PETZOO EURASIA 2023’TE KAPILARINI AÇACAK
Avrasya Bölgesi’nin en büyük pet fuarı PETZOO Eurasia 12-15 Ekim 2023’te kapılarını açıyor.
9. Uluslararası Evcil Hayvan Ürün Malzeme ve Aksesuar Tedarikçileri Fuarı PETZOO Eurasia 12-15 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nde 9,10 ve 11 salonlarda gerçekleşecek. 2 yılda bir düzenlenen fuarda evcil hayvanlara dair her türlü ürün ve hizmete ulaşmak mümkün. Yerli ve yabancı yüzlerce firma ve binlerce marka bu fuarda ürünlerini ve hizmetlerini anlatıyor.
KATILIMCILARIN HEDEFİ İHRACAT
PETZOO Eurasia 2012’den beri sektörün büyümesine ve firmaların ihracatlarını arttırmalarına destek oluyor. Bugüne kadar 5 kıtada 100’den fazla ülkeye 850’den fazla katılımcıya ve 250 bine yakın ziyaretçiye ulaşan PETZOO Fuarları uluslararası iş birlikleriyle tanıtımlarına devam ediyor. 25’ten fazla uluslararası fuar organizasyonu ve yayın ile gerçekleştirdiği çalışmalarla 5 kıtada fuarların tanıtımını yapıyor.
PETZOO Eurasia Fuarı katılımcılarının ana hedefi ihracat paylarını arttırmak. Dünyanın pek çok ülkesinden gelen profesyonel ziyaretçilerin ve satın almacıların PETZOO Eurasia B2B alanında Türk firmaları ile buluşmasını sağlıyor. Fuar bu kapsamda 2021 yılında T.C. Ekonomi Bakanlığı tarafından destek aldı. 2023 yılında da destek kapsamına alınması bekleniyor. Fuar ayrıca KOSGEB tarafından da destekleniyor.
SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI
Türk Pet Sektörü son yıllarda dış pazarlarda ki gücünü arttırarak 80 ülkeye ihracat yapmaya başladı. İç Pazar büyüklüğü ise kısa sürede yüzde 200 büyüme gösterdi.
PETZOO Eurasia Türk Pet Sektörü’nün buluşma noktası haline geldi. Firmalar ürünlerini sergilerken diğer firmaların da ürünlerini tanıyor ve kendilerini geliştirmeye devam ediyor. Firmalar artık Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapıyor ve ürünlerini dünya standartlarının da üstüne çıkarıyor.
Yeni firmaların ürünlerini tanıtması için fuar büyük bir avantaj sağlıyor. Fuar, hem yurt içi hem de yurt dışı alıcılara tek bir noktadan ulaşma kolaylığı sağlıyor.
FUARA KATILIM BAŞLADI
12-15 Ekim 2023’te gerçekleşecek fuar için çalışmalar hız kazandı. Fuara katılımlar Eylül ayı itibarıyla başlamış durumda. Türkiye’nin önde gelen üretici firmalarının yanı sıra yeni üreticiler ve yabancı katılımcılar fuarda yerini almaya başladı.
Kaynak: agronewsturkey.com
Ulusal Fuarcılık Etkinlik Direktörü Orhan ARDA; ”4 Yıl Sonra Yeniden Ankara”
4 YIL SONRA YENİDEN ANKARA!
2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştirilen Petzoo Ankara fuarlarının 3.sü, 4 yıl aradan sonra 2022 yılında gerçekleşti. Ana Sponsorluğunu Petfan’ın olduğu, COSponsorluğu Maya Family, EFT ve Adak’ın üstlendiği Petzoo Ankara 2022, 10.000’in üzerinde ziyaretçisiyle Anadolu’da evcil hayvan sektörünü buluşturdu.
Ulusal Fuarcılık olarak Ankara’da 3.sünü düzenlediğimiz Petzoo Ankara fuarımız 5 farklı yabancı ülke katılımcısı, 83 farklı standlı katılımcı firma ve 20’den fazla STK’nın katılımı ile 100’ü aşkın katılımcıyla 15 Eylül 2022 tarihinde gerçekleşti. Bu bakımdan Petzoo Ankara Anadolu’nun kalbi Türkiye’nin başkenti Ankara’da Evcil Hayvan Ürünleri ve Tedarikçileri’ni bir araya getiren gerçek bir ihtisas fuarı niteliği kazandı.
83 farklı firma dışında Ankara Büyükşehir Belediyesi, Çankaya Belediyesi, Uluslararası Köpek Irkları Federasyonu, Avustralya Çoban Köpeği Irk Derneği, Jack Russell Terrier Irk ve Spor Derneği, Alabai Sevenler Derneği, Alman Çoban Köpeği Derneği, Türkiye Kanarya ve Kafes Kuşları Federasyonu, Süs Tavukları ve Bahçe Hayvanları Federasyonu Ankara Derneği, Ankara Akvaryumcular Esnaf Odası, Evcil Hayvan İş Adamları Derneği gibi STK’ların yanı sıra her yarım saatte bir yapılan Dog Dans, Koruma ve İtaat Cuma, Cumartesi, Pazar gerçekleştirilen Dog Show, Bahçe Hayvanları Yarışması ve Ödüllü Grooming Show ziyaretçilerini de sektöre doyurdu.
Ulusal Fuarcılığın Vizyonu; Çözüm Süreçlerine Katkı ve Kolaylık Sağlamak
Ulusal Fuarcılığın vizyonunda, Anadolu’daki üretici ve toptancıların hem iş birliği hem ticaret hem de bilinilirlik sorunlarını ortadan kaldırmak, Çözüm süreçlerine katkı ve kolaylık sağlamak amacıyla hayata geçirilen Petzoo Ankara Fuarı, 2022 yılında 3. kez bu amaçlara katkı sağladı.
2012 yılında İstanbul Feshane’de başlayan amatör ruhumuzu tutkumuzla birleştirdiğimiz, Evcil Hayvan Fuarı hikayemiz, banim yaşamım açısından çok şey ifade eden ve çok anlamlı bir süreç. Geçen her yıl artan bir ivmeyle üzerine koyduğumuz, İstanbul’da yapılan fuarımız olan Petzoo Eurasia, artık kendini Avrupa’da devler liginde konumlandırdı. Uluslararası bütün dev markaların, Avrasya bölgesi ve hatta Doğu Avrupa’daki lider fuarı olarak değerlendirdiği bir fuarı gerçekleştirmek ne benim ne de Ulusal Fuarcılık ekibi için yetecek bir başarı değil.
Şimdiki hedefimiz Petzoo Eurasia’yı dünyanın en büyük ve kaliteli ilk üç Evcil Hayvan Fuarı arasına sokmak.
İkincil hedefimiz ise ulusal çaptaki ve yeni sektöre giren evcil hayvan markaları için kaliteden taviz vermeyen ve Türkiye’nin her noktasına hitap eden, samimi çözüm odaklı amaca yönelik yerel fuarlarımızı hak ettikleri seviyeye getirmek.
Bu bakımdan Petzoo Ankara, Ulusal Fuarcılığın amaçlarının bir ürünü. Ankara’da başlayan, Antalya’da devam eden ve tekrar Ankara’ya dönen Anadolu fuarlarımız önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin dört bir yanına ve değişik şehirlere yayılarak kümülatif fuarcılık anlayışının ne olduğunu piyasayı gerçekten anlayan organizatörlerle ne kadar muhteşem işler yapılabileceğini pet sektörüne kanıtlamaya devam edecek. Bu yolculukta bizi yalnız bırakmayan ve arkamızda değil tam yanımızda yürüyen sektör firmalarına, şahsım ve Ulusal Fuarcılık ekibi adına Teşekkür Ederim. İyi ki varsınız.
Ulusal Fuarcılık Etkinlik Direktörü; Orhan ARDA
Yaşayan ‘en yaşlı köpek’ unvanı yeni sahibini buldu
Yaşayan en yaşlı köpek unvanının yeni sahibi belli oldu. 24 Eylül 2000’de doğan Gino, Guinness’e girdi. Guinness Dünya Rekorları, 22 yaş 52 günlük Gino’nun bu unvanı kazandığını 15 Kasım’da duyurdu. Alex Wolf, köpeğe bakmasına yardım eden yakınlarına teşekkür etti.
Yaşayan en yaşlı köpek unvanının yeni sahibi belli oldu. Guinness Dünya Rekorları, 22 yaş 52 günlük Gino’nun bu unvanı kazandığını 15 Kasım’da duyurdu.
24 Eylül 2000’de doğan Gino, 2 yaşındayken Alex Wolf tarafından sahiplenildi. ABD’li Wolf, “Ona sahip olduğumuz için çok mutluyum. Gino harika” dedi.
Uzun süre birlikte yarış yaptıklarını belirten Wolf, köpekle harika vakit geçirdiklerini ifade etti. Gino’nun, kız arkadaşı Rebecca Grenell’le de çok iyi anlaştığını belirtti:
“Bizi her gün güldürüyor.”
EL ARABASIYLA DOLAŞIYOR
Independent Türkçe’nin haberine göre; köpeğin eskisi kadar hareketli olmadığını belirten Wolf, hayvanın artık ateş başında şekerleme yapmayı ve somon atıştırmayı tercih ettiğini ifade etti. Eskisi kadar iyi göremeyen Gino artık mahallede bir el arabasıyla dolaştırıyor.
Wolf’a göre Gino’nun uzun yaşamının sırrı kaliteli yemeklerden oluşan sağlıklı beslenme düzeni, veteriner bakımı ve verilen destek. Sahibi, evcil hayvanının çok güçlü olduğunu da kaydetti.
“Yaşayan en yaşlı köpek” unvanını hayvanlar için yapılacak çalışmalara fon ve farkındalık yaratmak için kullanmak istediğini belirten Wolf, halihazırda kâr amacı gütmeyen kuruluşlarla görüştüğünü açıkladı.
9 Ocak 2001’de doğan TobyKeith’in, dünyanın yaşayan en yaşlı köpeği olduğu nisanda açıklanmıştı.
Florida’daki köpeğin haberini gören ABD’li Bobby ve Julie Gregory çifti, kendi hayvanları Pebbles’ın daha yaşlı olduğunu fark etmiş ve böylece unvan bir ay sonra el değiştirmişti. En yaşlı köpek,
28 Mart 2000’de dünyaya eglen toy fox teriyer cinsi Pebbles olmuştu. Ancak Pebbles, 3 Ekim’de doğal nedenlerden yaşamını yitirmişti. Böylece rekorun yeni sahibi Gino oldu.
Şimdiye kadar yaşamış en yaşlı köpek unvanıysa 1939’da 29 yaş 5 aylıkken ölen Bluey adlı Avustralya sığır çobanı köpeği cinsi hayvana ait.
Kaynak: CUMHURİYET
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ’NDE YÖNETİM DEĞİŞTİ
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nde yönetim değişti. Seçimi, İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan’ın öncülüğündeki ‘Meslekte Uyanış Platformu’ kazandı.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin 50 Büyük Kongresi, hafta sonu Ankara’daki özel bir otelde yapıldı. Veterinerler, birliğin yeni merkez konseyini belirlemek için bugün oy kullandı. Çarşaf listeyle yapılan seçimi, Prof. Dr. Murat Arslan’ın öncülüğündeki ‘Meslekte Uyanış Platformu’ kazandı. Meslekte Uyanış Platformu, yedi kişiden oluşan merkez konseye beş isim sokmayı başardı.
Arslan’ın yanı sıra Prof. Dr. Murat Fındık, Melike Baysal, Taner Canbulut, Türkay Berberoğlu, Meslekte Uyanış Platformu’nun listesinden seçilirken birliğin eski başkanı Ali Eroğlu ile Enes Gazi Atıcı da yönetime girdi.
Seçim sonuçlarının belli olmasından sonra kürsüye çıkan Prof. Dr. Murat Arslan, katılan ve oy kullanan delegelere teşekkür ederek, “Delegenin iradesi ne diyorsa bizim ona uymamız gerekir. Delege, ‘Birlikte olun, birlikte yönetin demişti’ daha önce. Şimdi de aynı şeyi söyledi. Seçilen kim olursa olsun herkesin, aktif olarak görev yapan herkesin destek vermesi gerekiyor. Bu mesleği ayağa kaldırmamız için çok çalışmamız gerekiyor” dedi.
Kaynak: ANKA HABER
Çipli Kedilerle Yaşamaya Hazır Mıyız?
Mikroçipler hayatımızın her yerine girmeye başladı. Biliyorsunuz yapılan yeni düzenlemelerle kedi, köpek gibi evcil hayvanlarımız için de çip zorunluluğu söz konusu. Hem de bu çipleme işlemlerinin 31.12.2022 tarihine kadar yapılması gerekiyor.
Birçok arkadaşımın kedisi ve köpeği var. Bu konuyu konuşuyoruz. Arkadaşlarımın geneli evcil hayvanlarına çip yerleştirilmesine olumlu bakmıyor. Elbette ki bedene yerleşen yabancı cisim fikri kulağa hoş gelmiyor. Benim de tereddütlerim var. Diğer yandan bu çip neye yarayacak? Bu konuyu biraz araştırdım. Aslında araştırdıkça biraz rahatladım.
Öncelikle PETVET’den bahsetmekte fayda var. PETVET, Ev Hayvanı Kayıt Sistemi’nin kısaltılmış hali. Çip işlemiyle PETVET sistemi üzerinden kayıt yapılıyor aslında. Bu sisteme, evcil hayvanla ilgili veriler işleniyor.
Evcil hayvanın adı, cinsiyeti, ırkı, hayvan sahibi bilgileri, hayvan sahibine ulaşılamadığı durumda ulaşılabilecek kişi bilgileri kaydediliyor. Bu aslında evcil hayvanınızın kaybolması veya siz yokken bir sağlık operasyonuna tabii olması halinde oldukça yarar sağlayacak bir uygulama.
Örneğin, minik kediniz veya köpeğiniz bir yaramazlık yaptı, evden çıktı. Arıyorsunuz ve bulamıyorsunuz. Bu uygulamayla, terk edilmiş veya kaybolmuş hayvanın sahipli olduğuna rastlanırsa hayvanın teslim alınması için sahibiyle iletişime geçiliyor ve teslim alması için 72 saat süre veriliyor.
Çip sisteminin endişe veren yanlarında biri de akıllardaki sorular: “Evcil hayvanın izlenecek mi?” “Uydudan takip mi ediliyoruz?”.
Bu çipler aslında, bizlerin kimlik numaraları gibi hayvanlara da kimlik numarası veren, deri altına yerleştirilen zararsız materyaller. Radyo frekans mekanizmasıyla çalışıyorlar ve herhangi bir uydu üzerinden kontrol ve takip edilmiyorlar. Sadece okuyucu sistemden sırt bölgesinde kontrol edildiğinde fark edilebiliyor. Yani GPS ve benzeri özellikler içermiyorlar. Evcil hayvanınızı takip etmek istiyorsanız bu noktada tasmasına GPS yerleştirebilirsiniz.
Yine birkaç ek bilgi vereyim. Pirinç tanesi büyüklüğündeki bu çipler enjeksiyon ile oldukça acısız bir şekilde deri altına yerleştiriliyormuş. 25 yıl kadar dayanıyormuş.
Bu yazıyı yazarken bazı kaynaklarda önemli istatistiklere ulaştım.
Hayvan barınaklarına giren kayıp köpeklerin sadece yüzde 22’si aileleriyle tekrar bir araya gelirken; çipli köpekler için sahibine dönüş oranı yüzde 52’ymiş.
Hayvan barınaklarına giren kayıp kedilerin yüzde 2’sinden azı aileleriyle tekrar bir araya geliyorken; çipli kediler için sahibine dönüş oranı yüzde 38’in üzerindeymiş.
Bunlar çok önemli oranlar. Açıkçası benim endişelerim giderildi. Kedilerim Pertev ve Şira için yakın zamanda işlemleri yapacağız. Mikroçip işlemlerini tarım müdürlükleri ve veteriner hekimler aracılığıyla yaptırabiliyorsunuz.
Hep kedi ve köpekten bahsettim ama gelincikler de ev hayvanı kabul edildiği için onlar için de çip zorunluluğu var. Evinde kaç kişi gelincik besliyor onu da bilmiyorum.
31.12.2022 tarihine kadar uygulamaya dahil olmayan kedi, köpek ve gelincik sahiplerine para cezaları söz konusu olacak.

Av. Oğuz Kara
Kaynak: MİLLİYET
İklim değişikliği “patili dostları” da vurdu, parazit görülme dönemi uzadı
Evde ve sokakta yaşayan hayvanlarda, eskiden genellikle belli mevsimlerde daha yoğun rastlanan parazit hastalıkları, iklim değişiklikleri ve ekolojik dengenin bozulmasıyla artık yıl boyu görülebiliyor. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Bayram Şenlik, evde bakılan kedilerin bile yüzde 47’sinin paraziter hastalıklara maruz kaldığını belirterek, evden hiç dışarı çıkmasa dahi hayvanların mutlaka düzenli olarak veteriner hekim kontrollerine götürülmesi gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Şenlik, “Köpek ve kedilerdeki parazitler hiç farkında olmadan çeşitli yollarla insanlara bulaşabiliyor. Bu nedenle bu hayvanların iç ve dış parazitlere karşı tedavilerinin aksatılmadan yapılması büyük önem taşıyor. Yeni nesil antiparaziter ilaçlar sayesinde de artık çok daha etkili ve uzun süre koruma sağlanabiliyor” dedi.
İklim değişikliği ve şehirleşmenin artmasıyla birlikte ekolojik dengenin bozulması, insanların en yakın dostu olan hayvanların da sağlığını olumsuz etkiliyor. Önceleri sadece belirli dönemlerde daha yoğun olarak görülen iç ve dış parazitler, neredeyse tüm yıl hayvan dostları etkilemeye başladı. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Parazitoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Bayram Şenlik, köpek ve kedilerde görülen ve insanlara da pek çok yoldan kolayca bulaşabilen paraziter hastalıklar hakkında önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Şenlik, “Son yıllarda iklim oldukça değişti. Ülkemiz de bu durumdan etkilendi. Dolayısıyla daha önce bizim pek görmediğimiz paraziter hastalıklar, kedi ve köpeklerde görülmeye başlandı, insanlara bulaşma riski de giderek artıyor. Örneğin halk arasında akciğer kıl kurdu olarak bilinen bir parazite önceden Türkiye’deki kedi ve köpeklerde tekli olgular şeklinde nadiren rastlanırken, son zamanlarda (kedilerin) yaklaşık yüzde 4’ünde bu parazite rastlanıldığına dair çalışmalar var. Kedi ve köpeklerin farklı organlarında yaşayabilen birçok iç parazit mevcut. Türkiye’nin hemen her yerinde rastlanabilen bu iç parazitlerin sokak kedilerindeki yaygınlığı yüzde 92, evde beslenen kedilerdeki yaygınlığı ise yüzde 47 civarı. Köpeklerde de durum pek farklı değil. Hatta gezindiğimiz herhangi bir alanda bile bu parazitlerin gelişme dönemleri bulunabiliyor. Buralara gelen her hayvan, bu enfeksiyonu alabiliyor” dedi.

“HAYVANDAN İNSANA PEK ÇOK BULAŞMA YOLU VAR”
Bazı paraziter hastalıkların patili dostlardan insanlara da bulaşabileceğini belirten Prof. Dr. Şenlik, şu bilgileri verdi. “Örneğin köpeklerin bağırsaklarında yuvarlak kurt olarak da bilinen ‘Toxocara canis’ diye bir parazit var. Bu parazitin yumurtaları köpek dışkısı çevreye bulaşabilir, ayrıca köpeğin tüylerine de yapışabilir. Dolayısıyla köpek dışkısının temas ettiği alanlardan, (sebzeler, çocuk parkları, kum havuzları ve hatta köpek tüylerinden) bu yumurtalar insanlara bulaşabilir. Bu yumurtanın içindeki larvalar göz, beyin, karaciğer gibi çeşitli organlara giderek ciddi hastalık tablolarına neden olabilir. Mesela yapılan bir araştırmada bir okulun bahçesinden alınan kum örnekleri parazitolojik açıdan incelenmiş ve bu parazitin yumurtaları tespit edilmiş. Yani toprakta, kum havuzunda oynayan çocuğun, tüylerine bulaşan yumurtalar varsa o hayvanı seven çocuğun ellerini düzgün yıkamaması, risk oluşturabiliyor. Bir başka çarpıcı örnek de kedi ve köpeklerin ince bağırsaklarında yaşayan ‘’Dipylidium caninum’’ isimli şerit. Pireler bu parazitin gelişmesinde önemli bir ara canlı. Eğer kedi ve köpekle oynayan çocuklar ellerini düzgün bir şekilde yıkamazlarsa, bu pireler tırnakları arasına yerleşip oradan da ağza bulaşabilir ve çocuğun bağırsaklarında bu şeritler gelişebilir. Kedi ve köpeklerdeki parazitlerin insanlara bulaşma yolları çok fazla, iklim değişikliği bir taraftan hayvanlarımızdaki parazitlerin yayılışını etkilerken, diğer taraftan da insan sağlığını olumsuz olarak etkiliyor.”
“HİÇ DIŞARI ÇIKMAYAN HAYVAN DA DÜZENLİ TEDAVİ ALMALI”
Evcil hayvanların hiç dışarı çıkmasa dahi, dışarıdan eve gelenlerin patojen taşıyabildiğini de vurgulayan Prof. Dr. Şenlik, şu uyarılarda bulundu: “Benim kedim ya da köpeğim hiç dışarıya çıkmıyor, tedavi ettirmeme gerek var mı? En çok bu soruluyor. Unutmayalım ki dışarıya giden her birey ya da her hayvan, etkeni dışarıdan içeriye getirebilir. İkincisi mesela bizim ‘Toxocara canis’ dediğimiz parazitin yumurtaları, sinekler ve hamam böceklerinde de bulunabilir. Herkesin evinde zaman zaman sinek ve hamam böceği olur. Bazen de parazitleri giysilerimiz üzerinde de eve getirilebiliriz. Yani hayvan hiç dışarıya çıkmasa bile, belirli aralıklarla dışkı muayenesi yapılıp bunlarda herhangi bir etken var mı belirlenmesi, varsa buna göre tedavi yapılması lazım. Hayvanın dışarıya çıkıp çıkmamasına göre de yıl içinde belirli periyotlarla tedavi edilmesi kesinlikle gerekli. Hayvan ev dışına çıkıyorsa bunların yılda minimum 4 kez veteriner hekim kontrolü ve gerekirse tedavi edilmesi lazım. Ben hiç dışarı çıkarmıyorum deseniz dahi hayvanınızın yılda en az iki defa paraziter tedavi alması lazım.”

“İÇ PARAZİT UYGULAMASI AŞI DEĞİL İLAÇ TEDAVİSİDİR”
Prof. Dr. Bayram Şenlik, paraziter hastalıklar açısından hayvanlarda “aşı ve tedavi” kavramlarının çok yanlış kullanıldığına dikkat çekerek bunun, hayvanseverlerde tedbiri elden bırakmaya neden olabildiğini ve bunun da çeşitli tehlikelere yol açabildiğini söyledi. Prof. Dr. Şenlik, şunları söyledi: “Hayvanlar veteriner hekime götürüldüğünde antiparaziter ilaç uygulamaları ‘aşı’ olarak zikredilebiliyor. Bu çok yanlış, bu kesinlikle aşı değil. Böyle bir yanlış algı oluştuğu zaman hayvan sahibi ilaç yapıldıktan sonra hayvanını eve getirip sevip, okşayıp, koklayabiliyor. Böyle olunca da bulaşma riski katlanıyor. Oysa iç parazitlerin tedavisi amacıyla bizim verdiğimiz ilaç nedeniyle, 2-3 gün boyunca hayvanların dışkısıyla parazitler ve bunların yumurtaları yoğun bir şekilde atılmaya devam edecektir. Dolayısıyla bu sürede hayvan sahibi için bulaşma riski artmış olacaktır. Aslında iç parazit tedavisi alan hayvanların dışkılarının 2-3 gün toplanıp uygun şekilde ortadan kaldırması gerekir. Örneğin imkan varsa, dışkılar bir bidonun içerisinde yakılabilir. Eğer bu imkan yoksa da dışkılar toplandıktan sonra iki üç kat çöp torbasına konulmalı ve çöp kutusuna öyle atılmalıdır. Günümüzde geliştirilen yeni nesil ilaçlarla artık daha etkili bir koruma ve mücadele mümkün. Bu ilaçlar sayesinde tedavi sıklıkları azalmış olup daha az sayıda ilaç uygulamasıyla da bu hastalıkların da önüne geçilebiliyor. Hayvanlarda uzun bir süre yeni enfeksiyon şekillenmediği için de insanlara bulaşma riski önemli düzeyde azaltılmış oluyor.”
Kaynak: DHA
Kuşadası Belediyesi 950 Hayvanı Ömürlük Yuvasına Kavuşturdu
Yaşama geçirdiği hayvan dostu çalışmalar ile tüm Türkiye’ye örnek olan Kuşadası Belediyesi, sokak hayvanlarına sunduğu barınma, beslenme, kısırlaştırma…
Yaşama geçirdiği hayvan dostu çalışmalar ile tüm Türkiye’ye örnek olan Kuşadası Belediyesi, sokak hayvanlarına sunduğu barınma, beslenme, kısırlaştırma ve tedavi hizmetlerinin yanı sıra, can dostların ömürlük yuvalarını bulmalarına da aracılık ederken, 950 hayvanı ömürlük yuvasına kavuşturdu.
Geçtiğimiz yıl meclis kararı ile pet shoplarda evcil hayvan satışını yasaklayan Kuşadası Belediyesi “satın alma sahiplen” kampanyası ile her yıl yüzlerce kedi ve köpeği sahiplendiriyor. Kuşadası’nda bizzat Başkan Ömer Günel’in çağrısı ile 2020 yılında başlatılan “satın alma, sahiplen” kampanyası, hayvan severlerden büyük destek görüyor. Kuşadası’nda artık kedi veya köpek sahibi olmak isteyen vatandaşların akıllarına ilk olarak Kuşadası Evcil Hayvan Rehabilitasyon Merkezi geliyor. Yaralı, bakıma ve rehabilitasyona ihtiyacı olan sokak hayvanlarını tedavi eden ve ardından kısırlaştıran Merkez aracılığıyla 2020 yılından bu yana 714’ü köpek, 236’sı kedi olmak üzere 950 hayvan sahiplendirilerek daimi sıcak yuvalarına kavuşturuldu.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel sokak hayvanlarının kent yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, “Kuşadası Belediyesi olarak kentimizde yaşayan tüm canlılardan sorumlu olduğumuza inanıyor ve can dostlarımızın sağlıklı koşullarda yaşam hakkını sonuna kadar savunuyoruz. Bu çerçevede Evcil Hayvan Rehabilitasyon Merkezimizde çok sayıda kedi ve köpeği konuk ediyoruz. Ancak bu hayvanların sıcak bir yuvaya ve sevgiye ihtiyacı var. Bir hayvanın bakımını üstlenmek isteyen hemşehrilerimizi, satın almak yerine Merkezimizden hayvan sahiplenmeye çağırıyorum” dedi.
Kaynak: İSTANBUL HABER
Tüylü Dostlarımız Kediler Neden Kutulara Girmeyi Seviyor?
Gerek sokak kedilerinde gerekse evcil kedinizde olsun, kedilerin kutulara girmekten hoşlandığını fark etmişsinizdir. Boş kutu gördüğünde içine girmeye bayılan sevimli dostlarımızın bunu neden yaptığına gelin bir bakalım.
Kedilerin boş kutu gördükleri anda içine girmeden duramadıklarını mutlaka şahitlik fark etmişsinizdir.

Bir kediyle yaşayan herkes bunu mutlaka yaşamıştır. Bu bir kutu olmak zorunda da değil; kediler kare şeklindeki herhangi bir şeyin üstüne oturma eğilimi gösteriyor. Bir kağıt parçası, dizüstü bilgisayar veya dikdörtgen şeklindeki herhangi bir şey, kedilerin kutuya girme içgüdüsünü harekete geçiriyor. Hatta 2017’de Twitter’da #CatSquare hashtaginde insanlar yere bir kare bantlıyor ve ardından da bu karenin üzerine uzanan ya da oturan kedilerini paylaşıyordu. Bu durum da kedilerin kare cisimlere oturma eğilimini kanıtlıyordu. Bu hashtagden yola çıkarak araştırmacılar kedilerin neden kareyi tercih ettiğini yakından incelemek istediler.
Kedilerin evlerinde daha rahat inceleneceği düşünüldüğü için laboratuvar yerine kediler evlerinde gözlemlendi.

Bilişsel etolog Gabriella Smith, kedi sahiplerinden kedilerinin bantla oluşturdukları karelere oturup oturmadığını videoyla paylaşmalarını istedi. Böylece bu araştırma, vatandaşların dahil edildiği ilk kedi bilişselliği araştırması olmuş oldu.
Smith deneyi, insanların altı gün boyunca kedi verilerini toplayabileceği şekilde tasarladı.

Katılımcılara çıktı alabilmesi için görselde gördüğünüz şablonlar verildi. Gördüğünüz gibi parçalar birleştirildiğinde çizilmemiş olsa da ortada bir kare oluşuyor. Bu kareye ise ‘Kanisza karesi’ deniyor. Yani beynimiz bir nevi kendisi noktaları birleştiriyor. Beyaz kağıtları dışarı bakacak şekilde koyduğumuzda ise herhangi bir şekil oluşmuyor. Biz bunu görebiliyoruz da, peki kediler bunu görebiliyor mu?
Smith’in asıl merak ettiği soru, kedilerin görünürde bir kare olmasa da yine de bu şekillerin ortasına oturup oturmayacağıydı.

Kedilerin dikkati dağılmaması ya da etki altında kalmaması için katılımcılara kedileriyle iletişime girmemeleri ve göz teması kurmamaları için gözlük takmaları söylendi. Kediler odaya girdikten sonra kayda alınmaya başladı ve yaklaşık 5 dakikalık bir video çekildi. Tabii ki her kedi şekillerin ortasına oturmadı. Bazısı şekillerin etrafında dolandı, bazısı ise şekiller ile hiç ilgilenmedi. Kedi en azından 3 saniye şeklin üstünde oturduğunda orada bir kare gördüğü varsayıldı. Bu deneme 6 gün boyunca yapıldı.
Kediler bantla oluşturulan kareler kadar Kanizsa karesini de tercih etti.

500 kedinin katıldığı bu testte, yalnızca 30 kedi sahibi bu deneyi 6 gün boyunca sürdürebildi. Kedilerden 9’u sürekli olarak şekillere oturmayı tercih etti. Bu 9 kedi normal kareye 9 defa, Kanizsa karesine 7 defa ve kareye benzemeyen şekle ise 1 kere oturdu.
Sonuç olarak, kediler de bizim gördüğümüzü görüyor ve orada bir kare olduğunu biliyorlar.

Bu kareye oturmalarının nedenin ise kedilerin kapalı bir alanda saklandıklarında hissettiklerine benzer bir güvenlik ve emniyet hissi vermesi olduğu düşünülüyor.
Utrecht Üniversitesi araştırmacılarının bu konudaki bulguları da aynı yönde; kediler karton kutuda sakinleşiyor ve güvende hissediyor.

Hollandalı bir hayvan barınağı 19 kediyi ayrı yerlere koydu ve her birine içine girebileceği bir kutu kapalı verildi. Kutuya giren kedilerin stres seviyesinin önemli ölçüde azaldığı bulundu. Gizlenmek aslında kedi türünün çevresel değişiklikler ve stres yaşatan faktörlerle başa çıkmak için uyguladığı davranışsal bir stratejidir. Görünüşe göre kediler aynı zamanda problemleriyle yüzleşmektense kaçmayı tercih ediyorlar, bu da bu tür anti-sosyal davranışlarını açıklıyor. Yani örneğin mahallede bir kediyle kavga ederlerse tehlike geçene kadar saklanmayı tercih edebilirler.
Sadece kutular ya da çizilen karelerin içine girmiyorlar tabi…

Kedilerinin etrafına bu şekilde bir daire çizen internet kullanıcıları kedilerinin bu daireyi terk etmeyi reddettiklerini söylüyor. Bazıları kedilerin bu halkanın korunması gerektiğini düşündükleri bir bölge olduğunu düşündükleri için içine oturduklarını iddia ederken, uzmanlar bölgenin güvenli olup olmadığını kontrol ettiklerini söylüyor. Sonuç olarak, tüylü dostlarımız güvenli hissedebilecekleri bir yer arıyor gibi görünüyor.
Kaynak: ONEDİO

























