Ana Sayfa Blog Sayfa 54

Veteriner Fakültesi Çiftliği’nin altyapısı modernleştirilecek

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Veteriner Fakültesi’ndeki Eğitim Araştırma ve Uygulama Çiftliği altyapısını güçlendirmek ve kullanılan ekipmanların modernize edilmesini sağlamak amacıyla özel bir protokole imza attı.

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Veteriner Fakültesi’ndeki Eğitim Araştırma ve Uygulama Çiftliği altyapısını güçlendirmek ve kullanılan ekipmanların modernize edilmesini sağlamak amacıyla özel bir protokole imza attı.

Üniversite Yönetimi, Üniversite-Sanayi işbirliği çerçevesinde yeni projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Tavukçuluk sektörünün öncü firmalarından Genç Gözde Tarım Makinaları San. Tic. Ltd. Şti. ile yapılan protokol sayesinde BUÜ Veteriner Fakültesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Çiftliği’ne Avrupa standartlarında bir tesis kurulacak.

Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, göreve geldikten sonra öğrenci dostu ve toplumla iç içe geçmiş bir üniversite oluşturmak amacıyla projeler üretmeye başladıklarını vurguladı. Üniversitelerin toplumla kopuk olmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz; “Bilim yuvaları, hayattan ve insandan uzak olamaz. Sağlıktan, eğitime, sosyal bilimlerden teknolojiye kadar her alanda işbirliği yapmalı. Biz bu konuya hassasiyetle yaklaştık. Yönetimimiz içerisinde 324 protokole imza attık. Bunun yüzde yüze yakını da işlevsel projelerden oluşuyor. Görev yaptığımız ekip arkadaşlarımızın hepsi iletişim diline önem vermiştir. Bize gelen tüm işbirliği taleplerine olumlu karşılık verdik. Partnerlerimiz de uzattığımız eli tutarak bizim yanımızda durdu. Bugün de yine özel bir protokole imza atıyoruz. Hepimize hayırlar getirmesini diliyorum” şeklinde konuştu.

Çiftlikteki sistemler modernize edilecek

BUÜ Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Yıldız ise mevcut sistemin süresinin dolduğunu ve yeni işbirliği sayesinde çok daha modern bir sistemi üniversiteye kazandıracaklarını açıkladı. Gıda arz güvenliğinin sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde de ön plana çıkan bir konu olduğuna işaret eden Dekan Yıldız; “Dijital ve son teknoloji sistemler sayesinde çiftlikten çatala kadar devam eden sürecin en güvenli şekilde sürdürülmesi sağlanıyor. Üniversitemiz ve Veteriner Fakültemiz de işte bu anlayış ile sistemlerini yenilemeye devam ediyor. Böylelikle tamamen dijital bir tesis oluşturacağız. Türkiye’de de ilk kez uygulanacak bu sistemin maliyetli bir proje olduğunu vurgulamamız gerekiyor. Bu konuda bizlere güvenen ve destek veren firma yöneticilerimize teşekkür ediyoruz. Bu işbirliği sayesinde biz akademik anlamda, firmamız da veri anlamında çok kıymetli çıktılar elde edecektir. Hepimize hayırlı olsun” dedi.

Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sarmış da Avrupa standartlarında bir tesis kurulacağını vurgulayarak; “Bu işbirliği üniversitemize de bizlere de son derece değerli katkılar sağlayacaktır. Dünya genelinde nadir uygulanan, ülkemizde ise henüz ilk kez denenecek bir sistemi devreye sokacağız. Üniversitemizle ortak çalışmalar yürütmeyi en başından itibaren hedefliyorduk. Karşılıklı deneyim paylaşımında bulunma fırsatı da yakalamış olacağız. Tavukçuluk sektöründe en son teknolojileri hayata geçiren, buradan elde ettiği verilerle modernizasyon yapan ve Ar-Ge ağırlıklı çalışan bir firmayız. Bilgi birikiminin bilimsel verilere dönüştürülmesi için de Bursa Uludağ Üniversitesi ile çalışacağız. Bizlere destek verdiği için Üniversite ve Fakülte yöneticilerimize teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Açıklamaların ardından BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz ve Firma Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sarmış işbirliği protokolüne imza attı.

Kaynak:www.iha.com.tr

Evcil hayvanlar çocuk gelişimini nasıl etkiliyor?

Kimi zaman ailelerin yaklaşımı, kimi zaman ise yaşanan travmatik olaylar çocukların hayvanlardan korkmasına yol açabiliyor. Oysa evcil hayvanların, çocuk gelişimi ve psikolojisi üzerinde olumlu etkileri bulunuyor.

Pelüş köpekler, kediler, tavşanlar ve daha fazlası… Neredeyse her çocuk oyuncak hayvanlarla vakit geçiriyor. Ancak konu canlılar olduğunda korkabiliyorlar. Oysa küçük yaştan itibaren evcil hayvan beslemeye yardımcı olan çocuklarda sorumluluk duygusu daha çok gelişiyor. Ayrıca evcil hayvanlar otizm benzeri nörogelişimsel bozukluklarda da tedavi yöntemi olarak kullanıldığında olumlu sonuçlar alınıyor. Peki, hayvan korkusunun temelinde ne yatıyor? Kaç yaşından itibaren çocuklar evcil hayvanlarla bir arada yaşayabilir? Bir hayvanın sorumluluğu çocuklara ne zaman verilmeli? Konuyu Uzman Klinik Psikolog/Çocuk ve Ergen Psikoloğu Aybeniz Urhan ile konuştuk.

Yaş grupları değiştikçe, hayvan sahibi olan çocukların doğum ve ölümü daha erken kavradıklarını fark ediyoruz. Bir hayvanın doğumunu ve kaybını gözlemlediklerinde, bu kavramları da aslında fark etmiş oluyorlar.
Çocuk ve Ergen Psikoloğu Aybeniz Urhan

Aybeniz Urhan, çocukların ve hayvanların gelişimsel türevlerinin birbirlerine çok paralel gittiğini söyleyerek başlıyor sözlerine. Bir bebekle yeni doğmuş bir köpeğin ihtiyaçları benzerlik gösteriyor diyor ve ekliyor:

“Yeni doğan bir çocukla birlikte evcil bir hayvanın beraber büyümesi farklı kazanımlar sağlayabiliyor.”

Peki, nasıl kazanımlardan söz edilebilir?

Hayvan beslemek doğum ve ölüm kavramlarına aşinalık sağlıyor

Doğum ve ölüm.. Çocukların en çok merak ettiği, dolayısıyla da ailelere en çok yönelttiği sorulardan… Aybeniz Urhan da bu konuya dikkat çekiyor:

“Yaş grupları değiştikçe, hayvan sahibi olan çocukların doğum ve ölümü daha erken kavradıklarını fark ediyoruz. Bir hayvanın doğumunu ve kaybını gözlemlediklerinde, bu kavramları da aslında fark etmiş oluyorlar.”

Çocukta sorumluluk duygusu gelişiyor

Hayvanın bakımı, beslenmesinde çocuk çok fazla sorumluluk alabiliyor. Bu da onların gelişiminde oldukça önemli.

Anne babalar iyi bilir ki, bir bebeğin bakımını 7/24 sağlamak hiç kolay değil… Benzer bir durum evcil hayvanlar için de geçerli. Ancak insanoğlu gelişip büyürken, kendi ihtiyaçlarını adım adım sağlama yolunda ilerlerken, evcil hayvanlar sürekli bakım, özen ve ilgiye ihtiyaç duyabiliyor. Aybeniz Urhan bu durumun evcil hayvan besleyen çocuklara kazanımını “sorumluluk duygusu” olarak tanımlıyor.

“Çünkü o hayvanın bakımı, beslenmesinde çocuk çok fazla sorumluluk alabiliyor. Bu da onların gelişiminde oldukça önemli. Karşılıklı olarak bir sevgi paylaşımını öğreniyorlar.”

Evcil hayvan bakımına yardımcı olmanın bir başka kazanımı da çocuğu daha paylaşımcı olmaya teşvik etmesi…

“Evcil hayvanlarla birlikte olan çocukların paylaşım noktasına daha pozitif noktalarda olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Ortak bir alan paylaşmak onlarda çok etkili olabiliyor. Bunun dışında duygu paylaşımı noktasında çok fazla artılarını söyleyebiliyoruz. Çünkü mutluluklarını, üzüntülerini paylaşabiliyorlar, evcil hayvanlar onların yanında olabiliyor. Sosyal gelişim açısından evcil hayvanlar destekleyici olabiliyor.”

Peki bir çocuk kaç yaşında bir hayvanın sorumluluğunu alabilir? Aybeniz Urhan bu soruyu şöyle yanıtlıyor:

“Her çocuğun motor becerileri, bilişsel düzeyleri, duygusal gelişimi aynı devam etmediği için bir yaş söylemek doğru olamayabilir. Önemli olan zaman zaman gözlem altında aşamalı olarak bunların denenmesi. Mesela kediye bu şekilde mamasını, suyunu koyuyoruz gibi önce rol model olduğumuz sonrasında tamamiyle değil ama aşamalı olarak sorumlulukların devrildiği durumlarda çocukların bunu yerine getirmesi daha rahat olabiliyor.”

Nörogelişimsel bozukluklarda tedavi yöntemi olarak kullanılıyor

Hayvanlarla vakit geçirmenin, temas etmenin kuşkusuz kişiyi sakinleştirici bir özelliği bulunuyor. Bilimsel kaynaklara göre hayvan sevmek şefkat duygusunu ve oktisotin hormonunu aktive ettiği için daha az stres hissedilmesini sağlıyor.
Bilim insanları da bu olumlu kazanımları, otizm benzeri nörogelişimsel bozukluklarda tedaviyi destekleyici yöntemler olarak kullanıyor. Yapılan araştırmalar ve çalışmalar da otizmli çocuklarda uygulanan bu tür tedavi yöntemlerinin olumlu sonuçlandığı ve çocukların duygularını daha iyi ifade edebildikleri yönünde.

Hayvan korkusunun kaynağında aileler mi var?

Zoofobi yani hayvan korkusu genellikle küçük yaşlarda başlıyor ve toplumda her kesimden insanı etkileyebiliyor. Hayvan korkusu dünyada en yaygın görülen fobilerden biri olarak kabul ediliyor. Kimi zaman küçük yaşta yaşanan kötü deneyimler travmaya yol açsa da, çocukların korkusundaki en büyük etkenlerden biri ailelerin tutumu diyor Çocuk ve Ergen Psikoloğu Aybeniz Urhan.

“Bu korkuların, kaygıların ebeveyn geçişi çok yüksek bir noktada oluyor. Anne bir köpekten korkuyorsa çocuk da sosyal olarak köpeğin korkulan bir hayvan olduğunu düşünüyor ve burada ister istemez köpekten korkulur diyerek köpekten negatif etkileniyor. Burada önemli olan anne babaların doğru bir rol modelde olmaları.”

Kaynak:trthaber.com

Uzmanlardan kenelerin evcil hayvanlarla yayılmasına karşı uyarı

Evcil hayvanınızda bu şikayetler varsa dikkat! Ölümle sonuçlanabilir

Uzmanlar, idrar yapamayan evcil hayvanların bir veteriner hekime gösterilmesini tavsiye ederek, bu durumun hayvanda böbrek yetmezliğine ve ölüme neden olabileceğini söyledi.

Tokat’ta bir evcil hayvan sahibi köpeğinin idrar yapamaması, idrardaki renk değişiklikleri, idrarda kan olması, idrara gitme isteği ama idrarını yapamaması şikayetleriyle veteriner hekime başvurdu.

Yapılan muayenelerin ardından köpeğin idrar kesesinde taş olduğu tespit edildi. Yapılan operasyonla köpeğin idrar kesesindeki üç taş çıkarıldı.

Ameliyatı gerçekleştiren veteriner hekim Muhammet Ahmet Gülden, “Evcil hayvan idrar yapamama şikayetiyle kliniğimize başvurdu. Yaptığımız ultrason muayenesinde taş tespit ettik. Ondan sonra yaptığımız röntgen muayenesi ile taşı tam olarak teşhis edip, ameliyat kararı aldık. Toplam teşhis ettiğimiz taş iki taneydi ama ameliyat yaptığımızda üç tane taş çıkardık. 2 buçuk, 2 ve 1 santimetrelik bu taşları sistotomi ameliyatıyla aldık. Ameliyat olan evcil hayvan terrier ırkı, 7 veya 8 yaşında bir köpek. Sürekli tuvalete gidip idrarını yapamama şikayetiyle geldi. İdrar kesesinin yankısı, idrarda taş kristaller, kum, enfeksiyon hastalıkları, bunlar da benzer şikayetlerle olabiliyor. Tabii hasta sahibinin bunu anlayabileceği en önemli belirti idrardaki renk değişiklikleri, idrarda kan olması, idrara gitme isteği ama idrarını yapamaması. Evcil hayvan sahiplerinin bu durumla karşılaştıkları zaman ilk yapması gereken şey fazla zaman kaybetmeden bir veteriner hekime başvurmaları olmalıdır. Hayvanın uzun süre idrarını yapamaması böbrek yetmezliğine sebebiyet veriyor. Böbrek yetmezliği ölüm durumuna kadar götüreceği için hayati risk oluşturuyor. Bazı hayvanlarda yatkınlık var. Bazı ırklarda taş oluşması ile alakalı yatkınlıklar var. Onun dışında beslenme bozuklukları gibi olgular da etkili olabilir. Erkek hayvanlar dişi hayvanlara göre taş ve idrar kesesi yangısına daha yatkındır. Kediler ve köpekler, özellikle kısırlaştırılmış olan hayvanlar mutlaka kısır kedi mamaları yemeleri gerekiyor. Bunlar dışında hazır su tüketmeleri de önemli bir durumdur. Çeşme suyundan ziyade hazır su daha sağlıklı olacağından, bunlara dikkat etmeleri daha iyi olur. Şu an ameliyat olan köpek iyi durumda, idrarını yapabiliyor” dedi.

Kaynak:www.posta.com.tr

Pako’da “Yaza Merhaba” etkinliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Pako Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü’ndeki “Yaza Merhaba” etkinliği düzenlendi. Pako’daki can dostları ziyaret eden Başkan Tunç Soyer, yaklaşık bir ay önce ambulansla merkeze gelip tedavisi tamamlanan bir köpeği de sahiplendirdi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Bornova’nın Gökdere mevkiinde kurulan Avrupa Birliği standartlarındaki Pako Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü’nde “Yaza Merhaba” etkinliği düzenlendi.

Etkinliğe İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Şükran Nurlu, belediye bürokratları ve hayvanseverlerin yer aldı. Soyer, yaklaşık bir ay önce ambulansla merkeze gelip tedavisi tamamlanan Terrier cinsi bir köpeği de sahiplendirdi.

“BURADA DEMOKRASİ VAR”

Pako Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü’nün dünyada eşi benzeri görülmemiş bir tesis olduğunun altını önemle çizen Başkan Tunç Soyer, “Özel bir yer burası. Bu yapılan yatırımın miktarıyla ilgili değil. Burada demokrasi var. Belediyemiz, ‘bu iş benim işim en iyisini ben yaparım’ demedi. Tam tersine hayvan dostlarıyla belediye yönetimi bir araya geldi. Burayı özel kılan şey bu. Türkiye’ye örnek olması gereken şey de bu. Merkezde birinci yıl dolarken arkadaşlarım bu işi başardı. Çok daha fazlasını yapacağız. Benim görevim nerede sorun varsa onu aşmak. Fikir ve proje doğru. Mesele projenin önünü açmak” dedi.

1 AYLIK HERY DE SAHİBİNE KAVUŞTU

İş amacıyla İstanbul’a taşınan Seda Yentürk, Başkan Soyer’in ziyareti sırasında Pako Sokak Hayvanları Sosyal Yaşam Kampüsü’nün sakinlerinden Hery isimli köpeği sahiplendi. Yentürk, “Arkadaşlarım burada yaşıyor ve bu yüzden Pako’yu biliyorum. Bir evrak vermiştim ve kabul edildi. Daha bir aylıkken Hery ambulansla tesise getirilmiş ve tedavileri yapılmış. Hery ile burada tanıştık. Burası beklediğimden daha da güzel bir ortam. Çok güzel bir duygu. Güzel bir bağ kurduk. Çok mutluyum. İlk aşıları da burada oldu. Ben hiçbir zaman köpek almak istemedim. Hep sahiplenmek istedim. Hayvanların ticareti yapılmamalı” şeklinde konuştu.

1 SENEDE 8 BİN 772 VATANDAŞA EĞİTİM VERİLDİ

Pako, barınak algısını kırmak, birlikteliği güçlendirmek için “sokak hayvanları sosyal yaşam kampüsü” olarak faaliyet gösteriyor. Sahiplendirme sayıları aylık ortalama 25 iken, tesisin açılması ile birlikte yapılan etkinlik ve farkındalık çalışmaları ile bu sayı aylık ortalama 65’e çıktı.

Kampüs, aynı zamanda bir eğitim üssü olarak da faaliyet yürütüyor.  Hafta içi her gün ilk ve orta dereceli okullardan gelen öğrencilere, eğitmen, sosyolog ve teknik personel tarafından pedagojik formasyona uygun hayvan hakları eğitimleri veriliyor. Birçok STK ile toplantı ve eğitimler düzenleniyor. Bir yılda 8 bin 772 yurttaş eğitim faaliyetlerinden faydalandı.

Kaynak:www.cumhuriyet.com.tr

ADÜ Veteriner Fakültesi’nde Mezuniyet Töreni gerçekleşti

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Veteriner Fakültesi 2022-2023 Yılı Eğitim-Öğretim Dönemi Mezuniyet ve Meslek Yemini Töreni gerçekleştirildi.

Mezuniyet törenine, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent’in yanı sıra Aydın Vali Yardımcısı ve Efeler Kaymakamı İlker Arıkan, Köşk Belediye Başkanı Vet. Hekim Nuri Güler, Üniversitemiz Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cemal İyem ve Prof. Dr. Nuh Kılıç, Genel Sekreter V. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Fatih Hacıyusufoğlu, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cavit Kum, Ziraat Fakültesi Dekan V. Prof. Dr. İbrahim Gençsoylu, Aydın İl Tarım Ve Orman Md. Yrd. Hamit Eray Yeşilçayır, Aydın Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Vet. Hekim Cemil Şahin, İzmir Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Vet. Hekim Selim Özkan, Aydın Efeler İlçe Tarım Ve Orman Müdürü Mehmet Esen, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Ahmet Gezman, Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Ulutaş, Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Göksel Erbaş, akademik ve idari personel ile öğrenciler ve aileleri katıldı.

“VETERİNER FAKÜLTELERİ İÇERİSİNDE İLK 5’TEKİ KONUMU İLE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİBİZ”

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmasını yapan Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cavit Kum, “Fakültemiz, ülkemizde bulunan aktif 29 Veteriner Fakültesi içerisinde 2022 yılında ilk 5’teki konumu ile önemli bir yere sahiptir. Öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı, genç ve dinamik yapısı, taşıdığı vizyonu ve misyonu ile siz öğrencilerimizle birlikte, tüm akademik ve idari kadrosuyla bütünleşik, birleştirici, katılımcı bir eğitim-öğretim programını kendisine, hedef edinmiştir” dedi.

Öğrencilerin, güçlü kişiliğe, yeterli mesleki bilgi ve beceriye sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Cavit Kum, “ Temennimiz Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışır, sizleri yetiştiren ailelerinize bağlı, mesleğinde ve sosyal hayatında başarılı Veteriner Hekimler olmanızdır. Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı çağdaş bir yaşam tarzıyla çevrenize örnek olunuz. Veteriner Hekimlik mesleği devamlı emek ister, emeğinizi esirgemeyiniz” sözlerinin ardından mezun öğrencileri tebrik ederek konuşmasına son verdi.

“VETERİNER HEKİMLİK MESLEĞİ YEGANE MESLEKTİR DERKEN HAMASET YAPMIYORUZ”

Törende konuşma yapan Aydın Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Şahin, “Veteriner Hekimlik mesleği, benzeri olmayan yegane meslektir derken hamaset yapmıyoruz. Dünya üzerinde, gıda güvenilirliği, gıda sağlığı, çevre sağlığı hayvan ve halk sağlığı alanlarının tümünde birden hizmet veren tek meslek Veteriner Hekimliktir. Bunca zorluk sonrasında mezun olarak bu güzel tablonun oluşmasını sağlayan sizlerin büyük başarısı her türlü takdirin üzerindedir, sizleri ayakta alkışlıyorum. Bu zorlu ve kutlu Veteriner Hekimlik yolunda, yolunuz açık, vicdanınız daima yol arkadaşınız olsun. Sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum” dedi.

“SORUMLULUĞUNUZ BÜYÜK”

Konuşmasına öğrencilerin mesleki yeminlerini ederek önemli bir başlangıca imza attıklarını belirterek başlayan Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, “Bugün inşallah, ülkemizin en güzide okulları arasında yer alan fakültemizde yemin ederek, mesleğinizde ayrı bir sorumluluğu da üstlenmiş bulunuyorsunuz. Mesleğinizin bilimsel ve etik değerlerinin, vicdani hükümlülüklerinin farkında olan birer ‘Veteriner Hekim’ olarak bundan sonraki yaşamınızda sizlere başarılar diliyorum” dedi.

Öğrencilere bundan sonraki süreç için kendilerine uygun ve doğru hedefler koymaları tavsiyesinde bulunan Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Bülent Kent, “Bizler arkamızdaki büyük eğitim ordusuyla ülkemiz, milletimiz ve medeniyetimizin ihyası için çalışmaya, değer üretmeye inşallah bundan sonra da devam edeceğiz. Unutmayın sizler çalıştığınız her alanda Aydın Adnan Menderes Üniversitesini temsil edeceksiniz; bu konuda sizlerden ayrı bir gayret bekliyoruz. Sorumluluğunuz büyük” İfadelerini kullandı.

Mezuniyet Töreni, öğrencilere diplomalarının verilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. (NEFİSE NUR BAYRAK)

Kaynak: www.aydindenge.com.tr

Depremde işyeri yıkılan veteriner hekim, hayvanları konteynerde tedavi ediyor

Depremin ilk iki ayında kent merkezi ve kırsal mahallerdeki hayvanları ücretsiz tedavi ettiklerini belirten Veteriner Hekim Sadi Bilici, maddi durumu iyi olmayan hayvan sahiplerine hala ücretsiz hizmet sunduklarını söyledi.

Kahramanmaraş depremlerinde Malatya’da bin 236 kişi hayatını kaybetti, 6 bin 444 kişi yaralandı ve binlerce hayvan telef oldu. 5 bin binanın tamamen yıkıldığı kentte, 19 bin işyeri ve on binlerce konut ise yıkılarak veya ağır hasar alarak kullanılamaz hale geldi.

Bu süreçte Veteriner Hekimler de hayvanları tedavi edebilmek için yoğun uğraşlar verdi. Depremin ilk günlerinde yoğun kar yağışına rağmen karlı yolları aşarak, kırsal mahallelere ulaşan Veteriner Hekimler, enkaz altında kalan yaralı hayvanlara müdahale ederek tedavilerini sağladı.

Depremde kliniklerini kaybeden veterinerler, depremden sonra kendilerine tahsis edilen konteynerlerde hizmet sunuyor.

Veteriner hekimlerden Sadi Bilici, deprem süreci ve sonrası yaptıkları çalışmalar hakkında İLKHA muhabirine açıklamalarda bulundu.

“Birçok ilden gelen veteriner hekim arkadaşımızla yaralı hayvanları kurtarmaya çalıştık”

Depremden sonra diğer birçok İlden Veteriner hekimin geldiğini belirten Bilici, “6 Şubat depremlerinde kliniğimiz ağır hasar aldığı için, belediyemiz tarafından sahra kliniği kuruldu. Zabıta binasının yan tarafında sahra klinikte hayvanların tedavisine başladık. İl dışından gelen meslektaşlarımızın dışında hayvanların tedavi için epey malzemede gönderildi. Bu arkadaşlarımızla beraber elimizden geldiği kadar yaralı hayvanlarımızı kurtarmaya çalıştık.” dedi.

“Belki insan sayısından fazla hayvan kaybımız oldu”

Depremden sonra çok sayıda yaralı hayvanın olduğunu aktaran Bilici, “Kliniğimiz ağır hasar görmesinden sonra Sahra Hastanesinde verdiğimiz hizmetin yanı sıra malzemelerimizi alarak kırsal mahallelere gittik. Tabi depremin ilk günleri yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşım sorunu da vardı ve köylere gidilemiyordu. Kar yağışının en yoğun olduğu günlerde dahi köy köy dolaşarak, ahırlarda yaralı halde bulunan hayvanları kurtarmaya çalıştık. Belki insan kaybımızdan daha fazla hayvan kaybımız oldu, yaralananlar da aynı şekilde. Onlara yardımcı olmaya çalıştık. Tabi depremde çok sayıda ahır da yıkıldı, orada yaralanan hayvanlar oldu, hastalanan hayvanlar oldu sahipleri ilaç bulamıyorlardı. Hem hayvanların tedavilerini yaptık hem de kendilerine ilaç götürerek hizmet sunmaya çalıştık” diye konuştu.

Kentte hayatın normalleşmesiyle konteynerde hizmet vermeye başladıklarını kaydeden Bilici, “Konteyner dükkanlar kurulunca bizler de konteynerlere yerleştik. Yerleşik düzene geçinceye kadar artık halkımıza burada hizmet ediyoruz.” dedi.

“10 binden fazla hayvanı çip sayesinde bulduk”

Veteriner Hekim Sadi Bilici

Depremin üzerinden 3 ay geçmesine rağmen hala kaybolup bulunan hayvanların olduğunu kaydeden Bilici, “Bu süreçte çok sayıda çipli hayvan kayboldu tabi çip sayesinde hayvanların bulunması kolay oldu. Bu şekilde hayvanların sahiplerine ulaştık. Geçen hafta çip sayesinde 3 ay sokakta kalan bir kediyi bulup sahibine teslim ettik. Depremde sahipleri vefat eden veya sahibi bulunmayan hayvanları sahiplendiriyoruz. Sonradan sahibi çıktığında kendisine teslim ediyoruz. Şimdiye kadar 500’ün üzerinde hayvana çip sayesinde ulaştım. Malatya’da kedi, köpeklerin tedavisini yapan 20’den fazla veteriner hekim arkadaşımız var. Toplamda 10 binden fazla hayvan çip sayesinde bulunarak şehrimizde ve diğer şehirlerde sahiplendirildi.” ifadelerini kullandı.

Bilici, klinikte yaptıkları kırık ameliyatları konteynerde yapamadıklarını ancak bazı operasyonları tanı ve tedavileri yaptıklarını söyledi.

“Maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara hala ücretsiz hizmet sunuyoruz”

Depremin ilk iki ayında hem kendilerinin hem de başka şehirlerdeki veteriner hekimlerin tedavi için Malatya’dan gönderilen hayvanların tedavisini ücretsiz yaptıklarına vurgu yapan Bilici, maddi durumu iyi olmayan vatandaşlara hala ücretsiz hizmet sunduklarını söyledi. (İLKHA)

Kaynak: dogruhaber.com.tr

Evcil hayvanlar için yeni park alanı

Çanakkale Belediyesi, evcil hayvanların özgürce vakit geçirebilecekleri bir alanı daha kente kazandırıyor.

Cevatpaşa Mahallesi Özgürlük Caddesi üzerinde bulunan 3.614 m2’lik yeşil alan can dostlar için yeniden düzenleniyor. Çanakkalelilerin can dostlar ile özgürce vakit geçirebilecekleri bir alan olarak yeniden planlanan parkta büyük ve küçük köpek ırkları için ayrı ayrı serbest alanlar yapılıyor. Pet atık üniteleri ve otomatik sulukların da yer aldığı parkta kentlilerin dinlenebilmeleri amacı ile pergola ve çatılı piknik masalarının bulunduğu bir alan da oluşturuluyor.

Kaynak:canakkalegundem.net

“Ben bu işi yapabiliyorum dedim”

Çanakkale Dog Walker adıyla köpek gezdirme başta olmak üzere evcil hayvanlarla ilgilenen Deniz Doğan ve Oğuzhan Başol, evcil hayvanların hem anatomik deformasyonların hem de psikolojik rahatsızlıkların önüne geçmek amacıyla köpek gezdiriciliği işine başladıklarını aktardı. “Öncelik pet dostlarımız” diyen Çanakkale Dog Walker temsilcileri, köpeklerin sağlıklı bir hayat için bir buçuk iki saat gezmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Evcil hayvanların anatomik ve psikolojik ihtiyaçları için yürüyüşün önemine işaret eden Çanakkale Dog Walker temsilcileri Doğan ve Başol, konuya ilişkin görüşlerini gazetemize aktardı.

“Benim ellerim nasır tutmuştu”

Deniz Doğan “Yaklaşık beş sene önce halk bahçesinde gezerken bir köpeğe denk geldim. Köpeği sevdikten sonra sahibi çok ilgili olduğumu söyleyerek daha önce gezdirip gezdirmediğimi sordu. Ben de 12-13 sene kangal beslemiştim, o yüzden büyük köpeklere bir ilgim vardı. Gezdirebilir misin dedi, bir tur attım ve bana iş teklif etti. 3 gün 50 TL’den gezdirir misin dedi. 2-3 ay boyunca gezdirdim onu. Labrador ve rottweiler kırmasıydı. O kadar güçlüydü ki tasmasına takılan zincire bez dolayıp üstüne sarı bir bantla bantlıyorduk ama benim ellerim nasır tutmuştu. Çok zor bir köpekti. Çok da asosyaldi. Ama gezdirmemin sonunda diğer köpeklere reaksiyon göstermeyi bıraktı. Beni kapıda beklerdi, heyecandan işediği olmuştu. Böyle bir reaksiyon alınca ben bu işi yapabiliyorum dedim.

“Sertifika ve eğitimim olduğu için butik olarak yapabileceğimi söylediler”

Pandemide İstanbul’da bir kurumla çalıştım. Kurum Çanakkale’ye bu işi bazı şartlardan getiremeyeceğini söyledi ama bana sertifika ve eğitimim olduğu için butik olarak yapabileceğimi söylediler. Ben ve ekip arkadaşlarım ücretsiz bir yürüyüş eğitimi hizmeti sağlıyoruz. Nasıl basit komutları anlar, karşıdan başka bir köpek geldiğinde ne yapılması gerekir gibi. Bizimle çalışmaya başlamadan önce insanlara eğitim veriyoruz. Önce eğitimleri alması ve gözlemlenmesi gerekiyor” açıklamasında bulundu.

“Köpeklerin her gün bir buçuk, iki saat gezmesi gerekiyor”

Oğuzhan Başol “Bizim köpekleri gezdirme sebebimiz köpeklerin daha sosyal bir hayat yaşaması, köpeklerin daha fazla insanlarla kaynaşabilmesi, agresif yaratıklar olmalarındansa daha uyum içerisinde olabilmeleri. Anatomik olarak ilerleyen zamanlarda görebilecekleri zararın önüne geçmemiz de çok önemli. Köpeklerin her gün bir buçuk iki saat yürümesi, gezmesi gerekiyor. Bu hem anatomik olarak hem de psikolojik olarak köpeklerin sağlığı için çok önemli. Bu hizmeti vermemizin de en büyük sebebini kişiler şehir dışına çıkıyor, çalışıyor oluyorlar, vakit geçiremiyor oluyorlar.

“Sokak hayvanları için mama getirenlere indirim yapıyoruz”

10 saat, 12 saat çalışan insanlar var ancak evcil hayvanların ilgi görmesi gerekiyor. Cüzi miktarlarda biz bu hizmeti sağlıyoruz. Aynı zamanda sokak hayvanları için mama getirenlere de indirim yapıyoruz. Bizim için paranın ciddi bir anlamı yok. Hem para kazanınca hem de bizim felsefemizle yaklaşınca iki taraf da mutlu oluyor. Öncelik pet dostlarımız. Onları tanımaya, doğal ortamlarını, huylarını anlamaya çalışıyoruz ve bunu en sağlıklı haliyle yapmaya çalışıyoruz çünkü önemli olan pet dostlarımızın hem psikolojik hem fiziksel sağlığı” ifadelerini kullandı.

Esra İrem Özer

Köpek beyinleri beklenmedik biçimde büyümüş

Modern köpek ırkları, kurtlarla aradaki farkı kapatıyor

Son 15 bin yılda insanlar sayesinde köpekler, hayvanlar alemindeki tüm türlerden daha fazla fiziksel değişkenlik gösterir hale geldi (Pixabay)

Avrupalı araştırmacıların yürüttüğü bir çalışmada köpeklerin beyinlerinin giderek büyüdüğü keşfedildi.

Macaristan’daki ELTE Biyoloji Enstitüsü’nden kıdemli araştırma görevlisi olan Enikó Kubinyi ve İsveçli meslektaşları, son 150 yılda üretilen köpek cinslerinin, eski köpek ırklarından daha büyük beyinlere sahip olduğunu ortaya koydu.

Normalde evcilleştirilmiş hayvanların beyinlerinin yabani hayvanlardan daha küçük olduğu biliniyor. Diğer bir deyişle köpek beyinleri kurt beyinlerinden çok daha küçük.

Ancak yeni araştırma, modern köpeklerin beyin boyutlarının arttığını gösterdi. Bu da modern ırkların aradaki farkı kapatmakta olduğu anlamına geliyor.

Hakemli bilimsel dergi Evolution’da yayımlanan araştırmada hem modern hem de eski köpek ırklarında beyin büyüklüğü karşılaştırıldı.

Çalışmada, 159 ırktan 850 köpeğin beyni bilgisayarlı tomografiyle görüntülendi. Sonuçlar 48 kurdun görüntüleriyle karşılaştırıldı.

Veriler, köpek beyinlerinin, genetik açıdan kurttan uzaklaştıkça daha da büyüdüğünü ortaya koydu.

Bu da köpeklerin insanlarla etkileşimleri sayesinde bu değişimi geçirdiğini düşündürüyor.

İsveç’teki Stockholm Üniversitesi’nden biyolog Niclas Kolm, “Köpekler muhtemelen daha büyük bir beyin kapasitesi gerektiren karmaşık görevleri yerine getiriyor” diye konuştu.

Kubinyi de, “Sonuçlar, modern köpek ırklarının üretilmesine, eski ırklara kıyasla beyin boyutunda bir artışın eşlik ettiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı:

Belki de daha karmaşık sosyal çevre, kentleşme ve daha fazla kural ve beklentiye uyum, tüm modern ırkları etkileyen bu değişikliğe neden olmuştur.

Öte yandan araştırmacılar, köpeklerdeki bu değişimin kesin nedenine dair bulgu elde edilemediğini vurguluyor. Kubinyi konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer veriyor:

Bu soruyu köpek ırklarının görevlerine veya yaşam öyküsüne dayanarak açıklayamadık. Yani nedenlere dair yalnızca spekülasyon yapabiliriz.

 

Kaynak:Independent Türkçe, Science AlertPopular Mechanics