Ana Sayfa Blog Sayfa 100

‘Kafessiz Türkiye’de hedef 2026: 100 milyon tavuğu kurtaracağız

Hayvan hakları deyince aklımıza neden tavuklar gelmez? 4 bin sene önce Yağmur Ormanları’ndan gelen bu yabani kuş, neden başka bazı hayvanlar gibi duygularını belli etmez? Tavuğun sosyali asosyali, hareketlisi tembeli var mı? Yoksa bütün tavuklar birbirinin aynı mı?
Bundan üç yıl önce bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye’de kafes yumurtacılığını bitirmek üzere yola çıkan Emre Kaplan, ‘efektif altruizm’ kavramının hayatına verdiği yönü, tavuk refahı için çalışma sebeplerini ve üç sene önce tam bugün kurulan Kafessiz Türkiye’yi Diken’e anlattı.

Kafessiz Türkiye bundan tam üç yıl önce gönüllülerden oluşan bir sosyal medya grubuydu. Bugün ise yumurta endüstrisi tarafından ciddiye alınan bir sivil toplum örgütü.

Kafessiz Türkiye’yi hangi hedeflerle, nasıl kurdunuz?

Üç yıl önce bir Facebook grubu olarak kurduk. Çevremdeki arkadaşlarım da ben de endüstriyel hayvancılığın dünyadaki en büyük sorunlardan biri olduğundan haberdardık.
Türkiye’de bugüne kadar hayvan hakları ile ilgili yapılan çalışmalar, ya bireysel davranış değişiklikleri veya sokak hayvanlarının durumunu iyileştirmek üzerine oluyordu. Mama, tedavi ya da sokak hayvanlarına yönelik yasa çalışmaları şeklinde. Endüstriyel hayvancılıkla ilgili kurumsal çalışmalar yürütme anlamında boşluk vardı. Tüketici davranışlarını değiştirmek yerine, endüstriyel hayvancılığı tüketiciye ulaştıran marketlerle mücadele alanını doldurmak istedik. Aslında dünyada çok başarıya ulaşmış bir strateji bu. Hedefimiz Türkiye’de kafes yumurtacılığını bitirmek.

Kafes yumurtacılığı nedir?

Yumurta veren tavuklar arasında, en kötü koşullarda yaşayanlar kafes tavukları. Bunlar, tavuk başına A4 (21 X 29,7 cm) kağıdı kadar alanın düştüğü kafeslerde, kendi etraflarında hiç dönemeden kanatlarını hiç açamadan yaşıyorlar. Tesislerde 200 bin hayvan bir binanın içinde kapalı yaşıyor. Dışkıdan dolayı biriken amonyak gazını teneffüs ediyor. Ciğerleri ve gözleri buna sürekli maruz kalmaktan yanıyor. Çalışanlar maskeyle sekiz saat geçiriyor, tavuklar bütün yaşamlarını orada geçiriyor. Bunun yarattığı bir acı var.
Stres hormonları çok yüksek olduğu için birbirlerini gagalıyorlar ve yaralanıyorlar. Dolayısıyla bir senelik ömürlerinin neredeyse tamamını acılar içinde mutsuz geçiriyorlar. Bu şekilde yaşayan tavuklardan yumurta elde edilmesine kafes yumurtacılığı deniyor. Türkiye’de 120 milyon yumurtacı tavuk var, bunların 100 milyonu bu şekilde kafeslerde.

Türkiye’de 120 milyon yumurtacı tavuğun 100 milyonu tek tavukluk kafeslerde hiç kıpırdayamadan yaşayarak yumurtluyor. Fotoğraf: Andrew Skowron

Endüstriyel hayvancılıkta büyükbaş hayvanlar da var. Sizin tavukları seçmenizin sebebi ne?
Kendimize şu iki soruyu sorduk: Harcadığımız para ve emekle hayatını olumlu yönde etkileyeceğimiz hayvan sayısını nasıl artırabiliriz? İkinci soru, hayvanların acısını gerçekten azaltıyor muyuz? Buna çok odaklanıyoruz. Böyle bakınca tavuk endüstrisi çok öncelikli alanlardan biri haline geliyor. Bu soruyu sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Sayıları karşılaştıralım: Adalar’da faytonları çeken atların gerçekten can yakıcı sorunlar vardı. Uzun süren kampanyalar yapıldı, çok sayıda gönüllü çalıştı. Bu sayede senede bin at o fayton zulmünden kurtulacak. Türkiye’de hayvanat bahçelerinde tahmini 10 bin hayvan var. Deney hayvanlarının sayısı ise 500 bin civarında. Senede kırmızı et için kesilen hayvan sayısı 30 milyon. Tavuk endüstrisine gelirsek, Türkiye’de 120 milyon yumurtacı tavuk var. Bunlardan 100 milyonu kafeslerde, berbat koşullarda yaşıyor. Yılda kesilen tavuk sayısı 1 milyar.
İnsanla etkileşime geçen kara hayvanlarının yüzde 90’ından fazlası tavuk. Dolayısıyla bizim çabalarımızın yüzden 90’ından fazlası buraya yönelmeli. Biz asıl bu hayvanlar için uğraşmalıyız. Diğerleri de ihmal edilmesin ama ilgimizin yüzde 90’ı buraya gitmesi gerekiyor.
Hem şartların ağırlığı hem ölçeği bakımından çok büyük sorun. Ve çözülebilir bir sorun. Tavukların pek çok sorunu var. Bunların her biri konusunda farklı reformlar var, adım adım ilerleyeceğiz.

Üç yılda nasıl bir ilerleme sağladınız?

2018’de ilk işimiz Migros’a karşı bir kampanya başlatmak oldu. Migros politikasında bir değişiklik yapmadı ama üç ay sonra Metro marketler zinciri bir taahhütte bulundu, 2025’ten itibaren kafes yumurtası satmayacağım dedi.
Yalnızca Metro’da satılan yumurtalar değil, onun tedarik zincirindeki restoranları da hesaba katınca yüz binlerce tavuk kurtulmuş oluyor. 400 bin hayvanı kafeslerden çıkardık ve bunu da hiç tecrübesi olmayan 20 kişiyle yaptık.
Tecrübesizdik ama dünyadaki örnekleri takip ediyorduk. Batı’daki market zincirlerinin hemen hepsi kurumsal kampanyalar sonucunda, yani ey market kafes yumurtası satma diye yapılan imza kampanyaları, sosyal medya aktivizmi, mağaza önündeki protestolarla kafes yumurtası satmayı bırakacaklarına ilişkin taahhütler yayınladılar. Bu taahhütler genelde 2025 – 2028 arasında hayata geçecek. Bir kısmı geçişlerini tamamladı. Sadece Batı Avrupa değil, Brezilya, Bulgaristan, Arjantin, Endonezya’da da bu tip başarılı kampanyaların sonuçları alınıyor.

Türkiye hayvanlara karşı çok duyarlı bir ülke. Hayvan hakları, siyasetin de gündemine girebilmiş, çok ana akımlaşmış bir mesele. Ev hanımlarından, emeklilerden, gençlerden, kadınlardan büyük destek alıyoruz. Biz firmaların gözünde, ‘bir şeyler isteyen üç beş kişi’ değiliz, bunun bir toplumsal karşılığı var.

İsviçre’de endüstriyel hayvancılık bitiyor

Dünyada bu konuda en ileri ülkeler hangileri? Hiç kafes olmayan ülke var mı?

İsviçre’de 1997’den beri kafes yok. Hatta, yakın zamanda tüm endüstriyel hayvancılığın yasaklanması için bir tasarı parlamentoya geldi. Metinde uzlaşılacak sonra da halk oyuna sunulacak. Bunun harice yasakların geçtiği ama yürürlüğe girmediği Çekya, Almanya, Avusturya, Belçika’nın bazı bölgeleri var. ABD’de 10 eyalette kafesler yasaklandı. 2023 – 2027 arasında yasa yürürlüğe girecek. Yine yakın zamanda AB Parlamentosu’nda kafeslerin yasaklanmasına ilişkin öneri kabul edildi, komisyona geldi. 2027’de orada da bitiyor kafes işi. Muhtemelen 2027’den itibaren sadece yumurtacı tavuklar için değil, deney hayvanları hindiler tavşanlar için de kafesler tamamen kalkacak.

Market zincirlerinin “şu tarihten itibaren satmayacağız” gibi taahhütlerinden bahsettiniz. Onları bağlayan ne?

Emre Kaplan: Türkiye hayvan hakları konusunda duyarlı bir ülke.

Bu işin en önemli itici gücü tüketici tercihi. Hiç kimse insanların istemediği bir ürünü satamaz. Bu kafes fotolarını gösterdiğiniz zaman, stresten boynunda tüy kalmamış, diğer tavuklar tarafından didiklenip vücudu yara olmuş hayvanı gören bir insanın, “evet bu bu şekilde devam etsin” demesi çok zor. Biz gerçeği insanlara göstermeye devam edeceğiz.
Dünyada da Türkiye’de kafeslerin bir geleceği yok. Her ülkede adım adım terk ediliyor, kafeslere yeni yatırımlar yapılmıyor. Geleceğe uyumlanmak isteyen firmalar bundan gönüllü olarak vazgeçiyor. Yasal bir bağlayıcılık henüz yok ama müşterilerine verdiği sözü tutmayan firmaların prestij kaybı yaşayacağı da bir gerçek.

Kafes, yumurtacı tavukları için en kötüsü dediniz. Başka seçenekler hangileri?
Kafes dışında kümes sistemi, gezen tavuk sistemi ve organik sistem var. Kümeste zemindeler ama dışarıya erişimler yok. Gezen tavuk ve organikte serbestler, organikte ek olarak yemleri organik.
Kum banyosu yapmak, tünemek, folluk kullanmak… bunların hepsi tavukların içgüdüsel ihtiyaçları. Tavuklar yaklaşık 4000 sene önce Yağmur Ormanlarından gelip Hindistan üzerinden dünyaya yayıldı.. Yabani kuş olarak yaşadıkları dönemde yırtıcılardan korunmak için dalların üstüne çıkıyorlardı. Bugün hala uyurken onu arıyorlar. Bulamadıkları zaman çok strese giriyorlar. Bundan dolayı tünek önemli. Gizli bir yerde yumurtlamak da hayvanlar için önemli bir içgüdü, folluk da önemli. Düz zemine basabilmeleri ve kum banyosu yapabilmeleri de gerekiyor. Kafes sisteminde bunların hiçbirini yapamıyorlar. Diğer sistemler göreceli olarak daha iyi ama biz kimseye şunu tüketmeyin, bunu tüketin demiyoruz. Kafessiz Türkiye olarak bizim ilkemiz hayvanların çektiği acıyı mümkün olduğunca azaltmak.

Hangi yumurtayı aldığımızı nasıl anlayacağız?
Paketlerin değil de yumurtaların üzerindeki barkodlardan. Kafeste 3TR, kümeste 2TR, gezen tavukta ezen tavuk 1TR, organikte 0TR yazıyor.

Eti için yetiştirilen tavuklar mücadele alanınızda değil. Bunun sebebi ne?
Tek bir şeye odaklanalım ve onu çok iyi yapalım istedik. Tabii ki et tavukçuluğununda da büyük sorunlar var. Et tavukçuluğunda kafesler yok ama hayvanların vücutları birer kafes gibi. Sağlıksız, anormal, Frankenstein tavuklar yetiştiriliyor. Üç yıl sonra, kafes yumurtası çalışmalarının tamamlanacağını tahmin ediyoruz. Ondan sonra et kısmına da bakacağız.

Türkiye’de kafesten ilk vazgeçen firma hangisi?
Dedeman otelleri kafes yumurtası kullanmayı tamamen bırakan ilk otel. Beyaz Fırın, T1 barkodlu gezen tavuk yumurtasına geçti. Bunu haricinde, Hallmann’s mayonezleri kafessiz yumurtalarla üretiliyor. Bu konuda firmalarla ilgili bilgi almak isteyenler sitemizdeki yumurta takip raporuna bakabilirler. Restoran zincirlerinden Krispy Kreme diye bir donut markası var. Bir de Barilla’nın sahip olduğu Filiz makarnalarının yumurtalı makarnaları kafessiz. 2025’ten itibaren tedarik zincirini dönüştüreceğini söyleyen firmalar da şu anda kırktan fazla oldu.

Duyguları var, mimikleri yok

Hayvan hakları deyince neden aklımıza tavuklar gelmiyor?
Tavuklar, özellikle şehir hayatında sürekli gözümüzün önünde değiller. Bir de, bize daha çok benzeyene daha fazla önem verme eğilimindeyiz.Mesela imza toplarken kullandığımız tavuk resmine kirpik yaptığımızda daha çok imza getiriyor. Tavukların mimikleri yok mesela, bu da kendimizi onlara daha yabancı hissetmemize sebep oluyor. Bu şekilde evrimleşmelerinin sebebi, stres altında olup yırtıcıları üzerilerine çekmemek için mimikleri zaman içinde silinmiş. Tavuklarla empati kurmakta zorlansak da acı çekebildiklerini biliyoruz.
Bu hayvanlar patates gibi değil. Karakterleri var, her birinin bireysel özellikleri var. Bazıları meraklı, bazıları cesur. Bazıları daha sosyal, çok tavukla iletişime giriyor. Bazıları daha içine kapanık. Tavuklar birbirlerinin yüzlerini tanıyorlar. Kendi içlerinde bir sosyal düzenleri var. Temel mantıksal ve matematiksel çıkarımlar yapabiliyorlar. Empati gibi bazı karmaşık duygusal becerilere sahip olduklarını da biliyoruz. Civcivleri strese girdiği zaman anne tavukların da strese girdiği ölçülmüş. Yavrularını sakinleştirmek için sakinleştirici sesler çıkarıyorlar. Acıyı, sevinci hissedebilen, korkan, birbirini seven birbirine kızan, karakter özellikleri olan, çevresini fark eden hayvanlar. En azından acı çekmemeyi hak ediyorlar.

Tanınmış isimlerden destekçiniz veren var mı?
Nilperi Şahinkaya, İpek Tuzcuoğlu, Cem Adrian, Reyhan Karaca… bunların çok destekleri oldu, minnettarız. Gittikçe de artıyor ulaşabildiğimiz insan sayısı. Türkiye kamuoyu ve tanınmış isimler bizi yalnız bırakmıyor.

Lisede okuduğu bir makaleyle uyanan merakı, Emre Kaplan’ı Oxford’da felsefe okumaya yöneltmiş.

Efektif altruizm hayatını değiştirdi

Sizin yolunuz hayvan haklarıyla, aktivizmle nasıl kesişti?

Başlangıçta hayvan hakları özellikle odaklandığım bir konu değildi. Benim için temel mesele şuydu. Galatasaray Lisesinde okurken bir makale okumuştum. Bir gölde boğulan bir çocuk görüyorsunuz. Çocuğu kurtarırsanız üzerinizdeki elbise bozulacak, diyelim size bin liralık bir maliyet çıkacak. Çocuğu kurtarır mısınız? Cevap bariz bir şekilde evet oluyor. Peki evinize bağış isteyen bir mektup gelse, bin liralık bir bağış karşılığında Afrika’daki bir çocuğu sıtmadan kurtarabileceğinizi söylese, bu bağışı yapar mısınız? Göletteki çocuğu kurtarmak bir yerde bizim yükümlülüğümüz. Peki bu çocuk bizden 2 bin kilometre uzakta olsa yine yükümlülük olmaz mı? Bu soru beni etkilemişti. Başkalarının hayatını olumlu yönde değiştirme ve bunu da en etkili şekilde yapmaya o zamanlarda karar verdim.
Bu konularla ilgilenirken ‘efektif altruizm’ kavramıyla tanıştım. Temel soru, bir insanın, kaynakları ve emeğiyle dünya üzerinde en fazla pozitif etkiyi nasıl sağlayabileceği. Oxford’da bu konuyu araştırmak için kurulmuş bir oluşum da var. Endüstriyel hayvancılık en çok üzerine düştükleri konulardan biri. Ben de en fazla etki sahibi olabileceğim alan nedir diye baktığımda tavuk endüstrisi en çok öne çıkan konu oldu. Türkiye’de bu işi başka yapan kişi de yoktu. Ben Türkiye’de önümüzdeki 5 senede bütün tavukları kafeslerden kurtaracağımıza inanıyorum.

Galatasarayı bitirdikten sonra?
Sonra Oxford Üniversitesi’ne felsefe okumaya gittim. Efektif Altruizm grubu çok aktifti zaten. Değişik programları vardı. Ben de hayvan refahının Türkiye’de ihmal edilmiş olduğunu düşündüm ve Oxford’dayken bir gönüllü grubu oluşturarak Kafessiz Türkiye’nin temellerini attık. Mezun olduktan sonra da Çiftlik Hayvanlarını Koruma derneğini kurarak Kafessiz Türkiye kampanyasını başlattık.

Üç yılda ekibiniz ne kadar büyüdü, topladığınız bağış ve imza ne kadar arttı?

Kafessiz Türkiye sitesini genel bir imza kampanyası olarak tasarladık. Şu anda 800’den fazla gönüllümüz var. Öğrenciler, emekliler, ev hanımları büyük destekçilerimiz. Ana ekipte üç tam üç yarı zamanalı arkadaşımız var. Yakında biraz daha büyüyeceğiz. Ama bizim ekibi büyütmemiz önemli değil. Önemli olan hayvanlar açısından ne kadar etkiye sahip olduğumuz. Orada da büyük bir ivme yakaladık. Hayvan hakları konusunda ne yapabilirim diye düşünen varsa bu konuyu özellikle dikkate almalarını öneririm. 100 milyon tavuğun hepsini kurtaralım.

Kaynak: https://www.diken.com.tr/

4 kulaklı doğan yavru kedi Midas viral oldu

Türkiye’de 4 kulaklı doğan Mavi Rus cinsi kedinin Instagram hesabı büyük ilgi görüyor. Henüz 3 haftada 19 bini aşkın takipçi toplayan 4 aylık Midas adlı kedinin genetik mutasyondan dolayı bir değil iki çift kulağı var.

Sokak kedisi olan annesi, 4 kulaklı doğan yavru kedi Midas ve 6 kardeşini bir evin bahçesinde dünyaya getirdi. Evin sahibinin arkadaşı olan Canis Döşemeci de Midas’ı sahiplendi.

Gövdesinde kalbe benzeyen beyaz tüylü bir bölüm de olan Midas, evin Suzy ve Zeyno adlı iki Labrador cinsi köpeğiyle de çok iyi anlaşıyor.

Duyma yetisinde herhangi bir sıkıntı yaşamayan Midas’ın vücudunda başka genetik mutasyonlar olup olmadığının tespiti için kontroller devam edecek.

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/

Köpeklerde Ateş Nasıl Düşürülür? İşte Köpeklerde Ateş Tedavisi…

Etçil ve memeli hayvan türleri arasında sayılan köpekler dünyada en çok evcil olarak beslenen hayvanlar arasında yer alıyor. Köpeklerin görünüş ve büyüklüklerine göre 400’den fazla ırka sahip olduğu biliniyor. Aynı zamanda köpekler, kedilerle birlikte dünyanın en geniş coğrafyasına yayılan hayvanlardan biridir. Günümüzde sokaklarda da sıkla rastladığımız köpeklere evlerde de sıkça rastlıyoruz. Ayrıca insan dostu olarak bilinen köpeklerde tıpkı insanlar gibi çeşitli sağlık sorunları yaşayabiliyorlar. Sık karşılaşılan sorunlardan biri de ateş olarak karşımıza çıkıyor. Birçok köpek sahibi köpeğinin ateşini nasıl düşüreceğini internet üzerinden araştırıyor. Peki, köpeklerde ateş nasıl düşürülür? Köpeklerde ateş düşürme yöntemleri nelerdir? Tüm bu soruların cevaplarını haberimizde sizler için derledik…

Dünyada en çok tercih edilen evcil hayvanlardan biri de köpekler olarak karşımıza çıkıyor. Çok eski zamanlarda beri avcılık ve bekçilik gibi çeşitli amaçlarla insanların yanında bulundurduğu köpekler zamanla evcilleşerek insan ırkıyla beraber yol almıştır. Duygusal hayvanlar olan köpeklerinde tıpkı insanlar gibi çeşitli sağlıklı sorunları olabiliyor. Özellikle köpeklerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri de ateş oluyor. Tıpkı çocuklar gibi olan köpeklerin ateşini düşürmek için evde deneyebileceğiniz birkaç yöntem bulunuyor. Köpeklerin ateşinin nasıl düştüğüne ve düşürmek için kullanılan yöntemlere dair tüm detaylara içeriğimizden ulaşabilirsiniz…

Köpeklerde Ateş Nasıl Düşürülür?

Köpeğinin ateşi olan kişiler ateşi nasıl düşüreceğini internet üzerinden araştırıyor. Köpeğinizin ateşini düşürmek için şu yöntemleri deneyebilirsiniz;
• Köpeğinizin ateşi varsa öncelikle onu ılık bir bezle silebilirsiniz. Özellikle patilerine ve koltuk altlarına nemli bir bez koyabilir ve burnu gibi vücudunun sıcak bölgelerini silebilirsiniz. Fakat silme işleminden sonra ıslak bölgeleri kuru biz havluyla kurulamayı unutmayın.
Bir başka yöntem ise soğuğa yakın ılık bir suyla köpeğinizi yıkamak olacaktır. Hazırladığınız ılık suya köpeğinizi yerleştirin fakat yıkadığınız yerin soğuk olmamasına dikkat edin çünkü ıslak olan köpeğiniz üşütebilir. Yıkama sırasında özellikle köpeğinizin patilerini koltuk altlarını bol bol ıslatabilirsiniz. Duşun ardından köpeğinizin ıslaklığını kuru bir havluyla emdirip ardından kurutma makinasının düşük ayarıyla kurutabilirsiniz.
• Diğer bir yöntem ise köpeğinizin su içtiğine emin olmalısınız ve sık sık suyunu değiştirerek onun su içmesini sağlamalısınız. Köpeklerin susuzluğu da onlarda ateş yapabilmektedir.
Bir diğer yöntem ise arka ayaklarının arkasına, patilerine, koltuk altlarına ve yüzüne buz torbası koyabilirsiniz. Fakat yine işlem bittiğinde kuru bir havluyla köpeğinizin ıslaklığını almalısınız.
• Tüm bunların yanında kesinlikle köpeğinize insanların içtiği ateş düşürücü ilaçlardan vermeyin ve bu yöntemler köpeğinizin üşütmesine neden olabileceği için dikkatli yapılması gerekmektedir. Ayrıca köpeğinizin ateşi varsa ve düşmüyorsa bir an önce veteriner hekime götürerek tahlillerini yaptırmalısınız. Sonrasında veteriner hekiminizin verdiği ilaçları zamanında ve gösterdiği dozda vermeyi unutmayın.

Kaynak: https://onedio.com/

Evdeki gürültüler köpekleri strese sokabilir

Havai fişek ya da gök gürültüsü gibi seslerin köpekleri korkuttuğunu ve kaygılandırdığını hepimiz biliyoruz. Ancak yapılan yeni bir araştırma, bizim ‘sıradan’ olarak tanımlayabileceğimiz evimizdeki bazı seslerin de köpeklerde kaygı sorununa yol açtığını ortaya çıkardı. Köpeğinizin kaygı sorunu yaşayıp yaşamadığını anlamanız için bazı davranışlara dikkat etmenizde fayda var.

BİZİM İÇİN SIRADAN SESLER ONLAR İÇİN KORKU KAYNAĞI

Davis – California Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, köpeklerinin evlerdeki yaygın gürültülere maruz kaldığı zaman stres yaşadığını keşfetti. Çoğu insanın bildiği gibi gök gürültüsü, havai fişek gibi gürültülü sesler, köpeklerde kaygıyı tetikliyor. Yeni çalışma ise elektrik süpürgesi veya mikrodalga fırın gibi yaygın gürültülerin bile tetikleyici olabileceğini gösterdi. Yapılan araştırma Frontiers in Veterinary Science dergisinde yayınlandı.

YÜKSEK FREKANSLI SESLER DAHA FAZLA ANKSİYETEYE NEDEN OLUYOR

Popular Science Türkiye’nin haberine göre, araştırmada bir duman dedektörünün pil uyarısı gibi yüksek frekanslı ve aralıklı gürültülerin, düşük frekanslı ve devamlı gürültülere kıyasla köpeklerde daha sık anksiyeteye yol açabileceği bulunmuş. Davis – California Üniversitesi Veteriner Tıp Fakültesinde araştırma görevlisi ve araştırmanın başyazarı Emma Grigg, “Gürültü hassasiyeti bulunan pek çok köpek olduğunu biliyoruz fakat normal kabul ettiğimiz gürültülere karşı sergiledikleri korkuyu hafife alıyoruz çünkü pek çok köpek sahibi, vücut dilini okuyamıyor” diyor.

KÖPEKLERDE KAYGI BELİRTİLERİ

Köpeklerdeki kaygı belirtilerinin yaygın işaretleri, iki büklüm olmak, titremek veya geri çekilmek gibi davranışlardır. Fakat köpek sahipleri, bu davranışlar daha hafif olduğunda korku veya kaygı işaretlerini iyi tanıyamıyor.
Örneğin strese giren köpekler sık nefes alabiliyor, dudaklarını yalayabiliyor, kafalarını çevirebiliyor ve hatta vücutlarını kasabiliyorlar. Bazen kulakları geriye dönüyor ve kafaları omuzlarının altına iniyor. Grigg, köpek bakanların kaygıyla ilişkili davranışlar konusunda kendilerini daha iyi eğitmesini tavsiye ediyor.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/

Sokak hayvanlarına TIR dolusu mama desteği

SAMSUN
HAYVAN Hakları Federasyonu (HAYTAP) üyeleri, çevrimiçi yemek/market hizmeti veren firmaların desteği ile TIR dolusu mama topladı. Samsun’a getirilen 16 ton mama, sokak hayvanlarına dağıtılmak üzere belediye ve gönüllülere teslim edildi. HAYTAP öncülüğünde çevrimiçi yemek/market hizmeti veren bazı firmaların desteği ile mama toplandı. Özellikle kış aylarında yiyecek bulmakta zorlanan can dostlar için toplanan mamalar, Manisa’dan TIR’la Samsun’a gönderildi. Kente gelen 16 ton mama, sokak hayvanlarına dağıtılmak üzere belediye ve gönüllülere teslim edildi.

’15 MİLYONA YAKIN SAHİPSİZ HAYVAN VAR’ HAYTAP İl Temsilcisi Gül Turan, ihtiyacı olan belediyelere ve gönüllülere mama dağıtımı yapıldığını belirterek, kendilerine destek olanlara teşekkür etti. Turan, “Türkiye genelinde 15 milyona yakın sahipsiz hayvan sokaklar, dağlar, bayırlarda yaşamaya çalışıyor. Büyük çoğunluğu ölüyor, açlıktan birbirlerini parçalıyorlar” dedi. Gönüllü olarak sokak hayvanlarını besleyen emekli öğretmen Fevzi Uyar ise, “Mama yardımını duyunca milyarlar bulmuş gibi sevindik. Çünkü hayvanların doyması bizim için çok ulvi bir şey. Onlar aç, hasta ve yaralı olunca üzülüyoruz. O yüzden böyle bir destek gelince havalara uçtuk. Aç canlılar varken, tok yatmayı büyük bir vicdansızlık olarak görüyorum. Sokaktaki dostlarımızı elimizden geldiğince korumak durumundayız. Herkes üçer beşer hayvan beslese etrafta aç hayvan kalmamış olur” diye konuştu.

Kaynak: https://www.rizeninsesi.net/

Özel HareCAT İş Başında: Kedilerin, Sahiplerini ‘Kulaklarıyla Takip Ederek’ Konumlarını Tespit Ettikleri Keşfedildi

Yapılan bir araştırmaya göre, kediler sahiplerini gözleriyle takip edemedikleri zamanlarda kulaklarıyla takip ediyor. Araştırmada, kedilerin sahiplerini takip etmek için nerede olduklarını kulakları aracılığıyla zihinlerinde haritalandırdıkları belirtildi.
Kediler genel itibarıyla hal ve hareketleriyle sevimlidirler fakat bazı davranışları ve özellikleri bize çılgınca gelebilir. Bu özelliklerden biri de kedilerin takip için kullandıkları zihinde haritalandırma sistemi. Japonya’da bulunan Kyodo Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Saho Takagi, kedilerin işitme duyusuna yönelik yaptığı çalışmada kedilerin ilginç bir özelliğini ortaya çıkardı.
Araştırmaya göre kediler sahiplerini gözleriyle takip edemediklerinde, sahibinin nerede olduğunu zihinlerinde haritalandırmak için kulaklarını kullanıyorlar ve gözden uzak konumda bulunsa dahi takibe devam ediyorlar. Takagi araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir kediyi, kulaklarından yalnızca biri geriye eğik, arkasındaki sesi dinlerken gördüm, bu bana kedilerin seslerden çok daha fazlasını algılaması gerektiğini hissettirdi” ifadelerine yer verdi.

Kediler sahiplerini zannedilenden daha çok umursuyor.

Araştırma için Takagi ve ekibi kedileri teste tabi tuttular. Evde ve kafeste gözlemlenen denek kedilere hoparlör aracılığıyla sahiplerinin sesleri dinletilerek tepkileri incelendi. Kedilerin göremeyeceği noktalara yerleştirilen hoparlörlerdeki seslere kediler kulak ve baş hareketleriyle tepki verdi. İncelemelerde, kedilerin sahiplerinin sesleri başka bir odaya geçtiğinde şaşkınlık yaşadıkları gözlemlendi.

Bu inceleme ve gözlemlere göre araştırmacılar, kedilerin sahiplerinin yerlerini saptamak için ses aracılığıyla zihinlerinde harita oluşturduklarını tespit etti. Takagi araştırma sonucuna yönelik, “Genellikle kedilerin sahipleriyle köpekler kadar ilgilenmediğine inanılır, ancak sahiplerinin görünmez varlığını zihinlerinde resmettikleri ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu. Kedilerin sahiplerini zannedilenden daha fazla umursadıklarını belirten Takagi, kedilerdeki bu haritalandırma özelliğinin yaratıcılık ve hayal gücünün temelinde bir yetenek olduğunu ifade etti.

Kaynak: https://www.webtekno.com/

Evcil hayvan beslemek yüksek tansiyonu düşürüyor

Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Kemal Küçükersan, evde hayvan besleyen kişilerin kendini iyi hissettiğini açıkladı. Yapılan araştırmalara göre, hayvan besleyen tansiyon hastalarının yüzde 20-25’in üzerinde çok olumlu sonuçlar elde edildi hatta bu kişilerin kullandığı ilaç sayısında bile ciddi azalmalar görüldü.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kemal Küçükersan, Türkiye’de hayvanlarla insanlar arasındaki ilişkiye bağlı yapılan çalışmaların oldukça az olduğunu belirtirken yurt dışında ise bu konuda çok daha fazla araştırma yapıldığını kaydetti. Prof.Dr. Küçükersan, yapılan araştırmalarda hayvan beslemenin insanlara birçok yönden iyi geldiğinin ortaya çıktığını anlatarak, “Örneğin, evcil hayvan besleyen tansiyon hastalarında yapılan araştırmalarda yüzde 20-25’in üzerinde çok olumlu sonuçlar var. Kullandığı ilaç sayısı azalıyor, günde 3 ilaç kullanan bireyler var, ilaç kullanımını günde 1 ya da 2’ye düşürenler oluyor.
Özellikle kan basıncını, plazma trigliserid değerlerinde de yapılan çalışmalarda olumlu sonuçların çıktığını görüyoruz. Örneğin baş ağrısı yaşayan kişilerde de aynı olumlu sonuçları görüyoruz. Evcil hayvan besleyen kişi kendini iyi hissediyor. Stresi tetikleyen hormonlar var. Evcil hayvan besleyen kişide stres hormonu aşağıya inmiş oluyor. Hastalığa neden olan hormonların da çalışmasını engellemiş oluyor hayvan beslemek” dedi.

Psikolojiyi düzenliyor, ağrı hissini azaltıyor
Evcil hayvanla birlikte olan otistik çocuklarda çok ciddi anlamda olumlu sonuçların olduğunu kaydeden Prof.Dr. Küçükersan, “Çocuğun psikoloji daha düzene giriyor. Daha olumlu hayata bakış açısı oluşmuş oluyor. Örneğin hastanelerde yapılan bir çalışma var. Kanser tedavisi gören çocuklar ve ebeveynlerde yapılan çalışmalar neticesinde ciddi anlamda hastanın hissettiği ağrıyı daha az hissetme bulgusu ortaya çıkmıştır. Hasta, beslediği evcil hayvanıyla bir arada olduğu için kendisini daha iyi hissediyor” diye konuştu.

10 yıl besledi, doktor kontrolünde ilacını azalttı
Kendisinin de yüksek tansiyon hastası olduğunu ve köpek beslediğini söyleyen Prof.Dr. Küçükersan, “4,5 yıldır Murphy isimli Golden cinsi köpek besliyorum. Ondan önce 6 yıl bir kedi besledim. Toplamda 10 yıldır evimde bir hayvan besliyorum. Aynı zamanda yüksek tansiyon hastasıyım. Kullandığım tansiyon ilaçlarını azalttım. Sabah ve akşam ilaç kullanıyordum, akşam aldığım tansiyon ilacını kaldırdım.

Kaynak: https://www.cnnturk.com/

Köpeğinizin hasta olabileceğinin 10 sinyali Konuşamasalar da ne çok şey anlatıyorlar… İşte köpeğinizin “ben hastayım” demek istediğini gösteren 10 belirti.

Sadık dostunuzun hasta olup olmadığını anlamak hayati öneme sahiptir. Hasta evcil hayvanlarımız kelimelerle söyleyemediklerini, fiziksel semptomlar ve davranış değişiklikleri ile gösterirler. Bu noktada bilinçli sahipler, duruma erken müdahale sağlayarak hayat kurtarıcı olabilir.
En yaygın hastalıkların belirtilerinin farkında olmak, evcil hayvanınızın bu hastalıklardan etkilenme riskini azaltmaya yardımcı olmanın bir yoludur.
Peki ama köpeğin hasta olduğunu nasıl anlarız? Evcil hayvanınızı veterinere götürmeniz gerektiği anlamına gelen uyarı işaretlerini sıraladık.

YEME ALIŞKANLIĞINDA GARİPLİK

Köpekler ve kediler, ateş, ağrı veya stres gibi birçok nedenden dolayı yemek yemeyi bırakırlar. Özellikle 24 saatten uzun sürerse, iştahın azalması veya olmaması, hayvanınızı veterinere götürmek için bir neden olabilir.
Köpeğinizin her gün ne kadar su içtiğini bilmek de önemlidir. Normalden daha fazla su içen bir köpek, böbrek hastalığı veya diyabet geliştiriyor olabilir.

KÖTÜ NEFES KOKUSU
Nefesin kötü kokması genelde sindirim ve ağız sağlığı ile ilgilidir. Köpeğinizin nefesi kokuyorsa, ilk önce çürüme ya da bir hastalık riskine karşı, diş ve diş etlerini kontrol etmeniz iyi olacaktır. Tabi ki bunu sizin yerinize veterinerinizde yapabilir.

 

SALYA
Köpeklerin ağzının içinde herhangi bir nedenle oluşan yaralar, aftlar aşırı salya akıntısının en sık karşılaşılan nedenlerinden biridir.
Köpeklerin böcekleri ve arıları ağızları ile yakalamaya çalışması nedeniyle dillerinden ve ağız içlerinden sokulmaları beraberinde aşırı salya akıntısını getiriyor.
Özellikle de aniden ortaya çıkan aşırı salya akıntılarında zehirlenme olasılığını göz ardı etmemek gerekir.

ENERJİ DÜŞÜKLÜĞÜ
Uyuşuk bir köpek, oyun oynamaya, yürüyüşe çıkmaya veya genellikle keyif aldığı aktivitelere katılmaya ilgisiz olabilir. Normal yorgunluk veya ağrılı kaslar bazen yüksek sıcaklıklardan kaynaklanabilir, ancak semptomlar iki günden fazla sürerse bir veteriner görmelisiniz.

ÖKSÜRME, HAPŞIRMA, HIRILTI
Köpeğinizin öksürmesinin basitten karmaşığa doğru birçok nedeni vardır. Bazı öksürük nöbetleri yabancı madde dışarı atıldıktan sonra kendiliğinden geçerken büyük bir kısmı da veteriner tedavisi gerektirir. Köpeğinizin öksürmesiyle ilgili endişeleriniz varsa, veteriner hekiminize başvurmalısınız.
Geçmeyen öksürük, hırıltı ve hapşırıklar Kennel Cough hastalığı, enfeksiyon, yabancı cisim, kalp sorunları gibi ciddi hastalıklara işaret ediyor. olabilir.

AŞIRI KAŞINTI
Pireler, keneler, uyuz akarları ve kulak akarları, ciltte veya kulak çevresinde saç dökülmesi ve kaşıntının yaygın nedenleridir.
Ancak saç dökülmesi veya kaşıntılı cilt, endokrin problemlerinden, stafil enfeksiyonlarından, mantar veya maya enfeksiyonlarından ve bir dizi başka nedenden de kaynaklanabilir.

CİLTTE TAHRİŞ VE DÖKÜNTÜ
Kuru ve kaşıntılı deri, köpeğinizin çevresel alerjilerin neden olduğu daha büyük bir sorun yaşadığını gösteren birçok semptomdan sadece biridir. Bazı nadir durumlarda, bunlar köpeklerde gıda alerjisinin belirtileri de olabilir.
Köpeğiniz belirli bir alerjene tepki olarak bu türden anormal reaksiyonlar yaşadığında, kaşınmasına neden olan bir rahatsızlık hissedebilir. Ne yazık ki bu, genellikle sadece deriyi daha fazla tahriş eder ve rahatsızlıklarını daha da artırır.

GÖZLERDE KIRMIZILIK
Bulutlu veya kırmızı gözler, şaşılık veya köpeğinizin gözlerinden aşırı akıntı bir enfeksiyon veya yaralanmayı gösterebilir. Gözleri etkileyen hastalıklar hızla ilerleyebilir ve körlüğe neden olabilir. Erken teşhis, tedavi sürecinde hayatidir.

DIŞKI KALİTESİ
Bir köpeğin dışkısı, genel sağlıklarının iyi bir göstergesidir. Sağlıklı bir köpeğin küçük, sağlam, nemli dışkıları olacaktır. Kuru, sert dışkı, sağlık sorunlarının, diyet sorunlarının veya dehidrasyonun bir işareti olabilir.

 

YÜRÜME ZORLUĞU
Köpeğiniz yere sürtüyor veya arkasını sürüklüyorsa solucanlar, tıkanmış veya enfekte anal bezler, idrar yolu enfeksiyonu veya ishal olabilir.
Sertlik, topallık, tek ayak üzerinde ağırlık taşıyamama veya yerden kalkma sorunu yaşayan evcil hayvanlarda kalça veya omurga artriti, disk hastalığı, yırtılmış bağlar veya kalça displazisi olabilir. Lyme hastalığı gibi kene kaynaklı hastalıklar da artrite neden olabilir.

KUSMA
Kediler ve köpekler ara sıra, genellikle ciddi bir şekilde hasta olmadan kusarlar. Ancak uzmanlara göre, özellikle günde birkaç kez kusan, uyuşuk davranan ve iştahı olmayan bir evcil hayvan bir veterinerin dikkatine ihtiyaç duyar.
Kusma, mide-bağırsak hastalıkları veya kancalı kurtlar, yuvarlak kurtlar, kırbaçlı kurtlar veya giardia içeren parazit enfeksiyonları da dahil olmak üzere diğer birçok nedenden kaynaklanabilir.

Kaynak: https://www.ensonhaber.com/

 

 

 

Balık Çeşitleri Ve İsimleri – Evde Evcil Olarak Beslenen Akvaryum Balığı İsimleri Listesi

Akvaryumlarınızı süsleyecek balıklar, hem evinizde, hem ofisinizde kısacası beslemek için ideal ortamın bulunduğu her yerde bakabileceğiniz akvaryumlar ve akvaryum balıkları nelerdir? Balık çeşitleri ve bunların biyolojik ve halk arasında bilinen yaygın isimleri nelerdir tüm detayları ile derledik.

Balıklar hayvanlar aleminde omurgalılar sınıfında bulunan, yumurta ile üreyen solungaçlı, sucul hayvanlardır. Balıkların kendi içerisinde pek çok türü bulunmaktadır. Besin kaynağı olarak tüketilenlerin yanı sıra, süs balığı olarak bilinen ve akvaryumlarda beslenen balıklarda vardır.

Balık Çeşitleri ve İsimleri Nelerdir?

KIRLANGIÇ (CHELİDONİCHTHYS LUCERNA): Halk arasında kırlangıç ismi ile bilinir. Triglidae familyasının üyesidir. Tüm denizlerde aktif olarak yaşayabilir. Balıkağları ile avcılığı yapılmaktadır.

PAPAS BALIĞI (CHOROMİS CHOROMİS): Halk arasında papas balığı olarak bilinir. Pomacentridae familyasının bir üyesidir. Tüm denizlerde dağılım gösterebilir. Kayalık zeminler ve deniz çayırlıkları habitatıdır. Vücut rengi en belirgin özelliğidir. Vücudu koyu lacivert ve çoğunlukla siyah renkten oluşmaktadır. Ekonomik değeri olmamasından dolayı avlanmaz.

PALAMUT (SARDA SARDA): Halk arasında palamut olarak bilinir, en yaygın olarak bilinen türler arasında yer alır. Scombridae familyasının bir üyesidir. Göç eden bir tür olduğu için sabit bir habitatı yoktur. Tüm denizlerde yaşayabilir. İyi yüzücü olan türlerden biridir. Balık ağları ile avcılığı yapılmaktadır.

ÇIRÇIR (SYMPHODUS CİNEREUS): Halk arasında ot balığı ya da çırçır balığı olarak bilinir. Labridae familyasının bir üyesidir. Kayalık alg bakımından zengin kesimler habitatıdır. Tüm denizlerde yaşayabilirler. Vücudu sarı ve kahverengi tonlarından oluşur. Ekonomik değeri olmayan bir tür olduğu için avlanmaz.

ZARGANA (BELONE BELONE): Halk arasında sargan ya da iğne balığı olarak da bilinen bir türdür. Vücut yapısından dolayı iğne balığı ismini almıştır. İnce uzun bir fiziksel yapıya sahiptir. Belonidae familyasına aittir. Tüm denizlerde dağılımı mevcuttur. Ağ ya da oltalar ile avlanır.

ÇİPURA (SPARUS AURATA): En çok bilinene ve besin kaynağı olan balık türlerinden birisidir. Sparidae familyasına aittir. Avcılığı çok yaygındır. Aynı zamanda üretimi de yapılmaktadır.

USKUMRU (SCOMBER SCOMBRUS): Halk arasında besin kaynağı olarak tüketilen ve yine çok yaygın olan bir türdür. Scombridae familyasına mensuptur. Göç eden bir türdür bu nedenle sabit bir habitata sahip değildir. Tüm denizlerde yaşayabilir. Avcılığı yaygın olarak yapılmaktadır.

Akvaryum Balıkları ve İsimleri Nelerdir?

LEPİSTES (POECİLİA RETİCULATA): Kuyruğu renkli vücudu sarı, yeşil, turuncu renklerinde dişileri genellikle 6 cm, erkekleri ise genellikle 3 cm boyunda olan bir türdür. Genellikle sakin ve barışçıl bir türdür.

MELEK BALIĞI (PTEROPHYLLUM SCALARE): Bazı durumlarda agresif olabilen bir türdür. Hem etçil hem otçul olduğu için akvaryumda kendinden daha küçük balıklar bulunması halinde acıktığında bu balıklarla beslenebilirler. Bu nedenle akvaryumda melek balığı varsa aynı akvaryuma yavru süs balıkları koymamalısınız.

PLATİ (XİPHOPHORUS MACULATUS): Turuncu renktedirler, kuyruk kısımlarında ince bir çizgi halinde siyah enine doğru bir şerit bulunur. İyi bakım sağlanırsa uzun ömürlü olurlar.

NEON TETRA(PARACHEİRODON İNNESİ): Melek balığı gibi neon tetra’da hem etçil hem otçul beslenmektedir. Akvaryum balıkları arasında en popüler olandır. Vücudunda parlak turkuaz, kırmızıya çalan turuncu, gri renkleri vardır, karışık renkli vücudu estetik bir görünüm verir.

ÇÖPÇÜ BALIĞI (CORYDORAS): Beyaz renkte vücuda sahip olan bu balık türü, akvaryumun dibine çöken yemleri yiyerek akvaryumdaki stabil dengeyi korur. Akvaryum dibindeki artık yemleri de yediği için çöpçü balığı ismini aldığı düşünülür.

JAPON BALIĞI (CARASSİUS AURATUS): Yavru iken diğer büyük akvaryum balıklarının yanına konursa hem etçil hem otçul olan diğer türler tarafından yenebilirler bu nedenle büyüdükten sonra diğer balık türlerinin yanına alınması tercih edilir. Japon balığı da hem etçil hem otçul bir türdür.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/

Evcil hayvanınız varken evinizi temiz tutmak çok mu zor? İşe evcil hayvan sahiplerinin işini kolaylaştıran temizlik tüyoları

Evcil dostlarınızla aynı evi paylaşmak getirdiği güzelliklerin yanı sıra çok sayıda fedakârlık da gerektiriyor. Evinizi hayvanlara göre tasarlamak, rutinlerinizi onlarınkine uydurmak gibi durumlar bir yana, temizlik alışkanlıklarının da değişmesi gerekiyor. Evcil hayvan sahipleri diğer insanlara göre daha esnek bir temizlik anlayışıyla hareket etse de bunun da bir çaresi var. Evinizi sürekli temiz tutabilmeniz için gereken bazı ipuçlarını sizin için araştırdık. Gelin, evcil hayvanlarla yaşamanızı kolaylaştıracak ipuçlarına birlikte göz atalım.

TEMİZLİĞE TOZ ALARAK BAŞLAYIN

• Evcil hayvanlarla yaşamanın en zor kısmı dökülen tüylerini temizlemek olabilir! Rahatsız olabileceğiniz bu tüylerden kolaylıkla kurtulmak için temizliğe toz alarak başlayabilirsiniz.
• Tozlarla birleşen tüyler sizi rahatsız edecek yumaklar haline dönüşebilir. Dolap köşelerinde ve görünen yüzeylerde yer alan tüyleri ıslak bir bezle toz alarak büyük ölçüde engelleyebilirsiniz.

HAYVANLARINIZI DÜZENLİ OLARAK TARAYIN

• Özellikle mevsim geçişlerinde ya da evcil hayvanlarınızın beslenme alışkanlıklarının değiştiği dönemlerde tüy dökülmesi artabilir.
• Hayvanlarınızın tüylerini düzenli aralıklarla taramanız tüy dökmelerini azaltır ve geçiş dönemlerinde bu konuda daha büyük problemler yaşamanızı engeller.

ONLARA ÖZEL ALANLAR OLUŞTURUN

• Evcil hayvanlarınızın zaman geçirmeyi sevdiği ve çoğu zaman orada oturduğu bölgeler oluşturabilirsiniz. Böylece tüyler de belli bir bölgede kümelenir ve temizlik kolaylaşır.

MAMA KABI VE TUVALETİNİN ETRAFINI DÜZENLİ TUTUN

• Mama kabı ve tuvalet etrafında dağınıklık ve pislik oluşmaması evcil hayvanınızın rahatı için çok önemli. Küçük paspaslar ya da mama kabı ve su kabının altına koyulacak tepsi veya örtüler temizlik yapmayı da kolaylaştırır.
• Su kaplarını sık sık değiştirerek rahatsız olabileceğiniz kokuların azalmasını da sağlayabilirsiniz.

KİRLENEN PATİLERİ HEMEN TEMİZLEYİN

• Dışarıya çıkardığınız köpeğiniz veya kediniz patilerindeki çamuru ve lekeleri eve taşıyabilir. Ayrıca ufak yaramazlıklar sonucu patilerinde evinizi kirletebilecek lekelere davetiye çıkarabilirler.
• Bu durumlarda evcil hayvanınızın patilerini hemen temizleyerek durumu kurtarabilirsiniz.

KOLTUKLARI ELBİSE FIRÇASIYLA TEMİZLEYİN

• Koltuk gibi yüzeylere yapışan tüyleri rahat bir şekilde temizlemek için elbise fırçasından yararlanabilirsiniz.
• Elbise fırçasını ıslatarak koltuk yüzeylerinden kolayca tüy toplayabilirsiniz.

Kaynak: https://www.mynet.com/