Ana Sayfa Blog Sayfa 77

‘Kesik kol cinayeti’ hükümlüsü veteriner kalp krizinden öldü

Manisa’da Özcan Eren’i öldürdükten sonra parçalara ayırdığını itiraf eden ve 18 yıl ceza alan veteriner Mehmet Tahta’nın cezaevinde kalp krizi geçirdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü açıklandı.

DUVAR – Manisa’nın Soma ilçesinde Özcan Eren’i (22), öldürdükten sonra parçalara ayırarak, cesedi Sevişler Baraj Gölü ile Aydıncık Baraj Göleti’ndeki farklı noktalara attığını itiraf etmesi sonucu 18 yıl cezaya çarptırılan veteriner hekim Mehmet Tahta (35), rahatsızlanması sünucu kaldırıldığı hastanede öldü.

Soma ilçesi Sevişler Mahallesi’nde baraj gölü kıyısında 14 Mart 2020 günü vatandaşlar omuz bölgesinden kesilmiş insan kolu buldu. İhbar üzerine harekete geçen polis ve jandarma ekipleri, bölgede geniş çaplı araştırma başlattı. Polis ve jandarma, kesik kolun Bayat Mahallesi’nde oturan ve ailesinin kayıp başvurusunda bulunduğu Özcan Eren’e ait olabileceği ihtimali üzerine yoğunlaştı. Mobese ve güvenlik kamerası kayıtlarından Eren’in son olarak ilçe çıkışında, veteriner kliniği sahibi Mehmet Tahta’nın otomobilinde görüldüğü belirlendi. Görüntülerden Tahta’nın ilçeye yalnız döndüğü ortaya çıktı. Mehmet Tahta’nın cep telefonunun da Sevişler Baraj Gölü’nden sinyal verdiği saptandı. Bunun üzerine jandarma ve polis, ortak operasyonla veteriner hekim Tahta’yı yakaladı.

KALP KRİZİ GEÇİRDİ

DHA’nın haberine göre tutuklu yargılanan veteriner hekim Tahta, SEGBİS yöntemiyle bağlandığı Soma Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadesinde cinayeti işlediğini itiraf etti. “Kasten adam öldürme” suçundan 18 yıl kesinleşmiş hapis cezasına çarptırılan ve Yargıtay tarafından da cezası onanan veteriner hekim Tahta, dün akşam saatlerinde tutuklu bulunduğu Süleymanlı T Tipi Kapalı Cezaevi’nde fenalaştı. Cezaevi doktoru tarafından kalp krizi geçirdiği tespit edilen Tahta, Manisa Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Tahta, yapılan müdahalelere rağmen bugün hastanede hayatını kaybetti. Tahta’nın cesedi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. (HABER MERKEZİ)

Kaynak: Gazete Duvar

AVM’ler için yeni karar! Artık bunu yapamayacaklar

Hayvanat bahçeleri ve doğal yaşam parklarının kuruluşunu düzenleyen yeni yönetmeliğe göre, artık AVM’lerde Alışveriş merkezleri için hayvan hakları açısından olumlu bir gelişme yaşandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın söz konusu kanuna ilişkin yönetmeliği Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı. Yönetmelikte, tanımlar maddesine “biyolog, su ürünleri uzmanı, doğal yaşam parkı ve sürüngenlerin, omurgasızların bulunduğu yapay ortamı ifade eden “teraryum” gibi kavramlar eklenirken, “kafes” ifadesi ise tanımlardan kaldırıldı.

Bundan sonra AVM’lerde hayvanat bahçeleri ve doğal yaşam parkları kurulamayacak. Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce alışveriş merkezlerinde kurulan ruhsatlı hayvanat bahçeleri ise mevcut kanatlı ve/veya memeli hayvan sayısını artıramayacak ve bu hayvanlardan ölenlerin yerine yeni hayvanlar alamayacak. Doğal yollarla üreyen kanatlı hayvanlar da yumurtadan çıktıktan itibaren altı ay içinde, memeli hayvanlar ise doğumdan itibaren bir yıl içinde elden çıkarılacak. Aksi halde bu hayvanlara el konulacak.

Kaynak: Haber3

İki köpeği tüfekle öldüren sanık sekiz yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak

Ankara’da tek katlı evinin çatısına çıkan iki köpeği av tüfeğiyle ateş ederek öldüren kişi hakkında, ‘hayvanı kasten öldürmek’ suçundan sekiz yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara başsavcılığınca hazırlanan iddianameye göre, Hanifi Karataş, 22 Mart’ta Mamak Türközü Mahallesi’ndeki tek katlı evinin çatısına çıkan iki köpeğe av tüfeği ile ateş etti. Saçmaların isabet ettiği köpekler öldü.

Ankara Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan Karataş, savcılık sorgusunun ardından ‘evcil hayvanı kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.

AA’nın aktardığına göre olayla ilgili soruşturmayı tamamlayan savcılık Karataş hakkında ‘Bir ev hayvanı veya evcil hayvanı kasten öldürmek‘ suçundan sekiz yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı.

‘Sokak köpeği olması evcil hayvan kabul edilmesine engel değil’
İddianamede, yürürlüğe yeni giren 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilgili maddesinde evcil hayvanın, ‘İnsan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanlar’, sahipsiz hayvanın ise ‘Barınacak yeri olmayan evcil hayvanlar’ olarak tanımlandığı, suça konu olayda öldürülen köpeklerin sokak köpeği olmasının evcil hayvan olarak kabul edilmesine engel olmadığı aktarıldı.

Sanığın iki evcil köpeği kasten vurarak öldürmesinin Hayvanları Koruma Kanunu’nun ilgili maddesinde düzenlenen suç tanımına uygun olduğu aktarılan iddianamede, Tarım ve Orman Bakanlığı Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından verilen nekropsi raporuna göre, her iki köpeğin de ölümünün, silahla vurulmaya bağlı yoğun iç kanama sonucu gerçekleştiği bildirildi.

Sanık iddianameyi kabul eden Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.

Kaynak: Diken

Keşan’da öğrencilere, ‘Karne hediyesi olarak evcil hayvan sahiplenin’ çağrısı

Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),(DHA)-EDİRNE’nin Keşan ilçe Belediye Başkanı Mustafa Helvacıoğlu, karne heyecanı yaşayacak öğrencilere karne hediyesi olarak hayvan sahiplendirilmesi çağrısında bulundu.

Mustafa Helvacıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, çocuklara hayvan sevgisi kazandırmak ve sorumluluk bilincini artırmak amacıyla Keşan Belediyesi Sahipsiz Sokak Hayvanları Geçici Bakım Evi’nden kedi veya köpek sahiplenilebileceğini belirtti. ‘Can dostu sahiplendiriyoruz’ sloganıyla bir çalışma başlattıklarını ifade eden Helvacıoğlu, pet shoplardan evcil hayvan satın alınması yerine öğrencileri barınağa gelerek, evcil hayvan sahiplenmeye davet etti.

Mustafa Helvacıoğlu, öğrencilere sevimli birer karne hediyesi vermek istediklerini dile getirerek, “Yazın ne yapacağız diye düşünmeyin, gelin karne hediyenizi kendiniz seçin. Öğrencilerimize karne hediyesi can dostu sahiplendiriyoruz. Çocuklarımıza hem hayvan sevgisinin önemini vurguluyor, hem de unutmayacakları karne hediyesi veriyoruz. Sadece öğrencilerimiz değil, sahiplenmek isteyen tüm vatandaşlarımızı 24 saat barınağımıza bekliyoruz” dedi.(DHA)

Kaynak: Milliyet

DSÖ’den’salgın çağı’ uyarısı: Hayvanlardan hastalık bulaşma tehlikesi artıyor

Covid-19 pandemisinin hemen ardından maymun çiçeği hastalığının yayılması hayvanlardan bulaşabilecek yeni pandemilerin artabileceği korkusunu tetikledi.

HIV, Ebola, Zika, SARS, MERS, kuş gribi ve bubonik vebagibi birçok hastalık binlerce yıldır hayvanlardan insanlara bulaşıyor, ancak uzmanlar son yıllarda ormanların yok olması, kitlesel besi hayvancılığı, iklim değişikliği ve insanların hayvanlar dünyasına sunduğu diğer büyük değişiklikler sebebiyle bu riskin daha da arttığına dikkat çekiyor.

Covid-19 hastalığının kaynağını araştıran Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarının son raporunda hastalığın kaynağının tam olarak bulunamadığı ancak hayvanlardan bulaşmış olma ihtimali için güçlü kantlar bulunduğunu belirtti.

1970’lerden bu yana özellikle Orta ve Batı Afrika’da yayılan maymun çiçeği hastalığı da son bir ayda dünya genelinde yayılması üzerine DSÖ hastalığın onlarca ülkede yerleşik hale gelme riski taşıdığı uyarısında bulundu.

DSÖ Acil Durumlar Direktörü Michael Ryan geçen hafta yaptığı açıklamada yalnızca maymun çiçeği hastalığının değil, insanlarla hayvanlar arasındaki etkileşimin son dönemde istikrarsız hale geldiğine dikkat çekti.

Hayvanlardan bulaşan hastalıklar neden artıyor?
Birleşmiş Milletler Çevre Programı insanlarda bilinen enfeksiyonların yüzde 60’ının hayvanlardan bulaştığını, yüzde 75’inin tamamen yeni ya da oluşma aşamasındaki hastalıklar olduğunu belirtiyor.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nin bulaşıcı hastalık uzmanlarından Olivier Restif son yıllarda nüfus artışı, besi hayvancılığını büyümesi ve doğal hayat alanlarının daralması sebebiyle hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık sayısında artış yaşandığını kaydediyor.

Restif’e göre tükenen yaşam alanlarından göç eden vahşi hayvanlar insan faaliyetleri sonucunda sert bir biçimde davranış değiştirdi. Bağışıklık sistemi zayıflamış hayvanların insanlara ve evcil hayvanlara daha yakınlaşması patojenlerin yayılması için yeni bir yol açtı.

Fransa’daki Kalkınma için Araştırma Enstitüsü hayvanlardan bulaşan hastalık uzmanı Benjamin Roche ise “Ormansızlaştırma biyoçeşitliliği azaltıyor. Doğal şekilde virüsleri düzenleyen hayvanları kaybediyoruz, bu da virüslerin daha kolay yayılmasına yol açıyor” diyerek ormanların yok olmasını soruna yol açan başlıca faktörler arasında sayıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Georgetown Üniversitesi’nin yaptığı kapsamlı bir çalışma hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık riskinin daha da artacağına işaret ediyor. Çalışmaya göre doğal yaşam alanlarından kaçan hayvanlar daha önce hiç rastlanmayan türlerle ilk defa karşılaşıyor ve potansiyel olarak hayvanlarda bulunduğu bilinen 10 bin kadar virüsten bazılarını birbirine bulaştırıyor. Bu “sessizce yayılma” özellikle tropik ormanlarda vahşi memeliler arasında yaşanıyor.

Çalışmanın baş yazarlarından Greg Albery kentsel ve vahşi hayvanların daha iyi gözlenerek bir patojenin türler arasında sıçrayıp sıçramadığını tespit etmek gerektiğine dikkat çekiyor ve insanlara yakın hayvanlara sıçramasının endişe yaratan bir durum olduğunun altınızı çiziyor.

“Sihirli bir değnek yok”
Restif’e göre sorunu çözecek “sihirli bir değnek” yok, ancak her düzeyde risk azaltmak alınabilecek en önemli tedbir. Dünya çapında yoksul toplumlarda sağlık hizmetlerine ve test kapasitesine dev yatırımlar yapılması gerektiğini belirten Restif bu sayede salgınların gecikmeden tespit edilebileceğini, tanımlanabileceğini ve kontrol altına alınabileceğini düşünüyor.

Uzak bölgelerdeki toplumlar için halk sağlığına odaklanmak ve farklı türlerin birbiriyle etkileştiği doğal alanlardaki ekolojiiyi daha iyi anlamak da bu çalışmaların bir parçası.

Kaynak: Euronews

Yeşil papağanlar bakanlığın elinden ‘şimdilik’ kurtuldu

Bakanlığın ‘istilacı tür’ kategorisine aldığı yeşil papağanların popülasyonlarının azaltılmasını amaçlayan proje, bu sene için başarısız oldu. Ancak yeşil papağanlara seneye ne olacağı belirsiz.

Ardıl Batmaz

DUVAR – Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Türkiye’deki Karasal Ortamlarda ve İç Sularda İstilacı Yabancı Türlerin Tehditlerinin Değerlendirilmesi Projesi” (TERİAS) kapsamında “istilacı tür” kapsamına aldıkları yeşil papağanların yumurtalarına müdahale edilmesini planladı. 2 milyon 86 bin euro bütçeli proje, görevli uzmanların, papağanların Ankara’da yumurtlama zamanını bilmemesi üzerine başarısız oldu.

Türkiye’de papağan sayımlarıyla ilgili çalışmalar yapan Gazi Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Esra Per ve aynı zamanda kuş gözlemcisi olan uzman veteriner hekim Gökçe Coşkun ile bakanlığın projesini ve yeşil papağanların geleceğini konuştuk.

YEŞİL PAPAĞANLAR EN ÇOK 6 İLDE ÜRÜYOR
Bakanlık verilerine göre, yeşil papağanların Türkiye’de 29 ilde kaydı bulunuyor ve bu papağanlar İstanbul, Ankara, İzmir, Yalova, Antalya ve Şanlıurfa olmak üzere 6 ilde ürüyor. Ülkeye ilk olarak 1975’te papağan ticareti ile girdiği belirlenen türün en yoğun popülasyonu İstanbul’dayken, İstanbul’u Yalova ve Ankara izliyor. TERİAS projesinde bu tür meyve bahçeleri, mısır, tahıl gibi tarımsal ürünlere zarar verdiği iddiasıyla “tarım zararlısı” olarak kabul ediliyor.

‘ÇÖZÜM PAPAĞANLARI ÖLDÜRMEK DEĞİL’
TERİAS projesi hakkında düşüncelerini dile getiren Doç. Dr. Esra Per, öncellikli olarak yapılması gereken şeyin “türün ticaretinin yasaklanması ve etkilerinin değerlendirilmesi” olduğunu söyledi. Ancak bakanlığın doğrudan papağanları ulusal düzeyde “istilacı” ilan ederek proje ve uygulamalara başladığını ifade etti. Papağanları doğada görmemizin nedeni olarak hayvan ticaretini ve kaçakçılığını işaret eden Per, bunun yanı sıra vatandaşların kasti ya da kazara papağanları doğaya bırakması ya da başka yere taşımasının da doğada yeşil papağan görünümünü artırdığını belirtti. Per, yeşil papağanların ticaretinin yasaklanmadan, kaçakçılığının önüne geçilmeden, toplumdaki farkındalığın artırılmadan yuvalardaki papağan yumurtalarının ya da bireylerinin toplanmasının bir çözüm olmayacağını sözlerine ekledi. Hali hazırda yeşil papağanların İstanbul’daki popülasyonlarının 5 binin üzerinde olduğunu söyleyen Per, “Yani neredeyse doğallaşmış durumdalar” dedi.

‘BAKANLIĞIN BİR POLİTİKASI YOK’
Türkiye’de yeşil papağanların 2021 yılında ithalatı yasaklansa da ülke içinde ticareti serbest. Per’e göre, bu durum park ve mezarlıklardaki yeşil papağanların toplanarak yasa dışı ticaret döngüsüne eklenmesine sebep oldu. Bakanlığı, doğada karşımıza çıkan egzotik türlerle ilgili bir politikası olmamakla eleştiren Per, kuşlarda “istilacı” tür olarak neden yeşil papağanın seçildiğinin net olmadığını ifade etti. İskender papağanı ve çiğdecinin de ülkemizde yayılış alanını genişleten egzotik türler arasında olduğuna dair örnekler veren Per, öldürmenin tek çözüm olmadığını, bir türün ekolojik, ekonomik ve sosyal etkileri tespit edilmiş ise etki değerlendirmesi yapılması gerektiğini ve var olan duruma göre çeşitli yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiğini tavsiye eti. Per “Burada temel ölçütler en ucuz, en etik, en etkili ve en hızlı yöntemin seçilmesidir. Yöntem seçiminde türün durumu, yayılış gösterdiği alan, ekolojisi, genetiği, fenolojisi ve biyolojisi göz önüne alınmalı” diye konuştu.

‘TÜRÜN İSTİLACI OLDUĞUNA DAİR YAYINLANMIŞ BİR MAKALE YOK’
“Türkiye Papağan Sayımları” internet sitesi ve sosyal medya hesapları ile Per, türle ilgili çalışmalar ortaya koyuyor. Doç. Dr. Esra Per’in TERİAS projesinin açıklanmasının ardından sosyal medyada ‘yeşil papağanların istilacı tür ilan edilmesinin arkasında bilimsel bir dayanak olmadığı’ iddialarıyla ilgili değerlendirmesi şöyle: “Türün etkilerine dair 2021 yılına ait rastlantısal gözlemler var. ‘Papağan Sayımları’ adlı vatandaş bilimi araştırması ile süreci izlemeye devam ediyoruz. Yeşil papağanın istilacı olduğuna dair yayınlanmış bir makale yok. Var olan makaleler ülkedeki durumu, ticareti ve türler arası ilişkileri hakkında.”

‘SENEYE YUMURTALAR TOPLANSA DAHİ ÇÖZÜM OLMAYACAK’
Egzotik türlerin doğaya insan etkisiyle girdiği biliniyor. Doğada egzotik ve evcil türlerin olmaması gerektiğini belirten Per, seneye yeşil papağanların yumurtaları toplansa dahi bir çözüm olmayacağını vurguladı. En doğru yaklaşımın, bu türlerin ilk kez görüldüklerinde kafese alınmaları olduğunu ancak çok geç kalındığını belirtti. Per, “Papağanlar karizmatik türler olduğu için dünya genelinde halk üzerinde pozitif etkileri var. Birçok ülkede var ancak çoğu ülke popülasyonlara müdahale etmiyor çünkü etki değerlendirmesi yapıldığında etkisi düşük bulunuyor” dedi.

Afrika kıtasına bağlı bir ada ülkesi olan Seyşeller’den örnek veren Per, yeşil papağanların adaya özgü Seyşeller kara papağanı ile yuva rekabetine girdiğini ve bu nedenle adadaki tüm yeşil papağanların doğadan toplandığını hatırlattı. Per “Genelde tarımsal alanlarda etkileri görüldüğünde müdahale yapılıyor. Gelecek yıllarda yabancı türler ve etkileri hem Türkiye’nin hem de dünyanın gündeminde olmaya devam edecek. Bizim araştırmalarımız da devam edecek” ifadelerini kullandı.

PROJE BAŞARISIZ OLDU
Uzman veteriner hekim Gökçe Coşkun, yeşil papağanların popülasyonlarının azaltılmasını amaçlayan TERİAS projesine karşı çıkan isimlerden biri. Sosyal medya hesabından yaptığı “Yeşil papağanların popülasyonlarının azaltılmasını amaçlayan eradikasyon projesi bu sene başarısız olmuş. Yumurtaları parafinlemek için gittiklerinde yumurta yerine yavrularla karşılaşmışlar. Sözde uzmanların papağanların yumurtlama zamanını bilmemesi bu sene yavruları kurtarmış” paylaşımla projenin başarısız olduğunu duyurdu.

Coşkun’a, yeşil papağanların yuvalarda deforme edilmesi konusundaki yaklaşımını sorduk. Coşkun, yöntemin, üreme döneminde olan bir yeşil papağan çifti üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak stres yaratabileceğini söyledi. Bu stres sonucunda tür içi veya diğer türler arasında etkileşim ve rekabetin artabileceğini belirten Coşkun, “Ebeveynler yuva yerini bile değiştirebilir. Sonuç olarak türün popülasyonunu azaltamadıkları gibi türün stres sebebiyle başka türlerle etkileşimini veya strese bağlı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilirler” dedi.

‘HAYVAN REFAHINA UYGUN OLMAZ’
Projenin kuş bilimcisi Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ornotoloji Araştırma Merkezi’nden Doç. Dr. Kiraz Erciyas, Hürriyet gazetesinden Yücel Sönmez’e yaptığı açıklamada, “Birçok ülke, sorunu papağanları öldürerek çözmeye çalışıyor. Biz öldürmek istemiyoruz. Yakalanıp hayvanat bahçelerine verilmelerinin uygun olduğunu düşünüyoruz” dedi. Erciyas’ın açıklamasına karşılık sosyal medya hesabında projenin şartnamesini paylaşan Gökçe Coşkun, “Projenin danışmanı olarak bu şartnameyi hazırlatıyor, yumurtalar deforme edilecek diye madde koyup iş akışını belirliyor ama iş duyulunca hemen gazeteye farklı bir röportaj veriyor. Hayvanat bahçesine göndereceklermiş miş…” diye tepki gösterdi.

Türün yetişkin bireylerinin yakalanıp hayvanat bahçesi gibi alanlara götürülmesi ihtimalini de değerlendiren Coşkun, bununla ilgili “hayvan refahına uygun olmaz” yorumunda bulundu. Coşkun, “Altyapı çalışmasının dahi yapılmamış olması yeşil papağanların uygun olmayan koşullarda esarete alınması ve ölüme terk edilmesi anlamına geliyor. Hali hazırda bütün hayvanat bahçelerinin de dolu olduğunu düşünüyorum. Binlerce yeşil papağana hayvanat bahçesinde uzun yıllar bakım verilebilmesinin maddi açıdan da mümkün olmayacağını düşünüyorum” diye konuştu.

‘YABAN HAYVAN TİCARETİNİ SONLANDIRMALIYIZ’
Yaratılan stres nedeniyle yeşil papağanların şehirden uzaklaşıp kırsal alanlara yönelebileceğini paylaşan Coşkun, bu tür yaklaşımlar yerine “nedene yönelik çalışmalar” yapılması gerektiğini söyledi. Coşkun’a göre ilk olarak hayvan ticareti yasaklanmalı ve şehirlerde ekolojik restorasyonlar yapılarak yerel türlerin yaşam alanlarının korunması sağlanmalı. Şehirleşmenin doğal habitatların bozulmasına, kentsel parkların inşasına neden olduğuna dair görüşünü paylaşan Coşkun, şunları söyledi: “Egzotik olarak tanımlanan parklara bitkilerin üzerinde egzotik hayvanlar da taşınıyor. Bu durum da bazı türlerin sayılarının düşüşüne bazı türlerin sayılarının da oldukça artmasına neden oluyor. Bunun önüne geçmek için yaban hayatı ticaretinin sonlanması gerekiyor.”

Kaynak: Gazete Duvar

‘OPPO’yla Bile Çekilemedi’ Projesinde 945 Kilo Mama Bağışlandı

Didem Soydan, Umut Eker, Alican Aytekin ve Merve Oflaz’ın aralarında olduğu ünlü isimlerin evcil hayvanlarının objektif karşısına geçtiği ‘OPPO’yla Bile Çekilemedi’ projesinde 945 kilo mama bağışlandı.

Dünyanın önde gelen lider akıllı ürün markası OPPO’nun ‘OPPO’yla Bile Çekilemedi’ projesinde Umut Eker, Didem Soydan, Alican Aytekin, Merve Oflaz, Fester Abdü ve Ezgi Lejon gibi ünlü isimlerin evcil hayvanları OPPO Reno6’nın 64 MP’lik kamerasının karşına geçti. Projede, ünlü fotoğrafçı Sefa Yamak, patili dostların farklı sebeplerle kameraya bakmadığı birbirinden eğlenceli pozlarını yakaladı.

Portre fotoğraf çekme özelliğiyle fark yaratan OPPO Reno6 ile özellikle ‘çekilemeyen’ birbirinden eğlenceli fotoğraflar Kanyon AVM ve Akasya AVM’de sergilendi. Fotoğraflar ayrıca İstanbul’un en işlek sokaklarında açık hava reklam panolarında yer aldı. Ünlü isimlerin en az kendileri kadar ünlü evcil hayvanları Pamo, Kızım, Köpük, Şehsuvar, Boby ve Rita’nın kameraya asla bakmadığı ve bazen de kadrajdan çıktığı bu sıra dışı sergiyi ziyaret etmek isteyen sanatseverler, Kanyon ve Akasya alışveriş merkezlerinin yanı sıra OPPO Türkiye ve ünlü isimlerin sosyal medya hesaplarından sergiyi ziyaret ettiler.

Instagram’da 445 paylaşım yapıldı

Eğlenceli bir yarışma ile devam eden projede, tüm hayvanseverlerden #YineÇekilemedi etiketiyle sosyal medyadan evcil hayvanlarının fotoğraflarını paylaşmaları istendi. Instagram’da özel bir filtre tasarlanarak ünlülerin de katılımıyla kullanıcılar mama bağışına yönlendirildi. 219 post, 226 filtre paylaşımı olmak üzere kampanya dahilinde 445 paylaşım yapıldı.

945 kilo mama bağışlandı

Yarışma bitiminde OPPO Türkiye, #YineÇekilemedi etiketiyle yapılan her paylaşım için 1 kilogram mama bağışı yapmanın yanı sıra 500 kilogram da kendisi ekleyerek toplamda 945 kilo mama bağışında bulundu. Yaklaşık 1 ton mama, Yeşilova Salda Canları ve Melekler Şehri Derneği’ne gönderildi.

#YineÇekilemedi etiketiyle paylaşılan fotoğraflar ise daha sonra jürinin beğenisine sunuldu ve en iyi ‘çekilemedi’ pozlarının sahipleri Sefa Yamak’ın stüdyosuna davet edildi. Sefa Yamak’ın OPPO Reno6 ile çektiği portreler OPPO Türkiye sosyal medya hesaplarında sergilendi. Proje kapsamında ayrıca köpek eğitmeni Ezgi Lejon, doğru evcil hayvan portre çekimi için püf noktalarını hayvanseverler ile paylaştı.

Ünlü İsimler ve Çekimlerde Yer Alan Evcil Hayvanları:

• Umut Eker – Pamo

• Didem Soydan – Köpük

• Merve Oflaz – Kızım

• Alican Aytekin – Badem ve Rita

• Fester Abdü – Şehsuvar

• Ezgi Lejon – Boby

Kaynak: Teknolojioku

 

Samsun Pet & Kid Fest 23 Haziran’da başlıyor

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen online pet shop’u olan petlebi.com 23-24-25-26 Haziran günlerinde Samsun Atakum Kent Meydanında gerçekleşecek olan Samsun Pet & Kid Fest 2022 Karadeniz 2. Evcil Hayvan ve Çocuk Festivali’ne katılacağını duyurdu!

Samsun Pet & Kid Fest 2022 – Karadeniz 2. Evcil Hayvan ve Çocuk Festivali’ne Samsun-Sinop Veteriner Hekimler Odası’nın, Atakum Belediyesi’nin ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyelerinin katkıları ve iş birlikleri ile düzenleniyor.

20 BİN ZİYARETÇİ BEKLENİYOR

Ulusal-global markaların ve yerel işletmelerin stant açacağı festivalin Festival Ana Sponsoru – Anadolu Pet & Hill’s , Festival Pati Sponsoru – Lider Pet & Reflex , Festival Sokak Hayvanları Mama Sponsoru – Nestle Purina Pro Plan, Festival Sahne Sponsoru – Royal Canin , Festival Yiyecek & İçecek Alanı Sponsoru – Beta Group & Unique ve Evcil Hayvan Oyun Alanı Sponsoru – Anadolu Sigorta olacak. Samsun ve çevre illerden veteriner, hayvansever, evcil hayvan sahibi, çocuk, yetişkin ve ebeveyn 20 bin ziyaretçinin katılması hedefleniyor. Karadeniz’in en kapsamlı, profesyonel tek evcil hayvan ve çocuk festivali içeriği ve sosyal mesajları ile bir farkındalık etkinliği olacak.

petlebi.com yaptığı açıklamada festival alanında petlebi.com standına gelen ziyaretçilerine 50 TL’lik indirim kodu dağıtacaklarını ve çok özel sürprizler olacağını belirterek tüm pati sever ziyaretçilerini ve evcil dostlarını standlarına tanışmaya beklediklerini ekledi.

ELDE EDİLECEK GELİRLER BAĞIŞLANACAK

Festival’de bakıma ve ilgiye muhtaç sokak hayvanları için; sponsor marka ve bilet gelirlerinin bir kısmı mama yardımı olarak bağışlanacak. Ayrıca askıda bilet seçeneği ile yeterli durumu olmayan çocuklar için seçilen devlet okullarına bilet bağışı yapılarak çocukların aileleriyle festivali ziyaret etmesi sağlanacak.

Kaynak: Capital 

Ukraynalı Kadın, 30 Fazla Köpeği Cehennemden Kurtardı

Rusya‘nın açtığı savaş sonrası kuşatılan Ukrayna kenti Mariupol‘de mahsur kalan yüz binlerce sivilden biri Irina Petrova, tehlikelere rağmen bakımı altındaki hayvanları terk etmeyi reddetti ve 30’dan fazla köpeği ‘cehennemden’ kurtardı.

Savaştan önce Mariupol’de bir chihuahua köpek barınağının sahibi olan Petrova, “En önemli şey hayatta olmamız” diyor.

Şubat sonunda Rusya’nın Ukrayna’ya savaş ilan etmesinini ardından Mart ayında ablukaya alınan Mariupol’de siviller, haftalarca Rus kuvvetleri tarafından tamamen dış dünyadan izole edilmişti.

Sivillerin tahliyesi neredeyse aylar aldı ve bu süre zarfında yüzlerce kişi ağır bombardımanlarda hayatını kaybetti veya yemek, ısınma ve suyun olmadığı yokluk içinde sığınaklarda yaşam mücadelesi verdi.

Ukrayna’da devam eden savaşta Birleşmiş Milletler verilerine göre 4 binden fazla inan hayatını kaybetti. Başka ülkelere veya şehirlere göç etmek zorunda kalan pek çok kişi ise evcil hayvanlarını geride bırakmak zorunda kaldı; hayvanat bahçeleri ve barınaklar terk edildi.

Savaşın devam ettiği ülkede sınırlar boyunca dünya çapındaki hayvan hakları örgütleri, geride kalan ve savaştan dolayı ölümle burun buruna gelen hayvanları korumak için mücadele vermeye devam ediyor.

Yeşil Gazete’nin aktardığına göre, Euronews‘e konuşan Petrova, bir ay boyunca şehirde mahsur kaldığını ve bir süre sonra 40’tan fazla insanın paylaştığı bir sığınak haline gelen kızının evine taşındığını söylüyor.

“İnsanların kafası karışmıştı, ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Önce elektrik ve aydınlatma gitti, sonra iletişim ve su, en son gazın gitmesiyle ilkel yaşam başladı.”

Petrova tüm bu süre zarfında barınağındaki köpekleri hayatta tutmayı başardı. Aşırı soğuklarda birkaç günde bir barınağa yanlarına gitmek için vurulmayı dahi göze aldı.

KÖPEKLERİ GERİDE BIRAKMADI
Haftalar sonra şehirden kaçan araba konvoylarına katılma şansı elde eden Petrova, köpekleri geride bırakmayı reddetti:

“Hemen köpeklere koştum. Bir büyük araba vardı, koltuklarını katladım ve olabilecek tüm boşluklara köpekleri yerleştirdim. Tek tek saydım çünkü birini unutmaktan çok korktum, iki köpeği daha kapıdan içeri attım ve… Bilinmeyene doğru yola çıktık.“

Mariupol’den bu şekilde ayrılan konvoy ise büyük bir risk aldı: Yollarda mayınlar vardı ve düzenli olarak ağır bombardımana maruz kaldılar.

Üç günlük yolculuğun ardından Irina ve köpekler, Ukrayna’nın kontrolündeki Zaporizhzhya kentine ulaştı. Petrova ise herkesi bu kadar şanslı olmadığını, arkalarındaki beş harabanın harap olduğunu söyledi.

Kasabaya varıp Ukraynalı askerleri görünce ağladıklarını belirten Petrova ve köpekleri, güvende olsa da başka bir şehirde evsiz kaldı.

Irina’nın bir arkadaşını Facebook‘ta bir paylaşım yapması üzerine yardım teklifleri yağdı ve şimdiye kadar, 30 köpeğin 10’u yeni yuvalarına kavuşturuldu. Petrova, paylaştıkları bu zor deneyimin ardından köpeklere veda etmekte zorlandığını anlatıyor:

“Her biri için sanki çocuğumu veriyormuşum gibi ağladım, neyse ki kimse duymadı .Kalbimin ağrıması ve ruhumun parçalanmış olması bir şey ama aynı zamanda bu acı çeken hayvanlara mutlu bir hayat vermeyi borçlu olduğumu anladım.”

UYGUN BİR YER ARIYOR
Öte yandan hala 20 köpeğe bakan Petrova, kalacak bir yer bulmakta hala zorlanıyor.Kış geldiğinde sert soğukla baş etme olanağı olmayan yazlık bir evde kalan Petrova, acilen uygun bir yer aramaya devam ediyor.

Mariupol’daki evinin yıkıldığına inansa da bir gün geri dönme sözü veriyor:

“Hiçbir şeyim yok. Bütün sokağımız yandı. Dönecek bir yer yok ama yine de döneceğiz.”

Kaynak: Ajanimo

Veteriner Hekim Nedir, Ne İş Yapar, Nasıl Olunur? Veteriner Hekim Maaşları 2022

Veteriner Hekim Ne İş Yapar, Görevleri Nelerdir?
Veteriner hekimin temel görevi, hayvan yaralanma ve hastalıklarını cerrahi işlemler, röntgen ve ultrason cihazları dahil olmak üzere çeşitli tıbbi ekipmanlar aracılığıyla tedavi etmektir. Meslek profesyonellerinin diğer sorumlulukları şunlardır;

♦Hastalık ve enfeksiyonlara karşı hayvanlara aşı yapmak,
♦Sağlık sorunlarını teşhis etmek için hayvanları incelemek,
♦Muayene ve analiz için vücut dokusu, kan, idrar örneği almak,
♦Hayvanları cerrahi veya tıbbi olarak tedavi ederek sağlıklarına kavuşturmak,
♦Hayvanları test ederek kuduz, brusella gibi hastalıkları önlemek ya da tedavi etmek,
♦Yaşlı ve ölümcül hastalığı olan hayvanlara ötenazi uygulamak,
♦Hayvan sahiplerine sağlık önlemleri, beslenme ve genel bakım hakkında tavsiyelerde bulunmak,
♦Hayvan ölümlerinin nedenlerini belirlemek için araştırmalar yapmak,
♦Temizlik ve yeterliliklerini belirlemek için hayvan barınaklarını incelemek,
♦Hayvan kayıtlarını tutarak, hastalıkları kamu sağlığı görevlilerine bildirmek,
♦Hayvanlardan insanlara bulaşabilecek hastalıklar hakkında kamuyu bilgilendirmek,
♦Hastalıkların diğer hayvanlara veya insanlara yayılmasını önlemek amacıyla, geçerli yönetmeliklere uygun karantina ortamını sağlamak,
♦Veteriner hekimlik uygulamaları hakkındaki güncel bilgileri takip etmek,
♦Mesleğin etik kurallarına uygun bir şekilde çalışmak.
Veteriner Hekim Nasıl Olunur?
Veteriner olmak için Veteriner Fakültelerinin birinden mezun olmak gerekir. Türkiye’deki Veteriner Fakülteleri 5 yıl eğitim verir. Son dönem intörnlük eğitimi alan öğrenciler, yüksek lisans derecesiyle mezun olur.Hayvanlara karşı tutku duyması ve merhamet beslemesi beklenen veterinerin diğer özellikleri şunlardır;
♦Cerrahi manevralar yapabilecek el kabiliyetine sahip olmak,
♦Hayvan sahiplerin endişelerini dinleyip, empati kurabilmek,
♦Hayvan sahipleriyle görüşerek, hayvanın gereksinim duyduğu yardımı belirleyebilmenin yanı sıra, tanının ne olduğunu ve tedavinin nasıl uygulanacağını net bir şekilde açıklayabilecek sözlü iletişim kabiliyetine sahip olmak,
♦Problem çözme yeteneği sergileyebilmek
Veteriner Hekim Maaşları 2022
2022 yılında alınan en düşük Veteriner Hekim maaşı 5.600 TL, alınan ortalama Veteriner Hekim maaşı 9.900 TL, alınan en yüksek Veteriner Hekim maaşı ise 20.900 TL olarak belirlenmiştir.

Kaynak: Ray Haber