Ana Sayfa Blog Sayfa 128

Bu Okulda İlk Ders Hayvan Sevgisi

İzmir’in Konak ilçesindeki bir lisede kedi, köpek, tavuk, papağan ve balık besleyen öğrenciler hem derslere daha iyi motive oluyor, hem de hayvan korkularını yeniyor.
Lisedeki hayvan besleme geleneği 1990’lara dayanıyor.

AA’nın aktardığı bilgiye göre, İzmir’in Konak ilçesinde bulunan Namık Kemal Lisesi’ndeki öğrenciler kedi, köpek, tavuk, papağan ve balık besliyor.
21 sene beslenen ve 2011’de öldükten sonra okul bahçesine gömülen “Black” adlı köpek ile 18 yıl beslendikten sonra 2008’de ölen “Pamuk” adlı kedinin okul kültürüne yerleştirdiği hayvan sevgisi, bugün 5 kedi, 3 köpek, 3 tavuk, 1 papağan ve 200 balıkla sürüyor.
Okul müdürü Dişbudak, hayvanların olumlu etkiler ortaya çıkardığını söyledi

Namık Kemal Lisesi’nin müdürü Hilmi Dişbudak, okulda üç yıl önce göreve başladığını ve hayvanlarla iç içe bir ortamın, öğrenciler üzerinde olumlu bir etki ortaya koyduğunu belirterek, “İki yıl önce bir de köpek sahiplendik. Öğrenciler ona Bozok adını verdi. Bozok’un okula gelmesiyle öğrenciler hareketlendi, onunla okul bahçesinde koşmaya, eğlenmeye başladılar. Bahçenin çeşitli yerlerine mama kabı ve suluk yaptılar. Ayrıca bahçemizde 10 yıldır bakılan tavuklarımız var.” dedi.
‘Hayvan sevgisini burada edindim’

Okulun 12. sınıf öğrencisi Merve Sevim Suludere de hayvanların dünyasını liseye gelince keşfettiğini aktararak “Bozok’la güçlü bir bağım var. Ağır bir kaza geçirdiğinde çok üzüldüm, onun yanında olmaya çalıştım. Özel bir bağ kurduk onunla. Hayvan sevgisini burada edindim. Onların hayatını değiştirebiliyor olmaktan çok mutluyum.” dedi.
Öğrenciler okulda hayvanlarla bir arada olmaktan dolayı çok mutlu

11. sınıf öğrencisi İlayda Çit ise dedesinin köpekleriyle büyüdüğünü, bu nedenle hayvanları sevdiğini, okulda da onlarla bir arada bulunmaktan mutlu olduğunu anlattı.

Kaynak:onedio.com

Türkiye’de ilk ‘Kedi ve Köpek Mama Üretim Tesisi’

Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Güçten Düşmüş Sahipsiz Hayvan Bakım Merkezi içerisinde kurulan ve Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan ‘Kedi ve Köpek Mama Üretim Tesisi’nde her gün kurumlardan toplanan yemekler ile bin hayvana yetecek mama üretimi yapılıyor.

Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Güçten Düşmüş Sahipsiz Hayvan Bakım Merkezi içerisinde kurulan Kedi ve Köpek Mama Üretim Tesisi, hayvan barınağı içinde bulunması nedeniyle Türkiye’de ilk olma özelliği gösteriyor. 500’ü kedi, 500’ü köpek olmak üzere toplam bin hayvanın bulunduğu Güçten Düşmüş Sahipsiz Hayvan Bakım Merkezinde kedilere günlük 30 kilogram, köpeklere ise 150 kilogram mama üretiliyor. Yılda ortalama dönemler halinde 10 bin hayvanın bakıldığı hayvan merkezinde ‘Sıfır Atık’ projesi uygulanarak belediye bütçesine katkı sağlanıyor. Tesisi içerisinde kurulan makineler sayesinde yemekler israf olmuyor, artan yemekler konserve edilerek soğuk hava depolarında saklanıyor.

“Organik gıdaların çöpe dönüşmesini önlemek için böyle bir çalışma içerisine girdik”

Hayvanların günlük yemek ihtiyaçlarını Mama Üretim Tesisinde üreterek ‘Sıfır Atık’ projesini uygulandıklarını ifade eden Samsun Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Şube Müdürü Veteriner Hekim Nurhan İşler, “Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi 5 üniteden oluşuyor. Klinik birimimiz, Kedi Kasabası, Evcil Hayvan Mezarlığı, Sahiplendirme Alanlarımız ve Kedi, Köpek Mama Üretim Tesisimiz bulunuyor. Mama Üretim Ünitesini biz 2018 yılında projelendirdik. Şu anda ise geliştirme çabalarımız devam ediyor. Bu alanımız Sıfır Atık projesi ile zenginleştirerek götürmeye çalıştığımız bir alandır. Ülkemizde ‘Sıfır Atık’ projesi önemli bir konu olduğundan dolayı bizler de bu konu üzerinde kamu ve kuruluşlardan veya başka işletmelerden artan organik gıdaların çöpe dönüşmesini önlemek için böyle bir çalışma içerisine girdik. ‘Sıfır Atık’ projesi kapsamında Türkiye’deki kamu kurum ve kuruluşların veya diğer işletmelerin birçoğu organik atıkların tamamını hayvan barınaklarına yönlendiriyorlar” dedi.

“Hayvan barınaklarına yönlendirme son nokta olarak gösteriliyor”

Önceki dönemlerde barınaklara atılan organik atıkların birçoklarının katı atık depolama sahalarına gittiğini söyleyen Veteriner Hekim Nurhan İşler, “Bunun doğru ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için bütün yemeklerin veya gıda atıklarının bir entegre sistemi içerisinde işlemek sureti ile hayvanlara gıda dönüşümü projesi olarak ortaya çıkardık. Kuruluşların bizlere getirdiği organik atıkları barınak içerisinde kurulan mama üretim ünitesine içerisindeki makineler ile işleme sonrasında hayvanlara yem olarak sunmaktayız. Bu genel anlamda ‘Sıfır Atık’ projesine destek verdiği gibi belediyemizin de bütçesine inanılmaz derecede katkı sağlamaktadır. Barınak içerisinde dönemler halinde yılda 10 bin hayvan geçiyor. 500 kedi, 500 köpek olmak üzere toplamda bin hayvan sürekli burada kalıyor. Bunların içerisinde engelli olan hayvanlar, doğum yapmış hayvanlar, lohusa da olanlar var. Bu hayvanlar alan içerisinde geri dönüşümü olmayan hayvanlardır. Hayvanlar için elimizde gelen her şeyi yapıyoruz” diye konuştu.

Kaynak:timeturk.com

Getir, Binlerce Sokak Hayvanının Karnını Doyuracak

‘Mama Gönder’ projesi ile her yıl sokak hayvanlarını doyuran Getir, bu yıl da beşinci kez sokak hayvanlarına sahip çıkacak.

Her yıl 4 Ekim tarihinde gerçekleşen Dünya Hayvanları Koruma Günü, dünya genelinde birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Getir, Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ile birlikte gerçekleştireceği sosyal sorumluluk projesi ile, tıpkı geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu yıl da sokak hayvanlarına sahip çıkacak.
1-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek ‘Mama Gönder’ projesi ile, ‘Evcil Hayvan’ kategorisinden sipariş edilen her bir mama için, barınaktaki bir hayvanın günlük mama ihtiyacını karşılayacak Getir, aynı zamanda barınaktaki hayvanlara daha fazla destek olabilmek için, bu tarihler arasında kedi ve köpek mamalarını da yüzde 50 indirimle satışa sunacak.

Getir kullanıcılarının, sokak hayvanları için alacağı her mama, kampanya bitiminde HAYTAP tarafından toplanarak, ihtiyaç sahibi hayvan bakım evlerine gönderilecek.
45 TON MAMA GÖNDERDİ
‘Sen sokak hayvanlarını doyur, biz barınaktakileri doyuralım’ sloganıyla yola çıkan Getir, geçtiğimiz 4 yılda düzenlediği kampanyalarr sayesinde 100 binlerce kullanıcının desteğini almış ve bu sayede, 19 farklı şehirde, 40’ın üzerinde hayvan bakım evine, 45 ton mama göndermeyi başarmıştı.

Kaynak:ensonhaber.com

Sahipsiz Hayvanlar İçin Şarkı Yaptılar

4 Ekim Dünya Hayvanları koruma gününde Netd ve tüm dijital platformlarda yayınlanacak olan Okan Tok feat Umut Akyürek “Onların da Gözyaşları Var” isimli single şarkı ile sözde değil özde destek geliyor.

Sahnelerin Assolisti Umut Akyürek ile Okan Tok’un beraber seslendirdiği “Onların da Gözyaşları Var” şarkısı ile ilgili Umut Akyürek ve Okan Tok şöyle konuştu;
“Türkiye’de o kadar sahipsiz hayvan var ki onlara bir el uzatmak istedik ve Onların da Gözyaşları Var projesi kapsamında Söz ve Müziği Murat Kutsal ‘a ait ve MC müzik yapım etiketi ile tüm dijital platformlarda yayınlanacak olan şarkımızın tıklanma gelirini Hayvan Hakları Federasyonu Haytap’a sahipsiz hayvanlara destek olarak bağışlamak istedik. Bir nebze olsun onlara destek olmak amacımız.”
Aynı zamanda 20 Ekim Pazar saat 19.00 Akatlar Kültür merkezinde gerçekleşecek olanOnlarında Gözyaşları Var II konseri, birçok ünlü sanatçı katılımı ile gerçekleşecek ve konser geliri yine Haytap’a sahipsiz hayvanlar için ameliyathane yapımı olarak geri dönecektir.
Akatlar Kültür Merkezinde gerçekleşecek muhteşem konserde sahne alacak isimler arasında,
Umut Akyürek, Yeliz, Zeynep Dizdar, Faruk k ve Canan, Bora Gencer, Nilay Dorsa, Pınar Soykan,
Ayça ve Cem, Mehmet Öncü, Uhde Seçil, Dilek Torgut, Reyhan Cansu, Oktay Ertuğrul, Sibel Alaş yer almakta.
Ayrıca sürpriz sanatçılar ile geceye oldukça renk katılacak.
Okan Tok ve UmutAkyürek şöyle devam etti ;
“Tüm sanatçılarımız ve basından sahipsiz hayvanlar için destek vermenizi rica ederiz. Gelin Birlik olalım ve Onların da Gözyaşlarını hep birlik de sonlandıralım. ”

Kaynak:haberler.com

“Hayvanlar Hayatıma Her Zaman Güzellik Katıyor”

Konyalı kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Naim Ünsal, yoğun ve stresli olan işinden arta kalan zamanını evinin bahçesinde baktığı çok sayıda kedi, köpek, at ve kaplumbağa ile geçiriyor.

Ünsal, zor operasyonlar ve yorucu mesailerin ardından soluğu 2 bin metrekare alana kurulu bahçeli evinde alıyor. Burada 20 kedi, 3 at, 2 kaplumbağa ve 2 köpek besleyen Ünsal, sokakta bulduğu yaralı hayvanları da kendi imkanlarıyla tedavi ediyor.
Ünsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayvan sevgisinin çocukluğundan, at sevgisinin de Yörük atalarından geldiğini söyledi.

Hem insanlarla hem de hayvanlarla içli dışlı bir hayat yaşadığını anlatan Ünsal, “Mesleğimiz gereği insanlarla iç içeyiz ama hayvanlara da çok fazla düşkünlüğüm ve bağımlılığım var. Bazen kendimi sınadığımda, aslında bu sevgiden çok üzüldüğüm zamanlar da oluyor. Bazen yaralı hayvanlar görüyorum, kötü muameleler görüyorum. Aslında bu beni çok yıpratıyor ama kendimi yine de hayvanlarla ilgilenme, onları koruma içgüdüsünden alıkoyamıyorum.” ifadelerini kullandı.
“Onlardan ayrı hayat düşünemiyorum”
İşinden arta kalan zamanları hayvanlarıyla geçirdiğini belirten Ünsal, şöyle devam etti:
“Burada 3 atımız var, 20 kadar kedimiz var. Dönem dönem sokak köpekleri de geliyor ama özellikle 2 tanesi sabit. Bu sayı bazen 7-8’e çıkabiliyor. 2 kaplumbağamıza da burada bakıyoruz. Tüm hayvanları çok severim ama özellikle atlara ayrı bir ilgim var. Biz ‘sarıkeçili Yörükleri’ndeniz, çocukluğumuz atların içinde geçti. Atlar bizim Yörükler için vazgeçilmez hayvanlar. Babamın, dedemin her zaman atları vardı. Babamın da dedemin de her dönem en az üç tane atı olurdu. Atlarla tabiri caizse kopamıyoruz. Onlardan ayrı bir hayat düşünemiyorum. Hayatımı da planlarken aslında tamamen atlara ve diğer hayvanlara göre dizayn ediyorum.”
Sokakta bulduğu yaralı hayvanları tedavi etmek için sahiplendiğini anlatan Ünsal, veterinerlik üzerine çok sayıda kitap okuduğunu, bilgilerini geliştirdiğini dile getirerek hayvanların bakımlarıyla da ilgilendiğini vurguladı.
Hayvanlar için aylık 5 bin lira masraf yapıyor
Ünsal, hayvan bakımının maddi ve manevi anlamda bir sorumluluk gerektirdiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu hayvanlar için aylık ortalama 5 bin lira kadar bir masraf yapıyorum. Ancak hayatımın her döneminde şunu hissediyorum, inanırsanız ‘hayvanların duası’ dersiniz, inanmazsanız daha ‘değişik bir sevgi’ dersiniz, hayvanlar hayatıma her zaman güzellik katıyor. Onlara ne kadar harcasam, maddi ve manevi olarak daha fazlası geliyor bana. Hayatımın her döneminde önüm açılıyor, iyi noktalara geliyorum. Onların benim için dua ettiğine inanıyorum. İyi niyetli bir şekilde onlara sahip çıktığınız zaman manevi olarak, Allah tarafından güzel bir geri dönüş alıyorsunuz.”
“Bu sevgi, çocukluğumdan geliyor”
Hayvanların kendisini rahatlattığını, psikolojisi için faydalı olduğunu dile getiren Ünsal, şunları kaydetti:
“Çok stresli bir mesleğim var. Kanser ameliyatları yapıyorum, çok ağır operasyonlar yapıyorum. Hayvanlarla bu kadar haşır neşir olmasam bu stresi kaldıramayabilirdim. Onların sevgisi bana ciddi manada terapi gibi geliyor. Sıkıntılı, zor bir ameliyattan çıkınca hemen buraya geliyorum. Zaten her gün geliyorum ama ne zaman boşluğum olsa, mesaimden arta kalan zaman olursa kafelere ya da eğlence mekanlarına gitmek yerine kendimi buraya atarım. Bana çok iyi geldiğini düşünüyorum. Bu sevgi, çocukluğumdan gelen bir alışkanlık.”

kaynak:aa.com.tr

Vet-Büs, Kartal’a Geliyor

Sokak hayvanlarına sahip çıkma ve Kartal’da risk oluşturmadan sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri için rutin kontroller ile tedavilerini sağlayan Kartal Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile hayvan dostu bir çalışmaya daha imza atıyor.

Sokak hayvanlarına sahip çıkma ve Kartal’da risk oluşturmadan sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürmeleri için rutin kontroller ile tedavilerini sağlayan Kartal Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile hayvan dostu bir çalışmaya daha imza atıyor.

Kartal Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi işbirliği çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait gezici klinik; (vet-büs) 18 Eylül Çarşamba günü Kartal Meydanı’nda, 25 Eylül Çarşamba günü ise Kartal Uğur Mumcu Mahallesi Teknik Yapı yanında, sokak hayvanlarına yönelik hizmet verecek.

Sokak hayvanlarının kapsamlı sağlık taramasından geçirileceği vet-büs ayrıca, durumu kötü olan hayvanları İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait hayvan bakım evlerine götürerek, sağlıklarına kavuşana kadar burada tedavi ettirecek. Veteriner ekibin gözetiminde gerçekleştirilecek taramalarda vatandaşlar da sokak hayvanlarını götürerek tedavi ettirebilecek.

Kaynak:kartalgazetesi.com

Peterbald Kedilerinin Özellikleri ve Bakımı

Peterbald kedisinin bakımı nasıl olmalı? Özellikleri nelerdir? Peterbald kedisinin fiyatı ne kadar ve ne kadar yaşarlar? Tüysüz bir kedi ırkı olan Peterbaldlar hakkında tüm merak edilenler haberimizde.

Anavatanı Rusya olan Peterbald kedilerin,n en önemli özelliği pürüzsüz bir görünüme sahip olmasıdır. Bu kedilerin Siyam, Oriental Shorthair ve Sphynx kedilerinin çiftleşmesi sonucunda meydana geldiği düşünülmektedir.
Oldukça az sayıda bulunan Peterbald kedileri, Dünyanın en pahalı kedi ırklarındandır. Diğer kedilere göre oldukça farklı görünüşe sahip olan bu kedilerin hiç tüyleri yoktur, kulakları ise sivri ve büyüktür. Nesneleri kavrayabilmek için kullandıkları oval pençeleri vardır. Genel olarak renkleri gri ve tendir.
PETERBALD KEDİLERİNİN KİŞİLİĞİ
Sakin, sevecen ve sessiz tavırları ile ön plana çıkan Peterbald kedisi oldukça meraklı bir tür olarak bilinmektedir. Çevresinde olup biten her şeye müdahale etmek isteyen bu tür son derece akıllı bir kişiliğe sahiptir. Ayrıca adeta bir köpek gibi sahibi ile oldukça kuvvetli bağ kurabildiği de bilinmektedir. Yalnız bırakılmaktan hoşlanmazlar bu nedenle her daim yanında bir kişinin kalması daha doğru olmaktadır. Ayrıca Peterbald sahibi ve güvendiği diğer aile fertleri ile birlikte uyumaktan da mutlu olmaktadır.
PETERBALD KEDİLERİNİN BAKIMI
Tüyleri olmayan Peterbald kedilerinin ciltleri oldukça hassastır. Bu yüzden fazla sıcağa ve soğuğa maruz bırakılmamaları gerekir. Peterbaldlar ılık suyla yıkanabilir. Uzun beyaz bıyıklara sahip olan bu kedilerin diş bakımları da önemlidir.
Her kedide olması gerektiği gibi Peterbald bakımında da mama, kum ve su kabı temizliği önemlidir. Günlük kullandıkları malzemeler kimyasal madde kullanılmadan yıkanarak temizlenmelidir.
Tüy bakımı kadar tırnak bakımının da oldukça önemli olduğu Peterbald kedinizin tırnaklarını kedi kuaförü yada veteriner kliniğinde kesim uygulamaları yaptırmanız gerekmektedir.
PETERBALD KEDİLERİNİN FİYATI
1997 yılında tescillenmiş bu nadir türü bulma fırsatını yakalayabilirseniz 1.200 ila 5.000 doları gözden çıkarmalısınız.
PETERBALD KEDİLERİ NE KADAR YAŞAR?
Peterbald kedisi oldukça sağlıklı bir ırk olarak kabul edilmektedir. Ancak yapılan araştırmalar neticesinde ırkın diş hastalıklarına karşı bazı kalıtsal hastalıklar taşımasından endişe duyulduğu söylenmektedir. Düzenli beslenme ve uygun çevre koşullarının sağlanması durumunda 15 yıla kadar yaşam süresi olduğun bilinmektedir.
PETERBALD KEDİLERİNİN ÇOCUKLAR VE EVCİL HAYVANLARLA İLETİŞİMİ
Peterbald kedisi kendisine saygı duyulması durumunda çocuklar ile oldukça iyi anlaşılabilmektedir. Oyun oynamaktan ve suya girmekten hoşlanan bu sevimli kediler evinizin çevresinde koşuşturmaktan zevk alacaktır. Ayrıca oldukça sakin tavırları ile bilinse de küçük çocuklar ile baş başa bırakılması doğru değildir.
Beraber büyütülmesi durumunda köpekler ve kediler ile oldukça iyi geçinebilen Peterbald kedisi diğer evcil hayvanlar ile de dost canlısı bir ilişki kurabilirler.

Kaynak:haber.com

 

Hayvan Barınağında ‘Evet’ Dediler

Antalya’nın Manavgat ilçesinde belediyeye bağlı Sokak Hayvanları Geçici Bakım ve Barındırma Merkezi, ilginç bir nikah törenine ev sahipliği yaptı.

Mustafa Karaca ve Ayşe Şişko çifti, Sokak Hayvanları Geçici Bakım ve Barındırma Merkezi’nde sevimli dostlar eşliğinde hayatlarını birleştirdi. Hayvansever çiftin nikah törenine Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’i temsilen Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Ödevoğlu katıldı. Merkezdeki kedi ve köpeklere ise davetliler tarafından papyon takılması renkli görüntüler oluşturdu. Çiftin törene gelen davetlilere nikah şekeri yerine hayvan maması dağıtması ve hayvan barınağını renkli balonlarla süslemesi misafirler tarafından beğeniyle karşılandı.
Nikah öncesinde duygularını ifade eden Ayşe-Mustafa çifti, böylesine bir anlamlı nikahın kıyılmasına izin veren Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’e teşekkür etti. Çift, “İnsanı insan yapan merhamet ve vicdandır. Bir kap mama, bir kap su ve çokça sevgi hayat kurtarır. Bizler en saf ve en temiz duygulara sahip olan dostlarımızla bu birlikteliğimizi gerçekleştirmek istedik. Onların da duyguları olduğuna inanıyoruz. Bu dostlarımızın bizden tek isteği sevgi. Bizlerin hayalinin gerçekleşmesine katkı sağlayan Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Sözen’e de ayrıca teşekkür ediyoruz” dedi.
Başkan Sözen ise genç çifte bir ömür boyu mutluluklar dilediğini ifade ederek, sevimli dostlar eşliğinde gerçekleşen nikahın eşsiz bir anlam taşıdığını söyledi. Çift, nikahın ardından Manavgat Belediyesi Sokak Hayvanları Geçici Barındırma ve Bakım Merkezi görevlileriyle doyasıya eğlendi.

Kaynak:memurlar.net

Hayvan Dostlarımız

Son 20 yılda yapılan birçok farklı araştırmaların sonucu şöyle; hayvanlarla iletişim halinde olan insanların doktorları daha seyrek ziyaret ettikleri, daha çok eğlendikleri ve evcil hayvan sahibi olmayan insanlardan kendilerini daha güvenli hissettikleri gözlenmiştir.

Evcil Hayvan Sahibi Olmanın 10 Yararı:
1 – Evcil hayvanlar sorumluluk sahibi olmayı sağlar
2 – Stressiz bir yaşam
3 – Empati yapma alışkanlığının gelişmesi
4 – Yalnızlık duygusundan kurtulmak
5 – Daha sosyal birey olmak
6 – Çocukların sevgiyle büyümesini sağlar
7 – Evcil hayvanlar alerji bağışıklığı sağlar
8 – Yaşlılarda olumlu etkiler
9 – Kalp, tansiyon gibi hastalıkların engellenmesi
10 – Depresyona son verir.
Hayvan Sahiplerinin Görev ve Sorumlulukları:
Ev ve süs hayvanı veya kontrollü hayvanı bulunduranlar ile yeni hayvan sahiplenecekler;
a) Kedi ve köpek gibi hayvanlara yapılan bütün işlemlerin, mevcut ya da geriye doğru izlenebilmeleri ve denetim altında tutulmalarının sağlanması amacıyla; hayvanını veteriner hekimler tarafından, mikroçip uygulaması ile kimliklendirip kayıt altına almakla,
b) Mikroçip uygulaması yapılamadığı durumlarda; hayvanına ve kendisine ait bilgileri içerecek şekilde ilgili belediyeye ‘Sahipli Hayvan Kayıt Defterine’ kayıt yaptırmakla,
c) Hayvanın türüne uygun olan etiolojik ihtiyaçlarını karşılamak; gerekli aşılarını ve tedavilerini veteriner hekime yaptırmak, sağlığına dikkat etmekle,
Ç) Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin kısırlaştırılmasıyla, hayvanını yavrulatmak istemesi halinde doğacak yavruları belediyeye bildirerek kayıt altına aldırmak suretiyle bakmak ve / veya dağıtımını yapmakla,
d) Kedi köpek gibi sahipli hayvanların ölmesi halinde, hayvanına ait bilgi ve belgelerini 7 gün içinde belediyeye teslim etmekle,
e) Kedi ve köpek gibi hayvanı kaybolduğunda, 7 gün içinde belediyeye bildirmekle,
f) Ev ve süs hayvanları ve kontrollü hayvanların gerektiğinde bağlanması sırasında; kullanılan alet ve ekipmanların hayvana zarar vermeyecek şekilde olmasına dikkat etmek, alet ve ekipmanların hayvanlara yeterli hareket özgürlüğü vermesini sağlamakla,
g) Hayvanların bakıldığı ve barındırıldığı ortam şartlarının; onların etiolojik ve tür özelliklerine uygun, optimum şartlarda olmasına dikkat etmekle,
ğ) Hayvan sahibi ya da hayvan muhafaza eden kurum ve kuruluş, sahibi bulunduğu hayvanın ses düzeyini kontrol altına almak üzere, söz konusu hayvan ya da hayvanların yaşama ortamına en yakın konutta bulunan bir yatak odası için ses basıncı düzeyi ve oturma odaları için de kabul edilebilir ses basıncı düzeyleri ile ilgili olarak 1.7.2005 tarihli ve 2586 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğindeki (2002/49/EC) değerleri sağlamakla,
h) Mesken dışında dolaştırılan hayvanların dışkılarını temizlemekle,
ı) Ev ve süs hayvanı veya kontrollü hayvanı, halka açık yerlerde tasma ile kontrol altında dolaştırmakla,
i) Bu yönetmelik yürürlüğe girmeden önce sahiplendirilmiş tehlikeli hayvanların; halka açık yerlerde dolaştırılması sırasında çevreye vereceği zararı önleyecek şekilde mutlaka ağızlığını takmakla ve kontrolünde tasma ile dolaştırmakla,görevli ve sorumludur.

Kuduz Olan Hayvanların Davranışları:
*Kuduz olan hayvanlar hastalığın ilk evresinde davranış değişiklileri gösterir.
*Hastalığın başlangıcında ürkek ve korkak olurlar.
*Sık sık idrar yapar, aşırı su içme isteği olur.
*Sahibinin emirlerini dinlemez hatta sahiplerine de saldırırlar.
*Hastalık ilerledikçe ağızlarından çok yoğun miktarda salya çıkarmaya başlarlar.
*Giderek dengeleri kaybolur, oluşan felçlerle yürüyemez hale gelir, düşerler.
*Köpekler evlerini terk ederek bir daha geri dönmezler.
*Kuduz olan bir hayvan en geç 1 hafta içinde ölür.
Kuduz; merkezi sinir sistemi(MSS)’nin ölümcül bir hastalığıdır. Hayvandan hayvana veya hayvandan insana genellikle ısırma ile bulaşır. Isırma sonucu vücuda giren virüs sinir lifleri boyunca ilerleyerek beyine yerleşir ve belirli bir kuluçka süresinden sonra ölümle sonuçlanan bir tabloyla karşılaşılır.
Kuduz olmak için ille de hayvanın ısırması gerekmeyebilir. Çünkü o virüs salyalar yoluyla da bulaşabilir. AMAN DİKKAT!!!

Kaynak:canakkaleolay.com

Köpeklerde Sonbahara Hazırlık

Sıcak yaz aylarını geride bıraktığımız şu günlerde mevsimin sonbahara dönüşüyle, hava ısısı başta olmak üzere birçok doğal döngü de değişmekte.
Bazen sert olabilen bu geçiş dönemleri tüm canlıların adaptasyonlarını zorlaştırabilmektedir. Bizlerle birlikte yaşayan köpeklerimiz de, değişen tabiata ayak uydurma konusunda zaman zaman zorluklar yaşayabilmekte ve onlar için önlem almamız gerekebilmektedir.
Eylül ayının ortalarını geçtiğimiz şu günlerde özellikle gece ile gündüz arasındaki yüksek ısı farklılıkları tıpkı bizlerde olduğu gibi köpeklerde de bağışıklık sistemini zorlayabilmekte ve bazı hastalıklara zemin oluşturmaktadır.

AKŞAM VAKİTLERİ KISA GEZİNTİLER
Sonbaharda köpeklerimizde gözlemleyebileceğimiz hastalıkları şu şekilde sıralayabiliriz;
-Solunum yolu hastalıkları: Gerek ısı farkından kaynaklı gerekse hava değişimi kökenli bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına bağlı olarak özellikle bulaşıcı karakterli üst solunum yolu hastalıklarına dostlarımız bu dönemde daha yatkındır. Ayrıca havanın soğumasıyla özellikle akşam vakitleri daha kısa gezintiler ve evde yaşayan köpeklerde evin daha az havalandırılmasına bağlı kuru ve alerjik ev ortamlarında daha fazla vakit geçirme, genellikle kuru öksürük, hapşırma ve tıksırma ataklarıyla karakterize üst solunum yolu hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır. Köpek parklardaki buluşmalar esnasında da bulaşıcı bakteriyel yada viral kökenli bu hastalıkların köpekten köpeğe bulaşması da kolaylaşmaktadır.
– Mide-barsak sistemi rahatsızlıkları:
Yine bu dönemdeki ani ısı değişimleri köpeklerin sindirim sistemlerini üşütmelerine sebep verebilmektedir. Özellikle gaz birikmeleri, ishal ve kusma ile gözlemlenen rahatsızlıklar dostlarımız için can sıkıcı olabilmektedir. Ayrıca bahçede yaşayan dostlarımız dökülen ve toplanmayan çürümüş yaz meyveleri ve yaprakları da yiyebilmekte ve bunlar da sindirim sistemlerini bozabilmektedir.
Viral ölümcül hastalıkların şekillenmesi sonbaharla birlikte değişen floraya ayak uydurmaya çalışan özellikle de yavru ve genç köpeklerde bağışıklık sistemlerinin düşmesiyle fırsatçı tehlikeli viral ve bulaşıcı olan kanlı ishal (parvoviral enterit) ve gençlik hastalığı (distemper) gibi oldukça kötü hastalıkların da ortaya çıkması olasıdır.
Bu virüslere karşı zayıf bağışıklığı olan köpeklerin yaşam şansları maalesef oldukça düşüktür.
EVİN HAVALANDIRMASINA DİKKAT
Tüm bu hastalık ihtimallerine karşı dostlarımızı korumak ve onların immün sistemlerini değişen koşullara hazırlamak adına alınabilecek önlem ve hazırlıkları şöyle sıralayabiliriz:
– Köpeklerimizin ısı yalıtımında en önemli olan tüylerini bu dönemde kesinlikle tıraş ettirmemeliyiz.
– Sonbahar geçişlerinde dostlarımıza bağışıklık güçlendirici vitamin ve takviye kürler yaparak değişen koşullara onları daha iyi hazırlayabiliriz.
– Bahçede yaşayan köpeklerin kulübelerinin onarım ve tadilatlarını yapıp daha iyi muhafaza koşulları oluşturabiliriz.
– Yavru ve genç köpeklerimizin devam etmekte olan aşı programlarına bu dönemlerde çok daha önem göstermeliyiz.
– Evlerde daha fazla vakit geçirmeye başlayan dostlarımız için evin havalandırmasına dikkat etmeliyiz.
– Bu dönemlerde sık banyo yaptırmaktan kaçınmalıyız.
– Gezinti ve egzersizlerine önem vererek onları stresden uzak tutmalıyız.
– Değişen koşullara göre özellikle bahçe köpeklerinin beslenme ve takviye gıdalarına dikkat etmeliyiz.
– Rutin veteriner kontrolleri ve check-up’larla bu dönemde köpeklerimizi kontrol altında tutmayı ihmal etmemeliyiz.
– Dostumuzda herhangi bir hastalık belirtisi yada halsizlik haliyle karşılaşırsak doğrudan Veteriner Hekimimize danışmamız gerektiğini unutmamalıyız.
Tüm evcil dostlarımıza sağlıklı bir sonbahar diliyorum.

Kaynak:hurriyet.com.tr