Ana Sayfa Blog Sayfa 81

Sokak Hayvanları için İBB, Çanakkale İşbirliği

Çanakkale Belediyesi, sahipsiz sokak hayvanlarının neslinin kontrol altına alınması kapsamında 9 ilçede 500 sokak hayvanın kısırlaştırılacağını duyurdu.

Konuyla ilgili belediyeden yapılan açıklamada “‘Sahipsiz Hayvanlarda Hayvan Refahı ve Popülasyon Kontrolünde Veteriner Hekimlik Uygulamaları’ alanında ortak çalışma kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi veteriner hekimleriyle, hem Çanakkale merkez hem de 9 İlçe belediyesinde yaklaşık 500 sokak hayvanını kısırlaştırma çalışmasını başlattık” dendi.

İlk Kedi Fotoğrafı Bilinebilir Mi?

Sosyal medyada ve haber sitelerinde “tarihin ilkleri” hakkında sıklıkla yanlış bilgi paylaşılıyor. Tarihin ilk kedi fotoğrafı olduğu iddiasıyla paylaşılan aşağıdaki görsel de bunlardan biri…

  • Görsel arama sonuçlarında paylaşımdaki fotoğrafın ilk kaynağına ulaşılamıyor.
  • Ancak tarihteki ilk kedi fotoğraflarından birinin Harvard Kütüphanesi’nin arşivindeki kaseden su içen kedi fotoğrafı olabileceği ve bu fotoğrafın 1840-1860 yılları arasında çekildiği düşünülüyor.
  • İlk kedi fotoğraflarıyla ilgili tüm bulgular, 1880’den öncesine işaret ediyor.
  • Paylaşımdaki fotoğraf teknik olarak ilk çekilen fotoğraflara göre, daha iyi bir çözünürlüğe sahip. Kedilerin eski fotoğraflarını incelediğimizde, iddia kaynağı görüntünün 1840’larda kullanılan yöntemlerle oluşturulmadığı görülüyor

1880’den önce çekilen kedi fotoğrafları var

Tarihteki ilk kedi fotoğraflarından birinin Harvard Kütüphanesi’nin arşivindeki kaseden su içen bir kedi fotoğrafı olabileceği, fotoğrafın 1840-1860 yılları arasında çekildiği düşünülüyor. Fotoğraf, fotoğrafçı Louis Jacques Mande Daguerre’nin ismini taşıyan dagerreyotipi (gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, camera obscura içinde 10 ila 20 dakika pozlanmasına dayalı fotoğraf tekniği) tekniğiyle işlenmiş.

İngiltere, Brighton’da yaşayan Pointer, 1870’lerde “Brighton Kedileri”nde çektiği bir dizi fotoğrafla tanındı. Pointer, kedilerin dinlenmek, süt içmek ve sepetlerde uyumak gibi düzenli kedi hareketlerini yaparken fotoğraflarını çekti, ancak kedilerini mizahi veya alışılmadık pozisyonlarda konumlandırmaya başladığında fotoğrafları daha popüler hale geldi. Örneğin, bir fotoğrafta bisiklet üzerinde bir kedi görülüyor.

The Art Journal of London’ın 1879 sayısında yayınlanan Pointer’ın geniş hayvan fotoğraflarından oluşan bir incelemesine bakıldığında, görüntülerin kesinlikle eğlenceli olduğu vurgusu dikkat çekiyor. Brighton Cats serisinden birkaç ek görüntünün yer aldığı İngiltere’nin ilk fotoğrafçılarını içeren bir web sitesi olan Sussex-Photohistory’yi yöneten fotoğraf tarihçisi David Sinkin, Pointer’ın bir kediyi fotoğraflayan ilk kişi olmadığını söyledi. Örneğin, William Henry Mason Jr., 1860 dolaylarında çektiği aşağıdaki fotoğraf için Sinkin, “gümüş bir bakır plaka üzerine fotoğrafik bir görüntünün sabitlenmesi”ni içeren bir “dagerreyotip işlemi” ile oluşturulduğunu söylüyor.

 

 

1870’li yıllarda ise birçok kedi fotoğrafını, kedi fotoğrafçısı olarak bilinen Harry Pointer sayesinde görüyoruz. Pointer, kedileri dinlenirken, süt içerken veya bir sepette uyurken çekmiş.

Ancak yine de tarihteki ilk kedi fotoğrafının ne zaman çekildiğine dair kesin kanıtlar yok. Ancak paylaşımdaki kedinin ilk fotoğraflardan biri olmadığı muhakkak. Çünkü fotoğrafı teknik olarak ilk çekilen fotoğraflarla da kıyasladığımızda daha iyi bir çözünürlüğe sahip.

 

YASAK IRK MI?

Ülkemizde maalesef birçok konuda yapıldığı gibi köpeklerle ilgili konuda da bilim insanlarının fikri alınmadan, bilimsel kaynaklar değerlendirilmeden, ani ve duygusal kararlar alındı.

Günlerdir hep birlikte kaos yaşıyoruz ve alınan yanlış kararlar değiştirilmezse maalesef yaşamaya da devam edeceğiz gibi görünüyor. Bir yanda üniversitelerimizde davranış uzmanı hocalarımızın açıklamaları, uyarıları, veteriner hekimlerin doğru uygulamalarla ilgili bilgilendirmeleri, köpek sahiplerini uyarmaları. Diğer yanda sorumluluk almayanlar ya da maddi problemler nedeniyle sokağa terk edilen hayvanlar ve sokağa atılan canlara sahip çıkmaya, genelgenin koşullarını yerine getirmeye çalışan insanlar…

Söz konusu insanların ve hayvanların yaşam hakkı ise yapabileceğimiz çok şey var. Öncelikle şunu bilmeliyiz ki hiçbir köpek ırkı doğuştan agresif değildir. Ayrıca sosyal yetiştirilmeyen her ırk saldırabilir ve ısırabilir.

 Peki, Pitbullar neden bu kadar gündemde?

Pitbullar güçlü köpek ırklarından birisidir. Yasak ırk sınıfına baktığımızda hepsinin cüssesi iri ve güçlü köpekler olduğunu görürüz.  Zaten bu özellikleri nedeniyle bilinçsiz, eğitimsiz veya psikolojik sorunları olan insanlar tarafından özellikle tercih edilmekte, yanlış yetiştirilmektedirler. Bu hayvanlar herhangi bir canlı ya da nesneye saldırdıklarında bütün amaçları sahiplerini mutlu etmek, övgülerini almaktır. İşte bu yanlış yetiştirmenin cezasını da maalesef hayvanlar çekmekte.

Aslında bu ırkları besleyen ve doğru yetiştiren bilinçli insanların sayısı da az değil. Mesela Pitbullar çocuklarla çok iyi anlaşan aile köpekleridir ve çoğu ülkede aile köpeği, terapi köpeği, arama-kurtarma köpeği olarak tercih ediliyorlar. Buna karşın bizlere sevimli gelen birçok küçük ırk köpek tarafından ısırılma ve ciddi yaralanma vakalarına dair çok sayıda veriler bulunmakta. Sosyal yetiştirilen hiçbir ırk saldırgan olmaz. İşte bu nedenle özellikle de bugünlerde yoğun bir şekilde yaşadığımız kaosa son vermeli, kayıt, kontrol ve denetleme mekanizmalarını kullanarak bütün ırkların yaşam hakkını korumalıyız.

Bilim insanları, yasaklamanın hatalı olduğunu, birçok ülkenin bu kararlarından vazgeçip insan eğitimine ve köpeklerle ilgili sahiplendirme-kontrol-denetim sistemine döndüğünü haykırırken maalesef ülkemizde hala yanlış kararlarda ısrar ediliyor.

Bizlerin bu çağrısı da hatalardan dönülmesi ve doğru bir sistemle devam edilmesi içindir!

Çünkü bu gidişle bugün yasaklanan ırkları besleyemeyen insanlar güçlü diğer köpek ırklarına yönelecek, dövüştürecek, saldırgan yapacaklar. İçinden çıkılmaz bir yasak ırk listesine sahip olacağız. Ülkemizin köpeği kangal da güçlü bir ırk ve maalesef dövüşlerde kullanılıyor. O zaman kendi kayıtlı ülke köpeğimizi de mi yasaklayacağız?

Barınaklarımız ve rehabilitasyon merkezlerimiz yetersiz. Ayrıca sürekli hayvanlarımızı bir yere kapatmanın sonu yok. Yapmamız gereken daha okul çağındaki çocuklardan başlanarak hayvanlarla yaşam ve iletişim konusunda eğitimler vermek. Rehabilitasyon merkezlerimizin sayısını arttırıp, özel mizaç testlerinden başarı ile geçen köpekleri sahiplendirmeye teşvik etmek, hayvan sahiplenilmesinin belirli kurallara (yaş, kişinin ve yaşam koşullarının uygunluğu, sertifika vs)  bağlanması, kayıtlı, takipli olmasını sağlamak. Sorumluluğunu yerine getiremeyen kişilerin hayvanlarına el konulması ve kişilere ciddi yaptırımların getirilmesi. İlgili bakanlıklar, belediyeler ve özel klinikleri bir araya getirip ciddi bir kısırlaştırma seferberliğinin başlatılması. Irklara göre üretilebilir ya da üretilemez kararı yerine mizaca göre üretim izninin verilmesi, üreticilerin denetlenmesi. İzinli üreticiler dışında hangi ırk olursa olsun üretiminin yasaklanması gibi alınabilecek daha insancıl önlemler var. Böylece köpek sahiplerinin daha bilinçli olması sağlanır, sosyal köpekler yetiştirilir, sokaklarda kötü koşullarda yaşayan canlara daha iyi imkânlar sunabilir. Korkan insanlar için de daha güvenli ortam ve sokaklar oluşturabiliriz.

Bazı ırkların yasaklanması ve toplatılması mevcut hayvanları koruma kanunu ile çelişiyor.

Yetkililerimizin bir an önce alınan hatalı karardan dönmesini, en azından mevcut hayvanları koruma kanununa dönülmesini ve bilimsel verilerle yeni kararlar alınmasını umut ediyorum. Bilinçsiz insanımızın hatasını hayvanlarımızın çekmemesini diliyorum.

Vet. Hek. Dr. Müjgan ÇEVİK AKSAY

Farmakoloji ve Toksikoloji

Alerji Yapmayan Kedi Mümkün

Bilim insanları, hipoalerjenik kediler üretme yolunda bir adım daha attı

Büyük ölçüde kedinizin tükürük, yağ, perianal ve gözyaşı bezleri tarafından üretilen Fel d 1 adlı alerjenden kaynaklı insanların kediye olan alerjileri tetikleniyor. Natural Fel d 1 üretim seviyeleri kediler arasında farklılık gösteriyor bazıları diğerlerinin ürettiğinin 100 katından fazlasını üretiyor. Bu, proteini, insanların %20’sini etkileyebilen kedi alerjilerinin yükünü azaltmaya çalışan bilim adamları için çekici bir hedef haline getirdi .

Alerjik reaksiyonları en aza indirmek için özel olarak geliştirilen, içeriği alerjen maddelerden arındırılmış ürünler hipoalerjenik diye adlandırılıyor. ABD merkezli biyoteknoloji firması InBio’da görev alan bir araştırma ekibi, alerjik reaksiyonların ana sorumlusu olan proteinin üretilmesini sağlayan iki geni kedi hücrelerinden silmeyi başardığını açıkladı. . Nobel Ödüllü gen düzenleme teknolojisi CRISPR’yi kullanarak en yaygın kedi alerjisi kaynağını engellemek mümkün oldu.

Ekip, bunun alerjiye sebep olmayan kediler üretmenin ilk adımı olduğunu söylüyor. Ekibi yöneten Nicole Brackett, birkaç yıl içinde bunun mümkün olacağını ifade etti. Bulgular ayrıca hipoalerjenik kedilerin tipik kedigiller kadar sağlıklı olabileceğini düşündürmekte.

Araştırmaya; 50 evcil kedinin DNA’sını analiz ederek, öncelikle Fel d 1 üretiminde rol oynayan iki gen boyunca CRISPR ile düzenlemeye uygun bölgeler bulunarak başlandı. Bu kedilerin genlerini sekiz vahşi kedi türünün genleriyle karşılaştırdıklarında, gruplar arasında çok fazla varyasyon olduğunu da buldular. Bu durum Fel d 1’in kedi biyolojisi için gerekli olmadığını ve bu nedenle herhangi bir sağlık riski olmadan ortadan kaldırılabileceğini gösterdi.

InBio’da araştırmayı yöneten bilim adamı Nicole Brackett, Genetic Engineering & Biotechnology News’e yaptığı açıklamada, “Tüketici/hasta açısından bakıldığında, [hipoalerjenik] kediler yaratmak büyük ölçüde maliyet açısından engelleyici olacaktır” dedi . “Alerjen içermeyen kedileri yetiştirip satmak yerine mevcut kedilere uygulanan bir tedavi geliştirmenin ticari açıdan daha pratik ve daha etik olacağını düşünüyoruz.” Dedi.

Yine de araştırmalarda ilerleme kaydedilene kadar Tüysüz Sphynx veya Balinese gibi birçok kedi ırkı, evcil hayvanlara alerjisi olan kişilerin yüzde 10’u için önerilebilir.

 

Okulun ‘161. öğrencisi’

Öğrencilerin sahiplendiği kedi okulun ‘161. öğrencisi’ oldu. Manisa’nın Şehzadeler ilçesindeki 160 mevcutlu Karaoğlanlı İlkokulundaki öğrenciler, “Uykucu” adını verdikleri sokak kedisini sınıfta besliyor

Karaoğlanlı Mahallesi’nde bir grup öğrenci, bahçede buldukları sokak kedisinin bakımını üstlenmek için sınıf öğretmenleri Fatma Dinç ile Okul Müdürü Murat Arpacı’dan yardım istedi.

Okul yönetiminin öğrencilerin isteğini kabul etmesi üzerine, kedinin aşıları yaptırıldı. Bakımı ve beslenmesi tamamen öğrencilerin sorumluluğunda olan kediye öğrenciler, “Uykucu” ismini verdi.

Okulun dersliklerinde dolaşıp teneffüslerde çocuklarla oynayan kedi, günün büyük bölümünü uyuyarak geçiriyor.

“Sınıfın maskotu oldu”

Sınıf öğretmeni Fatma Dinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kedinin varlığının öğrencilerin okula sevgisini artırdığını söyledi.

Okul bahçesinde baktıkları kediyi havaların soğumasıyla sınıflarına almaya karar verdiklerini anlatan Dinç, şöyle konuştu:

“Okulda dolaşır, canı istediğinde gelir, sınıfımızda ona bir yer ayırdık, kalorifer peteğinin yanına. Peteğe yaslanır bol bol uyur. Bazen sıraların arasında dolaşır. Sınıfta adlar konusu işlerken cins adı ve özel adı anlatırken, oy birliğiyle ‘Uykucu’ adını seçtik çünkü en önemli özelliği uyumak. Canı sıkıldığında sınıf kapısının önüne gider, bir süre sonra geri gelir. Öğrenciler ilgi duyuyor, onunla eğleniyor. Sınıfın maskotu oldu.”

“Hayvan sevgisi de eğitimin bir parçası”

Okul müdürü Murat Arpacı da öğrencilerin ilgisini fark ettikten sonra kedinin aşılarını yaptırıp okul adına sahiplendiklerini dile getirerek, “Hayvan sevgisi de eğitimin bir parçası. Şu an çocuklarımızla birlikte derse giriyor. Biz kendi aramızda, ‘160 öğrencimiz vardı, Uykucu’yu da 161. öğrencimiz olarak okula kaydettik’ diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden 10 yaşındaki Veli Savran ise Uykucu’yu çok sevdiklerini belirterek, “Uyumayı ve bizim sınıfı çok sever. Sınıfta genelde arkadaşlarımızın sırasında dolaşır, bazen oturur bizimle dersi dinler. En çok sevdiği şey ise uyumak.” diye konuştu.

Kaynak: AA

Onların da Kan Grubu Var

Kedilerde 7, köpeklerde 3 kan grubu olduğunu biliyor muydunuz?

Kendi kan grubunuzun dışında ailenizin ve hatta belki arkadaşlarınızın bile kan grubunu biliyor olabilirsiniz ancak iş evcil hayvanlara gelince, çoğu kişi kedisinin ya da köpeğinin kan grubunu bilmiyor. Oysaki tıpkı insanlar gibi, köpekler ve kediler de çeşitli hastalıklardan veya travmatik olaylardan kurtulmak için kan nakline ihtiyaç duyabiliyor. Evcil hayvanınızın kan grubunu bilmek, acil kan gereksinimi olduğunda, sizin ya da başkasının evcil hayvanının hayatını kurtarabilir.

İnsanlarda A, B, AB, 0 olmak üzere dört ana kan grubu var ancak her grup Rh pozitif veya Rh negatif olabildiğinden, toplamda sekiz farklı kan grubu sınıflandırılmış durumda. Ancak iş evcil hayvanlara gelince, bu kan grupları farklı.

Kedilerde A, B ve AB olmak üzere 3 kan grubu mevcut. Son dönemdeki araştırmalara göre yeni bulunan Mik Kırmızı Hücre Antijeni olmak üzere bu kan grubu listesi 4’e çıkabilir.

Köpeklerdeki kan grupları ise daha çeşitli. Buna göre köpeklerde DEA 1.1, 1.2, 1.3, DEA 4, DEA 3 ve 5 ve DEA 7 olmak üzere 7 ana grup kan var. Köpeklerde en yaygın bulunan kan grubu DEA 1.1. Bu, şu anlama geliyor: DEA 1.1 kan grubuna sahip köpekler DEA 1.1’e sahip diğer köpeklere güvenli bir şekilde bağışta bulunabiliyor. Tüm köpekler DEA 4 kırmızı hücre proteinine sahip ancak yalnızca DEA 4 proteinine sahip köpekler evrensel donörler olarak kabul ediliyor.

Veteriner Hekim Ebru Akbaş, evcil hayvanınızın kan grubunu öğrenme ve kan grubu prosedürleri hakkında şu bilgileri verdi:

“Kan grupları köpeklerde DEA 1.1 ve DEA12 faktörleri bakımından pozitif ve negatif olarak; kedilerde A, B, AB grubu olarak isimlendirilmiştir. Kan nakli akut kan kayıplarında, anemilerde, sistemik hastalıklarda acil ihtiyaç duyulabilmektedir. Evcil hayvanınızın kan grubunu bilmeniz acil durumlarda müdahale yapılırken hayat kurtarıcı öneme sahiptir. Kan nakli sırasında aynı grup kan tercih edilse de uygun donör bulunamadığı durumlarda AB tipi kediler, A ve B grup kedilerden kan alabilirler. Ancak kediniz A veya B grubuna ait bir kana sahipse, yalnızca kendi gruplarından olan kedilerden kan alabiliyorlar.”

Kedinizin veya köpeğinizin kan grubunu bilmiyorsanız, yine de korkmayın. Acil durumlarda hızlı kan testi kitleri ile hastanın ve donörün kan grupları belirlenerek kan nakli yapılabiliyor.

Zooterapiyle Savaşın Etkileri Azaltılıyor

Rusya’nın saldırısı altındaki Ukrayna’da savaşın izlerini silmek için eğitmenler aracılığıyla metro istasyonlarında, çiftliklerde, mülteci kamplarında zooterapi hizmetleri verilmeye başlandı

Savaşın bir sonucu olarak artık istasyonlarda çoğu çocuklu kadın ve yaşlı binlerce insan bulunuyor. Köpeklerin sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de kaygı ve stresi giderdiği biliniyor.

Mariupol, Volnovakha, Harkov ve Luhansk bölgesinden kaçan ve Dnipro’daki mülteci merkezlerine yerleşen siviller hayvanlarla vakit geçirerek savaşın izlerini silmeye çalışıyor. Kiev’de ise çocukların stresle başa çıkmasına zooterapi ile yardımcı olunuyor. Metropol tren istasyonunda Kiev polisi çocuklarla köpek terapisi yapıyor. Ana hedef, çocukların Ukrayna’daki savaşta hayatta kalmasına yardımcı olmak.

 

Kaynak: Ukraine

Nestle, Rusya’da Evcil Hayvan Maması Satışlarını Durduracak

İsviçre merkezli yiyecek ve içecek markası Nestle, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının ardından, Rusya’da faaliyet göstermeye devam ettiği için gelen tepkilere daha fazla dayanamayarak ülkedeki KitKat ve Nesquik ürünlerinin satışlarını askıya aldığını duyurdu

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları sürerken, bazı markalardan Rusya’ya yönelik tepkiler de gelmeye devam ediyor. İsviçre merkezli içecek ve yiyecek markası Nestle, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırı nedeniyle Rusya’da faaliyet göstermeye devam ettiği için Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve diğer politikacılardan aldığı eleştirilere daha fazla dayanamadı. Nestle yaptığı açıklamada, Rusya’da satışı devam eden KitKat ve Nesquik ürünlerinin satışının durdurulduğunu açıkladı. Nestle açıklamasında, “Ukrayna halkının ve oradaki 5 bin 800 çalışanımızın yanındayız” ifadelerini kullanırken, bir Nestle sözcüsü şirketin Rusya’da satışı yapılan kahve ve evcil hayvan maması gibi ürünlerin de satışının askıya alınacağını belirtti.

Şirket daha önce Rusya’daki satışlarından kar etmediğini bildirerek, ülkedeki tüm reklamlarını ve zaruri olmayan durumlar haricinde ihracat ve ithalatı durdurduğunu açıklamıştı. İsviçre merkezli Maggi ve Nescafe şirketleri ise Rusya’ya bebek maması gibi temel gıdaları sağlamaya devam edeceğini duyurmuştu.

Sertifikalı Mağazacılar Yetişiyor

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin Tarım ve Orman Bakanlığı 1. Bölge Müdürlüğü, Kocaeli Şube Müdürlüğü ve İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü işbirliği ile iki günlük ‘Pet-Shop Sertifika Eğitimi’ verilecek. Eğitimde Kedi ve Köpeklerin Petshoplarda Geçici Barındırma Koşulları ile Koruyucu Hekimlik anlatılacak

BAKIM VE SATIŞ KONULARI

Eğitimleri Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dahiliye Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Cihan verecek. Eğitimde Akvaryum Balıkları, Sürüngenler, Egzotik Kuşlar ve Memeli Hayvanların Bakım ve Barındırma Koşulları konuları yer alacak. Ayrıca Ev ve Süs Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi, CITES Sözleşmesi, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanları Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği hakkında bilgiler verilecek.

KURS İÇİN BAŞVURU

Ek iş yapmak isteyen ya da hobisini işe çevirmek isteyen vatandaşlar için de Ev ve Süs Hayvanları Satış, Barınma ve Eğitim Yerlerinin Kuruluşu, Açılış, Ruhsat, Çalışma ve Denetleme Yönetmeliği konuları hakkında da bilgiler verilecek. ‘Pet-Shop Sertifikası’ ev ve süs hayvanı satışı yapmak isteyen işletmeler için gerekli belge olarak geçiyor. Sivil Toplum Merkezinde 31 Mart-01 Nisan tarihlerinde 10.00 ile 16.00 saatleri arasında eğitimi katılmak isteyen vatandaşlarımız Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin Çözüm Masasına, eğitime katılmak istediğine dair kısa bir dilekçe ile başvurması gerekiyor.

 

Kaynak : Kocaeli Belediyesi

Sincap Satışına Ceza

AYDIN’da, hayvan ürünleri satışı yapılan dükkanda, ticareti ve evde beslenmesi yasak olan 17 sincap ele geçirildi

Sincaplardan sağlık durumu iyi olan 4’ü doğaya salındı, 13’ü tedaviye alındı. Dükkan sahibine toplam 23 bin 360 TL ceza kesildi.Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü ile İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Grup Amirliği ekipleri, Kuşadası ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, hayvan satılan bir dükkanda, ticareti ve evde beslenmesi yasak olan hayvan ticareti yapıldığı bilgisine ulaştı. Polis ekipleri, müşteri gibi davranıp sincapları satmak isteyen iş yeri sahibi A.B. ile görüştü. Bir süre sonra A.B.’nin sincapları Diyarbakır’dan otobüsle Kuşadası’na getirdiğini belirleyen ekipler, 25 Mart’ta dükkana baskın yaptı. Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü görevlilerinni de katıldığı aramada dükkanda 17 sincap ele geçirildi. Sincaplardan sağlık durumu iyi olan 4’ü doğaya salınırken, 13’ü de Aydın Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü tesislerinde tedaviye alındı. Dükkan sahibi A.B.’ye 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na muhalefetten 18 bin 700 TL, 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca da 4 bin 660 TL ceza kesildi.