Ana Sayfa Blog Sayfa 99

Köpeklere Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir? Yavru Köpek Tuvalet Eğitimine Dair Bilinmesi Gerekenler…

Dünyada en çok beslenen evcil hayvanlardan biri de köpekler olarak karşımıza çıkıyor. Çok eski zamanlardan beri insan ırkıyla beraber hareket etmiş köpekler insan dostu olarak biliniyor. Köpek sahiplenen insanların ilk aklına gelen soru tuvalet eğitimini nasıl vereceği oluyor. Köpeklerin tuvalet eğitiminden başarılı çıkması için sabırlı olup doğru adımlar atmanız gerekmektedir. Köpeklere tuvalet eğitimi verirken ne yapacağınızı bilmek kısa sürede tuvaletlerini nereye yapacaklarını öğrenmelerini sağlar. Peki, köpeklere tuvalet eğitimi nasıl verilir? Yavru köpeklerin tuvalet eğitimine dair bilinmesi gerekenler nelerdir? Köpeğe çiş eğitimi nasıl verilir? Soruların cevaplarını haberimizde sizler için derledik…

Köpek sahiplenen kişilerin ilk yaptığı işlemlerden biri de köpeklerine tuvalet eğitimi vermek oluyor. Köpeğiniz ne kadar yavruysa tuvalet eğitimi vermeniz o kadar kolay olur. Fakat köpeğiniz büyükse geldiği yerdeki alışkanlıklarını devam ettirmek isteyeceğinden biraz daha zorlanabilirsiniz. Fakat yavru köpeklerin bir dezavantajı da komut almayı öğrenmemiş olmalarıdır. Bu yüzden öncelikle ona sizden komut almayı öğrenmesini sağlayabilirsiniz. Dikkat edeceğiniz bazı püf noktalar ile büyük veya yavru köpeğiniz kısa sürede tuvalet eğitimini tamamlayacaktır. Köpeklerin tuvalet eğitiminin nasıl verildiğine ve yavru köpeklerin tuvalet eğitimine dair bilinmesi gerekenlere içeriğimizden ulaşabilirsiniz…

Köpeklere Tuvalet Eğitimi Nasıl Verilir? Yavru Köpek Tuvalet Eğitimine Dair Bilinmesi Gerekenler…

Köpeklerde tuvalet eğitimi oldukça önemlidir. Bu konuda köpeğinize tuvalet eğitimi vermek için öncelikle tuvaletini nereye yaptırmak istediğini belirlemelisiniz. Evde tuvalet eğitimi için ayrı, dışarıda tuvalet eğitimi için ayrı eğitim vermeniz gerekmektedir.

Öncelikle evde tuvalet eğitimi için köpeğinizi eve ilk getirdiğiniz andan itibaren çalışmalara başlamanız gerekmektedir. Köpeğinize tuvaletini yapabilmesi için bir alan hazırlayın. Bir köpek tuvaleti, yapay çim, köpek pedi veya köpek kumu kullanabilirsiniz. Köpeğinizin tuvaletini yapacağı alana bunları yerleştirerek etrafına da gazete kağıdı sermelisiniz. Unutulmamalıdır ki köpekler yemek yedikten veya su içtikten kısa bir süre sonra tuvaletlerini yapmak isterler ve buna dair belirtiler verirler. Bir anda sakinleşebilirler, etraflarında dönmeye başlayabilirler, huzursuzca yer arayışına girerler. Köpeğiniz yemek yediği zaman ve bu davranışları gösterdiği zaman onu tuvaletini yapacağı bölgeye götürün ve işlem gerçekleşene kadar oradan ayrılmayın. Köpeğinizi tuvaletini yapacağı yerin üzerinde tutmaya çalışın ve tuvaletini yaptığı zaman ona övgü dolu sözler söyleyerek ödül maması verin. Köpeğiniz tuvaletini yaptıktan sonra ikinci bir zamana kadar tuvaletini oradan temizlemeyin.
Köpek oranın kokusunu alarak ikinci kez de aynı yere gitmeyi tercih edecektir. Ayrıca bu süreçte banyo ve tuvalet gibi farklı kokuların gelebileceği yerleri kapatın temiz tutun, çöpü evin dışına koyun. Köpeğiniz bu sayede tuvaletini yaptığı yer hariç kötü bir koku almayacaktır ve zamanla tuvaletini yapması gereken yeri anlayacaktır. Köpeğiniz ilk zamanlarda alanının dışına tuvaletini yapabilir böyle durumlarda ona ceza vermeyin veya kızmayın sadece net ve yüksek bir ses tonuyla bunun yanlış olduğunu belirtin. Sonrasında köpeğiniz her yemek yediğinde aynı bölgeye götürün ve tuvaletini her yaptığında bölgeden bir gazete kağıdı eksiltin. Bu sayede köpeğiniz gittikçe tek bir bölgeye tuvaletini yapmayı öğrenecektir. Her tuvaletini doğru yere yaptığında ona ödül maması verip övgü dolu sözler söylemeyi unutmayın. Bunları doğru bir şekilde uygulayıp köpeğinizle iletişim kurduğunuzda kısa sürede evde tuvaletini yapacağı yeri öğrenecektir.

Dışarıda tuvalet eğitimi için köpeğinizi her yemek yiyip su içtikten sonra dışarıya çıkartın. Köpeğinizi dışarıda güvenli hissedebileceği bir alana götürün ve tasmasının ipini biraz daha uzatın. Köpeğinizin sizden uzaklaşmasına izin verin ve onunla ilgilenmeyin. Bir süre sonra yemek yemiş olan köpeğiniz tuvalet yapma ihtiyacı hissedecek ve güvende olduğu an kendine belirlediği yerde tuvaletini yapacaktır. Tuvaletini yaptıktan sonra yine bir ödül maması vererek onu öven sözler söyleyin. Sonrasında köpeğinizin yine evde yemek yemesinin ardından tuvaletini yapması için dışarı çıkartın ve tuvaletini yaptığı bölgeye götürüp aynı işlemleri tekrarlayın. Köpeğiniz artık tuvaletini yapmayı öğrenektir.

Köpeğiniz yavruysa bir süre onu günde 4, 5 defa dışarı çıkarmanız gerekebilir fakat köpeğiniz büyüdüğünde onu sabah ve akşam olmak üzere günde 2 kere dışarı çıkarmanız yetecektir. Çünkü büyük köpeklerin yemek öğünleri de azaltılmaktadır. Tüm bu işlemleri sabırla uyguladığınızda köpeğiniz kısa sürede tuvalet eğitimini tamamlar. Bu süre içerisinde ona kızmayın ve cezalandırmayın. Her zaman uyarı yapacağınızda sadece net ve sesli bir ses tonuyla konuşun. Doğru yaptığında da ödüllendirin ve sevin.

Kaynak: https://onedio.com/

Köpekler gerçek sadakati ve sevgiyi öğrettiler

Rottweiler cinsi köpeklerin zannedilenin aksine iyi huylu, itaatkâr, sahibine bağlı hayvanlar olduğuna dikkat çeken köpek eğitmeni Şenol Tunc, “Her köpek kavga eder ama bazı kişiler bu ırkları gücü ve hırsı nedeniyle farklı amaçlar için beslediler. Ülkemizde ya da dünyada yasaklanan köpek ırkları aslında doğru ailelerde yetiştirilseydi bu sorun olmayacaktı.” diyor.

Bilişim sektöründe 22 yıl çalıştıktan sonra Hause Of İstanbul adlı köpek çiftliğini kuran Şenol Tunc, Rottweiler cinsi köpeklere temel itaat, ileri itaat, yakın koruma, bodyguard eğitimi ve dizilerde oyuncu köpek eğitimi veriyor. Bilgisayar başında istemediği bir hayatın içinde yer almaktan bunalan Tunc, “Çok iyi kazanıyordum ama hayatta daha önemli şeylerin de olduğunu biliyordum. Tabiata, doğaya, hayvanlara karşı özlem duyuyor, daha organik bir yaşam istiyordum. Ateş’i sahiplenmemle bu serüven başladı” diyor.
Almanya’nın Rottweil kasabasının adını alan Rottweiler köpek ırkı, bilinen en eski köpek ırklarından biri. Sürü gütme, bekçilik özellikleri ile insanların birçok konuda yardımcısı olan bu köpekler ne yazık ki ülkemizde saldırgan yapısıyla biliniyor. Rottweiler Derneği As Başkanı Şenol Tunc, köpek sahipleneceklerin bilmesi gerekenleri en ince detayına kadar anlattı.

Hause Of Istanbul’dan önceki hikâyenizi dinleyebilir miyiz?

Okul bittikten sonra ticaret hayatına atıldım. Kadıköy’de 22 yıl e-ticaret işi ile uğraştım. Tabiata, doğaya, hayvanlara karşı özlem duyuyor, daha organik bir yaşam istiyordum. Çocukluktan gelen Rottweiler sevgimle ilk köpeğim olan Ateş’i sahiplendim. Extrem zeki bir köpek. Ateş ile Türkiye’de il il gezerek Köpek Güzellik Yarışmaları ve İtaat Eğitimi Yarışmaları’nda başarılar aldık. Bu serüven içerisinde köpek ırklarına, kinolojiye, yarışmalara merak sardım ve iş hayatından tamamen koparak Hause Of İstanbul’u açtım.

ROTTWEİLER ÜLKEMİZDE SALDIRGAN BİR IRK OLARAK GÖRÜLÜYOR

Rottweiler nasıl bir köpek, iddia edildiği gibi saldırgan mı?

Rottweiler dünyada sahibini ve ailesini koruma içgüdüsü en yüksek on köpek ırkından biri.
Sakin, kendinden emin, iyi huylu, itaatkâr, sahibine bağlı ve çok cesur bir ırk. Bütün köpek ırkları Temel İtaat Eğitimi almadıkları takdirde saldırgan ya da korkudan dolayı agresyon sergileyebilir. Ülkemize son on yıldır gerçek ırkın özelliğini taşıyan ‘safkan Rottweilerler’lar bizim öncülüğümüzde geldi. Her cinsin ‘Irk standartları’ vardır. Bu sadece renkle belli olmaz. Rottweiler geçmişi 400 yıl öncesine dayanan safkan bir ırktır. Bu köpekler asker ve polislerinde birçok görevde yardımcısı olmuştur ve insanlarla, çocuklarla, hayvanlarla arası mükemmeldir. Yalnız yaşayanlar, korunma ihtiyacı duyan ve bahçesi olan herkes rahatlıkla Rottweiler besleyebilir. Sahiplerinin karakterini alan bir ırk olarak dünyada ün salan Rottweilerler bu özelliği ile çok tercih ediliyor.

BİZİ ÇOK İYİ ANLAYABİLİYORLAR

Sürekli köpeklere bir şeyler öğretiyorsunuz. Peki onların size öğrettikleri neler var?

Bizler Hause of İstanbul Köpek Eğitim çiftliğimizde yıllardır köpek eğitirken patili dostlarımızdan da çok şey öğrendik. Köpeklerin beyninin ağlama, kahkaha gibi duygu yüklü seslere tıpkı insan beyni gibi tepki verdiğini bana öğrettiler.

Köpek sahipleri en çok hangi hataları yapıyor?

Köpek sahipleri ırkın genel özelliklerini araştırmadan dış görünüşe bakarak hayvan sahipleniyor. Köpeklerini kendileri eğitmeye çalışıyor ve bu yüzden farklı travmalar yaşatıyorlar. Köpeklerin eğitim çağının ne zaman başladığını bilmeyebiliyorlar ve eğitime geç başlayabiliyorlar. Beslenme konusunda hatalar var. Sadece kuru mamanın yetmediğini bilmiyorlar. Bu gibi hatalar yüzünden köpeklerini suçlu bulup onları sokağa terk ediyorlar.

Diğer eğitmenlerden farkınız ne?

Bizim eğittiğimiz köpeklerin yüzde 99’u ev köpeği. Köpek ve sahibini ortak bir şekilde öğretiyoruz. Bizde köpekler (Öğrenen) sahip (Eğitilen) olur. Eğitim çiftliğimizde köpekler eğitmeni ile her şeyi mükemmel yapabilir, amacımız bunu sahibi ile de yapması. Tüm bu yaklaşımlar köpek ile sahibi arasında büyük bir bağ kurulmasına yardımcı oluyor.

Köpek alırken ne gibi hatalar yapılıyor?

İnsanlar köpek sahipleneceği zaman kendi gözüne güzel gelen bir renk ya da görünüşe önem veriyor. Oysa öncelikle neden köpek sahiplendiğimizi bilmemiz gerekiyor. Yorgun da olsak onun ihtiyacı olan egzersizleri aksatmadan yapmalıyız. İşe gidiş, geliş saatlerimiz de çok önemli. Evde çok yalnız kalmaları depresyonu tetikleyebiliyor.

“KÖTÜ KÖPEK YOKTUR KÖTÜ SAHİP VARDIR”

Türkiye’de Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro cinsi köpeklerin üretim, sahiplenilme ve satışını yasaklayan bir yasa yürürlüğe girdi. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?

Şunu bilmeliyiz ki “Kötü köpek yoktur kötü sahip vardır. Ülkemizde ya da dünyada yasaklanan köpek ırkları aslında doğru ailelerde yetiştirilseydi bu sorun olmayacaktı. Her köpek kavga eder ama bazı kişiler bu ırkları gücü ve hırsı nedeniyle farklı amaçlar için beslediler. Ben hiçbir köpeğin ya da ırkın yasaklanması taraftarı değilim. Bu tarz güçlü ırkları beslemek isteyenlere bağlı bulundukları bölgenin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ya da belediyesinden bu ırkı besleyebilmesi için bir ehliyet verilebilir. Bu olursa hiçbir canlının bir günahı olmadığı görülecek.

Kaynak: https://www.aksam.com.tr/

Evcil hayvanlarınızla uyuyor musunuz? Bu haber sizi çok ilgilendiriyor…

Aynı çatıda yaşadığımız evcil hayvanlar çoğu zaman bizimle birlikte uyumak isteyebiliyor. Bazen bunu biz talep ediyoruz. Ancak bu alışkanlığın çok da bilinmeyen olumlu ve olumsuz sonuçları var…

Evcil hayvanlarımızla ve sokak hayvanlarıyla pek çok şeyi paylaşıyoruz. Aynı evde ve şehirde ortak hayatı sürdürdüğümüz dostlarımız, vazgeçilmez parçamız haline geliyor. Onlarla güçlü bir bağ ve güven ilişkisi geliştiriyoruz. Hayvanlarla kurduğumuz bu yakın bağ, insan ve çevreyle kurduğumuz ilişkilere de olumlu yansıyor.
Fakat, bu yakın bağ bir süre sonra kimi sorunları beraberinde getirebiliyor. Günün yorgunluğuyla yatağa girip derin bir uykuya hazırladığımız anda adeta tepeden üzerimize düşen dostlarımız, bizimle uyumak için yatağımıza yerleşiyor. Bazı geceler ise çok geç saatte, olmadık yöntemlerle uyandırılabiliyoruz.
Peki, bu durum uyku sağlığını ne şekilde etkiliyor? CNN’de yayımlanan “Evcil hayvanınızla uyumak mı; bu sizi (ve onu) nasıl etkiliyor?” başlıklı haberde bu soruya yanıt aranıyor. Fakat bu konuda uzmanlar ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf, evcil hayvanlarla birlikte aynı yatağı paylaşmanın Uyku Sağlığı başta olmak üzere pek çok sağlık sorununu doğurabileceğini söylüyor. Diğer taraf ise insanlardaki kaygı bozukluğu ve duygusal problemleri çözmede evcil hayvanlarla beraber uyumanın büyük yararı olduğunu belirtiyor.
ONLARLA BİRLİKTE DAHA RAHAT UYUYORLAR

“Evcil hayvanlarımızla yatağımızı paylaşmamızda bir sorun var mı?” sorusunu yanıtlayan, Kuzey Amerika Veteriner Topluluğu’nun (NAVC) veterineri Dr. Dana Varble, sahipleriyle aynı yatağı paylaşan evcil hayvanların daha yüksek güven duygusu geliştirdikleri ve bunun insanlarla daha sıkı bağ kurmalarına yardımcı olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Sahipleriyle yakın bağ kuran köpekler ve kedilerde, oksitosin ve dopamin gibi yararlı nörotransmitterlerde artışlar görülüyor. Bu da sağlıklı bir gelişim göstermeleri için oldukça önemli.”
ABD’nin Arizona eyaletine bağlı Phoenix şehrinde bulunan Uyku Merkezi Mayo Clinic tarafından 2017’de yayımlanan verilere göre, klinikte tedavi görenlerin yarısından fazlası evcil hayvanlarıyla beraber yatmaya başladıktan sonra, daha rahat uyuduğunu ortaya çıkarttı. Yüzde 20’lik bir kesim ise evcil hayvanlarıyla aynı yatağı paylaşmanın uyku durumlarını kötü etkilediğini öne sürdü.
2017 yılında uyku kalitesini ölçmek için yapılan bir başka araştırmada, aynı yatağı paylaşan köpeklere ve insanlara uyku izleyicisi takıldı. Ortaya çıkan verilere göre, evcil hayvanlarıyla birlikte uyuyan insanların daha iyi uyudukları tespit edildi.

EVCİL HAYVANLAR İÇİN ALTERNATİF DÜZENLEMELER YAPILABİLİR’

Evcil hayvanlarla uyumak çocuklar için de oldukça yararlı olabiliyor. Çocukların erken yaşlardan itibaren hayvanlarla yakın ilişki kurması duygusal ve sosyal gelişimlerine büyük bir katkı sağlıyor.
Bu yıl 17 ve 13 yaş grubu arasında yapılan bir araştırma, çocukların yaklaşık üçte birinin evcil hayvanlarıyla yattığını ve bunun uyku kalitelerini etkilemediğini ortaya çıkarttı. Uzmanlar ayrıca, evcil hayvanlarıyla birlikte uyuyan çocuklarla, yalnız uyuyan çocukların benzer uyku profilleri olduğunu açıkladı.
Haberin Devamı
Mayo Clinic’in Minnesota eyaletindeki kampüsünde görevli uzman Dr. Bhanu Prakash Kolla, araştırma verilerini şu sözlerle değerlendirdi: “Elde ettiğimiz sonuçlar, yatakta veya odanın içerisinde evcil hayvan bulundurmanın olumsuz bir etkisinin olmadığını gösteriyor.”
“Evcil hayvanların, insanların yakınlarında bulunması psikolojik bir rahatlık yaratıyor. Bu da rahat bir uyku sürdürmenize yardımcı oluyor” diyen Kolla, “Eğer yatağınızı paylaştığınız evcil hayvanınızın uykunuzu böldüğünü düşünüyorsanız, onlar için alternatif düzenlemeler yapabilirsiniz” önerisinde bulunuyor.
Haberin Devamı
‘BERABER UYUMAK, UYKU BÖLÜNMELERİNE YOL AÇABİLİR’
Bazı uzmanlar ise evcil hayvanlarla aynı yatağı paylaşmanın iyi bir tercih olmayacağı görüşünde. Bunun da nedeni, yataktaki hareketlerin kaliteli bir uykuyu engelleyebileceği.
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Uyku Araştırmaları direktörü olan Prof. Vsevolod Polotsky, “Hayvanlar sürekli hareket edebilir veya ses çıkartabilir. Köpekler ve kedilerin uyku süreleri kesintisiz olmadığından, sürekli uyanırlar, yatakta yürümeye ve sahiplerinin üzerine çıkmaya çalışırlar. Bu durum ise insanlarda uyku bölünmelerine yol açar” ifadesini kullandı.
Haberin Devamı
Northwestern Üniversitesi’ne bağlı Feinberg Tıp Fakültesi’nden Nöroloji uzmanı ve Koruyucu hekim olan Doç. Dr. Kristen Knutson, “Evcil hayvanların hareketleri sonucunda farkında olmadan gerçekleşen ‘mikro uyanışlar’ rahatsız edicidir; çünkü sizin REM uykusuna geçmenizi engeller. Bu da stres hormonunu tetikler ve kortizonun artmasına neden olur” açıklamasını yaptı.
DEPRESYONA KARŞI EN İYİ ÇÖZÜM
Öte yandan Güney Kaliforniya Üniversitesi Keck Tıp Okulu uyku uzmanı ve aynı zamanda bir göğüs hastalıkları uzmanı olan Dr. Raj Dasgupta, depresyon ve kaygı bozukluğu bulunan insanların evcil hayvanlarıyla uyuyarak kendilerini daha rahat hissedebileceğini öne sürdü.
Klinik psikolog ve uyku uzmanı Michael Breus ise “İyi geceler: Uyku doktorundan 4 haftada daha iyi bir uyku için sağlık rehberi” kitabında, evcil hayvanlarla paylaşılan alanlarda sorunsuz bir şekilde birlikte uyumanın derin uykuya geçip geçmediğinizle alakalı olduğunun altını çiziyor. Breus, “Köpekler genellikle bütün bir gece deliksiz uyuyabilir ancak kediler doğaları gereği geceleri de hareket halinde olabilirler” dedi.
Michael Breus: “Evcil hayvanlarımız da aynen insanlar gibi gürültülü biçimde horlayabilir ve bu durum uykunuzu bölebilir. Küçük köpekler ve kediler ise genellikle insanlarıyla birlikte yorganın altına girmeyi severler, fakat bu da vücut ısınızı yükseltip uykunuzu bozabilir.”

UYKUSUZLUK ÇEKENLER ETKİLENEBİLİR
Yeni araştırmaların ışığında, evcil hayvanlarla aynı yatağı paylaşırken bazı kişilerin daha dikkatli olması gerektiği ortaya çıkıyor. Prof. Vsevolod Polotsky, “Uykuları hassas olanlar bu durumdan en fazla etkilenenler oluyor” dedi ve devam etti: “Evcil hayvanlarınızla birlikte uyumak, uykusuzluğa neden olmaz veya uykusuz kalmanızı tetiklemez; ancak kronik bir uyku problemi varsa, bunun üstesinden gelmenizi zorlaştırır.”
Uyku döngüleriniz ne zaman bir kesintiye uğrasa, beynin hücresel düzeyde kendini onarma, yeni bilgileri depolama ve vücudun performansını hızlandırma yeteneği bozulmuş oluyor. İdeal bir dinlenme için uykunun dört aşamasını (NREM ve REM uykusu) tamamlamanız gerekiyor.
Bir uyku döngüsü, ortalama 90 dakika olduğundan, çoğu insanın 7 ile 8 saat arası kesintisiz bir uykuya ihtiyaç duyduğu biliniyor. Bu aşamalarda meydana gelecek kopuşlar, kronik bir yorgunluk hissine, dikkat dağınıklığına, sorunları çözme ve karar verme yetilerinde olumsuzluklara neden olur.
UYKU BÖLÜNMELERİNİN YIPRATICI ETKİLERİ
Uyku bölünmelerinin insan üzerindeki etkilerini araştıran çalışmalar ise karanlık bir tabloya işaret ediyor. Gece saatlerinde sık sık uyanan kişilerde demans riskinin arttığı, ileriki yaştaki kişilerin ise hayatını kaybetme riskinin yüksek olduğu ortaya çıktı. Prof. Polotsky, “Uykusuzluk çeken kişilerde veya uyku bozuklukları yaşayanlarda (‘Gecikmiş Uyku Fazı Sendromu’ ve ‘Uyku Apnesi Sendromu’), solunum durmasından kaynaklı sık yaşanan uyku bölünmeleri ve bir daha uykuya geçememe durumu görülüyor; bu durumun ise vücut üzerinde yıpratıcı etkileri bulunuyor” açıklamasını yapıyor.
Eğer astım, alerji ve kronik akciğer hastalığı bulunan milyonlarca kişiden biriyseniz, tüylü dostunuzla aynı yatağı paylaşmak kabusa dönüşebilir. Konuya ilişkin açıklama yapan Dr. Raj Dasgupta, “Tedavilerini yaptığım astım ve KOAH hastalarım bana, ‘Doktor merak etme köpeğim tüy dökmüyor’ diyor. Evet, tüy dökmeyebilirler ama unutmayın ‘alerjenler’ hayvanların tükürüğünde ve derisinde bulunabilir. Yani gecede 8 saat alerjenlere maruz kalmanız gözlerinizde yaşarmaya neden olabilir ve tıkalı bir burun nedeniyle uykunuz sürekli bölünebilir. Elbette dostunuzun hareketleri de uyku döngünüzün bozulmasına neden olabilir” ifadelerini kullandı.

‘KAS VE TENDON YARALANMALARINA DAHİ İYİ GELİYOR’
Yapılan araştırmalar ve uzman görüşleri genel anlamda hayvanlar ve insanların beraber uyumasının hem olumlu hem de olumsuz yanları olabileceğinin altını çiziyor. Bu görüşlere katılan bir diğer isim de Veteriner Hekim Altuğ Özer. Konuyla ilgili fikrini merak ettiğimiz Özer, aslında kendisinin de evcil hayvanıyla uyuduğunu belirtti ve şunları söyledi:
“Hem bir veteriner hem de evcil hayvanlarla uyumanın verdiği deneyimlerden yola çıkarak söylüyorum ki; bunun son derece pozitif etkileri var. Örneğin Kedi ‘gırlaması’nın insanlardaki kan basıncını ve kalp atış hızını düzenlediği, solunum güçlüğü problemlerini ortadan kaldırdığı, kas ve tendon yaralanmaları sonucu meydana gelen problemleri rahatlattığı biliniyor.”
‘UYKU ANINDA KARŞILIKLI BİR ENERJİ GEÇİŞİ YAŞANIYOR’
“Beraber uyumanın huzur verici ve metabolizma düzenleyici etkileri sadece insanlarda değil hayvanlarda da söz konusu” diyen Özer, “Birlikte uyuma sürecinden sonra pet hayvanların daha mutlu, daha enerjik olduğunu gözlemliyoruz. Uyku anında karşılıklı bir enerji geçişi yaşanıyor. Negatif enerji karşılıklı olarak absorbe ediliyor, bunun sonucunda da psikolojik ve fizyolojik olarak hem pet hayvanlarımız hem de bizim için bir rahatlama, psikolojik olarak iyileşme yaşanıyor” ifadelerine yer verdi.

TÜY YOLUYLA GEÇEN PARAZİTLERE DİKKAT!
Hayvanlarla uyumanın ne gibi zararları olabileceğini sorduğumuz Altuğ Özer, özellikle parazit konusuna dikkat çekti. Bu parazitlerin insan sağlığı için büyük risk oluşturduğunun altını çizen Özer, şöyle anlattı:
“Kedilerde toksoplazma adlı bir parazit bulunuyor. Bu parazit kadınlarda gebelikte düşüğe dahi neden olabiliyor. Köpeklerde de özellikle kist hidatik adlı parazit, insanlarda iç organlarda sorunlara yol açabiliyor. Ve bu parazitler tüy yoluyla insanlara geçebiliyor. Özellikle bu iki noktada hayvanlarla beraber uyumak sorun teşkil edebiliyor.
Öte yandan evcil hayvanlara iç ve dış parazit aşılarının yapılması, bu risklerin önüne geçmek için en etkili yol olacaktır.”
‘ALERJİK HASTALIĞI OLANLAR AYRI UYUSUN’
Parazit riskinin yanı sıra bazı insanlar için hayvanlarla uyumak risk barındırıyor. Özer, “Alerjik problemleri, solunum güçlüğü, kronik astım gibi birtakım rahatsızlıkları olan insanların evcil hayvanları ile uyuması önerilmiyor” dedi.
Peki ya hangi durumdaki hayvanlar için beraber uyumak riskli. Veteriner Hekim Altuğ özer, şöyle cevapladı:
“Hayvanlar için insanlarla beraber uyuması sakıncalı olan bir durum genel anlamda yok diyebiliriz. Sadece çok küçük ise, yavruysa, hastaysa uyuma sırasındaki hareketlerimize dikkat etmemiz gerekiyor, hatta riske atmayarak beraber uyumamak daha iyi olabilir.”

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/

Köpekleri beslemek için 60 kilometre yol gidiyor

Aksaray’da mobilya ustası Üçler Yücel, topladığı yiyecekleri 60 kilometre yol kat ederek köpeklere götürüyor.

Mobilya atölyesi işleten 3 çocuk babası Üçler Yücel, 3 yıl önce memleketi Ağaçören’e gittiği sırada yakındaki Karapınar yaylasında gördüğü köpeklerin aç olduğunu fark edip yiyecek verdi.
Bu durumu alışkanlık haline getiren Yücel, 3 yıldır hem kendi aldığı hem de fırın ve kasaplardan topladıkları yiyecekleri kent merkezine yaklaşık 60 kilometre uzaklıktaki yaylaya götürüp köpekleri besliyor.

Köpeklerle ve yavrularıyla ilgileniyor

Yaklaşık 30 köpeği besleyen Yücel, “Yaz, kış demeden haftada 2 gün mutlaka gelmeye çalışıyorum. 2 farklı bölgedeki köpekleri tek tek elimle besliyorum. Buranın uzaklığı Aksaray merkeze 60-70 kilometre. Gelip bu köpeklerle ve yavrularıyla ilgileniyorum. Bölgede 30 tane sahipsiz köpek var. Hepsi de bakıma muhtaç” dedi.

“Her geçen su ve yem verse hiç aç kalmazlar”
Yücel, beslediği köpeklerin birçoğuna isim verdiğini söyledi:

“İsim verdiğim köpekler, aracımı tanıyıp beni koşarak karşılıyor. Arabadan indiğim zaman, adeta sevinç gösterisinde bulunuyorlar. Benim ricam; durumu müsait insanların, böyle hayvanlara yardımcı olmaları. Çünkü önümüz kış ve bakıma muhtaçlar. Bölgede görev yapan jandarma ekipleri, sağlık görevlileri ile bir bankanın müdürü, buradan geçerken hayvanlara su ve mama bırakıyor. Fakat her geçen su ve yem verse hiç aç kalmazlar.”

“Çevremizdeki hiçbir güzelliği görmüyoruz”
“Bu hayvanlara bakmak, bizim boynumuzun borcu. İnsanlar olarak sürekli maddiyata bakıyoruz. Çevremizdeki hiçbir güzelliği görmüyoruz. ‘Hayvanlarımız aç kalmasın’ diyerek dağlara; etçil hayvanlar için et, otçul olanlara ot bırakan bir neslin torunlarıyız. Bunları lütfen unutmayalım”

Kaynak: https://www.trthaber.com/

15 kediyle aynı ofisi paylaşıyorlar

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı çalışanları, binanın inşaatı sırasında işçilerin sahiplendiği Hacer isimli kedi ile 6 yavrusu ve 8 sokak kedisine kapılarını açtı.

İNŞAAT SIRASINDA İŞÇİLER SAHİPLENMİŞTİ
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Bilgi İşlem Daire Başkanlığı çalışanları, kapılarını açtıkları 15 sokak kedisiyle aynı ofisi paylaşıyor.
ADÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığına ait binanın inşaatı sırasında işçiler, o dönem bir sokak kedisini sahiplendi. Bina, 2019 yılında tamamlanınca işçiler buradan ayrıldı. Bilgi İşlem Daire Başkanı Sinan Balcı, yeni binada “Hacer” adını verdikleri kediye bakmaya devam etti.

SOĞUK HAVALARDA OFİSE GİRİYORLAR
Kedi, bu süreçte 6 yavru doğurunca ofis çalışanları binanın yanına bir kulübe yaptı. 8 sokak kedisinin de bu hayvanlara eşlik etmesiyle çalışanlar, 15 kediye kapılarını açmış oldu.
Zamanla ofisin içine kadar giren kediler, özellikle soğuk havalarda büyük burayı kendilerine mekan edindi.

UYARI LEVHASI ASTILAR
Renkli görüntülerin oluştuğu ofiste, kedilerin kimi sandalyede kimi masada kimisi de bir dolabın üzerinde vakit geçiriyor.
Kedilerin dışında bahçede 3 sokak köpeğine de bakan çalışanlar, kampüsteki yola da “Kedi-köpek çıkabilir” yazılı uyarı levhası astı. Zaman zaman kedilerle köpekler bir arada oynuyor.

‘BÜYÜK BİR TERAPİ OLUYOR’
Sinan Balcı, her gün aynı ofisi paylaştıkları kedilerle sıkı bir dostluk kurduklarını belirtti.
Kedilerin kendilerine mesaide terapi gibi geldiğini vurgulayan Balcı, “Onlarla bütün iş stresini atıyoruz. Bazen hafta sonu da buradayız. İşe geldiğimizde bizi kapıda bekliyorlar, sonra biz onları içeri alıyoruz. Güzel bir duygu, insanı rahatlatıyor.” dedi.
Kedileri gören herkesin ilk zamanlar şaşırsa da sonraları alıştığını belirten Balcı, hayvanseverlerden mama desteği de aldıklarını dile getirdi.

‘BİZ YOKKEN DE ONLAR BURADAYDI’
Hayvanlarla bir aile gibi olduklarını vurgulayan Balcı, şunları kaydetti:
Buraya gelenler onları görünce etkileniyor. Masaların üzerinde dolaşıyorlar. Biz onları buranın bir ferdi gibi kabul ettik. Bizim gibi bir çalışan. Akşam mesai bittiğinde onlar da kendi yuvalarına gidiyor, sabah tekrar geliyorlar, bir personel gibi. Masanın üzerinden diğer masaya atladığı zaman kimse ‘Ne oluyor?’ demiyor. ‘Bizim kedidir’ diyorlar. Bazen yakındaki fakültelere bizimle geliyorlar. Beraber iş bitene kadar kapıda bekliyorlar. Bilgi İşlem onların yuvası oldu. Yönetim de bize destek veriyor. Biz yokken onlar buradaydı. Onları buradan barınağa göndermek gibi bir hakkımız yok. Biz onlarla birlikte yaşamayı öğreneceğiz.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/

Kediler Sizi Görmeseler Bile, Nerede Olduğunuzu Nasıl Bilebiliyor?

Kedilerin gizemli yetenekleri bu keşif, kedilerin bilişlerinin “obje kalıcılığı” ismi verilen bir şeyi işaretlediğini, yani bir şeyin onu göremeseler bile hala var olabileceğini belirlediklerini gösteriyor. Daha evvelki çalışmalar mütevazi konut kedisinde (Felis catus) bu bilişsel yeteneği göstermiş olsa da, bu, işitmenin etraflarını ve içindeki hareketli objeleri izlemede nasıl bir rol oynayabileceğini belirlemede yeni bir keşif olarak karşımıza çıkıyor.
Kedilerin ürpertici özelliklerinin altında yatan bilimini saptama vazifesi Japonya’daki Kyoto Üniversitesi’nden kedi sahibi Saho Takagi‘ye düştü. Takagi ve meslektaşları, PLOS ONE mecmuasında yayınlanan yeni bir makale için 50 kediyi teste tabi tuttular. Kediler, evcil hayvanlardan ve kedi kafelerinde bakılan kedilerden oluşuyordu.
Kedilerin, bir hayvanın zihinsel olarak diğerlerinin nerede olduğunu takip ettiği sosyo-mekansal biliş ismi verilen bir özelliği sergileyip sergilemediğini görmek istiyorlardı. Bu özellik, birkaç duyu ile elde edilebilir (örneğin siz de birinin geldiğini görmeden ve hatta duymadan “hissetmiş” olabilirsiniz), lakin bu çalışmanın hedefleri için araştırmacılar sesi inceliyordu.

Shutterstock kediler, bir penceresi, iki kapısı olan ve müşahede için kameralarla donatılmış bir odaya tek başlarına yerleştirildi. Hoparlörler, bir yabancının sesi, bir sahibinin sesi, test edilen kediye tanıdık gelen bir kedinin sesi yahut toplumsal olmayan seslerin (genel elektriksel sesler) kayıtlarını çalmak için odanın dışına yerleştirildi. Bunlar daha sonra kedilerin seslerin “ışınlanmasına” yahut ses hoparlörler ortasında hareket ederken hareketsiz kalmasına nasıl reaksiyon verdiğini görmek için tıpkı yerde yahut değişen yerlerde çalındı.
Görüntü kayıtlarının tahlilleri daha sonra, sahiplerinin sesleri tıpkı hoparlörden – ve hasebiyle tıpkı yerden – geldiğinde kedilerin daha az şaşırdıklarını, fakat sahiplerinin sesleri apansız farklı bir konuma/hoparlöre geçtiğinde şaşırdıklarını ortaya çıkardı. Şaşkın bir kedinin sözüne aşina değilseniz, çoklukla ani bir kulak seğirmesi ile gözlemleniyor.
Çalışma muharrirleri, “Sonuçlar, sahiplerinin yeni, beklenmedik bir yere ‘ışınlandığı’ ortaya çıktığında kedilerin şaşırdığını, lakin toplumsal olmayan uyaranlarla test edildiğinde tıpkı formda reaksiyon vermediklerini gösterdi” yazdı ve şöyle devam etti: “Bu sonuçlar, kedilerin görünmeyen sahibin zihinsel bir temsilini taşıdığını ve sahibinin sesinden, sosyo-mekansal bilişin delilini göstererek sahibinin pozisyonunu haritalandırdığını gösteriyor.“

Kaynak: https://www.akilligundem.com/

Kaplumbağa ne yer, ne ile beslenir? Kaplumbağalar en çok neyi sever?

Kedi, köpek ve kuşun yanı sıra son dönemlerde evde en sık beslenen evcil hayvanlar arasında kaplumbağalar da sıkça besleniyor. Kaplumbağalar hem etçil hem de otçul beslenen hayvan türleridir. Fakat yemek boruları küçük olduğu için yiyecekleri küçük parçalar halinde kaplumbağalara vermek gerekir. Bu sayede yemekleri daha kolay yiyebilir ve sindirebilirler.

Kaplumbağaları beslerken çok dikkat edilmesi gerekir. Her ne kadar hazır besinler ile birlikte doğal besinler tüketse de oran büyük bir öneme sahiptir. Bu konuda özellikle de bitki türlerini çok fazla tüketen kaplumbağaların sadece bu kaynakları tükettiği düşünülür. Ama aslında bu doğru değildir. Mutlaka protein kaynaklı olan farklı etçil besinlerin de kaplumbağalara verilmesi gerekir. Bunun dışında kaplumbağalar belli başlı bazı besinleri tüketebilir. Bunlar ise;

Kaplumbağa Ne Yer?
Kaplumbağalar, düzenli olarak beslendiği sürece hem hazır besinler hem de doğal kaynaklar ile beslenebilir. Burada asıl önemli olan kaplumbağanın beslenmesinde ne tür besinler kullanılırsa kullanılsın önemli olan hijyenik bir ortam oluşturmaktır. Özellikle de evde beslenen kaplumbağalar, hem otçul hem de etçil kaynakları tüketebilir. Pek çok farklı bitki türü ile birlikte et ya da balık üzerinden çeşitli besin kaynakları verilebilir. Ama özellikle de bir kaplumbağa beslerken besin kaynakları arasında %25 oranında protein bulunması oldukça önemlidir.

Kaplumbağa Ne İle Beslenir?
Kaplumbağaları beslerken çok dikkat edilmesi gerekir. Her ne kadar hazır besinler ile birlikte doğal besinler tüketse de oran büyük bir öneme sahiptir. Bu konuda özellikle de bitki türlerini çok fazla tüketen kaplumbağaların sadece bu kaynakları tükettiği düşünülür. Ama aslında bu doğru değildir. Mutlaka protein kaynaklı olan farklı etçil besinlerin de kaplumbağalara verilmesi gerekir. Bunun dışında kaplumbağalar belli başlı bazı besinleri tüketebilir. Bunlar ise;
Küçük boyutlardaki balık çeşitleri,
Kurtlar,
Küçük yumuşakçalar,
Çekirge benzeri hayvan türleri, cırcır böceği gibi besinler tüketirler.
Yüzdelik olarak kaplumbağalara verilmesi gereken besin kaynaklarının mutlaka %25 oranı üzerinden protein içermesi çok büyük öneme sahiptir. Diğer kalan yüzdelik dilimi içinde farklı bitkisel kaynakların da kaplumbağalara verilmesi gerekir. Kaplumbağaların yemek boruları çok küçük olduğu için çoğunlukla boğulma tehlikesi ile karşılaşabilirler. Bu tehlikeden onları uzak tutabilmek için dengeli bir şekilde küçük parçalara ayırarak besinleri vermek gerekir.

Kaplumbağalar En Çok Neyi Sever?
Kaplumbağalar, hem etçil hem de otçul beslenen canlılardır. Kaplumbağaların sevdiği pek çok farklı besin kaynağı vardır. Özellikle de havuç ile birlikte doğranmış marul ve lahananın yanı sıra, bezelye ya da ezilmiş bal kabağı gibi çeşitli bitki türlerini de çok severler. Kavun ve elma ile birlikte meyveler doğranmış bir şekilde verilebilir. Özellikle de meyve kabuklarını hem çok severler hem de gagaları için sağlık açısından çok önemlidir. Diğer taraftan etçil kaynaklar da kaplumbağaların en beğendiği ve en sevdiği besinler arasında yer alır. Bu nedenle de bu besinleri kaplumbağanıza vermeyi tercih edebilirsiniz.

Kaynak: https://www.gazetevatan.com/

 

Evcil hayvan sahibi olanlar için ev dekorasyonu nasıl olmalı?

Evcil hayvanlar, en yakın dostlarımız ve ailemizin en değerli üyelerinden biridir. Evcil hayvanların olduğu evlerin dekorasyonunda dikkat edilmesi gereken bazı faktörler vardır. Peki, evcil hayvan sahibi olanlar için ev dekorasyonu nasıl olmalı? Evcil hayvanların yaşadığı evlerde dekorasyonda nasıl olmalı? Kedili evlerde dekorasyon nasıl yapılır? Kedili ev dekorasyonunda neler yapılabilir? İşte cevaplar…
Ev dekorasyonunda en önem verdiğimiz konu evin içerisindeki kişi sayısıdır. Her bireyin ihtiyacına ve konforuna yönelik yaptığımız seçimlerle dekorasyonumuzda güçlü bir etki şekillendirebiliriz. Eğer bir evcil hayvan ile aynı evi paylaşıyorsanız; dekorasyonda en yakın dostunuzu mutlu edecek tercihler yapmalısınız. Onun bakım ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek dekorasyon önerileri ile dostunuza huzurlu bir alan inşa edebilirsiniz. Böylece onun mutlu olduğu bir alanda siz de mutlu hissedebilirsiniz. Gelin, evcil hayvanlara yönelik ev dekorasyon önerilerine birlikte göz atalım.

EVCİL HAYVANLARI OLANLAR NASIL KOLTUK SEÇMELİ?

Eğer evinizi evcil bir hayvan ile paylaşıyorsanız koltuk seçiminde dikkatli olmalısınız. Çünkü bazı kumaş türleri özellikle kedilerin parçalama veya tırmalamasına maruz kalabilir. Bu noktada kadife, tiftik, şönil tarzda, keten ve deri gibi kumaş türlerinin kullanıldığı koltuklardan uzak durmalısınız. Kanvas kumaş çeşidi, kedilerin yaşadığı evler için ideal bir seçim olacaktır.

 

Eğer koltuklarınız kolay tüy tutan ve lekelenebilecek özellikteyse koltuk örtülerinden faydalanabilirsiniz. Temizlik açısından çok pratik olan koltuk örtüleri, koltuğunuzun yıpranmasını da önleyecektir. Dilediğiniz renk ve desende koltuk örtüleriyle dekorasyonda da farklı etkilere şans tanıyabilirsiniz.

EVCİL HAYVANLARI OLANLAR NASIL PERDE SEÇMELİ?

Biliyorsunuz ki kediler perdelerin ardına saklanmayı ve asılarak oynamayı çok sever. Stor perdeler kullanarak hem kedilerinizin perdelere zarar vermesinin önüne geçebilir hem de rahatça dışarıyı izlemesine fırsat verebilirsiniz.

Meraklı kediler, dış dünyada olup biteni yakından takip etmek ister. Bundan dolayı perde konusunda özenli seçimler yapmanızı tavsiye ederiz.

EVCİL HAYVANLARI OLANLAR İÇİN ZEMİN ÖNEMLİ!

Kedilerin bazen bir maraton koşucusu gibi evin bir köşesinden diğer köşesine koştuğunu fark etmişsinizdir! Zeminlerin tozunu attıran kedili evlerde zemin ve yer döşemesinde bazı seçimlerde daha hassas olmalıyız.

 

Çukur olabilen, çizilen ve cila isteyen parke zeminleri yerine daha sert yapılı ahşapları kullanmayı düşünebilirsiniz. Maun, meşe, Laminat parke, taş veya seramik karolar gibi seçimler zeminlerde hem şıklığın temsilcisi olacak hem de size rahatlık sağlayacaktır.

BİTKİ VE ÇİÇEK SEÇİMİNDE DİKKAT!

Evcil hayvanlar, yaşam alanlarında olup biten her şeyi bilmek ister. Çoğu zaman meraklarına yenik düşüp yararlı ve zararlı ayrımı yapamayabilirler.

Bu faktörü göz önünde bulundurarak kaktüs veya dikenli bitkilere evinizde yer vermemelisiniz. Çünkü patileriyle dokunabilir ya da yemeye çalışabilirler.

OYUN ALANLARINA YER AÇMAYI UNUTMAYIN!

Kediler, eğlenmeye doyabilecekleri oyun alanlarına bayılırlar. Onlar için tırmanma sehpaları, tavana asılabilecek salıncaklar, duvara monte edilebilen raflar inşa ederek harika bir oyun alanı kurabilirsiniz.

Kediler, rahatlığına düşkün olmalarıyla bilinir. Onların keyfini yerine getirecek güzel bir hamak kurabilirsiniz.

Eğer orta sehpanız varsa bir poları sehpa bacaklarına bağlayarak hem gizlenebileceği bir alan oluşturabilir hem de bol bol dinlenmesini sağlayabilirsiniz. Ayrıca sehpa ayaklarını jüt ip ile çevreleyerek kedi tırmık tahtasına sahip olabilirsiniz.

Öte yandan tahta parçalarını ipler ile birleştirerek ona güzel ve şık bir dinlenme alanı da inşa edebilirsiniz.

Aynı zamanda dinlenebilecekleri puflar ve çadır şeklinde uyku alanları da oluşturmak sizin elinizde!

Kaynak: https://www.yasemin.com/

 

Etihad Havayolları kabinde evcil hayvanlara izin veriyor

Etihad Havayolları yolcuları artık kedilerini ve köpeklerini uçağın yolcu kabinlerine getirebileceğini bildirdi.
BAE / ABİ DHABİ- Etihad Havayolları yolcuları artık kedilerini ve köpeklerini uçağın yolcu kabinlerine getirebilirler. Ekonomi sınıfında uçan 18 yaş ve üstü evcil hayvan sahipleri, evcil hayvanlarını koltuklarının altındaki taşıyıcıya yerleştirmeyi veya taşıyıcılarında oturmaları için bitişik bir koltuk satın almayı tercih edebilirler.
Taşıyıcının web sitesinde, evcil hayvan seyahat çantası veya kulübesi Economy’de koltuğun altına sığması için 40 x 40 x 22 cm [uzunluk x genişlik x yükseklik]’i veya bitişik bir koltuk satın aldıysanız 50 x 43 x 50 cm’yi geçmemelidir

Business veya First Class yolcuları, evcil hayvanlarının yanlarında oturması için bitişik bir koltuk satın alabilecek. Evcil hayvan seyahat çantası 50 x 43 x 50 cm’yi geçmemelidir.
Kedi veya köpek en az 16 haftalık olmalı ve ağırlığı 8 kg’ı geçmemelidir (seyahat çantası veya taşıyıcısı dahil).
Havayolu, ortak havayolları tarafından gerçekleştirilen uçuşlarda evcil hayvanların kabul edilmeyeceğini kaydetti.
Yolcuların kalkıştan en az 72 saat önce ‘ Gemide Canlı Hayvanlar Rezervasyon Formu ‘ ibraz etmeleri gerekmektedir . Önceden bildirim ve kısıtlamalar, nereye uçtuğunuza ve nereden uçtuğunuza bağlı olarak geçerlidir.
Ayrıca bkz. BAE: Mars’a İlk Arap Misyonu İçin Geri Sayım Başlıyor
Ekonomi sınıfı için, altı saat veya daha kısa uçuşlar için uçuş başına ücret 150 $ ve altı saatten uzun uçuşlar için 250 $ ‘dır. Yolcuların aktarma yapması durumunda kombine fiyat uygulanacaktır.
Business ve First Class yolcularının evcil hayvanları için önceden ekstra koltuk satın almaları gerekmektedir.
Etihad Kargo ile diğer evcil hayvanlar açık kargo olarak taşınabilir.

Kaynak: https://www.turkiyeturizm.com/

 

Kediler sahiplerini kulaklarıyla izliyor!

Japonya’da yapılan yeni bir araştırma, kedilerin sahiplerinin nerede olduğunu zihinlerinde haritalandırmak için kulaklarını kullandığını ve gözden uzak konumda dahi takibi sürdürdüğünü ortaya koydu.

Japonya’da yapılan yeni bir araştırma, kedilerin sahiplerini görmedikleri zamanlarda kulaklarıyla izlediklerini gösterdi. Sputnik’te yer alan habere göre, Japonya’nın Kyodo Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Saho Takagi, yakın zamanda bir kedinin işitme duyusuyla ilgili bir çalışma yürüttü. Takagi, “Bir kediyi, kulaklarından yalnızca biri geriye eğik, arkasındaki sesi dinlerken gördüm, bu bana kedilerin seslerden çok daha fazlasını algılaması gerektiğini hissettirdi” dedi. Takagi, kedilerin sahiplerinin hareketlerini zihinlerinde nasıl haritalandırdığını teste tabi tuttu. Çalışma için Takabi ve diğer araştırmacılar, evde ve kafeste gözlemledikleri deneklere, sahiplerinin seslerini hoparlör aracılığıyla dinleterek nasıl tepki verdiklerine baktı. Hoparlörler, deneklerin görmeyeceği noktalara yerleştirildi. Araştırmacılar, kayıtlar oynatılırken kedilerin seslere kulak ve baş hareketleriyle verdikleri tepkileri izledi.

Araştırmacıların gözlemlerine göre kediler, sahipleri başka herhangi bir ses çıkarmadan bir odadan diğerine geçtiğini duyunca şaşkınlığa uğradı. Bu sonuçlar, kedigillerin sahiplerinin nerede olduklarına dair zihin haritalarını, insanları sesle ve gözlerini kullanmadan takip ederek oluşturdukları fikrini verdi.
Takagi’ye göre sonuçlar, kedilerin sahiplerini sanılandan daha fazla umursadığı anlamına gelebilir.

‘VARLIKLARINI ZİHİNLERİNDE RESMEDİYORLAR’

Takagi CNN’e verdiği demeçte, “Genellikle kedilerin sahipleriyle köpekler kadar ilgilenmediğine inanılır, ancak sahiplerinin görünmez varlığını zihinlerinde resmettikleri ortaya çıktı” dedi.
Çalışmanın baş yazarı ayrıca, bulguların kedilerin sanılandan daha karmaşık zihinlere sahip olduğuna da işaret ettiğini belirtti.
Takagi, kedilerde gözlemledikleri zihinsel haritalama kabiliyetine ilişkin “Bu, yaratıcılığın ve hayal gücünün temeli olan yetenektir” ifadelerini kullandı.
Takagi, zamanlarının çoğunu uyuyarak geçiren kedilerin pek çok şey hakkında da zihnini meşgul ediyor olabileceğini kaydetti.

Kaynak: https://www.posta.com.tr/