SOKAK HAYVANLARI İÇİN HAVUZLU SIĞINMA YERİ arınak değil butik otel Belediyelerin hayvan barınakları konsept değiştiriyor. Hayvanları Koruma Kanunu’nun yayımlanmasından sonra birçok belediye hayvanlar için rehabilitasyon merkezi açmaya başladı. Bunların en güzel örneğinden biri de Esenyurt’taki merkez oldu Sokak hayvanlarına ev sahipliği yapan belediyelere ait barınaklar sağlıksız koşullarıyla her zaman hayvanseverler tarafından eleştirilen alanlar oldu. Açılışı cuma günü gerçekleşen Esenyurt Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi, 5 yılıdızlı butik otel konseptiyle hayvanseverlerden tam not aldı. İçerisinde sosyal alanların da bulunduğu tam donanımlı ve teknolojik ekipmanlı tesis sokak hayvanlarına sıcak, temiz ve eğlenceli bir hayat sunacak. Evdeki hayvanlar gibi Sokak hayvanlarının evi olan belediyelerin hayvan barınakları konsept değiştirmeye başladı. Hayvanları Koruma Kanunu’nun yayınlanmasından sonra sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için birçok belediye, rehabilitasyon merkezleri açma çalışmalarına başladı. İlk örneği cuma günü Esenyurt Belediyesi tarafından açılan “Esenyurt Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” oldu. 5 yıldızlı butik otel şeklinde hazırlanan bu yeni alanlar “baDAMLA YUR İstanbul rsm Tesis, Hayvanları Koruma Derneği (HAVTAP)ve fireenpeace ^ .ralanndabuludugu ıam 11° slVl’ toplum örgütü ile işbirliği nnak” değil halinde. , “rehabilitasyon merkezi” ve kontenjanı bakıma muhtaç ve sakat hayvanlarla kısıtlı. Bu merkeze sokaklarda bulunan hasta ve yardıma muhtaç kedi ve köpekler getirilip tedavi ediliyor. Ayrıca kısırlaştırma, kuduz, parazit, ishal, gençlik gibi tüm aşıları ücretsiz olarak yapılan bu tesiste sokak hayvanlarına, evlerdeki hayvanlar kadar temiz ve sağlıklı şartlarda yaşam sunmak amaçlanıyor. Yürürlükte olan yasaya göre bu amaç ile tedavileri tamamen bitmiş olan hayvanlar alındıkları ortama tekrar geri bırakılıyor. Hastalığı sürekliliğini koruyan hayvanlar ise bu merkezlerde yaşamlarına devam ediyor. Dinlenme alanı ve havuz Tesiste çalışan veteriner hekim Adem Kavrut, ileri tekonoloji tedavi cihazlarının bu merkezde var olduğu belirterek, “Hayvanların tüm data bilgilerini toplayan bir cihazımız var. Bu sayede kalp atışlarından, tansiyonuna birçok bilgilerini sadece ölçmekle kalmayıp kaydediyoruz. Kaydettiğimiz verilerle tedavisi sürecindeki değişimi sıkı takip edebiliyoruz” dedi. Esenyurt Belediyesi Yeni Hayvan Bakım Evi ilk olarak mimarisi ile dikkat çekiyor. 10 bin metrekarelik bu yeni hayvan bakım evini butik otel seviyesine ta- ^ şıyan hayvan güneşlenme ve dinlenme alanları ve hayvan havuzunun olması. Hayvanların özgür kalabileceği genişlikteki bu çim alanda ay- ” rica ameliyathane, depo, müdür odası, misafirhane, veteriner hekim odası, sckretarya, tekniker odası, personel odası, kafeterya, hayvan barındırma odaları, kameriyeler, hayvan gezi alanları, bahçe kulübelerinden oluşuyor. Havuz- ; lara köpekler beşerli gruplar halinde alınıyor hem banyo oluyor hem de eğlenmelerini sağlanıyor. Ayrıca köpeklere manikür ve saç bakımı da uygulanıyor. Tesis 320 yetişkin köpek, 100 yavru köpek ve 50 kedi evi olacak şekilde kapasiteye sahip. En büyük amaç sahiplendirmek’ Proje başkanı olan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Emin Batmazoğlu, amaçlarının sadece sokak hayvanlarını toplamak, sağlıklarına kavuşturmak olmadığını onları sahiplendirmek içinde çaba harcadıklarını belirtti.
KEDİLERE DOKUNMA!
Kedilere dokunma! Kerim Aygün emekli maaşından elinde kalan parayla kediler için ‘Darülaceze içinde bir Darülaceze’ oluşturdu. Ancak yönetimle başı dertte. SERKAN OCAK / İSTANBUL serkan.ocak@radikal.com.tr Kerim Aygün 1938 doğumlu. Anadolu yakasında Kayışdağı Darülaceze’de kalıyor. Yıllarca garson olarak çalıştıktan sonra emekliye ayrıldı. Maaşının yüzde 80’i Darülaceze’nin. Geriye 160 lirası kalıyor. Onu da kedilere harcıyor. En büyük dostu kedileri. Ancak beslediği kedi sayısı 70’i bulunca sıkıntılar da başladı. Aygün için 26 Temmuz dönüm noktası, çünkü, ‘yemekleri küflendiği’ gerekçesiyle kedi kulübesi yıktırıldı: “Kediler bahçede kaldı, daha da çoğaldı. Sonra toplayıp hepsini bir yere kapattılar. Kedilerin yaşam alanlarını daralttılar. Beni de buradan atmaya çalıştıklarını talimin ediyorum. Atılmaktan korkmuyorum ancak hayvanları atacaklar..,” 8 yıldır Darülaceze’de kalan Aygün hakkında 29 ve 30 Ağustqs’ta 2 personele ‘yüksek sesle bağırıp hakaret ettiği’ gerekçesiyle 2 soruşturma açıldı, “iftira” dediyse de uyarı aldı. Aygün, baskıların 13 ay önce yeni yönetimle başladığını söylüyor. Yönetime göre ise basla yok, kedi kulübesi ise ‘pis’ olduğu için yıkıldı. Açıklamada “Kurum 150 dönüm içinde. Hobi bahçesi ve hayvan barınakları, köpek, kaz, ördek ve keçi gibi çok sayıda hayvan var. Kedileri de buraya yerleştirdik. Ancak İBB Veteriner İşleri ‘kedi barınağı’ • yapmak için çalışma yapıyor. Kerim Amca’yla sorunumuz yok. Kediler odalara giriyor, pire basıyor, yoksa başka sıkıntımız yok denildi. ‘Kediler hayata bağlar’ İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan’a göre ise kedilerin varlığı sorun değil, şans: “Aşı ve bakımları yapıldığında kediler farklı yaşam alanlarında sağlıklı şekilde yaşayabilirler. Ama hareket ihtiyaçları fşzla olduğundan yeterli alan bulunmalı. Fotoğraftaki alan, fiziki şartlar düzeltilip hijyene dikkat edilirse kullanılabilir. Ayrıca önemli bir yatırım yapılmadan kedievleri yapılabilir. Özellikle yalnız yaşayanlar ve yaşlılar için hayata bağlanmada hayvanların büyük fayda sağladığı bilimsel gerçek. Barınağın iyileştirilmesi ve hayvan sağlığı konusunda bölge belediyelerinin yardım edeceğini düşünüyorum” diyor.
HAYVANLAR İÇİN 150 DÖNÜMLÜK BAKIM MERKEZİ
Hayvanlar İçin 150 Dönümlük Bakım Merkezi Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi hizmete girdi… Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi hizmete girdi. 150 dönüm alan üzerine kurulan merkezde, kedi, köpek, karaca ve yılkı atlar ayrılan bölümlerde doğal yaşam alanlarında olduğu gibi kalabilecek, sağlık merkezlerinde tedavi edilecek. Samsun Büyükşehir Belediyesi ta rafında n-İlkadı m İlçesinde kent merkezine 12 kilometre uzaklıkta 150 dönümlük arazi üzerine Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi kuruldu. Yaklaşık 1 ay önce merkez faaliyete geçti. İlk aşamada 146 sokak köpeği buraya konuldu. Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Şube Müdürü Veteriner Hekim Nurhan İşler, belirlenen arazinin hayvan türlerine göre kısımlara ayrıldığını belirterek, “Sokak hayvanları ya da güçten düşmüş hayvanları buraya getireceğiz, kısırlaştırma işlemini yapıp sağlık hizmeti vereceğiz. Eğer kendi doğal yaşam alanına tekrar dönebilecek durumda değilse merkezimizde barınmasını sa-ğlayacağız. Şu an merkezimiz kısmen tamamlandı. Kedi evi ve klinik binamızın inşaatı devam ediyor. Burada sadece köpekler değil, kediler, yılkı atlar, karacalar, uçamayan yabani kuşlar da kalabilecek” dedi. Merkezin bulunduğu alanın genişliği ve verilen hizmet anlamında Karadeniz’de tek olduğunu dile getiren İşler, “12 kişilik bir ekiple burada çalışıyoruz. Merkezimizde aynca bir hayvan pansiyonu olacak. Kedi ve köpekleri en fazla 1 hafta süreyle burada misafir edebileceğiz. Öte yandan, burada hayvan mezarlığı da olacak. Her mezarda hayvanın bilgileri yer alacak. Evcil hayvanı ölen vatandaşlar da buradaki mezarlığa defnedebilecekler” diye konuştu. – Samsun
BALKONUMUZDA DOĞUM YAPAN KEDİ, BİZE UĞUR GETİRDİ
Balkonumuzda doğum yapan kedi, bize uğur getirdi Bir kedi balkonumuzda doğum yaptı. Maddi durumumuz sanki sihirli bir el değmiş gibi bir anda değişti. S îî evgili Güzin Abla, köşenizde hayvanlarla ilgili yazılarınızı okuyorum. İzin verirseniz, ben de hayvan sevgisiyle ilgili bir örnek vermek istiyorum. Benim iki çocuğum, iki de köpeğim var. Köpeklerimizi almamız ayrı bir hikaye ama benim anlatmak istediğim başka… Bir yaz gecesi balkona çıktığımda çamaşır sepetimde bir kedi buldum. Göz göze geldik, kıyamadım, süt koydum önüne. Biraz sonra baktım, kalkmış süt içiyor. Yine göz göze geldik. Oyle bir bakışı vardı ki, resmen yardım ister gibiydi. Sepete baktım; dört tane yeni doğmuş yavru. Annelik içgüdüleriyle hemen yiyebileceği ne varsa önüne koydum, onu rahatsız etmedim. Birkaç gün sonra kedileri balkonumda gören komşularım “At hemen o kedileri, uğursuzdur onlar” dediler ama atmadım. Hayvan neden uğursuz olsun ki? Birkaç ay sonra annem yurtdışından geldi, kedileri görünce “Aman kızım bunlara sahip çık, bunlar gariban” dedi. Zaten bir arkadaşım da bu olaydan birkaç gün önce “Sana topal bir kedi gelecek, sana uğur getirecek” demişti. Sanırım bahsettiği bu kediydi. Çünkü bir ara iki gün ortadan yok oldu. Telaşlandım, bahçe bahçe gezip onu aradım. Yavrularını da ellerimle besledim, ısınsınlar diye sıcak sular yaptım. İki gün sonra geri geldi. Balkona çıkamıyor, yerde yatıyordu. Bacağı kötüydü. Aldım veterinere götürdüm, kalçasının kırıldığı ortaya çıktı. Veteriner, yavruları olduğu için ameliyatın zor olacağını söyledi, “Kendi kendine kaynar” dedi. Kimileri “Yavrularla anneyi barınağa götür, bırak” dedi. Yapamadık. Sabahın 6’sında kalkıyorduk, anne kediyi balkona alıp yavrularını beslemesini sağlıyorduk. Onun o haliyle yavrularını beslemesi, onları temizlemesi, anneliği anlatılır gibi değildi. Ben o kediden fedakârlığı bir kez daha öğrendim. Yavruları büyüttük, ne var ki sadece bir tanesi; “Karakız” adını verdiğimiz bize kaldı. O da bu sene iki yavru yaptı, şimdi onları büyütüyoruz. Bu arada kediler bize gerçekten GÜZİN ABLA FAKS: (0 212) 677 04 35 guzinabla@hurriyet.com.tr www.sevgiliguzinabla.com Feyza ALGAN uğur getirdi. Maddi durumumuz sanki sihirli bir el değmiş gibi bir anda değişti. ¦ Rumuz: Karakız Sevgili okurum, inanın kedi besleyen birçok tanıdığımdan, kedilere bakmaya başladıklarından beri maddi açıdan rahatladıklarını duydum. Hatta kedilerin başka konularda da çok uğurlu geldiğine inanıyorum. Datça’daki hayvansever komşum ve market sahibi Olcay Hanım, dükkanının önünde biriken kedi ve köpekleri beslemekten çok büyük hayır gördüğünü anlatır her zaman. Her ne kadar bazıları kedilerin markete girip çıkmasından rahatsız olsalar da, Olcay Hanım asla bunu önemsemiyor ve iş yerinin bereketinin arttığını söylüyor. Ne mutlu ona ve sizin gibi hayvanseverlere…
Van Kedisi Genleri İzinsiz Yurtdışına Çıkarılamayacak

Yerli evcil hayvan genetik kaynakları, bakanlıktan izin alınmadan, herhangi bir nedenle yurt dışına çıkarılamayacak.
Yerli evcil hayvan genetik kaynakları, bakanlıktan izin alınmadan, herhangi bir nedenle yurt dışına çıkarılamayacak Yerli evcil hayvan genetik kaynakları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın izni olmadan, herhangi bir nedenle yurt dışına çıkarılamayacak. Yabancı uyruklu tüzel kişiler, yurt içinde yürütecekleri araştırma faaliyetlerinde kullanacakları yerli evcil hayvan genetik kaynakları için, Türk araştırmacılar ise yurt dışında yapacakları araştırma faaliyetlerinde kullanacakları yerli evcil hayvan genetik kaynakları için Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nden izin alacak. Nesli tehlike ve tehdit altında olan yerli evcil hayvan genetik kaynakları ise ticari amaçla yurt dışına çıkarılamayacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın Yerli Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarının Kullanılması ve Yurt Dışına Çıkarılması Hakkında Yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik ile yerli evcil hayvan genetik kaynaklarının (YEHGK) kullanılması ve yurt dışına çıkarılması ile ilgili usul ve esasları düzenlendi. Buna göre yerli evcil hayvan genetik kaynakları, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın izni olmadan, herhangi bir nedenle yurt dışına çıkarılamayacak. Yabancı uyruklu tüzel kişiler, yurt içinde yürütecekleri araştırma faaliyetlerinde kullanacakları yerli evcil hayvan genetik kaynakları için Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nden izin alacak. Türk araştırmacılar, yurt dışında yapacakları araştırma faaliyetlerinde kullanacakları yerli evcil hayvan genetik kaynakları için Genel Müdürlükten izin almak zorunda olacak.
-TESCİL EDİLMEMİŞ YERLİ EVCİL HAYVAN GENETİK KAYNAKLARI ARAŞTIRMA DIŞINDA YURT DIŞINA ÇIKARILAMAYACAK-
Canlı yerli evcil hayvan genetik kaynaklarının yurt dışına çıkış başvuruları doğrudan gümrük çıkışı yapılabilen Gıda, Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine yapılacak. Türk araştırmacılar, gen bankasındaki materyali kullanarak yurt içinde yürütecekleri araştırma faaliyetleri için Genel Müdürlükten izin almak zorunda olacak. Tescil edilmemiş olan yerli evcil hayvan genetik kaynakları, araştırma amacı dışında yurt dışına çıkarılamayacak. Tescili yapılmış olmasına rağmen hakkında yeterli bilgi bulunmayan yerli evcil hayvan genetik kaynaklarının yurt dışına çıkısı söz konusu olmayacak. Yurt dışına çıkarılamayacak yerli evcil hayvan genetik kaynakları listesi Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi tarafından belirlenecek. Bu liste ile bu Yönetmelik kapsamında yer alan yerli evcil hayvan genetik kaynakları listeleri Ekonomi Bakanlığı tarafından yayımlanacak bir tebliğ ile duyurulacak.
-NESLİ TEHLİKE VE TEHDİT ALTINDA OLAN YERLİ EVCİL HAYVAN GENETİK KAYNAKLARI TİCARİ AMAÇLA YURT DIŞINA ÇIKARILAMAYACAK-
Nesli tehlike ve tehdit altında olan yerli evcil hayvan genetik kaynakları ticari amaçla yurt dışına çıkarılamayacak. Nesli tehlike ve tehdit altında olan çeşitli türlere ait yerli evcil hayvan genetik kaynaklarından kişi adına kayıtlı ev hayvanlarının yolcu beraberinde yurt dışına çıkarılabilmesi ev hayvanlarına ilişkin gerekli başvuru şartlarının gerçekleştirilmesi ve yurt dışına çıkarılan kanatlı ve küçük evcil hayvanlar için kullanılan belgenin eksiksiz olarak doldurulması gerekecek. Yabancı uyruklu tüzel kişiler tarafından yapılacak bilimsel çalışmalarda kullanılacak yerli evcil hayvan genetik kaynakları, başvuru ve izin belgesi ve Materyal Transfer Anlaşması (MTA) olmaksızın yurt dışına çıkarılamayacak. Gen bankasındaki genetik materyalin yurt dışına çıkış talepleri, stokların sınırlı olması durumunda karşılanmayacak.
Bu Yönetmelik hükümleri kapsamında il müdürlüğü tarafından düzenlenecek yurt dışına çıkış izni, bilimsel çalışmalarda kullanılacak yerli evcil hayvan genetik kaynakları için düzenlenen MTA ve başvuru ve izin belgesi gümrük işlemleri sırasında gümrük idarelerince aranacak. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, bu Yönetmeliğin gümrük uygulamaları çerçevesinde gerekli düzenlemeleri yapacak. Yerli evcil hayvan genetik kaynaklarının yurt dışına izinsiz çıkışının önlenmesi amacıyla gümrüklü saha dışında kalan alanlarda İçişleri Bakanlığı gerekli tedbirleri alınacak.
-İZİNSİZ ÇIKARILAN MATERYALİN GERİ KAZANIMI-
Yapılan yayın taramalarında yurt dışında izinsiz olarak yerli evcil hayvan genetik kaynakları kullanıldığının tespiti veya bu Yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil eden uluslararası işlemlerde Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi hükümleri ve bu Sözleşmenin taraflar toplantı kararları ile onaylanan uluslararası düzenlemeler gereğince, izinsiz çıkartılan materyalin veya bu materyalden elde edilen faydaların Türkiye’ye geri kazanımına yönelik uluslararası süreç Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile işbirliği halinde Dışişleri Bakanlığı tarafından yürütülecek.
-ULYUŞMAZLIKLA İLGİLİ İŞLEMLER BAKANLIK TARAFINDAN YÜRÜTÜLECEK-
Uyuşmazlıklarla ilgili iş ve işlemler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülecek. Başvuru sahibinin yapacağı iş ve işlemlere ilişkin ulusal veya toplumsal çıkarlar ile genel çevreye karşı aykırılıkların tespiti halinde Bakanlık adınaTarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Evcil Hayvan Genetik Kaynaklarını Koruma Ulusal Komitesi’nin görüşünü almak kaydıyla bu iş ve işlemleri durdurma yetkisine sahip olacak. Kendisine verilen süre içinde durdurma kararına uymayanlar hakkında, yapılan iş ve işlem esas alınarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uygulanacak.
-BAŞVURU FORMLARI TÜRKÇE DOLDURULACAK-
Başvuru formlarında ve sonuç raporlarında Türkçe kullanılacak. Yabancı uyruklu kişiler tarafından başvuru Türkçe ve İngilizce olarak düzenlenecek.
Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlamış ve devam eden araştırmalar, araştırmanın başladığı tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirilecek. Yönetmelik 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecek. –
Kaynak; Ankara Haber Ajansı
Sahnede Hayvan Sevgisi Aşılayacaklar

Ömür Gedik, Yavuz Seçkin, Reyhan Karaca ve Tuna Arman, çocuklara hayvan sevgisi aşılamayı amaçlayan ‘Bir Dostluk Hikayesi’ oyununda hayvan kılığına giriyorlar…
Ünlü tiyatrocu Nedim Saban yönetimindeki Goody Çocuk Tiyatrosu, 4 Ekim Hayvanları Koruma Günü’nde yapacağı galayla perdelerini açıyor. Çocuklarda hayvan sevgisini geliştirmeyi amaçlayan ‘Bir Dostluk Hikayesi’ adlı müzikli çocuk oyunu, öncelikle 20 ilkokulda sahnelenecek. Bir ev köpeği ile bir sokak kedisinin dostluğunu anlatan oyunda ünlü isimler, ‘fabl’lardaki hayvan karakterlerini canlandırıyor. Nedim Saban‘ın senaryosunu yazdığı oyunda; Yavuz Seçkin ‘Tilki’, Ömür Gedik ‘Karga’, Reyhan Karaca ‘Kurbağa’, Tuna Arman ise ‘Öküz’ rolünü üstleniyor. Mama üreticisi Goody’nin desteğiyle hayata geçirilen projede yer aldığı için mutluluk duyduğunu söyleyen gazeteci Ömür Gedik, sokak hayvanlarıyla ilgili yaşanan sorunların eğitimsizlikten kaynaklandığını savunuyor: “Bir sihirli değneğim olsa ilk yapacağım iş, okullarda hayvan hakları ve hayvan sevgisi dersinin yer almasını sağlamak olurdu çünkü hayvan sevgisi çocukken aşılanıyor. Hayvan sevgisi ile büyüyen çocuk ileride hayvanlara nasıl davranması gerektiğini, onların yaşam hakkına nasıl saygı duyacağını bilerek büyümüş oluyor.”
KÖPEĞİNİ DE GÖTÜRÜYOR
Tiyatro sanatçısı ve hayvan hakları savunucusu Tuna Arman ise ilkokullarda katıldığı söyleşilere gözleri görmeyen köpeğiyle birlikte gittiğini söylüyor. “Ben engelli hayvanlar gerçeğiyle çok geç tanıştım” diyen Arman, “Şimdi okullara kör köpeğimi de götürüyorum. Çocuklar görerek, dokunarak hayvan sevgisini öğreniyor” diyor.
ONLAR HEDİYE DEĞİL
Oyunda hırslı, Çalışkan ve iyi niyetli ‘Kurbağa’yı canlandıran şarkıcı Reyhan Karaca, “Bu dünya insanların olduğu kadar hayvanların da. Biz onların yaşam haklarına saygı duymalıyız. Burada anne-babalara da çok önemli görevler düşüyor” diyor.
TERK ETMEYİN
Ünlü şarkıcı, evcil hayvanların petshop’larda satılmasına karşı çıkarken, “Ailelerin çocuklara yaz tatili hediyesi olarak hayvan almaması gerekiyor. Bu hayvanları sıkılınca sokağa terk edemeyeceklerini de bilmeleri lazım. Hayvanlar herkese kolay alışamaz. Onların da bir ruhu, bir kalbi var” diyor.
AİLELER MESAFE KOYUYOR
Oyunda ‘Tilki’ rolünü üstlenen Yavuz Seçkin, çocuklara hayvan sevgisi aşılanmasında ailelere büyük rol düştüğünü söylüyor: “Aileler, sokak hayvanlarının zararlı olabileceğini düşünüp çocuklarını onlardan uzak tutuyor. Aslında birçok öyküde ve hikayede hayvanlar var. Bunları okuyarak büyüyoruz ama gerçek hayatta sokak hayvanlarından arındırılmış bir yaşama çekiliyoruz. Aileler ‘Hadi o orada kalsın, sen eve gel’ diyerek çocuklarla hayvanları mesafeli tutuyorlar. Okullarda bunu ders olarak vermek ve ilkokuldan itibaren hayvan sevgisini anlatmak çok önemli.”
Hayvanlar, çocukların gelişiminde de önemli rol oynuyor.

Çocuk gelişiminde temel rol oynayan hayvan sevgisi, duygusal erişkinlikte olduğu çocukların topluma uyum sağlayan sosyal bir varlık olarak yetişmesinde de kritik yer tutuyor. Uzmanlar bu olumlu etkinin ortaya çıkabilmesinin, hayvanı atılıp satılabilir bir nesne olarak görmemekle ve ebeveynlerin doğru tavırlarıyla mümkün olduğunu belirtiyor.
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Ayşen Kayahan hayvanların çocukların gelişiminde önemli bir rol üstlendiğinin altını çiziyor
“EVCİL HAYVANLARI OYUNCAK GİBİ GÖRÜYORLAR”
Çocuğun, herhangi bir oyuncağı ister gibi evcil hayvanı talep etmesinin ve bu durumun ebeveynlerce ölçüp biçilmeden kabul edilmesinin büyük bir hata olduğunu anlatan Kayahan, “Hayvanla kurulan bağın, çocuğun duygusal ve toplumsal gelişimi üzerinde olumlu etkileri vardır.
Hayvanın nesneleştirildiği bir ilişki biçimi, tam tersine sonuçlar verir; hayvan, çocuğun zihninde istenildiği zaman atılabilecek bir nesne olarak yer eder.
Oysa sağlıklı bir hayvan-çocuk ilişkisi, öncelikle hayvanın, yani kendisi gibi olmayan, ama yine de canlı olan bir başka varlığın sorumluluğunu almayı gerektirecektir” diyor.
AHLAKİ GELİŞİMİ ETKİLİYOR
Kayahan’a göre çocuğun ahlâki gelişiminde önemli rol oynayan, onun mutlak bir benmerkezci olmasının önüne geçen hayvan sevgisi, çocuklara sorumluluk da aşılıyor.
Hayvanı beslemek, onu sevmek, ona zarar vermemek, onun iyiliğini düşünmek, çocuğun sadece hayvanlara olan olumlu duygularını beslemekle kalmıyor, başkalarının varlığının da kendisininki kadar değerli olduğunu hatırlatıyor.
Çocuk, bu şekilde duygusal ve maddi anlamda verici olmayı, diğerinden sürekli talep etmemeyi, mutlak alıcı olmamayı da öğreniyor.
Sevgi ve ilgi verdikçe, hayvanın, özellikle köpek gibi sadakat duygusu olan canlıların, ona nasıl fazlasıyla karşılık verdiğini gördükçe sevginin erdemini de idrak ederek sevginin karşılıklı bir ilişki olduğunun farkına varıyor.
PAYLAŞMAYI ÖĞRENİRLER
Hayvanlarla kurulan bağın, çocuğun arkadaşlık duygusunun gelişimine katkıda bulunduğunun da altını çizen Kayahan, “Bu ilişki sayesinde, çocuk daha hoşgörülü, daha verici, daha paylaşımcı, daha anlayışlı, farklılığa daha açık bir kişilik geliştirebilir.
Böylece genele oranla küçük ya da büyük farklılıkları olan başka çocuklara (örneğin zihinsel ya da bedensel engelli; başka bir millete, dine mensup, farklı bir dil konuşan vb.) çok daha hoşgörülü olacaktır. Hayvan sevgisinin, çocuklar arasındaki ayrımcılık ve şiddetin önlenmesinde de büyük etkilerinin olduğu söylenebilir” diyor.
Evcil Hayvanlar Parkı Pursaklar’ın gözdesi oldu
Pursaklar Belediyesi Evcil Hayvanlar Parkı çeşit çeşit hayvanı bünyesinde barındırarak ilçe sakinlerinin en çok uğradığı yerlerden biri oldu.
Pursaklar Yavuz Bulvarı üzerinde bulunan Evcil Hayvanlar Parkı, hem yeşilliği ile hem de içindeki evcil hayvanlarla Pursaklar’a ayrı bir hava katıyor. Gümüş, Limon, Altın Hatuni Sülünler’den Tavus Kuşu’na, Hint Bülbülü’nden Hünkari’ye kadar çok sayıda evcil hayvan burada yer alıyor.
Geniş bir park içinde yerleştirilen evcil hayvanlar, bulvar üzerinde yer alması nedeniyle de insanların dikkatini çekiyor. İçerisinde havuz, fiskiyeler, banklar, kamelyalar, çok sayıda ağaç ve yeşili ile göz dolduran Evcil Hayvanlar Parkı, 20’nin üzerinde hayvana ev sahipliği yapıyor. Gümüş, Limon, Altın Hatuni Sülünler, Hint Bülbülü, Tavus Kuşu, Papağan, Sincap, Tavşan, Ördek, Hindi gibi çok sayıda evcil hayvan burada ziyaretçilerini bekliyor.
DHA
Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Güven Eken
Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Güven Eken, yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dünyada kuşların en hızlı yok olduğu ülkelerden birisi olduğunu, bunun başında doğadaki su rejimine yapılan müdahalenin geldiğini söyledi. Türkiye’deki pek çok kuş türünün Avrupa ülkelerine göre büyük oranda yok olduğunu belirten Eken, ”Türkiye bir bakıma kuşsuzlaşıyor diyebiliriz. Bir süre sonra belkide uçan hiçbir kuş görünmeyecek. O hale gelme noktasında ilerliyoruz. Kuşlar bütün dünyada azalıyor” dedi.
Eken, Türkiye’de 300’ün üzerinde kuş türü bulunduğunu, kuş türlerinin dünyada sağlıklı yaşamın göstergesi olduğunu ifade ederek, ”Kuşlarının tümünün azaldığını biliyoruz. Kuş türleri dünyada sağlıklı yaşamın göstergesi olarak görülüyor. Topraklarınız ne kadar zengin olursa olsun eğer gökyüzünde kuşlar yoksa dünyanın en fakir ülkesi olmaya mahkumsunuz. Böyle bir şey kuşsuzluk” diye konuştu.
Türkiye’de kuşların korunması için alanlar bulunduğunu dile getiren Eken, şunları kaydetti: ”Bir tanesi Seyfe Gölü, göl yerinde yok. Bir tanesi Sultan sazlığı yeniden oluşturulmaya başlandı. Tuz Gölü dünyanın en önemli sulak alanlarından bir tanesi ama korkunç tehlike altında. Hızla yer altı kaynakları çekiliyor. Kuşların yok olması bilimsel, akademik ve teknik bir şey olarak gözüküyor. Öyle bir noktaya geldik ki turna bile yok oluyor. Turnanın Türkiye’de yalnızca 11 çift kaldığından bahsediliyor. Turna ki, bütün türkülerin özündedir. Turna bu ülkede yaşayan, yaşamış, bizden önce yaşamış ve bizden sonra yaşayacak insanlar için çok önemli bir değerdir. Türkülerini söylüyoruz, fakat kedisi yok oluyor. Kendisinin yok olmaması için hiçbir şey yapılmıyor.”
‘Kuşları korumak için sivil toplum kuruluşlarıyla çalışıyoruz’
Doğa Koruma Derneği’nin Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun Türkiye’deki ortağı olduğunu ifade eden Eken, Türkiye içinde de kuş gözlem topluluklarıyla birlikte çalışıklarını, kuşları tek tek saydıklarını, nerede ne kadar kuş olduğunu, kuşların yok olma nedenlerini araştırdıklarını anlattı.
Kuşlarla ilgili topladıkları bilgileri rapor haline getirip, daha sonra yayınladıklarını anlatan Eken, şöyle devam etti: ”Bu yayınladığımız raporlarla bilimsel çalışmalarla yeni koruma alanlarının oluşması için çalışıyoruz. Pek çok yeni sulak alanlarının oluşturulması için çalıyoruz. Kuş alanlarının korunması için kampanyalar düzenliyoruz. Köylülerle birlikte çalışıyoruz. Aslında kuşları korumak için kim katkı koyabilecekse bunlarla buluşmuş olan bir birlikteliğiz. Kuş türlerinin azılmasının doğanın yanı sıra insanlara olumsuz etkisi var. Kuşların azalması aslında yaşam kalitemizin azaldığını gösteriyor. Kuşun uçmadığı, kuşun yumurtlamadığı bir tarladan çıkan buğdayı yiyoruz. Kuş dahi yaşayamıyor ama biz onu gıda olarak tüketiyoruz. Kuşun yaşayamadığı ortamda üretilen kanser gibi hastalıkları tetikleyen bütün ürünleri biz vücudumuza alıyoruz. En başta kuşların azalması insan sağlığının kötüye gittiğine işarettir.”
’20 yıl önce bu kadar kanser hastası yoktu’
Eken, 20 yıl öncesine kadar bu kadar kanser hastası olmadığına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı: ”Neden bu kadar yüksek oranda kanserle karşılaşıyoruz? Neden aynı zamanda kuşlar yok oluyor? Kuşların yok oluşuyla insan sağlığının bozulması birbiriyle aynı şekilde seyreder. Kuşlar azalıyorsa, insan sağlığımız da azalıyor. Kuşlar eksiliyorsa, yaşam kalitemiz de eksilir. Kuşların olmadığı bir dünyada insanın sağlıklı yaşamasından bahsedemeyiz. Yaşarsınız, ama sağılığınızdan kaybedersiniz. Ruh sağılınızdan, biyolojik sağlığınızdan çok şey kaybedersiniz. Beraber yaşamayı öğrenmek zorundayız.”








