Ana Sayfa Blog Sayfa 79

Adalar Belediyesi önünde hayvanseverlerden eylem

Büyükada’da Adalar Belediyesi binasının önünde toplanan hayvanseverler, veterinerlik hizmetlerinden memnun olmadıkları ve sokak hayvanlarıyla ilgili taleplerinin yerine getirilmediği gerekçesiyle eylem yaptı. Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül eylemcilerin yanına gelerek bir süre konuştu.

 

Büyükada’da hayvanseverler, Adalar’da veterinerlik hizmeti alamadıkları ve kedi ölümlerini gerekçe göstererek belediye binasının önünde toplanarak eylem yaptı. Ellerinde, “İlaç yok-klinik yok- ruhsat yok” yazılı pankart taşıyan hayvanseverlerin yanına gelen Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül, hayvanseverlerin taleplerini dikkate alacağını söyledi.

“BANA HER ŞEYİ SÖYLEYİN”

Erdem Gül, “Bana her şeyi söyleyin. Her türlü protestoyu yapın. Hatalarımız da olabilir fakat birbirimizi iterek gitmemeliyiz. Demokratik hakkınızı kabul ediyorum. Bu meselenin bileşenleri var. Hakkınızı sonuna kadar arayın” dedi. Hayvanseverlerden Zekiye Kürkçüoğlu, ise “2,5 yıldır alamadığımız şey, 4-5 gündür basında yer aldı. Hepimizin tanıklığı var. Şu an açıklamaya geç kalmamızın nedeni bile sokaktaki hayvanları yakalayıp tedavileri için bir şeyler yapmak” diye cevap verdi.

“MEMUR İÇİN ‘AL, GETİR’ DİYEMEZSİNİZ”

Eylem alanına gelen hayvanseverlerin sözcüsü Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesi Dr. İrem Berksoy’a tepki gösteren Erdem Gül, “Sözcünüz ile konuşmayacağım. Bütün taleplerinizi dinliyorum. Eylem hakkınıza da saygı duyuyorum. Ama ‘Veterineri görevden al’ dediğiniz zaman başka bir şeye girer. Bana ‘İstifa et’ diyebilirsiniz ama memur için ‘Al, getir’ diyemezsiniz” dedi.

Gül’ün sözleri üzerine grup tepki gösterdi. Erdem Gül daha sonra belediye binasına döndü.

“ADALAR BELEDİYESİ İLAÇ RUHSATINI KAZANMAK İÇİN BİR ŞEY YAPMADI”

Basın açıklamasını okuyan oyuncu Mehmet Emrah Hamşioğlu, “Bizler Adalar Belediyesinden şeffaf, ücretsiz ve veterinerlik mesleğinin ilke ve kurallarına uygun şekilde sunulan veterinerlik hizmeti talep ediyoruz. Adalar Belediyesi veterinerlik birimi bünyesinde görev yapan 3 veteriner ve 2 yardımcı personel olmasına rağmen ve hatta sadece Büyükada ve Heybeliada’da görev yapan 2 veteriner ve 2 yardımcı personel olmasına rağmen bu talebimiz 2,5 senedir yerine getirilmemektedir. İşte bu nedenle, Adalar Belediye Meclisi Toplantısı öncesi bugün de basın açıklamamızı gerçekleştirmek ve ardından mecliste pankartlı protestomuzu gerçekleştirmek üzere dördüncü defa burada toplandık. Neyi protesto ediyoruz? Adalar Belediyesindeki durumu maddeler halinde tekrar aktarıyoruz: Adalar Belediyesinin ilaç ruhsatı, veteriner kliniğinin gayri hijyenik ortamı ve ilaçların, etkilerini kaybedecek şekilde uygunsuz koşullarda muhafazası nedeniyle 2,5 sene önce iptal edildi. Adalar Belediyesi, ilaç ruhsatını geri kazanmak için, 2 sene boyunca hiçbir şey yapmadı” diye konuştu.

“KISIRLAŞTIRMA, AŞILAMA VE TEDAVİ HİZMETİ ALAMAMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Hamşioğlu, Adalar Belediyesi’nin İstanbul’un 39 ilçe belediyesi arasında ilaç ruhsatını kaybeden tek belediye olduğunu belirterek, “Bu duruma sebep olan veterinerler, idari amirleri ve yardımcı personelle ilgili hiç bir değişiklik ve işlem yapmadı. Veterinerlerin Adalarda çalışma gün ve saatleri, halkın 2 senedir talebine rağmen düzenli yayınlanmadı ve yayınlandığı kısa süre içerisinde de veterinerler, yayınlanan tarihlerde görev yerlerinde bulunmadı. Belediye yönetimi, halkın protestoları sonucu, 2,5 sene ardından ilaç ruhsatı sorununu çözmeye yeltendi. Bunun için, belediye, ilk aşamada, bir klinik açmalı. Kamu hizmetine ulaşamadığımız gibi; Belediye, vergilerimizi de boşa savuruyor. Adalar sokaklarındaki binlerce sahipsiz hayvan ve barınaktaki 120 tane sahipsiz köpek için belediyeden kısırlaştırma, aşılama ve tedavi hizmeti alamamaya devam ediyoruz” diye konuştu.

“ADA HALKI SALGIN HASTALIKLARLA MÜCADELE EDİYOR”

Hamşioğlu, “Tüm bu sorunlar, Adalarda kediler arası bulaşıcı hastalıkları da beraberinde getirdi. Ada halkı, bir yandan özel kliniklerden aldığı kısırlaştırma hizmeti ile nüfus artışını kontrol etmeye çalışıyor, diğer yandan salgın hastalıklarla mücadele ediyor. Yerel hayvan koruma görevlileri ve İBB gönüllüleri, 2 senedir, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül’ü göreve çağırıyor: “Çalışmak istemiyorsanız, koltuğunuzu, işini layıkıyla yapacaklara bırakın çünkü biz Adalar halkı olarak, bu memleketin her vatandaşı gibi, iyi hizmeti hak ediyoruz” dedi.

Kaynak: DHA 

 

Büyükada sakinleri “4 ayda yaklaşık 700 kedinin öldüğü” iddiasını konuşuyor

İstanbul Büyükada’da korkunç bir iddia ortaya çıktı. Adada yaşayan hayvanseverlerin bir kısmı, 4 ayda yaklaşık 700 kedinin Feline Enfeksiyoz Peritonit (FIP) hastalığından öldüğünü ileri sürerek belediyeyi sorumlu tutarken, bir kısmı ise bu seviyede bir salgının yaşanmadığını iddia etti.

Son dakika haberine göre Büyükada’daki kedilerde FIP hastalığı salgını yaşandığı, bu nedenle 4 ayda yaklaşık 700 kedinin öldüğü iddia edildi.

Büyükada’da bulunan hayvanseverlerin de, bulaşıcı hastalığa karşı karantina odaları hazırladıkları da öne sürüldü.

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Büyükadalı hayvanseverler arasında yer alan, STK gönüllüsü ve eski veteriner teknikeri Sultan Güler, bunun zaman zaman ortaya çıkan ancak kedi popülasyonuna göre değişim gösteren bir hastalık olduğunu ifade etti.

“FIP, GENELLİKLE ÖLÜMLE SONUÇLANIYOR”
Hastalığın görülmesinde hayvanların yer değiştirmesinin önemli bir kriter olduğunu belirten Güler, bu hayvanlara ayrı yerlerde bakılması gerektiğini anlattı. Güler, hasta bir kediden diğerlerine bulaşabilen FIP’in genellikle ölümle sonuçlandığına dikkati çekti.

Ortaya atılan iddiaların afaki olduğunu dile getiren Güler, şöyle devam etti: “Çünkü neden? 700 hayvan ölse her sokakta en az 5-10 hayvan ölüsü görmemiz gerekirdi. Bunları göremiyoruz. Neye göre bu rakamı tespit etmişler? Kim tespit etmiş, nasıl tespit etmiş? Bu iddiayı ortaya atanların bunu açıklaması ve belgelemesi gerekir. 10-20 tane olur. Zaten oluyor. FIP var ama bununla da başka hastalıkların karıştırılmaması gerekir. Çünkü bunlar en nihayetinde sokak hayvanı. Bunların soğuk algınlığı, ağız problemi, ciğer problemleri, viral enfeksiyonları da oluyor. FIP de oluyor ama 700 gibi afaki bir rakamı kim, neye istinaden ortaya attı?”

“Hastalık yok demiyorum, var ama bu viral hastalıktır. Her zaman da olmuştur.” ifadelerini kullanan Güler, bundan dolayı ölüm gözlemlemediğini, diğer kedilerde FIP olduğunu duyduğunu ancak bunun “salgın” boyutunda olmadığını sözlerine ekledi.

 

“BULAŞ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN MUHAFAZA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Büyükada’da ikamet eden yerel hayvan koruma görevlisi, Hukukçu Dr. Öğretim Üyesi İrem Berksoy ise geçen yaz sonu doğan ve beslediği kedilerin tamamında FIP geliştiğini ve bunun çok yüksek bir oran olduğunu söyledi. Berksoy, maliyetli olduğu için ilk başta bu kedileri tedavi ettiremediğini ancak ölümler artınca 5 FIP’li kediyi tedavi ettirdiğini kaydetti.

Çıkan haberlerde yer alan “Büyükada’da hayvanseverler, bulaşıcı hastalığa karşı karantina odaları hazırlıyor” ifadelerini de değerlendiren Berksoy, “Röportajı verenlerle görüştüğümde bu şekilde bir ifade kullanmadıklarını söylediler. Fakat tabii ki hepimiz bulaş riskini azaltmak için hasta olan ve tedavi ettirdiğimiz hayvanları diğer hayvanlardan bağımsız şekilde muhafaza etmeye çalışıyoruz. Mesela ben tedavi ettirdiğim 5 kediye evimin bir odasını tahsis etmiştim. Tedavileri süresince o odada kaldılar. Karantina odası kulağa biraz daha ürkütücü geliyor. Böyle bir şeyden belki bahsedilmiştir.” diye konuştu.

Berksoy, adada ayrıca FIP’li kediler için ayrılan bir karantina evi olmadığını kaydetti.

“RAKAMLAR, GÖNÜLLÜ DEFİN HİZMETİ SUNAN BİR BEYDEN ALINDI”
İrem Berksoy, “4 ayda yaklaşık 700 kedi öldü” ifadesindeki bu rakamın nasıl tutulduğuna ve hangi kaynağa dayandırıldığına ilişkin ise şunları söyledi:

“Bu bilgiyi gazetecilere Büyükada’da yaşayan bir bey vermiş. Bu bey, gönüllü olarak defin hizmeti sunan biri. Senelerdir bunun kayıtlarını, rakamlarını tutuyor. Geçtiğimiz senelerde kendisine gelen ihbarlar ve bu geçtiğimiz sene kendisine gelen ihbarlar arasındaki o büyük makası fark etmiş. Böyle bir rakam vermiş. Ancak gönüllüler olarak ölüm sayılarındaki, FIP vakalarındaki artışı bizler de gözlemliyoruz. Bunun üzerine belediyenin yaptığı açıklama hepimizi şaşırttı. Belediyenin görevi gönüllülerin hastalıkla mücadelesini veya gözlemlerini yalanlamak değildir. Belediye öncelikle ihmal ettiği kısırlaştırma ve tedavi hizmetlerini yerine getirebilmek için tıbbi ürün temin iznine sahip olmalıdır. Adalar Belediyesi İstanbul’un 39 ilçesi arasında bu tıbbi ürün temin iznini kaybetmiş ve 2,5 senedir bunu kazanmayı becerememiş tek belediyesidir. Tıbbi ürün temin iznini kaybetmiş olmasının nedenlerinden biri kayıt tutulmamasıdır, ilaç takip sistemine, e-reçete sistemine kayıt olunmamasıdır. Ortamın gayri hijyenik koşullarıdır, ilaçların etkilerini kaybedecek şekilde uygunsuz şekilde muhafazasıdır. Hem bu gayri hijyenik ortam kliniği bir hastalık üreme noktası haline getirmiştir hem de kısırlaştırmaların sürekli şekilde ihmal edilmesi nedeniyle artan nüfus, salgını da beraberinde getirmiştir. Hiçbir kayıt tutmayan ve aslında bu kayıtları tutmadığından ilaç takip sistemine de kaydolmadığı için İl Tarım Müdürlüğünün yaptığı denetim sonucu idari para cezası alan belediyenin FIP vakalarına ilişkin kayıt tutmuş olmasını zaten bekleyemeyiz.”

FIP’in kan tahlilleriyle teşhis edilebildiğini anlatan Berksoy, belediyenin bunu teşhis edecek bir donanımı veya bilgisi olmadığını ileri sürdü.

Hayvanlar arasında salgını nitelendirmek için hangi şartların gerçekleşmesi gerektiğini ya da böyle bir salgını tespit etme yetkisinin kimde olduğunu bilmediğini ancak gözlemleri ve sadece kendi ilgilendiği tek bir sokaktaki ölüm sayılarını baz aldığında çok daha fazla FIP vakaları olduğunu düşündüğünü dile getiren Berksoy, “Farklı nedenlerle de ölüm var fakat FIP vakalarında, benim sorumluluk alanımda 40’a yakın kedi var. Bunlar içerisinde bu hastalığı geliştiren 12 kedi oldu. Tedaviye başlamadıklarımızı maalesef kaybettik. Tedaviye başladıklarımız şu an sağlıklı şekilde yaşamlarına devam ediyorlar.” ifadelerini kullandı.

“BESLEDİĞİM KEDİLER ARASINDA EN AZ 5’İNİ FIP’TEN KAYBETTİK”
Ada sakinlerinden Yavuz Aşlak, evinde 7 kedi bulunduğunu, sokakta ise yaklaşık 20 kediye baktığını söyledi.

“700 kedinin 4 ayda öldüğü” iddiasının gerçek olduğuna inandığını çünkü geçen kış çok fazla kedinin öldüğünü belirten Aşlak, “Bu rakamın büyük oranda doğru olduğuna eminim. Başka kimse bilemez. Çünkü gönüllüler adayı paylaşmış vaziyette. Haritada herkesin böyle kırmızı noktalarla işaretlenmiş sorumluluk alanları var. Oradaki kedileri beslemek, onlarla ilgilenmek için çok güzel organize olmuş vaziyetteler.” diye konuştu.

Böyle bir verinin belediyede olmayacağını kaydeden Aşlak, veterinerlik hizmetini de eleştirerek, mesai saatleri içerisinde hizmet yapılmadığını ileri sürdü.

Aşlak, bu hastalığı soğuğun ve iyi beslenememenin de tetiklediğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bizim orada beslenen kediler arasında en az 5’tir, FIP’ten kaybettiğimiz. Şu anda da 2 kedi geliyordu, gelmiyorlar. Muhtemelen FIP’ten bir yerde öldüler, 3-4 gün içinde. (Bu kadar sayıda kedinin öldüğü) Fark ediliyor zaten, ilgili olanlar fark ediyor. Belediyenin imkanlarının sınırlı olduğunu biz de biliyoruz. Ama mevcut imkanları rahatlıkla organize edip büyük oranda katkı sağlayabilirler. Orada ilaç bulundurabilirler, öyle bir ruhsatları yok. Doğru düzgün bir ameliyat ortamları yok. Bir inşaat yapmaya kalktılar, yaptıkları yerin ruhsatı yok, alakasız bir yere yapmışlar. Emniyet geldi, mühürledi. Böyle sanki -mış- gibi yapan bir çalışma var belediyenin içinde. Böyle bir hastalık varsa belediyenin veterinerlik sisteminin çalışmamasının, bu kadar yaygınlaşmasında, müdahale edilmemesinde, kayıplarda, teşhiste kullanılan bazı ilaçlar var, büyük oranda çözülebiliyor, teşhis koymak, tedavi etmek lazım. Bunlar yapılmıyorsa (belediye ve veterinerliğin ihmali) tabii ki var.”

Aşlak, belediyenin adada kısırlaştırmayı yaygınlaştırmasını talep ederek, sokak hayvanlarının sağlığı konusunda da ilaç bulundurulan, ameliyat yapılabilen, muayene edilebilen bir yerin olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Habertürk

Anadolu Çoban Köpekleri Güzellik Yarışması

Talas Belediyesi, Kayseri’de bir ilke daha imza atarak “Anadolu Çoban Köpekleri Güzellik Yarışması” düzenledi.

Talas Belediyesi, Kayseri’de bir ilke daha imza atarak “Anadolu Çoban Köpekleri Güzellik Yarışması” düzenledi. Abidin Pekşan’ın yetiştirdiği Anadolu çoban köpeği şampiyon olurken, yarışmaya katılan 300 köpek arasında 24’ü de kendi kategorilerinde birinci seçildi.

Reşadiye Mahallesi eski stadyumda oluşturulan alanda görücüye çıkan çoban köpekleri güzellikleri ve görkemli vücutlarıyla hakemlerden tam not almak için yarıştı. Anadolu çoban köpeği, Kangal, Malaklı ve Alabay olmak üzere 4 ayrı ırktan köpeğin boy gösterdiği yarışmada şampiyon olan köpeğin sahibi ödülünü, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın’ın elinden aldı. Yarışma öncesi katılımcılara ve izlemeye gelen vatandaşlara konuşan Başkan Yalçın, bu yarışmayla birlikte bir gönül birlikteliğinin sağlandığına değindi. Özellikle pandemi ile birlikte tarım ve hayvancılığının öneminin daha iyi anlaşıldığını söyleyen Başkan Yalçın, şunları söyledi:

“Pandemiden sonra tarım ve hayvancılığın kıymeti ortaya çıktı. Bu köpekler de hayvancılığın olmazsa olmazı. Bunlar yerli ırk olması hasebiyle bizim için çok önemlidir.”

Bu yarışmayla birlikte Anadolu çoban köpeklerinin öneminin gösterildiğini vurgulayan Başkan Yalçın, “Burada hadise milli değerlerimize sahip çıktığımızı beyan etmek ve milli değerlerimizi göstermektir. Her cinsten köpeklerin korunması ve sevilmesi bizim görevimiz. Biz “Patievi” diye bir yer yaptık orada da sahipsiz köpeklerimize bakıyoruz. Kangal köpeklerini sahipleri şehir içinde gezdirirken keyif alıyor ama kimileri de korkabiliyor. Köpekleri gezdirenler köpek gezdirmeyenlere saygılı olacak, gezdirmeyenler de gezdirenlere karşı saygılı olmalı. Tabii ki köpek sahipleri gezdirirken ağızlıklarını takmayı unutmasınlar” dedi.

Yarışmada şampiyon olan köpeğin sahibi Abidin Pekşan da, “Başta başkanımız Mustafa Yalçın olmak üzere herkese canı gönülden teşekkür ederim, çok güzel bir yarışma oldu” diye konuştu.

Yarışmaya katılan köpek yetiştiricileri de çok güzel bir etkinliğe imza atıldığını belirterek Başkan Yalçın’a ve Talas Belediyesi’ne teşekkür etti. Nevşehir’den yarışmaya katılmak için gelen köpek yetiştiricisi Ahmet Alda, çok güzel bir faaliyetin gerçekleştirildiğine değinerek insanlar için farklı bir aktivitenin yapıldığını belirtti. Bir diğer yetiştirici Ahmet Bilal Karakaya da, Talas Belediyesi’ne teşekkür ederek, “Çok güzel bir organizasyon, çok güzel köpekleri görme imkanı da bulduk, yeni arkadaşlarla tanıştık, çok güzel bir gün oldu. Teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Yarışma sonunda katılımcıların Başkan Yalçın’a bir de sürprizi oldu. Kangal cinsi 2 adet yavru köpek günün hatırası olarak Başkan Yalçın’a hediye edildi.

Kaynak: Kahraman Habercisi

 

Mustafapaşa’da Sokak Hayvanları Semineri Düzenlendi

NEVŞEHİR(MHA) Nevşehir İl Özel İdaresi köylerde yaşayan sokak hayvanları ile ilgili yapılması gereken iş ve işlemler 5199 sayılı Sokak Hayvanlarını Koruma Kanununda değerlendirilmektedir. Bu kapsamda kurumlar arası dayanışma ve iş birliğini artırmak amacıyla diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla ortak bir çalışma yürüttü.

Alanında uzman personellerle seminerler düzenlenmesi kararlaştırıldı. Bu kapsamda; Tarım ve Orman Bakanlığı, 8. Şube Müdürlüğünden Ürgüp Şefi/ Veteriner Hekim Tekin Keçeci ve Kapadokya İl Özel İdareler ve Belediyeler Birliği, Hayvan Kasabasından Veteriner Hekim Rıdvan Şimşek ile Ürgüp ilçesine bağlı Mustafapaşa köyünde yer alan Kapadokya Üniversitesi ile de işbirliği kurarak hem köyde eğitim gören üniversite öğrencilerine hem yerel halka hem de Mustafapaşa İlkokulu öğrencilerine yönelik bir seminer düzenlendi. Veteriner hekimlerce sokak hayvanlarının yaşam alanları, yasal hakları, davranışlarının altında yatan ihtiyaçları, nasıl davranmamız gerektiği, onların beden dilleri ve hareketleri ile ne anlatmak istedikleri hakkında aydınlatıcı bilgiler verildi. Bununla beraber karşılaşılabilecek bir sorun karşısında nerelere başvurmaları gerektiği anlatıldı. İlgili yasal süreçler ve Hayvan Kasabası işleyişi hakkında Veteriner Hekimlerce gerekli bilgilendirmeler yapıldı.

Proje kapsamında sivil toplum kuruluşları, gönüllü sokak hayvanları besleme grupları, kamu kurum ve kuruluşları ile yerel halk arasında iş birliğini artırmak için çalışmalar yapılmaktadır. Bu amaçla Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu Nevşehir temsilcisi Sevinç Dörtkol da çalışmalara temsilci olarak davet edildi.

İl Özel İdaresi, ilk defa bu sene başlatılan sokak hayvanları projemiz ile köylerimizde yaşayan sokak hayvanlarının kısırlaştırılması, rehabilite edilmesi, tedavisi ve beslenmesi için gerekli çalışmalar başlatıldı. Bu kapsamda mama ihtiyaçları temin edilmiş, hissedarı olunan Kapadokya İl Özel İdareleri ve Belediyeler Birliği, Hayvan Kasabasına personel ve araç desteği sağlandı. İl Özel İdaresi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünce hazırlanmış olan bilgilendirici afişler dağıtıldı.

Kaynak: CTHaber 

Tepebaşı’nda Düzenlenen Can Dostum Buluşması Etkinliklerle Renklendi

Tepebaşı Belediyesi ile birçok kurum, STK ve gönüllünün birlikteliği ile hayata geçirilen Can Dostum projesi, etkinlikler ile başladı. Proje, sokak hayvanlarının sorunlarının ele alınması ve çözüme kavuşturulmasını amaçlıyor.

Tepebaşı Belediyesi sokak hayvanlarının yaşam şartlarını iyileştirebilmek adına örnek çalışmalara devam ederken, kentteki sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler ile iş birliği yapmayı da sürdürüyor.

Bu kapsamda hayata geçirilen “Can Dostum” projesi kapsamında birbirinden renkli etkinlikler gerçekleştirildi. Proje, “Onlar da tıpkı insanlar gibi doğanın bir parçasıdır, onlar dostumuzdur. Dostlarımız yalnız değil; sen varsın, ben varım, biz varız” sloganı ile birçok paydaşı bir araya getirdi. Bu kapsamda Atila Özer Karikatürlü Ev önünde düzenlenen program konser ile başladı ve ardından çocuklar için masal, yüz boyama gibi keyifli etkinlikler gerçekleştirildi. Program alanında proje katılımcısı STK’lar da stantları ile yer aldı.

Etkinliğe, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın yanı sıra Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Nuray Akçasoy, Eskişehir-Bilecik Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Kızılinler ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile çok sayıda hayvansever katıldı.

“HAYVAN DOSTLARIMIZIN DA EN AZ BİZLER KADAR YAŞAMA HAKKI VAR”

Başkan Ataç buluşmada yaptığı konuşmada, şunları söyledi:

“Bugün burada çok önemli bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Bugünkü toplantı ile Eskişehir’deki can dostlarımızın kaderi iyi bir noktaya dönmeye başlıyor. 1999’da göreve geldiğimde, Tepebaşı bölgesi ve Tepebaşı Belediyesi çok daha mütevazı bir haldeydi. Bu bölgenin büyük bir kısmı çöküntü alandı. Belediyemde görevli veteriner dahi yoktu, bir hekim olarak çok hayret ettim. Bir süre sonra ilk olarak veteriner arkadaşlarımızı göreve aldık. Bugün ise barınağımızda yaklaşık 50 arkadaşımız görev yapıyor. 2009 yılından bugüne 11 bin 922 sokak hayvanını sahiplendirerek tüm belediyelere örnek bir noktaya ulaştık. 2009 yılından bugüne kadar Doğal Yaşam Merkezi’mizde 16 bin 753 kedi ve köpeğin kısırlaştırmasını yaptık. Bu güzel etkinlikte rol alan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Barınağı olan bir belediyemiz var ve zaman zaman takdir zaman zaman eleştiri aldık. Bugün bu alanda toplanan güzel kalabalığa bakınca, artık Eskişehir’de bu konuda artık güçlü bir ses olacak. Bundan sonra hep birlikte hareket edecek, kararları birlikte alacağız. Hayvan dostlarımızın da en az bizler kadar yaşama hakkı var.”

Sokak hayvanlarının sorunlarının ele alınması ve çözüme kavuşturulmasını amaçlayan projede yer alan ve etkinlik alanında stant açan kuruluşlar arasında Tepebaşı Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü’nün yanı sıra 1. Eskişehir Bilecik Veteriner Hekimler Odası, Eskişehir Toplum ve Sanat Derneği (ETOS), Mancahane Hayvanları Koruma ve Yaşam Haklarını Savunma Derneği, Eskişehir Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu, Eskişehir Süs Tavukları ve Bahçe Hayvanları Yetiştirici Derneği, Eskişehir Besleme Grubu ve Gönüllüleri, Eskişehir Çevre Derneği, Eskişehir Doğayı ve Hayvanları Koruma Derneği, Eskişehir Hayvanları Koruma Derneği, Karabayır Besleme Grubu, Atatürk Lisesi, TEMA Eskişehir İl Temsilciliği, Patişah, Sallapati (Kedi Kumu), Siyah Pati Pembe Parmak ve Organize Patiler ve bireysel gönüllüler yer aldı.

Kaynak: Anka Haber Ajansı

Luna’nın tatil serüveni

Patili dostlarımızla, özellikle de köpeklerle tatile gitmek beklenmedik olayların çıkmasına olanak yaratabiliyor. Özellikle böcek ve kene kaynaklı hastalıklar için yolculuktan önce veterinere uğramanız önemli.

İki yıldır ilk defa tatile çıkıyoruz, bu defa yanımızda yalnız Luna yok, bir de çocuğumuz var. Hep beraber ilk tatil deneyimimiz. Ancak aramızdan biri bu tatili bir sınanma gibi yaşıyor, o da Luna. Asla bir doğa bireyi değil. O kentte gezsin, kafelere gitsin, arabaya binsin, yürümesin vs. Golden Retriever’ların yüz karası, yüzmekten bile nefret ediyor. Patilerini biraz suya sokup çıkarıyor. Sokak köpeklerinden korkuyor, kumdan ve güneşten (köpekler güneşten rahatsız olur zaten) hoşlanmıyor. Tüylerine ot yapışınca rahatsız oluyor, anlayacağınız hiç ona göre bir ortamda değiliz. Bulunduğumuz yer yeşillikler içinde bir site, börtü böcek dolu, kazlar ve tavuklar geziyor, geceleri kirpiler ve bir de baykuş görüyorum.

Verandalı bir yerde kalıyoruz, Luna istediğinde iki basamak inip çimlerde gezebiliyor. İlk günlerde gezip gelmek hoşuna gitmişti, yalnız beklemediği bir şey oldu. Bizimki mutlu mutlu gezinirken tam verandanın önüne gelen kaz sürüsüyle burun buruna geldi. Ben de Luna’nın yakınındaydım, kazlardan biri tısladı, Luna eve doğru yöneldi, ne oldu ne bitti anlayamadan kazlar Luna’ya saldırdı. Neredeyse ısırıyorlardı ki merdivenlerden çıkıp kendini verandaya zor attı, ama o korkuyu görmeniz gerekti. Ben de bir yandan gülüyor, bir yandan teselli ediyordum. Zavallım artık site içinde gezerken kazların sesini duyunca başını eğip eve kaçıyor. Haziran Böceği diye adlandırılan kocaman bir böcek var, kıskaçlı bir şey. Konduğu yere tutunuyor, dün o da pencere tellerinden düştü, tutuna tutuna Luna’ya tutundu. Bizimki yine kafayı yedi tabii.

BİTSİN İSTİYOR
Bir buçuk yaşına gelmiş bizim oğlan, kendine her gün yeni bir oyun yaratıyor. Bu aralar, Luna yatarken arabalarını Luna’nın üstüne dizmeye sardı (minik hafif arabalardan söz ediyorum). Luna da kalkıp silkelenmiyor, şıklık olsun diye sabrediyor yavrum. Sonuç olarak kente dönmeyi iple çekiyor gibi bir hali var. Böyle yeşillik içindeki tatil yörelerinde, pisi pisi otlarına karşı dikkatli olun, tüylerini kontrol edin. Bu otlar kulağa, buruna hatta parti arasına bile kaçıp iltihap yaratabiliyor. Özellikle Ege ve Akdeniz’de ciddi hastalıklara neden olan keneler, sinekler söz konusu. Bu yüzden tatile çıkmadan önce kesinlikle veterinerinize uğrayıp dış parazit önlemlerinizi almayı unutmayın, iyi pazarlar!

Kaynak: Cumhuriyet

Pet Haber Gazetesi Sayı 54

Savaş evcil hayvanları sahipsiz bıraktı: Lviv’deki merkez barınakları oldu

Evlerini terk etmek zorunda kalan Ukraynalıların bazıları evcil hayvanlarını geride bırakırken, saldırılarda hayatını kaybedenlerin dostları da sahipsiz kaldı.

Rusya’nın Ukrayna’ya açtığı savaş nedeniyle en az 10 milyon kişinin evlerini terk etmesiyle evcil hayvanlar derinden etkilendi. Ülkenin çeşitli yerlerinden binlerce evcil hayvan savaş nedeniyle sahipsiz kalırken, onlara Lviv’deki “Kurtarılmış Hayvan Evi” adlı hayvan rehabilitasyon merkezi kapılarını açtı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırılarından sivil halkın yanı sıra evcil hayvanlar da etkilendi.
Evlerini terk etmek zorunda kalan Ukraynalıların bazıları evcil hayvanlarını geride bırakırken, saldırılarda hayatını kaybedenlerin dostları da sahipsiz kaldı.
Bu durumu fark eden gönüllüler, özellikle başkent Kiev’in Irpin ve Buça gibi savaşın en yoğun yaşandığı bölgelerindeki sahipsiz kalan hayvanları Lviv şehrine getirdi.
Şehirde vahşi hayvanların rehabilitasyon merkezi olarak hizmet veren ”Kurtarılmış Hayvan Evi” de kapılarını savaş bölgelerinden getirilen evcil hayvanlara açtı.
Barınak görevlileri, ayrıca bu hayvanların yurtdışında da sahiplendirilmesi için çalışıyor. Her gün barınağa gelen gönüllüler ise ”Kurtarılmış Hayvan Evi”ndeki 200 köpeğin rutin yürüyüşlerini yaptırıyor.

Kaynak: ntv.com.tr

Kuşadası Belediyesi, sokak hayvanları için mama üretimine başladı

Kuşadası Belediyesi, sokak hayvanları için mama üretimine başladı

Kuşadası’nda restoran ve otellerden temin edilen ihtiyaç fazlası yiyeceklerle yapılan mamalar, sokak hayvanlarının beslenmesinde kullanılıyor.

Kuşadası Belediyesi, Kademe Amirliği’nde sokak hayvanları için mama üretim ünitesi kurdu. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşları ile restoran ve otellerin yemekhanelerinde arta kalan gıdalar, ekipler tarafından toplanıp kompost teknolojisi kullanılarak sokak hayvanları için mama haline getiriliyor. 500 kilogram atık gıdadan 12 saatte yaklaşık 250 kilogram mama üretiliyor. Mamalar, Kuşadası Evcil Hayvan Rehabilitasyon Merkezi ile sokakta bulunan kedi ve köpeklerin beslenmesinde kullanılıyor.

Projeyi hayata geçirdikleri için çok mutlu olduklarını belirten Kuşadası Belediyesi yöneticilerinden Ethem Kerim, “Kuşadası Evcil Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nde yıl boyunca yaklaşık 2 bin 500 sahipsiz kedi ile köpeğin bakım ve tedavisini üstleniyoruz. Ayrıca haybulans araçlarımızla hasta ve yaralı sokak hayvanlarının yardımına koşuyoruz. Onların barınma ihtiyaçlarını titizlikle gideriyoruz. Kurduğumuz mama üretim ünitesi sayesinde can dostlarımızın beslenmesine de katkı sağlıyoruz. Ünitemizde mama üretimimiz artıkça bunları hayvan severlerle paylaşacağız. Can dostlarımız bizlere emanet” diye konuştu.

Kaynak: www.cumhuriyet.com.tr

TVHB: Barınaklardan Sahiplenin

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “sokak hayvanları” kavramına hayvan hakları ve refahı açısından bakılması gerektiğini ifade ederek, “Onlar sokak değil, sahipsiz hayvanlardır” dedi.

TVHB Başkanı Eroğlu, vatandaşların satın almak yerine belediye barınaklarındaki can dostları sahiplenebileceğini vurgulayarak, “Sokaktaki milyonlarca hayvan, bir yandan açlıkla, barınmayla ve iklim koşullarıyla mücadele ederken, diğer yandan da ne yazık ki şiddet ve istismara maruz kalıyor. Sahipsiz hayvanlar meselesi toplumsal bir görev. Türkiye’de çok başlılığın yerine daha bütüncül bir yapı olmalı. Sorunların çözümü için güçlü kamu yapılanmasını gerekiyor” önerisinde bulundu.

Kaynak: Milliyet