Ana Sayfa Blog Sayfa 67

Patili Dostunuzun Burcu Davranışlarını Nasıl Etkiler? İşte 12 Burcun Kedi ve Köpekler Üzerindeki Etkisi

7’den 70’e herkesin ilgi duyduğu bir alan olan astrolojinin etkisi yalnızca insanlar üzerinde değil, evcil hayvanların üzerinde de görülüyor. Burçların insan karakterine yansıttığı etkiler aslında evcil hayvanlarınız için de geçerlidir. Kediniz belki de bir ikizler burcudur ya da köpeğiniz tam bir başaktır. Bu durumu ayırt edebilmeniz ve evcil hayvanınızın karakterini daha iyi analiz edebilmeniz için 12 burcun kedi ve köpek üzerindeki etkisini sizler için inceledik.

Koç Burcu (21 Mart – 20 Nisan)

Lider olarak doğmuş olan kedi ve köpekler koç burcundadırlar. Aynı zamanda kedisi ve köpeği koç olan kişiler birer ilgi bağımlısına sahip olduklarını da kabullenmelidirler. Koç burcu kedi ve köpekleri ilgiye aç, zaman zaman isyankar ve bazen de itaatsiz olabilirler.

Boğa Burcu (21 Nisan – 20 Mayıs)

Boğa burcu kedisi veya köpeği olanlara ilk tavsiyemiz mama poşetlerini kilitlemeleri olacaktır. Bu burçtaki hayvanlar son derece iştahlıdırlar. Bunun yanı sıra uykuyu oyundan daha çok severler. Anlayacağınız boğa burcu kedi ve köpeklerde biraz tembellik yapabiliyor. İnatçı olmaları da yanında kaçınılmaz gelen promosyon bir özellikleri.

İkizler Burcu (21 Mayıs – 20 Haziran)

İkizler köpeği / kedisi denilince akıllara ilk olarak enerjik olmaları gelmelidir. İkizler olan evcil hayvanınız oldukça arkadaş canlısı, meraklı ve sahiplerini eğlendirmeyi sevenlerdendir. Her zaman hareketli ve eğlenceli ruh halindedirler. Bu yüzden ikizler doğumuna denk gelen evcil hayvanları olanlara, enerji depolamalarını tavsiye ediyoruz.

Yengeç Burcu (21 Haziran – 22 Temmuz)

İnsanlarda yengeç burcu denildiğinde akıllara ilk gelen ne kadar duygusal olduklarıdır. Aynı durum yengeç burcu evcil hayvanınız için de geçerli. Su burcunun getirmiş olduğu duygusallık onları da etkiliyor. Yengeç burcu olan köpekler, sahiplerinin ömür boyu dostu olacak potansiyeldedirler. Yengeç burcu kediler ise oldukça çekingen bir yapıya sahiptirler. En önemli özellikleri ise sahiplerini son derece kıskanmalarıdır.

Aslan Burcu (23 Temmuz – 22 Ağustos)

Aslan burcunun kendisini kraliyet ailesinde gibi görmesi kediler ve köpekler için de geçerli. Aslan burcunda olan kedi ve köpekler son derece otorite sahibidirler. Neredeyse tüm gün onlara ilgi göstermenizi isterler. Bunun yanı sıra aslan burcundaki köpekler, oyuncu ve cömertlerdir. Kediler ise dünyanın kendi etraflarında döndüğünden emindirler.

Başak Burcu (23 Ağustos – 22 Eylül)

Başak burcunun düzeni ve titizliği köpek ve kedilerde de aynı şekilde etkisini sürdürüyor. Başak burcunda olan kediler kendilerini temizlemeyi çok severler. Köpekler ise tam bir oyuncudur. Sahibi ile saatlerce oyun oynayabilirler. En önemli özelliği düzenli olmaları olan başak burcu kedi veya köpeğiniz için şimdiden saatli mama alarmını kurmalısınız.

Terazi Burcu (23 Eylül – 22 Ekim)

Terazi burcundaki kedi veya köpekler çevresiyle sürekli olarak iletişim halindedirler. Hem köpekte hem de kedide sahibine aşırı bir düşkünlük gözlemlenmektedir. Terazi burcunda bir kediniz var ise sabır taşı kıvamında olmalısınız. Köpeğiniz var ise her dediğinizi yapan küçük bir askeriniz olmuş demektir.

Akrep Burcu (23 Ekim – 22 Kasım)

Üç büyükler yani inatçılık, zekilik ve sezgilerin gücü akrep burcu olan kedi ve köpeğinizde mevcuttur. Akrep burcundaki köpekler kıskançlık özelliklerinden dolayı adeta bekçi gibidirler. Sizi her an kollarlar. Kediler ise meraklı ve doyumsuzdurlar. En önemli özellikleri ise dış görünüşlerinin güzelliği ile akrep olduklarının hemen belli olmasıdır.

Yay Burcu (23 Kasım – 21 Aralık)

Her boş vaktinizde gezmeye hazır olun. Yay burcundaki köpeklerin ve kedilerin en sevdiği şey gezmektir. Her seyahatiniz için onlar için de bir küçük bavul hazırlamanızı öneririz. Yay kedileri son derece sakarken, yay köpekleri ürkek oldukları için her nesneye ürperti ile yaklaşırlar. İkisine de sahipseniz evde dengeli bir şekilde olayların işleyeceğini düşünüyoruz. Yay kedi ve köpeği ile eğlencenin zirvesini yaşayacaksınız.

Oğlak Burcu (22 Aralık – 19 Ocak)

Oğlak burcu bir evcil hayvanınız var ise hayat size güzel. Bu burçtaki hayvanlar genel olarak kolay eğitilebilirlerdir. Yapıları gereği disiplinli ve çalışkan olurlar. Kötü özelliklerinden biri bencil olabilmeleridir ama sosyalleşmeyi de severler. Oğlak kedisi olanların ise inatçılıkla ilgili çeşitli sıkıntıları olabilir. Oğlak köpekleri ise son derece size sadık olurlar.

Kova Burcu (29 Ocak – 19 Şubat)

Evde dolanan bir zeka küpüne hazırlıklı olun. Kova burcunda olan kedi ve köpekler oldukça zeki hayvanlardır. Kedilerde mizacı bir hava vardır ve tüm komik hareketleri yaparlar. Köpekler ise son derece dost canlısıdır. Kova burcundaki kedi ve köpekler sahibinin ruh halini en ince ayrıntısında kadar hissedecek potansiyelde olurlar.

Balık Burcu (20 Şubat – 20 Mart)

Suyu seven bir evcil hayvan mı? Balık burcuna sahip olan kedi veya köpeğiniz için bu durum hiç de imkansız değil. Balık burcunda olan hayvanlar genellikle suyu severler. Balık kedilerinde genel olarak bir hiperaktiflik görülürken, balık köpekleri bu burçta da sadıklık özelliğini asla kaybetmemektedirler.

Kaynak: Onedio

Hayvan Hakları Savunucuları: Ölüm Getiren Uygulamaya İzin Vermeyeceğiz

Hayvan hakları savunucuları, sokak hayvanlarına yönelik şiddet ve barınaklardaki uygulamaları birçok kentte yaptıkları açıklama ile protesto etti.
Hayvan hakları savunucuları, sokak hayvanlarına yönelik şiddet ve barınaklarda yaşananları İzmir, İstanbul ve Adıyaman’da eş zamanlı olarak düzenledikleri basın açıklamasıyla protesto etti.

İzmir Gündoğdu Meydanı’nda bir araya gelen hayvanseverler, “Bir çocukları bir de hayvanları rahat bırakın”, “Barınaklar yaşam alanları değil ölüm kampıdır”, “Katliamlar cezasız kalmasın” ve “Sokak hayvanları yalnız değildir” dövizleri taşıdı.

Açıklamayı yapan avukat Bilge Berk, sokak hayvanlarının toplatılıp, şiddete uğramasının hukuk devletine yakışmadığını belirterek, küçük bir azınlık olan “kanlı bir şer çetesi”nin sokak köpeklerinin toplatılıp, öldürülmesi için savaş açtığını söyledi.

‘İhmallerin bedelini hayvanlara ödettirmeyeceğiz’

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın örnek gösterdiği Konya Büyükşehir Belediyesi barınağında köpeklerin kafalarına kürekle vurularak öldürüldüğünü hatırlatan Berk, şunları dile getirdi:

Bu barınakta binlerce köpeğin aç sefil durumda, ölen başka köpekleri yiyerek yaşamlarını sürdürmeye çalıştığı orayı ziyaret eden gönüllülerce bizzat tespit edildi. Buna rağmen Bakan Vahit Kirişçi hayvanları ormanlara kurulacak dev barınaklara sürgün etme gibi, katliam gibi vahim yanlışları gündeme getirmeye devam ediyor. Belediyelerin görev ihmallerinin bedelini, ‘belediyeler kısırlaştırma yapmadığı için bu dünyaya kendi iradeleri dışında gelen’ hayvanlara ödettirmeyeceğiz. DSÖ’nün verilerine göre düzenli kısırlaştırma ile her yıl sayıda yüzde 30 oranında azalma olacağı düşünüldüğünde, sorunun 2 yıla kalmadan büyük ölçüde kontrol altına alınacağı açıktır. Türkiye’de, bu hayvanlara katliam, zulüm ve ölüm getirecek hiçbir uygulamaya izin vermeyeceğiz.

Grup, açıklamanın ardından el ele tutuşarak oluşturduğu çemberle eylemi sonlandırdı.

İstanbul Kadıköy’de Süreyya Operası önünde bir araya gelen hayvan hakları aktivistleri hayvanlara yönelik her türlü şiddete tepki gösterdi. “Ölüm kamplarını kapatacağız”, “Sokak hayvanları yalnız değildir” yazılı pankartların açıldığı eylemde, hayvanlara işkence uygulayanların, katledenlerin yasalarla korunduğuna dikkat çekildi.

‘Sokak hayvanları sahipsiz değildir’

Adıyaman’da Gölbaşı Caddesi’ndeki bir işletmede basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, İnsan Hakları Derneği (İHD) yöneticileri, Adıyaman Barosu Hayvan Hakları Komisyonu üyeleri ile birçok kişi katıldı. Toplantıda açıklamayı yapan hayvan hakları savunucusu Gök Kaya, sokak hayvanlarının sahipsiz olmadığını vurguladı.

Kaynak: Gazete Karınca

Avrupa ve Amerika’da Sokak Köpekleri İğneyle Uyutularak Öldürülüyor

Avrupa ve Amerika’da belli süre içerisinde sığınaklarda sahiplenilmeyen sokak köpekleri iğneyle uyutularak öldürülüyor.

Avrupa’nın üç büyük ülkesi Almanya, Fransa ve Hollanda’da sokakta başıboş gezen hayvanların toplanmasından ve bakımından yerel yönetimler sorumlu. Buralarda evcil hayvan beslenmenin, ihlal durumda hapisle sonuçlanabilecek cezaları öngören katı kuralları bulunuyor.

Evde hayvan besleyenler vergi vermek, belli türler için eğitim almak zorunda.

Hollanda, sokak hayvanları ve sahipsiz köpeklerin sayısını azaltmada dünyada öne çıkan ülkelerden biri.

Merkezi Amsterdam’da bulunan Sokak Hayvanları Platformunun yayımladığı “Hollanda nasıl başıboş köpeklerden arındı?” başlıklı raporda, ülkede sokak köpeklerinin sayısını azaltma politikalarının 1800’lere dayandığı belirtiliyor.

Rapora göre özellikle kuduz salgınıyla mücadele, insan sağlığını koruma ve güvenliğini sağlama amacıyla Hollanda’da 1800’lerde köpeklere tasma ve ağızlık takma zorunluluğu gibi kurallar getirildi.

1960’lardan itibaren de kısırlaştırmanın yaygınlaşmasıyla sokak köpeklerinin sayısının azaldığı, başıboş köpekler için “topla, kısırlaştır, aşıla, geri bırak” uygulamasının hayvanların sayısının sıfırlanmasına katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Bugün sahipsiz köpekleri belediyeler barınaklarda topluyor.

Hollanda’da hayvan sahiplenmek hiç kolay değil

Hollanda’da sadece hükümetin belirlediği listede yer alan hayvanlar evcilleştirilebilirken, liste dışındakiler hastalık, güvenlik ve sağlık gerekçeleriyle evcilleştirilemiyor.

Satın aldıkları veya sahiplendikleri köpekleri sokağa bırakanlar yüklü para cezalarıyla karşı karşıya kalıyor.

Ülkede köpek sahiplerinin 14 gün (yeni doğan köpekler için 7 hafta) içinde köpeklerini bağlı oldukları belediyeye kaydetmeleri zorunlu. Ayrıca yıllık yaklaşık 120 avro köpek vergisi ödemeleri gerekiyor.

Ayrıca köpeğin cinsi, sahibinin adresi ve acil durumlarda ulaşılması gereken kişilere ait bilgilerin yer aldığı pirinç tanesi büyüklüğündeki elektronik bir mikroçip veteriner yardımıyla köpeğin derisinin altına yerleştiriliyor.

Bazı belediyelerde yerleşim yerlerinde dolaştırılan köpeklerin tasmalı olması kuralı uygulanırken, köpeğin dışkısını yerden almayan kişilere 140 avro ceza kesiliyor.

Hollanda’da agresif köpek cinslerinin ağızlıksız dolaştırılması yasak. 2008’de getirilen bir düzenlemeyle de bazı agresif köpeklerin, davranış testlerinden ve terapilerinden geçirilmesi gerekiyor.

Bu terapilere rağmen davranışları kontrol edilemeyen agresif köpeklere ötenazi uygulanabiliyor.

2018 yılında getirilen bir başka düzenlemeye göre Rottweiler ya da Pitbull gibi 20 agresif köpek cinsine sahip kişilerin, hayvanların bakımına ilişkin bazı eğitimlerden geçmesi isteniyor.

Fransa’da evcil hayvanların sokağa bırakılması yasak

Fransa’da da kamu güvenliği nedeniyle evcil hayvanların ve evcilleştirilmiş vahşi hayvanların sokağa başıboş bırakılması yasak.

Ülkede “tehlike” arz edebileceği düşünülen köpek türlerinin halka açık alanlarda tasmayla dolaştırılması zorunlu. Bazen belediye kararıyla tasma zorunluluğu tüm köpekler için de geçerli olabiliyor.

Zorunlu olduğu halde köpeğini tasmasız gezdiren evcil hayvan sahiplerine 38 avro, eğer köpeği “tehlikeli” türler kategorisinde ise 150 avroya kadar ceza söz konusu.

Sokakta başıboş gezen hayvanların toplanmasından ve bakımından kanunen belediyeler sorumlu.

Sokakta başıboş gezen hayvanlar, vatandaşlar veya belediye ekiplerince toplanarak, geçici bakım merkezlerine bırakılıyor. 8 iş günü sonunda sahibi bulunamayan veya sahibi tarafından alınmayan hayvanlar, “terk edilmiş” ilan ediliyor.

Kuduzun yaygın olmadığı bölgelerde, “terk edilmiş” başıboş bir hayvan, veteriner tavsiyesi sonrası hayvan koruma derneklerinin yönettiği yüzlerce barınaktan birine gönderiliyor veya veteriner tarafından gerek duyulursa uyutuluyor.

Belediyeler kendi inisiyatifleriyle veya hayvan koruma derneklerinin talebi üzerine, halka açık alanlarda grup halinde yaşayan başıboş kedileri ise kısırlaştırıp, kimliğini tanımladıktan sonra bulundukları yaşam alanına tekrar bırakabiliyor.

Kedi ve köpeklerden oluşan evcil hayvanların sayısının 20 milyon olduğu Fransa’da, her yıl 750 bin ila 1 milyon arası evcil hayvan sahiplenilirken, 100 bine yakını terk ediliyor.

Ülkedeki yaklaşık 800 barınaktan, evcil hayvan sahiplenmek isteyenler çoğu zaman tüm aile bireylerini kapsayan belirli bir prosedürden geçiyor.

Aralık 2021’den itibaren de evcil hayvan sahiplenen veya satın alanların, “taahhüt ve bilgi sertifikası” imzalaması gerekiyor.

Sertifikayla yeni evcil hayvan sahiplenecekler, hayvanları hakkında gerekli bakım, aşılama ve finansal maliyet gibi konularda bilinçlendiriliyor.

Fransa’da hayvanını terk eden, 3 yıl hapis ve 45 bin avro cezaya çarptırılıyor

Fransa’da evcil hayvanını sokağa terk etmenin, 3 yıl hapis ve 45 bin avro para cezası var.

Sokağa terk edilmesi sonucu evcil hayvanın ölmesi durumunda ise bu ceza 5 yıl hapis ve 75 bin avroya çıkıyor.

Ülkede “hayvan istismarıyla mücadele ve hayvanlarla insanlar arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçlayan” yasa 1 Aralık 2021’de yürürlüğe girdi.

Yasayla 1 Ocak 2024’den itibaren evcil hayvan dükkanlarında kedi ve köpek satışı yasaklanacak, bu dükkanlarda yalnızca barınaklarla iş birliği dahilinde terk edilmiş kedi ve köpekler sahiplendirilmek amacıyla bulunabilecek.

İnternet üzerinden evcil hayvan satışları da birkaç istisnai durum, evcil hayvan dükkanları ve yetiştiricileri haricindekiler için yasak.

Fransa’daki yasalar, 6 Ocak 1999’dan sonra doğan köpeklerin 4 aylık, 1 Ocak 2012’den sonra doğan kedilerin de 7 aylık olmadan önce yetkili kişiler tarafından mikroçip veya dövmeyle bir kimlik numarası tanımlanmasını zorunlu kılıyor.

Almanya’da sokaklarda köpek görmek neredeyse imkansız

Almanya’da mevcut yasalardan dolayı sokak köpeklerini görmek hemen hemen mümkün değil.

Ülkedeki yasal düzenlemeye göre, kişinin sokakta sahipsiz hayvan bulduğunda, en yakın hayvan barınağına veya veterinere götürmesi, bu mümkün değilse polise veya bölgesinde bulunan ilgili kuruma bildirmesi gerekiyor.

Polis veya ilgili kurum sahipsiz hayvanın kaydını yapıyor ve hayvanı barınağına teslim ediyor.

Almanya’da hayvan hakları, “Havyan Koruma Yasası” ile teminat altında. Yasada hayvanlara nasıl davranılacağı, ne şekilde barındırılacağı ve acil durumlarda neler yapılması gerektiği düzenleniyor.

Yasaya göre sahiplerin, hayvanlarını herhangi bir sebepten sokağa bırakması yasak.

Buna aykırı davrananlara 25 bin avroya kadar para cezası, hayvana eziyet edilmesi ya da öldürülmesi durumunda 3 yıla kadar hapis cezası veriliyor.

Bu sert yasalara rağmen Alman basınında özellikle tatil döneminden önce önemli bölümünü köpeklerin oluşturduğu çok sayıda hayvan parklara ve sokaklara bırakılarak terk ediliyor. Polis çoğu zaman bu hayvanların sahiplerini bulamıyor.

Ülkede sokağa bırakılan sahipsiz hayvanlar konusunda “Hayvanları Koruma Birliği” ve çeşitli dernekler çalışmalar yürütüyor.

Almanya’da evcil köpek besleyenler 72 ila 186 avro arasında köpek vergisi ödemek zorunda. Eğer köpek “tehlikeli” köpek türü arasında yer alıyorsa bu vergi daha da yükselebiliyor.

Birçok eyalette belirli yerlerde ve sokaklarda köpeğe tasma takma zorunluluğu bulunuyor.

Yasalara göre, “tehlikeli tür ve dövüş köpeği” olarak belirlenenler için de dışarıda gezdirilmesi durumda ağızlık takılması mecburi.

Eyaletler arasında farklılıklar olsa da genel olarak sahipsiz hayvanlar, kamu güvenliği veya düzeni için tehlike oluşturuyorsa bundan yerel yönetimler sorumlu.

Bu durumda yerel yönetim tedbir almak, hayvanın barınma maliyetini karşılamak zorunda.

Tasmasız köpek birine zarar verirse zarar hayvan sahibinden tazmin edilebiliyor

ABD’de sokak hayvanlarıyla ilgili kurallar eyaletten eyalete farklılık gösterebiliyor, ancak federal çapta 1960’ta kabul edilen “Hayvanlara Eziyeti Önleme Yasası”nın maddeleri uygulanıyor.

Bu yasa kapsamında kedi ve köpeklerin sokaklarda başıboş dolaşması, köpeklerin sokaklarda tasmasız dolaştırılması ve başkalarının özel mülklerine girmesi yasak.

Köpeklerin tasmasız gezdirilmesinin eyaletten eyalete değişen para cezaları bulunuyor.

Tasmasız bir köpek birine zarar verirse ortaya çıkan zarara göre dava açılabiliyor ve zararın tümü hayvan sahibinden tazmin edilebiliyor.

Birçok eyalette hayvanları sokakta başıboş bırakmak ya da sokağa terk etmek, yasa dışı kabul ediliyor ve sahipleri ağır para cezalarına çarptırılabiliyor.

Eyaletlerde hayvan koruma birimleri, ihbar üzerine gittikleri yerlerde ya da yaptıkları devriyelerde sokaklarda sahipsiz hayvan bulurlarsa, bu hayvanları barınaklara götürüyor.

Sahipleri bulunursa hayvanlar bu kişilere veriliyor, aksi takdirde sahiplendirilmek üzere barınaklarda tutuluyor. Uzun süre sahiplendirilmeyen hayvanlar uyutuluyor.

ABD’deki hayvan hakları savunucusu derneklerinin derlediği verilere göre, barınaklara her yıl 6,5 milyon civarında kedi ve köpek getiriliyor, bu hayvanların yaklaşık 3 milyonu itlaf ediliyor.

Kaynak: Urfada Bugün

Kediler İlk Kez Ne Zaman, Nerede ve Neden Evcilleştirildi?

Kediler ilk kez ne zaman, nerede ve neden evcilleştirildi? ABD’nin Missouri Üniversitesi’nde yürütülen bir çalışmaya göre insanların yaşam şeklinde yaşanan dönüşüm, kedilerin ilk kez evcilleştirilmesini sağladı.

Kediler ilk kez ne zaman, nerede ve neden evcilleştirildi?

Yaklaşık 10.000 yıl önce Dicle ve Fırat nehirlerini çevreleyen Bereketli Hilal bölgesinde yerleşik hayat süren insanlar, burada avcı-toplayıcılıktan ilk defa çiftçiliğe geçiş yapmış ve insanlığın ilk medeniyetlerinde kemirgenleri tüketerek antik bir haşere kontrolü sağlayan kediler ile yakın bağlar kurmuşlardı.

İnsanların yaşam şeklindeki değişim, kedilerin ilk defa evcilleşmelerine neden oldu
Şimdiyse Missouri Üniversitesinde (MÜ) yürütülen yeni bir çalışmada, insanların yaşam şeklindeki bu dönüşümün kedilerin ilk defa evcilleşmesini sağladığı ve insanlar dünyayı gezdikçe yeni kedi arkadaşlarını da beraberlerinde taşıdıkları gösteriliyor.

Populer Science Türkçe’de yer alan çalışmaya göre MÜ Veteriner Tıp Fakültesinde kedi genetikçisi ve karşılaştırmalı tıp profesörü olarak çalışan Leslie A. Lyons, Bereketli Hilal bölgesi ve etrafının yanısıra Avrupa, Asya ile Afrika’da yaşayan kedilerden DNA toplayarak analiz yürüttü. Çalışma kapsamında ise yaklaşık 200 genetik işaretçiyi birbiriyle karışlaştırıldı.

“Üzerinde çalıştığımız ana DNA işaretçilerinden biri de çok hızlı mutasyon geçiren ve yakın zamandaki kedi popülasyonları ile son birkaç yüzyıldaki ırk gelişimleri hakkında ipuçları veren mikro uydulardı” diyor Lyons. “İncelediğimiz bir diğer DNA işaretçisi ise genom çapında meydana gelen tek bazlı değişimler olup birkaç bin yıl önceki antik tarihleri hakkında bilgiler veren tekli nükleotit polimorfizmleriydi. Her iki işaretçiyi de inceleyip karşılaştırarak, kedilerin evrimsel tarihini derlemeye başlayabiliyoruz.”

Kediler ilk kez Bereketli Hilal’de evcilleştirildiler.

Lyons, atlar ve sığırlar dünyanın çeşitli bölgelerindeki insanlar tarafından farklı zamanlarda çeşitli evcilleştirme olaylarına maruz kalsa da; yeni çalışmada kedi genetikleri üzerinde yürüttüğü analizin, kedilerin muhtemelen ilk olarak sadece Bereketli Hilal’de evcilleştirildiği ve sonrasında insanlarla bütün dünyaya göç ettiği kuramına güçlü bir destek sağladığını ekliyor. Kedi genleri yeni nesillere aktarıldıkça, ör. Batı Avrupa’daki kedilerin genetik bileşimi Güneydoğu Asya’daki kedilerden çok farklı bir hale gelmiş. Bu sürece “uzaklık ile izolasyon” adı veriliyor.

“Aslında kedilere yarı evcilleşmiş diyebiliriz çünkü doğaya bırakırsak, büyük ihtimalle yine haşarat avlayacaklar ve doğal davranışları sebebiyle kendi başlarına hayatta kalıp eşleşebileceklerdir” diyor Lyons. “Köpekler ve diğer evcilleşmiş hayvanların aksine, bu evcilleşme sürecinde kedilerin davranışlarını sahiden değiştirmemişiz. Bu yüzden kediler, özel hayvanlar olduklarını bir kez daha gösteriyor.”

Kedi genetiği, insan genetiğini anlamada önemli bir rol oynuyor

30 yıldan uzun süredir kedi genetiğini araştıran Lyons; polikistik böbrek hastalığı, körlük ve cücelik gibi hem kedileri hem insanları etkileyen genetik hastalıkları incelemek üzere kedileri biyomedikal bir model olarak kullanmak istediğini ve bu gibi araştırmaların, kendisinin bu büyük hedefine de destek sağladığını söylüyor.

“Karşılaştırmalı genetik ve hassas tıp, ‘Tek Sağlık’ kavramında önemli roller oynuyor; yani kedilerde genetik hastalıkların sebeplerini incelemek ya da rahatsızlıklarını tedavi etmek için yapabileceğimiz her şey, günün birinde aynı hastalıklara sahip insanları tedavi etmek için de faydalı olabilir” diyor Lyons.

“Genetik araçlar inşa ediyorum. Bunlar, nihayetinde kedilerin sağlığını iyileştirmeye yardımcı olacak genetik kaynaklar. Bu araçları inşa ederken, temsili bir örnek elde etmek ve kedilerin dünya çapındaki genetik farklılıklarını anlamak önem taşıyor ki genetik alet çantamız sadece belli bir bölgedeki kediler için değil, dünya çapındaki kediler için de faydalı olabilsin.”

Kariyeri boyunca kedi yetiştiricileriyle ve araştırmalarına katkı sağlayan iş birlikçilerle çalışan Lyons, bu doğrultuda bilim camiasının yararlanabileceği ve kedi DNA’larını içeren kapsamlı veri tabanları geliştirdi. Bu veri tabanları arasında, dünya genelindeki kedilerden elde edilen kedi genom dizilimleri de yer alıyor.

Lyons ve meslektaşları 2021 yılında yürüttükleri bir çalışmada, kedilerin genomik yapısının insanlara neredeyse tüm diğer primat dışı memelilerden daha fazla benzediğini keşfetti.

“Çalışmalarımız, genetik hastalıkların dünya çapındaki göç ve kalıtımını durdurmaya yardımcı oldu” diyor Lyons. “Bunun bir örneği de, 2004 yılında genetik testimizi ilk başlattığımız zaman İran kedilerinin %38’nin polikistik böbrek hastalığının bulunmasıydı. Bu oran gayretlerimiz sayesinde önemli oranda azaldı. Genel hedefimiz ise kedilerdeki genetik hastalıkları yok etmek.”

Kediler evcilleştirilince beyinleri önemli ölçüde küçüldü

Evcilleştirmenin memeliler üzerindeki etkilerini daha fazla aydınlatan yeni bir araştırmaya göre 10 bin yıl önce insanların evcil hayvanlar olarak bakımlarını üstlenmeye başlamasından bu yana kedilerin beyni önemli ölçüde küçüldü.

Vahşi hayvanlara kıyasla evcilleştirilmiş memeli türlerinde beyin boyutunun küçülmesinin önemli bir özellik olduğu düşünülürken Viyana Üniversitesi’nden Raffaela Lesch dahil bir grup araştırmacı bu tarz beyin boyutu kıyaslamalarının genelde eski ve erişilemeyen literatüre dayandığını söyledi.

Bilim insanları evcil hayvanlar ve vahşi türler arasında karşılaştırmalar yapan çalışmaların bazı durumlarda değerlendirilen evcil hayvan türlerinin gerçek atası olan türleri artık temsil etmeyebileceğini söyledi.

Royal Society Open Science adlı hakemli dergide çarşamba yayımlanan yeni araştırmada bilim insanları 1960 ve 1970’lerde yayımlanan ve yabani kedileri, evcil kedileri ve onların melezlerini karşılaştırarak evcil kedilerin kafatası hacimlerini inceleyen çalışmaları tekrarladı.

Evcil kedilerin (Felis catus) kafatası büyüklüklerini değerlendiren araştırmacılar, bunları Avrupa yaban kedisi (Felis silvestris) ve Afrika yaban kedisiyle (Felis lybica) karşılaştırdı.

Araştırma evcil kedilerin hem Avrupa hem de Afrika yaban kedilerinden daha küçük kafataslarına sahip olduğunu ve bunun da beyinlerinin daha küçük olduğunu gösterdiğini ortaya koydu. Çalışma evcil kedi ve Avrupa yaban kedisi kırmalarının kafatası hacimlerinin iki ana türün kafatası hacimleri arasında seyrettiğini de açığa çıkardı.

Araştırmacılar bu kedigillerde evcilleştirme sürecinde uysallığa bağlı yapılan doğal seçilimin kolay uyarılma ve korkuyla bağlantılı nöral krest hücrelerinin daha az sayıda oluşmasına yol açtığını ve bunun da kafatası ve beyin boyutunun küçülmesinde rol oynadığını söyledi.

Bilim insanları erişimi kolay olmayan eski literatürden bilgi edinmekte birçok kısıtlama olduğunu ekleyerek daha çok tür üzerinde daha çok çalışma yapılmasının evcilleştirmenin kediler üzerindeki diğer etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını düşünüyor.

Kaynak: İndigo Dergisi

Küçük Hayvan İşletmelerinde Devlet Katkısı

Veteriner Hekim Mustafa Yıldız, küçük hayvan işletmelerinde devlet katkısıyla ilgili açıklama yaptı.

Yıldız açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

”Halkımızın hayvancılığın gelişmesi için, ileride gerek birey olarak gerekse de ülke olarak hayvansal gıda sorunu yaşamamak için şimdiden atılması gereken stratejik adımları atmaları kendi menfaatlerinedir. Gıda insanlık için her zaman öncelikler sırasında en başta yer almaktadır. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı 2022-2023 Başvuru Dönemi Uygulama Esasları Tarım ve Orman Bakanlığınca yayımlandı. İhtiyacı olan üreticilerimizin zaman kayıp etmeden baş vurmalarını tavsiye ediyorum.

Bu kapsamda hayvancılıkta kalkınmasına öncelik verilen küçük aile işletmeleri Kırsal Kalkınma Desteklenmesi Programı kapsamına alındı. Büyükbaşta 5-50, küçükbaşta 50-300 baş hayvan varlığına sahip işletmelerin ahır ve ağıl kapasite artırımı ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyonu işlemlerine destek verilecek.

İşletmelere yem hazırlama makinesi, gübre sıyırıcı, süt sağım makinesi, süt soğutma tankı, hayvan kaşıma fırçası, suluk, iklimlendirme ve havalandırma sistemleri ile yaylacı ve göçerler için 5 kw’a kadar elektrik üretim sistemleri alımlarına Bakanlıkça %50 hibe desteği sağlanacak.

Bu konuda sadece ahır ve ağıl başvurularında, kapasite artırımı ile teknoloji yenileme ve/veya modernizasyon niteliğindeki başvurular kabul edilecek. Küçük aile işletmeciliğine yönelik hayvancılık yatırımları için proje başvurusunda bulunacak başvuru sahipleri en az 5 en çok 50 baş büyükbaş ya da en az  50 en çok 300 baş küçükbaş hayvan varlığına sahip olduğuu belgelendirecek. Üreticilerimize bol kazançlı bir sezon geçirmelerini diliyorum…”

Kaynak: Sakarya Yeni Haber

Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ergül: “Sokak Hayvanları Veterinerlerin Değil, Belediyelerin Sorumluluğundadır”

Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ergül: “Sokak hayvanları veterinerlerin değil, belediyelerin sorumluluğundadır” “Sokaktaki popülasyonu kontrol altına almada en büyük görev belediyelerimizin “KAYSERİ Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, sokak hayvanlarının…

Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Ergül: “Sokak hayvanları veterinerlerin değil, belediyelerin sorumluluğundadır” Sokaktaki popülasyonu kontrol altına almada en büyük görev belediyelerimizin “KAYSERİ Kayseri Veteriner Hekimler Odası Başkanı Akgün Ergül, sokak hayvanlarının veterinerlerin değil, belediyelerin sorumluluğu altında olduğunu söyleyerek, “Sokaktaki popülasyonu kontrol altına almada en büyük görev belediyelerimizin” dedi.

Veteriner hekimler olarak canlıların sadece hastalıklarında değil, daha öncesinde koruyucu hekimliğini yaparak da ilgilendiklerini söyleyen Akgün Ergül, “Veteriner hekimlerimiz ve gerek merkezde gerekse de ilçelerde bulunan kliniklerimiz öncelikle 6343 sayılı Türk Veteriner Hekimler Birliği mevzuatına ve 5996 sayılı Tarım ve Orman Bakanlığı’nın mevzuatı ve kanunları çerçevesinde kliniklerini açarak halk ve hayvan sağlığı hizmeti içerisinde faaliyetlerini yürütürler. Biz veteriner klinikleri öncelikle sahipli hayvanları onun haricinde ekonomik özelliği olan koyun, keçi ve inek gibi tüm canlıların sağlığıyla birlikte bunların koruyucu hekimliği ile uğraşan bir meslek dalıyız. Bunun dışında da özel olarak kendi hizmetlerine çalışan, klinikleri olan meslektaşlarımız, sokakta yaralı bir hayvan gördüğü zaman da müdahale ederler. Bizim kliniklerimize trafik kazası sonucu herhangi bir vatandaşımız sokak hayvanlarını getirirse karşılaşıyoruz bu tip durumlarla. Burada da bazı vatandaşlarımız tedavi ücretlerini üstlendikleri gibi bazen çok kötü sonuçlu olan kaza durumlarında da gerek üniversitelerin veteriner fakülteleri gerekse de belediyemizin bunlarla ilgili ihbar hattı var ve oralara yönlendiriyoruz. Neticede biz hekimiz ve hekim olduğumuza binaen de tüm canlıların sağlığıyla ve sağlık öncesi koruyucu hekimliğiyle de ilgilenmek zorundayız. Hiçbir meslektaşım şimdiye kadar “ben bu hayvana bakmayacağım” dememiştir” dedi. “Sokak hayvanları belediyelerin sorumluluğundadır “Ergül, sokak hayvanlarının kontrol altına alınmasında en büyük görevin belediyelere düştüğünü söyleyerek, “Bizim esas kanunlarımızı yürürlüğe sokacak olursak, nasıl ki hastanın hekim seçme özgürlüğü varsa hekimin de hasta seçme ve tedavi yapmama gibi durumu da bulunmaktadır. Bunların hepsi kanunda açık ve net bir şekilde yazılmıştır ama tabi ki biz insan da olsa hayvan da olsa hiçbir canlıyı sokakta bırakmamış veya tedavisini ret etmemişizdir şimdiye kadar. Sokak hayvanlarına gelecek olduğumuzda da bu canlılarımızla ilgili kanunda belirtilen düzenleme ile bu işin tüm yetkisi ilgili büyükşehir belediyelerinde ve ya il ilçe belediyelerindedir. Kayseri özeline gelecek olursak büyükşehir belediyemizin barınağı var, kedi barınma evi var. Buralarla ilgili belediyelerimiz de düzenlemelerini yapıp yeni barınakların da kurulması ile birlikte sokaktaki canlarımızı hiç değilse koruma altına alıyor. Çünkü bizim kontrol edemediğimiz bir popülasyon var sokakta ister istemez. Bunu da kanunun uygun gördüğü şekilde yakalanıp barınma evlerinde kısırlaştırılmaları, iç-dış parazit iğneleri ve kuduz aşıları ki kuduz toplum açısından çok önemli bir hastalıktır. Bu aşılar yapıldıktan sonra doğal ortamına tekrardan bırakılmasını kanun emrediyor. Biz canlının her türlü kanun çerçevesindeki uygulamalarını yaptık diyelim ama onun haricinde de sokakta bir kontrolsüz popülasyon olduğu zaman, ister istemez bu insanlarla da ilgili ve ya o canlıların sağlığıyla da ilgili bazen olumsuz durumlar olabiliyor ama barınma evlerimizin popülasyonu ne kadar artarsa veya orada şartları düzeltip 1 değil 2 tane olduğu zaman sokaktaki canlılarımızı daha rahat kontrol altına almış olacağız. Bunun için de burada en büyük görevler belediyelerimize düşmektedir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Son Dakika

Hayvanlara Karşı Suç İşlemenin Cezası Ne?

Sokak köpeklerinin harita üzerinde yerini gösteren internet uygulaması Havrita, hayvanlara karşı işlenen suçları yeniden gündeme getirdi. Peki hayvanlara zarar vermenin cezası nedir? Böyle bir durumla karşılaşan insanlar ne yapmalı? Hayvanın sahipsiz olması cezayı etkiler mi? Bir hayvanın verdiği zarardan dolayı sahibine ceza kesilir mi? Merak edilenleri Avukat Cem Duman yanıtladı.

Hayvanlara karşı suç işleyenler hapis cezası alabilir!

Hayvanlara karşı işlenen suçlara verilen cezalar hakkında bilgi veren Avukat Cem Duman, “Hayvanları Koruma Kanununun 28/A maddesi uyarınca, bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ile; bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden veya acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile; hayvanları dövüştüren kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile; hayvanlara cinsel saldırıda bulunan veya tecavüz eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır. Suçların birden fazla hayvana karşı işlenmesi halinde ise verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Ayrıca hayvanlara karşı işlenen suçun türüne göre Hayvanları Koruma Kanununun 28. maddesi uyarınca suçu işleyen kişi, 500 TL’den 35.000 TL’ye kadar idari para cezası ile cezalandırılabilecektir” dedi.

Sokak hayvanlarını da kapsıyor
Hayvanın sahipli ya da sahipsiz olmasının suçlu kişinin aldığı cezada yarattığı fark hakkında ise Duman, “Hayvanları Koruma Kanununun 28/A maddesinin gerekçesinde ev hayvanı; ‘kişiler tarafından özellikle evde, iş yerlerinde ya da arazisinde özel ilgi ve refakat amacıyla muhafaza edilen, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvan’ olarak tanımlanırken evcil hayvan; ‘insan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanlar’ şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca madde gerekçesinde kedi veya köpek gibi hayvanların sahipsiz olsa dahi insan tarafından kültüre alınmış hayvan olduğu kabul edilerek evcil hayvan statüsünde olduğu yer almaktadırlar. Dolayısıyla verilecek cezada bir fark olmayacaktır” diye konuştu.

‘İhbarda bulunun’
Hayvana karşı işlenen bir suça şahit olunması durumunda izlenmesi gereken yol hakkında da bilgi veren Duman, “Şahit olunması halinde Hayvanları Koruma Kanununun aradığı suçüstü halinin varlığı kabul edilerek polis, jandarma veya Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunarak şüpheli hakkında soruşturma işlemlerinin başlaması sağlanabilecektir” ifadelerini kullandı.

Sahibine ceza kesilir
Peki, bir hayvan insanlara zarar verirse sahibine ceza kesilir mi? Konuyla ilgili Cem Duman, “Hayvanın zarar vermesi halinde, zarar gören zararını hayvanın bakım ve gözetimini üstlenen sahibinden TBK madde 67 doğrultusunda talep edebilecektir. Ancak hayvanın bakım ve gözetimini üstlenen sahibi zararın meydana gelmemesi için gerekli özeni göstermiş ise zarardan sorumlu olmayacaktır. Ayrıca bakım ve gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı açısından tehlike yaratacak şekilde serbest bırakan yahut kontrol altına alınması konusunda ihmal gösteren kişi TCK madde 177 doğrultusunda 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilecektir” dedi.

‘Ceza artırılmalı’

Hayvanlara karşı işlenen suç sayısının her geçen gün arttığını kaydeden Duman şunları söyledi: “İlgili kanunlarla yapılan cezai yaptırımlar yetersiz kalmakta ve cezalandırmanın amaçlarından birisi olan caydırıcılığı sağlamamaktadır. Dolayısıyla hayvanlara karşı işlenen suçlarda hapis cezası sürelerinin arttırılmasına yönelik düzenleme yapılmasının elzem olduğu kanaatindeyiz.”

Kaynak: İndigo Dergisi

Sokak Hayvanlarıyla AB’nin İmtihanı: Hollanda ve Romanya Ne Yaptı?

Sokaklarını hayvanlardan ‘arındırmış’ ilk ülke olarak anılan Hollanda’da nasıl bir sistem uygulanıyor? 2013’te köpeklerin toplatılmasını yasalaştıran Romanya’nın deneyimi bize neler anlatıyor?

DUVAR – Türkiye’de hayvanların sokaklardan toplatılma çağrıları ne kadar yüksekse hayvanseverlerin buna itirazları da bir o kadar fazla… Hayvan varlığı ile ilgili düşünürken dünyadaki örneklere de baktık.

İki Avrupa Birliği ülkesi Hollanda ve Romanya… Biri, dünyada sokaklarını ‘hayvasızlaştıran’ ilk ülke olarak anılıyor, diğeri yakın tarihte hayvanları sokaklardan toplatılmasını sağlayan yasası ile… Hollanda’nın yüzyıllar öncesine dayanan barınak ve sahiplendirme sistemi ile ilgili bilgileri Hollanda Tarım Bakanlığı’ndan aldık. Romanya’da yasanın çıkışına giden süreci ve sonrasını ise belgesel film yönetmeni, aynı zamanda hayvan hakları savunucusu olan Mihai Gavril ile konuştuk.

İLK YASA 1875’TE YÜRÜRLÜĞE GİRDİ

Hollanda’nın sokak hayvanlarının varlığı ile girdiği ‘mücadele’, 1400’lü yıllara kadar dayanıyor. Bu tarihte büyük köpek ırklarına tasma zorunluluğu getirildi. Bundan yaklaşık 450 yıl sonra barınaklar, inşa edilerek sahiplendirme programları başlatıldı. Köpeklerin toplu ölümleri Hollanda tarihinin de bir parçası. 1800’lü yıllarda yaşanan kuduz vakaları nedeniyle Hollanda’da pek çok köpek öldürüldü.

Hollanda’nın hayvanlarla ilgili yasal çalışmalarının ilkini, 1875’te yürürlüğe giren Ulusal Hayvan Yasası oluşturuyor. Söz konusu tarihten bu yana yasa, dört kere yeniden düzenlendi. Hollanda’da şu an yürürlükte olan yasa, 2011 tarihinde şeklini aldı. Yasa, hayvan istismarını, ihmalini ve terk etmeyi para ve hapis cezasına bağladı. Ülke yasalarına göre, hayvan istismarı söz konusu olduğunda en yüksek hapis cezası 3 yıl. Para cezası da 21 bin 750 euro. Hayvan ihmalinin üst sınırı ise 6 ay hapisken para cezası 8 bin 700 euro.

‘BUNLAR BİZİM İÇİN GEÇMİŞTE KALAN TARTIŞMALAR’
Hollanda’da, köpeklerin kayıt altına alınması zorunlu. Satın almanın da önünde bir engel yok. Bakanlık “Satın da alsanız, sahiplenseniz de hayvanların tanımlanması, bakımlarının ve barınmalarının karşılanması zorunlu” diyor. Kaçan ya da kaybolan bir köpeği, bu kayıt sistemi ile kolayca bulduklarını ifade ediyor. Bakanlık, bu sistem sayesinde ülkede ‘sahipsiz’ köpek olmadığını belirtiyor.

Buna karşılık bakanlık, az sayıda da olsa Hollanda’da ‘başıboş’ köpeklere rastlandığını anlatıyor. Ancak buna çözümleri yine kayıt sistemi. Hayvan koruma servislerine bildirilen köpeklerin, çip ile kayıt altına alındığı ve barınağa götürülerek sahiplendirilmeye çalışıldığı ifade ediliyor. Hollanda’da barınaklardan sahiplendirme teşvik ediliyor. Bu kapsamda sahiplendirme, satın almadan daha az maliyetli ve avantajlı olarak sunuluyor; hayvanların kayıt, çip, bakım ve kısırlaştırma işlemleri barınak tarafından karşılanıyor.

Bakanlıktan, hayvanların kayıt altına alınması ve bakımı için ne kadar bütçe ayrıldığı ya da hayvanlarla ilgili uyguladıkları program nedeniyle bakanlığa yönelik herhangi bir tepki olup olmadığı sorularımıza ise “Bunlar bizim için çok geçmişte kalan tartışmalar” cevabını aldık.

ROMANYA’DA SOKAK KÖPEKLERİN TOPLATILMASI 2013’TE YASALAŞTI
Romanya’da 2013 yılında çıkan yasa, toplumda büyük bir tartışma yarattı. Romanya’da hayvanların toplatılma çağrıların yasallaşması öncesinde yaşananlar, Türkiye ile paralellik taşıyor. Romanya’nın başkenti Bükreş’te 65 bin civarı olduğu düşünülen köpek nüfusu, uzun zamandır toplumda bazı huzursuzluklara sebep verse de hayvanseverlerin ve halkın köpeklerle olan bağı, toplatılma çağrılarını bastırıyordu. Ta ki, 4 yaşındaki bir çocuğun sokak köpeklerinin saldırısı sonucu hayatını kaybetmesine kadar… Bu olaydan sonra Bükreş Belediye Başkanı Sorin Oprescu, halka sokak köpekleri için ‘ötenaziyi kabul edip etmediklerini soran’ bir referandum düzenleneceğini açıkladı. Akabinde bunu destekleyenler tarafından şehirde bir eylem düzenlendi.

Tartışmalar, Cumhurbaşkanı Traian Basescu’nun “insanlar köpeklerden üstündür” şeklindeki çıkışıyla farklı bir boyuta taşındı. Tüm bunların sonunda Romanya Parlamentosu, ‘sokak köpeklerinin toplanmasına ve sahiplenilmeyenlerin de itlafına’ onay veren yasayı çıkardı.

Mihai Gavril

‘HAYVANLAR İNSANLARIN ŞİDDETİNE KARŞILIK VEREMİYOR’
Günümüzde Bükreş başta olmak üzere Romanya’nın pek çok büyük şehrinde sokaklarda hayvan yok. Bükreş’te üç kedisi ile birlikte yaşayan ve hayvan barınağında çalışan Mihai Gavril, Türkiye’de yaşanan tartışmaların geçmişte Romanya’da yaşananlarla benzerlik taşıdığını ifade ediyor.

Gavril, Romanya’daki yasanın hem çıkışına kadar hem de sonrasında hayvan hakları için mücadele etmiş bir isim. Hayvan haklarıyla ilgili mücadele sebebi, çok kişisel. Bu durumu, “Ben de bir zamanlar savunmasızdım, o duyguyu iyi bilirim. Bu nedenle yapabileceğim her ne varsa onlar için yapmak istiyorum. İnsanlara kıyasla hayvanlara yardım etmek için çok az yöntem ve araç var. Bu haksızlık” diye açıklıyor. Hayvanların insanların şiddetine karşılık veremediğini, onları savunacak doğru düzgün yapılara sahip olmadıklarını anlatan Gavril “Gerçekten sizi savunacak kimsenin olmaması, terk edilip öldürülmeniz kabul edilir bir şey değil. Onların tarafındayım çünkü onları toplumumuzun en savunmasız canlıları olarak görüyorum” diyor.

‘ROMANYA’DAKİ HAYVANSEVERLER POLİTİK SÖYLEM ÜRETEMEDİ’
2013 yılına gidiyoruz… Sokak köpeklerinin toplatılmasını ve itlafını sağlayan o döneme… Romanya’da da hayvanlar için işaret, bir çocuğun sokak köpekleri tarafından saldırıya uğraması ve sonrasında da hayatını kaybetmesi ile veriliyor. Ancak Gavril, bu olaya kadar Romanya’da köpeklerle ilgili pek çok şey yaşandığını ve ciddi bir sorun olarak görülmeye başlandıklarını anlatıyor. Romanya’daki parlamento, 2013 yılında bir oylama yaptı ve 20 çekimser, 23 hayır ve 226 evet oyu ile köpeklerin toplanması ve 14 gün boyunca barınakta kalıp sahiplenilmeyenlerin de itlaf edilmesinin önünü açan yasaya onay verdi. Gavril’e göre, işlerin bu noktaya gelmesindeki en büyük sebep, köpekleri etkin şekilde kısırlaştıran bir sistem olmaması. Bir diğeri de politik söylem üretmekten uzak hayvanseverler…

“Romanya’daki hayvanseverlerin hayvan haklarından anladığı şey, olabildiğinde çok köpeğe bakmak” diyen Gavril, hayvan sevgisinin politik bir anlayışa dönüşmemesinden şikayetçi. Yasanın çıkış döneminde Gavril, hayvan hakları savunucuları olarak yetkililerle görüşme yaptıklarını anlatıyor: “Savunucular olarak yerel yetkililerle özellikle kısırlaştırma konusunda görüştük. Daha çok bütçe ayrılmasını istedik ancak bütçeyi harcayacakları başka alanlar olduğunu söyleyip taleplerimizi yerine getirmekte istekli olmadılar.”

‘KEDİ VE KÖPEKLER NEHRE ATILMAYA BAŞLANDI’
Yasayla birlikte neler değişti? Gavril, ağır aksak işlese de bazı iyi örnekler olduğundan bahsediyor: “Şimdi bir yasamız var. Buna göre, eğer kedi ya da köpeğiniz varsa kısırlaştırmak zorundasınız. Çoğu insan buna uymuyor aslında. Yerel yönetimler de bu konuyla ilgili sistemli bir çalışma yapmıyor. Tek tek evcil hayvan sahiplerine gidip kontrol yapmaları lazım. Kısırlaştırma yapmayanları tespit etmeliler. Yasadan üç yıl sonra hayvan polisi devreye girdi. Hayvanlarla ilgili bir şey olduğunda onlar aranıyor. Hala çok yeni bir uygulama ve etkili değil ama yine de hiç yoktan iyi. Eğer bir şiddet, istismar ya da terk etme olayı olursa onlar devreye giriyor. Ama yasa çok karmaşık. Üç yıl öncesine kadar hayvan terk etmenin cezası yoktu. Şu an yeni geldi ve geç kaldı aslında.” Gavril, köpeklerin sokaklardan toplatılmasının Avrupa Birliği’ne üyelikle ilişkisini olduğunu düşünüyor. Tüm bunlar, AB ülkelerine benzeme çalışmalarının bir parçası ona göre.

Kırsal bölgelerde yaşayanların yasayı çok ciddiye almadığını belirten Gavril, kısırlaştırma yapmayanların hayvanları doğurunca onlardan zalimce kurtulmaya çalıştığını şu şekilde ifade ediyor: “Yasadan sonra özellikle çok fazla hayvan nehirlere ve göllere atılmaya başlandı. İnanabiliyor musunuz, yavru kedi ve köpekleri poşete koyup nehre atıyorlar. Hayvanlarını kısırlaştırmayanlar, onlar yavrulayınca bu durumdan kurtulmak için bu yöntemi kullanıyor. Romanya’daki insanlar çok zalim olabiliyor.”

Bu noktada kedilerinden birini nehirden kurtardığını anlatıyor: “Yasadan sonra hayvanlara yönelik şiddette bir artış oldu. Nehirlere fırlatılan yavru kedi ve köpek hikayeleri yaşandı. Benim üç kedimden biri, bu şekilde nehre atılan bir kedi. Onu atıldığı nehirden kurtardık ve şu an birlikte yaşıyoruz.”

‘ONLARI BİZ EVCİLLEŞTİRDİK, TERK EDEMEYİZ’
Şehirlerden köpeklerin barınaklara ya da şehir çeperlerine sürüldüğünü söyleyen Gavril, bu koşullarda yaşayan köpeklerin de zamanla vahşileştiğini bunun da başka sorunlara yol açtığını dile getiriyor: “Köpekler buralara sürüldükleri için daha vahşi oldular. Bir diğer problem de köpeklerin, doğal bir avlayıcısının olmaması… Dolayısıyla bu da doğada başka bir şeyin bozulmasına yol açıyor.”

Gavril, köpeklerin sokaklardan toplanmasının toplumdaki dayanışma ve güvenlik ağlarını kırdığını düşünüyor. Ayrıca Gavril, sokaklarda kedi nüfusunun arttığını ve onların da kuşlar için ciddi tehdit olmaya başladığını belirtiyor.

Gavril, bir savunucu ve hayvansever olarak her köpeğin bir yuvası olmasını istiyor. Ancak bunun olmadığı koşullarda da köpeklerin kısırlaştırılarak ait oldukları yerlere yani şehirlere geri gelmesini talep ediyor: “Onlar insanlara bağlı, evcil hayvanlar. Her köpeğin onunla ilgilenen ve seven bir insana ihtiyacı var. Onları biz evcilleştirdik ve onları terk edemeyiz.”

Kaynak: Gazete Duvar

Evcil Hayvan Sahipleri İçin Geri Sayım Başladı! 31 Aralık Son Gün

Tarım ve Orman Bakanlığı evcil hayvanlara taktırılması gereken mikroçip hakkında bir uyarıda daha bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığı evcil hayvanlara takılacak olan mikroçip teknolojisine geçiş için son tarihin 31 Aralık 2022 olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Tam 629 Bin 165 Hayvana Çip Takıldı
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan mikroçip teknolojisi biliyorsunuz ki evcil hayvanların kaybolması durumunda bulunabilmesi adına büyük bir rol oynayacak. Ayrıca sokağa terk edilen hayvanların sahiplerinin bulunması ve cezalandırılmasında da yardımcı olacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan duyuruda, bugüne kadar tam 629 bin 165 ev hayvanına çip takıldığı bildirildi. Sosyal medya tarafından yapılan bir paylaşımda bakanlık, Ev Hayvanı Kayıt Sistemi (PETVET) ile hayvanların bir kimliği oluşturulduğunu söyledi.

Söz konusu kimliklendirme işlemi için de son tarihin 31 Aralık 2022 olduğunu hatırlatarak hayvanseverleri uyardı:

Ev Hayvanı Kayıt Sistemi (PETVET) ile can dostlarımızı kimliklendiriyor, kayıt altına alıyoruz. Bu işlemler, il ve ilçe tarım müdürlüklerimiz ile veteriner hekimler tarafından yapılmaktadır. PETVET mikroçip uygulamasıyla hayvanın adı, pasaport numarası, türü, ırkı, cinsiyeti, rengi, doğum tarihi, hayvan sahibinin adı, bulunduğu il, ilçe, köy/mahalle bilgileri ile acil durumda ulaşılabilecek kişi bilgileri kaydediliyor. Ayrıca aşı bilgileri, sahip değişikliği, kayıt durumu ve hayvana yapılan operasyonların bilgileri de kayıt altına alınıyor. Bu kapsamda, bugüne kadar 323 bin 647 kedi, 305 bin 505 köpek ve 13 gelincik olmak üzere 629 bin 165 ev hayvanı kimliklendirildi.

Cezası Bin 634 TL
Bakanlığın altını çizdiği noktalar arasında ise mikroçip takılmaması durumunda uygulanacak cezanın miktarı oldu. Bu yıl sonuna kadar kedi ve köpeklerine mikroçip taktırıp kayıt altına aldırmayanlar için 5199 sayılı Kanun’un 28’inci maddesine göre 1.634 TL idari para cezası uygulanacak.

Kaynak: Edirne Jet Haber

Pet Haber Gazetesi Sayı 57