Ana Sayfa Blog Sayfa 64

Ali ENGİN İle MEDİKAPET’in Hikayesini Konuştuk

Merhabalar Ali Bey, Medikapet olarak pet sektöründe çok yenisiniz. Kuruluş hikayenizden bahseder misiniz?

Bizim hikayemiz Biofeline markamızla başladı. Öncelikle bütün ortaklarımızın ortak noktası hayvansever olmamız, hepimiz yıllardır evimizde dostlarımızla yaşarken, sektörel araştırmalarımız sonucu  neler yapabiliriz düşüncesi bizi bu alanda bir marka yaratma heyecanına itti. Pandemi sürecindeki evdeki dostlarımızla yaşama, onlara hayatımızda daha büyük yer açma düşüncesi markamız için güzel bir rüzgar yakalama olanağı tanıdı bizlere. Bizde markamızın amacını son tüketiciye çok iyi ulaştırdığımızı düşünüyorum. Amacımız dostlarımıza en iyi içerikli ürünleri, en sağlıklı şekilde ve ticari bir kaygı olmaksızın ulaştırmaktı. Bunda da başarılı bir yol izleyerek dostlarımızın hayatlarına dokunabildik. Bizim hikayemiz böyle başladı. Medikapet’in hikayesi de tam olarak burada başladı. Dostlarımıza en iyi, en kaliteli ürünleri önce ülkemizden başlayarak bütün dünyaya üretme serüvenimiz. Bu kısa süreçte Biofeline markamızı yabancı bir sermayeye satarak sektöre de ayrı bir heyecan getirdiğimizi düşünüyorum.

Üretim tesisiniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Üretim tesisimizi, en önemli önceliğimiz dostlarımızın gerek sağlıklarına gerekse damak tatlarına en iyi ürünleri üretebilecek alt yapıyı kurarak başladık. Tabi bu süreçte en önemli nokta işlerinde uzman, çok ciddi alt yapıya sahip ARGE ekibimizi kurarak başladık. Çünkü sektörün kaliteli ürünlere ihtiyacı olduğu kadar da dostlarımızın damak zevklerine uygun yeni içerikli ürünlere ihtiyaçları var. ARGE ekibimiz inovatif yeni ürünler çıkarma aşamasında çok güzel çalışmalar yapmakta. Tabii ekipman olarak ARGE ekibimizin düşüncelerindeki ürünleri çıkarabilecek cihazlarda son derece önemli. Biz bu konuda tesisimizi zamanımızın en iyi makinalarıyla kurduk. Tamamen kapalı bir devre ve insan etkisinin minimum düzeyde olduğu çok güzel bir makine sistemi kurduk. Ürünlerimizin içerisindeki nem oranlarından tutun da, ham madde tartılmasına kadar makinalarımız özel olarak yapmakta ve tamamen kapalı devrede ürünlerimizi üretmekteyiz.

Medikapet olarak pet sektörü için neler üretiyorsunuz? Ürün kategorileriniz nelerdir?

Fabrikamızda dostlarımız için ek gıda, vitamin ve tamamlayıcı yem adına bütün ürünler üretilmektedir. Biraz daha açarsak sıvı olarak bütün vitamin takviyeleri, somon yağı, deri ve tüy sağlığı için damlalar, bağışıklı kuvvetlendirici sıvılar, toz ve tablet grubu olarak dostlarımızın sağlığı için gerekli bütün içerikler, özellikle macun grubunda aklınıza gelecek bütün içeriklerde paste ürünleri üretiyoruz. Ayrıca bu ürünler özel veteriner serilerini de üretmekteyiz. Çok yakın zamanda ödül mamaları, steakler ve meo üretimine de başlayacağız.

Avrupa’nın önde gelen yem üretimi üreticileriyle ortak çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu çalışmalardan bahseder misiniz?

Bu konuda çok güzel çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Türkiye’de bir ilk olarak koruyucusuz malt macun serisi üretimine başlıyoruz. Yurt dışında dev firmalarla boy ölçüşecek hatta onlarla sektörde yarış içerisine girebilecek içeriklerimiz hazırlandı. Umarım yakın zamanda dünya devleriyle bir Türk markası olarak ses getireceğiz.

Patili dostlarımızın ailelerinden nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Aslında biz ürettiğimiz ürünleri önce dostlarımızdan önce kendimiz test ediyoruz. Belki inanmayacaksınız ama ürettiğimiz ürünlerin tadına önce biz bakıyoruz özellikle malt grubunda. Çünkü keyifle söyleyebilirim ki yemediğimiz hiçbir şeyi dostlarımıza yedirmeme düşüncemiz var. Hal böyle olunca da üretilen ürünleri tüketen dostlarımızda keyifle ürünlerimizi tüketiyorlar. Onların aileleri de gerek sosyal medyadan bizlere veya marka sahiplerine , gerekse doğrudan bizlere çok güzel geri dönüşler yapıyor. Bu da bizim işimize olan aşkımızı her gün tazeliyor.

UYGULAMALARA DAİR EĞİTİM DE VERİLİYOR

İsteyenlere ürünlerinizle ilgili uygulama adımlarının eğitimini konferansla ya da telefonla sunuyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Bizim ürünlerimizle alakalı en gerçekçi düşünceleri dostlarımızın ailelerinden alıyoruz. Aslında bizim ürünlerimizin hikayesi, ürünümüzün dostlarımızdan birinin evine girmesiyle başlıyor. Onlar bizim ürettiğimiz ürünleri keyifle yedikçe ve sağlıklarını bizim ürünlerimizle koruduklarında hikayemiz başarıyla neticeleniyor. Bizde bu geri dönüşleri en iyi şekilde ailelerinden almak için sürekli onlarla temas halinde kalmayı hedefliyoruz. Bir ürünün arkasında Medikapet yazıyorsa bütün ailelerimizle temas kurmak bizim asli görevimizdir. Bunun için gerek sosyal medya platformlarında gerekse çağrı merkezimizden iletişim kurarak kendimizi geliştiriyoruz.

Ekim ayında düzenleyeceğimiz Petzoo Eurosia’ya siz de katılacaksınız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Biz Petzoo fuarına ilk olarak Biofeline markamızla girmiştik ve inanılmaz güzel sonuçlar aldık. Hem yurt içi hem de yurt dışı müşterilerimizle en sağlıklı iletişimi bu fuarda kurmuştuk. Sanırım bize çok uğurlu geldi ve markamızı çok güzel yerlere getirip sattık. Şimdi aynı heyecanla bu sefer üretici olarak olarak Ekim ayındaki fuarı bekliyoruz. Bizi asıl heyecanlandıran Petzoo fuarında gelen yabancı firmalar. Amacımız globalleşmekse bu fuar buna açılan en güzel kapı olacağını düşünüyorum. Emeği geçenlere de teşekkür ediyorum.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Dünya çapında ciddi anlamda büyüyen ve gelişen pet sektöründe bizim amacımız bir Türk firması olarak globalde söz sahibi olmaktır. Bunu da yapabilecek hem bilgi birikimi hem de teknolojiye sahibiz. Ama buradaki en önemli husus dostlarımızın keyifle yiyebileceği ve onlar için en sağlıklı ürünleri çıkarmak. Bu da Medikapet olarak bizim en önemli misyonumuz ve amacımızdır.

Röportaj: Demet İNCE

KLİVET Veteriner Hekimler Derneği Kurucu Üyesi ve Başkanı Tarık AKAN ile Bahar Sempozyumu Üzerine

KLİVET Kurucu Üyesi ve Başkanı Tarık AKAN, dernek faaliyetleri ve KLİVET 2023 Uluslararası XI. Bahar Sempozyumu’na yönelik gazetemizden Demet İNCE’nin Sorularını Yanıtladı.

Merhabalar Tarık Bey, bize kendinizden bahseder misiniz?

1976 Yılında Edirne ili Keşan ilçesinde doğdum. Bir esnaf çocuğu olarak büyüdüm. 1993 Yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde okumak için Keşan’dan ilk defa çıktım ve o günden beri İstanbul’dayım. 1996 yılında öğrenciyken kliniklerde yardımcı personel olarak başladığım meslek hayatıma 2004 yılında Gayrettepe’de açtığım kliniğimle devam ediyorum. Klinisyen veteriner hekim olmaktan büyük keyif alıyorum. Evliyim bir kızım ve bir oğlum var. Pet malzemelerinin e-ticareti alanında uzun yıllardır çalışmalarım var. Geçen yıl kedi kumu üretimi için kurduğumuz ortaklığımız en yeni girişimim.

Başkanlığını yürüttüğünüz Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği fikri nasıl ortaya çıktı? Kuruluşu ve işleyişi hakkında neler söylemek istersiniz?
Mesleğin gelişmesini isteyen bir avuç hekim potansiyelimizi ortaya koymak üzere derneği kurduk. Sivil toplum örgütlerinin mesleki gelişimdeki önemini biliyorduk ve yapacak çok işimiz olduğunu fark ederek harekete geçtik. Meslek büyüklerimiz bize ön ayak oldular. Derneğimiz kuruldu, hızlı bir girişle sempozyumlarımızı yapmaya başladık ve bu yıl 11. sempozyumun hazırlığını sürdürüyoruz. Çok güçlü bir ekibiz. Dernekteki her arkadaşım mesleğini en iyi şekilde sürdürmenin yanında gönüllülük esasıyla ayırdığı vaktini mesleği için harcamaktadır. Ekibimizin harcı uzun yıllara dayanan dostluklarımızdır. Neredeyse 25 yıla dayanan dostlukların verdiği güven ve samimiyetle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Beraber vakit geçirmekten büyük keyif alıyoruz.

Klinisyen Veteriner Hekimler Derneği (KLİVET) bünyesinde eğitim ve seminerler düzenliyorsunuz. İlgi ve talep ne yönde ilerliyor?
Derneğin kuruluş amaçlarından biri meslek içi eğitimi yaygınlaştırarak sürekli öğrenir kalmak. Bu amaçla kurulduğu günden beri derneğimiz yurdun her yerinde meslek içi eğitimler düzenlemektedir. Veteriner fakültesi sayısı hızla artınca meslektaşların bu eğitimlere olan ihtiyacı da artış gösterdi. Eğitimlerimiz büyük ilgi görüyor. Son yıllarda pet hekimliğinin yükselen grafiği de eğitimlere olan ilginin diğer sebebidir. Büyük baş hayvancılığın ivmesini yitirmesiyle bu alanda çalışan meslektaşlarımızın ilgisi pet hekimliğine döndü. Bu da eğitime olan ihtiyacı arttırdı. Yurdun her yerinde bu eğitimlere ihtiyaç var, biz de çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

HEYECANLA BEKLENEN SEMPOZYUM

KLİVET olarak 16-19 Mart 2023 tarihinde gerçekleştireceğiniz “KLİVET 2023 Uluslararası XI. Bahar Sempozyumu” hakkında nelerden bahsetmek istersiniz? Hazırlık süreci nasıl ilerliyor? Yurt dışından da konuşmacılar size eşlik edecekler. Sempozyuma yaklaşımları nasıl oldu?
Bu yıl 11. sini düzenlediğimiz sempozyumumuzda hiç yaşamadığımız kadar oda bulma sıkıntısı çekiyoruz. Antalya’ya özellikle Ukrayna, Rusya ve Avrupa ülkelerinden gelen yabancıların sayısındaki artış bizim bu yıl oda sıkıntısı çekmemize sebep oldu. Tabii pandemi sebebiyle İstanbul’a aldığımız sempozyumu bu yıl Antalya’ya geri döndürmemiz de talepte bir patlama yarattı. Biz her yıl konusunda dünya çapında kabul görmüş konuşmacıları bir konu üzerinde derinlemesine konuşturmayı tercih ediyoruz. Böylelikle tüm detaylar ele alınmış oluyor. Bu yıl da çok kıymetli konuşmacılarımız var. İnşallah bir aksilik olmadan sempozyumumuzu gerçekleştireceğiz. KLİVET artık konuşmacılar arasında da bilinir oldu. Türkiye’de geçirdikleri güzel zamanları, ülkemizde klinisyen hekimliğe verilen değeri, mesleki seviyeyi gittiklerinde yakın dostlarına anlatıyorlar ve bu sayede biz konuşmacıları ülkemize getirmekte zorlanmıyoruz. Tabii önemli isimlerin program yoğunluğu nedeniyle neredeyse 2 yıl öncesinden irtibat kurmamız gerekiyor. Organizasyon dışarıdan çok kolay gözükse de her detayını ilmek ilmek ördüğümüz çok uzun zamanlar alan çok zor bir iş. Her yıl yaptığımız sempozyumun bir öncekinden farklı ve daha iyi olmasına çalışıyoruz ve bu da bizi zorluyor. Katılımcıların genellikle bilmediği ya da dikkatini çekmeyen detayları biz alışkanlık haline getiriyoruz. Örneğin en önemli konulardan biri olan ambulansa kimse dikkat etmez. Ya da 3 gün boyunca elektriği jeneratörden aldığımızı da kimse bilmez mesela, çünkü bir dakikalık bir elektrik kesintisi bile o dev ekranların yarım saatten fazla çalışmaması demektir. Bunun gibi daha yüzlerce detayla boğuşuyoruz. İşin sonunda meslektaşlarımızın ve katılımcı firmalarımızın memnuniyeti bizi bir dahaki organiszasyona koşmaya motive ediyor.

Sempozyuma kimler katılabilir? Katılım şartları var mıdır? Varsa neler?
Sempozyuma sektör içi ve hatta bazen sektör dışı firmalar sponsor olarak katılabilirler. Ülkemizde pet sektörü ilgi gören ve çok hızlı büyüyen bir alan olduğu için son yıllarda sektör dışından da hekimlerle buluşmak isteyen firmalar kapımızı çalmaya başladı. İzleyici olarak sadece veteriner hekimler katılabilir. Biz sempozyuma öğrenci, teknisyen ve tekniker kayıt almıyoruz. Meslek içi eğitim dediğimiz için katılımcıların meslektaşımız olması gerektiğini düşünüyoruz. Mesleğimizin önemli unsurları olan teknisyen, teknikerler için de önümüzdeki dönemde eğitimler düzenlemeyi düşünüyoruz. Öğrenci kardeşlerimiz için de bulundukları fakültelerde kariyer günlerine katılarak onlara mesleki yön verme katkısı sağlıyoruz.

KLİVET olarak şu an için İzmir ve Ankara’da olmak üzere iki şubeniz var. İlerleyen zamanlarda başka illerde şubeniz olacak mı?
KLİVET merkez üzerinde şubeler ve temsilcilikler vasıtasıyla tüm yurttaki meslektaşlarına ulaşmaya çalışmaktadır. İzmir ve Ankara şubeleri, Samsun, Muğla, Çanakkale, Mersin temsilcilikleri bulunmaktadır. Temsilciliklerimizi arttıracağız. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Şube gündemimizde yok.

Türkiye’de klinik veteriner hekimliği konusunda neler söylemek istersiniz?
Klinisyen veteriner hekimlik mesleğin  hem vizyon hem vitrin alanıdır. Gelişimi hızla sürecektir. Büyük şehirlerde yaşamın artması, sosyalliğin azalması, hayvan sevgisinin psikolojik olumlu yönleri günden güne toplum tarafından daha fazla konuşulur ve bilinir oldu. Bu da biz klinisyen hekimlerin değerinin daha iyi anlaşılmasını sağladı. Bu ivmenin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Sektörün büyüme hızı hem yurt içindeki büyümeden hem de ülkemizin jeopolitik öneminden kaynaklanmaktadır. Her geçen gün yeni ve büyük yatırımcılar sektöre girmekte, bununla birlikte oyunun kuralları da değişmektedir. Kliniklerin donanımı avrupada neredeyse hiçbir bölgede olmadığı kadar yüksektir. Deneyimimiz ve el becerilerimiz de eklendiğinde ülkemiz yurt dışı için de pet sağlığında tercih edilen bir yer olmaya başlamıştır. Önümüzdeki dönemde açılacak hastaneler ile yeni bir yola gireceğiz. Bazı değişiklikler olmak zorunda kalacak. Mesleğimizin çok daha güzel günler göreceğinden hiç şüphem yok.

Türkiye’deki klinik sayısı hakkında neler söylemek istersiniz? Sizce yeterli mi?
Klinik sayısı tamamen arz/talep dengesiyle ilgilidir. Hizmet kalitesi ve mesleki duruş zarar görmediği sürece yeni klinikler açılmaya devam edecektir. Ekonomik verilerin iyi takip edilmesi, yapılan yatırımların dikkatlice yapılması hüzünlü durumlar oluşmasını engelleyecektir. Henüz eczacılarda olduğu gibi bir sınırlandırma olmadığı ve her geçen gün hekim sayısındaki artış tırmandığı için açılan klinik sayısı bizleri endişelendirmektedir. Bu konuda yapılması gereken girişimler ve getirilmesi gereken düzenlemeler vardır. Bu konuda derneğimiz gerekli mercilere düşüncelerini iletmeye devam edecektir.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?
Gelişen sektörümüz ve gözbebeğimiz mesleğimiz için çalışmalarımıza ara vermeden çalışmaya devam edeceğiz. Bu yıl 12-15 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek PetZoo Eurasia fuarını merakla bekliyorum. Her seferinde yeni rekorlara imza atan bu organizasyon aslında geldiğimiz noktanın da yerini bizlere göstermektedir. Şimdiden başarılar diliyorum.

Röportaj: Demet İNCE

Kakadu Papağanı

Kakadu papağanı, Avustralya ve Pasifik adaların güney bölgesine uzanan alanlarında yaşam belirtisi verdiği görülmektedir. Kendi türleri arasında toplamda 17 farklı cinse ev sahipliği yaparlar. En bilinen türleri ise Sultan Papağanı olarak adlandırılır.

Farklı karakteristik özelliklere ve eğlenceli yapıya sahiptir. Cana yakın tavırları ise sahiplenen kişilerin dikkat çektiği noktası olmaktadır. Ayrıca her kakadu türü kendine has şımarık hareket eğilimine yatkındır. Böylece papağan kısa eğitimler sonucunda kafes ortamından ayrılabilir.

Özellikleri

Birçok karakter özelliklerine bürünebilir yetenekleri vardır. Eğlenceli tavırları dışında, numara ve taklit etme gibi durumlarına yatkın yönleri ise onları yansıtmaktadır. Eğitim ile 15-20 kelimeyi net öğrenebilirler. Ancak bu bakımına ve gösterilen ilgisine göre değişiklik sağlayabilir. Sıklıkla tek renk oldukları gözlemlenir. Ancak birden farklı renklere sahip türleri de mevcuttur.

Tüy yapısı yumuşak ve dayanıklıdır. Böylece bakım süreçleri daha kolay sonuçları ortaya çıkarır. Yaklaşık 25 ila 50 yıl arasında yaşamlarını sürdürebilirler. Tabi bu sürecin kısalması ile tamamen bakımına göre değişiklik göstermektedir. Sürekli sahip değiştirmeyi ve yeni kişilere alışmayı pek sevmez. Ancak alıştığı ve sevdiği kişiyi unutması mümkün değildir.

Kuşunuzu her gün aynı saatte beslerseniz, ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılayacağınız konusunda size güvenmeyi öğrenecektir.

Kaynak: evcilblog.com

Evcil Hayvanlarda Diş Sağlığı Neden Önemli?

Evcil hayvan diş sağlığı oldukça önemli bir detaydır. Yaşanan diş problemleri, başka sağlık sorunlarına neden olabilir. Bir sorunun erken belirtilerini fark etmek için evcil hayvanınızın dişleri ve diş etleri yılda en az bir kez veterineriniz tarafından kontrol edilmelidir.

Evcil Hayvanlarda Diş Sağlığı Neden Önemli? 

Evcil hayvanları sağlıklı tutmak söz konusu olduğunda hayvan sahipleri genellikle ağız hijyeninin önemini gözden kaçırır. Ağız hastalığının en basit göstergelerinden biri ağız kokusudur. Bazı evcil hayvan sahipleri, ağız kokusunun evcil hayvanların doğal olarak sahip olduğu bir şey olduğuna inanır ve bu durum fark edilmediği için tedavi edilmez. Her soluduğunuzda çok güzel gelmese de sizi tıkayacak kadar da kötü olmamalıdır.

Bu sebeple evcil hayvanınızın kötü nefesine burnunuzu çevirmemeniz gerekir. Bu koku; evcil hayvanınızın yalnızca dişlerine ve diş etlerine değil, aynı zamanda iç organlarına da zarar verme potansiyeliyle ilgili ciddi bir sağlık riski anlamına gelebilir.

Herkes evcil hayvanının mükemmel ağız hijyenine sahip olmasını ister. Kötü diş bakımının yarattığı sonuçlar şu şekildedir:

  • Ağız Kokusu: Evcil hayvanınızın nefesinin kokusu sizi geri tepiyorsa, iyi bir diş bakımı yaptırmanın zamanı gelmiştir.
  • Diş Kaybı: Evcil hayvanınızın dişlerini destekleyen yapılar enfekte olursa dişler dökülür.
  • Ağız Ağrısı: Şiddetli diş hastalığı, kediler ve köpekler için çok acı verici olabilir. Size durumu anlatmaya çalışırsa dikkat edilmelidir.
  • Organ Hasarı: Plaktaki bakteriler kan dolaşımına girebilir ve kalbe, böbreklere ve karaciğere yayılabilir. Bu yayılma, organlara zarar verebilir ve hayvanınızı hasta edebilir.

Diş Hastalıklarını Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz? 

Mevcut diş hastalığı olan yetişkin kedi ve köpekler için veterineriniz çeşitli müdahalelerde bulunacaktır. İşleme muhtemelen taze ve temiz bir ağızla başlamanızı önerecektir.

Dişleri Fırçalamak

Evcil hayvanınızın dişlerini günlük olarak fırçalamak, diş hastalığına yol açan plak oluşumunu kontrol etmeye yardımcı olabilir.

Diş Fırçası Seçimi: Özel yapım kedi ve köpek diş fırçaları satın alınabilir. Yürümeye başlayan çocuk diş fırçaları, kediler ve küçük köpekler için harikadır. Elektrikli diş fırçalarının kullanımı kolay ve etkilidir, ancak evcil hayvanınız gürültüden korkabilir. Ek olarak evcil hayvanınızın diş fırçasını etiketlediğinizden ve aile diş fırçalarından ayrı tuttuğunuzdan ise emin olmanız gerekir.

Diş Macunu Seçimi: Evcil hayvanınızın midesini rahatsız edebileceğinden dişlerini fırçalarken insan diş macunu kullanılmamalıdır. Tavuk veya dana eti gibi tatlarda özel evcil hayvan diş macunları mevcuttur.

Diş Fırçalamayla İlgili Kolaylık Sağlayacak İpuçları: 

  • Yavaş bir şekilde başlayın. İlk fırçalama sürelerini ise kısa tutun.
  • Diş fırçasını ton balığı, tavuk veya sığır eti suyuna batırarak evcil hayvanınızı alıştırın.
  • Kediler ve küçük köpekler, dişlerini fırçalarken sahibinin kucağına otururlarsa daha rahat hissederler.
  • Alışması için özel evcil hayvan diş macununuzun tadına baktırın.
  • Artık fırça ile arası iyi olduğunda birkaç diş üzerinde bir veya iki hareketle fırçalamayı deneyin. Evcil hayvanınız daha rahat hissettikçe fırçalamayı yavaşça artırın.
  • Ağzın önünden başlayın. Evcil hayvanlar genellikle bunu daha kolay kabul etmektedirler.

Etkili Diş Fırçalamanın Beş Adımı:

  • Diş Macunu Ayarı: Fırçaya az miktarda evcil hayvan diş macunu uygulayın (insan diş macunu kullanmayın).
  • Doğru Açı: Fırçayı diş eti çizgisine 45 derecelik bir açıyla tutun.
  • Dairesel Hareket: Diş fırçasını, dişlere ve diş eti çizgisine hafif bir baskı uygulayarak dairesel hareketler çizin.
  • 30 ila 60 Saniye Fırçalamak: Arka dişleri de hatırlayarak ağzın her iki yanında en az 30 saniye fırçalama yapın.
  • Ödül: Evcil hayvanınızı uslu davranışları için ödüllendirin.

Özel Beslenme Şekilleri 

Hem kediler hem de köpekler için birçok kuru evcil hayvan maması mevcuttur. Bu gıdalar, minik dostların beslenme ihtiyaçlarını karşılarken dişlerini temiz tutmaları için özel olarak tasarlanmıştır. Aynı zamanda diş hastalıkları sürecini yavaşlatmaya ve dişlerde plak oluşumunu önlemeye yardımcı olan bileşenler içerirler.

Evcil hayvanınız bu özel olarak tasarlanmış mamalara erken yaşta başlamadıysa, dişleri çıktıktan sonra başlamak en iyisidir.

Egzersiz ve Diş Sağlığı Arasındaki İlişki:

Diş Oyuncakları

Evcil hayvanınızı çiğnemeye teşvik etmede harika olan bazı oyuncaklar mevcuttur. Bu oyuncaklardan bazıları, kemirilmeye müsait kemikler şeklindedir. Oyuncaklar, diş hijyeni programında yer alan faydalı bir takviyedir; ancak, yalnızca bunlara güvenilmemelidir.

Veteriner Diş Muayeneleri

Evcil hayvanların hayatlarının çoğunda, dişlerinin profesyonel veteriner tedavisi gerektirebileceği bir dönem gelir. Tedavi, evcil hayvanınız anestezi altındayken diş taşlarını temizleme (hem ultrasonik hem de elle) ve cilalama dahil olmak üzere tam bir diş muayenesini içerir. Prosedür, kendi diş hekiminizdeki deneyimlere benzer.

Kaynak: dissagligiuzmani.com

Kötü kokulara son verin! Evdeki evcil hayvan kokusu nasıl giderilir?

Evcil hayvanlar hayatımızı çok daha mutlu ve huzurlu devam ettirmemizi sağlıyor. Evde köpek veya kedi ile yaşamak mutluluk verse de oldukça zorlu durumlara yol açabiliyor. Evde bulunan evcil hayvan kokusu bu zorluklar arasında bulunuyor. Evdeki evcil hayvan kokusu nasıl giderilir? Hayvan sahipleri tarafından sıklıkla aratılıyor. Evinizi mis gibi kokutmak istiyorsanız aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz.

Evcil hayvanlar zaman zaman kötü kokulara sebep olabiliyor. Bu kokular bazen o evde yaşayan kişiler için sorun yaratmasa bile gelen misafirleri rahatsız edebiliyor. Astımı olan kişiler keskin kokular nedeniyle sorun yaşayabiliyor. Evdeki evcil hayvan kokusu nasıl giderilir? merak ediyorsanız bu yöntemleri deneyebilirsiniz.

EVCİL HAYVAN KOKUSU NASIL GİDERİLİR?

HALI VE KOLTUKLAR TEMİZLENMELİ

Evde evcil hayvan kokusu olmasının en temel nedenlerinden biri de halılar, minderler, kilimler ve koltuklardır. Bu eşyalarla evcil hayvanlar sürekli temas ederler, cilt yağları ile birlikte salyalarını da bu eşyalara bulaştırabilirler. Düzenli olarak temizlik yapılmadığında da tüm bu eşyalarda kötü koku hissedilmesine neden olabilir. Bu eşyaların temizliği esnasında öncelikle tüylerin alınması için elektrik süpürgesi tutulmalı, sonrasında eşyalar mümkünse yıkanmalı ve kurutulmalıdır. Halıları yıkamak oldukça zor olabileceği için profesyonel destek almak ya da halıları tüyleri de temizleyecek bir fırça ve halı yıkama şampuanı ile arındırmak da tercih edilebilir.

EVCİL HAYVANIN YATAKLARI VE OYUNCAKLARI YIKANMALI

Evdeki evcil hayvan kokusu sizi veya evinize gelenleri rahatsız edici düzeye ulaştıysa ve dostunuzun sürekli zaman geçirdiği bir yatağı varsa kokunun kaynağı o olabilir! Tüyler, salyalar ve cilt yağları ile buram buram kedi, köpek kokabilen bu eşyayı düzenli olarak yıkamalı ve iyice kuruduğundan emin olduktan sonra kullanıma sunmalısınız. Aynı sorun oyuncaklardan da kaynaklanabilir; uzun süredir yıkanmayan oyuncaklar evde evcil hayvan kokusu oluşumunun kaynaklarına dönüşebilir. Özellikle ip oyuncaklar kokuyu muhafaza edebileceği için düzenli olarak yıkanmasında fayda vardır.

ZEMİN TEMİZ TUTULMALI

Silindiklerinde kolaylıkla temizlendiği düşünülen zeminler kokunun kaynağı olabilir! Dostunuzun yürüdüğü, koştuğu, oyun oynadığı zeminleri düzenli olarak temiz tutarak evdeki köpek, kedi kokusu sorununu minimize edebilirsiniz. Ancak zemini temizlerken kullandığınız malzemelere de dikkat! Yer silme bezlerini daha önce kullandıysanız yeniden yıkamadan tekrar kullanmamalısınız. Böylece kokunun ağırlaşmasını engelleyebilir ve temizliğin amacına hizmet etmesini kolaylaştırabilirsiniz.

EV SIKLIKLA HAVALANDIRILMALI

Kapalı pencereler evde evcil yaşanmasa dahi koku oluşumuna neden olabiliyor. Evde köpek beslendiğinde iste evi havalandırmak tercihten ziyade bir zorunluluğa dönüşüyor. Evde hayvan kokusu oluşumunu gidermek veya evdeki köpek, kedi kokusunu azaltmak için evin düzenli olarak havalandırılması gerekiyor. Böylece havada uçuşan partiküllerden de kötü koku moleküllerinden de kurtulma şansı yükseliyor.

KOKU GİDERİCİ SPREY YAPIMI

Bir sprey şişesini sirkeyle doldurun. İsterseniz limon, lavanta ya da vanilya gibi esansiyel yağlardan 5 ila 10 damla ekleyin. Hazırladığınız spreyi evin her yerine sıkın. ¼ su bardağı (55 g) karbonatı bir sprey şişesine koyup suyla doldurun. İyice çalkalayın ve bol bol sıkın.

Kaynak: Mynet

KAYDA GEÇSİN, UNUTULMASIN!

Geçtiğimiz hafta sosyal medyaya yansıyan videoda bir kişinin elindeki uzun bir cisimle bir köpeğe peş peşe vurduğu görülüyordu. Sosyal medya aracılığıyla öğrendiğimiz bu vahşet içimizi parçaladı. Bir kısmımızı da çok öfkelendirdi. Konya Büyükşehir Belediyesi Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki görüntülerle ilgili 2 şüphelinin tutuklandığı açıklandı. Emniyetteki ifadelerinin ardından tutuklanan şüphelilerden görüntülerde köpeğin başına kürekle vuran Murat B. ile köpeği sürükleyerek götüren Sefa Ç.’yi denetlemeyen kurum yetkililerinin de sorumlu olup olmadığı önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır.

 

UNUTULMAMALIDIR!

Bu tür olaylara ilişkin geçici tepkiler yerine kalıcı tedbirler alınmalıdır. Bu da ancak kanunla olur. 2022 Temmuz ayında yapılan kanun değişikliği tam da bunun için gerekliydi. Yeterli olmasa bile gerekliydi.

 

Kanun No. 7332                                                                                                           Kabul Tarihi: 9/7/2021

 

MADDE 1 – 24/6/2004 tarihli ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (ı) ve (k) bentleri aşağıdaki şekilde, (o) bendinde yer alan “Çevre” ibaresi “Tarım” şeklinde değiştirilmiş, fıkraya aşağıdaki (p) bendi eklenmiş ve (j) bendinde yer alan “ve süs” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.

“ı) Ev Hayvanı: Gerçek veya tüzel kişiler tarafından özellikle evde, iş yerlerinde ya da arazisinde özel ilgi ve refakat amacıyla muhafaza edilen, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvanı,”

“k) Hayvan Bakımevi: Bakanlıktan izin alınmak suretiyle kurulan ve hayvanların rehabilite edileceği bir tesisi,”

“p) Rehabilitasyon: Sahipsiz hayvanların tedavi ve parazit mücadelesinin yapılmasını, aşılanmasını, kısırlaştırılmasını ve dijital kimliklendirme yöntemleriyle işaretlenmesini,”

 

MADDE 2 – 5199 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi ve (k) bendinin ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (k) bendine aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“j) Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlar ve eğitim çalışmaları yapar. Ayrıca yerel yönetimler, ilgili karar organının uygun görmesi halinde hayvan hastanesi kurar.”

“Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldırmakla yükümlüdürler.”

“Dijital kimliklendirme yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenir.”

 

MADDE 3 – 5199 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bakımının gerektirdiği yaygın eğitim programına katılarak” ibaresi, üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan “ve süs” ibareleri ile beşinci fıkrasında yer alan “bilhassa ev ve bahçesi içerisinde” ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, altıncı ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

“Ev hayvanı ve kontrollü hayvanları bulundurma ve sahiplenme şartları, hayvan bakımı ve korunması konularında verilecek eğitim ile ilgili usul ve esaslar ile sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

Bir kısmını Resmi Gazete’deki haliyle yazıma eklediğim bu değişikliklerin önemi şimdi anlaşılacaktır. Hayvanları mal ve eşya olmaktan çıkaran bir kısım düzenlemeler faillerin tutuklu yargılanmalarına sebep olmuştur. Tutukluluğun yalnızca bir tedbir olduğu unutulmamalı, caydırıcı olabilmesi için TCK düzenlemesi yapılarak cezaların arttırılması gerektiği açık bir vakıadır.

Şiddet kabul edilemez ve yasal düzenlemelerin devamı şarttır.

Saygılarımla.

Av. Koray MARAL
Nafi Hukuk & Danışmanlık Bürosu

Evcil Hayvanımızın Gerçekten Tavuk Etine Alerjisi Var Mı?

Tıpkı biz insanlarda olduğu gibi kedi ve köpeklerimizin de yiyeceklere karşı reaksiyonları olabilir. Aslında gıdalara verilen reaksiyonların tanımlanabilmesi için öncelikle bazı terimlerin anlamlarını bilmekte fayda var. Gıda alerjilerinde, belirtilerin ortaya çıkması için belirli bir süre alerjene maruz kalınması gerekmektedir. Gıda intoleransı ise bir yiyeceğin bir kez alınması ile ortaya çıkabilmektedir. Peki, bu farkın bizim için önemi ne?

Gıda intoleransı, besin maddesinin sindirilememesine bağlı olarak şişkinlik, gaz, mide ağrıları, mide-bağırsakta tahrişler şeklinde karşımıza çıkar. Gıda intoleransı söz konusu olduğunda o besin kaynağının bir daha verilmemesi gerekmektedir. Gıda alerjilerinde ise alerjiye neden olan besin kaynağını, alerjiyi oluşturmayacak sürede vermemizde sakınca yoktur. Yapılan çalışmalar da göstermiştir ki sığır eti, kedi ve köpek diyetlerinde tavuk etinden daha alerjendir. Ayrıca alerjinin kaynağı her zaman protein değildir. Mama içeriğinde kullanılan buğday türü ve koruyucu maddeler de alerjiye sebep olmaktadır. Alerjilerde tavuk etinin suçlanması ise, çoğunlukla daha ucuz protein kaynağı olması nedeniyle yavru mamalarında ilk tercih olması ve uzun süre tavuklu mama yiyen kedi ve köpeklerde alerjilerin ortaya çıkmasına bağlıdır. Klinik sonuçlar göstermiştir ki tavuk eti alerjisi korkusuyla uzun süre sığır, kuzu ya da balık etli mama yiyen kedi ve köpeklerde, yeniden alerji şekillenmektedir.

Gıda alerjisi olan kedi ve köpeklerde sıklıkla deride yoğun kaşıntı, kepeklenme, renk değişiklikleri görülebildiği gibi, deri lezyonları ile birlikte ya da şekillenmeden de kusma, ishal gibi sindirim sistemi sorunları gözlenebilmektedir.  Bu belirtiler birçok hastalıkta söz konusu olduğu için veteriner hekiminiz gerekli tetkikleri ve eliminasyon diyetlerini uygulayarak teşhis ve tedavi yoluna gidecektir.

Eliminasyon diyetleri, daha önce kullanılmamış bir protein kaynağı ya da özel olarak hazırlanmış veteriner mamalar veya içeriği kısıtlanmış ev diyetleri şeklinde olabilmektedir. Gıda alerjisi olan kedi ve köpeklerde bu diyetlerle iyileşme minimum 5.-6. haftada başladığı için 8 ila 12 hafta yemeleri önerilmektedir. Bu süre sonunda hekiminiz çeşitli besin kaynaklarını diyetine teker teker ekleterek alerjeni tespit yoluna gidebilir ya da farklı protein kaynaklarını 8-12 hafta dönüşümlü yedirerek alerji oluşumunun önüne geçmeyi tercih edebilir.

Sözün özü; hastalık yok, hasta ve bireysel farklılıklar var. Sevimli dostumuzun gıda alerjisini tavuk etli mama ile yaşaması bir daha yiyemeyeceği anlamına gelmez.

Dr. Müjgân Çevik Aksay
Uzm. Veteriner Hekim

Kamuoyunun Dikkatine!

Kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesi uygulamasıyla ilgili yaşanan yoğun süreçte bilgi kirliliği ortaya çıktığı tespit edilmiş ve bir açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Bu çerçevede;

1) 31 Aralık tarihine kadar alınan beyannameler kapsamında kimliklendirilemeyen ev hayvanlarının 15 Ocak 2023 tarihine kadar kimliklendirilerek sisteme girilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. Beyannamesi alınan sahipli hayvanlara süre sınırlaması olmaksızın mikroçip uygulanabilecektir.

2) Sahipsiz hayvanların tedavi ve aşılamalarının yapılamayacağı ve serbest veteriner hekimler tarafından sahipsiz hayvanlara sağlık hizmeti verilemeyeceği şeklinde haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Mevcut sisteme göre sahipsiz hayvanlara ihtiyaç duydukları sağlık hizmeti verilebilecektir…

Saygılarımızla

Prof. Dr. Murat ARSLAN
TVHB Merkez Konseyi Başkanı

Kaynak:Türk Veteriner Hekimler Birliği

Kedi ve Köpeklerde Saldırganlık (Agresivite) Nedenleri

Kediler

Kedi Saldırganlığının Patofizyolojik Nedenleri;

Kuduz,
Hipertiroidizm,
Nöbetler (epilepsi, merkezi sinir sistemi iltihabı),
Terapötik ilaçların paradoksal etkileri (örn. benzodiazepinler) Toksinler (yan etkiler),
Bilişsel işlev bozukluğu,
Beyin tümörü.

Kediyi Saldırganlaştıran Durumlar

Kedinizle birlikte oyun oynamamak,
Korkmak (kazı çalışması, evde tadilat, evdeki stres),
Ağrı kaynaklı,
Huzursuz anne (koruma iç güdüsü),
Bölgesel (sevdiği yerleri korumak),
Yırtıcı (genetiğinde avlanmak var),
İdiyopatik (doğuştan gelen nedeni belli olmayan).

Köpekler

Köpek Saldırganlığının Patofizyolojik Nedenleri;

Kuduz,
Nöbetler (epilepsi),
İntrakraniyal neoplazi,
Serebral hipoksi,
Nöroendokrin bozuklukları.

Köpeği Saldırganlaştıran Durumlar;

Korku ilişkili.
Çatışma (diğer köpeklerle veya insanlarla) ilgili,
Yemeğini koruma,
Bölgesel/koruyucu,
Ağrı/tıbbi/oyuncağı ile sinirli oynamak/hormonal.

Kaynak: isthayvanhastanesi.com

Dünyanın En Akıllı Köpek Cinsi Belli Oldu: Sonuç Şaşırttı

Finlandiya’da yapılan bir araştırma farklı köpek türleri ile ilgili dikkat çekici bulgulara ulaştı. Problem çözücü, insanları anlama ve hızlı yanıt verme gibi farklı kriterlerle yapılan değerlendirmede en akıllı köpek türü belli oldu.

Finlandiya’nın önde gelen eğitim kurumlarından Helsinki Üniversitesi’nde görevli bilim insanları 13 farklı türden 1000’den fazla köpeği karşı karşıya getirerek dikkat çekici bulgulara ulaştı.

Uzmanlar, davranışsal ve zihinsel bir dizi testten geçirdikleri köpekleri incelerken, “en akıllı köpek hangisi” sorusuna da yanıt bulmaya çalıştı.

Çoban ve bekçi köpeği olarak bilinen Border Collie cinsi köpeğin en akıllı köpek türlerinden biri olduğu kaydedildi.

Bilim insanları uzun bir süredir “en akıllı köpek türü” olarak bilinen Border Collie cinsi köpeklerin aslında en akıllı köpekler olmadığını ortaya çıkardı. Yapılan araştırma sonuçları Scientific Reports isimli tıp dergisinde yayınlanırken Belçika Malinois kurdu en zeki köpek olarak kayıtlara geçti.

Polis birimleri tarafından da kullanılan köpeklerin bağımsız olduğu, problem çözmede, insanları anlamada ve tepkiye yanıt vermede “kusursuz “olduğu belirtildi. Araştırmayı yürüten Saara Junttila, “Birçok türün kendine göre güçlü ve zayıf yanları var. Örneğin Labrador Retriever’lar insanları anlamada çok iyi ama problem çözme konusunda zayıf” dedi.

Araştırmada Golden Retriever cinsi köpeklerin bazı testlerde üstün başarı sergilediği belirtildi.

Araştırmada yer alan Dr. Katriina Tiina ise, “Belçika Malinois kurtları birçok test sonucunda çok iyi sonuçlar aldı. Border Collies isimli çoban köpekleri de birçok testte iyi sonuçlar elde etti” dedi.

Labrador türü köpeklerin duygusal olarak gelişmiş olduğu belirtildi.

Araştırmada bu iki köpek türünün yanı sıra Hovawart türü köpekler ile Spanish Water Dog isimli köpek türü de üst sıralarda yer aldı. Türkiye’de de çok sık görülen Golden Retriever ve Labradorların ise duygusal yeterlilik açısından üst sıralarda yer aldığı fakat diğer testlerde geride kaldığı da belirtildi.

Kaynak: Sözcü