Ana Sayfa Blog Sayfa 108

PETZOO Antalya Fuarı Katılımcısı Bosphorus Pet’ten Sn. Handan KEÇEÇİ ile Fuar Hakkında Konuştuk

Uzun yıllardır uluslararası pet sektörünün içinde olan firmamız, sektörün önde gelen firmalarına ithalat ve ihracat konusunda danışmanlık yapmıştır ve halen yapmaya devam etmektedir. Yerli üretimin artması sektörün ihracatla tanışmasına zemin oluşturmuştur. İhracata yaptığı katkılardan dolayı pet sektöründe farklı bir yere sahip olan firmamız Premium yaş mama (konserve) ve fonksiyon bakım ürünleri üretimi alanında Türkiye pazarındaki eksikliğin ve ihtiyacın giderilmesi için 2019 yılında %100 yerli sermaye ile ‘Bosphorus’ markasını oluşturmuş ve ürünlerini ihracat aşamasına taşımıştır.

– PETZOO Antalya’nın Akdeniz Bölgesi’ne ve sektöre ne gibi katkıları olacağını düşünüyorsunuz?
Sektörel fuarlar, Markalaşma ve marka değerini koruma açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Özellikle Turizmin hareketli olduğu Antalya gibi önemli bir şehirde düzenlenen Petzoo Antalya fuarının, yabancı müşterileri ağırlayarak Türkiye pet sektörünün Dünya’ya açılması açısından oldukça önemli bir fuar olduğunu düşünüyorum.

– Fuarların firmanıza olan katkıları nelerdir? Fuarda hedefleriniz nelerdir?
Türkiye’de fuarlar her geçen yıl üzerine koyarak ilerleyen ve sektöründe uluslararası fuarlar arasına ismini yazdıran organizasyonlar haline gelmiştir. Pandemi gölgesinde bile olsa Petzoo Antalya fuarında yeni ürünlerimizi müşterilerimize tanıtma imkânı bulacağımızı ve başarılı bir fuar geçireceğimizi düşünüyorum.

– Fuara özel herhangi bir kampanya veya özel bir çalışma yapmayı planlıyor musunuz? Planınız nedir?
Yeni ürün gruplarımızı fuara yetiştirmek için çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Görme engelli hayvan sahiplerine de en iyi hizmeti sunmayı hedefliyoruz. Görme engelli hayvan sahiplerinin ürünlerimize engelsiz erişimi için Braille alfabeli ambalajlarımızı satışa sunaya başladık. Ürünlerimizi son tüketiciye ve toptan müşterilerimize tanıtabilmek için promosyon dağıtımı yapmayı planlıyoruz.

– Daha önce herhangi bir PETZOO fuarına katıldıysanız fuar tecrübenizi bizimle paylaşırmısınız?
Bosphorus Premium Pet Ürünleri olarak lansmanımızı Petzoo Türkiye 2019 fuarı ile gerçekleştirdik ve birçok yerli – yabancı toptancılarla ve son kullanıcılarla doğrudan iletişim kurma imkanı elde ettik. Ürünlerimize gösterilen ilgi ve pozitif geri dönüşleri nedeniyle oldukça başarılı bir fuar geçirdiğimizi söyleyebilirim.

– Sizin söylemek veya eklemek istedikleriniz nelerdir?
Bizim önceliğimiz ailelerimizin birer parçası haline gelen evcil dostlarımızın iyi beslenmeleri ve sağlığıdır. Bu çerçevede Bosphorus Premium Pet Food olarak ürün ve hizmet kalitemizi her geçen gün artırarak hayvan severlere ve evcil dostlarımıza layık oldukları kaliteli ve güzel ürünleri sunmayı hedeflemekteyiz.

 

Bentaş Bentonit pandemide yüzde 40 büyüdü 225 kişilik istihdamı ile 46 ülkeye kedi kumu ihraç eden Bentaş Bentonit, pandemi nedeniyle işlerini yavaşlatan çoğu işletmenin aksine yüzde 40 büyümüş durumda.

Karadeniz’in ekonomik zenginliği ile dikkat çeken ve bölgenin ikinci en büyük kenti olan Trabzon’da özellikle kedi kumunda bir dünya markası yaratan Bentaş Bentonit’in CEO’su Turgay Ömür ile bir araya geldik. Uluslararası bilinirliğe sahip bir marka nasıl yaratılır? üzerine konuştuğumuz başarılı iş adamından hedefe giden yolda “takım çalışması hayali gerçeğe dönüştürür” mottosunu anlatmasını istedik.

-Kedi kumundan uluslararası bir marka yaratma fikri nasıl ortaya çıktı?
-Asıl işim mali müşavirlik. Trabzon’da pek çok üst düzey şirkete ve isime mali müşavir olarak hizmet veren birisiydim. Bu konuda tevazu göstermek de istemem zira alanımda bir hayli başarılı olduğumu yıllık göstergeler de ortaya koyuyor. Kedi kumu işine girdiğimizde
öncelikle bir araştırma yapmıştım. Türkiye’nin kedi kumunda toplam pazarı 10 bin ton civarındaydı. Bizim üretimimiz ise 40 bin ton. O nedenle önceliğimiz iç pazar değil ihracat oldu. Başlangıçta fason odaklı yani başka firmaların markalarına iş yaparak yol aldık. Kazandığımız her kuruşu yine işletmeye katarak 4 bin liraya kurduğumuz tesisin aktif toplamını 100 milyon liranın üzerine çıkardık. Daha sonra VanCat ve Cat’s White markalarını tescil ettirerek kendi markamızla piyasaya girdik. Şu anda VanCat toplam satışlarımızın yüzde 25’ini oluşturuyor. Grup içinde yönettiğimiz diğer 5 marka ile bu rakam
daha yukarıya çıkıyor.

-Hammaddeniz bentonit ve Fatsa’daki yataklardan çıkan hammaddeyi Fatsa Organize Sanayi Bölgesi’nde işliyorsunuz…

-Zaten bizim amacımız Türkiye’nin bentonitini hammadde olarak yurtdışına çıkışını engellemekti. Biz fabrikalarımızda nihai ürünü yapmaya çalışıyoruz. Hammaddeyi üretim sahamıza getirip formüle ederek tesiste besleyip granül elde etmek ki buna yarı mamul
diyoruz. Son olarak da bu yarı mamulü paketleyerek ihraç ediyoruz. Bugün için ihracatımızın yüzde 90’lık kısmını paketli ürün bazında gerçekleştiriyoruz.

-Bu potansiyelle yan sektörlere de büyük katkı sağlamış olmuyor musunuz?
Tabi ki. Biz günde 20 tır mal üretiyoruz. Bu 20 tır ürün için en az 30 tır hammadde kullanımı gerekiyor. Bu şu anlama geliyor. 30 tır maden fabrikaya girsin ki 20 ton işlenmiş ürün çıksın. Samsun limanından ayda 400 konteyner mal çıkışımız oluyor. Bunun için yılda bin ton sadece plastik rulo torba ve palet kullanıyoruz. Yılda 4 milyon lira palet harcamamış oluyor. Enerji sektörünü de bu kapsamda sayabiliriz. Yani bir anlamda çarpan etkisi oluyor.

-Pazar payınız hakkında neler söylersiniz?
-Şu anda Avrupa’nın en büyüğü konumundayız. Almanya bu anlamda en büyük partner ülkemiz. Oradaki en büyük market zincirlerine kendi markaları adına hizmet veriyoruz. Sadece bu ülkeye 80 konteyner kedi kumu ihracatımız var. Finlandiya ve Danimarka da çok önemli pazarlarımız. Bunun yanında Ortadoğu’da varız. Uzakdoğu’da iki yıldır ciddi  mesafeler kat ettik. Aynı şekilde Güney ve Kuzey Amerika’da da kedi kumu pazarına girdik. Avrupa’ya bakıldığında geçen yıl 100 bin ton ürün sattık. Bu yıl en az 130 bin ton satış gerçekleştireceğiz ve bu toplamın yüzde 90’ı paketlenmiş olacak.

-Peki, dünya liderliği ne zaman?
-Toplam üretim kapasitemiz 250 bin tona ulaştığında… Beyaz bentonitte o hedefe doğru yürüyoruz. Distribütörler aracılığıyla da yol alıyoruz. 4-5 yıl önce oluşturduğumuz Türk-Alman ortaklığı ile Avrupa’daki ihalelere çok kolay girip kazanabiliyoruz. Market sektöründe çok güzel bir çözüm ortaklığımız oldu. Avrupa’da bu türden lojistik bir desteğe ihtiyaç vardı. Dolayısıyla yakın gelecekte planlamalarımızı dünya liderliği için yapıyoruz.

-Siz bu yolda ilerlerken dünya markası olma yolunda aldığınız uluslararası bir ödülün tetikleyici olacağını düşünüyoruz. Sizce de öyle mi?
-Tabi ki… Türkiye’de pet sektöründe dünya markası ödülünü alan ilk ve tek firmayız. World Branding Forum tarafından düzenlenen Evcil Hayvan Temizliği ve Sağlığı kategorisinde Brand of the Year 2019 ödülü VanCat’in oldu. İngiltere merkezli olan forum tarafından iki yılda bir düzenlenen World Branding Awards Animal Edition ödüllerinde VanCat, kategorisinde yılın markası ödülüne layık görülürken ödülü geçen yıl tam da bugünlerde Avusturya Cumhurbaşkanı’nın resmi ofis ve ikametgâhı olan Hofburg Sarayı’nın taht odasında düzenlenen görkemli gecede aldık. Bizim için oldukça mutluluk verici bir gelişmeydi. Emeğimizin karşılığıydı adeta. Zira 13 yıl önce tescillenen VanCat markamızı 46 ülkeye ihraç ediyoruz. Rusya, Yunanistan, Ukrayna, Malta, Portekiz, İspanya. Bu pazarlardaki müşteri memnuniyeti ve internet üzerinden 100 bin kedi kumu kullanıcısının katıldığı anket bize bu ödülü getirdi. Kendi segmentinde THY gibi bir kuruluşun da aynı ödülü alması bizi daha fazlasıyla mutlu etti. Gururlandık. Ebette yaptığımız işlerin ve üstlendiğimiz sorumluluğun yansıması oldu.

-Ve peşinden gelen bir başka ödül daha…
– “İhracatın Yıldızları” yarışmasında “Özgün Ürün Şampiyonu” kategorisinde üçüncülük ödülü aldık. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) öncülüğünde düzenlenen organizasyonda 13 dalda 22 firmaya ödül verildi. Burada da Tüpraş ve Petkim gibi markalarla aynı ödülü almak da gerçekten gurur verici oldu.

-Sizin için bir başka gurur kaynağı da vergi rekortmenliğiniz olsa gerek…
-Evet… Fatsa’da 2019 yılı verilerine göre vergi rekortmeni Bentaş Bentonit oldu. Bu gurur aslında hepimizin. Layık görüldüğümüz vergi rekortmenlik ödülünü Ordu Defterdarı sayın Kemalettin Işık takdim etti. Sayın Işık’a ve Fatsa Vergi Dairesi Müdürü sayın İbrahim Akan’a ve ekiplerine sonsuz teşekkürlerimizi bir kez daha iletmek isterim.

-Bu arada dünyada olduğu gibi ülkemizde de bir pandemi süreci yaşandı. Her ne kadar normalleşmeye yönelik adımlar atılsa da ekonomik anlamda zor bir dönemdi. Bu süreci siz nasıl yönettiniz?
-Başlangıçta çok üzüldük. Ekonominin kötüye gideceğini fark ettik. Sağlık açısından ise kendi adımıza şirketimizde gereken önlemleri aldık. Ekonomi kapanacaksa biz de kapanacaktık. Fakat devletimiz süreci çok iyi yönetti. Biz de 24 saat üç vardiya esasına göre çalışmayı sürdürdük. Avrupa’nın kapandığı ortamdan yüzde 40 büyüme ile çıktık.

-Biraz da yatırım stratejilerinizden bahsedelim…
Grup bünyesinde 7 firmamız var. Amiral gemimiz Bentaş Bentonit. Ankara’da bir fabrikamız var. Aynı zamanda Ordu’da maden firmasında ortaklığımız, lojistik ve pazarlama firmamız var. Son olarak Ankara Kahraman Kazan’da bir yatırımımız var. Orada da büyük hissedarız. Yakın zamanda Nevşehir’de maden ruhsatı olan bir başka firmada bizimle iletişime geçti. Tabi bütün bunlar dünyada aranan bir firma olmamızdan kaynaklı. Dolayısıyla ileriye dönük
olarak Nevşehir’de bir fabrika kurarak Mersin Limanı çıkışlı Uzakdoğu’ya ve ABD’ye mal satışını daha kolay hale getireceğiz. Gelen taleplerin üretime yetmemesi üzerine Ordu’daki fabrikamızda yeni tesisimizi devreye sokma kararı aldık. Ekim ayında o tesisi de işler hale getireceğiz.

-Bunca yoğunluk aynı zamanda ciddi istihdam anlamına geliyor. Grup bünyesinde kaç kişi çalışmaktadır?
-Grup firmalarında 225 kişi çalışıyor. Belki az gibi görünebilir ama bütün tesislerimizin tam otomasyon ile entegre edildiği sistemde çalışanlarımızı sadece palete koyacağımız ürünlerin taşınmasında kullanıyoruz.

-Yeminli mali müşavirlik babadan oğula geçen bir meslek değil. Belli ki sizden sonrakilere güzel bir gelecek hazırlamışsınız. Size bu planlamada eşlik edenler kimlerdir?
-Firmayı asıl kurma amacımız çocuklarımız içindi. Üç oğlum var ve bunların geleceğini garanti altına almak istedim. Büyük oğlum Fatih Ömür Bilkent Üniversitesi mezunu. Firmanın tüm kademelerinde sırasıyla görev aldı. Bir buçuk yıl önce de şirketin genel müdürü olarak bayrağı benden devraldı. İşinde oldukça başarılı ve güzel bir şekilde götürüyor. İkinci oğlum Yavuz Ömür de Bilkent Üniversitesi’ni burslu kazandı. ABD’de işletme masteri yaptı. Yaklaşık bir buçuk yıl önce Türkiye’ye döndü. Bentaş Bentonit’in ihracat ve lojistiğini çok başarılı bir şekilde yönetiyor. 150 müşterinizin 110’u uluslararası müşteri ve bu kolay bir iş değil. Üçüncü oğlum Murat Ömür de Hacettepe Maden Mühendisliği’nden henüz mezun oldu. İki aydır fabrikada. Staj ve laboratuvar gibi eğitimlerle yurtiçi pazarlama laboratuvar, ürün gelişiminde destek olacak. Çünkü amacımız yakın gelecekte ülkemize yeni bir “turquality” markası kazandırmak olacak.

-Son olarak hedeflerinizi sormak isteriz. Yakın gelecekte Bentaş Bentonit A.Ş.’yi nerede göreceğiz?
-Sıradaki hedefimiz Türkiye’nin üretimden satış yapan ikinci 500 ile üretimden ihracat yapan yine ikinci 500 firmaları arasına girebilmek olacak. İkinci hedefimiz ise marka değerlerimizi arttırmak ve VanCat ve Cat’s White markalarımızı tüm dünyada daha tanınır hale getirebilmektir.

 

“32 Ülkenin en prestijli en büyük pet shop zincirlerinde satılan İsviçre markası curli, Türkiye’ye giriş sürecini anlatıyor”

– curli’den bahseder misiniz?
curli 2010 yılında İsviçre’de kurulmuş en iyi köpek aksesuarları üreten bir markadır. Kurucusu Mark Zimmermann daha o zamanlar yavru olan köpeği Kylie’ye hiçbir yerde kaliteli ve sağlıklı bir tasma bulamayınca, başka bir şirkette hisselerini ve evini satıp bu işe girişmiş ve şimdi dünyaca ünlü Air Mesh Vest Harness’i geliştirmiş. 33 yıllık arkadaş olan Mark Zimmermann ve ortağı Roland Primus dağ sporu tutkunudurlar. Mark curli’yi kurarken dağ sporlarında kullanılan sağlam ve güvenilir ekipmanlardan esinlenmiş. Bilirsiniz dağ tırmanmada en güvendiğiniz insanla yola çıkarsınız, dünyanın en sağlam en kaliteli ekipmanınız olmalı, çünkü hayatınız söz konusudur. curli bu sağlamlığı, rahatı ve güveni temsil eder. En iyi malzemeler kullanır. İnovasyona çok önem verir. Hep ilkleri yapar. curli, yıllar içinde reklam yapmaksızın tüm dünyada büyük bir üne kavuştu. Şu anda 32 ülkede en büyük ve en prestijli pet shop ve mağazalarda en popüler markadır. Pet sektöründe dünyanın en önemli markasıdır. Kaliteden anlayan ve köpeği için en iyisini isteyen herkesin ilk tercihi curli’dir.

“Kamuoyuna duyuruyoruz, curli prestijini kullanarak taklit ürünleri satıyorlar.”

– curli’nin Türk Pet Sektöründeki konumundan bahseder misiniz?
2015 yılında bir distribütör aracılığıyla Türk pazarına giriş yaptık. 2 buçuk senede ülkemizde de çok büyük başarıya ulaştık. Kime sorarsanız size aynı şeyi söyleyecektir. curli’yi satmak zorunda kalmazsınız, ürün kendi kendini satıyor zaten. Bu çok başarılı satışlar ve gitgide artan talebi gören distribütör, curli’yle sözleşmesi ve ‘taklit yapamaz, üretim yapamaz’ anlaşması olmasına rahmen, ithalatı durdurup taklitlerini üretmeye başladı. curli; nasıl sağlamlığı, inovasyonu ve güveni temsil ediyorsa, taklitleri tam tersini temsil ediyor. Bu çok kötü kalite taklitler Türkiye’nin her bir yanında en prestijli AVM’Lerde nerdeyse curli fiyatlarına, fakat çarşı pazarda da aynı ürünler çok ucuza satılmaya başlandı. Paketlemede Alman bayrağı vardı ve biz tüketicilere Alman markası diye satmaya çalışıyorlardı. Benim gibi sorumlu köpek sahibi olan curli müşterileri, curli’yi artık hiçbir yerde bulamayınca tepki vermeye başladı. Ben İsviçre’de şirketin ana merkeziyle irtibata geçtim yüzlerce insanın sorduğu soru gibi “curli’yi nerde bulabilirim” sorusu üzerine ilk taklit haberi alan firma ile uzun süreçli bir iş birliğine başladık. Distribütörün hemen sözleşmesini iptal ettik ve davalar açtık. Ceza davasında 7 yıl hapis cezası istiyoruz. Kamu davası bile açıldı. Yasa dışı eylemlerini durduracağı yerde, aileden biri üzerine yeni bir şirket kurup yeni bir etiketle yeni taklitleri piyasaya sürdü. Bu yeni taklitler curli’nin 10 yıl önce yaptığı modası geçmiş bir modeli. Kendi dizaynıymış gibi insanları kandırıyorlar. Herkesin bilmesini istiyoruz ki, curli’ye kalitesi hariç bu çok benzeyen ürünler taklittir ve üretim değeri çok ucuzdur. Türkiye aleyhtarı olan bu çirkin eylemleri ilk defa sizin aracılığınızla artık kamuoyuna duyurmak istiyoruz.

– curli’nin gelecek planlarından bahseder misiniz? Yeni yatırımlar planlıyor musunuz?
Evet. Mark ve Roland her gün köpeklerin mutluluğu için başka neler yapabiliriz diye güne başlıyorlar. Çok güzel yepyeni ürünlerimiz var. Küçük köpekler için Mıknatıslı Vest Göğüs tasmasından sonra, Mıknatıslı Belka Comfort gibi… Büyük köpekler için geliştirilmiş en mükemmel göğüs tasması. Merinos yününden göğüs tasmalarımız da geldi ve elastik içeren yeni gezdirme tasmalarımız da. Ayrıca Yeni Zelanda, Kanada ve ABD’de yeni pazar olmasına rağmen en iyi mağazalarda satışlarımız gittikçe artıyor ve lokasyonlarımız Türkiye’de olduğu gibi her gün çoğalıyor. Yeni yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Türkiye pazarını kendimiz yeniden yapılandırıyoruz. Türkiye distribütörlüğü için anlaşmak istemedik, fakat yurtiçi bölge distribütörleri ile çalışmaya açığız. Yeni iş birlikleri için çok heyecanlıyız. Bizimle irtibata geçmelerini çok isterim.

– curli’yi diğer markalardan ayıran en önemli özellikler nelerdir?
Kalite. İnovasyon. Dayanıklılık. curli ürünlerini çok rahat 6-8 sene kullanabilirsiniz. 30 derecede yıkanır. Belka’lar ise 20 yıl, yani bir köpeğin hayatı boyunca. Güvenebileceğiniz bir markadır. Bizim bütün tasarımımız patentlidir, bize aittir. Kimsenin bilmediği, çözemeyeceği özel bir tekniği, işçiliği var. Kolay görünse de iyi bir tasma üretmek uzmanlık ister. Yıllarca aynı fabrikada, aynı uzman işçi gücüyle sadece curli’ye özel makinelerde üretilir. Diğerleri gibi yatak, köpek çantası, iç çamaşırı dikilen makinelerde dikmeyiz. 6 ayda bir şirket açıp kapatıp, isim değiştirip durmayız. 10 sene önce curli’ydik, şimdi daha gelişmiş haliyle curli’yiz ve 10 sene sonra da dünyanın her yerinde büyüyerek var olacağız. Bu kolay başarabileceğiniz, hele taklitlerde başarabileceğiniz bir şey değildir. Kimseyi taklit etmeyiz. Dünyada öncüyüz, saygıdeğeriz ve özeliz. Müşterilerimiz markamızı çok severler. En büyük zincirler bize çok güvenir. Almanya’da 1. sıradayız. Dünyanın her bir yanında curli koleksiyonerleri oluşmaya başladı ve akım hızla devam ediyor.

– Biraz ürün çeşitliliğinden bahsedelim.Hangi ırklar/boyutlar için ürünleriniz mevcut?
Bildiğiniz gibi en ünlüsü Air Mesh Vest Harness diye adlandırdığımız küçük ve orta boy köpekler için göğüs tasmamız. Koleksiyonumuzdaki bu göğüs tasmamızı yıllar içinde geliştirdik ve başka çeşitlilerini çıkarttık, puantiyeli ve kareli Puppy-Set’ler gibi… Türkiye’de ilk sevkiyatım geldikten sadece 26 gün sonra hepsi tükenmişti! Şimdi hemen ikinci sevkiyatımız geldi. Artık tekrar stoklarımızda. Manyetik modellerimiz mevcut. Kapaması daha kolay ve tek elle gezdirme tasmasının çengelini geçirebiliyorsun. En yenisi Merinos yününden yapıldı ve fiyat farkı da Air Mesh’lerle fazla değil. Mama altlığı, araba emniyet kemeri, gezdirme tasmalarımız gibi birçok başka yüksek kaliteli ürünümüz var.

 

– DogFinder’i anlatır mısınız? Nedir ve nasıl çalışır?
DogFinder, curli ürünlerine özel benzersiz bir özelliktir. Hizmet ücretsizdir ve köpeğinin kaybolması durumunda onu bulmana yardımcı olacak değerli ekstra hizmet sağlar. Özetle, curli göğüs tasmasının DogFinder etiketin altındaki seri numarası web sitemize kayıt edildiğinde ve curli sunucusuna bağlı güvenli veri tabanına girdiğinde, adres ve telefon bilgilerin kaydolur. Köpeği bulan kişi curli web sitesinden göğüs tasması üzerindeki numarayı girdiğinde köpek sahibiyle irtibata geçmesi için tüm bilgiler çıkar.

“Köpeklerimiz de insanlarımız da en iyisini hak ediyor.”

– Türkiye’de piyasaya girdiğinizden berisüreç nasıl ilerledi, geri dönüşler hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Biz lansmanımızı Kasım 2019’da İstanbul’da yaptığımızda özellikle sayısız curli sevenler arasında bir bekleyiş başladı. curli ikinci sefer Türkiye’ye ye girişinde kendi şirket kurmayı seçmesi çok akıllı bir adımdı ve sektörde tam güven oluştu. curli’nin ürünlerine güvendikleri gibi Türkiye yapılanmasında da güven duydular. Biz 6 Ocak 2020 ‘de curli Dış Tic. Ltd. Şirketi’ni kurduk. Kuruluş işlemleri, ithalat için gerekli izinlerin alınması ve ilk sevkiyatımızın gelmesi, depolanması mart ortalarını buldu, sonra da pandemi süreci başladı. Mayıs sonlarına kadar satışa başlayamadık, fakat alt yapımızı güçlendirdik. B2B olarak artık çok kolay kayıt yapılabiliyor ve siparişlerinizi oluşturabiliyorsunuz. Ödeme koşulları çok uygun, fiyatlarımız ocak ayı kuru fiyatlarıyla hâlâ aynı ve muhatap direkt biziz. Bekleyen
perakendecilerimize hemen siparişlerini temin ettik, satışlar çok hızlı başladı. Bazı renk ve özellikle Puppy setler yok sattı. Hâlâ birçok yerden tekrar tekrar talepler almaya devam ediyoruz. İnanıyorum ki köğeklerin sağlığana uygunsuz curli taklitlerini piyasadan temizlediğimizde original curli herkese kolay ulaşacaktır. Çünkü tüm köpeklerimiz en iyisini hak ediyor, insanlarımızda öyle.

-Ürünlerinizi nerelerde bulabiliriz veya nereden satın alabiliriz?
Biz sadece B2B satışı yapıyoruz. curli ürünlerini en iyi pet shop ve veteriner kliniklerinde bulabilirsiniz. Satış noktamız www. mycurli.com, sosyal medyayı sadece marka ve ürünlerimiz hakkında bilgi vermek amacıyla kullanıyoruz. Türkiye genelinde çok talep geldiği ve şu anda her yerde satış noktamız ne yazık ki olmadığı için tek bir firma aracılığıyla N11.com, Trendyol.com, Hepsiburada.com’da internet üzerinden satışımız da mevcut.

– Türkiye’deki tanıtım ve marka çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz, bu konuda neler yapıyorsunuz?
Şimdiye kadar hiçbir şey diyebilirim. Fakat sanırım artık herkese özellikle pet sektörüne tüketicilerin niye bu kadar çok curli istediğini ve özelliklerini anlatma zamanı geldi.

– Son olarak sizin okurlarımıza iletmek istedikleriniz nelerdir?
Taklit ürün almasınlar ve satan yerleri açıkça ihtar etsinler. Taklit mal müşteri hakları ihlalidir. Bizim hakkımızı gasp ettikleri gibi tüketicilerin de hakkını ihlal etmektir. Taklit ürünler tabii ki ucuzdur, çünkü daha kalitesizdir, en ucuz malzemeler kullanılır. Tasma üretiminden anlamayan, hangi boyanın kullanıldığını bilmeyen kişiler tarafından üretiliyor. Test sürecinden geçmeyen bu ürünler köpeğin dersini de zamanla yara mı yapar, kolu mu çıkar umursamazlar ne yazık ki… Taklitçiler sadece insanların cebinden alabileceği parayı önemser. Vur kaç taklit markalardan milletçe bıkmış durumdayız. Herkese Alman markası diye satmaya çalıştıkları taklit markayı, dava süreci başlayınca Türk Bayrağı’nı taklit ürüne koyup onu Avrupa’da dalgalandıramaz. Taklitçi Türkler diye değerlendiriliyoruz ve böyle insanlar güzel Türkiye’mizin utanç kaynağıdır maalesef. Biliyorum ki, kimseye taklit olduğunu söyleyerek satılmıyor. Fakat nihai tüketiciler taklit olduğunu bilmedikleri için
alıyor. Perakendecilerin de bozuk ve taklit ürünleri bilerek almamalarını diliyorum. Nihai tüketicilerin kendi haklarından haberdar olmalı ve herkesin tepki göstermesini, daha iyisini talep etmesini ve bunun artmasını çok isterim. curli ürünü almak, aynı zamanda en iyisini yapmak için uğraş veren bir markayı ödüllendirmektir. Daha iyisini yapmaları için teşvik etmektir. Bizim gibi markaların çoğalmasını ve evcil hayvanlarımıza daha iyi ürünler alabilme imkanımızın artmasını diliyorum. Sektörde bu kadar çok iyi ürüne ve kaliteye ihtiyaç varken, zaten en iyisi olan bir markanın taklidini yapmak kendisinden başka kimseye faydası olmayan bir davranıştır.

 

Emine Erdoğan’dan ‘hayvan hakları’ mesajı: Vicdanları rahatlatacak yasa bir an önce çıkmalı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla İstanbul Fatih’teki Yedikule Hayvan Barınağı’nı ziyaret etti. Uzun süredir Meclis’e gelmesi beklenen hayvan hakları kanun tasarısıyla ilgili çağrıda bulunan Emine Erdoğan, “Meclisimizin, yeni yasama yılında hayvanlara haklarını eksiksiz teslim ederek tüm vicdanları rahatlatacak yasayı bir an önce çıkarmasını temenni ediyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla İstanbul Fatih’teki Yedikule Hayvan Barınağı’nı ziyaret etti. Emine Erdoğan, barınağa kedi ve köpekler için mama, yorgan ve battaniye desteğinde bulundu.

“SATIN ALMA SAHİPLEN”

Barınakta kalıcı yuvalarını bekleyen çok sayıda hayvanın yaşamlarına ve barınağa getiriliş hikayelerine dair bilgi alan Emine Erdoğan, “Leblebi” isimli engelli bir köpeği de sahiplendi.

“Leblebi, bu barınağın canlarından. Dört kere ameliyat olmuş. Hayvan severler ondan, o hayattan vazgeçmemiş. Leblebi artık bize emanet. Yeni yuvası, bahçemiz olacak” diyen Emine Erdoğan, “Barınaklardaki tüm hayvanların, en kısa zamanda, çok sevilecekleri yuvaları olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Satın Alma Sahiplen” çağrısını da yapan Erdoğan, “Barınaklar, onlara yuva verecek ya da koruyucu aile olabilecek insanları bekleyen dostlarımızla dolu. Lütfen evcil hayvanları satın almayalım, sahiplenelim. Etrafımızdaki hayvanlara 1 kap su 1 kap mama vererek yaşamlarına yardımcı olalım. 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü kutlu olsun” dedi.

“VİCDANLARI RAHATLATACAK YASA BİR AN ÖNCE ÇIKMALI”

Emine Erdoğan, sosyal medya hesabından da TBMM’ye hayvan hakları kanun tasarısıyla ilgili şöyle çağrıda bulundu:

* Meclisimizin, yeni yasama yılında hayvanlara haklarını eksiksiz teslim ederek tüm vicdanları rahatlatacak yasayı bir an önce çıkarmasını temenni ediyorum.

kaynak:https://www.sozcu.com.tr

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

Antalya Kaş’ta birlikte büyüyen kedi ile köpeğin dostluğu görenleri şaşırtıyor…

Antalya’nın Gürsu Mahallesi’nde yaşayan Pervin Armutçu, kedi ve köpeğinin küçükken birbiriyle kaynaştığını, birlikte büyüdüğünü söyledi.

AA’nın haberine göre görenlerin bu duruma şaşırarak hayvanların video ve fotoğraflarını çektiğini anlatan Armutçu, “Bir kedim vardı, yavruları olmuştu. Oğlum da küçük bir köpek getirmişti. Kedi ile köpek bir arada olmaz ama bunlar oynayarak bir arada büyüdü, hala da oynuyorlar. Birbirlerine çok düşkünler, kavga etmezler” diye konuştu.

Kedi ile köpeğin şaşırtan dostluğu

kaynak:https://www.haberturk.com

Pet Haber Gazetesi Sayı 46

Köpekler koronavirüslü yolcuları koklayarak bulacak

Finlandiya’da bir havalimanı, koronavirüs taşıyan yolcuları saptamak için kokuya duyarlı eğitimli köpekleri kullanmayı deniyor.

 

Helsinki Havalimanı’nda uygulanan pilot proje bu hafta, programa kayıtlı 16 köpekle başlıyor. Vardiya başına 4 köpek görev alıyor.

Proje, Helsinki Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nin eğitimli köpeklerin Kovid-19’un kokusunu yaklaşık yüzde 100 kesinlikle tanıyabildiğini gösteren deneylerinin ardından geldi.

Finlandiya merkezli havaalanı operatörü Finavia da köpeklerin koronavirüsü çok daha küçük numunelerde saptayabildiğini söyledi: PCR testlerinin gerektirdiği 1,8 milyon moleküle kıyasla köpeklerin virüsü saptaması için 10 ila 100 molekülün yeterli olduğu görüldü.

Helsinki Havalimanı’nın yöneticisi Ulla Lettijeff, “22 Eylül 2020’de başlayacak pilot proje özgün bir uygulama ve dünyada ilk” dedi.

“Kovid-19’a karşı daha önce hiçbir havalimanı bu kadar büyük ölçekli bir köpek koku saptama uygulaması başlatmamıştı. Bu, Kovid-19’u yenmeye giden yolda atılmış fazladan bir adım olabilir.”

Ayrıca köpeklerle yolcular arasında doğrudan etkileşim olmayacak. Bunun yerine yolculardan ciltlerini bir test mendiliyle silmeleri istenecek.

Köpekler bu mendilleri koklayacak ve koronavirüs taşıdığı tespit edilen herkes bir sağlık bilgilendirme noktasına yönlendirilecek.

Köpekleri, koku saptama alanında uzmanlaşmış, Finlandiye merkezli kuruluş Wise Nose eğitti.

Hayvanların çoğunun daha önceden koku saptama deneyimi bulunuyor, onlara koronavirüs saptamayı öğretmek için gereken süreyse her birinin geçmiş deneyimlerine göre değişiklik gösteriyor.

kaynak:https://www.milliyet.com.tr

Çıtır isimli köpek yavru kedileri emzirerek annelik yapıyor

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde Çıtır isimli köpek, yavru kedileri emzirerek onlara annelik yapıyor. Köpeğin sahibi yavru kedilerin Çıtır’ı görür görmez yanına koştuklarını söylüyor.

Burhaniye ilçesinde annesi Hayriye Çiftçioğlu ile yaşayan Zeynep Çiftçioğlu, sokakta bulduğu yavru kedileri eve getirdi. Çiftçioğlu´nun 14 yaşındaki Çıtır isimli terrier cinsi köpeği annesiz yavrulara sahip çıkarak emzirmeye başladı. Çıtır’la kedilerin yakın ilişkisi görenler, şaşkınlığını gizleyemiyor.

Yavru kedilerin annesi oldu

Çıtır’ın sevecen ve canlılara karşı cana yakın tavırlar içinde olduğunu söyleyen Hayriye Çiftçioğlu, “Ailece hayvanları seviyoruz. Kızım, annesi olmayan yavru kedi gördüğü zaman alıp, eve getiriyor. Çıtır da bu şekilde yanımızda kedilere alıştı. Hatta bundan iki sene önce kızım yolda bulduğu kediyi eve getirmişti. Çıtır ona da annelik yapmıştı. O dönem Çıtır menopoza girmişti. Annelik yapmaya başlayınca hormonları yenilendi, adet görmeye, sütü gelmeye başladı. O kediyi büyüttük, kız kardeşime verdik. Geçen yıl da kızım bu bebeklerin annesini bulup, eve getirdi ve Çıtır onu da emzirdi. O kedimiz büyüdü ve hamile kaldı. İki tane yavrusu oldu. Anneleri kısa süre sonra onları emzirmeyi bıraktı ve yavruları kuru mamaya alıştırdı. O süreçten sonra Çıtır´da yavru kedilerin yanına giderek onları emzirdi, annelik yapmaya başladı” dedi.

Yavru kedileri geçtiğimiz hafta bir aile dostlarının bahçesine bıraktıklarını söyleyen Zeynep Çiftçioğlu, Çıtır’ı da sürekli yavru kedilerin yanına götürdüklerini belirtti. Zeynep Çiftçioğlu, “Apartman dairesinde fazla hayvan biraz sorun olabiliyor. O nedenle kedileri aile dostumuzun bahçesine getirdik. Müsait oldukça Çıtır ile birlikte gelip, yavru kedileri ziyaret ederek, onları buluşturuyoruz. Yavru kediler, Çıtır´ı karşıdan görür görmez tanıyor ve hemen yanına koşuyorlar” diye konuştu.

kaynak:https://www.posta.com.tr

 

Oyun oynarken buldukları yavru köpekleri harçlıklarıyla süt alarak besliyorlar

AW124965

Kastamonu’da iki çocuk, anneleri birkaç gün önce trafik kazasında ölen henüz iki haftalık 9 yavru köpeğe sahip çıkarak, harçlıklarıyla aldıkları sütlerle besliyor.
Kastamonu’nun Daday ilçesinde ikamet eden 11 yaşındaki Yaman Yekta Memiş ile 12 yaşındaki Görkem Semih Terzi, mahallelerinde daha önceden besledikleri köpeğin yavrularını oyun oynarken buldular. Yavru köpeklere sahip çıkan Yaman Yekta Memiş ve Görkem Semih Terzi, EBA derslerinin ardından yavru köpeklere bakmaya başladı. Birkaç gün önce yavru köpeklerin annesi bir aracın çarpması sonucu öldü. Bunun üzerine sahipsiz kalan 9 yavru köpeği sahiplenen iki arkadaş, ‘annelerinin bize emaneti’ dedikleri 9 yavru köpeği her gün harçlıkları ile aldıkları sütleri biberona koyarak beslemeye başladı. İki arkadaş, yavru köpekleri büyüdüklerinde beslemek için zorlanacaklarını söyleyerek büyüklerinden yardım istedi. Çocuklar ayrıca yavru köpeklerin annelerine çarparak öldürenlerin bulunarak cezalandırılmasını da istedi.

“Yavru köpeklere kendi imkanlarımızla bakıyoruz”
Yavru köpekleri biberona koydukları sütle besleyen Yaman Yekta Memiş, “Bizim bir köpeğimiz vardı. Köpeğimiz trafik kazasında öldü. Onun iki haftalık yavruları vardı. Biz oyun oynarken yavrularını bulduk. Bir biberon aldık. Onlara süt aldık. Biz onlara bakıyoruz şimdi. Ama şu an kendi imkanlarımızla bakıyoruz. Eğer anneleri olsaydı daha kolay bakılırdı. Daha rahat bir şekilde süt içeceklerdi” dedi.

“Kendi biriktirdiğimiz harçlıklarımızla süt alıyoruz”
Kendi biriktirdikleri harçlıklarla süt aldıklarını söyleyen Yaman Yekta, “Biz kendi biriktirdiğimiz harçlıklarımızla süt alıyoruz. Yavru köpeklere bakıyoruz. Bu çok zor bir şey. Nereye kadar bu böyle olacak? Bunlar büyüyecek. İçlerinden bir tanesi hasta. Daha bugün gözlerini açtı. Ama biz yine bunlar emanet olduğu için bakıyoruz. Daha kucakta uyuyorlar. Kardeşleri ile beraber uyuyorlar. Anne köpek karnındayken ölseydi yavrular da ölmüş olacaktı. Öğle ve akşam EBA dersinden çıktıktan sonra buraya hemen gelip yavrularımıza süt veriyoruz. Emzirtiyoruz” diye konuştu.

“Yavru köpeklerin annesine çarpan sürücünün bulunmasını istiyoruz”
Yavru köpeklerin beslenmesinde arkadaşına yardımcı olan Görkem Semih ise, “Bunlar gözlerini açar açmaz bizi gördüler. Annelerinin kokusunu aldılar. Ama bizim kokumuzu alıyorlar şu an. Anneleri ölmeden önce oyun oynarken yavruları burada bulduk. Daha gözlerini açmamışlardı. Arkadaşlarımla birlikte yavru köpeklere bakıyoruz. Onlara yardım etmeye çalışıyorum. EBA derslerinden sonra buraya geliyoruz. Sabah, öğle ve akşam bunları besliyoruz. Annesine çarpanın bulunmasını istiyoruz. Biz, bu tatlılıkları harçlıklarımızla besliyoruz. Marketten süt alıyoruz, besliyoruz. 9 tane yavru için bazen paramız yetmiyor. Büyüklerimizden de bu yüzden yardım istiyoruz” şeklinde konuştu.

kaynak:http://www.pusulagazetesi.com.tr/

İzmir Veteriner Hekimleri Odası’ndan Kuduz Günü açıklaması!

İzmir Veteriner Hekimleri Odası  Yönetim Kurulu Başkanı H. Gökhan Özdemir, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle mesaj yayımladı.

Yazılı açıklama yapan Özdemir şunları belirtti;

“28 Eylül Dünya Kuduz Günü’nde başta ölüm yıldönümü olan Louis Pasteur olmak üzere Tek Sağlık çalışmalarına emek vermiş bilim insanlarını saygı ve minnetle anıyoruz. Bugün artık herkes evcil hayvanlarının aşı takvimindeki en önemli ve zorunlu aşılardan birinin Kuduz aşısı olduğunu biliyor. Bugün herkes yaban hayatındaki kuduz riskinin farkında ve yaban hayatına dair de aşılama çalışmaları yapılıyor.

Bugün herkes bu kadar ölümcül olan Kuduz’dan çok basit bir şekilde aşılama ile korunabildiğini biliyor. Bugün herkes kuduzun ölümcül bir hastalık olduğunun ve en tehlikeli zoonozlar arasında olduğunun da farkında.  28 Eylül Dünya Kuduz Günü de; insanlar bu günü ve bu bildiklerini unutmasınlar diye var.  Ama ne yazık ki dünya “Tek Sağlık” çerçevesinde “Veteriner Hekimsiz sağlık olmaz” derken, ülkemizde kimse evcil hayvanların sağlığının güvencesi olan Veteriner Hekimlerin kıymetini bilmiyor.Veteriner Hekimler yaz kış, dağ bayır demeden aşılama çalışmalarını yaparken kimsenin ruhu duymuyor. “Veteriner Hekimler hayvan sağlığını korurken, Kuduz ve diğer zoonozlarla mücadeleleri sayesinde halk sağlığını da koruyor” demek nedense kimsenin işine gelmiyor. Bizim dışımızda hiç bir yetkili de çıkıp “Veteriner hekimler de yıpranıyor, diğer tüm sağlık çalışanları ile aynı hakları almalıdır” demiyor, diyemiyor. Ama aslında herkes biliyor; “Kuduz hep var ama, Veteriner Hekimler sayesinde yok”.Bu da zaten bizi sağlık çalışanı ve kimse kabul etmese, yasalarla hakkımızı vermese de halk sağlığı için vazgeçilmez yapıyor. Dünya Kuduz Günü aracılığıyla var ama yokları hatırlatırken, meslektaşlarımıza, kıymet bilmeyen tüm yetkililer yerine emeklerinden ötürü bir kez daha teşekkür ediyoruz.”

Kaynak: www.medyaege.com.tr