HAYVAN DESTEKLİ TERAPİLERE STANDART GETİRMEK İÇİN DERNEK KURULDU…

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Pocket
WhatsApp

hayvanlarla_yapilan_terapi_stres_azaltiyor_h670Hayvan Destekli Terapilere Standart Getirmek için Dernek Kuruldu. Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türel Özkul başkanlığındaki bir grup akademisyen, hayvan destekli terapilere standart getirmek için “İnsan Hayvan Etkileşimi Derneği”ni kurdu. Özkul, yaptığı açıklamada, insan-hayvan etkileşimine yönelik çalışmalar yürüttüklerini, bu çalışmaların önemli bir dalı olan ve fiziksel, zihinsel engelli çocuklar ile yaşlılara yönelik, “hayvan destekli terapiler” üzerine yoğunlaştıklarını ifade etti. UÜ’de yürütülen “Yaşlı ve Çocuk Bireylerde Hayvan Destekli Terapilerin Uygulanması” projesiyle bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiklerini hatırlatan Özkul, Türkiye’deki yasal boşluktan faydalanarak köpeğiyle iletişim halinde olan kişilerin bilinçsizce kendi çalışmasını hayvan destekli terapi altında uygulamaya başladığını belirtti. Kurdukları derneğin, insan hayvan etkileşimi adı altında Türkiye’de ilk olduğunu bildiren Özkul, “Bu dernek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmek için kuruldu. İnsanların hayvanlarla etkileşim halinde olduğu tüm alanlarda, bu birlikteliğin faydalarını ortaya çıkarmak, insan ve hayvan refahına olumlu katkılar eklemek için bu derneği kurduk. Aramızda psikologlar, pozitif köpek eğitmenleri, Türkiye’de yeni bir kavram olan ‘hayvan dostu ürünler’ konusunda çalışan akademisyen hocalar var” dedi. Özkul, hayvan destekli terapilerle ilgili bilimsel çalışmalar gerçekleştirdiklerini ve yurt dışına Türkiye’den veri aktarmayı başardıklarını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaptığımız çalışmalar dünyada da ilkler arasında yer alıyor. Güzel sonuçlar alıyoruz. Türkiye’de bu işin kurallar zinciriyle yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bu işi çok farklı boyutlarda herkes yapmaya başladı. Türkiye’deki yasal boşluktan faydalanarak köpeğiyle iletişim halinde olan kişiler, -köpeğini nasıl eğittiği de belli değil- kurumlara, huzurevlerine, rehabilitasyon merkezlerine giderek kendi çalışmasını hayvan destekli terapi altında uygulamaya başladı. Biz dernek olarak düşündük ki, bu çok ciddi, sorumluluk isteyen bir iş. Biz böyle çalışma yaparken altı aylık izin sürecini tamamlıyoruz. Bu bilimsel bir çalışmada, önce üniversitenin etik kurullarından ardından Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilikten izin alıyoruz. En son katılımcılardan resmi onay formlarıyla izin alarak çalışmalara başlıyoruz. Her süreçte ayrı bir denetim basamağı oluyor. Bu da bizim çalışmamızı mükemmel ve minimum risk taşıyan bir hale getiriyor.”

kangal-owen-dostu-1Hayvan destekli terapilere yönelik standart..

Bu terapilerin çok ciddi sorumlulukları beraberinde getirdiğini hatırlatan Özkul, gerekli izinlerin alınmadan yapılması halinde faydadan çok zarar getirebileceğine işaret ederek, şunları kaydetti: “Hayvan destekli terapilere yönelik standart getirmeyi ve toplumu bilinçlendirmeyi amaçlıyoruz. O yüzden de bu derneği kurduk. Terapilerde biz enerjiyi kullanıyoruz. Eğitim pozitifse hayvan pozitif olacak ve faydalı olmak istenen kitleye de pozitif enerji verecektir. Hayvan destekli terapinin özü, var olan pozitif enerjiyi alıp hasta veya ihtiyacı olan gruplara aktarmaktır. Yurt dışında ölmek üzere olan hastalardan tutun da AIDS’li, otistik engelli, fiziksel problemi olan bireylere ve huzurevindeki yaşlılara kadar bu terapiler uygulanıyor. Çok geniş bir kitleye hitap eden yeni bir çalışma şekli ama Türkiye’de doğru yapılamadığını düşündüğümüz için biz bu işi kurallar zincirine bağlamak amacıyla böyle bir dernek oluşturduk. Bu terapilerin doğru yayılmasını amaçlıyoruz.” “Bizde var olan bazı bulguları pratiğe aktarmaya çalışıyoruz” Hibe projeleriyle derneğe hayvan destekli terapi merkezini kazandırmayı hedeflediklerini dile getiren Özkul, hayvan destekli terapiye yönelik hem köpeklerin ve gönüllülerin eğitimine hem de bunların standartlarda yönelik bazı yasal mevzuat hazırlıkları yapacaklarını, bu mevzuatların ilgili kurumlarda çıkmasına yönelik çabalarının olacağını ifade etti. Özkul, hayvan sahiplerinin çoğunun bilgisiz olduğunu, beslediği veya yetiştirdiği hayvanların sorumluluklarını bilmediğini aktararak, şöyle konuştu: “İnsanlar, eşya satın alır gibi hayvan alıyor. Bu konuda hayvan sahiplerini bilinçlendirmeye yönelik eğitim programlarımız olacak. TÜBİTAK destekli bir çalışmamızda Türk toplumunun havyan haklarına yaklaşımına yönelik bir tutum analizi yaptık. Türkiye genelinde yaptığımız anket çalışmasının verileri bize gösterdi ki, eğitim düzeyi arttıkça hayvanlara gösterilen pozitif tutum artıyor. Bizim bir diğer amacımız da toplumdaki bu bilinç seviyesini arttırmak. Türkiye’de, insanların hayvanlarla etkileşimi olduğu tüm alanlarda, iki tarafın da kazanabileceği yaklaşımlar geliştirmeyi hedefliyoruz. Aslında Osmanlı’dan beri biz hayvanlarla iç içeyiz. Sokak hayvanlarına yönelik ilk düzenlemeler İngiltere’den çok daha önce Osmanlı topraklarında, padişah ferman namelerinde var. Bu bizim için yeni bir kavram değil. Biz bu kavramı yurt dışından transfer etmiyoruz, bizde var olan bazı bulguları pratiğe aktarmaya çalışıyoruz.”

Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Pocket
WhatsApp

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four + eleven =

Yeniler

Köşe Yazıları