Ana Sayfa Blog Sayfa 32

Tüm plajlarda evcil hayvanlara izin vermek için önerilen yasa değişikliği

PAN partisi, evcil hayvanlara izin verecek şekilde deniz plajları için planlama ve yönetim rejimini değiştirmeyi öneren bir yasa tasarısı sundu.

 

Tek meclis üyesi ve parti lideri Inês Sousa Real tarafından imzalanan bu tasarıda Pessoas-Animais-Natureza, amacın evcil hayvanların “plaja erişim sağlayan ortak alanlarda tasma kullanma ihtiyacı”, hayvan sahibinin varlığı ve atık toplama yükümlülüğü gibi mevcut yasal yükümlülüklere uydukları sürece plajlarda hareket etmelerine ve kalmalarına izin vermek olduğunu açıklıyor.

Yasadaki bu değişiklik ışığında PAN, atık toplama noktalarının plajlara erişim sağlayan alanların yanı sıra evcil hayvanlar için hidrasyon alanlarına da yerleştirilmesi gerektiğini savunuyor.

PAN, şu anda, izin verilmeyen bir plajda evcil hayvanla yürüyen herkesin 2.500 Euro’ya kadar para cezasına tabi olduğuna dikkat çekiyor ve mevcut mevzuatın “toplumun ilerlemeleri ve anlayışları ve evcil hayvanları görme biçimiyle uyumlu olmadığını” savunuyor.

Parti, Portekiz’de Portekizli hanelerin yaklaşık% 56’sının en az bir evcil hayvana sahip olduğunu ve bunların “sahiplerinin fiziksel ve psikolojik refahına katkıda bulunduğu” algılandığını gösteren bir araştırmaya dikkat çekiyor.

PAN, “Ailenin ayrılmaz bir parçası olarak görüldükleri için, birkaç Avrupa ülkesinde olduğu gibi, plaja gitmek gibi açık havada gerçekleştirilenler gibi faaliyetlerinde ailelerine de eşlik edebilmelidirler” diye savunuyor.

 

Şu anda köpeklerin Portekiz anakarasındaki altı imtiyazlı plajda Portekiz’de kalmasına izin verilmektedir ve parti, yasanın banyo alanlarında hayvanların varlığı konusunda daha müsamahakâr olduğu İspanya, İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerdeki mevcut mevzuatı hatırlatıyor.

 

Kaynak:https://www.theportugalnews.com/

Antalya’da caretta caretta mevsimi: 1.5 milyon yavru denizle buluştu!

Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında, nesli tehlike altında olan caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının yuvalama ve yavru çıkış dönemi yoğun şekilde devam ediyor.

Belek kumsalı, Akdeniz’in en büyük yuvalama alanı olarak öne çıkarken, bu yıl 3 bin 300’ü aşan yuva kaydedildi. EKAD gönüllüleri ve destekçileri, bu yuvaları koruma ve kayıt altına alma çalışmalarını sürdürüyor.

EKAD Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, 1999’dan bu yana yürütülen koruma çalışmalarının, deniz kaplumbağalarının yuvalama popülasyonunda artış sağladığını açıkladı. Küresel ısınma nedeniyle Akdeniz’deki deniz suyu sıcaklıklarının artması, kaplumbağaların kuzey bölgelere göç etmesine yol açıyor. Bu göçler sonucunda Edirne ve Çanakkale gibi bölgelerde de yuvalar tespit edilmeye başlandı.

25 yılda 38 bin yuva 1,5 milyon yavru

Deniz Kaplumbağalarını İzleme ve Koruma Projesi’ni 1999 yılında başlattıklarını belirten EKAD Başkanı Hacettepe Üniversitesi’nden Dr. Ali Fuat Canbolat, “Akdeniz’de nesli tehlike altındaki deniz kaplumbağalarının en büyük yuvalama alanı olan 30 kilometrelik Belek kumsalında 25 yıldır her yıl 4,5 ay kumsalda gönüllülerimiz görev alıyor. Çeyrek asırlık bu süreçte toplamda 38 bin yuvadan 1,5 milyon yavru deniz kaplumbağası denizle buluştu” diye konuştu.

EKAD olarak bu yıl Yumurtalık, Lara-Kundu ve Fethiye bölgelerini eklediklerini belirten Dr. Canbolat, Kızılot’ta bu yıl 4’üncü, Belek kumsalında ise 26’ncı yıla girdiklerini açıkladı. Fethiye ve Belek kumsalının Özel Çevre Koruma (ÖÇK) bölgesi olan 16 kilometrelik kısmında Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle bu çalışmaları yürüttüklerini anlatan Dr. Canbolat, “Bu yıl 25 Nisan’da yuvalamalar erken başladı. Yuva sayısı, 2021 yılında kırdığımız rekora yakın seviyede seyrediyor. Hatta şu an bile yuvalamalar tek tük devam ediyor ama yoğun şekilde yuvalardan yavru çıkışı yaşanan dönemdeyiz. Kızılot’ta yuva sayısı 2 bin 50 civarında, Belek’te ÖÇK ve DKMP’ye bağlı iki alan var ve yuva sayısı 3 bin 300’ü geçtik. 2021’deki 3 bin 800 yuva rekoruna yakın bir sayı olmasını bekliyoruz” dedi.

25 yıl önceki yavrular yetişkin olarak dönüyor

Bu yıl sadece Belek değil, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarındaki tüm yuvalama alanlarında yuva sayısında artış olduğuna dikkati çeken Dr. Canbolat, “Tabii ki ülke olarak, araştırmacılar olarak, sivil toplum örgütleri, özel sektör ve özellikle devletimizin desteğiyle koruma iyi yapılıyor ama bu çalışmaların verimini aslında biz yıllar sonra alacağız. Şu anda almamız söz konusu değil. Çünkü deniz kaplumbağalarının yaşam öyküsü biraz değişik. Yani şu anda yuvadan çıkan yavru 20 yıl sonra erginliğe ulaşıyor ve yumurtadan çıktıkları kumsallara yuva yapmak için dönüyorlar. Yani bunun sonucunu 20 yıl sonra alacağız. 25-26 yıl önce Belek’te başladık ve yavaş yavaş sonuçlarını alıyor olabiliriz ama daha etkin koruma yöntemleri yapılabilir. Ama yuvalama popülasyonunda artış var” dedi.

Küresel ısınmadan dolayı yuva sayısı artıyor

Artışın koruma çalışmalarının mükemmelliğine bağlı olmadığını anlatan Dr. Canbolat, “Küresel iklim değişikliği sorunumuz var dünyaca. Akdeniz’de deniz suyu sıcaklığı son 20 yılda 1,5 dereceye yakın artmış. Yani bu iklim değişikliğinin Akdeniz’deki net göstergesi. Kuzey Afrika’da ciddi deniz kaplumbağası popülasyonu vardı, Libya’da 20-25 yıl öncesine dair basit bir raporda 100 bin civarında deniz kaplumbağasının yumurta bıraktığı söyleniyor. Küresel iklim değişikliği ve sıcaklık artışının deniz kaplumbağaları üzerinde etkisi olduğuna inanıyorum. Ve bunun sonucu olarak da Kuzey Afrika popülasyonunun Türkiye ve Yunanistan kıyılarına, yani kuzeye doğru yöneldiğini düşünüyorum. Mesela daha önce hiç yuvalama olmayan İtalya kumsallarında ilk defa geçen yıl 20 yuva oldu” diye konuştu.

Edirne ve Çanakkale’de de yuva tespit edildi

Deniz kaplumbağalarının 120 milyon yıldır yaşadığını, göç edebildikleri için iklim değişikliğine karşı hazır olduklarını dile getiren Dr. Canbolat, “Son yıllarda Kuşadası, Çeşme civarında yuvalar tespit etmiştik. İşin daha ilginci, 4-5 yıl önceki röportajımızda, ’20 yıl sonra deniz kaplumbağaları belki de Karadeniz’de yuva yapmaya başlayacak. Bu şaşırtıcı olmaz’ demiştim. Çünkü deniz kaplumbağaları bu tür iklim değişikliğine hazır. 120 milyon yıldır yaşayan canlılardan bahsediyoruz. Bizim gibi hazırlıksız yakalanmıyorlar. Eğer bir yerde sıcaklık arttıysa kendisine uygun alana göç edebilir. Eskiden kampımızda çalışan, şimdi bakanlıkta görevli, Edirne’de çalışan öğrencim iki hafta önce aradı, ‘Hocam burada iki deniz kaplumbağası yuvası var’ dedi. Bakın Edirne kıyılarında artık yuva kaydı gerçekleşti. Bunlar tek tük ama değerli bilgiler. Çanakkale’de kayıtları var” dedi.

 

kaynak:https://www.gezelim.com/

Evcil hayvan seçimi, kişiliği yansıtıyor!

ABD’deki bilim insanları tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma, kedi ve köpek sahiplerinin kişilik özellikleri olarak birbirlerinden çok farklı olduklarını ortaya çıkardı. Araştırmaya göre “köpek insanları” stresle başa çıkmada daha dayanıklıyken, “kediciler” daha depresif olabiliyor.

Uzun zamandır süregelen “kedi-köpek gibi kavga etmek” deyimi, kediler ve köpeklerin tamamen zıt karakterlere sahip olduğunu düşündürse de aslında bu iki tür birbirleriyle gayet iyi anlaşabiliyor. Ancak bu iki tür arasında olduğu zannedilen fark belki de hayvanların kendilerinden çok sahiplerinde yatıyor.

James Cook Üniversitesi’nden psikologlar Jessica Oliva ve Leah Michelle Baines tarafından yapılan bir araştırma, kedi ve köpek sahiplerinin kişilik özelliklerinde belirgin farklılıklar olduğunu ortaya koyuyor. 329 kişi üzerinde gerçekleştirilen ankette, araştırmacılar evcil hayvan sahipliğinin kişilik özellikleri ve kişisel dayanıklılık üzerindeki etkisini inceledi.

KÖPEK SAHİPLERİ STRESE KARŞI DAHA DAYANIKLI, ‘KEDİCİLER’ İSE TAM TERSİ

Oliva ve Baines, köpek sahiplerinin stresli durumlarla başa çıkma konusunda daha dirençli olduklarını ve bu durumun Covid-19 karantinaları gibi uzun süreli izolasyon dönemlerinde yalnız hissetmelerini engellediğini belirtiyor.

Evcil hayvan seçimi, kişiliği yansıtıyor! Kedi sahipleri hakkında şaşırtan bilimsel araştırma - 1. Resim

Buna karşılık, kedi sahiplerinin daha nevrotik (kaygı, olumsuzluk, karamsarlık, depresif ruh haline neden olan duygu durum bozukluğu) özellikler gösterdiği tespit edildi.

Jessica Oliva, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Köpek sahiplerinin daha yüksek dayanıklılığı, karantina sırasında köpek sahibi olmayanlara göre daha az yalnız olmalarının nedeni olabilir.” diye konuştu.

Araştırmanın bulgularına göre, evcil hayvan sahipliği kişilik özelliklerinde büyük değişiklikler yapmasa da insanlar genellikle zaten sahip oldukları kişilik özelliklerine uygun evcil hayvanları seçiyor. Örneğin, doğal olarak dayanıklı bireyler köpekleri daha çok tercih ederken, kediler ise stresli ve gergin bireyler için uygun bir seçenek olabiliyor.

Evcil hayvan seçimi, kişiliği yansıtıyor! Kedi sahipleri hakkında şaşırtan bilimsel araştırma - 2. Resim

Oliva, “Basitçe söylemek gerekirse, dirençli olmaya yatkın olan insanlar köpekleri daha çok sevebilir. Köpekler insanların dirençli olmasına neden olmaz.” dedi.

Bununla birlikte, bir kişinin evcil hayvan seçiminde kişiliğini yansıtması gerekmeyen pek çok faktör de var. Oliva’nın çalışması ayrıca yaşam tarzı alışkanlıkları, yaşam koşulları ve belirli bir evcil hayvan türüne olan yakınlığın da insanların kararlarını yönlendirdiğini gösterdi. Hatta evcil hayvan tercihlerimizin genlerimize bile işlemiş olabileceği ifade edildi:

Psikolog, “İlginç bir şekilde, genlerin belirli bir türe sahip olmayı yönlendirdiği fikrini destekleyen kanıtlar var. Sahiplenme üzerindeki etkiler genetik olarak türetilmiş kişilik özellikleriyle bağlantılı olabilir, bu nedenle hem kişilik özelliği hem de belirli bir hayvana sahip olma eğilimi kalıtsaldır.” diyerek durumu özetledi.

Evcil hayvan seçimi, kişiliği yansıtıyor! Kedi sahipleri hakkında şaşırtan bilimsel araştırma - 3. Resim

EVCİL HAYVAN SAHİPLENMEYİ DÜŞÜNENLERE ÖNEMLİ UYARI

Oliva, Herhangi bir zamanda bir evcil hayvan edinme kararı her zaman iyi düşünülmeli, hayvana yaşamı boyunca bakma taahhüdü verilmeli ve hayvanın refahı kararın ön saflarında yer almalıdır.” diyor.

 

kaynak:https://www.tgrthaber.com/

Kedi ve köpeğinizin tüyleri artık sorun olmayacak

Evde kedi ve köpek beslemek gerçekten keyif verici. Fakat bazı anlarda dökülen tüylerle karşılaşmak, can sıkıcı olabiliyor. Tüylerin koltukların üzerinde birikmesi, kıyafetlere yapışması ya da evin her yerine dağılması; temizlik açısından ekstra bir çaba gerektiriyor. Tam da bu noktada uygulayacağınız temizlik tüyosu sayesinde tüy derdinden kısa sürede kurtulabilirsiniz. Peki, bu tüyo ne mi?

Tüy sorununu kökten bitiriyor Kedi ve köpeğinizin tüyleri artık sorun olmayacak: Kıyafetlerde, koltuklarda ve halılarda işe yarıyor

Evde kedi ve köpek beslemek büyük bir zevk verse de tüy dökme sorunu zaman zaman sıkıntı oluşturabiliyor. Tüylerin evin çeşitli yerlerine yayılması, mobilyalara ve giysilere yapışması; temizlik süresinin uzamasına neden olabiliyor. Bunun için uygulayacağınız temizlik tüyosu ise süreyi oldukça kısaltıyor. İşte tüm detaylar…

Köpeklerle kurduğumuz bağ neden eşsiz?

A portrait of a black Labrador dog taken against a black backdrop at studio.

Dünyanın dört bir yanından evcil hayvan sahipleri, köpeklerin bizimle duygusal olarak nasıl bağlı olduğunu göstermek için yapılan bir bilimsel araştırma sebebiyle bir araya geldi.

Deney için bilim insanları, köpek sahiplerinden hayvanlarının yanında iki farklı sesi çalmalarını istedi: biri ağlayan, diğeri mırıldanan bir insan sesi. Ardından da köpeklerinin verdikleri tepkiyi izleyip, video görüntüsünü kaydettiler.

Çalışmadaki safkan ve melez 30 köpek de, ağlayan insan sesini duyduğunda yeri tırmalayıp, titremeye, patilerini kaldırıp, ağızlarını yalamaya başladı ve hatta bazıları inledi de. Bilim insanları yayınlanan makalelerinde, tüm bu tepkilerin, köpeklerin stres altına girdiğini ya da tedirgin olduğunu gösterdiğini açıkladı.

Fakat köpekler mırıldanmayı duyduklarında çok daha az tepki verdiler ve endişelenmiş görünmediler.

Çalışmaya, boxerlardan, Border Collie’lere kadar, yaşları 2 ile 11 arasında değişen her tür ve boyuttan köpek katıldı.

Ve bu farklı tepkileri, köpek dostlarımız için önemli bir noktayı ortaya koydu.

Köpekler bizi çok daha derin bir seviyede anlayabiliyor

Araştırmadaki köpekler bilim insanlarının “duygusal bulaşma” dediği tepkiyi gösterdi. Duygusal bulaşma, bir kişi (ya da hayvanın) bilinçsizce başka birinin duygularını taklit etme eğilimine verilen isim.

Çalışmanın eş yazarlarından biri olan ve Eötvös Loránd Üniversitesi’nde Etoloji Bölümü’nde araştırmacı olan Paula Pérez Fraga, bunun empati yeteneğiyle ilgili olduğunu söylüyor.

Duygusal bulaşma tipik olarak aynı türler arasında mevcuttur, zira hayvanlar bu şekilde bağlanır ve iletişim kurar. Köpeklerse bu sosyal taktiği tamamen farklı bir tür ile birlikte geliştirdi: insanlar.

Çalışmada yer almayan, Duke Üniversitesi Yavru Köpek Anaokulu’nda yönetici olan ve yüzlerce köpekle çalışan Vanessa Woods, yavru köpeklerin, büyüdüklerinde en iyi yoldaşlar olabilmesi için yapılabilecek en uygun davranışları araştırıyor.

Woods, köpeklerin duygusal bulaşmasına ilk elden pek çok kez şahit olduğunu söylüyor:

“Ne zaman bir sarılmaya ihtiyacım olduğunu ya da ne zaman strese girdiğimi anlıyorlar. Köpeklerimizle kurduğumuz duygusal bağ gerçek ve bu yüzden bize bu kadar mutluluk veriyorlar.”

Ancak Woods, köpeklerdeki duygusal bulaşma seviyesinin fark gösterebildiğini de söylüyor. Kimilerinde, diğerlerinden daha fazla görülebiliyor. Ancak genelde, söz konusu olan derin bir bağ.

Bu yeni çalışmanın araştırmacıları bu bağlantının diğer evcil hayvanlarla aramızda olup olmadığını ya da sadece köpeklere özel mi olduğunu da bulmaya çaba gösteriyor.

Fraga şöyle diyor: “Ana fikrimiz, bunun sadece köpeklere özel mi yoksa bu tür duygusal bulaşmanın diğer hayvanlarda da olup olmadığını bulmaktı.”

Fraga, aynı ağlama ve mırıldanma seslerini 22 evcil domuza dinletti. Domuzlar çok daha farklı tepki verdi.

Domuzlar, ağlayan insan seslerine nasıl tepki verdi?

Domuzlar, ağlama seslerine pek ilgi göstermezken, mırıldanma sesleri onları tedirgin etmiş gibi davrandılar.

Fraga, bunun domuzların aptal ya da umursamaz olduğu anlamına gelmediğini söylüyor ve ekliyor:

“Mırıldanma domuzlar için muhtemelen alışık olmadıkları, anlamadıkları ve sıra dışı bir ses.”

“Bizim düşüncemiz, mırıldanmanın domuzlar için yeni bir ses olduğu. Bu yüzden mırıltıyı duyunca daha fazla strese girmiş olabilirler.”

Fraga, bulgularının köpeklerle insanlar arasındaki güçlü bağın göstergesi olduğunu da sözlerine ekliyor:

“Köpekler diğer tüm evcil hayvan türlerinden daha uzun süredir bizimle birlikte ve işbirlikleri ile bağlılıkları sebebiyle seçildiler.”

Fraga, domuzlar ve diğer evcil hayvanlarla aynı bağı paylaşıp paylaşmadığımızı görmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini de belirtiyor.

Bu arada, köpeğinizin oldukça özel olduğunu söylemek muhtemelen doğru olur.
Woods, araştırmayla ilgili sözlerini şöyle bitiriyor:

“Domuzları seviyorum, ancak araştırma köpeklerin ne kadar özel olduğunu gösteriyor. Dünyamıza ve yaşantımıza, başka hiçbir evcil hayvanın olamadığı kadar entegre oldular.”

 

 

kaynak:https://tr.mashable.com/

Kedi Mama Kabı Nasıl Olmalı?

Yaşam alanları içerisinde beslenen evcil hayvanlar bakıma ihtiyaç duyar. Kedinizin sağlığı ve konforu için uygun kedi mama kabı seçimi oldukça önemlidir. Ürün seçeneklerinin yapısı, sevimli dostunuzun ihtiyaçlarına uygun üretilir. Kedi mama kabı nasıl olmalı diye düşünebilirsiniz. Bu soruya verilebilecek ilk cevap malzemesi ilgilidir. Mamaların temas edeceği yüzeyin sağlığa zararlı maddeler içermemesi gerekir. Kedi mama kabı yüksek mi olmalı gibi soruların cevapları için okumaya devam edin.

Kedi Mama Kabı Yapısı Nasıl Olmalı?

Kedi mama ve su kabı ayrı mı olmalı sorusunu düşünüyor olabilirsiniz. Ürünler genel olarak ayrı tercih edilir. İçme suyu her zaman temiz ve taze olması gerektiği için su bölümünü mama alanından uzak yerde tutmanız önerilir.

Kullanıcılar tarafından kedi mama kabı yüksekliği ne kadar olmalı sorusunun cevabı da merak edilir. Yüksekliği canlının boyuna ve fiziksel ihtiyaçlarına bağlı olarak değişebilir. Yüksekliği canlıların rahatça yemek yiyebileceği seviyede tercih edilebilir.

Evcil hayvanınız yemek yediği sırada başını aşağıya doğru eğer. Çok eğmesi rahatsız edici olabilir. Bu yüzden ürün boyunun doğal pozisyonda yemek yemesini sağlayacak şekilde olması gerekir.c

Kedinin mama kabı hep dolu mu olmalı diye düşünüyor olabilirsiniz. Her zaman dolu olması gerekmese de günlük yemek ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda mama sağlamanız gerekir.

Düzenli aralıklarla doldurmak yeterli beslenme için önem taşır. Kilo veya sağlık sorunları varsa veterinerinizin önerilerine göre doğru miktarı ayarlayabilirsiniz. Mama kabı, kedi tasması gibi ihtiyaçlarınızı Karaca ile giderebilirsiniz.

Kediniz için Mama Kabı Seçerken Dikkat Etmeniz Gerekenler

kedi mama kabi 1 1

Ürün çeşitleri arasından seçim yaparken dikkat etmeniz gereken birkaç önemli faktör bulunur.

Seçim yaparken materyal yapısı da göz önünde bulundurulabilir. Plastik materyalden elde edilen mama kapları genellikle önerilmez.

Modeller canlıların yemeklerini rahatça yiyebilmesi için uygun büyüklükte tasarlanır. Paslanmaz çelik, seramik gibi materyal yapılarını göz önünde bulundurarak seçim yapabilirsiniz. Hijyenik bir şekilde yemek yemeye olanak sağlayan ürün seçenekleri aynı zamanda kolay temizleme imkânı sunar.

Hijyenik olmasının yanında kaymaz malzemeyle üretilen ürün seçenekleri güvenli kullanım avantajı sunar. Doğası gereği hareketli olabilen sevimli dostlarınızın yemek yerken kabının kaymasını istemezsiniz. Kabın sabit kalması beslenme süresinin verimli geçmesine de katkı sağlar.

Kedi Mama ve Su Kabı Nereye Konulmalı?

mama kabi 4

Kedi mama ve su kabı nereye konulmalı sorusu kullanıcılar tarafından merak edilir. Sahip olduğunuz evcil hayvanların hareketlilik düzeyi, evin genel düzeni gibi faktörler bu sorunun yanıtını değiştirebilir.

Ev içerisinde sakin olan bir ortam veya sık kullanılmayan bir alan kedi malzemeleri yerleştirmek için uygundur. Kediler sakin huzur veren ortamda yemek yemeyi sever. Bu nedenle bu faktörleri göz önünde bulundurmanız tavsiye edilir. Kedinin mama kabı nerede olmalı sorusunun cevabını bu şekilde verebiliriz.

Ürün çeşitlerini konumlandıracağınız alanın temiz ve kuru olmasını sağlamanız önerilir. Temizliğe oldukça önem gösterdikleri için mama, su gibi yiyeceklerin konulduğu alanın hijyenik olmasını isterler.

Direk güneş ışığı almayan bir yerde konumlandırabilir, gıdaların tazeliğinin korunmasına katkıda bulunabilirsiniz. Güneş ışığı yiyeceklerin bakteri üretmesine neden olabilir.

Yaşam alanı içerisinde birden fazla evcil hayvana bakıyorsanız farklı yeme alanları oluşturabilirsiniz. Özgürlüğü seven kediniz için özel bir alan yaratabilirsiniz. Bu özel alana tırmalama tahtası, kedi evi, minder ve battaniye gibi eşyalar koyarak onun için konforlu bir ortam yaratabilirsiniz.

Bakımını yaptığınız her canlı için ayrı ürün seçenekleri bulundurmak faydalı olabilir. Kedi mama kabı nereye konulmalı gibi sorulara cevap bulduktan sonra kabın bakımı ve temizliği nasıl olmalıdır kısmına geçebiliriz.

Kedi Mama Kabı Temizliği

Her canlı için temizlik önemli bir yer tutar. Kedi mama kabı nasıl temizlenir sorusuna cevap arıyor olabilirsiniz. Evcil hayvanınızın sağlığını korumak için kedi mama kabı temizliği ve bakımı belirli aralıklarla yapmanız gerekenler arasındadır. Ürün içerisinde biriken yemek artıkları zamanla bakteri ve kire neden olabilir. Bu durum canlıların sağlığını tehlikeye atar.

Hijyenini sağlamak için kabı her gün kontrol etmeniz, içerisinde bulunan yemek artıklarını temizlemeniz gerekir. Kırıntı ve yemek artıkları kabın yüzeyine yapışabilir. Bu yapışma sonucunda mikroorganizmalar üreyebilir. Bu durumun önüne geçebilmek adına rutin bir şekilde temizlemek önem taşır.

Rutin temizliklerde öncelikli olarak kabın içerisinde kalan artıkları boşaltmanız gerekir. Sıcak su, kimyasal içermeyen deterjan kullanarak yıkama yapabilirsiniz. Kullanılan temizlik ürününün canlıya zarar vermemesi önemli görülür.

Canlılar için güvenli görülen, kimyasal içermeyen organik içeriklere sahip temizlik ürünleri tercih edilebilir. Herhangi bir deterjan kullanımı yapmak istemiyorsanız sadece sıcak su ve bezle de temizliği gerçekleştirebilirsiniz.

Ürünlerin sadece içerisini değil, altını ve çevresini de temizlemeyi unutmamanız gerekir. Dış kısmı zamanla kirlenebilir, nemli bir bez yardımıyla bunun önüne geçebilirsiniz. Ayrıca beslenme alanını düzenli olarak süpürmeniz ve silmeniz tavsiye edilir.

Bu basit adımları takip ederek hijyenik bir ortam elde edebilirsiniz. Evcil hayvanınızın sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmesine katkıda bulunabilirsiniz.

 

KAYNAK:https://www.karaca.com/

Hayvan beslemek ruhsal gelişimi de destekliyor!

Son yıllarda, hayvanlara yönelik toplumsal duyarlılık giderek artıyor. Medyanın rolü, yasal düzenlemeler ve sosyal sorumluluk projeleri, hayvan haklarına olan farkındalığı pekiştiriyor. 

Son yıllarda hayvan hakları ve refahının öneminin daha fazla dile getirilmeye başlandığını kaydeden Veteriner Hekim Burcu Çevreli, “Hayvan hakları savunucuları, bu konuda toplumsal farkındalık geliştirmiştir. Yasalara aykırı muameleye maruz kalan ve kendi haklarını savunma şansı olmayan hayvanların haklarını savunmak insanlara düşmektedir.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Deneysel Araştırma Birimi (ÜSKÜDAB) Sorumlu Yöneticisi Veteriner Hekim Burcu Çevreli, son dönemde sokak hayvanları yasası olarak bilinen kanuni düzenlemeyle gündemde olan hayvanlara karşı toplumsal duyarlılık konusunu değerlendirdi.

Sokak hayvanları sorunları görünür hale geldi

Veteriner Hekim Burcu Çevreli, insanların özellikle kendilerini yakın hissettiği, destek bulduğu bir varlık olarak hayvanların, her zaman onların hayatında bir yer edindiğini ve edinmeye de devam ettiğini dile getirerek, “Hayvanların da hakları olduğu bilinci gelişmiştir. Özellikle sokak hayvanlarının sorunları daha görünür hale gelerek sosyal sorumluluk projeleri geliştirilmiştir.” dedi.

Hayvan hakları ve refahının önemi daha fazla dile getiriliyor

Son zamanlarda hayvanlara karşı duyarlılığın, toplumda giderek daha görünür hale geldiğini kaydeden Çevreli, şöyle devam etti:
“Medya ve iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle, hayvanlarla ilgili bilgilere daha hızlı bir şekilde erişilebiliyor ve bu bilgiler ışığında, onların bize karşılıksız gösterdiği ilgi ve sevgi sayesinde empati yeteneğimiz de gelişiyor. İlkçağlara kadar uzanan insan-hayvan ilişkisi daha çok insanların çıkarlarına dayansa da son yıllarda hayvan hakları ve refahının önemi daha fazla dile getirilmeye başlanmıştır. Hayvan hakları savunucuları, bu konuda toplumsal farkındalık geliştirmiştir. Yasalara aykırı muameleye maruz kalan ve kendi haklarını savunma şansı olmayan hayvanların haklarını savunmak insanlara düşmektedir. Her geçen gün binlerce hayvan, işkence boyutuna varan kötü muamelelerle karşı karşıya kalırken, etik düşüncelerle hareket eden insanlar, hayvanları koruma gereğini daha da güçlü bir şekilde hissetmektedir. Bu da hayvanlara karşı toplumsal duyarlılığı pekiştirmiştir.”

İnsanlar yerleşik hayata geçerken bazı türleri evcilleştirdi 

İnsanların, Neolitik dönemde avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik hayata geçerken çeşitli türlerde hayvanları evcilleştirdiğini hatırlatan Veteriner Hekim Burcu Çevreli, “O dönemde insan-hayvan ilişkisi büyük ölçüde ekonomik boyutta değerlendirilirken, günümüzde bu ilişki daha çok sevgi, arkadaşlık ve yalnızlığı paylaşma gibi duygusal boyutlarda ön plana çıkmıştır. Hayvan hakları ise, insanların sahip olduğu haklardan farklı olarak, hayvanların ekosistem içinde sağlıklı bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için sağlanması gereken hakları ifade etmektedir. Hayvanların yeryüzü çevresinin bir parçası olarak bazı haklara sahip olması ve bu hakların hukuk çerçevesinde korunması düşüncesi, doğanın özgün yapısının bozulmasının insan yaşamını doğrudan etkilemesi nedeniyle önem kazanmaya başlamıştır.” diye konuştu.

Çocukların çevre ve doğa hakkındaki algılarının şekillenmesinde eğitimin önemi…

Yapılan araştırmaların, hayvan destekli uygulamaların kişilerin bedensel ve ruhsal sağlığına katkıda bulunduğunu göstererek insan-hayvan ilişkisine yeni bir boyut kazandırdığını dile getiren Veteriner Hekim Burcu Çevreli, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocukların çevre ve doğa hakkındaki algılarının şekillenmesinde ise eğitim belirleyici bir rol oynamaktadır. Özellikle doğa ve hayvan sevgisi ile çevre korumacılığının kalıcı davranışlar ve yaşam biçimine dönüşmesinde eğitimin etkisi büyüktür. Evcil veya sokaktaki bir hayvanı sevmek, beslemek ve onlarla ilgilenmek, çocuğun ruhsal gelişimi ve hayal dünyasına ömür boyu olumlu katkılar sağlamaktadır.”

 

KAYNAK:uskudar.edu.tr

Türkiye’deki evcil hayvan sayısı 19 milyona ulaştı

Young beautiful blonde girl in blue dress smiling, walking, playing with beagle dog in park.

Aylık 1,6 milyon640 bin üyesine evcil hayvan ürünü ulaştıran e-ticaret platformu, 10 yıllık karnesini açıkladı.luk trafik alan e-ticaret sitesi, bu süreç boyunca 158 bin 670 kedi ve köpeğe yeni yuva bulduğunu açıkladı.

Türkiye’de son dönemde hayvan haklarına dair farkındalığın artmasıyla birlikte evcil hayvanı olan hanelerin sayısı da yükseliyor. Statista’nın yayımladığı son verilere göre, ülkemizde evlerin %5’inde köpeğin, %15’inde de kedi bulunmasıyla birlikte 19 milyon evcil hayvan olduğu tahmin ediliyor. Bu gelişmeler 881,4 milyon dolara ulaşan evcil hayvan gıdası pazarını da güçlendirirken, kedi ve köpek maması fiyatlarının 2023’e göre yaklaşık %55 artması alım gücünü düşürüyor. Her gün yüzlerce pet sahibine uygun fiyatlarla evcil hayvan ürünü ulaştıran e-ticaret platformu Petlebi ise 10 yıllık karnesini açıklayarak evcil hayvanı olan tüketicilerin eğilimlerine de ışık tuttu.

“Aylık 1,6 milyonluk trafikle Türkiye’nin en çok ziyaret edilen pet ürünleri platformuyuz”

Aylık 1,6 milyonluk site trafiği ile Türkiye’nin en çok ziyaret edilen evcil hayvan ürünü platformu olduklarını söyleyen Petlebi Pazarlama İletişimi Uzmanı Naz Filiz, “Ülkemizde evcil hayvan sahiplerinin sayısı giderek artıyor. Biz de Vet’s Plus markamız ile 2024 itibarıyla 6 bini aşan ürün yelpazemizle büyüyen endüstrimizde 10 yılı geride bırakıyoruz. Bu süreç boyunca, binlerce kişiye hızlı, güvenli ve kaliteli hizmet verdik. Müşteri memnuniyetini önceliklendirirken üyelerimizin tüm ihtiyaçlarını karşılamaya odaklandık” dedi.

“Operasyonel süreçlerimizi teknolojiyle birlikte geliştiriyoruz”

10 yıl boyunca gerçekleştirdikleri faaliyetleri paylaşan Petlebi Pazarlama İletişimi Uzmanı Naz Filiz, “Müşterilerimize daha iyi hizmet verebilmek için teknolojiyi odağımıza alarak operasyonel süreçlerimizi iyileştirdik. Müşteri ilişkileri yönetimi teknolojileri geliştirdik, depo yönetim sistemi kurduk. Onaylı yem deposu sertifikası aldık. Depomuz, düzenli aralıklarla il tarım yetkilileri tarafından denetleniyor. Patili dostlarımıza sunduğumuz böylesi güvenilir ve kaliteli ürünlerimizle büyümeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Sitemizde kayıtlı 640 bin üyemiz var, 105 bini evcil hayvanını da kaydetti” 

Naz Filiz, üyelerinin demografik tablosunu şu şekilde çizdi: “Halihazırda 640 bin üyemiz var. %64’ü kadın, %36’sı erkeklerden oluşan üyelerimizin 105 bini kedi ve köpeğini de sitemize kaydetti. Petlerin de %78’ini kedi, %28’ini ise köpekler oluşturuyor. 2014 yılından bugüne kadar da sitemizde verilen sahiplendirme ilanları sayesinde 158 bin 670 kedi ve köpek yeni yuvalarını buldu. Bunun dışında 2016’da başlattığımız sosyal sorumluluk projemiz kapsamında, müşterilerimizin bağışladığı mamaları ihtiyacı olan bölgelere göndermelerine aracılık ediyoruz. Şu ana kadar 85 kilogram kedi ve köpek mamasını ulaştırdık. Barınak ziyaretlerimizle de kedi ve köpeklerle hem sevgimizi paylaşıyor hem de ihtiyaçları konusunda destek oluyoruz.”

“Mama, oyuncak, yatak, aksesuar ürünleri sunuyoruz”

Kedi, köpek, kuş ve kemirgenler için ihtiyaç duyulan mamadan oyuncağa, yataktan aksesuara kadar birçok ürün sunduklarını vurgulayan Petlebi Pazarlama İletişimi Uzmanı Naz Filiz, değerlendirmelerini şu şekilde sonlandırdı: “Soru – cevap sayfamızla hayvanseverlerin deneyimlerini birbiriyle hızlı ve kolayca paylaşabilmesine olanak tanıyoruz. Üyelerimiz tarafından aktif olarak kullanılan bu sayfaya her gün yeni başlık ve cevaplar ekleniyor. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca elimizden gelenin en iyisini yapmak için gayret ettik. Sektördeki gelişmeleri takip etmek ve müşterilerimize en güncel ürünleri sunabilmek için düzenlenen pet fuarlarına ziyaretçi olarak katıldık. Gelecek dönemde de teknolojiyle birlikte operasyonel süreçlerimizi büyük bir çaba ile sürdüreceğiz.”

 

https://www.gozlemgazetesi.com/

Kedi Ve Köpeklerde Ağız Ve Diş Sağlığı

Kedi Ve Köpeklerde Ağız Ve Diş Sağlığı

   Ağız ve diş sağlığı evcil hayvanlarımız için son derece önemli olan ancak genellikle gözden kaçan unutulan bir konudur. Sağlıksız bir ağız yapısı, köpeklerde birçok hastalığın sebebi olabileceği unutulmamalıdır. Çünkü ağız florasının bozulması sonucu ortaya çıkan fırsatçı patojenler kan dolaşımına geçerek diğer organları da etkilemekte (kalp, karaciğer, böbrek vb.) ve tedavisi daha zor ve kompleks bir durum haline gelebilmektedir. Sağlıksız bir ağız yapısı kendisini; kötü ağız kokusu, aşırı salya üretimi, yemek yerken zorlanma, tek taraflı yemek yeme, diş etlerinde kızarıklık, ağız bölgesinde hassasiyet, diş renklerinde değişiklikler, düşmeyen süt dişleri, plak ve tartarlar, ateş, iştahsızlık, zayıflama ile kendini belli eder.

 

   Özellikle ev yemeği ve konserve (ıslak mama) ile beslenen hayvanlarda ağız diş problemlerinin ortaya çıkma sıklığı daha fazladır ve erken yaşta da ortaya çıkabilmektedir.

 

   Ayrıca, ağız kokusu ağız dışındaki diğer organlarda yaşanan problemden de kaynaklanabilmektedir.

 

   Sıklıkla rastlanan ağız ve diş problemlerinin başında plak ve tartar oluşumu gelir. Plak, dişin taç kısmı üzerinde gıda ve bakterilerin oluşturduğu filmdir. Diş üzerinde oluşan bu plaklar zamanla kalınlaşıp sertleşerek tartara dönüşürler. Plak ve tartarlar, diş etlerine temas ettiği için buralarda gingivit adı verilen diş eti iltihabına yol açarlar. Şiddetli gingivit durumlarında, diş etleri koyu kırmızı renkte ve kanamalıdır. Böyle durumlarda tedavi için geç kalınırsa peridontal hastalıklar (dişlerin çürümesi, diş eti çekilmesi ve buna bağlı diş kayıpları) ortaya çıkar.

 

   Tüm bu nedenlerden dolayı mutlaka düzenli olarak ağız ve diş sağlığı açısından muayenenizi veteriner hekiminize yaptırınız.

 

 

www.patikaveteriner.com

Bu besinler hayvanlar için çok zararlı

İyilik yaptığınızı zannederken, minik yavrunuza zarar veriyor olabilirsiniz.

Yalova‘da faaliyet gösteren VETYALOVA Veteriner Hekimi Samed Aydındoğan, evcil hayvanların sağlığı için önemli uyarılarda bulundu. Aydındoğan, insanlar tarafından yanlışlıkla verilen ve hayvanların sağlığını ciddi şekilde etkileyebilecek besinleri Yalova Hayat’a açıkladı. Veteriner Hekim Samed Aydındoğan’a göre, evcil hayvan sahiplerinin iyi niyetle vermiş olduğu bazı besinler aslında minik dostlarına zarar verebiliyor. Aydındoğan, bu konuda detaylı bilgi vererek, hangi besinlerin evcil hayvanlar için zararlı olduğunu anlattı.

‘’Hayvan sağlığını olumsuz etkileyebilir’’

Evcil hayvan sahiplerinin bilinçli olmaları gerektiğini vurgulayan Aydındoğan, “İyilik yaparken bilinçsizce verilen besinler hayvan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle hangi besinlerin zararlı olduğunu bilmek ve hayvanlarımıza doğru bir şekilde bakmak önemlidir” dedi. Kedi ve köpeklerimize sadece kaliteli olan kuru mamalar vermemiz gerektiğini belirten Aydındoğan, nadiren yaş mama verebileceğimizi ekledi ve kendi yediğimiz yemekleri hiçbir şekilde hayvanlarımıza vermememiz gerektiğini ifade etti.

İşte o besinler!

Minik dostlarımız için zararlı olan besinleri açıklayan Veteriner Hekim Samed Aydındoğan sözlerinde şu ifadelere yer verdi, ‘’Avokado, Alkol, Kahve, Çikolata, Soğan ve sarımsak, Üzüm Narenciye (Portakal, limon, mandalina), Çiğ et ve yumurta, Makademya fıstığı, Süt ve süt ürünleri, Beyaz ekmek, Çiğ hamur, Yapay tatlandırıcı (Ksilitol) gibi besinler içerikleri nedeniyle sevimli dostlarımız için oldukça zararlıdır ve büyük hastalıklara yol açabilmektedir. Bu besinlerin kimisi tahrişe ve merkezi sinir sisteminde oluşacak sorunlara neden olabilirken kimisi de derisi ve tüyünde çeşitli sorunların oluşmasına neden olur.’’

‘’Karaciğer yetmezliğine neden olabilir’’

Veteriner Hekim Samed Aydındoğan sözlerini tamamlarken, yapay tatlandırıcılar ile ilgili bir açıklamada bulunarak evcil hayvanların kan şekerinin düşmesine ve ileri seviyede karaciğer yetmezliğine neden olabileceğini belirtti. Bu maddelerin evcil hayvanlar için potansiyel tehlikeler oluşturduğunu belirten Aydındoğan, evcil hayvan sahiplerinin bu tür gıdalardan kaçınmaları gerektiğini önemle vurguladı.

 

KAYNAK:https://www.yalovahayat.com/