sorundur. Sık sık hapşırma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde yaşarma, deride kaşıntı, huzursuzluk alerji belirtileri arasında yer almaktadır. Evi sık sık havalandırmak, halıların düzenli temizlenmesi, içerideki kuru havayı nemlendirecek şekilde ısı kaynakları yakınına su kapları koymak, sigara içmemek, yoğun parfüm kullanmamak alınabilecek önlemlerdir.
  5. Eklem hastalıkları: Kas-kemik-eklem sorunu yaşayan, kırık ameliyatı geçirmiş ya da yaşlı dostlarımızda havaların soğuması ile birlikte eklem ağrıları görülebilmektedir. Hareket etmek istememe, daha fazla uyuma, dokunulduğunda ya da kucaklamak istediğimizde çığlık, yürümede veya zıplamada sıkıntılar, tuvaletlerini evin içine yapma gibi belirtiler görebiliriz. Hekiminizin önereceği takviyeleri vermek, kronik hastalıkları ile ilgili ilaçlarını aksatmamak ve beslenmelerine dikkat etmek, hafif egzersizler ve masajlar ile onları destekleyebiliriz.
  6. Zehirlenmeler: Kış aylarında en sık karşılaşılan zehirlenme antifrize bağlı olarak karşımıza çıkmaktadır. Kedi ve köpeklere kokusu ve tadı çekici gelen antifrizi ulaşabilecekleri yerde bırakmamak, döküldüğü yeri temizlemek alınabilecek önlemlerdir. Halsizlik, dengesiz yürüyüş, kusma, nöbetler söz konusu ise mutlaka veteriner hekiminize ulaşmalısınız.

Bir başka zehirlenme yolu ise buzlanmayı önlemek için yollara dökülen kaya tuzlarına ve içeriklerine bağlı olarak görülebilmektedir. Tuzlu patilerini ya da yoldaki tuzu yalamaları, tuzlu suları içmeleri sonucu kusma, halsizlik, ishal, iştahsızlık söz konusudur. Eve geldiğinizde patilerini silmek ya da koruyucu ayakkabılar giydirmek, dışarıda bir şey yeme ve içmelerine izin vermemek önemlidir.

 

Sadece evlerimizdeki dostlar değil sokak canları için de korunacakları barınaklar yapmak, apartman ve garaj kapılarını açık bırakmak, bulabilecekleri yerlere mama ve plastik su kapları ile su bırakmak hayatlarına dokunmamızı ve onları korumamızı sağlayacaktır. Soğuk havalarda araba motorlarına girdiklerini unutmamak ve arabayı hareket ettirmeden önce kaputa vurmak sonrasında motoru çalıştırıp bir süre beklemek hayati riskleri azaltmamız açısından önemlidir.

 

Hiçbir canın zarar görmediği bir kış geçirebilmek dileğiyle…

 

Dr. Müjgan Çevik Aksay

Uzman Veteriner Hekim

Uzmanından evcil hayvan bakım önerileri

Veteriner hakiminden bakım önerisi

Veteriner Hekim Nimetullah Pulat, evcil hayvanların günlük bakımları ile ilgili yapılması gerekenleri ve bu konudaki tavsiyelerini anlattı.

 

 

Hayvan bakımı hakkında bilgi veren Veteriner Hekim Nimetullah Pulat, özellikle kedilerin yıkanmaması gerektiğini söledi. pulat, “Malum kış ayları yaklaşıyor. Hem sokak hem de evcil hayvanlar için önerilerde bulunacağım. En çok sorulan sorulardan bir tanesi kediler yıkanır mı sorusu oluyor. Kediler asla yıkanmamalı. Hayvanlar 45 günlükken aşılarına başlıyoruz. Bir sonraki ay sahibine söylüyoruz ve doğrulama zamanında aşılama yapıyoruz” şeklinde konuştu. Doğru mama kullanımının da önemli olduğunu belirten Pulat, “Ev yemeklerini kesinlikle evcil hayvanlarımıza vermemeniz gerekiyor. Tabi her mamayı da önermiyoruz. Mama için hekiminize başvurabilirsiniz. Sokak hayvanlarına dikkat çekmek gerekirse ‘bir kap su bir kap mama’ sloganı ile yola çıkıyoruz. Uzaktan sevmeyelim, sahiplenelim ve sahiplendirelim. Kış aylarında ne kadar çok sahiplenirsek hayvanlar için o kadar iyi olur” dedi.

Hayvanların aşılarının aksatılmaması gerektiğini ifade eden Pulat, “Parazit aşı tedavisi hem evcil hayvanın sağlığı açısından hem de insan sağlığı için çok önem arz etmektedir. Hayvanını dışarı çıkartmıyorum parazite ne gerek var diyen insanlar ile karşılaşıyorum. Bu yanlış bir düşüncedir. 2 ayda bir iç dış parazit aşısı yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

 

 

https://www.cnnturk.com/

 

 

Akvaryum Balıkları Hangileridir, İsimleri Neler? Akvaryumda ve Evde Hangi Balıklar Beslenir?

Akvaryum balıkları

Akvaryum başlı başına doğaüstü bir güzelliği barındırmasından dolayı pek çok kişinin ilgi alanı arasında yer alıyor. Akvaryumda yaşayan pek çok canlı türü her gün keşfedilmeye devam ediyor. Peki akvaryum balık türleri ve çeşitleri hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Deniz ve okyanuslarda yaşayan pek çok canlı içinde balıklar çok daha özeldir. Balık türleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler bunu araştırmışlardır. Akvaryum Balık Türleri ve Çeşitleri: Akvaryum Balıkları Hangileridir, Evde Hangi Balıklar Beslenir? İşte tüm detaylar…

Deniz ve okyanuslarda yaşayan pek çok canlı vardır. Gizemini ve büyüsünü her daim koruyan bu dev dalgaların içerisinde milyonlarca canlı hayat bulmuştur. Birbirinden farklı özelliği bulunan bu canlılar her

zaman insanların ilgisini çekmiştir. Bu canlılar arasında yer alan balıkların bazı özellikleri evde, tatlı sularda yaşayan türdendir. Akvaryumun güzelliğinden etkilenen pek çok insan, özellikle pek çok balığın olduğu akvaryumları keşfetmeyi ilgi çekici bulurlar. Akvaryum balıkları bu yüzden her zaman merak edilmiştir. Akvaryum balık türleri ve çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için en ilgi gören balıklara yer verdik.

Akvaryum Balıkları

Pek çok defa karşılaştığımız akvaryumlarda çok çeşitli balıklar vardır. Birbirinden renkli balıklar, farklı özellikleriyle gören herkesi büyülemiştir. Bu durumda pek çok balık türü vardır demek yanlış olmaz. Birbirinden farklı balık türlerini evlerine taşımak isteyenler bu konuda bilgi sahibi olmalıdır.

Akvaryum Balık Türleri

Akvaryum balık türleri çeşitlilik gösterir. Belki daha önce karşılaştığınız ve adını bilmediğiniz bu balıklardan bazıları aşağıdaki gibidir:

  • Japon Balığı:Evlerde beslenen en popüler balık türlerinden birisi de Japon balığıdır. Bu küçük turuncu balıklar, isminden de anlaşılacağı üzere Asya kökenlidir. Japon balıklarının barışçıl bir yapıları vardır. Bu balıklar son derece mutlu görünürler.
  • Beta Balığı: Kavgacı siyam olarak bilinen bu balık türünün farklı yapı ve renkte birçok alt türü bulunur. Kendi türlerine karşı agresif olan bu balıklar başka bir beta ile yaşayabilirler.
  • Çöpçü Balığı: Bu balık türleri, akvaryumun içindeki pislikleri temizlediği düşünülür. Bu nedenle çöpçü balıklarına bu isim verilir. Bu balıklar işin özünde akvaryumun dibindeki yemleri yer. Böylece suyun dengesini sağlamış olur.
  • Neon Tetra: Bu tür balıklar son derece popülerdir. Barışçıl bir yapıya sahip bu balıklar, düzenli ve kaliteli beslenirse uzun ömürlü olabilir.
  • Lepistes: Çok kolay çoğalabilen canlılardan olan lepistesler en çok tercih edilen akvaryum balıklarıdır.
  • Melek Balığı: En bilinen akvaryum balıklardan olan melek balığı orta derecede agresiflerdir.
  • Bu tür balıklar kendinden küçük balıkları yiyebilir.

Balık Çeşitleri

Balıklar farklı tür ve özellikte karşımıza çıkar. En çok bilinen balık çeşitleri şu şekildedir:

  • Lepistes
  • Siyam Balığı
  • Japon Balığı
  • Melek Balığı
  • Çöpçü balığı
  • Sarı prenses
  • Tetrazon
  • Diskus
  • Siyah Moli Balığı
  • Kılıçkuyruk
  • Plati

https://www.sabah.com.tr/

Kimliklendirme ve Kayıt Altına Alma

Portrait of brown cute puppy with sunset bokeh background

Ev hayvanlarının kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınmasına ilişkin bilgi sistemi aşağıdaki unsurlardan oluşur:

  1. a) Ev hayvanlarının kimliklenmesi için mikroçip ve okuyucudan oluşan kimlikleme araçları,
  2. b) Pasaport belgeleri,
  3. c) Bilgisayar destekli veri tabanı,

ç) Ev hayvanlarına takılan mikroçiplerin seri numaralarının ve ev hayvanı sahipleri ile adreslerinin kaydedildiği kayıt defteri.

Bilgi erişimi

Genel Müdürlük bu Yönetmelik çerçevesindeki tüm bilgilere; il/ilçe müdürlüğü de kendi görev, yetki ve sorumluluk sahasındaki bilgilere erişebilir. Bakanlık, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde bilgi gizliliğinin ve korunmasının sağlanması şartıyla, ilgili kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilere, gerekli önlemleri alarak paydaşların uygun şartları haiz olmaları halinde bu bilgilere erişimleri için izin verebilir. Bu bilgiler arasında kişisel verilerin bulunması halinde, bu nitelikteki veriler gerekli teknik ve idari tedbirler alınarak 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun şekilde ilgili üçüncü kişilerle paylaşılabilir.

Ev hayvanlarının kimliklendirilmesi

(1) Kimliklendirme ISO 11784 standartı ve HDX ya da FDX-B teknolojisine uygun mikroçip ile yapılır.

(2) Mikroçip uygulaması veteriner hekimler tarafından veya veteriner hekim gözetiminde veteriner sağlık teknisyeni/veteriner sağlık teknikeri tarafından yapılır.

(3) Yeni doğan ev hayvanının sahibi Ek-1’de yer alan Beyanname ile doğum tarihinden itibaren en geç üç ay içinde il/ilçe müdürlüğüne başvuru yapmakla yükümlüdür.

(4) Mikroçip takılarak pasaport düzenlenen ev hayvanları on beş gün içinde veri tabanına kaydedilir.

(5) Veri tabanına kaydedilmiş ev hayvanlarına ait aşı uygulaması, sahip değişikliği gibi pasaporttaki ve veri tabanındaki bilgilerin değişmesi halinde değişikliğin bildirilmesini takiben en geç on beş gün içinde yeni bilgilerin kayıt edilmesi zorunludur.

(6) Mikroçip, iki skapula arasına veya sol tarafta boynun kulağa yakın kısmına deri altına uygulanır.

(7) Mikroçip, ISO 11785 sayılı standarda uygun okuyucular tarafından okunmalıdır.

(8) Kontrolleri esnasında mikroçipi okunamayan ya da düştüğüne kanaat getirilen ev hayvanları için sahibinin ibraz ettiği belge veya bilgiler ile veri tabanındaki bilgiler doğrultusunda yeniden mikroçip uygulaması yapılır.

(9) Daha önce ISO 11784 sayılı standarda uygun olarak kimliklendirilen ev hayvanlarının çip bilgilerinin ISO 11785 sayılı standarda uygun okuyucular tarafından okunması durumunda bu hayvanlara yeniden çip takılmaz.

 

KAYNAK:  RESİM GAZETE (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından)

Yelkovan Kuşu Nedir Ve Ne İle Beslenir? Yelkovan Kuşunun Özellikleri

Doğal yaşamda birçok kuş türlerine rast gelinmektedir. Bu kuş türleri yaşanılan yerler ve iklim koşullarına göre değişiklik arz etmektedir. Bazı kuşlar hemen hemen dünyanın tüm yörelerinde aynı özelliğe sahip olabilirken, bazıları ise sadece belli bir yöre ve iklimde yaşamaktadır. Akdeniz kuşu olarak bilinen Yelkovan kuşu ise bu yörelerde sıkça görülmektedir. Peki, yelkovan kuşları nasıl bir kuştur? Hangi tür özellikleri göstermektedir? Bu kuşların beslenme ve yaşama özellikleri arasında neler bulunmaktadır? İşte, yelkovan kuşlarının yaşayış, beslenme ve üreme verilerine ilişkin bilgileri detayları ile derledik.
Yelkovankuşu literatüre göre “Puffinus”, fırtına kuşları olarak bilinen “Procellariiformes” takımından gelmekte olan martı büyüklüğünde bulunan bir okyanus kuşu olarak bilinmektedir. Bu yelkovan kuşlarının birçok çeşidi bulunmaktadır. Tüm türlerinin iyi yüzücü olduğu ve çoğunun dalıcı özelliğinin olduğu söylenmektedir.

Yelkovan Kuşu Nedir ve Ne ile Beslenir?

 Yelkovan kuşlarının boyları 30 ile 63 cm uzunluğunda değişebilmektedir. Perde ayaklara sahip göçmen kuşlar arasında bulunurlar. Kanatlarının oldukça sivri ve uzun olmasından dolayı çok uzun mesafe kat edebilme özelliği bulunmaktadır. Birçoğunun

sırtlarında gri, siyah ve kahverengi tüyler vardır. Karınlarının alt kısmının rengi ise beyazdır. Tüm bunlar ile birlikte tamamı siyah renkte olan yelkovan kuşları da bulunmaktadır.

Tüy olarak sık ve su geçirmez özelliğe sahiptirler. Gaga yapıları uzun ve ucu çengelli boynuzumsu plaklarla örtülüdür. Yaşam süreleri 15 yıl kadar tespit edilmiştir. Gagalarında bulunan burun delikleri tüp şeklinde ayrılmış, iki boru şeklinde dışarı açılmaktadır.

Bu kuşların beslenme özelliklerine bakıldığında uçarken su üstüne yakın uçtukları ve yüzeyde bulunan küçük balıklar, yengeç, deniz kabukluları, salyangoz ve deniz atıkları ile beslendikleri saptanmıştır. Yelkovan balığının en çok sevdiği yemek ise balıktır. Tüm hayatları süresince sadece balık ile beslenebilirler.

 Yelkovan Kuşunun Özellikleri

Yelkovan kuşları genelde su üzerinde yaşarlar. Karaya ise sadece üreme dönemlerinde çıkmaktadırlar. Kuluçka zamanları dışarısında okyanuslarda yaşamaktadırlar. Fırtına kuşlarında görüldüğü gibi midelerinden yağlı ve ağır kokulu bir madde salgılarlar. Bu maddeler ile bazıları yavrularını beslemede kullanırken bazıları ise, düşmanlarına karşı korunmak için tercih ederler. Tehlike hissettikleri durumlarda bu yağlı ve kokulu sıvıyı burun deliklerinden dışarı atarlar.

Uçucu özelliklerinin olmasından dolayı çok uzaklara göç edebilen mükemmel uçuculardır. Koloniler şeklinde açık adalarda üremektedirler. Yuva olarak kullanılmayan tavşan yuvalarını tercih ederler. Ya da kendileri bir çukur açarlar. Yumurtaları tek ve beyaz şekilde olan bir yumurtadır.

Özellikle Avustralya da bulunan adalarda büyük koloniler meydana getirdikleri görülmektedir. Tek eşli olan kuşlardır. Erkek ve dişileri sırayla kuluçkaya yatmaktadır. 50 gün sonra yumurtalarında açılma görülmektedir. Yavru 12 ile 14 hafta süresince anne ve baba kuşlar tarafından yuvada beslenmektedir. Bu beslenmenin akabinde yalnızlığa terk edilir. Yürüyemeyecek duruma kadar gelip irileşen yavru bir hafta sürede zayıflayarak yuvadan ayrılmaktadır.

Yelkovan kuşu yavruları anne ve babasının uçtuğu tarafa doğru uçmaya başlar. Birkaç yıl sonra içgüdüsü sonucu doğduğu yere dönmektedir. Yelkovan kuşlarının ayırt edici özelliklerinden bir tanesi de yön bulucu olmalarıdır. Uçsuz bucaksız okyanuslarda uçabilen bu kuşlar yuvalarını şaşırmadan bulabilmektedir. Bu kuşlar her yerde yaşayabilmektedir.

Yelkovankuşu, Akdeniz ülkeleri ile ülkemizde bulunmaktadır. İstanbul Boğazında sürüler halinde Karadeniz’den Marmara tarafına ya da Marmara’dan Karadeniz’e doğru hızla uçarlar. Türkiye’de bulunan yelkovan kuşunun türü sarı gagalı yani “Puffinus kuhlii” yelkovandır. Deney için farklı ülkelerden alınıp eşit uzaklıkta bir yerden salınan bu kuşların başarı ile yuvalarını tekrar buldukları gözlemlenmiştir. Bu kuşların yavrulama dışında karada yaşamadıkları görülmektedir.

https://www.hurriyet.com.tr/

Dünya Hijyen Günü Nedir, Neden Önemli?

İlk kez 2011 yılında kutlanmaya başlanan dünya hijyen günü sağlıklı bir hayat için hijyenin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmek için kutlanır. Bu amaçla insanlarda farkındalık oluşturmak isteyen uzmanlar hijyenle ilgili önemli içerikler paylaşırlar. Buna göre insanlar gün içerisinde yaklaşık 250 milyon bakteriye elle temas ederler. El hijyenini atlanmaması ve bu zararlı bakterilerden korunmak için temizliğe önem verilmesi gerekir.

Hijyen sağlamanın en temel kurallarından biri düzenli olarak elleri yıkamaktır. Bulaşıcı hastalıkların %80’i ellerle vücuda geçer. Bakanlık verilerine göre insanlar bir saatte ellerini yanak, ağız, çene ve saçlarına dört kez; burnuna ve gözüne ise üç kez götürür. Bu durum bulaşıcı hastalıkların kısa süre içerisinde yayılmasına neden olur.

16 Ocak Dünya Hijyen Günü

Hijyene ve temiz içme suyuna erişime dikkat çeken dünya hijyen günü hijyen kavramını kapsamlı şekilde gündeme taşır. Aynı zamanda bu kavramların toplum sağlığındaki öneme ve yeri ile ilgili farkındalık yaratılır. Dünya genelinde milyonlarca insanın içme suyundan yoksun olduğu düşünüldüğünde bu farkındalığı yaratmanın daha da önemli olduğu görülecektir. UNICEF ve DSO tarafından 2017 yılında hazırlanan rapora göre dünyada her 10 kişiden 3’ü evinde güvenilir kullanma suyu bulamaz. Su yetersizliği beraberinde dizanteri, kolera, tifo, hepatit A gibi hastalıkları da getirir. İnsanların bir bölümü akarsu ya da göl gibi yerlerden doğrudan arıtılmamış sular içtiğinden hastalık oluşma riski daha fazladır. Özellikle bu durum çocuk ölümlerinin artmasında büyük etkiye sahiptir.

Dünya Hijyen Günü Önemi

Dünyada ve ülkemizde dünya hijyen günü önemi her yıl 16 Ocak tarihinde anlatılmaya çalışılır. Bu önemli günde mümkün olduğunda mikroplardan sterilize edilmiş bir ortamda yaşanması gerektiği belirtilir. Bunun en temel noktası el yıkamak olup bu alışkanlığın çocuk yaşlardan itibaren öğretilmesi vurgulanır.

Hijyen hayatın her alanında olmalıdır ve sağlıklı birey olabilmenin koşulu budur. Sağlığı olumsuz etkileyecek ortamlardan korunmak için alınan temizlik önlemleri ve atılacak tüm adımlar hijyen kapsamında değerlendirilir. Temizlik yalnızca görünür kirler ile sınırlı tutulmalı, alışkanlık haline getirilmelidir. Su ve sabun her ortamda eksiksiz olarak bulundurulmalı, kullanılan her ortamın temiz tutulması gerektiği bilinci oluşturulmalıdır.

Dünya Hijyen Günü Kapsamında Neler Yapılır?

Hijyen günü kapsamında temel amaç yaşam alanlarını her zaman sağlık koşullarına uygun halde tutmaktır. Bu amaçla klozet, banyo ve küvet gibi yerler her gün anti bakteriyel temizlik malzemeleri ile temizlenmelidir. Mutfak ve banyo düzenli olarak silinmeli, her biri için uygun ürünler kullanılmalıdır. Odalar her gün elektrikli süpürge ile süpürülmeli ve camlar ile kapılar sık aralıklarla kirlerden arındırılmalıdır.

Eğer evde bebek ve çocuk varsa oyun alanları mutlaka haftada bir gün çamaşır suyu ile temizlenmeli, bu işlem mutlaka bebek odada yokken yapılmalıdır. Aksi halde bebek kimyasal maddelerden etkilenebilir. Oda her gün havalandırılmalı, kirli kokulu bir ortam oluşması önlenmelidir.

Günlük yaşamda en çok kirli olan yerler cep telefonları, klima ve koltuk yüzeyleri, direksiyonlar, lavabolar ve hazır giyim ürünleri olarak bilinir. Bu nedenle öncelikle bu yüzeylerin temiz tutulması gerekir. Su ve sabunla temizlik yapılamayan yerler için güvenilir markalara ait hijyen mendilleri kullanılabilir. Kullan at mantığına sahip bu ürünler anlık temizlik sağlayacaktır. Buna ilave olarak aile üyeleri tarafından ortak kullanılan havlular sıklıkla değiştirilmeli, nevresim takımları ile hijyen önceliği olan çamaşırlar çamaşır makinesinin hijyen ayarında yıkanmalıdır. Yıkama sırasında suyun sıcaklığı ve kullanılan temizlik ürünleri doğru seçilmelidir.

https://www.demirsaglik.com.tr/

Köpeklerde Yavru Bakımı

A shallow focus vertical shot of a cute Golden Retriever puppy sitting on a grass ground with a blurred background

Yavru Köpek Bakımında Püf Noktaları

Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.

Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşama alanı sağlayınız. Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.

Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse “ölü gibi uyur”. Çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Bazen köpek sahipleri bu durumdan telaşlanıp köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak endişe etmeyin. Bu durum yavru köpekler için çok normaldir.

Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada kalmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu orda sıkıştırmasına ve kızdırmasına izin vermeyin.

İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır.

Köpeğinize evinizi, sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları ( yatak odanız, mutfak…) ona öğretmelisiniz.

Evde yanlış bir davranış yaptığında biri ona kızdıysa, diğer bir kişi gidip onu sevmemeli ve onunla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı, köpeğinize ondan üstün olduğunuzu, onun sahibi olduğunuzu ve sözünüzü dinlemesi gerektiğini hissettirmelisiniz.

Yavru Köpek de Öğrenme

Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran etki olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.

Yavru Köpek de Tüy Bakımı ve Fırçalama

Tüy bakımı köpeklerde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü yılda en az iki kez olmak üzere tüy değiştirirler. Bahçede yaşayanlarda bu genellikle ilkbahar ve sonbahar civarında daha yoğun dökülme şeklindedir ve daha kısa sürer. Fakat evde yaşayanlarda bütün yıla yayılarak devam eder.

Eğer bir beslenme bozukluğu, hastalık veya lokal bir açılma yoksa bu tüy değiştirme olarak adlandırılır. Sizin yapmanız gereken onu hergün hatta yoğun tüy değiştirme zamanlarında sabah akşam olmak üzere iki defa fırçalamaktır. Bu işlem için en uygun olanı tel fırçalar veya eldiven gibi ele geçirilebilen çeşitli tipteki plastik fırçalardır.

Yavru köpeğinizi fırçalamaya ne kadar erken alıştırırsanız ileride o da siz de rahat edersiniz. Çünkü fırçalama genel bakım için beslenme kadar önemli bir işlemdir. Fırçalama yaparken köpeğiniz üzerinde gerekli olan günlük kontrolleri de uygulamış olursunuz. Bu bilhassa deri problemlerine yatkın olan ırklarda sorunu erken tespit etmek bakımından önemlidir.

Yavru Köpek de Sosyalleştirme

Köpekler sosyal canlılardır ve her zaman yeni dostluklar kurmaya heveslidirler. Meraklı ve öğrenmeye aç bir şekilde tecrübe ettikleri her şeyi hafızalarına kayıt ederler. Bu çok

önemli dönemde karşılaşmadıkları ya da köyü tecrübe ettikleri her şey, onlar için erişkin yaşamlarında, korkuyla tepki verdikleri davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle özellikle 1.5-3 ay arasındaki ana sosyalleşme dönemi köpeğin psikolojik dünyasında çok büyük bir önem taşır.

Köpek yavrularının dünyaya insanlar ve yaşadıkları çevre hakkında bilgi sahibi olmadan geldikleri unutulmamalıdır. Bu nedenle köpekler; her türlü insanla (kadın, erkek, çocuk, yaşlı…), hayatları boyunca karşılaşabilecekleri diğer evcil hayvanlarla (kedi, köpek..), her çeşit taşıtla (otobüs, araba, bisiklet…) bu aylarda tanıştırılmalı ve çağrışımlarının daima pozitif olmasına dikkat edilmelidir.

Köpeğiniz size ve yeni çevresine alıştıktan sonra, onu diğer canlılarla tanıştırmalısınız.

Çocuklar ve diğer insanlarla kontrolünüz altında oyun oynamasına ve dostluklar kurmasına izin verin.

Aşıları tamamlandıktan sonra dış çevreyi tanımalarına olanak sağlamalısınız. Diğer köpeklerle kontrollü bir şekilde oynamasına izin vererek kendi türü arasındaki doğal ve sosyal davranışları öğrenmesine yardımcı olmalısınız.

Yavru köpeğinizi çok uzun süre yalnız bırakmayın. Bu ona aşırı stres yükleyecektir.

Unutmayın; asosyal köpekler insanlara ve diğer hayvanlara karşı saldırgan ve güvenilmezdirler.

 

BAZI KAHRAMANLAR PELERİN TAKMAZ

Hepimizin çok iyi bilmesi gereken bir şey var ki, sokak hayvanlarının bizler tarafından sokağa terk edilmiş olmasıdır. Yuvamızda patili dostlarımız olduğu kadar, sokaklarımızda da bu dostlarımızla karşılaşıyoruz. Aslında hepsinin ortak noktası sevgiye muhtaç olmaları ve sıcak yuva aramaları, sevginin bittiğini sandığımız bu dönemde dostlarımıza ufakta olsa bu sevgiyi hissettirmek aslında her şeyin bizle başlayıp aynı zamanda biteceğini bize gösterir. Bizler hayatın yoğunluğuyla uğraşırken, sokaktaki dostlarımızda hayatın zorluğuyla savaş halindeler. Her ne kadar bizler bu dostlarımızı unutmasak da bazen maalesef ki görmezden gelebiliyoruz. Bizlere burada ekstra bir sorumluluk düşüyor. Evdeki dostlarımıza verdiğimiz sevgiyi, şefkati sokaktaki dostlarımıza da göstermek gibi… Yuvamızdaki dostların her zaman sevilip, güvende hissettiği aileleri varken sokaktaki dostlarımızın bu imkanları yaşamlarından ötürü maalesef ki yok. En insani duyguların başında, sevmek ve sevilmek kavramları gelmektedir. Hayatımızda değer verdiğimiz ve sevdiğimiz birçok şey var. Bu bazen bir eşyada, bir işte ya da başka bir insanda olabilir. Bunun en güzeli ise hayvan sevgisidir. Dünyanın yaşanabilir bir yer olmasını istiyorsak bir yerden başlamalıyız, buna sokaktaki dostlarımız ile başlamak küçük ama bir o kadar da büyük bir başlangıç olabilir.

Peki nasıl bir başlangıç yapabiliriz?

– Artık neredeyse tüm marketlerde patili dostlarımız için mama bulmak mümkün.

Kapımızın önüne ya da sokaktaki kaldırımlara bir kap yardımı ile koyacağımız mama aç olan karınları doyurmaya yardımcı olacaktır.

 

-Su hayatımızın temel ihtiyaçlarından biri, bu sadece bizim için değil hayvanlarımız içinde en önemli

İhtiyaçların başında geliyor. Evlerimizde ki temiz içme suyunu onlarla paylaşarak hem yaz günlerinde serinlemelerine, kışın daha kolay su bulmalarına yardımcı olabiliriz.

 

-Soğuk havalarda maalesef ki dostlarımız üşüyebiliyor, onlar için yuva yapabilir yağmurdan ve soğuk hava şartlarından bir nebzede olsa koruyabiliriz.

 

-Mama bağışları ve diğer hayvan ihtiyaçları için ilgili yerlere bağışta bulunabilir, dilerseniz bu şekilde de destek sağlayabilirsiniz

 

İçimizdeki huzur ve saf sevginin kaynağı olan dostlarımızı unutmamak dileği ile…

 

 

SLOGAN: Sokaktaki dostlarımızın da kahramanı olun

 

Sudenur Nebioğlu

Kimliklendirme ve Kayıt Altına Alma

Ev hayvanlarının kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınmasına ilişkin bilgi sistemi aşağıdaki unsurlardan oluşur:

  1. a) Ev hayvanlarının kimliklenmesi için mikroçip ve okuyucudan oluşan kimlikleme araçları,
  2. b) Pasaport belgeleri,
  3. c) Bilgisayar destekli veri tabanı,

ç) Ev hayvanlarına takılan mikroçiplerin seri numaralarının ve ev hayvanı sahipleri ile adreslerinin kaydedildiği kayıt defteri.

Bilgi erişimi

Genel Müdürlük bu Yönetmelik çerçevesindeki tüm bilgilere; il/ilçe müdürlüğü de kendi görev, yetki ve sorumluluk sahasındaki bilgilere erişebilir. Bakanlık, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde bilgi gizliliğinin ve korunmasının sağlanması şartıyla, ilgili kurum, kuruluş, gerçek ve tüzel kişilere, gerekli önlemleri alarak paydaşların uygun şartları haiz olmaları halinde bu bilgilere erişimleri için izin verebilir. Bu bilgiler arasında kişisel verilerin bulunması halinde, bu nitelikteki veriler gerekli teknik ve idari tedbirler alınarak 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine uygun şekilde ilgili üçüncü kişilerle paylaşılabilir.

Ev hayvanlarının kimliklendirilmesi

(1) Kimliklendirme ISO 11784 standartı ve HDX ya da FDX-B teknolojisine uygun mikroçip ile yapılır.

(2) Mikroçip uygulaması veteriner hekimler tarafından veya veteriner hekim gözetiminde veteriner sağlık teknisyeni/veteriner sağlık teknikeri tarafından yapılır.

(3) Yeni doğan ev hayvanının sahibi Ek-1’de yer alan Beyanname ile doğum tarihinden itibaren en geç üç ay içinde il/ilçe müdürlüğüne başvuru yapmakla yükümlüdür.

(4) Mikroçip takılarak pasaport düzenlenen ev hayvanları on beş gün içinde veri tabanına kaydedilir.

(5) Veri tabanına kaydedilmiş ev hayvanlarına ait aşı uygulaması, sahip değişikliği gibi pasaporttaki ve veri tabanındaki bilgilerin değişmesi halinde değişikliğin bildirilmesini takiben en geç on beş gün içinde yeni bilgilerin kayıt edilmesi zorunludur.

(6) Mikroçip, iki skapula arasına veya sol tarafta boynun kulağa yakın kısmına deri altına uygulanır.

(7) Mikroçip, ISO 11785 sayılı standarda uygun okuyucular tarafından okunmalıdır.

(8) Kontrolleri esnasında mikroçipi okunamayan ya da düştüğüne kanaat getirilen ev hayvanları için sahibinin ibraz ettiği belge veya bilgiler ile veri tabanındaki bilgiler doğrultusunda yeniden mikroçip uygulaması yapılır.

(9) Daha önce ISO 11784 sayılı standarda uygun olarak kimliklendirilen ev hayvanlarının çip bilgilerinin ISO 11785 sayılı standarda uygun okuyucular tarafından okunması durumunda bu hayvanlara yeniden çip takılmaz.

 

KAYNAK:  RESİM GAZETE (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından YAYINLANMIŞ BİR HABER)

 

Pet Haber Gazetesi Sayı 62