Ana Sayfa Blog Sayfa 122

Sn. Prof. Dr. Murat ARSLAN ile Özel Röportaj

İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Prof. Dr. Murat ARSLAN:
“Sadece bilimin bize gösterdiği ve önerdiklerini rehber alarak net bir yol izlemeliyiz.”

Kurumunuzun virüs salgını konusunda ne tür çalışmalar yaptığını özetler misiniz?
Bu tür salgınlarda ülkedeki tüm tarafların üstüne düşeni yapması, salgını en az zararla atlatması için bilgi birikimini kullanması gerekir.
Veteriner hekimlik bir sağlık mesleği olduğu için bir çok alanda çalışma yapmamız gerekti. Bir taraftan toplum sağlığı diğer taraftan hayvan sağlığı açısından önlemler almak ve kamuoyunu bilgilendirme çalışmaları yaptık. Bilindiği gibi hayvanlar açısından en çok sorulan soru bu virüsun hayvanlardan insanlara geçip geçmediği üzerineydi. Hem hayvan severlerden hem de basından gelen sorulara bilimsel çalışmaları baz alarak cevap vermeye çalıştık. Ancak o kadar çok bilgi kirliliği oluştu ki bir süre sonra zamanımızın çoğunu bu iddiaları cevaplanmaya ayırdık. Diğer önemli bir konu ise meslektaşlarımızın bu süreçte hastalarına hizmet verebilmesi için kliniklerimizin açık kalmasını sağlamaktı. Bu amaçla ilgili bakanlıklara zaman kaybetmeden başvurular yapıldı. Meslektaşlarımızın ve hasta yakınlarının risksiz çalışmaları için uyarılar yaptık hazırladığımız görsellerle yönlendirmeye çalıştık. Bu amaçla dünyadaki örnekleri gibi uyarıcı tablolar ve afişler hazırlayarak mesai sırasında dikkat etmeleri gereken noktaları hatırlattık. Diğer taraftan tek sağlık konusunda
önemli bir yeri olan mesleğimizin bu süreçte topluma tanıtılması için sürekli olarak basın bültenleri hazırladık, virolog hocalarımızın basında yer almaları için çaba harcadık. Sokağa çıkma sınırlandırmasında hastalarımızın mağdur olmamaları için muayenehane ve polikliniklerimizin açık kalması için sonuç alan girişimler yaptık.

Korona Virüs ve hayvanlarla etkileşimi hakkında bilimsel bir veri var mı? Bu konuda son gelişmeler nedir?
Daha önce görülen SARS hastalığı etkeninin yarasadan kaynak aldığı içinde bu salgında dikkatler hemen yabani hayvanlara çevrildi. Nitekim bu COVİD 19 virusunun %80 SARS
hastalığını yapan Coronavirusa benzediği, bu nedenle yarasalardan kaynak almış olabileceği iddia edildi. Virusun Çin’de bir yaban hayvanı pazarından alınan yabani hayvandan bulaşmış olacağı tahmini yapıldı, ancak bu durum da henüz kesin değildir. Virüsun evcil hayvanlardan bulaşmasına ilişkin de çok sayıda iddia ortaya atıldı. Ancak bu hastalığın kedi köpek gibi hayvanlardan insanlara geçtiği yönünde elimizde bilimsel bir veri yoktur.
Önce Honkong’ta bir köpekte, sonra Belçika’da kedilerde daha sonra Amerika’da bir kaplanda virusun tespit edildiği bildirildi. Ancak bu üç olguda ortak nokta hepsinin sahiplerinin coronavirüs pozitif olmasıydı. Yani vrüs büyük ihtimalle aerosol yolla sahiplerinden bulaşmıştı. Ancak bu durumda bile bu virusun insana bulaşabileceği iddia edilemez.

Evcil hayvan sahipleri bu salgınla ilgili neler yapmalı? Bu ve benzeri durumlarda hayvanlarının ve kendilerinin sağlıklarını korumak için ne tür önlemler almalı?
Aslında tüm salgınlarda en önemli olan konu yetkililerin bilim adamların üniversitelerin önerdiği şekilde önlemler almalı, halka düşen ise bu önlemlere harfiyen uymalarıdır. Bu olayda gerek ulusal gerekse uluslararası otoritelerin önerileri var. Bunlara uyarak öncelikle kendi kişisel korunma tedbirlerimizi sonra da yanımızdakilerin tedbirlerini almalıyız. Farklı bir uygulama yapmaya gerek bulunmamaktadır. Ancak koronavirus kişiler hayvanlarından bir süre uzak dururlarsa hayvanlarının sağlığı açısından olumlu bir davranış olur. Böyle durumlarda varsa bir yakınının hayvanın beslenme ve diğer fizyolojik ihtiyaçlarında yardımcı
olması yarar sağlar. Günlük dışarı çıkarılan hayvanların tasma ile çıkarılması, eve girerken her ihtimale karşı ayakların sabunlu suyla silinmesi herkesin sağlığı için önemlidir.

Doğada yaşayan hayvanlar, sokak hayvanları, koyun, inek, tavuk benzeri çiftlik, kümes hayvanlarıyla ilgili bir çalışma var mı? Yaşanan salgının bu hayvanlar üzerinde etkileri nedir?
Aslında koronavirus zaten yıllardır bir çok türde bulunmaktadır. Ancak bu etkenler COVİD 19 gibi hastalık yapmamaktır. salgından sonra yapılan çalışmalarda COVİD 19 kanatlılarda ve domuzda hastalık yapmadığı yaban gelinciği ve kedilerde hastalık yapabileceği bildirilmiştir. Ama bu sadece bir bilimsel çalışmadan ibarettir ve genellikle bu çalışmalarda deneysel olarak hastalık etkeni hayvana bulaştırılmaktadır. Burada önemli olan hastalığın evcil hayvanlardan insana bulaşıp bulaşmadığıdır. Elimizdeki mevcut bilgilere göre evcil hayvanlardan insanlara hastalık bulaşmamaktadır.

Klinik sahipleri, veterinerler, hayvan bakıcıları benzeri, hayvanlarla içli dışlı olanlar için korunma önerileriniz nedir? Bu kişiler nelere dikkat etmeli?
Aslında kendileri korona açısından sağlıklılarsa farklı bir uygulama yapmalarına gerek yoktur. Ancak veteriner hekimler muayenehanelerine gelen hasta yakınlarını bireysel
korunma kuralları ve sosyal mesafe kuralını uygulayarak kabul etmeliler. Gerekirse sadece hastayı içeri alarak işlemleri yapmalıdırlar. Bu konuda hasta sahipleri de anlayış göstermeliler, bu durum herkesin yararınadır. Bir süreliğine sadece ertelenemeyecek müdahaleler yapılmalı. Üyelerimize bu süreçte ne yapmaları gerektiği konusu bir tabloyla açıklanmıştır.

En çok karşılaştığınız sorular ve karşılaştığınız sorunlar nelerdir?
En çok karşılaştığımız sorular evcil hayvanlardan insana hastalık geçer mi? sorusu. Hayvanlara farklı bir besleme yapmalı mıyım? Sorunlar ise çok çeşitli. Ülkemiz ilk defa böyle
büyük bir salgınla karşı karşıya kaldı. Doğal refleks olarak herkes insan yaşamına odaklandı. Oysa bu hastalık bir zoonoz, o nedenle öyle ya da böyle hayvanlar töhmet altında kaldı. Bizler bu konuyu önlemekte oldukça zorlandık. Böyle zamanlarda psikolojik zorlanımlar sağlıklı karar vermeyi engelliyor. Bazı vatandaşlar yıllardır beraber yaşadıkları
dostlarını sokağa bıraktı. Bu süreci yönetmek oldukça zorlu geçiyor.
Yine önümüzde özellikle süreç uzadığında sokak hayvanlarının karşı karşıya kalacağı sorunlar ile sebep olabilecekleri toplum sağlığı riskleri konusunda yetkilileri ikna etmekte
oldukça zorlanıyoruz. Maalesef bu olayda olduğu gibi ancak başımıza geldiğinde olayın ciddiyetini idrak ediyoruz. Oysa uyarılara kulak verip önlemler alınsa sorunlar minimum
düzeyde yaşanacaktır.

Kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?
Herkesin uyarıları yüzde yüz dikkate alarak, sorunun çözümüne katkı sağlamasını umuyoruz. Bu süreç uzayabilir, sabırlı olup tam bir dayanışma içinde ancak üstesinden gelebiliriz. Sadece bilimin bize gösterdiği ve önerdiklerini rehber alarak net bir yol izlemeliyiz.

Sn. Ahmet Yavuz Karaca ile Özel Röportaj

İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Müdürü Sn. Ahmet Yavuz Karaca:
“Şu ana kadar evcil hayvanlardan insana bir bulaşma görülmemiştir.”

Koronavirüs ve hayvanlarla etkileşimi hakkında bilimsel bir veri var mı? Bu konuda son gelişmeler nedir?

Bilimsel çalışmalara göre yeni tip koronavirüsün ev ve süs hayvanlarına bulaşma riskinin olmadığı görülmektedir. Bilim dünyası bu konuda birçok çalışma yapmakta olup yeni bir veri elde edildiğinde teşkilat olarak gerekli tüm tedbirler uygulanacaktır.

Evcil hayvan sahipleri bu salgınla ilgili neler yapmalı? Bu ve benzeri durumlarda hayvanlarının ve kendilerinin sağlıklarını korumak için ne tür önlemler almalı?

Öncelikli olarak evde kal kuralına riayet edilmeli, kediler için çok önemli değil ama köpek sahipleri, köpekleri gezdirme ve zorunlu ihtiyaçları için dışarı çıkarttığında sosyal mesafeye dikkat etmeli, diğer ev ve süs hayvanlarının sokak hayvanlarıyla teması engellenmeli, sağlık kontrolü, aşılama ve tedavi için veteriner hekim muayenehane, klinik, poliklinik ve hastanelerine mutlak suretle randevu alınarak gidilmelidir.

Unutulmamalı ki hastalığın hayvanlardan insanlara geçtiği görülmemiştir. O yüzden ailenizin bireyleri gibi evcil hayvanlarınızı da bu hastalıktan korumak gerekiyor.

Doğada yaşayan hayvanlar, sokak hayvanları, koyun inek tavuk benzeri çiftlik, kümes hayvanlarıyla ilgili bir çalışma var mı? Bu kişiler nelere dikkat etmelidir?

Öncelikli olarak hayvan sahiplerinin sosyal mesafeyi koruması önem arz etmektedir, kişisel hijyen, el hijyeni birinci kuraldır. İkinci kural olarak sahip oldukları hayvanlara ilişkin yem, malzeme ve suluk sistemlerine mutlaka eldiven kullanılarak işlem yapılması gerekmektedir.

Doğa ve sokak hayvanları dışındaki hayvanlar sahipli ve kontrollü hayvanlar olup veteriner hekim kontrolünde olduğundan sorun teşkil etmemektedir. Ancak önemli bir önlem olarak diğer hayvan sahipleri ile hayvanların bulunduğu yerlere ve kullanılan malzemelere bir başka kişinin temasının engellenmesi gerekmektedir.

Klinik sahipleri, veteriner hekimler, hayvan bakıcıları benzeri, hayvanlarla içli dışlı olanlar için korunma önerileriniz nedir? Bu kişiler nelere dikkat etmelidir?

Virusun bulaşma gücü yüksek olduğundan ilk olarak insan temasları ortadan kaldırılmalı, mecburi hallerde görüşmeler çok kısa, ara mesafeli ve gerekli önlemleri almak (maske, gözlük, tulum vb.) sureti ile olmalıdır.

Uzun görüşme ve bilgi alışverişleri telefon veya elektronik iletişim sistemi ile olmalı. Buradaki en önemli husus virüsün bulaşma mekanizmasını kırmaktır.

Bulaşma mekanizması iyi bilinmelidir. Bulaşma mekanizması kırılmadıkça alınacak tedbirler uzun zaman alacaktır.

Yapılan inceleme ve denetimlerde veteriner kliniklerinde, veteriner hekimlerimizin gerekli tedbirleri aldığı, hijyen ve temizlik hususlarını en üst seviyede tuttukları, bulaşma mesafelerine önem verdikleri, ev ve süs hayvanları sahiplerini randevu vermek sureti ile insanların bir arada bulunmalarını engelleyici önemli tedbirler aldıkları tespit edilmiştir.

Gerek evlerimizde gerekse işyerlerinde mutlak suretle temiz ve kirli alan oluşturmalı, virüsün bulaşma mekanızmasını ortadan kaldırmalıyız. Bu hususlara yönelik bir süre daha bu tedbirlerin devam etmesi gerektiği yönünde bilgilendirmeler, müdürlüğümüz yetkililerince ilgili alanlara yapılmaktadır.

Hayvan sahipleri ve bakıcılarının da koruyucu giysi giymesi, eldiven ve maskeyle kullanarak bir birileriyle mümkün mertebe ayrı ve dönüşümlü olarak çalışmaları bulaşma riskini ortadan kaldıracaktır.

Kamuoyuna vermek istediğiniz bir mesajınız var mıdır?

Son günlerde Covid-19 hastalığı yüzünden evcil hayvanlardan insanlara bulaşma korkusu oluşmuştur. Şu ana kadar evcil hayvanlardan insana bir bulaşma görülmemiştir. Bu konuda rahat olsunlar.

Burada önemli bir nokta da sokak hayvanları. Malum içinde bulunduğumuz durumdan dolayı çoğu kimse dışarıya çıkamıyor. Sokak hayvanları için elimizden geldiğince yem ve su bırakmaya çalışalım.

Bakanlığımız bu konuda Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü nezdinde girişimler başlatmıştır ve belirli noktalara sokak hayvanları aç kalmasın diye yem ve su bırakmaktadır.

“Pet sektöründe oldukça hacimli bir ekonomi oluşacağına inanıyoruz.”

Değerli sektör temsilcilerimiz,

2019 yılını çoğu sektörde olduğu gibi pet sektöründe de oldukça verimli bir şekilde geride bıraktık.

Birçok yeni üretici, ithalatçı sektör firmalarının yenilikçi ve katma değerli ürünleriyle sektöre dahil olması, satış noktalarındaki çeşitliliğe, ürün yelpazesinde derinliğe direkt yansımakla beraber, satış noktalarının sayısının da hem pet shop hem de klinikler anlamında her şehirde ciddi bir artış kat ettiğini görüyoruz. Pet kuaförlerinin, pet otellerin de artık yadsınamaz bir hizmet seçeneği olduğunu, verilen kaliteli hizmetlerle hayvan sahiplerine kendisini kabul ettirdiğini mutlulukla takip ediyoruz.

Üretici firmalarımızın kabına sığmadığı, iç pazarla yetinmeyip yabancı pazarlarda da paylarını ciddi oranda artırmak için çalışmalarını iyice hızlandırdığını hem onların yurtdışı fuar katılımlarından, ziyaretlerinden hem de ihracat satış ve operasyonlarından takdir ederek gözlemliyoruz.
Ulusal Fuarcılık olarak PETZOO fuarlarımızda ilk fuarlarımızdan itibaren hem ulusal hem global pazarlar için sektörümüzü ivmelendirdiğimiz çalışmalarımızın özellikle son senelerde yapılandırdığımız global partnerliklerimiz, işbirliklerimiz, global reklam mecralarının etkin kullanılması, yurtdışı fuar katılımlarımız ve ziyaretçi çalışmalarımız ile özellikle son 2019 İstanbul fuarımızda katılımcılarımızın fuarcılığın profesyonel ziyaretçi başta olmak üzere her yönünü en güzel şekilde tecrübe etmelerini, fuarın 4 gününde de hem ulusal pazardan hem global pazarlardan satın almacılar ve profesyonel noktaların ziyaretleri, TV, Radyo, Outdoor, Basılı Yayın, Internet ve Sosyal Medya mecralarının etkin kullanılması ile son tüketicinin de büyük ilgisi ile oldukça başarılı ve yoğun geçirmelerini sağladık.

2020 yılı 18-21 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek PETZOO Antalya fuarımız ile yine sektör firmalarımızın öncelikli olarak ticari salonda profesyonel ziyaretçiler ile bir araya gelmelerini, komşu ve bölgesel ülkeler öncelikli olarak yabancı pazarların da Akdeniz Evcil Hayvan Ürünleri unvanı ile vurguladığımız Akdeniz’ in en güzel ve en yoğun havayolu trafiğine sahip yerlerinden biri olan Antalya’ da ticari bir platformda buluşturmayı hedefledik. Antalya ve yaz dönemi tercihimiz ile yerli ve yabancı ziyaretçilerimizin fuar ve fuar haftasınca bayi toplantıları ve kısa bir tatil keyfi imkanı veren seçenekleri değerlendirmelerine vesile olmak istedik.

Bu sene özellikle Mart sonuna doğru ülkemizin gündemine ve yaşamına daha fazla giren dünya geneli virüs salgınına rağmen Haziran ayındaki fuarımız normal sürecinde ilerlemekte, çalışmalarımız tüm hızıyla yerli ve yabancı ziyaretçi kayıtlarımızdan da gördüğümüz üzere sağlıklı devam etmektedir.

Süreci devamlı takip edip, katılımcılarımızın ve ziyaretçilerimizin en uygun şartlarda fuarı geçirmeleri ve hiçbir şekilde mağduriyet yaşamamaları için en sağlıklı planlamamızı yapıyoruz.

Ne ülke genelinde ne de dünya genelinde olumsuz gelişmeleri arzu etmesek de, firmalarımızın bu geçici süreçten daha güçlü çıkmalarını sağlayacak basılı ya da dijital reklam, tanıtım fırsatlarını kesinlikle kaçırmamaları gerektiğini özellikle vurgulamak isteriz. Finansal planlamalarını iyi yapan, bunu yaparken de piyasada bir ve birkaç adım daha da öne geçmelerini sağlayacak hem prestijli hem de makul bütçelerle tanıtımını ihmal etmeyen firmaların geçmişte her dönemde oluşmuş ve gelecekte her zaman oluşma ihtimali olan olumsuz süreçlerden nasıl güçlü çıktıklarını, çıkacaklarını her zaman gördük ve göreceğiz.

Bahar döneminde ertelenen global fuarların, yaz dönemi ve sonrası için büyük bir satın alma iştahı oluşturacağını, bu süreçte 2020 ikinci yarısına denk gelen, ülkemizde gerçekleşen PETZOO Antalya 2020 ve PETZOO Eurasia 2021 fuar katılımcılarımıza global pazarların satın alma tarafında ilgisinin daha da artarak ilerleyeceğini ön görüyor, buna iç piyasanın da iştahı ve normale dönecek olan motivasyonunu eklediğimizde pet sektöründe oldukça hacimli bir ekonomi oluşacağına inanıyoruz.

Bu sene PETZOO fuarları ile beraber PET HABER Gazetesi yayınımız, temsil ettiğimiz global PETS International yayını, CIPS, Animals Days fuarları ve gündemimizdeki alternatif mecralar ile firmalarımıza birçok seçenek ile pazarlara ulaşmanın en kolay yollarını yine sunup, onların her süreçte yanlarında olduğumuzu el birliği ile başarılı çalışmalar gerçekleştirerek göstermek istiyoruz.

Sağlıklı, mutluluk ve başarı dolu bir yıl geçirmenizi içten temenni ederiz.

Ulusal Fuarcılık Satış Koordinatörü

Cengiz GÜMÜŞ

Öğrenciler evcil hayvanlar ile motive oluyor

2

Milli Eğitim Bakanı Selçuk’un barınaktan sahiplendiği, bakanlık bahçesinde bakılan Pergel’den sonra okullardaki evcil hayvan sayısı arttı. Hayvan bakılan okul sayısı 9 bine yaklaştı. Ankara’daki iki okulda da dersler hayvanlarla iç içe işleniyor.

Ördekler, kazlar, tavuklar ve daha pek çok kümes hayvanı… Burası bir çiftlik değil, Ankara Hasan Polatkan Ortaokulu’ndaki “Yaşayan Sınıf”.

(Video trthaber.com’da barınmaktadır.)

Hasan Polatkan Ortaokulu’ndaki “Yaşayan Sıfın” bilinen tüm sınıflardan çok farklı. Sınıfta işlenen derslere birbirinden farklı hayvanlar da eşlik ediyor.

Doğayla iç içe olan sınıfta bazen resim dersi, bazen de okuma saati yapılıyor. Öğrenciler teneffüslerde de yaşayan sınıfta vakit geçiriyor.

Okuldaki hayvan sesleri hem öğrencileri mutlu ediyor hem de öğrencilerin motivasyonlarını diri tutmalarını sağlıyor.

Hasan Polatkan Ortaokulu Müdürü Cenk Çakır, “Evlerinden getirdikleri beslenmeleri, kantinden aldıkları tostların bir parçasını hayvanlarla paylaşır oldular. Çocuklar doğayı ve hayvanı öğreniyorlar.” dedi.

Ayrancı Anadolu Lisesi “Tarçın” ve “Gofret”le neşelendi

Ankara Ayrancı Anadolu Lisesi öğrencileri de barınaktan aldıkları iki köpeği okula getirdi. Öğrenciler, artık teneffüslerde cep telefonu yerine “Tarçın” ve “Gofret” ismini verdikleri köpeklerle ilgileniyor.

Hayvan korkusu olan öğrenciler bu sayede korkularını da yeniyor.

Evcil hayvan bakılan okul sayısı 9 bine yaklaştı

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un barınaktan sahiplendiği, bakanlık bahçesinde yaşayan Pergel’den sonra okullarda bakılan evcil hayvan sayısı da arttı. Türkiye’de evcil hayvan bakılan okul sayısı 9 bine yaklaştı.

Haber: Züleyha Cebeci
Kamera: Ata Çalapkulu

Kaynak: trthaber.com

Veteriner Hekimler Öğrencilerle Buluştu

Dicle Üniversitesi (DÜ) Veteriner Fakültesi tarafından düzenlenen panelde veteriner hekimler ile veteriner fakültesi öğrencileri bir araya geldi.

DÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen panele Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aydın Ketani, veteriner hekimler ve öğrenciler katıldı. Prof. Dr. Aydın Keten’inin açılış konuşmasından sonra Doç. Dr. Sadık Yayla’nın moderatörlüğünde Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Yalçın Köksal klinisyen, veteriner hekim Tarın Akan veteriner hekimlikte holistik tedavi, veteriner Gülay Kabasakal Ertürk veteriner hekimlikte köpek eğitimi konularında sunum yaptı.

Programın ikinci oturumunda ise veteriner klinikleri hayrat değildir ile akademisyenlikten klinisyenliğe başlığı altında Klinisyen Hekimler Derneği Ankara ve İzmir Şubesi yetkilileri sunum yaptı.

Evcil hayvan beslemek yüksek tansiyonu düşürüyor!

Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Kemal Küçükersan, evde hayvan besleyen kişilerin kendini iyi hissettiğini açıkladı. Yapılan araştırmalara göre, hayvan besleyen tansiyon hastalarının yüzde 20-25’in üzerinde çok olumlu sonuçlar elde edildi hatta bu kişilerin kullandığı ilaç sayısında bile ciddi azalmalar görüldü

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kemal Küçükersan, Türkiye’de hayvanlarla insanlar arasındaki ilişkiye bağlı yapılan çalışmaların oldukça az olduğunu belirtirken yurt dışında ise bu konuda çok daha fazla araştırma yapıldığını kaydetti. Prof.Dr. Küçükersan, yapılan araştırmalarda hayvan beslemenin insanlara birçok yönden iyi geldiğinin ortaya çıktığını anlatarak, “Örneğin, evcil hayvan besleyen tansiyon hastalarında yapılan araştırmalarda yüzde 20-25’in üzerinde çok olumlu sonuçlar var. Kullandığı ilaç sayısı azalıyor, günde 3 ilaç kullanan bireyler var, ilaç kullanımını günde 1 ya da 2’ye düşürenler oluyor. Özellikle kan basıncını, plazma trigliserid değerlerinde de yapılan çalışmalarda olumlu sonuçların çıktığını görüyoruz. Örneğin baş ağrısı yaşayan kişilerde de aynı olumlu sonuçları görüyoruz. Evcil hayvan besleyen kişi kendini iyi hissediyor. Stresi tetikleyen hormonlar var. Evcil hayvan besleyen kişide stres hormonu aşağıya inmiş oluyor. Hastalığa neden olan hormonların da çalışmasını engellemiş oluyor hayvan beslemek” dedi.

Psikolojiyi düzenliyor, ağrı hissini azaltıyor 

Evcil hayvanla birlikte olan otistik çocuklarda çok ciddi anlamda olumlu sonuçların olduğunu kaydeden Prof.Dr. Küçükersan, “Çocuğun psikoloji daha düzene giriyor. Daha olumlu hayata bakış açısı oluşmuş oluyor. Örneğin hastanelerde yapılan bir çalışma var. Kanser tedavisi gören çocuklar ve ebeveynlerde yapılan çalışmalar neticesinde ciddi anlamda hastanın hissettiği ağrıyı daha az hissetme bulgusu ortaya çıkmıştır. Hasta, beslediği evcil hayvanıyla bir arada olduğu için kendisini daha iyi hissediyor” diye konuştu.

10 yıl besledi, doktor kontrolünde ilacını azalttı 

Kendisinin de yüksek tansiyon hastası olduğunu ve köpek beslediğini söyleyen Prof.Dr. Küçükersan, “4,5 yıldır Murphy isimli Golden cinsi köpek besliyorum. Ondan önce 6 yıl bir kedi besledim. Toplamda 10 yıldır evimde bir hayvan besliyorum. Aynı zamanda yüksek tansiyon hastasıyım. Kullandığım tansiyon ilaçlarını azalttım. Sabah ve akşam ilaç kullanıyordum, akşam aldığım tansiyon ilacını kaldırdım.

Kaybolduğunu anlayan köpek polise gitti

ABD’nin Teksas eyaletinde bulunan Odessa Polis Karakolundaki memurlar, bir sabah sevimli bir ziyaretçi ağırladı. Patilerini masanın üzerine koyarak derdini anlatmaya çalışan köpeğin kayıp olduğu ortaya çıktı. Çavuş Rusty Martin, adı Chico olan köpeğin hiç tedirgin görünmediğini söyleyerek, ‘Sanki mahallede bir gezintiye çıkmış ve polislerin günlerini neşelendirmek için ziyarete gelmeye karar vermiş gibiydi’ dedi. Chico, bir süre danışmanın önünde bekledikten sonra içeri koştu. Çavuş Martin, ‘Onu binada görmekten heyecan duyduk’ dedi.

Kimliğini düşürmüş

Chico’nun polislere oyun oynama süresi dolduğunda, artık sahibini arama vakti gelmişti. Ancak kimlik etiketi tasmasından düştüğü için bu kolay değildi. Bu nedenle Chico’nun üzerinde bir mikroçip olup olmadığının kontrol edilmesi için veterinere gitmesi şarttı.

Chico, polis merkezindeki eğlencenin bittiğini anladı ve veteriner gelmeden saklandı. Ertesi gün, köpeklerinin kaybolduğunu bildiren bir aile, Chico’yu almaya geldi.

Çavuş Martin, yaptığı açıklamada, ‘Geldiği gibi gitti. Sahini ertesi sabah onu aldı ve evine götürdü. Polis merkezine yaklaşık bir mil uzakta yaşıyor’ dedi.

Antik Dönemde Köpeklere Yazılmış 8 Dokunaklı Yazıt

Aslında insanlar ölen hayvanları için yazılı tarihin çoğunda yas tutuyordu ve bazılarının köpeklerine karşı ne hissettiklerini biliyoruz.

Bugün insanların çoğu evcil hayvanlarını sadece evcil hayvan olarak değil, ailelerin hakiki üyeleri olarak görüyor, bu yüzden bir köpeğin, kedinin veya değer verilen başka bir canlının ölümünün, sevilen bir insanı kaybedildiğinde yaşanan acı kadar güçlü olması çok normal.

Ancak evcil hayvanlara karşı bu kadar hassas bir duyguya sahip olmak, yumuşak ve duygusal bir toplumun göstergesi olan modern bir hadise değil. Aslında, insanlar ölen hayvanları için yazılı tarihin çoğunda yas tutuyorlardı ve hiçbir yerde Antik Yunan ve Roma’nın köpekleri için yazılan bu yürek parçalayan yazıtlardan daha belirgin değillerdi.

İşte köpekler için yazılan en dokunaklı antik yazıtlardan 8 tanesi:

1- “On beş yıl önce seni kendi ellerimle getirirken sevindiğim kadar, seni son dinlenme yerine götürürken gözü yaşlıyım.” Kaynak

Evcil hayvan sahibi olan bu insanlar, arkadaşlarını son yolculuğuna uğurlarken, ölen köpekleri için açıkça ağlamaktan utanmadılar.

2- “Bu yolu geçen sen, bu bir köpeğin mezarı olmasına rağmen, eğer bu anıta tesadüfen dikkat edersen,  gülme, sana dua ederim. Gözyaşları benim için düştü ve bir efendinin eli tarafından toz üstüme yığıldı.” Kaynak

Evcil hayvan mezarlıklarından önceki bir çağda, Yunan ve Romalılar evcil hayvanlarını yol kenarı boyunca bu gibi işaretli mezarlara gömerlerdi – hafife almadıkları kederli bir hareket ile.

3- “Gözlerim gözyaşlarıyla ıslandı, küçük köpeğimiz, seni (mezara) koyduğumda… Yani, Patricus, bir daha asla bana bin öpücük vermeyeceksin. Asla kucağımda mutlu olamazsın. Üzüntü içinde seni gömdüm ve hak ediyorsun. Mermerin dinlenme yerine, seni her zaman gölgemin yanına koydum. Niteliklerinde, bilge bir insan gibisin. Ah, ben! Ne sevilen bir arkadaşı kaybettik!” Kaynak

Bu metin, yas tutan sahibi tarafından yazılmış bir İtalyan köpeği olan Patricus’un mezar taşında bulundu. Unutmayın ki, bu dönemde bile evcil hayvanlar insanlara benziyordu.

4- “Karşılaştırmasız ve övülmeye layık ruh, evlatlık Helena’ya” Kaynak

Evcil köpekler, özellikle de finolar, genellikle “evlatlık” olarak adlandırıldı, dahası  o zamana kadar evlat edinilen evcil hayvanlara bile aile üyeleri gözüyle bakıldığı varsayılıyor.

5- “Bu, Rhodope’nin gözyaşı döktüğü ve bir insan gibi gömülen, ölmüş köpek Stephanos’un mezarı. Ben köpek Stephanos ve Rhodope benim için bir mezar yaptı.” Kaynak

Burada, Stephanos adlı bir köpeğin, bu yazıtı okuyan herkesin hayvanın onun için ne anlama geldiğini bildiğinden emin olmak isteyen efendisi Rhodope tarafından yası tutulmuş.

6- “[Myia] asla sebepsiz havlamadı, ama şimdi o sessiz.” Kaynak

Bu köpeğin sahibi hayvanı için basit ama güçlü kelimeler sunuyor.

7- “Buradaki taş, Eumelus’un en sadık koruyucusu olan, beyaz köpek Melita’nın  bulunduğunu söylüyor; henüz hayatta iken onu aradılar; ama şimdi sesi gecenin sessiz yollarında tutuklu.” Kaynak

Eumelus için, ölen evcil hayvanı Melita açıkça bir hayvandan daha fazlasıydı, daha ziyade sadece şiirsel terimlerle tanımlanabilecek bir alemin ötesine geçmiş bir ruha sahip bir yaratıktı.

8- “Issa, Lesbia’nın serçe sevgisinden daha şuh, bir üveyik öpücüklerinden daha saf, kıvrılıp yatan bekar yüz kızdan daha tatlı, Hindistan’ın değerli taşlarından daha nadir. O Publius’un evcil hayvanı, sevgili Issa; O duyduğun bir insan sesi gibi inliyor.” Kaynak

Bu uzun epigrafide Publius’un köpeği Issa, o zamandan beri kaybolan bir resim veya heykelde anımsanan mitolojik terimlerle tanımlanıyor.

Kaynak: Arkeofili

Arkeofili.com’u buradan destekleyebilirsiniz.

Bakışlara aldanmayın, aslında pamuk gibi bir kalbi var

Kedilerin kalbimizde çok ayrı yeri var. Ancak Barbara isimli bu kedi, bakışları nedeniyle herkese korku salıyor. Sahibi Sarah, Barbara’nın kötü bakışlarının ardında pamuk gibi bir kalbinin olduğunu söylüyor.

Kedi Barbara ile tanışın! Sarah Borok isimli bir kadın tarafından sahiplenilen Barbara, sinsi bakışları nedeniyle herkese korku salıyor. Ancak Sarah, onun bu bakışlarına rağmen pamuk gibi bir kalbi olduğunu söylüyor. Sarah Borok, Barbara hakkında şunları söylüyor: Gün boyunca kedi oyuncaklarıyla oynamaktan zevk alıyor ama oyunlardan hemen yorulabiliyor. Nerede olursa olsun, Barbara’nın bu hayattaki önceliği benim.

BoredPanda’ya açıklamalarda bulunan Sarah, ‘Barbara, çamaşır sepetine ve kutulara karşı oldukça takıntılı. Barbara’nın karakteri, yaptığım her şeyde büyük hayal kırıklığına uğratmak ve top gibi yumuşacık olmak arasında dalgalanıyor. Günün herhangi bir zamanında sevgiye ve kucaklanmaya hazır. Eğer eve başka biri girerse, onları öldürmekle tehdit ediyor’ diyor.

Sarah ayrıca Barbara’nın geceleri koluna sarılarak uyuduğunu belirtiyor.

‘İnternet, Barbara’nın huysuz yüzüne aşık oldu ama bunun nedeni ona gösterdiğim aşırı şefkatle çelişmesi’ diyen Sarah, insanların barınakları ziyaret etmeleri gerektiğini söylüyor.

Barbara, ilk evlat edinildiğinde oldukça saldırgandı ve sahibine de saldırdı. Ancak zamanla sahibine alıştı ve vazgeçilmezi oldu.

Bu kitap evinde hissedarlar sokak hayvanları

Şişli’de yaklaşık 600 metrekare alan üzerinde açılan bir kitapevinin yöneticileri kitap satışlarından elde edilecek olan tüm karın sokak hayvanları için kullanacağını açıkladı.

10 gün önce başlanılan proje vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü.

Daha önce kurduğu internet sitesiyle elde ettiği gelirleri sokak hayvanları için harcayan Kitapkoala sitesi yaklaşık 10 gün önce Şişli’de bir kitapevi açtı. Kitapevinden elde edilecek tüm gelirleri de sokak hayvanlarının bakımı için kullanacaklarını ilan eden kurum, sosyal farkındalık projesiyle beğenileri topladı. Yaklaşık 600 metrekare içerisinde bulunan dükkanda kitapların yanında müşterilerin ücretsiz olarak faydalanabildikleri kafeterya, dinlenme alanları, toplantı odaları, sergi alanları gibi alanlarda bulunuyor.

30 binden fazla kitaba ev sahipliği yapan kitapevine gelenler, hem hoş bir ortamda vakit geçiriyor hem de aldıkları ürünlerle sokak hayvanlarına destek oluyor. Ayrıca elde edilen karın sokak hayvanlarına gittiğinden emin olmak isteyen vatandaşlar internet sitesinden de yapılan harcamaları kontrol edebiliyorlar.

“Aslında bu sokak hayvanlarının acılarını dindirmek ve tedavilerini finanse etmeye yönelik bir hayal”

Kurdukları kar sistemi ile hem hayvanların sosyal güvenlik kurumu gibi çalıştıklarını hem de hayvanların kendilerinin patronu olduğunu dile getiren Selinay Şahin, “Öncelikle çok mutluyuz ve gururluyuz. Biz bütün karımızı sokak hayvanlarının tedavilerini finanse etmek için kullanıyoruz. Kurucu kadromuzun bir fikri bu. Aslında bu bir hayal. Sokak hayvanlarının acılarını dindirmek ve tedavilerini finanse etmeye yönelik. Kar konusunu açmak da fayda var. Kar, toplam gelirden toplam giderlerinizi çıkardığınızda elinizde kalan tutardır. Diğer şirketlere baktığımızda bu kar patrona gidiyor ya da yönetim kurulu ortaklarına gidiyor. Fakat biz de direk hayvanların tedavilerini finanse etmek için kullanılıyor. Bu bağlamda aslında biz hem hayvanların sosyal güvenlik kurumu gibi çalışıyoruz hem de hayvanlar bizim patronlarımız oluyor. İnanılmaz bir rağbet var” diye konuştu.

“Tek bir hayvan için bile bu yola çıkmaya değer olduğunu düşünüyoruz”

Şirketin her zaman karını sokak hayvanları için kullanacağını ifade eden Şahin, “Biz insanlarla bir arada olmayı çok seven bir ekibiz. Hem 600 metrekare ile Şişli’nin en büyük kitapevini açtık hem de müşterilerimizin ve misafirlerimizin ücretsiz kullanabilecekleri etkinlik alanları, toplantı odaları, sessiz çalışma odaları tasarladık. Şişli halkı bizi resmen bağırlarına bastılar. Açılışımız bünyesinde de bin liralık bir mama bağışı yaptık ve bu bağış barınaklara gitti. Her sokakta bir hayvan acı çekiyorsa ve o acıyı dindirebiliyorsak ne mutlu bize. Tek bir hayvan için bile bu yola çıkmaya değer olduğunu düşünüyoruz. Tedavi ettireceğimiz hayvanlardan elimizde kalan karla da kendi kliniklerimizi kurmak ve kendi barınaklarımızı açmak istiyoruz. Çünkü bu şirket her zaman bütün karını sokak hayvanlarına harcayacak” dedi.

“Müşteriler durumdan çok memnun”

Kitap alırken sokak hayvanlarına yardım edeceğini bilerek alacağını belirten Çetin Tokay, ” Böyle bir kitap alanının olması çok güzel. Daha ilginç olanı ise kurumsal kimliği olan bir yerin gelirini sokak hayvanlarına ayırması beni çok mutlu etti. Çok heyecanlandırdı. Elbette buradan kitap alarak böyle bir şeye katkısı olacağını bilerek kitap alacağım. Bu da bir ayrıcalık olacak. Kitap alabileceğim birçok yer var ama seçimimi buradan yana yapacağım. Burayı tabi ki tavsiye ederim ” şeklinde konuştu.

Sandra Behar ise, ” Hayırlı olsun diyorum. Çok faydalı bir şey. Özellikle sokak hayvanları için çok faydalı. Çok ihmal ediliyorlar. Böyle bir şeyi bir kitap evi olarak ilk defa duydum. Buraya ilk defa geliyorum. Bayağı donanımlı ve geniş bir yer. Özellikle bugünü buraya ayırdım gezmek için” şeklinde konuştu. – İSTANBUL

Kaynak: İHA