Ana Sayfa Blog Sayfa 51

Kediler, 9 Canlı Değildir

Günümüzde kedi sahiplerinin yalnızca yarısı, kedilerini düzenli sağlık kontrollerinden geçiriyor. Doğaları gereği hastalık semptomlarını ustalıkla gizleyebilen kediler için ise, bu durum ciddi sağlık sonuçlarını beraberinde getiriyor.

İSTANBUL- Dünyada her 10 kediden yalnızca 4’ü düzenli sağlık kontrollerinden geçiriliyor. Kedi sahipleri, kedilerini yalnızca hastalandığında veya yaralandığında veteriner kliniğine götürdüklerini belirtirken, Türkiye’deki kedi sahiplerinde de maalesef benzer bir durum  söz konusu. Royal Canin tarafından gerçekleştirilen araştırmalara göre, günümüzde her 3 kedi sahibinden 1’i kedileri hastalık semptomu göstermesine rağmen kedilerini hemen sağlık kontrollerinden geçirmediğini belirtiyor. Hastalık semptomlarının müdahale edilmediği takdirde kendi kendine geçeceğine inanılması ve veteriner klinik ziyaret sürecinin kediler ve sahipleri için stresli bulunması, düzenli sağlık kontrollerinin ertelenmesinin ardındaki temel etkenler.

Sektörel dernekler ile işbirliği içerisinde ulusal bir farkındalık kampanyası

Royal Canin Türkiye tarafından düzenlenen “Kedinizi Veteriner Hekimine Götürün” sosyal farkındalık kampanyası, bu yıl 16 Haziran-14 Temmuz tarihleri arasında hayata geçiriliyor. İstanbul Veteriner Hekimler Odası (İVHO), Kedici Veteriner Hekimler Derneği (KEDVET), Kedi Hekimliği Derneği (KHEDİ), Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği (KLİVET), Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği (KHVHD) ve Acil Veteriner Hekimleri Derneği’nin (TuVECCA) program ortakları arasında yer aldığı kampanya, hayvan sahiplerini kedileri için düzenli sağlık kontrolleri planlamaya teşvik ederken koruyucu hekimlik uygulamalarının önemi konusunda farkındalık yaratmayı ve kedilere yönelik sağlık hizmetlerini iyileştirmeyi amaçlıyor.

Kampanya hakkında konuşan Royal Canin Türkiye Ülke Müdürü Aslı Çelikkol, “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya vizyonumuz kapsamında sekiz yıldır yürüttüğümüz kampanyamız ile her yıl binlerce hayvan sahibi ve kedilerinin yaşamına dokunuyoruz. Hayvan sağlığı, mutluluğu ve refahında kilit rol oynayan veteriner hekimlerimiz, hayvanlar ve sahipleri için yarattığımız değer dünyasının merkezinde bulunuyor. Bu projemizde de bilgi ve deneyimleri ile bize önemli meslek örgütleri ve dernekler eşlik ediyor. Hayvan sahiplerini bilgi ile desteklemek bizim önceliğimiz. Hayata geçirdiğimiz bu sosyal farkındalık kampanyası ile birlikte, kedilerin yavruluk döneminden itibaren düzenli veteriner kliniği ziyaretlerine başlamasını teşvik ediyoruz,” dedi.

Hastalıklarını ustalıkla gizleyebilen kediler için, sağlık kontrolleri şart!

Kedilerin düzenli sağlık kontrollerinden geçirilmemesinin ardında halk arasındaki yaygın yanlış inanışların da olduğunun altını çizen Royal Canin Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, “Kedilerin, dokuz canlı oldukları yalnızca bir efsaneden ibaret. Doğaları gereği özgür karakterli ve görece dirençli olmaları sebebiyle kedi sahipleri, kedilerinde hastalık semptomları baş gösterdiğinde ‘bunu da kendi başlarına atlatabilir’ gibi yanlış bir düşünceye kapılabiliyor. Hastalık belirtilerini ustalıkla maskeleyebilen kedilerde ilk semptomu gördüğümüzde hemen harekete geçebilmeli ve veteriner hekimler aracılığıyla teşhis ve tedavi sürecini başlatabilmeliyiz. Aksi takdirde, hastalıkları gözle görülebilir bir noktaya ulaştığında, çoğunlukla hastalıkları ilerlemiş ve hatta geri dönülemeyecek noktaya ulaşmış olabiliyor. Bu nedenle, insanlarda olduğu gibi, kedilerde de erken teşhis hayat kurtarır diyoruz,” dedi.
Kaynak:/www.oncevatan.com.tr

Bilim insanlarını şaşırtan keşif: Daha önce hiç görülmemiş, jelatinimsi bir yırtıcı hayvan türü keşfedildi

Uzak Pasifik Okyanusu’nda, daha önce hiç görülmemiş bir “jelatinimsi yırtıcı hayvan” türü keşfedildi. Bathykorus’un açıklanamayan turuncu renkli gövdesi, ortaya çıktığı esrarengiz su ortamına dair daha derin bir anlayışa ışık tutabilir.

Araştırmacılar, Pasifik Okyanusu’nun ışıktan yoksun derinliklerinde yeni keşfedilen bir “jelatinimsi yırtıcı” türünü ilk kez gözlemlediler. Artık uzmanlar, henüz tanımlanamayan bu denizanası türünün, ortaya çıktığı esrarengiz su dünyası hakkında daha fazla bilgi sunabileceğine inanıyor.

Bilim insanları jelatinimsi turuncu organizmayı, Pasifik Okyanusu’nun en bozulmamış ve henüz keşfedilmemiş ekosistemlerinden biri olan Pasifik Uzak Adalar Deniz Ulusal Anıtı’nda, 1.400 metrenin üzerinde bir derinlikte filme aldılar.

Japonya Deniz-Yer Bilimi ve Teknolojisi Ajansı araştırmacısı Dhugal Lindsay, yaptığı açıklamada “bu jelatinimsi bir yırtıcı” dedi ve devam etti: “O derinlikte büyük ve aynı zamanda jelatinimsi bir şey yiyor olmalılar.” Ancak, muhtemelen Bathykorus cinsi içinde tanımlanmamış bir tür olan bu derinlerde yaşayan gizemli canlının tam olarak neyi avladığı henüz bilinmiyor.

Bathykorus’un gözlemlendiği okyanus derinliklerine ışık ulaşmıyor. Bu yüzden, birçok deniz organizması vücutlarında ışık üreten bir kimyasal reaksiyon yoluyla biyolüminesans yaratıyor ve Bathykorus’un tükettiği herhangi bir organizmanın da muhtemelen bu tür bir ışık yaydığı düşünülüyor.

Uzmanlar, Bathykorus’un çan benzeri kısmının üzerindeki dokunaçları kullanarak, denizanası gibi diğer jelatinimsi hayvanları ve biyolüminesan avını yediğine inanıyor.

 

 

Lindsay, şeffaf kuzenlerinin aksine bu Bathykorus’un kahverengi-kırmızı renginin, biyolüminesan avından gelen ışığın midesinden dışarı sızmasını engelleyerek potansiyel yırtıcı hayvanlara karşı benzersiz bir koruma sağlayacak şekilde geliştirdiğine inanıyor.

Sadece üç dokungaca sahip olan bu trimer denizanası son derece nadir ve üç mide kesesi ile karakterize edilen bir şekilde yetişkin gibi görünüyor. Bu türün en yakın akrabası ilk ve tek kez yaklaşık on yıl önce aynı bölgede NOAA Ocean Exploration gemisi Okeanos Explorer tarafından gözlemlenmişti.

Bu Bathykorus sadece kendi yaşam öyküsünü anlatmaya başlamıyor, aynı zamanda bu eşsiz, az araştırılmış diyarda bulunan besin zincirinin şu anda bilinmeyen bir kısmını da anlatıyor. Lindsay’in söylediğine göre, kısa bir süre önceye kadar, çoğunlukla sudan oluştukları ve kendilerini yemeye çalışanları soktukları için denizanalarını hiçbir canlının yemediğine inanılıyordu. Ancak bu Bathukorus’un biyolüminesansın midelerinden geçmesini engelleyerek kendisini koruyor olması, bir şeyin onu yemeye çalıştığını öneriyor.

E/V Nautilus, Ocean Exploration Trust (OET) tarafından yönetilen bir keşif gemisi. Gemideki bilim insanları, yüksek çözünürlüklü kameralar ve LED aydınlatma ile donatılmış uzaktan kumandalı araçlar (ROV) aracılığıyla derin deniz jeolojisini ve biyolojisini keşfederek ışığın başka türlü nüfuz edemediği alanları inceliyor.

Samsun’da 300 Köpek Kayıp: Hayvan Hakları Federasyonu Araştırma İstedi

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

Hayvan Haklarını Koruma Federasyonu (Hay-Fed) Başkanı Nihal Kasa, Samsun İlkadım Belediyesi’nin cezaevi yakınına bıraktığı 300 köpeğin kayıp olduğunu belirterek, Samsun Valiliği’nden köpeklerin akıbetinin araştırılmasını istedi. Kasa, “Bu 300 köpek nerede? Öldürüldü mü, yoksa başka dağ başlarına, başka şehirleri mi atıldı, nerede” dedi.

Hay-Fed Başkanı Nihal Kasa, İlkadım Belediyesi’nin kısırlaştırma yapmadan sayıları çoğalan sokak hayvanlarını dağ başlarına attığını ileri sürdü. Yaklaşık 300 köpeğin kayıp olduğunu belirten Kasa, şunları söyledi:

“300 KÖPEĞİN AKIBETİ NEDİR?”

“Samsun İlkadım Belediyesi’nin yıllardır, kısırlaştırma yapmayıp dağ başına attığı 300 köpek, oradaki cezaevinin o köpekleri orada istememesi üzerine bir gecede yok edildi. Bu 300 köpek nerede? Öldürüldü mü, yoksa başka dağ başlarına, başka şehirlere mi atıldı, nerede? Öte yandan, kanunun ana hükmü kısırlaştırmak olmasına rağmen İlkadım Belediyesi yıllardır kısırlaştırma yapmadı. Hayvanların üreme sayıları çoğaldıkça, başka şehirlere ve dağ başlarına atarak bu hayvanların da hızla üremesinin suçlu ve sorumlusu oldu ve bugün gelinen noktada, bu 300 köpek bu atıldıkları dağ başında yok edildiler. İlkadım Belediyesi veteriner hekiminin kısırlaştırma yapmak yerine gönüllülere tek çözümün sahipsiz hayvanları öldürmek olduğunu söylediği duyumlarımız var. Dolayısıyla bugün gelinen noktada bu 300 köpeğin veteriner hekim tarafından mı öldürüldüğü, yoksa başka şehirleri mi atıldığı, nerede olduklarının tespit edilmesini talep ediyoruz. Samsun Valilik makamından her şeyden önce insani ve vicdani olarak bu 300 köpeğin akıbetinin araştırılması için, bütün bakanlık müfettişlerince inceleme ve detaylı bir soruşturma başlatılmasında ve sorumluların tespit edilerek cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

 

 

 

 

Kaynak: ANKAHABER

Kedi – Köpeğimi Neden Traş Yaptırmalıyım?

Özellikle kapalı alanlarda, yani evlerde yaşayan kedi ve köpeklerin tüyleri ile ilgili problemler hepimizin malumudur. Kimilerimiz, bu tür problemine tamir göster emiyor olsak da, can dostlarımızdan ayrılmamak için onları tıraş ettirmeye yolla başvururuz.

Kedi , Köpeğimi Neden Tıraş Yaptırmalıyım?

Kedi ve köpeklerin tıraş edilmesi anormal bir durum elbette değildir. Tıraş edilmeye uygun ırkları, belli periyotlar da tüylerin kısaltılması doğru yöntemler kullanılması kaydıyla herhangi bir sorun teşkil etmeyecektir.

Ancak bilinçsiz tıraş, dostlarımızın sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceği gibi, kimilerimizin onların böyle daha rahat edeceğini düşünmeleri de doğru değildir.

Profesyonel pet kuaförleri, bilimsel veriler ışığında doğru zamanda ve doğru miktarda tıraş yaparak, dostlarımızın sağlık ve konforunu temin edebilir. Sizde kedi veya köpeğinizi tıraş ettirmeyi düşünüyorsanız, öncelikle bir uzmana başvurmanızda fayda vardır. Şimdi kısaca kedi ve köpek tıraşı ile ilgili ana başlıklara değinelim.

Tıraş Gereklimi?

Kedi ve köpekler, diğer hayvanlar gibi doğal ortamında elbette tıraş gibi bir müdahaleye ihtiyaç duymazlar. Normal koşullarda bu canlılar, duaların gerektirdiği şekilde belli periyotlarda mevcut tüylerini döker ve yenilenen kürk yapısıyla, sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürebilir. Ancak bu doğal koşullarda mümkün olan bir süreçtir.

Tıpkı sokak köpeklerinin tırnak kesimi gibi bir ihtiyacı olmamasına karşın, evde yaşayan köpeklerin düzenli olarak tırnağının kesilmesi gerektiği gibi; evde yaşayan köpeklerin tüy bakımının yapılması da esasen bir zorunluluktur. Zira ev ortamında köpekler tüylerinin dökülebilecek fiziksel şartlara tam anlamıyla sahip değildir.

Bu noktada tüy yenilenmesi için bazı müdahaleler yapılması gerekebilir. Tabii bu belli Irklar için mümkün olmayan bir müdahaledir. Örneğin tüylü ırklar olan; Collie ve Poddle gibi köpeklerin tüyleri tıraş edilebileceği gibi, Beagle, Jack Russel ve Doberman gibi kısa tüylü veya Alman Çobanı ve Pomeranian gibi çift katmanlı tüy yapısına sahip köpeklerin tıraş edilmesi doğru değildir. Öte yandan kedilerin tıraşı noktasında çok daha hassas süreçler söz konuşuruz.

Kedilerin tıraş edilmesi özel bir uygulamadır ve canlının dış etkenlere karşı yegane savunması olan tüylerinin sağlığını etkilemeyecek biçimde kesilmesi gerekir. Kediler için elbette ırk ayrımı söz konusu olabilirken, her şeye rağmen tıraş noktasında uzmanım kontrolü gerekli olacaktır.

Yaz mevsiminde tıraş Kedi ve köpekleri rahat ettirir mi?

Doğadaki tüm canlılar, hava koşullarına ve iklime ayak uydurabilmek için belli savunma mekanizmaları ile yaratılmıştır. Köpekler, her ne kadar belli coğrafyalar için özel Kürklere sahip olsa da, dünyanın herhangi bir yerinde mevcuttur yapılarıyla, belli iklim koşullarına kadar hayatta kalabilirler. Yani, havalar ısındığında bir köpeğin tüylerini tıraş edilmesi onu mutlak şekilde rahat ettirmeyebilir.

Aynı durum kediler için de söz konusudur. Hayvanların kürkleri, insanların kıyafetleri ile aynı etkiyi ortaya koymaz. Dola yısıyla, kedi ve köpeklerin tıraş edildiklerinde sıcak havalarda daha rahat edeceklerini düşünmek tam olarak doğru yaklaşım değildir.

Hatta bazı ırkların Kürkleri yaz aylarında daha rahat etmeleri için faydalı dahi olabilir. Zira hayvanların kürkleri; izolasyon malzemesi niteliğindedir ve hem yüksek ısıları hem düşük bazıları absorbe ederek hayvanın vücut ısısının korunmasına yardımcı olur. Fakat her şeye rağmen yukarıda da belirttiğimiz gibi; profesyonel eller tarafından gerçekleştirilecek tüy bakımı, ciddi anlamda fayda sağlayabilecektir.

Kedi veya köpeğimi kendim tıraş edebilir miyim?

Fiziksel olarak doğru aracı kullanmanız halinde, kedi veya köpeğinizi tıraş edebilmeniz teorik olarak elbette mümkündür. Ancak bu oldukça tehlikeli bir yaklaşım olabilir.

Öncelikle kedi veya köpeklerin tıraşı, özenle yapılması gereken bir işlemdir ve dostlarımızın her tarafında eşit bir kesim veya tüm tüylerinin kesilmesi gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.

Ayrıca, amatör tıraş araçları çoğu zaman beklediğiniz sonuca ulaşmanızı sağlamaz ve ortaya oldukça olumsuz bir netice çıkabilir.

Tüm bunlarla birlikte kedi veya köpeğinizin tıraş esnasında canlı yapabilmeniz de mümkündür. Bu sebeple tıraş uygulamasını kendiniz yapmak yerine bir uzman tarafından yapılmasını sağlamanız daha doğrudur.

Tıraş, kedi veya köpeğime zarar verir mi?

Bazı ırkların tıraş edilmesi, yukarıda da bahsettiğimiz gibi oldukça yanlış bir yaklaşımdır. Bununla birlikte tüy yapısı tıraş edilmeye uygun olmasına rağmen, pek çok kedi ve köpek tıraş edildiklerinde mutsuz olurlar. Bu nedenle, tıraş uygulamalarının uzmanlar tarafından yapılması oldukça önemlidir.

Bir önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi; kedi veya köpeklerin bütün tüylerinin tıraş edilmesi söz konusu değildir. Bu evinizde tüy dökülme problemini, belli bir süre ortadan kaldıracak olsa da, kedi veya köpeğinizin mutsuz olması sonucunu ortaya çıkarabilecektir. Bunun önüne geçmek için, uzmanlar tarafından gerçekleştirilecek tüy bakımı uygulamaları tercih edilebilir.

Köpek ve kedi kuaförleri, hangi ırkın ne kadar ve nasıl tıraş edilmesi gerektiğini tespit edebilir ve tıraşın uygun olup olmadığına karar verebilir. Ayrıca kedi ve köpeklerdeki tıraşın yalnızca mental etkileri söz konusu değildir. Uygun olmayan durumlarda tıraş yapılması köpeğin veya kedinin cildinde ciddi problemlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Dostlarınıza İyi Bakın

Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan kedi ve köpeklerimiz; evde sürdürdükleri yaşam boyunca bizlerin yardımına ihtiyaç duyar. Rutin veteri ner kontrolleri ve aşılamaların yanısıra, onların konforunu sağlamak için, tüy bakımının yapılması ve gerekiyorsa tıraş gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Bu sayede, hem dostlarınız rahat edecek hem de tüyleri daha sağlıklı olacağından daha az dökülecektir. Sonuç olarak hem dostlarınız, hem de siz mutlu olabileceksiniz.

Kaynak:petzzkuafor.com

Sıcaklıklar artıyor! Dikkat hasta edebilir

Haziran ayına girilmesi ile birlikte, hava sıcaklıkları her geçen gün artıyor. Bu hava sıcaklıklarının artması ile birlikte ise sıcak havalardan etkilenen birçok insan belli başlı hastalıklara kapılabiliyor.

Yaz ayları ile birlikte, sıcaklıkların etkisiyle birçok insan sıcakların getirdiği hastalıkları yaşayabiliyor. Burada en temel korunma yöntemi kirli ortamlardan uzak durmak. Özellikle çöplerin konteynerlara değil, sışına atıldığı yerlerden uzak durulması son derece önemli. Bunun yanı sıra evcil hayvanlarda da sıcak havalarla birlikte bazı parazitler ortaya çıkabiliyor. Hem temiz bir ortamda bulunmak hem de evcil hayvanların sağlık durumlarının düzenli bir şekilde takip edilerek tedavilerinin yapılması hem insanlar hem de evcil hayvanlar için son derece önemli.

Bunun yan sıra güneşli ve sıcak havalarda dışarıda vakit geçirmenin de bazı hastalıkları tetiklediği biliniyor. Özellikle halk arasında güneş geçmesi adı verilen rahatsızlık isnanları sond erece olumsuz etkilerken, bu hastalığın da tetiklediği birçok rahatsızlık var.

İşte yaz ayları ile birlikte gelen hastalıklar:

1. ISI BİTKİNLİĞİ

Yüksek ısının yol açtığı hafif derecede rahatsızlık halidir. Terleme ile fazla miktarda su, tuz kaybına bağlıdır. Yaşlı insanlarda ve yüksek tansiyonlu hastalarda daha önem kazanır.

Şikayetler ve Bulgular:

Aşırı terleme

Kas krampları

Baş ağrısı

İleri halsizlik

Baş dönmesi

Tedavi:

Hasta, güneşten uzaklaştırılmalı, klimalı veya serin ortama götürülmeli

Soğuk suyla duş,

İstirahat (şikayetler kayboluncaya kadar istirahat edilmeli; hareket şikayetleri artırır, durumu ağırlaştırır.)

Bol sıvı, en iyisi soğuk ama çok soğuk olmayan su, yudum yudum (mide krampını engellemek için) fakat yeterli miktarda içilmeli. Sıvı kaybına neden olabilecekleri için alkol, kafein ve şekerli  içeceklerden kaçınılmalı.

Şikayet ve bulgular 1 saatten fazla devam eder veya artarsa tıbbi yardım istenilmeli.

2. SICAK KRAMPLARI

Kas krampları aşırı sıcağa maruz kalanlarda ileri derecede tuz kaybına bağlı olarak gelişir. Özellikle kollar, bacaklar ve karında görülür. Daha çok yüksek sıcaklıklarda ağır iş veya egzersiz yapanlarda görülür. Beraberinde bitkinlik, aşırı terlemede bulunur.

Tedavi yukarıdaki gibidir.

3. SICAK ÇARPMASI

Ciddi bir durumdur. Vücudun sıcaklığını sabit tutma yeteneği kaybolmuştur. Vücut ısısı 41 oC veya daha fazladır. Acil tedavi uygulanmazsa ölüm veya kalıcı hasar oluşur.

Şikayetler ve Bulgular:

39 oC üstünde ateş

Kırmızı, sıcak ve kuru cilt

Zonklayıcı baş ağrısı

Hızlı nabız

Bulantı

Baş dönmesi

Şuur bozukluğu

Tedavi:

Sıcak çarpması potansiyel olarak ölümcüldür. Böyle durumda olan bir hastayı süratle güneş veya ısı kaynağından uzaklaştırırken bir taraftan da tıbbi yardım çağrılmalıdır. Mümkün olan en kısa sürede, vücut soğutma teknikleri ile hastanın vücut ısısı düşürülmelidir:

Sıcak çarpması ciddi bir durumdur. Vücudun sıcaklığını sabit tutma yeteneği kaybolmuştur. Vücut ısısı 41 oC veya daha fazladır. Acil tedavi uygulanmazsa ölüm veya kalıcı hasar oluşur.

Hasta soğuk ortama alınmalı ve soğutulmalıdır. Klimalı ortam yoksa gölge yere alınmalı, soğuk suyla duş yaptırılmalı (bilinç bulanık olabileceği için asla tek başına bırakılmamalı), duş olanağı yoksa elbiseleri çıkarılmalı vücuduna soğuk su veya buz konmalı veya bahçe hortumuyla soğuk su ile yıkanmalı. (Bulunulan ortamda nem düşük ise hastaya ıslak ince bir örtü örtülüp vantilatör ile de soğutulabilir ama bu yöntem yüksek nemli ortamlarda işe yapamaz aksine zararlı bile olabilir)

Sıcaktan etkilenme riskini artıran faktörler:

Havanın her zaman sıcak olmadığı yerlerde yaşayanlar (bu insanlar sıcak havaya daha tahammülsüzdür),

Yaş (yaşlılar ve 4 yaşa kadar çocuklar daha duyarlı),

Kalp yetmezliği,

Şişmanlar (obezler),

Akıl sağlığı bozuk olanlar,

Güneşe veya sıcaklığa duyarlığı artıran ilaç alanlar,

Hipertansiyonda kullanılan ilaçlar

Ateşi olanlar, güneş yanığı olanlar, sıvı kaybı olanlar, alkol almış olanlar.

Kaynak: www.referansgazetesi.com.tr

Evcil hayvanlarda iç ve dış parazit ilaçlamasının önemi

Kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanlar gibi maddi kazanç sağlamak için beslenen sığır, koyun ve keçi gibi hayvanlardaki iç ve dış parazitler insanlara geçer mi? Evcil hayvanlardan ayrılmadan, tedbir olarak parazitlerden korunmak için neler yapabiliriz? Cevapları haberimizde…

Hayvanları hayatımızdan çıkarmadan, onlarla birlikte yaşamak için alınması gereken başlıca önlemlerden biri de parazitlerden korunmak için ilaçlama yapılması olduğunu belirten Veteriner Hekim Mustafa Yıldız, “Genelde aynı yaşam alanlarını paylaştığımız bu can dostlarından bize bit, pire, kene , uyuz vb. dış parazitler bunlar ve bunların taşıdığı enfeksiyon hastalıklar son derece gerek can dostlarımız için gerekse biz sahipleri için çok tehlikeli ve sağlık için son derece tehlikelidirler . Ekto parazitler çevreye olan yayılma şekline örnek bir adet pire ya da bit yaşam boyunca yüz adet yumurta yapabiliyor. Gerisini siz düşünün.” diyerek insan sağlığını da tehdit eden parazitlere dikkat çekti.

Kenelerden de insanlara çeşitli hastalıklar bulaşabileceğini söyleyen Veteriner Hekim Mustafa Yıldız, “Kenelerin farklı türleri insanlarda hastalık oluşturabilen bazı patojenleri bulaştırabilmektedir. Kenelerden insanlara bulaşan başlıca hastalıklar Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme hastalığı, Q ateşi, Kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, Monositik erlihyoz, Granülositik erlihyoz, Babezyoz olarak sıralanabilir.  Çok şükür elimizde parazitleri yok etmek için elimizde çok etkili ilaçlar mevcut çok rahatlıkla bu parazitleri yok edebiliyoruz. Yalnızca periyodik olarak aylık can dostlarına dış paraziter ilaçlama yapmak şart.” ifadelerini kullandı.

Periyodik ilaçlamanın önemini vurgulayan Veteriner Hekim Mustafa Yıldız, “İç parazitlerden özellikle ekinekok kistleri hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı için çok önemlidir . Parazitlerden insanlara bulaşma , genelde ayaktan, ağızdan, gözden üç yolla bulaşır eğer can dostlarımıza periyodik ilaçlama yaparsak bu konuda da çok şanslıyız. Elimizde çok etkili ilaçlar mevcut . Can dostlarımıza iç parazitler için tek uygulama yeterli değil iki ayda bir düzenli ilaçlama yapmak lazım ilk ilaçlama 3-4 haftalıkla başlanabilir. Köpeklerde ilk tekrarı 20 gün sonra ve devamı her iki ayda bir düzenli yapılmalıdır.” sözlerini kullanarak tüm hayvanseverleri uyardı.

Kaynak: medyabar.com

KÖPEKLERDE ‘’ XYLİTOL ‘’ ZEHİRLENMESİ

KÖPEKLERDE ‘’ XYLİTOL ‘’ ZEHİRLENMESİ

Köpeklerde ‘’Xylitol‘’ Zehirlenmesi: Çikolatadan daha ölümcüldür.

Xylitol, birçok üründe şeker yerine tatlandırıcı olarak kullanılan beyaz, kristal şeker alkoldür. Xylitol: huş ağacı, ahududu, erik ve mısırdan elde edilen yapay bir tatlandırıcıdır. Bu tatlandırıcı birçok şekersiz ‘’sugar free‘’ üründe kullanılmaktadır. Örneğin; sakız, şekerler ve diğer şekerlemelerde tatlandırıcı olarak ‘’Xylitol’’ maddesi kullanılmaktadır.

İnsanlarda yüksek dozlarda alınması sonucu orta dereceli bir laksatif ( ishal yapıcı ) etki göstermesine rağmen, köpeklerde az miktarda alımı bile ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir…

‘’ Yaklaşık 10 kilo gram ağırlığındaki bir köpek için bir ya da iki adet Xylitol ile tatlandırılmış sakız toksik olabilmektedir.’’

Xylitol alımı ve köpeklerde hipoglisemi ( kan şekeri düşüklüğü ) arasında bir bağ olduğunu uzun süredir bilmektedir.

Son yıllarda, insan gıdalarında bu maddenin kullanımının yaygınlığı sebebiyle ASPCA Animal Poison Control Center köpeklerde xylitol tüketimi ve akut toksisite arasında bir bağlantı olduğunu açıkladı. ( Xylitol Consumption and acute toxicity in dogs. )
Köpeklerde zehirlenme belirtileri xylitol alımını takiben yaklaşık 30 dakika içinde çok hızlı bir şekilde görülür. Xylitol, vücutta insülin adlı hormanun hızlı salınımına neden olur, bu da ani kan glukoz seviyesinde düşmeye neden olur. Laksatif atkisi tıpkı insanlarda olduğu gibi köpeklerde de görülür. Xylitol köpeklerde sadece ishale sebep olmakla kalmaz ayrıca aşağıdaki semptomlara neden olur.

-Kusma
-Halsizlik ve uyuşukluk
-Ataxia, koordinasyon bozukluğu ( Hareketlerde Düzensizlik )
-Mukozalarda solukluk ( Şoktaki köpekte mukozalar beyazlar )
-Vücutta titremeler ( Tremor )
-Depresyon
-Hypokalemia ( kanda potasyum düşüklüğü )

Bilinç kaybı
Epileps-sara
Düzensiz kalp atışı ( Aritmi )
Koma
Karaciğer fonksiyon bozukluğu ve/veya karaciğer yetmezliği
Ölüm

Xylitol’un köpeklerdeki etkisi insanlardaki etkisinden neden farklıdır?
İnsanlarda, xylitol oldukça yavaş emilir ve kan şekeri ile insülin üzerinde minimal etkiye sahiptir. Buna rağmen, köpeklerde xylitol hızla emilerek kana karışır. O zaman, insülin salınımının güçlü düzenleyicisi olarak görev yapar ve insülin salınımını uyarır, böylece şiddetli hypoglisemi gelişir. Kan şekeri düzeyi hızla düşer. Köpeklerde, xylitol karaciğer yetmezliğine, kanamaya ve ölüme neden olabilir.

Kedilerde Xylitol’ün insülin ve kan şekeri üzerine etkisi henüz belli değildir.

Xylitol birçok üründe bulunur.
Xylitol şekersiz sakızlarda ( sugar-free gum ) bulunur. Sakızlar her yerde bulunabilir ve çoğu zaman tadıyla ve kokusuyla köpekleri baştan çıkarabilirler. Köpeğinize Xylitol içeren herhangi bir yiyeceği ya da sakızı vermek şöyle dursun etrafta bu ürünleri bırakmamaya çok dikkat etmelisiniz.

Dikkat; açık kalan cepler, cüzdanlar, tezgahlar, çekmeceler ve tezgah üzerinde unutulan her ürün köpeğinizin ölümüne sebep olabilir unutmayınız…

Xylitol, ayrıca düşük karbonhidratlı ve diyabetik ürünlerde de bulunur. Etiketinde, şekersiz ( sugar-free), düşük karbonhidratlı (low carb) ve diyabetik (diabetic) yazan birçok ürün xylitol ile tatlandırılmıştır. Şekerle, gargaralar, ağız temizleme solüsyonları, nane şekerleri ve diş macunları da dahil olmak üzere, fırın ve pastane ürünlerinin bir çoğu, bazı ilaçlar ve birçok diş ürününde tatlandırıcı olarak xylitol kullanılmaktadır.
Köpeğiniz ve kediniz için asla insanlara özel diş macunlarını kullanmayınız, sadece onlar için özel diş macunlarını tercih ediniz.

 

Köpeğim Xylitol içeren bir ürünü yemiş olabilir, ne yapabilirim?

Eğer köpeğinizin Xylitol içeren herhangi bir ürünü yediğinden şüpheleniyorsanız, en kısa zamanda veteriner hekiminiz ile iletişime geçiniz. Yurt dışında yaşıyorsanız derhal veteriner hekiminiz ile ya da ASPCA Animal Poison Control Center ile iletişime geçerek gerekli yönlendirmeyi harfiyen uymalısınız.

ASPCA Animal Control Center’ın veteriner hekimi ve toksikolojisti  ( zehir bilim uzmanı ) olan DR. Eric Dunayer’ın 2006 da yayınladığı bir basın açıklamasına göre: ‘’ Bu belirtiler ürün alımından 30 dakikadan az zaman sonra, oldukça hızlı gelişebilir. Bu nedenle, evcil hayvan sahiplerinin hemen veteriner hekimlerinin aramaları tedavi için son derece önemlidir’’…

Xylitol içeren ürünün ağızdan alımını takiben kısa bir süre geçmiş ise ( klinik bulgular gelişmeden önce ), veteriner hekim xylitol içeren ürünün atılımı için köpeğinizi kusturabilir ya da mideden emilimini azaltacak ya da engelleyecek tıbbi kömür uygulaması yapabilir. İntravenöz dextroz uygulaması ile köpeğinizin hipıglisemik şaka girmesini engelleyebilir. Veteriner hekim tedavisi, hastayı yakın takibe alma, destekleyici bakım ve tedavi içerir. Tedavinin amacı: düşük kan şekeri ve olası düşük potasyum düzeylerine yönelik düzenlemedir.

Xylitol zehirlenmesi kediler ve diğer türler için şu anda henğz belirlenmemiştir. Ferretlerde köpeklere benzer zehirlenme belirtilerinin görüldüğü konusunda da bilgiler mevcuttur.

Xylitol zehirlenmesi tedavi edilebilir mi?
-Xylitol’le maruz kalınan her durumda veteriner hekim derhal hastayı kontrol etmelidir. Çünkü xylitol çok çabuk emilir ve kana karışır. Çok ciddi hypoglisemi nedenidir. Hypoglisemik şoka neden olabilir, karaciğer yetmezliği ve ölüm oldukça hızlıdır.
-Xylitol zehirlenmesinin özel bir antidotu yoktur.
-Unutmayın çok çok küçük bir doz olarak alınan xylitol -1 veya 2 parça xylitol içeren sakız – bir köpek için oldukça zehirlidir.
-Veteriner hekiminizin uygulaması dışında herhangi bir müdahalede bulunmayın, herhangi bir şey vermeyin ve kusturmaya çalışmayın.

Hastalığın Prognozu nedir?
Komplike olmayan hypogilsemi tedavi edildiğinde prognoz iyidir. Karaciğer yetmezliği ve kanama bozukluklarının varlığında prognoz şüphelidir. Sersemlik, bayılma ve koma geçiren köpeklerde ise prognoz kötüdür.

Kaynak: www.tavsiyeediyorum.com
Yazar: Vet.Hek.Işıl KARATAN

“KEDİ ALERJİLERİ TARİH OLACAK”

Kedilerde bulunan ve insanlarda alerjik reaksiyona yol açabilen “Feld1” alerjenini azaltmaya yönelik geliştirilen akıllı kedi maması, 12 hafta boyunca kediler üzerinde denendi. 12 hafta sonunda kedilerin tüylerinde alerjen miktarının azaldığı görüldü. Hatta ön çalışmada, bu özel mama ile beslenen kedilerin alerjik sahiplerinde daha önce var olan alerjik nezlenin de belirgin şekilde azaldığı rapor edildi. Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özge Soyer, “Kedilerdeki alerjen miktarını akıllı mamalar ile azaltma üzerine yapılan ilk çalışmalar oldukça umut verici. Bu çalışmalar henüz nihai sonuçlara ulaşmamış olsa da alerjisi olan kedi sahipleri için umut olacak nitelikte” dedi.

Evcil hayvanlara karşı olan alerjiler arasında en sık kedi alerjisi görülüyor. Kedi alerjisi olan bireylerde kediye temas söz konusu olduğunda tıpkı alerjik nezle (rinit) gibi burunda kaşıntı, akıntı ve tıkanıklık, hapşırma, gözlerde kaşıntı ve şişme; bazen de nefes darlığı, göğüste sıkışma, astım nöbetine varan şikayetler gelişebilir. Bu şikayetleri engellemek için kediyi yatak odasından uzak tutmak, halıları kaldırmak, süpürge yaparken maske kullanmak ve kediyle uzun süreli temas sonrası giysileri değiştirmek gibi ilk basamak önlemler almak uzmanların en sık tavsiye ettiği öneriler arasında yer alıyor. Kediyi yıkamanın alerjen miktarını bir miktar azaltabileceğine de vurgu yapan AİD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özge Soyer, bu önlemleri almamıza rağmen şikayetlerin devam edebildiğini, alerjik şikayetleri kontrol altına almak için ya uzun süreli ilaç kullanmak ya da sevimli dostları istemesek de hayatımızdan uzaklaştırmak zorunda kalabileceğimizi söylüyor. Fakat yapılan araştırmalar sonucunda akıllı mamaların bu sorunları çözebileceği ve evcil hayvan sahiplerine umut olabileceği ortaya konuluyor.

FELD1 ALERJENİNİ AZALTAN KEDİ MAMASI UMUT OLACAK

‘Feld1’in kedilerde bulunan başlıca alerjen olduğunu ve kedi alerjisinde şikayetlerin çoğundan sorumlu olduğunu ifade eden Soyer, “Feld1 öncelikle tükürük ve yağ bezlerinde üretilir, kedinin kendini yalaması ile tüylerine bulaşır ve sonra çevreye yayılır. Cinsi, yaşı, tüy uzunluğu, vücut ağırlığı ne olursa olsun tüm kediler “Feld1” üretir. Gerçek anlamda alerjen içermeyen veya hipoalerjenik kedi yoktur. “Feld1” üretimi, kediler arasında farklılıklar gösterir ve aynı kedide yıl boyunca değişiklik gösterir. “Feld1” her yerde bulunur; kolayca havada asılı kalır, toz parçacıklarına ve pasif olarak giysilere de bulaşır” diyor. 2019 yılında yayınlanan bir çalışmaya değinen Soyer şunları söyledi: “Bu çalışmada “Feld1”i azaltmaya yönelik özel bir kedi mamasını 12 hafta süresince tüketen kedilerin tüylerinde alerjen miktarının azaldığı gösterildi. Son olarak, bir ön çalışmada da bu özel mama ile beslenen kedilerin alerjik sahiplerinde daha önce var olan alerjik nezlenin belirgin azaldığı rapor edildi.” Kedilerdeki alerjen miktarını akıllı mamalar ile azaltmaya dair yapılan klinik araştırmaların sonuçlarının oldukça umut verici olduğunu belirten Soyer, bu çalışmaların henüz nihai sonuçlarına ulaşılmamış olsa bile alerjisi olan kedi sahipleri için umut olacak nitelikte olduğunun da müjdesini verdi.

Kaynak: www.yeniadana.net

DOĞAL AFETLERE KARŞI EVCIL HAYVANIMIZLA HAZIR OLMA İPUÇLARI

Doğal afetlerde kendi acil durum planımız ve hazırlığımız içerisine beslediğimiz hayvanlarımızı da dâhil etmek bizim sorumluluğumuz olmalıdır. Ülkemiz bir deprem kuşağında yer alıyor ve maalesef hepimiz için risk teşkil ediyor. Bu yazımızda sizlere acil afet durumlarına hazırlık ve sonrası için neler yapabileceğimizden bahsedeceğim.

Öncelikle bilmeliyiz ki hayvanlar korktuklarında kaçmaya, tırmalamaya ve ısırmaya meyillidirler. Aslında çoğu zaman güvenli bölgeleri kendi içgüdüleri ile bizden daha iyi bulabilirler. Bu nedenle bir doğal afet anında onu hemen yakalayıp, dışarı çıkamıyorsanız kovalamayın, peşinde koşturmayın ve kendiniz dışarı çıkın. Bu onları terk etmek olarak algılanmamalı, aksine siz sağlıklı olduğunuzda ona yardım etme imkânınız daha fazla olacaktır. Bir deprem söz konusu ve dışarı çıkma imkânınız yoksa sarsıntı geçinceye kadar yaşam üçgeni oluşturacak bir alanda, bir havlu ya da tasması ile tuttuğumuz sevimli dostumuzu kucaklayıp, cenin pozisyonunda yatmaya çalışın.

Deprem ya da herhangi bir doğal afete önceden hazırlık yapmak çok önemlidir. Evimizde güvenli alanlara ve hatta mümkünse kapıya yakın yerlere, bir taşıma çantası yerleştirmek, içerisine oyuncaklarından koymak orayı benimsemesini ve korku anında kaçacağı ilk yer olmasını sağlayacaktır. Köpeklerimiz için kapıya yakın, güvenli bir alana bir yatak yerleştirmek, uzatma tasmasını hazırda bekletmek faydalı olabilir. Evde bir kafes ya da akvaryum hayvanı besliyorsak onları mutlaka yaşam üçgeni oluşturabilecek alanlara yerleştirmeliyiz. Kedi ve köpeğimizin mikroçipli olması, aşılarının eksiksiz
olması ve acil durum çantası da öncesinde yapabileceğimiz hazırlıklar arasındadır. Mikroçip kayıtlarından bulunmaları ya
da bize ait olduğunu ispatlayabilmemiz mümkün olacaktır. Aşılar ise afet sonrası yaşanabilecek hijyen sorunlarında sevimli dostumuzun tehlikeli hastalıklarına karşı savunma sistemini güçlendirecektir.

Acil durum çantasında; dostumuzun bilgileri (karnesinin fotokopisi, aşı durumu, kronik hastalıkları vb), ilk yardım çantası (daimi kullandığı ilaçlarını unutmayalım), mama ve su kapları, bir hafta kadar idare edeceği şekilde maması, suyu, stresini azaltması için ödül ya da sevdiği bir oyuncağı, ekstra tasma, ağızlık, mümkünse bir battaniye, seyahat kum kabı, bizim kokumuzu alabileceği bir tişörtümüz, çöp poşeti, kağıt havlu yer almalıdır. Ayrıca veteriner hekiminin bilgileri, acil durumlarda iletişime geçilecek birkaç kişinin adı ve telefonu ve birlikte bir resminizin çantada olması da önemlidir. Gıdaların bozulmaması için ara ara çanta içeriğinin güncellenmesi unutulmamalıdır. Bir doğal afet anında sevimli dostumuzla dışarıda  sek tasma kontrolünü bırakmadan ya da taşıma kabından çıkarmadan, binalardan ve elektrik direklerinden uzak bir alana gitmemiz sağlıklı olacaktır.

Doğal afetler sonrası güvenli bir alana geçmeden sevimli dostumuzu mümkün oldukça taşıma kabından çıkarmamalıyız. Güvenli alanlarda tasma ile kontrol altında tutmaya çalışmalıyız. Onların da stresli ve korkmuş olduğunu unutmamalıyız. İzin verdiği ölçüde temas etmemiz, sevdiği oyuncağı ya da bir ödülü ona vermemiz, eşyalarına daha önceden acil durum çantasına yerleştireceğimiz bir stres giderici ürün uygulamamız onların rahatlamasını sağlayacaktır.

Yaralı ya da sahipsiz bir hayvan bulduğumuzda, ona sakince yaklaşmalı, yumuşak bir ses tonu ile iletişim kurmaya çalışmalıyız. Bir havlu ya da battaniye yardımı ile onu yakalayıp sabitledikten sonra zaman kaybetmeden hayvanlarla ilgili birimlerle iletişime geçmek, bir veteriner kliniğine ulaşmak en iyi yardım olacaktır. Bu süreçte bilinci yerinde ise ona su ikram
edebilirsiniz. Asla zorla içirmeye çalışmamalısınız.

Deprem gibi doğal afetler aniden gerçekleşen, oldukça korkutucu durumlardır. Önceden acil durum planları yapmak,
bunu tasarlamak, aile bireyleri ve sevimli dostumuzu tanıyan kişilerle paylaşmak, hem bizlerin hem de evcil hayvanımızın
bu süreci daha güvenli atlatması açısından önemlidir.

Kedi Hastalıkları

Bir kedi sahibi olarak evcil hayvanınızın sağlığına özen göstermek önemlidir. Kedi hastalıkları hakkında farkındalık kazanın, belirtileri öğrenin ve sağlıklı bir kedi için neler yapabileceğinizi keşfedin.

Kedi Hastalıkları Belirtileri

Kediniz normalden daha az enerjili mi? Herhangi bir hastalık belirtisi gösteriyor musunuz? Bu bölümde, en yaygın kedi hastalıklarının belirtilerini öğrenin ve kedinizin sağlığına daha dikkatli bakın.

Tükürük fazlalığı

Kediniz salyalarını artırıyorsa, tükürük fazlalığı olabilir. Bu genellikle diş eti hastalığı veya ağız enfeksiyonundan kaynaklanır.

Düşük enerji düzeyleri

Kediniz normalden daha az enerjikse veya uyuşuksa, bu hayvanınızın bir hastalığının veya yorgun olduğunun bir işaretidir.

İştah kaybı

Kediniz yemek yemekten kaçınıyorsa, bir sorun var olabilir, bu belki de bir enfeksiyonun belirtisidir veya farklı bir hastalıkla ilgili olabilir.

En Yaygın 10 Kedi Hastalığı

Bu bölümde, kedilerin en sık karşılaştığı hastalıkların belirtilerini veprevansiyon yöntemlerini öğrenin.

Enfeksiyonel Peritonit

Kedinin göğüs veya karın bölgesinde şişlik veya nedeni belirsiz ateş olabilir.

Felv (Felina Lenfoma Virüsü)

Sinirlilik, iştah kaybı, kilo kaybı, vücut sıcaklığında artış , lenfoma (kanser).

Hiper Tiroitizm

Bulantı, kusma, iştahsızlık, kansızlık, zayıflık, fazla idrar yapma, terleme, huzursuzluk, titreme, iskelet kaslarında ağrı.

İç ve Dış Parazitler

Kedinizin iç ve dış parazitleri, onların sağlıklı kalmasına yardımcı olmak için doğru tedavi ve önleme yöntemlerini kullanın.

En yaygın dış parazitler

  • Pireler
  • Kene
  • Böcekler

En yaygın iç parazitler

  • Kalp kurdu
  • Şerit

Nasıl Önlenir?

  • Düzenli veteriner kontrolü
  • Parazit ilaçları
  • Kumsal/çevresinin temizliği

Kedi Aşıları

Kediniz için uygun aşı planı oluşturun ve sağlıklı kalmasını sağlayın. Kediler için gerekli aşılar hakkında bilgi edinin.

Kuduz

Kediniz güvenli bir şekilde dışarı çıkıyorsa, kuduz aşısı en önemli aşıdır. Kuduz tüm memelilerde ölümcül olabilen bir hastalıktır.

Feline viral rhinotracheitis (FVR)

FVR, burun ve boğazda enfeksiyonlara neden olan bir virüstür. Kedi zaten bu virüse sahip olduysa, her yıl yeniden aşılanması gerekmez.

Feline Panleukopenia (FP)

FP, ciddi bir viral enfeksiyondur ve tüm kedilerin aşılanması gereken bir hastalıktır.

Beslenme ve Obezite

Beslenme, kedinizin sağlığı için çok önemlidir. Kedinizin ideal kilosunu korumasına yardımcı olmak için nasıl beslemesi gerektiği konusunda bilgi edinin.

Kedi mama önerileri:

  • %30 protein
  • %18 yağ
  • Tavuk, balık, hindi eti, sığır eti

Kedilerin her gün birçok kez beslenmeleri doğru değildir, en fazla iki öğün verebilirsiniz.

Obur kedinizin yeni bir diyet programına başlamak için, veterinerinizle iletişime geçin.

Bizim beslenme önerilerimize uyarak, kedinizin sağlıklı bir şekilde kilo verebilmesi için diyetine uygun formüle edebilirsiniz.

Bulaşıcı Hastalıklar

Bulaşıcı hastalıklara karşı tedbirlerinizi alın. Kedinizin sağlıklı kalması için enfeksiyonları öğrenin ve koruyucu önlemler hakkında bilgi edinin.

Bulunan Hastalıklar

Nedenleri

Belirtileri

Feline Leukemia Virüsü (FeLV)

Kedinizin kanını veya tükürüğünü paylaşmasıyla yayılır.

Ateş, Zayıflama, Yorgunluk, Kusma, İştah kaybı

Calicivirus

Virüs

Ateş, burun akıntısı, nefes alma zorluğu, yutma zorluğu, ağrılı ciddi bir enfeksiyon

Feline Panleukopenia (FP)

Virüs

Solunum Yolu, Ateş, Kusma

Sağlıklı Bir Kedi İçin Evde Yapabileceklerimiz

Kedinizin sağlığı için evinizde uygulayabileceğiniz birçok yöntem vardır. Bu bölümde evde yapabileceğiniz küçük değişikliklerle kedinizin sağlığını iyileştirin.

Kaynak: https://petgazete.com/
Düzenleyen: Büşra BESLİ