Ana Sayfa Blog Sayfa 65

Dostlarımızla Yolculuk Zor Ama İmkânsız Değil

Arabamız yoksa ve hayvanımızla bir yere gitmek niyetindeysek hep birtakım kurallara uymamız gerekiyor. Kutu, kafes, ağızlık, tasma; sertifika, karne, izin belgeleri… Ama yine de hiçbiri birlikte gezmemize engel değil. Araştırdık, neye binerken ne lazım, bir rehber hazırladık.

Hayvanlarla aynı evi paylaşmak harika bir deneyim. Ama hep evde oturulmuyor ki! Birlikte tatile, rahatça koşacağı bir ormana ya da ihtiyaç duyduğunda veterinere gitmek arabanız yoksa kâbusa dönüşüyor. Taksiler zaten bizi zor alıyor, değil ki kediyi, köpeği alsın. Toplu taşıma deseniz her şehirde başka kural var. İstanbul hariç kutuya sokamadığınız hiçbir hayvana izin yok neredeyse. Biz de taşıtlar hayvanlarımızı hangi şartlarda kabul ediyor bakalım istedik.

Büyüklerin süresi sınırlı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen sene 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde evcil hayvanların toplu ulaşım araçlarına binebileceğini açıkladı. Uygulamaya göre rehber (tıbbi destek veren/görme, duyma engelli yolcuya refakat eden) ve 5 kilodan hafif köpeklerle kediler gün boyu, daha ağır köpeklerse 7.00-10.00 ve 16.00-20.00 saatleri dışında kafessiz yolculuk yapabiliyor. Evcil kuşlarsa kafeslerinde binebiliyor araçlara.

Tek şart köpeklerin ağızlık ve tasma takmaları, kedilerin de özel çantalarında olmaları. Bir de kucağınızda ya da yerde, yanınızda durmaları. Öyle koltuğa çıkarmak gibi ‘laubalilikler’ yok. Çiş veya kaka yaparsa haliyle temizliği hayvan sahibinin sorumluluğunda. Karar İBB’ye bağlı tüm metro, otobüs ve vapurlarda geçerli.

Ama aklınızda bulunsun: Yırtıcılar, sürüngenler, eklembacaklılar, böcekler, primatlar, yabani kuşlar ve çiftlik hayvanları toplu ulaşım istasyon ve araçlarına hiçbir şekilde alınmıyor.

İzmir ve Ankara’da ancak kafeste koruma altına alınmış veya boyun tasması olup kucakta taşınan küçük evcil hayvanlar alınıyor. Anlayacağınız köpeğiniz biraz büyücekse ya tabana kuvvet ya da bir araba bulacaksınız.

Otobüs, tren, uçak…

Yolcu otobüsleriyle ilgili Resmi Gazete’nin 10 Ocak 2020 tarihli sayısında “Aşı karneli Evcil Hayvanlar, özel kafesleri kilitli olmak şartıyla, bagaj hayvan sahibi yolcunun kucağında veya oturduğu koltuğun önünde de taşınabilir” diyor. Ancak bu da çok büyük olmayan köpekleri ve kedileri kapsayan bir karar. Karar sonrası bir adamcağız kangal köpeğiyle binmek istemiş, almamışlar haliyle.

Feribotlarda kedi ya da köpek 23x30x40 ölçülerinde kutu/kafes içindeyse yolcu salonunda yanınızda durabiliyor. Ama daha büyük bir köpekse ağızlığı takılı olarak arabada kalması, aracınız yoksa ve gittiğiniz hattın kafes bölümü varsa oraya konması gerekiyor.

TCDD’nin yani demiryollarının danışma hattından aldığım bilgiye göre de kucakta taşınacak, bir taşıma çantasının içine girecek boyuttaki hayvanlar trene kabul ediliyor.

Uçakla seyahat şartlarına geçmeden önce bir anımı paylaşmak istiyorum. Yıllar önce yurtdışında öğrenciyken iki kedim vardı: Çavdar ve Susam. Tatilde onları aynı kutuya koyar, Türkiye’ye gelirdim. Bir seferinde evden çıkmadan yemeklerini, sularını verdim. Bindik uçağa, Türkiye’ye vardık. Pasaport kuyruğunda “Ne pis kokuyor burası” diye söylenirken bir baktım ki meğer tutamayıp çişlerini, kakalarını yapmışlar kutuya. Yani yolculuktan 10-12 saat önce Yemek ve su vermemek gerek. Uçak, araba fark etmiyor. Mide bulantısı ve kusmaya karşı veterinerler de aynı şeyi öneriyor.

Bebekler taşınmıyor

Hayvanla seyahat kuralları birkaç ufak uygulama ve ücret farkı dışında tüm uçak şirketlerinde aynı. Öncelikle hayvanınızın çipli olması gerekiyor. Çiple verilen pasaportu, aşı karnesi yanınızda olmalı. Kuduz aşısı uçuştan en az 30 gün, en fazla 1 yıl önce yapılmış olmalı. Gittiğiniz ülkeye göre farklı sertifikalar istenebiliyor.
8 kilodan ağır hayvan kabin içine alınmıyor ve hayvanın 23x30x40 cm ebatlarında, yumuşak yüzeyli bir kutu içinde olması gerekiyor. Kabinde seyahat edebilmesi için uçuş öncesi ona da rezervasyon yapmalısınız. Çünkü kabine genelde tek hayvan alıyorlar. (Ağırlık sınırını aşmadığı müddetçe aynı kutuda iki kedi ya da köpek olabiliyor). Eğer sizden önce biri kabin içi hakkını kapmışsa, o zaman taşıma kutunuz sert materyalden olmalı. Çünkü kargo bölümüne de yumuşak yüzeyli kutu almıyorlar. Muhabbetkuşu ve kanaryalar kabinde, papağan ve güvercin türleri kargo bölümünde gidiyor.

10 haftadan küçük yavru kedi-köpek ve emziren anne hayvanları taşımıyorlar. Yani gittiğiniz tatilde bir bebek hayvan sahiplenirseniz uçakta taşıyamayacağınızı hatırlatalım.

Bu arada ‘yasaklı ırk’ diye yaftalanan köpeklerin (rehber de olsa) kanatta bile uçağa alınmadıklarını belirtmeme gerek yok sanırım.

8 kilonun üzerindeki kedi ve köpekler kargo bölümünde seyahat etmek durumunda. Ancak rehber köpekler sahibiyle kabine girebiliyor. Tabii görevini belirten yeleği, ağızlığı ve tasması olması şartıyla. Ücret alınmıyor. Ama psikiyatrik destek köpekleri ücrete tabi. Ve her zaman kabine alınmayabiliyorlar.

Hayvanınızın kargo bölümünde olması insanı oldukça tedirgin ediyor. Çünkü pilotun kargo bölümüne oksijen vermeyi unuttuğu haberlerine birkaç kez rastladık. O yüzden mutlaka uçağa girerken pilotu bulup hatırlatmanızı öneririm.

Kaynak: Hürriyet

Karabağlar’da Evcil Hayvan Satıcılarına Ücretsiz Eğitim Verilecek

Karabağlar Belediyesi, evcil hayvan satışı yapan işletme sahiplerine eğitim verecek.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında, evcil hayvan satışının denetlenmesi amacıyla işletme sahiplerine sertifika zorunluluğu getirildi. Bu çerçevede Karabağlar Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü, sertifika eğitimi için başvuruları kabul etmeye başladı.

Yıldız Kenter Kültür ve Sanat Merkezi A Blok adresinde 16-20 Ocak 2023 tarihleri arasında verilecek eğitimi başarıyla tamamlayan evcil hayvan satışı yapan işletme sahipleri, sertifika almaya hak kazanacak. İşletme sahipleri, sertifika almaya hak kazanmak için Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün Alo Pati hattı olan 414 81 81 numaralı telefona başvurabilecek.

Kaynak: Anka Haber

Bakanlığın Çiple Sınavı

Evcil hayvanlara getirilen zorunlu çip uygulamasında sürenin dolmasına kısa süre kala büyük bir karmaşa yaşandı.

Evcil hayvanlara çip taktırmak için 31 Aralık 2022 son tarih olarak belirlenmişti. Bu süreçte 1 milyonu aşkın hayvan çiplendi. Ancak bilgi kirliliğine yönelik zamanında açıklama yapılamadığından pek çok sıkıntı yaşandı.

Örneğin daha önceden evcil hayvanlarına çip taktıran birçok insan, hayvanlarının çipi olsa da tarım il müdürlüğüne kayıt yapmaları gerektiğini son dakika öğrendi. İşlem hem veteriner kliniklerinde hem de daha uygun fiyata tarım il müdürlüklerinde yapılabiliyordu, ancak son haftaya gelindiğinde çip kalmamıştı.

Yine de süre uzatılmadı, beyanname ile erteleme yapılabileceği bildirildi. Ancak bakanlık, Twitter’dan “çip işlemi için son iki gün” duyurusu yaptığı saatte veterinerler, “Bize bugün saat 15.00 son denildi, beyanname alımı bitti” diyordu.

Ciddi bir iletişim kopukluğu yaşandı. Ne yazık ki, tarım il müdürülüğü’nde çip takanların hekim olmadığı, kimi hayvanın zarar gördüğüne ilişkin iddialar da var.

DİKKAT CEZA KESİLEBİLİR!

Bu süreçte, sahipsiz yani çipi olmayan hayvanların yalnızca belediyelerin bakım evlerinde tedavi edilebileceği söylentileri de yayıldı ve doğal olarak panik oluştu. Veteriner hekimler bile böyle olacağını düşünüyordu, ta ki sürenin dolmasına bir, iki gün kala Tarım Bakanlığı soru cevap şeklinde bilgi yayınlayana dek. Merak ettiğiniz bazı soruların yanıtları şu şekilde:

– Merak etmeyin veterinerler çipsiz hayvanlara da bakabilecek.

– Eğer erteleme olmazsa, şu ana kadar hayvanını çipletip kayıt ettirmeyenlere (beyanname verenler hariç) ceza kesilecek, ancak bu durum altı aylığa kadar olan hayvanlar için geçerli değil.

– Sokaktan hayvan sahiplenmek isteyenler ise çip işlemini barınaklara başvurup cezasız halledebilecek.

– Pasaportun kaybedildiği durumlarda, en geç 60 gün içinde, evcil hayvanınız kaybolursa yedi gün içinde tarım orman müdürlüğüne başvurmanız gerekiyor. Böylelikle kayıp hayvan PETVET sisteminde işaretleniyor.

– Sahip değişikliği için yine kuruma başvuru yapılacak, hayvanını terk edenlere ise 6 bin 72 TL para cezası uygulanacak.

Bu, olması gereken bir sistemdi ancak ülkedeki hayvan sayısının çokluğu nedeniyle kesinlikle bazı kolaylıklara gidilmeli.

Kaynak: Cumhuriyet

Kuşadası Belediyesi Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Tedavisi Tamamlanan Karam, Yeni Yuvasına Kavuştu

Araba çarpması sonucu arka ayakları felç olduktan sonra Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ile özel bir veteriner kliniğinde uygulanan tedaviyle sağlığına yeniden kavuşan fino cinsi sokak köpeği Karam’ı, Kuşadası Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Sera Sorumlusu Ali Genç sahiplendi.

Türkmen Mahallesi’nde yaralı halde bulunduktan sonra Kuşadası Belediyesi tarafından tedavisi gerçekleştirilerek yürüteç takılan Karam isimli köpek, yeni yuvasına kavuştu.

8 hafta önce yol kenarında yaralı bir sokak köpeği görenler, durumu Kuşadası Belediyesi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye, Kuşadası Belediyesi’nin hayvan ambulansı olan ‘Haybulans’ ekipleri sevk edildi. Hareket edemediği fark edilen fino cinsi 1 yaşındaki köpek, ilk müdahalenin ardından Haybulans’la Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ne götürüldü. Merkezde, veterinerler tarafından yapılan tetkikler ve çekilen röntgende köpeğin araç çarpmasına bağlı olarak oluşan omurilik zedelenmesinden dolayı arka ayaklarının felç olduğu belirlendi. Tüylerinin renginden dolayı Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi çalışanları köpeğe ‘Karam’ adını verdi.

FİZİK TEDAVİ UYGULANDI

Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde Karam’a 8 hafta boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Aynı anda Karam, veteriner Alper Gören tarafından özel kliniğinde haftada 2 gün fizik tedavi programına alındı. Veteriner Gören, Karam’a arka ayaklarındaki kas güçsüzlüğünü ortadan kaldırmak amacıyla elektroterapi uygulayıp çeşitli fizyoterapi hareketleri yaptırdı. Fizik tedavi sayesinde bir süre sonra Karam’ın arka ayaklarındaki his geri gelmeye başladı. Kısa süreliğine de olsa ayakta durabilen Karam için Kuşadası Belediyesi veterinerleri alüminyumdan özel bir yürüteç tasarladı. Fen İşleri Müdürlüğü demir atölyesinde imal edilen yürüteç, Karam’a takılarak özgürlüğüne tekrar kavuşması sağlandı.

“KARAM’A ÇOK İYİ BAKTIK”

Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi veteriner hekimi Cihan Şengün, Karam’a merkeze geldiği ilk andan itibaren çok iyi baktıklarını söyledi. Karam’ın tedavi sürecinin devam ettiğini belirten Şengün, “Karam’a otomobil çarpmış. Yapılan ihbar üzerine Haybulans ekiplerimizle Karam’a ulaştık. Daha sonra ilk müdahalesi yapıldı. Röntgenini çekip, muayene ettik. Ardından gerekli tedaviye başladık. Ancak maalesef omurga ve kalçasında kalıcı bir hasar oluştuğu için arka ayaklarını kullanamıyor. Bu nedenle onun için uygun bir yürüteç yaptırdık” dedi.

“ARKA AYAKLARINDAKİ HİS GERİ GELDİ”

Fino cinsi Karam’ın fizik tedaviye belirli aralıklarla devam edeceğini belirten veteriner hekim Alper Gören, “Ben Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde görevli veterinerlerle sık sık görüşüyorum. Karam’ın durumunu öğrendiğimde bir hayvansever olarak tedavisine destek olmak istedim. Bu amaçla Karam’ı özel kliniğime getirdim. İlk başta Karam’ın arka ayaklarında his kaybı vardı. Karam’a fizik tedavi uygulamaya başladık. Bir süre sonra tedavi sonuç verdi. Şu an Karam’ın arka ayaklarındaki his arttı. Ayrıca daha mutlu olduğunu da gözlemliyoruz” diye konuştu.

SICAK YUVASINA KAVUŞTU

Hayata yeniden tutunan Karam’ı, Kuşadası Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Sera Sorumlusu Ali Genç sahiplendi. Karam, Kuşadası Belediyesi’nin hayvan ambulansı olan Haybulans ekipleri tarafından tedavi gördüğü özel veteriner kliniğinden alınarak Ali Genç’e teslim edildi. Sevimliliğiyle kısa sürede şantiye çalışanlarının maskotu haline gelen Karam, şimdi sıcak yuvasında mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşıyor.

“ONUN İÇİN ÖZEL BİR ALAN HAZIRLADIM”

Karam’ı sahiplenen Kuşadası Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü çalışanı Ali Genç, “Hayvanları çok seviyorum. Burada şantiye ortamı olmasına rağmen kendi imkanlarımızla beslediğimiz kedi ve köpeklerimiz var. Ben Karam’ı Kuşadası Evcil Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’ni ziyaret etmeye gittiğim sırada gördüm. Arka bacaklarının felç olduğunu öğrendiğimde çok üzüldüm. Veterinerlere Karam’ı sahiplenmek istediğimi söyleyip, bakımı hakkında bilgi aldım. Daha sonra onun için şantiyede özel bir alan hazırladım. Ona burada çok iyi bakacağım” dedi.

Kaynak: Anka Haber

Veteriner Maaşları 2023: Özel ve Devlette Veteriner Hekim Maaşı Ne Kadar?

İnsanların doktoru olduğu gibi hayvanlarında sağlığı ile ilgilenen doktorlar oluyor. Tıbbi durumlarını inceleyerek hayvanların hastalıklarını teşhis edip tedavi eden kişiler veteriner hekimdir. Devlette veya özel kliniklerde çalışma imkanları bulunur. Veteriner olmak isteyen birçok insan veteriner maaşları hakkında bilgi almak ister. Özel ve devlette veteriner hekim maaşı ne kadar? 2023 veteriner maaşları hakkında bilgi almak için sizin için oluşturduğumuz içerikten detaylı bir şekilde ulaşabilirsiniz.

Veteriner hekimler cerrahi işlemden muayene ve tedaviye kadar hayvan sağlığı ile ilgilenen kişilerdir. Veteriner hekimler kliniklerde veya devlette çalışma imkanlarına sahiptirler. Veteriner maaşları çalıştıkları sektör, meslek tecrübesi gibi nedenlerden dolayı değişiklik gösterir.

Veteriner Maaşları 2023

Özel sektörde, kendine ait kliniklerde ve devlet kurumlarında çalışan veteriner maaşları aynı değildir. Özel sektörün ücret politikası her kuruluşa göre değişir. Yan haklar, mesai, çalışma süresi, meslekte geçirilen süre, kişinin deneyimi maaşı etkileyen faktörler arasında yer alır. Devlette çalışan veteriner hekimlerin maaşı ise belirli bir standarda bağlıdır. Devlet kurumlarında çalışan kişilerin maaşı en düşük 11 bin 923 TL’den başlarken özel sektörde bu oran 9 bin TL’ye kadar düşebilmektedir.

Devlet Veteriner Hekim Maaşları 2023

8/1 Dereceye Sahip Veteriner Maaşı

1. bölgede 17.050 TL,
2. bölgede 17.470 TL,
3. bölgede 18.400 TL,
4. bölgede 18.720 TL,
5. bölgede 19.200 TL,
6. bölgede 19.920 TL ve
7. bölgede 14.120 TL

5/1 Dereceye Sahip Veteriner Maaşı

1. bölgede 17.900 TL,
2. bölgede 18.350 TL
3. bölgede 18.750 TL,
4. bölgede 19.900 TL,
5. bölgede 19.785 TL,
6. bölgede 20.450 TL
7. bölgede 14.800 TL

4/1 Dereceye Sahip Veteriner Maaşı

1. bölgede 18.400 TL,
2. bölgede 19.050 TL ,
3. bölgede 19.550 TL,
4. bölgede 20.125 TL,
5. bölgede 20.400 TL,
6. bölgede 20.800 TL
7. bölgede 21.150 TL‘dir.

Özel Veteriner Hekim Maaşı Ne Kadar?

Her kuruluşun kendine özgü ücret politikası bulunur. Bu nedenle veteriner maaşları hakkında devlet kurumlarındaki gibi kesin bilgi vermek doğru olmaz.

Kaynak: Milliyet

Köpeğin Kürekle Öldürülmesinde 2 Sanığın Tahliyesine Başsavcılıktan İtiraz

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, Büyükşehir Belediyesi’ne ait Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde köpeği kürekle vurarak öldüren sağlık teknisyeni Murat Bacak (27) ile hayvanı sürükleyerek götüren Sefa Çakmak’ın (28) tahliyesine itirazda bulundu.

Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ait Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde, sağlık teknisyeni Murat Bacak’ın köpeği kürekle vurarak öldürdüğü ve Sefa Çakmak’ın hayvanı sürükleyerek götürdüğü anlara ait görüntüler, 24 Kasım’da sosyal medyada paylaşıldı. 16 Kasım’da yaşandığı belirtilen olayın görüntüleri, tepkilere neden oldu. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Murat Bacak ve Sefa Çakmak, sevk edildiği adliyede ‘ev hayvanı veya evcil hayvanı kasten öldürme’ suçundan çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameyle haklarında 6’şar yıla kadar hapis cezası istenen Murat Bacak ve Sefa Çakmak, 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2 Ocak’ta görülen duruşmada tahliye edildi. Başsavcılık, dün 2 sanığın tahliyesine yönelik karar için 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulundu. Mahkeme, savcılığın itiraz kararını değerlendirecek.

Kaynak: Hürriyet

Evcil hayvan bakımı da pahalandı

Evcil hayvanların temel ihtiyaçları mama, mama kabı diğer ürünlerin fiyatları bir yılda yüzde 90 artış gösterdi.

Ortalama bir evcil hayvanın temel ihtiyaç ürünleri 700 ile 1100 TL’ye tamamlanıyor.

Evcil hayvanların temel ihtiyaçları fiyat artışına uğradı. Hayvan bakım ürün ve malzemelerinin fiyatı bir yılda yüzde 90 arttı. Kedi, köpek, kuş gibi evcil bir hayvanın ortalama 400 ile 500 TL’ye alınan temel ürünleri, 700 ile 1100 TL’ye kadar yükseldi. Petshop sahipleri, ithal mamalarda yaşanan artışın döviz kaynaklı olduğunu söyledi.

“Evcil hayvanların temel ihtiyacı yüzde 80-90 arttı”

Evcil hayvan sahiplendikten alınması geren temel ihtiyaçlara değinen petshop sahibi Yakup Pehlivanoğlu, “Evcil köpek alıyorsak, öncelikle mama kabı, mama, tuvalet eğitim damlası, çit, kedi ise kum, kum kabı, mama, taşıma kabı temel ihtiyaçları almamız gerekiyor. Biz kedi ve köpek ürünleri satıyoruz genelde. Az miktarda da kuş, kemirgen ve sürüngen ürünleri satıyoruz. Geçtiğimiz yıldan bu yana evcil hayvan ürünlerine yüzde 70-80 arasında bir zam söz konusu. Örnek verecek olursak, 10 litrelik kedi kumu 40 TL’den satarken 70-80 TL’ye çıktı. Diğer ürünlerde de aynı şekilde zam oldu. Geçtiğimiz yıl evcil hayvanların temel ihtiyacı ortalama 400-500 TL civarındaydı bu sene ise 1000 TL ile bin 100 TL arasında değişiyor. Özellikle başı çeken ithal mamalar var bunlar dövize endeksli değişiyor fiyatları. Yerli mamalar 40 TL’den başlıyor kilosu. İthal mamalarda ise kilosu 160 ile 200 TL’ye çıkabiliyor. Vatandaşlar tabi devamlı evcil hayvanlarına ihtiyaçlarını alıyorlar bu zamları duyunca tepkileri oluyor” ifadelerini kullandı.

“Evcil hayvanın sağlığı için kaliteli bir kuru mama ile beslenmesi gerekiyor”

Evcil hayvanlara dikkat edilmesi konusunda da açıklamalarda bulunan Pehlivanoplu, “Öncelikle sağlık çok önemli. Sağlığın en temel başlangıcı kaliteli bir kuru mama ile beslenmesi gerekiyor. Sonrasında da çevre şartları ona uygun olması lazım ki mutlu hissetsin kendini. Evde evcil hayvanın bulunması, eve pozitif bir enerji yüklediğini biliyorum. O yüzden onlara bizler evlerin küçük çocukları diyoruz” şeklinde konuştu.

Kaynak: İHA

Evcil Hayvan Çip Uygulamasıyla Sokağa Bırakmalarda Artış Yaşandı

Evcil hayvanlara mikroçip uygulamasında tanınan süre, dün sona erdi. Mikroçip taktırmayan hayvan sahipleri, beyanname doldurmadıysa, hayvan başına 3 bin 469 TL ceza ödeyecek. Uygulama süresinin sona ermesiyle birlikte sokağa bırakılan evcil hayvan sayısında da artış oldu.

Evcil hayvanlarına mikroçip taktırmayan hayvan sahipleri, hayvan başına 3 bin 469 TL ödeyecek

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ‘Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğe’ göre evde yaşayan kedi, köpek ve gelinciklere çip takma zorunluluğu getirildi. Mikroçip uygulamasıyla Ev Hayvanı Kayıt Sistemi’ne (PETVET) hayvanın adı, pasaport numarası, türü, ırkı, cinsiyeti, rengi, doğum tarihi, hayvan sahibinin adı, bulunduğu il, ilçe, mahalle bilgileri ile acil durumda ulaşılabilecek kişi bilgileri kaydediliyor.

Tanımlanan ev hayvanlarının mikroçip numaralarıyla aşı bilgileri, sahip değişikliği, kayıp durumu ve hayvana yapılan operasyonların bilgileri kayıt altına alınıyor. Evcil hayvanlarına mikroçip taktırmayan hayvan sahipleri, 1 Ocak 2023 itibarıyla hayvan başına 3 bin 469 TL ödeyecek. Çip bulunamayan yerlerde ise evcil hayvan sahibi, Tarım ve Orman İl Müdürlükleri ya da veterinerde beyanname doldurup, çipe ulaşıldığı zaman uygulama gerçekleştirilecek.

“Normal aylarda bizim bahçemize 20-30 dostumuz gelirken, şu anda 80-90’lara dayandı”

Bursa’da Her Eve Bir Pati Derneği Başkanı Emre Demir, çip uygulama süresinin bitmesinden kaynaklı olarak evcil hayvanların doğaya bırakılma sayılarında artış olduğunu söyledi. Demir, “PETVET sisteminde kayıtla ilgili son dönemlerde yaşanan yoğunluk ve bunun akabinde yaşadığımız birtakım problemler ortaya çıktı. Biz STK’ların en başından beri istediği şey buydu. Tüm evcil dostlarımız bir sisteme kaydedilsin ve bu sistem doğrultusunda kontrol edilsin. Ne yazık ki bu sisteme kaydettiren kadar bir o kadar da kaydettirmeyen, bu dostlarından vazgeçen insanlar da söz konusu.

Özellikle geçtiğimiz sene 14 Ocak’ta, tehlike arz eden ırklarla ilgili çok ciddi anlamda terk edilme olmuştu. Bize göre bunlar tehlike arz etmiyor. Her seferinde söylüyoruz. Şimdi de ne yazık ki evlerde yaşayan dostlar terk ediliyor. Normal aylarda bizim bahçemize 20-30 dostumuz gelirken, şu anda 80-90’lara dayandı” dedi.

“Baktığınız zaman bunların çoğu sokakta doğup büyüyemeyen, bir şekilde satın alınıp sonrasında vazgeçilmiş hayvanlar”

Sokağa ter edilmelerle birlikte evcil hayvanların hayatlarının riske girdiğine dikkat çeken Demir, şunları söyledi:

“Baktığınız zaman bunların çoğu sokakta doğup büyüyemeyen, bir şekilde satın alınıp sonrasında vazgeçilmiş hayvanlar. Sokaklarda değil, barınaklarda bile yaşamaları çok zorlu. Biz bile zorluklar çekebiliyoruz. Çünkü evde bakılan bu dostlar aynı duyguya sahipler. O terk edilme hissiyatını ister istemez yaşıyorlar. Yeri geldiğinde yemek yemiyorlar, hastalanabiliyorlar. Tecrübelerimizle bunları aşmaya çalışıyoruz ama sonuç itibariyle terk edilmek her canlıya acı verir”

“Çip kayıt süresinin uzatılması gerektiğini düşünüyoruz”

Birçok hayvan sahibinin ise çip bulunamaması nedeniyle, tanınan süre zarfında uygulamayı yapamadığını belirten Demir, şunları söyledi:

“Süre bitti. Belki ilerleyen zamanlarda bu sürecin uzaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü, yetişemeyen çok insan oldu. Ne yazık ki birçok özel klinikte yeni karne ve çip sorunu yaşandı. İnsanlara beyanname dolduruldu. Sanal karneler oluşturuldu. Buna her iki tarafın da hazırlıklı olduğunu düşünüyoruz. Bu karneler çok daha fazla sayıda bastırılabilirdi. İnsanlar bu sisteme rahat bir şekilde kayıt yaptırabilirdi. Bu ciddi bir mağduriyet oluşturuyor. Bu mağduriyetin giderilmesi açısından, tekrar bu sürenin uzatılması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili yetkililer mutlaka bir dönüş yapacaktır diye düşünüyoruz.

Bizler dostlarımızın satın alınmaması gerektiğini, onların yuvalanması gerektiğini düşünüyoruz. Bir evcil hayvan edinmek istiyorlarsa en yakın barınağa gitmelerini tavsiye ediyoruz. Kısırlaştırmanın yanında hayvanların kayıt altına alınması çok büyük bir adım. Bu hayvanlar terk edildiklerinde mutsuz oluyorlar, yemek yemiyorlar. Bunları istemiyoruz. Çip nedeniyle evcil hayvanlarını terk edenlerin birçoğunun bu anlamda kendine güvenmemelerinden kaynaklı bu durumu yapmış olabilir. Maddiyat konusu da terk edilmeye neden gösterilebilir. Bunlar büyük bir etken. Anladığım kadarıyla bu terk eden evcil hayvan sahipleri sorumluluktan da kaçmak istiyorlar”

Kaynak: Onedio

1 Milyon 101 Bin 557 Adet Ev Hayvanı Kimliklendirilerek Kayıt Altına Alındı

20 başlıkta sahipli hayvanların dijital kimliklendirilmesi hakkında kamuoyu bilgilendirmesi:

SORU: Sahipli ev hayvanlarının kimliklendirme ve kayıt işlemleri için yasal süre ne zaman sona erecek?

CEVAP: 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve “Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik” gereği, ev hayvanı sahiplerinin, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2022 tarihine kadar kimliklendirerek Ev Hayvanı Kayıt Sistemi’nde (PETVET) kayıt altına aldırmaları gerekmektedir. 6 aylık yaşa kadar sahipli ev hayvanları takip eden süreçte de kimliklendirilerek kayıt altına alınabilecektir.

SORU: 6 aylıktan büyük ev hayvanları yılbaşına kadar kimliklendirilmezse ne olacak?

CEVAP: Yıl sonuna kadar kayıt işlemlerini yaptırmayanlara 3 bin 642 lira idari para cezası verilecek. Cezalar, il/ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile doğa koruma ve milli parklar şube müdürlükleri tarafından uygulanacak. 6 aylıktan büyük kedi, köpek ve gelincikler il/ilçe tarım ve orman müdürlükleri tarafından idari para cezası uygulandıktan sonra mikroçip uygulanarak kayıt altına alınacak.

SORU: Mikroçip tedariki ya da sistemsel sorun nedeniyle ev hayvanını kayıt altına aldıramayanlara ceza uygulanır mı?

CEVAP: Ev hayvanı sahiplerinin 31.12.2022 tarihine kadar İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine “Beyanname” ile müracaat etmeleri halinde, mikroçip uygulaması ve kayıt işlemi takip eden süreçte herhangi bir cezai işlem uygulanmadan tamamlanabilecektir. Hayvan sahipleri tarafından İl/İlçe Müdürlüklerimizin yanı sıra Serbest Veteriner Hekimlere de beyanname verilebilecektir.

SORUMikroçip nasıl uygulanıyor?

CEVAP: Kedi, köpek ve gelinciklere içinde 15 karakterli kod numarası bulunan mikroçip, hayvanın iki kürek kemiği arasına veya sol tarafta boynun kulağa yakın kısmına deri altına enjektör vasıtasıyla uygulanmaktadır.

SORUMikroçip ne işe yarayacak?

CEVAP: Sokağa terkedilmiş kedi ve köpeğin kime ait olduğu el terminaliyle okunarak sahibi tespit edilebilecek. Kuduz aşısı başta olmak üzere hayvanın geçmişine ait tüm aşıları kayıt altına alınacak.

SORU: Bugüne kadar kayıt altına alınan ev hayvanı sayısı nedir?

CEVAP:  Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ocak 2021’den bugüne kadar ülke genelinde 647 bin 397 kedi, 457 bin 142 köpek ve 18 gelincik olmak üzere 1 milyon 101 bin 557 adet ev hayvanı kimliklendirilerek kayıt altına alındı.

SORUMikroçip uygulamasıyla hangi bilgiler kayıt altına alınıyor?

CEVAP: Ev Hayvanı Kayıt Sistemi’ne (PETVET) hayvanın adı, pasaport numarası, türü, ırkı, cinsiyeti, rengi, doğum tarihi, sahibinin adı, bulunduğu il, ilçe, köy/mahalle bilgileri ile acil durumda ulaşılabilecek kişi bilgileri kaydedilmektedir. Ayrıca aşı, sahip değişikliği, kayıp ve hayvana yapılan operasyon bilgileri de kaydedilebilmektedir.

SORUHayvanın pasaportu kaybolur ya da çalınırsa ne yapılacak?

CEVAP: Pasaportların kaybolması, çalınması veya imhası halinde en geç 60 gün içinde İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğüne bildirilmesi gerekmektedir. Bu durumda yeniden pasaport düzenlenebilmektedir.

SORU18 yaşından küçükler hayvan sahiplenebiliyor mu?

CEVAP:  Ev hayvanı sahibi 16 yaşından gün almış, 18 yaşını doldurmamış ise veli/vasisi sorumlu olacak. Ev hayvanı sahipleri, hayvanlarının her türlü bakım ve beslenmesinden sorumlu olacak ve onları terk edemeyecekler.

SORUSahipsiz ya da güçten düşmüş hayvanlar için süreç nasıl işleyecek?

CEVAP: 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği, sahipsiz hayvanların yerel yönetimler tarafından kimliklendirilmesi gerekmektedir. Sokaktan sahiplenilmek istenen hayvanlar herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadan kayıt altına alınabilecektir. Sokaktan sahiplenilmek istenen hayvanların kimliklendirme işlemi yapılmamışsa, hayvan barınaklarına başvuru yapılarak “Sahiplendirme Belgesi” ile kimliklendirilmesi sağlanacak, herhangi bir ceza uygulanmadan İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından PETVET’e (Ev Hayvanı Kayıt Sistemi) kaydedilebilecektir.

SORU: Sahipsiz hayvanlar veteriner hekimler tarafından tedavi edilebilecek mi?

CEVAP: Sahipsiz hayvanların veteriner hekimler tarafından yapılacak tedavilerinde herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır.

SORU: Kimliklendirilmeyen ev hayvanı nasıl tespit edilecek?

CEVAP: Mikroçip takılmayan hayvanların tespiti, el terminalleri (mikroçip okuyucular) vasıtasıyla yapılacak. Mikroçip bulunmadığı tespit edilen ev hayvanları İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilecek, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince idari para cezası uygulandıktan sonra mikroçip uygulanarak kayıt altına alınacak.

SORU: Ev hayvanı kaybolanlar ne yapacak?

CEVAP: Ev hayvanlarının kaybolması halinde 7 gün içerisinde İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilmelidir. PETVET’te hayvanlar kayıp olarak işaretlenerek sistemi kullanan bütün kullanıcılar tarafından görülecek ve bulunduğunda hayvan sahibine ulaşılabilecek.

SORU: Bulunan ev hayvanı, sahibine nasıl ulaştırılacak?

CEVAP: Terk edilmiş ya da kaybolmuş ev hayvanının daha önce sahipli olduğuna dair bilgi ve bulguya rastlanırsa sahibine durum bildirilecek ve hayvanını teslim alması için 72 saat süre tanınacak.

SORU: Sokakta ev hayvanı bulan kişi ne yapmalı?

CEVAP: Sokakta ev hayvanı bulan kişi en yakın İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurarak hayvanın kime ait olduğunun tespit edilmesi sağlanmalıdır.

SORU: Sokakta bulunan ev hayvanı sahiplenilmek istenmezse ne olacak?

CEVAP: Terk edilmiş ev hayvanı, bulan kişi tarafından sahiplenilmek istenmezse hayvan, bakımevi bulunan en yakın belediye tarafından havyan bakımevine götürülecek. Evcil hayvanlarını terk eden kişilere ise yeni yılla birlikte 6 bin 72 lira idari para cezası uygulanacak.

SORU: Ev hayvanı ölen kişi ne yapmalı?

CEVAP: Sahipli ev hayvanlarının ölümü halinde 30 gün içerisinde İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilmesi ve hayvanların pasaportları teslim edilerek sistemden düşülmesi gerekmektedir.

SORU: Sahip değişikliği nasıl yapılacak?

CEVAP: Ev hayvanlarının sahip değişikliği işlemi için “Ev Hayvanı Sahip Değişikliği Belgesi” ile 60 gün içerisinde hayvanın yeni sahibinin, İl/İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine müracaat ederek veri tabanı ve pasaportuna sahip değişikliğinin işlenmesi gerekmektedir.

SORU: Ev hayvanı nakillerinde ve seyahatinde hangi belgeler istenecek?

CEVAP: Ev hayvanının yolcu beraberinde ya da ticari olarak yurt dışına çıkışında mikroçipinin uygulanmış, pasaportunun düzenlenmiş ve PETVET’e kaydedilmiş olması gerekmektedir.

Ev hayvanlarının yurt içi nakillerinde pasaportlarının bulundurulması zorunludur. Pasaportu bulunmayan ev hayvanı sahibine idari yaptırım uygulanacaktır.

SORU: Mikroçipin hayvanın sağlığı açısından bir zararı var mı?

CEVAP: Deri altı uygulanan mikroçip pasif radyo dalgaları ile çalışmakta olup sürekli aktif değildir. Herhangi bir mikroçip okuyucu ile radyo dalgası gönderildiğinde gönderilen radyo dalgasını yansıtarak çalışmakta olup,  hayvana herhangi bir zararı bulunmamaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aynı yöntemle kedi, köpek ve gelincikler kimliklendirilmektedir.

Kaynak: T.C. TARIM ve ORMAN BAKANLIĞIhttps://www.tarimorman.gov.tr/Haber/5652/Sahipli-Hayvanlarin-Dijital-Kimliklendirilmesi

Evcil Hayvan Sahiplerinin Hakları, Apartmanda ve Sitelerde Evcil Hayvan Beslemek ve Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi Hakkında Merak Edilenler…

Evcil Hayvan Sahiplerinin Hakları, Apartmanda ve Sitelerde Evcil Hayvan Beslemek ve Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi Hakkında Merak Edilenler…

Konuğumuz İstanbul Barosu’na bağlı Hayvan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Deniz Tavşancıl KALAFATOĞLU. Pet Haber Gazetesi’nden Demet İNCE’nin sorularını yanıtladı.

Kendisiyle en güncel hayvan haklarını konuşacağız.

Merhabalar Deniz Hanım,
Öncelikle çok teşekkür ederiz bu yazımızda bizimle olduğunuz için.

Deniz Hanım ne kadar süredir kuruldasınız? Bu kurul neleri konu alır? Bize biraz bundan bahseder misiniz? Siz ağırlıklı olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Merhaba. Ben, ilk defa Türkiye’de İstanbul Barosu çatısı altında 2006 yılında kurulan Hayvan Hakları Komisyonu’nda, kurulduğu günden beri görev alıyorum. Yıllarca süren başkan yardımcılığım ve 2018-2021 dönem başkanlığım var. Şimdi yürütme kurulu üyesi olarak göreve devam ediyorum. Genç arkadaşlarımızın yetişmesi, bayrak yarışını devralmaları önemli. Bu kurul, hayvanları korumak ile ilgili her türlü hukuki ihtilaf çözümü, davalar, hukuki bilgilendirme, yetkililer ile saha arasında koordinasyon ve ortak iletişim dili yaratma konusunda çalışan tarafsız avukatlar oluşumu. Tek tarafı; hayvan menfaati.

Deniz Hanım, apartmanda ya da sitelerde yaşanan evcil hayvan dostlarımızın beslenmesine yönelik zorluklara ve haklarımıza dair konuşalım. Bilmemiz gerekenler nelerdir?

Öncelikle bilinmesi gereken, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre;  ana gayrimenkul, kat malikleri kurulunca yönetilir ve yönetim tarzı, kanunların emredici hükümleri saklı kalmak şartıyla, bu kurul tarafından kararlaştırılır. Ve ‘Yönetim Planı’ yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini düzenler. Bir başka deyişle; yönetim planı, sitelerin, apartmanların anayasasıdır. Mevcut yasal düzenleme uyarınca; bağımsız bölümlerde hayvan beslenip beslenmeyeceğini bilebilmek için, apartman ve sitelerin yönetim planlarına bakılması gerekir.
Yönetim planında yasak yok ise:
Zaten genel kurul kararları ya da yönetim kurulu kararları alarak, yasaya aykırı bir şekilde yasak getirilmesi mümkün değildir.
Eğer yönetim planında yasak var ise:
Yönetim planının, esasında, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olduğu unutulmamalıdır.
Bu nedenle; gerek yönetim planında, gerekse genel kurul kararlarında yer alacak bu tür yasaklama maddelerinin, kanuna aykırı olduğu ve bu sebeple hükümsüz kabul edilmesi gerektiği bilinmelidir.

Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi,  Anayasanın 90/son maddesi kapsamında kabul edilmiş ‘Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ ve yürürlükte olan ‘5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’ mevcut iken, “Bağımsız bölümlerde hayvan beslenmesi yasaktır.” şeklinde yasal düzenlemelere aykırı olarak kurallar getirilmesi, söz konusu dahi olamaz.

Gerek bağımsız bölümlerde, gerekse ortak alanlarda bakılan evcil hayvanlarla ilgili yasal düzenlemeler ortadadır. Ve objektif kriterler ve komşuluk hukuku esastır. Komşuluk hukuku da; hem komşuların birbirine karşı özenli olmalarını hem de birbirlerine karşı hoşgörülü olmalarını ihtiva eder.

Bir başka deyişle, hayvanların bizatihi varlığının rahatsız edici bir unsur olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, bizatihi varlıkları da, TAHLİYE SEBEBİ OLMAMALIDIR.

Sitede beslenen sokak hayvanlarına gelince; 5199 sayılı kanun, insan kültürüne alınmış evcil hayvanların yaşam haklarını, YASAL güvence altına almıştır. Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3. Maddesi; hayvanların YAŞAM ORTAMINI “Bir hayvanın veya hayvan topluluğunun doğal olarak yaşadığı yeri ifade eder.” olarak tarif eder.

Hayvanları Koruma Kanunu 3. maddesine göre, “sokaklar, parklar, hayvansal doğal güdü ve yetenekleri ile girebildikleri özel veya kamuya ait ayırımı olmadan ağaçlı, yeşil bahçeler ve tüm açık alanlar dahil olmak üzere HER YER, kedi ve köpeklerin “doğal olarak yaşadıkları” yerler yani “yaşama ortamları”’dır.

Yani Kanun, yaşama ortamını tarif ederken, özel alan veya kamu alanı diye bir ayırım yapmamış, hayvanın doğal yetenekleri ile kendi seçerek yaşayacağı her yeri, YAŞAM ORTAMI olarak tanımlamıştır.

İnsan kültürüne alınmış her sokak hayvanının, yaşadığı semte/alana ait bir sokak/mahalle/site sakini olduğunu unutmamak gerekir. Bu hayvanlar, kamuya açık ortak alanlarda da olmak üzere her yerde özgürce bulunabilirler.

Hayvanları Koruma Kanunu 4/b maddesine göre; Hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilke olarak “Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Evcil hayvanların da, ev hayvanları gibi yaşamları desteklenmelidir.

Hayvanları Koruma Kanunu 4/c maddesine göre; “Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muameleden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır” hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre, Yasanın uygulayıcısı olan Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, özel alan veya kamu alanı olarak ayırmadan, hayvanın yaşam alanı olarak seçtiği bölge / mahal veya kamuya açık alan her neresi ise, orada yaşaması, bakımı ve kötü muameleden uzak tutulması için gerekli tüm önlemleri almalıdır.

Hayvanları Koruma Kanunu 4/d maddesi’ne göre; “Hiçbir maddî kazanç ve menfaat amacı gütmeksizin, sadece insanî ve vicdanî sorumluluklarla, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanlara bakan veya bakmak isteyen ve bu kanunda öngörülen koşulları taşıyan gerçek ve tüzel kişilerin teşviki ve bu kapsamda eşgüdüm sağlanması esastır. ” şeklinde kayda geçmiş ve doyurma faaliyetlerinin, hayvan severlerin YASAL HAKKI ve GÖREVİ olduğunu işaret etmiştir.

Yani; evcil hayvanları doyurmak, sadece “VİCDANİ GÖREV” değil; aynı zamanda “KANUNİ HAK”tır.

4/d Maddesi uyarınca; bir bölgeyi kendine yaşam ortamı olarak seçmiş ve orada yaşayan kedi ve köpeklere bakan gönüllü veya STK’ların desteklenerek, teşvik edilmesi, yasanın uygulayıcısı olan DKMP Genel Müdürlüğü’nün görevidir.

5199 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği 20. maddesi uyarınca; Sahipsiz hayvanlara ilişkin her türlü işlem, yasanın uygulayıcı olan valilik, DKMP Genel Müdürlükleri, Belediyeler ve HAYDİ Polis kolluğuna verilmiştir. Belediyeler dışında hiçbir kurum veya kuruluş, sahipsiz hayvanlara müdahale edemez, toplayamaz, bir yerden bir yere taşıyamaz.

5199 Sayılı Kanun, hayvanların bulunduğu her yerde beslenmesini hükme bağlamıştır. Yani, bir hayvan sever, HER YERDE EVCİL HAYVANLARIN ÖNÜNE, YEMEK – SU KOYABİLİR, DOYURABİLİR; bir başka ifade ile; BESLEYEBİLİR.

Dolayısıyla, kedi-köpeğe bahçeli alanlarda mama su vermek, doyurmak ve barındırmak, YASAL HAKTIR. Buna engel olmaya çalışmak, yasayı ihlal etmektir.
Nitekim, bu konuda HAYDİ Polisi tarafından site yönetimine kesilen para cezası mevcuttur.

Çevresine zarar vermeyen bir evcil hayvanın, sadece yönetim planına göre evden uzaklaştırılması hakkında neler söyleyebiliriz?

Hayvanın tek başına varlığının tahliye sebebi olamayacağına dair yargıtay kararlarımız mevcut.

Dava konusu hayvanın, “tahliye sebebi” olması için mutlaka yerinde keşif yapılarak:

Ses sorunu var ise; desibel ölçümünün yapılması,
Hijyen sorunu var ise;  objektif kriterlerle, kötü koku ve sağlık koşullarında ihmal varlığının aranması,
Güvenlik sorunu var ise; hayvanın saldırgan olup olmadığına, şiddet eğilimi taşıyıp taşımadığına bakılması ve taşıyor ise bu hususun, uzman veteriner hekim tarafından tespit edilmesi gerekir.

Kısaca, olumsuzluk yaratacak ve rahatsızlık verecek somut unsurların olup olmadığının araştırılması ve bizzat bilirkişi raporu ile sabit olması gerektiği ifade edilmişti.

Ancak, maalesef en son 2022 Ocak’ta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, yönetim planını her türlü yasal düzenlemenin üstünde tutan hukuka aykırı ve talihsiz bir kararı oldu. Bu karar ile, gerek Medeni Kanun’da gerekse Kat Mülkiyeti Kanunu’nda esas alınan komşuların “Taşkın Hareket Yasağı” prensibi görmezden gelinerek, ‘Yönetim Planında yasak ise yasaktır’ dendi.

Ki bu karar çok tehlikeli bir karardır. Adeta taraflar arası sözleşme mahiyetindeki bir belgeyi, yasaların üstüne koyar hatta mülkiyet hakkı, mesken dokunulmazlığı gibi anayasal hakların üzerine yerleştirirseniz, yarın bir gün yönetim planlarında insan haklarına aykırı onlarca maddeye yol açmış olursunuz.

Türk Ceza Kanunu’nda ‘Sahipli evcil hayvanlar’ ile ilgili neler yer almaktadır?

Öncelikle bilinmesi gerekir ki 2021 yılında yürürlüğe giren 7332 sayılı yasa ile; sahipli- sahipsiz hayvan ayrımı, ortadan kaldırıldı. Gerçek veya tüzel kişiler tarafından özellikle evde, iş yerlerinde ya da arazisinde, özel ilgi ve refakat amacıyla bulundurulan, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvan; EV HAYVANI, insan tarafından kültüre alınmış ve eğitilmiş hayvanlar; EVCİL HAYVAN olarak tanımlandı.

Kişi, ev hayvanını barındırmak, hayvanın türüne ve üreme yöntemine uygun olan etolojik ihtiyaçlarını temin etmek, sağlığına dikkat etmek, insan, hayvan ve çevre sağlığı açısından gerekli tüm önlemleri almakla yükümlüdür. Hayvan sahipleri, sahip oldukları hayvanlardan kaynaklanan çevre kirliliğini ve insanlara verilebilecek zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirleri almakla yükümlü olup; zamanında ve yeterli seviyede tedbir alınmamasından kaynaklanan zararları tazmin etmek zorundadırlar.

Yine yeni yasal düzenleme ile 31.12.2022 tarihine kadar ev hayvanlarının çiplenerek dijital kimliklendirilmelerinin yapılması gerekir. 20.12.2022 yazılı talimatla, teknik sorunlar nedeniyle Yönetmelik Ek-1’te yer alan beyanname ile ilçe tarım müdürlüklerine başvurulması halinde, cezadan muaf olarak 01.01.2023’te hukuki süreç devam edecektir.

Hayvanları Koruma Kanunu ve Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi konusunda neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de yasal anlamda hayvan haklarından kısmen bahsedilmeye başlanması ilk olarak; ‘Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 20.10.2003 tarihinde, amir hüküm haline gelmesiyle başlamıştır.  Hayvan Haklarına dair YASAL İLK KORUMA da, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun, 01.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmesi ile gerçekleşmiştir. 7332 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun da, 14.07.2021 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5199 Sayılı Kanunun düzenlenme amacı; hayvanların rahat yaşamaları ile hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamak; 7332 sayılı Kanunun amacı ise, hayvanları mal kapsamından çıkarmak ve hayvanların, cinsel saldırı ve şiddet eylemleri karşısında daha güçlü korunmalarının temini zımnında, eylemlerin suç kapsamında kabul edilerek cezalandırılmasını sağlamaktır.

Yasaların mevcudiyeti çok kıymetlidir. Ancak, toplumda, yetkililerden vatandaşlara, ciddi bir zihniyet değişikliğine, bilinçlendirmeye ve eğitime ihtiyaç vardır.

Yasalardan haberi olmayan yetkililer bulunmaktadır. Haberi olmayan vatandaş sayısı daha da çoktur.

Belediyelerin sokak hayvanları üzerindeki etkisi konusunda nelerden bahsedebiliriz?

Yasaya göre, sokak hayvanlarının, sağlık hizmeti dahil her türlü ihtiyacının giderilmesi yükümlülüğü, ilçe belediyelerine verilmiştir. Her ilçede mutlaka bir bakımevi olmalıdır. Hayvanlar kısırlaştırılmalı, dijital kimlikle kimliklendirilmeli, Madde 6 uyarınca alındıkları mahale geri bırakılmalıdır. Sokaktaki hayvanların, karınlarının doyması için besleme odakları kurulmalı; hastalandıkları ya da kazaya maruz kaldıklarında, iyi bir sağlık hizmeti verilerek sağlıklarına kavuşturulmaları gerekir.

Yerel yönetimler hayvan korumaları konusunda yeterli mi? Ne gibi katkıları var?

Yasaya bakıldığında; yerel yönetimlere tanımlanan görevler çerçevesinde, yeterli gözüküyor. Sorun, yasanın uygulanmayışı. Belediyelerin veteriner işleri müdürlülükleri yok. Belediyelerin bakımevleri yok. Türkiye’de toplam 1391 belediye var; bakımevi sayısı 287. Var olan bakımevlerinde de; (Barınak bizim kullandığımız; yasada, bakım evi olarak geçer ve geçici rehabilitasyon merkezidir.) çoğunlukla, gerekli tıbbi alt yapı yok. İşin ehli veteriner hekim yok. Hayvana eli değen işçi, belediyenin sürdüğü işçi. Hayvana kötü davranıyor. Belediyenin sadece kısırlaştırma yapmak, dijital kimliklendirme yapmak için ve raporlu ısırık vakasında müdahale etmek üzere hayvan toplama yetkisi var; onu toplarken de başlarında veteriner hekim olmalı, o yok. Hayvan toplamak üzere görevlendirilen insanlar, genellikle hayvan sevgisinden ve merhametinden yoksun daha nobran mizaçlı insanlar. Bütün bunların neticesinde, karşımıza çıkan barınak görüntüleri de malumunuz.

Yine Madde 6 uyarınca, mahaline geri bırakılması gereken hayvanların, ormanlara atılması; hem yaban hayatın parçası olmayan köpeklere, hem de ormandaki yaban hayata zarar vermektedir.

Hiçbir iş öylesine yapılmamalı ve ekosisteme zarar verilmemelidir.

İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun işlevleri nelerdir?

İl Hayvan Koruma Kurulları valilik bünyesinde toplanır. Vali, doğal başkanıdır.

Hayvanları koruma kurulu münhasıran hayvanların korunması, sorunların tespiti ve çözümlerini karara bağlamak üzere; hayvanların korunması ve kullanılmasında onların yasal temsilciliği niteliği ile bu kanunda belirtilen görevleri yerine getirmek, il sınırları içinde hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, yıllık hedef raporları hazırlayıp bakanlığın uygun görüşüne sunmak, hayvanların korunması ile ilgili olarak çeşitli kişi, kurum ve kuruluşların il düzeyindeki faaliyetlerini izlemek, yönlendirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak, ilde kurulacak olan hayvan bakımevleri ve hayvan hastanelerini desteklemek, geliştirmek ve gerekli önlemleri almak, yerel hayvan koruma gönüllülerinin müracaatlarını değerlendirmek, hayvan sevgisi, korunması ve yaşatılması ile ilgili eğitici faaliyetler düzenlemek ve bu kanuna göre çıkarılacak mevzuatla verilecek görevleri yapmak ile görevli ve yükümlüdür.

Ancak, bu görevlerin yerine getirilmesinde eksiklikler mevcuttur.

Büyükşehir belediyelerinin hayvan bakımevleri için neler söylenebilir?

Öncelikle belirtmek isterim ki, hayvan bakımevlerini, şu siyasi partinin bakım evleri iyidir, bu partininki kötüdür demek mümkün değil. Her bir parti açısından, iyisi olan da var kötüsü olan da. Burada önemli olan, başkanların bu konudaki hassasiyeti oluyor. Ancak, bir yaşam hakkı ve korunması, kişinin insaf ve vicdanına bırakılamaz. O nedenle, her belediyenin yasaya harfiyen uyması tek talebimizdir.

Rehabilite edilen hayvanlar için düzenlenmiş kanun teklifi var mıdır? Varsa içerikleri neler?

Şu aşamada beklediğimiz tek yasal düzenleme, 7332 sayılı yasa sonrası uygulama yönetmeliği. Sınırları kanun ile çizili düzenlemelere, yasanın daha net uygulanabilmesi için uygulamaya dair ayrıntıların düzenlenmesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra, ormanlık alanlara tahsis ile doğal yaşam alanlarının kurulacağı tarım bakanı tarafından açıklandı. Büyükşehirlerde, dekarlarca alan tahsisi, fiilen mümkün değildir. Şehir merkezlerinde metrekare toprak çok kıymetlidir. Kanun gereği ilçe belediyelerinin bakımevi kurma zorunluluğu vardır. Hem bakımevi talep edip hem de bu bakımevleri için alan tahsisine karşı çıkmak doğru değildir.

Ancak, üzerinde durulması gereken hayati tek bir nokta vardır:
Kısırlaştır, dijital kimliklendirme ile kayıt altına al, aşıla, yani rehabilite et ve aldığın mahale geri bırak esasına dayalı 5199 sayılı Kanun 6.Madde, bizim kırmızı çizgimizdir.
Alınan hayvan yaşlı değilse, bebek değilse, engelli değilse ve agresif değil ise, mutlaka alındığı yere geri bırakılmalıdır.
Madde 6 korunduğu müddetçe, hayvanın rehabilitasyonunun nerede yapıldığının çok da bir önemi yoktur.

Bir de bu bakımevlerinde çalışan tüm personel mutlaka eğitim almalı ve vicdanlı insanlardan seçilmeli, ehil veteriner hekimler bulunmalı ve bakımevlerinde mutlak surette gönüllüler ile işbirliği içinde çalışılmalıdır.

Hayvan deneyleri çok hassas bir konu. Bunu nasıl yorumlarsınız?

Hayvanların deneylerde kullanımına kesinlikle karşıyız. Karşı olmak için, onların birer duygusal varlık olduğu, her şeyi hissettiği ve acı çektikleri gibi duygusal sebeplerimizin yanı sıra çok sağlam maddi sebeplerimiz de var.

İçlerinden çok çarpıcı olanlarını, sizlerle paylaşmak istiyorum:

İnsan hastalıklarının %2’den azı (%1.16), hayvanlarda görülüyor.
Hayvan testleri ve insan sonuçları ancak %5- %25 oranında birbirini tutuyor.
Hayvan deneyleri üzerinde başarıya ulaşmış ilaçların %95’i, insan için yararsız olduğu ya da insan için tehlikeli olduğu gerekçesiyle doğrudan atılıyor.
Hayvan test sonuçlarının, insanlar için ilintisiz olduğu gerçeği, bir çok şirket tarafından mazeret olarak kullanılıyor.
Doktorlara, hayvanlarla insanlar arasında var olan anatomik ve fizyolojik farklılıklar nedeniyle, hayvan deney sonuçlarının yanıltıcı olup olmayacağı sorulduğunda; doktorların %88’i, bu anlamda, hayvan deneylerinin yanıltıcı olacağını bildirmiş.
Kemirgenler, hemen hemen her zaman her tür kanser araştırmasında kullanılan deney hayvanlarından. Ve kemirgenler, hiçbir zaman insanın yakalandığı kanser türüne yakalanmazlar.
Hayvan deney sonuçlarının %90’ı, insana uygulanabilir olmadığından, atılmakta.
Laboratuvarda kullanılan deney hayvanlarının farklı cinslerde (dişi –erkek) olması halinde, sonuçlar birbiri ile çelişik çıkmakta.
Almanya’da yapılan araştırmaya göre; insan ölü doğumlarının %88’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu sonucuyla piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanıyor. Yine aynı çalışmaya göre insan doğum kusurlarının %61’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu sonucuyla piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanıyor. Bu kusur yüzdesi, savaş seviyesinden 200 kat fazla.
Yine Alman doktorların yayınladıkları bir kongre bildirisinde; ölümcül hastalıkların %6’sı, kalıtımsal geçen hastalıkların %25’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu için piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanmakta.
Eğer hayvanlar üzerinde yapılan deney sonuçlarına sadık kalınsa idi, insanlığın anestezi nimetinden yoksun kalacağı, bilimsel bir gerçektir.
Yine “aspirin” hayvanlar üzerindeki deney sonuçlarına göre başarısız bulunmuş, insülin hayvanlarda kusurlu doğumlara yol açmış, penisilin ve insanlar için güvenli benzeri diğer ilaçlar ve bir kısım kanser ilaçları, hayvanlar üzerinde yapılan deney sonuçlarına göre başarısız ve zararlı bulunmuştur. Hayvanlar üzerindeki bu cerrahi sonuçlar kale alınmış olsa idi, bugün insanlar için hayat kurtaran bu ilaçların hepsinin yasaklanmış olması gerekirdi.
Kan nakli, hayvan deneylerinde elde edilen başarısızlıklar yüzünden 200 yıl, yine, kornea nakli hayvan deneylerinde elde edilen başarısızlıklar yüzünden 90 yıl gecikmiştir.
Hayvanlar üzerindeki deneyler sonucunda ulaşılan ve iyileşme için gelecek vaat eden 10 ilaçtan 9’unun, hastanelerde tıbbi vakalarda kullanılmaya başlandığında, başarısız olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü bu ilaçların, insanlarda nasıl işleyeceğini tam olarak kestirebilmek mümkün değildir.

Bu maddi gerçekler ışığında; hayvan deneylerinin, ahlaka aykırı, insanlık dışı ve tamamiyle gereksiz olduğu söylenebilir.

Hayvan deneylerine alternatif olarak ve insan sağlığı için daha güvenli bilgilere ulaşılması mümkün olan en az 100 metod varken, hala her yıl 100 milyondan fazla hayvanı zehirleyerek, yakarak, sarsarak onların tahammül edilemeyecek acılara, korkulara ve yalnızlığa maruz kalmalarına yol açmak, onları öldürmek haklı görülemez.

Dünyada her saniye, 33 hayvan laboratuvarlarda ölmektedir. Sadece bir tek insan için muhtemel bir umut var olabilsin diye, 100.000 hayvanın feda ediliyor olması, gerçekten kabul edilemez.

Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi hakkında bilgi verir misiniz?

15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi” ile; ‘Bütün hayvanların yaşam önünde eşit doğdukları ve aynı var olma ve yaşama hakkına sahip oldukları; hayvanlara kötü muamele edilemeyeceğini, zalimane davranışlarda bulunulamayacağı, her hayvanın uygun bakım ve beslenme hakkına sahip olduğu’ ifade edilmiştir. Bu bildirge ile, hayvanların kendilerine özgü yasal bir statülerinin varlığı hukuken kabul edilmiştir.

Sokak hayvanları için daha fazla neler yapılabilir? Bakımları konusunda yeterli bir durumda mıyız?

Sokak hayvanlarını sahipsiz bırakmamalıyız. Onların, bu toprakların kültürünün bir parçası olduğunu unutmamalıyız. Selçuklu’lardan, Osmanlı’lardan itibaren bu sokaklarda hep hayvan olmuştur. Bu toprakların insanları vicdanlı ve merhametli insanlardır. Avrupa’da Amerika’da sokakta hayvan olmaması, bize örnek gösterilemez. Yok etmek, öldürmek bizim kültürümüze yoktur.

Avrupa Birliği Anayasası uyarınca, üye devletler, hayvanlarla ilgili düzenlemelerini örf adet, gelenek göreneklerine göre şekillendirirler. Biz üye devlet dahi değilken, kraldan çok kralcı olup, AB sokakları gibi hayvansız sokak söylemi doğru değildir. Kabul edilemez.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?

Hiç kimseden hayvan sevmesini beklemiyoruz. Ancak yasalar çerçevesinde ve ekosistem içinde varlıklarına saygı duyulmasını, bir zorunluluk olarak bekliyoruz. Bu ülkede, pandemide yaşanan global başıboşluk nedeniyle sokak hayvanı nüfusunda da artış olmuştur.
Bunun önüne acil eylem planı ile geçilebilir.

Seferberlik halinde tüm ülkede kısırlaştırma yapılmalı,
Sahiplenmeyi özendirmeli, bakımevlerinden sahiplenenlere 2 yıl ücretsiz bakım verilerek teşvikler sağlanmalı,
Merdiven altı üretim ve kaçak satış ile kaçakçılık ile mücadele eder gibi TCK kapsamında mücadele edilmelidir,
Yok ederek değil, yaşatarak, vicdanla ve karşılıklı uzlaşma ile bu sorun da mutlak olarak çözülür. Bugünden yarına çözüm peşinde koşmak yanlıştır. 1-2 sene içerisinde sorun kalmayacaktır.

Nitekim, her gün sokaklarda endişe verici onlarca taciz, cinayet, gasp olayları yaşanırken; güvenli sokakların, sokak hayvanlarından arındırılarak sağlanacağı söylemi, kötü bir algı operasyonu ürünüdür.

Röportaj: Demet İNCE