Ana Sayfa Blog Sayfa 62

32 Veteriner Yaşamını Yitirdi

Türkiye’yi yasa boğan deprem felaketinde Türk Veteriner Hekimleri Birliği verilerine göre, 26 veteriner hekim ve 7 veterinerlik fakültesi öğrencisi de yaşamını yitirdi. En çok kayıp ise yine Hatay’da yaşandı.

MELTEM GÜNAY– Deprem bölgesiinde 26 veteriner hekim ve 7 veterinerlik fakültesi öğrencisinin yaşamını yitirdiği öğrenildi. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İbrahim Ozan Tekeli Hatay Odabaşı Mahallesi’nde yıkılan evlerinin enkazında kızları Nefes ve Eylül’le birlikte yaşamını yitirdi. Veteriner hekim İlayda Gezmen de yıkılan evinin enkazında yaşamını yitiren isimlerdi. Hatay’da yıkılan Rönesans Rezidans’ta ise veteriner hekim Ufuk Tuğrul Bahadırlı ve İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veterinerlik Fakültesi öğrencisi Sude Vardar enkazda kalarak yaşamlarını yitirdiler.

İskenderun Veteriner Sınır Kontrol Noktası Müdür Yardımcısı Ediz Okur da depremde öğretmen eşi Şenay Okur ve oğlu Ege Okur’la birlikte yaşamını yitirdi. Yine İskenderun’da Hikmet Çiçekli, eşi Saadet ve çocukları 5 yaşındaki Asya ve 1 yaşındaki Almina’yla birlikte hayatını kaybetti. Veteriner hekim Murat Akman da eşi, kızı ve oğlu Furkan Akman’la birlikte enkaz altında can verdi. Hatay’da veteriner hekim Sabahattin Tumama da eşi Gülnaz, çocukları Mert ve Emre’yle beraber hayatını kaybetti.

7’si öğrenciydi

Kafkas Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi öğrencileri Vedat Ateş ve Mehmet Taşar Ergül, Harran Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi öğrencileri Fatmanur Karalar, Mustafa Emir Şenses ve Ökkeş Rahmi Doğan, Erciyes Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi öğrencisi İrem Özer de depremde hayatlarını kaybettiler.

Kaynak: Milliyet 

Kedi Maltı Nedir? Kedi Maltı Ne İşe Yarar, Kaç Günde Bir Verilir ve Gerekli Mi?

Kedi maltı, özel olarak formüle edilmiş bir üründür, içeriğinde çeşitli malzemeler yer almaktadır ve bu ürün kedilere doğrudan verilmektedir. Aynı zamanda kedilerin yabancı maddeleri yutması durumunda da bu ürün kullanılabilir. Kedi maltı, her gün verilebilmektedir, yavru kedilerde 1-2 cm olarak, yetişkin kedilerde ise 3-4 cm olarak kullanılabilmektedir bu da kedi maltı her gün verilir mi sorusunun cevabı olmaktadır. Vermezsem ne olur sorusuna da cevap vermek gerekirse, kedilerin yuttukları tüy yumakları midede irritasyona sebep olur ve kediler kusarak kıl yumağı çıkarır. Hadi gelin kedi maltı nedir adlı yazımıza geçelim.

Kedi Maltı Nedir ve Ne İşe Yarar?
Kedi maltı, kedi sağlığı için oldukça faydalı bir takviye üründür. Genellikle kedi sahipleri tarafından, kedi sağlığı için kullanılır. Kedi maltı, kedilerin yuttuğu tüyleri ve diğer yabancı maddeleri sindirmelerine yardımcı olan bir üründür.

Kediler, kendilerini temizlemek için sık sık tüylerini yalarlar. Bu durum, kedi sahipleri tarafından da iyi bilinmektedir. Ancak, tüy yutma alışkanlığı, bazen sindirim problemlerine neden olabilir. Tüy yutmak, kedilerin sindirim sistemlerinde tıkanıklıklara neden olabilir. Bu da, kusma, ishal, kabızlık gibi sorunlara yol açabilir. Kedi maltı, bu sorunları önlemek için kullanılabilir.

Kedi maltı, özel olarak formüle edilmiş bir üründür ve içeriğinde çeşitli malzemeler bulunur. Bu malzemeler arasında genellikle bitkisel yağlar, mineraller, vitaminler, taurin ve bazı enzimler yer alır. Kedi maltı, kedilerin sindirim sistemlerine kolayca emilir ve sindirim sürecine yardımcı olur.

Kedi maltı, kedilere doğrudan verilir. Kedilere, biraz kedi maltı vermek, tüy yutma alışkanlığı nedeniyle ortaya çıkan sindirim problemlerini önlemeye yardımcı olabilir. Kedi maltı, özellikle uzun tüylü kedilerde, tüy yumaklarının oluşmasını önleyebilir.

Kedi maltı ayrıca, kedilerin diğer yabancı maddeleri de yutması durumunda da kullanılabilir. Örneğin, kediler evdeki bitkileri yiyebilirler. Bu bitkiler, kedilerin sindirim sistemlerinde sorunlara yol açabilir. Kedi maltı, bu gibi durumlarda da kedilerin sindirim sistemlerine yardımcı olabilir.

Kedi Maltı Kaç Günde Bir Verilir?
Kedi maltı, genellikle günlük olarak kullanılır. Kedinizin yaşına, büyüklüğüne ve diğer sağlık durumlarına bağlı olarak, veteriner hekiminiz size kediniz için doğru dozajı önerebilir. Kedinize kedi maltını vermeden önce, veteriner hekiminize danışmanız önerilir.

Kedi maltı, kedinize yemeklerinden önce veya sonra verilebilir. Bazı kedi sahipleri, kedi maltını kedinin diğer ilaçlarını verirken de kullanabilirler. Ancak, kedinize ilaç verirken, veteriner hekiminizin önerdiği yönergeleri takip etmeniz önemlidir.

Kedi maltı genellikle bir çeşit macun formunda gelir. Kedinize kedi maltını vermek için, bir çay kaşığı kadar kedi maltını kedinizin ağzına koyabilirsiniz. Ayrıca, kedi maltı bazı kuru mamaların üzerine de serpilebilir. Kedinizin kuru mama yediğinden emin olmak için, kedinizin kuru mamayı yemesini bekleyebilirsiniz.

Kedi maltının kaç günde bir verilmesi gerektiği konusunda bir kural yoktur. Veteriner hekiminizin önerdiği dozaj ve sıklığı takip etmeniz gerekmektedir. Genellikle, kedi maltının günlük olarak verilmesi en faydalıdır.

Kedi Maltı Gerekli Mi?
Kedi maltı, kedilerin sindirim sistemi sağlığı için oldukça faydalı bir takviye ürünüdür. Ancak, kedinizin kedi maltına ihtiyacı olup olmadığı, kedinizin sağlık durumuna ve yaşam tarzına bağlıdır.

Tüy yutma alışkanlığına sahip olan kediler, zaman zaman tüylerini yutarlar ve bu tüylerin bir kısmı sindirim sistemi boyunca geçerek kabızlık, ishal ve kusma gibi sindirim problemlerine neden olabilir. Kedi maltı, bu tüylerin sindirim sisteminden kolayca atılmasına yardımcı olur ve sindirim sistemi sağlığı için faydalıdır.

Ayrıca, kedinizin yaşı, sağlık durumu ve yaşam tarzı, kedinizin kedi maltına ihtiyacını belirleyebilir. Örneğin, yaşlı kedilerde sindirim sorunları daha yaygındır ve kedi maltı bu durumda daha faydalı olabilir. Ayrıca, tüy dökümü mevsiminde ya da uzun tüylü kedilerde, tüy yutma alışkanlığı daha yaygındır ve kedi maltı bu durumda daha önemlidir.

Ancak, kedinizin sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olduğundan eminseniz ve tüy yutma sorunu yaşamıyorsa, kedi maltına gerek yoktur. Kediniz herhangi bir sindirim problemi yaşamıyorsa, beslenmesine dikkat etmek, yeterli su tüketimini sağlamak ve düzenli veteriner kontrollerine gitmek yeterli olabilir.

Kaynak: Sabah

Depremin 129. Saatinde Kurtardığı Kedi, Can Dostu Oldu

Türkiye’yi sarsan depremlerin en çok hasar verdiği illerden olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde arama-kurtarma çalışmalarına katılan Mardinli itfaiye eri Ali Çakas, 129’uncu saatte enkazdan çıkarıp ‘Enkaz’ adı verdikleri kediyi sahiplendi.

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ile 7.6’lık iki deprem büyük yıkıma neden oldu. Depremin vurduğu illerden olan Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde arama kurtarma çalışması yürüten Mardin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ekipleri, Atatürk Mahallesi’ndeki Akan Apartmanı’nın enkazından 129’uncu saatte 5 kişiyi canlı kurtardı.

Mardin ekibi ayrıca, aynı enkazdaki 2 kediyi de sağ çıkardı. Kedilerden birinin sahibini bulamayan ekipler, bakımını ve beslenmesini üstlendi. ‘Enkaz’ adı verilen kedi, arama kurtarma ekibini çalışmalar boyunca yalnız bırakmadı. Ekibin maskotu olan kediyi, kurtarma çalışmalarında görev yapan itfaiye eri Ali Çakas sahiplendi. Çakas, Mardin’e getirdiği kediye özenle bakıyor.

Depremin ilk saatinde bölgeye sevk edildiklerini belirten Ali Çakas, çalışmalar bittikten sonra kurtardığı kediyi orada bırakmaya gönlünün el vermediğini ifade ederek, “90 kişilik ekiple çalışma yaptık. Akan Apartmanı’nda ekip olarak 5 kişiyi kurtardık. Bir canlı daha çıkarmak için var gücümüzle çalıştık. Ayrıca, 3 muhabbet kuşunu kafesi ile çıkardık. Enkaz altından 2 kediyi de kurtardık. Bir kedinin sahibini bulduk ama bir kedinin sahibi bulunamadı. Tabii aramızda bir bağ oluştu, sürekli yanımızdaydı, bunun üzerine biz de kediyi sahiplenerek ‘Enkaz’ adını verdik. Kedi benden hiç ayrılmıyordu, ben de ondan ayrılmadım. Evimde ona bakıyorum. Onunla beraber yatıyoruz. Geldiği günden beri hiç kucağımdan düşmedi. Bu travmayı beraber atlatacağız. Ailem de onu ailenin bir bireyi olarak gördüler” dedi.

Kaynak: Karar

Çadır Kentteki Depremzedeler Evcil Hayvanlarını Yanlarından Ayırmıyor

Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan depremlerden etkilenen Gaziantep’te depremzedelerin çadır kente getirdiği evcil hayvanlar, çocuk ve yetişkinlerin moral kaynağı oldu.

Gaziantep
Deprem nedeniyle AFAD koordinasyonunda Gaziantep Büyükşehir Belediyesince Festival Park’ta kurulan çadır kente gelen aileler, evcil hayvanlarını da yanlarına aldı.

Depremzede aileler evlerinde besledikleri kedi, köpek, kuş ve tavşan gibi hayvanları çadır kente getirdi.

Çocukların en büyük ilgi odağı ise “Boncuk” adı verilen tavşan oldu. Çocukların peşinden koşarak yakalamaya çalıştığı tavşan zaman zaman yetişkinleri de tebessüm ettirdi.

Depremzedelerden Hanifi Yılmaz, AA muhabirine, çadır kentteki depremzedelerin tavşanı sevdiğini söyledi.

Yılmaz, depremde hasar gören evlerine giremediklerini ifade etti.

Çocukların eve girmeye korktuklarını anlatan Yılmaz, çadır kentte yaşamlarını sürdürdüklerini kaydetti.

Çadırda kendilerini daha güvende hissettiklerini dile getiren Yılmaz, “Ben aslında tavşanı unutmuştum ama kızım ağladı, ‘Evden çıkmam’ diye. Ben koşa koşa o deprem anında evden tavşanı aldım. O günden bu yana yanımızda.” diye konuştu.

“Boncuk”u 3 aydır beslediklerini anlatan Yılmaz, “Tavşanı buraya getirdik, dışarı bıraktık, biz numaralara bakarak giriyoruz çadırlara, o gelip çadırı buluyor. Herkes fotoğraf çekiyor, seviyorlar. Tüm depremzedeler tavşanımızı seviyor, onlara da moral oluyor.” sözlerine yer verdi.

Hanifi Yılmaz’ın 6 yaşındaki kızı Hilal de çok sevdiği tavşanı yanlarında olduğu için mutlu olduğunu söyledi.

Muhabbet kuşları ile çadır kentte kalıyor
Depremzede Aynur Kal ise “Sultan”, “Badem”, “Güneş” ve “Deniz” adı verdiği muhabbet kuşları ile çadır kente yerleştiğini belirterek, “Depremde kuşlarımızı bırakmadık. Hava soğuk, elektrikler yok, su yok, doğal gaz gitti, ben bunları nasıl bırakırım.” dedi.

Evlerine gidemediklerini ifade eden Kal, “Ben böyle bir deprem görmedim. Zannedersin bir atom bombasını atarlar da öyle bir ses oldu. “ifadesini kullandı.

Kaynak: AA. 

Köpek Eğitmenine Sorduk: Arama Kurtarma Köpekleri Nasıl Bir Eğitimden Geçerek Onlarca İnsanın Hayatını Kurtarıyor?

Yaşadığımız talihsiz deprem felaketi 10 ilimizi derinden sarstı. Afetten sonra dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından yardıma koşanların arasında can dostlarımız köpekler de vardı. Gece gündüz demeden yüzlerce insanın hayatını kurtaran kahraman köpeklerimizin nasıl eğitildiğini köpek eğitmeni Kutay Özkan’a sorduk.
Sıla, Lezzet, Talo Tetik, Şilan, Maria, Rita ve arama-kurtarma çalışmalarında hayatını kaybettiği için anılmayı hak eden Proteo… İsimlerini saydığımız bu arama-kurtarma köpekleri ciddi eğitimlerden geçerek hayatlarımızı kurtarmaya geldiler.

Pelerinsiz kahramanların bu aşamaya gelene kadar nasıl bir eğitimden geçtiği ise merak konusu. Eğitmenimizden edindiğimiz bilgilerle konuya açıklık getirmeye çalıştığımız içeriğimiz sizlerle.

Geliştirilmiş hiçbir teknolojik alet, köpekler kadar etkili değil.

Gelişen tüm teknolojiye rağmen arama-kurtarma faaliyetlerinde en iyi seçenek hâlâ köpekler. Onların burnu, bizim tahmin edebileceğimizden o kadar hassas ki ne termal kamera ne de sismik ses tarayıcısı onlar kadar iyi tespit yapıyor.

Bu sebeple hâlâ tüm arama kurtarma organizasyonlarında köpekler kullanılıyor. Hatta belli standartlara sahip bir arama-kurtarma organizasyonu olabilmek için köpek bir şart.

Köpeklerin arama-kurtarma köpeği olabilmesi için temel kriter: Oyun oynamayı sevmeleri!

Ne yazık ki her köpek, arama-kurtarma köpeği olabilmek için uygun değil. Özellikle Golden Retriever veya Labrador gibi oyun oynama şevki yüksek köpekler arama-kurtarma köpeği olmaya daha yatkın.

En temel kriter, köpeğin oyun oynamayı çok sevmesi ve hırslı bir şekilde oyun oynaması. Bu oyun için top veya ip gibi bir oyuncak kullanılıyor.

En çok kullanılan yöntem, bir oyuncakla oyun oynatmak.

Arama-kurtarma eğitimlerinde çoğunlukla kullanılan yöntem, köpeğin bir oyuncak ve bir oyun arkadaşıyla motive olarak eğitilmesi.

Bunun dışında oyuncak yerine yemek kullanılarak yapılan eğitimler de mevcut ancak köpeği aç bırakarak eğitmek etik bir yol değil. Ayrıca, gerçek bir enkazda çok yemek olabileceğinden patili dostumuz pek doğru tahminler yapamayabilir.

Sahte enkaz ortamı yaratılarak köpekler eğitilmeye başlanıyor.

Eğitmen, ilk önce köpekle oyunlar oynuyor ve daha sonra enkazın içinde bir yere saklanıyor. Köpek, oyun arkadaşını bulmak için enkazda arama yapmaya başlıyor. Arkadaşını görüp duyamadığından köpekler için en önemli duyu organı olan burnunu kullanıyor.

Oyuncu dostumuz sözde kazazede kişiyi bulup belli bir sayıda havladığında kazazede bulunduğu yerden çıkarak onunla oyun oynuyor. Köpek, bundan sonra arkadaşını her bulduğunda havlamaya başlıyor. Özetle kendini bir oyunun içerisinde zannediyor.

Ek olarak, kazazede rolündeki kişi sürekli değişiyor ki köpek tek bir kokuya alışıp sürekli o kişiyi aramasın.

Köpek, oyundan sıkıldığı an arama da bitiyor.

Doğal afetlerde yardımımıza koşan patili dostlarımız genelde günde 4-5 arama yapıyor. Daha enerjik olanlar elbette daha fazlasını da yapabiliyor. Eğer oyundan sıkılırsa eğitim hemen bitiriliyor ki bu oyun onlar için sıkıcı hâle gelmesin.

Hatta genelde oyundan en çok zevk aldığı, eğlencenin zirvesinde olduğu zamanda bırakılıyor. Böylece sevimli dostumuz tekrar oynamak için heyecanını sürdürüyor.

En az 2 sene boyunca eğitim alıyorlar.

Hemen hemen her gün komut çalışmalarıyla eğitilen can dostlarımız haftada 1 kez enkaz çalışmasında eğitimlerine devam ediyorlar ve en az 2 sene boyunca bu şekilde çalıştıktan sonra AFAD sınavlarına katılıyorlar.

Her arama-kurtarma köpeği, AFAD sınavından geçmek zorunda.

İster AKUT üyesi olsun ister başka bir kurum; her köpek, AFAD’ın sınavından geçmek zorunda. Bu sınavlar ‘eğitim yeterlilik ve görev yeterlilik’ olarak iki aşamadan oluşuyor.

Eğitim yeterlilik sınavı ‘otur-yat-bekle’ gibi temel komutlar; enkaz bölgesinde karşılaşabileceği sallanan zeminlerde ve merdivenlerde yürüme gibi aşamaları içeriyor.

Görev yeterlilik sınavında ise enkaz simülasyonunda arama yapılıyor. Birkaç kişinin saklandığı bu sınavda köpek, bu kişileri bulmakla yükümlü oluyor ve tüm sınavları geçtiğinde arama-kurtarma köpeği olmaya hak kazanıyor.

Eğitmenin ve köpeğin yakınlığı oldukça önemli.

Köpeğin ve eğitmenin bir ekip olarak çalışması hayati önem taşıyor. Eğitmen; hayvan dostunu izleyerek, sesini dinleyerek birçok mesaj çıkarabiliyor. Köpeğin sesindeki eminlik, vücudunun duruşu, bakışları bile kazazedenin yüzeye ne kadar yakın olduğuna veya hayatta olup olmadığına dair işaretler verebiliyor.

Örneğin patili dostumuzun sesindeki eminlik seviyesi “Kokuyu aldım ama nerede olduğunu bilmiyorum.” şeklinde bir mesaj verebiliyor. Böylece eğitmeni onu başka tarafa yönlendiriyor.

Hayatını kaybetmiş bir insana tepki vermeyebilirler.

Köpekler çoğu zaman yalnızca canlıya tepki veriyorlar çünkü ölü birinin kokusu eğitimlerde alıştıkları canlı kişilerden farklı. Böylece, havladıklarında enkazda canlı olduğunu anlayabiliyoruz.

Pitbull cinsi köpekler arama-kurtarma çalışmalarına katılamıyor.

Yakın zamanda üremeleri yasaklanan ve ‘yasaklı ırk’ olarak adlandırılan pitbull’ların kayışlı ve ağızlıklı olmaları gerektiğinden artık arama-kurtarma organizasyonlarında yer almaları yasak.

Eğitmen Kutay Özkan’ın aktardığına göre, deprem bölgesine yardıma gidecek eğitimli iki pitbull köpeği, cinslerinden dolayı sınavdan diskalifiye oldular.

Köpeği olan herkes herhangi bir arama kurtarma derneğine üye olup çalışabilir.

Eğitmen Kutay Özkan son olarak şunları aktarıyor:

“Arama-kurtarma için çok daha fazla köpeğe ihtiyacımız var. Şu anda mevcut köpek sayımız belki ancak İzmir’e yetebilir. Biz ‘Köpek Bahçesi’ eğitim ekibi olarak bu eğitimler için de çalışıyoruz.”

“Tüm hayvanseverler bunu yapabilir, disiplin gerekiyor ancak profesyonel olmak gerekmiyor. Herhangi bir insan, herhangi bir arama-kurtarma derneğine üye olarak köpeğiyle çalışabilir.”

Kaynak: Webtekno

İsveç’ten Gelen Killian İsimli Köpek 17 Kişiyi Kurtardı

Kahramanmaraş merkezli Türkiye’nin 11 ilini etkileyen depremde İsveç’ten Türkiye’ye gelen arama kurtarma köpeği Killian, enkaz altındaki 17 kişinin kurtarılmasını sağladı.

İsveç’ten gelen ekibin Killian adlı köpek üyesinin, görev aldığı enkaz alanlarında 17 kişinin kurtarılmasına yardımcı olduğu belirtildi.

İsveç Büyükelçiliği’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“İsveç medyasına göre Killian, Türkiye’de 17 kişinin hayatını kurtardı! Killian, İsveç Acil Durum Ajansı MSB’de eğitilmiş 6 yaşında bir golden retriever, sertifikalı kurtarma köpeğidir. Killian yıkıcı depremlerden sonra Türkiye’ye gelen arama kurtarma ekibinin bir üyesidir.”

Kaynak: Cumhuriyet 

Enkazdan Kurtarılan 100 Evcil Hayvan, Bursa’ya Getirildi

Kahramanmaraş’ta meydana gelen, depremlerde, 10 ilde yüzlerce hayvan yaralandı veya sahipsiz kaldı. Deprem bölgesinde sahra çadırları kuran Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), gelen ihbarları değerlendirerek bölgedeki yaralı ve sahipsiz hayvanlara ulaşmaya çalışıyor. Depremde yaralanan yaklaşık 100 evcil hayvan, geçici olarak Bursa’ya getirilerek kliniklerde tedaviye alındı. Tedavileri sonrası geçici olarak sahiplendirilecek olan kedi ve köpeklerden, çipi bulunan ve PETVET’e kayıtlı olanlar, ulaşılması halinde sahiplerine teslim edilecek.

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüklerindeki depremlerde 35 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.

DHA’nın haberine göre binlerce binanın yıkıldığı depremden hayvanlar da etkilendi.

Asrın felaketinde, yüzlerce hayvan yaralandı veya sahipsiz kaldı. Deprem bölgesinde sahra çadırları kuran HAYTAP, gelen ihbarları değerlendirerek bölgedeki yaralı ve sahipsiz hayvanlara ulaşmaya çalışırken, ilk müdahaleleri yapılan 100 evcil hayvan, geçici olarak Bursa’ya getirilerek, kliniklerde tedaviye alındı.

Kedi ve köpekler, tedavilerinin tamamlanmasının ardından ilk etapta geçici olarak sahiplendirilecek. Çipi bulunan ve PETVET´e kayıtlı olan evcil hayvanlar ise sahiplerine ulaşılması halinde, kendilerine teslim edilecek.

“KORUMA ALTINA ALIYORUZ”

Deprem bölgesinden getirilen evcil hayvanların sahiplerine ulaşmaya çalıştıklarını, bu süreçte de geçici yuva aradıklarını belirten HAYTAP Bursa Temsilcisi Emre Demir, “Yaklaşık 100’ün üzerinde dostumuz Bursa’ya getirildi. Akabinde İstanbul ve İzmir olmak üzere yerleştirmeye başladık. Çip sistemini kullanarak ailelerine ulaşmaya çalışıyoruz. Bulunduğumuz ildeki hastaneler, özel klinikler bizlere destek oluyor. Bu zorlu süreci hep birlikte atlatmaya çalışıyoruz. Bu süreçte yaşadığımız farklı hikayeler var. Ailelerine ulaştıklarımız, ulaşmaya çalıştıklarımız var. Ulaşamadıklarımız var. HAYTAP olarak deprem bölgesindeki birçok noktadaki sahra çadırlarımızda, dostlarımıza yardım ederek onları koruma altına almaya özen gösteriyoruz” dedi.

“GEÇİCİ YUVA SİSTEMİ OLUŞTURDUK”

Evcil hayvanların sahiplerine ulaşıncaya kadar geçici yuvalara verildiklerini belirten Demir, “Bizler şu an bu dostlarımızı yaşam alanlarımıza almıyoruz, çünkü çoğu kıyafetleriyle geldi. Evlerde yaşamış olduklarını anlıyoruz. Geçici yuva sistemi oluşturduk. İnsanlar bize ulaşıyor, geçici yuvaları belirliyoruz. Belli bir protokol karşılığında veriyoruz. Ailelerine ulaştığımızda da geçici yuvalarından alarak, ailelerine teslim ediyoruz. Süreç bu şekilde ilerliyor. Güzel olan şey insanların sağduyulu yaklaşması. Buradaki özel kliniklerin kapılarını sonuna kadar açması” ifadelerini kullandı.

“İHBARLAR, HAYTAP GÖREVLİLERİ TARAFINDAN DEĞERLENDİRİLİYOR”

Görevlilerin, deprem bölgesinde sokak hayvanları ve evcil hayvanlar için yoğun bir çalışma yürüttüğünü belirten Demir, şunları söyledi:

“Arkadaşlarımızın o bölgede çok yoğun emek verdiğini düşünüyorum. Bir ihbar grubu var. Oraya teyitli ihbarlar gönderiliyor ve arkadaşlar tek tek bu ihbarlara giderek, bu dostlarımızı sahra çadırına getiriyor. Orada veteriner hekimler tarafından ilk kontrolleri yapılıyor. İnsanlar da bölgede buldukları dostları sahra çadırlarına getiriyor. Orada ilk müdahaleleri yapılıyor. Akabinde özel hastaneler, klinikler, kapılarını açan noktalara ulaştırmaya çalışıyoruz.”

Kaynak: Habertürk

Deprem Anında Evcil Hayvanı Olanlar Ne Yapmalı?

AFAD’ın açıklamasına göre, Kahramanmaraş ilinin Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem sonrasında vatandaşlar evcil hayvanları hakkında araştırma yapmaya başladı. Peki, deprem durumunda evcil hayvanımızı nasıl koruyabiliriz?

6 Şubat sabahı yaşanan Kahramanmaraş depremi, hayvan sahibi kişilerin de endişelenmesine neden oldu. Olası afetlere karşı yapılan hazırlıklara mutlaka evcil hayvanların da dahil edilmesi gerektiğini unutmayalım. İşte evcil hayvan sahiplerinin herhangi bir afet durumuna karşı yapması gerekenler…

DEPREM SIRASINDA EVCİL HAYVAN SAHİPLERİ NE YAPMALI?

Uzmanların söylediklerine göre deprem anında ilk olarak kendi güvenliğinizi sağlamalısınız. Hayvanların iç güdüleri insanlardan kuvvetli olduğu için kendilerine güvenli bir alan bulacaklardır. Eğer peşinden koşarsanız her iki tarafında tehlike altında olmasına neden olabilirsiniz. Hayvanınızı kendinize doğru zorla sürüklemeyin çünkü bu onun stres yapmasına sebebiyet verebilir. Deprem anında evcil dostunuzla dışardaysanız yapmanız gereken onu tasmasından yanınıza çekmek ve birlikte koruma altına girmektir.

DEPREM ÖNCESİ EVCİL HAYVAN SAHİPLERİ NE YAPMALI?

Taşıma kafesi yakında bulunsun,
Deprem çantası hazırlayın,
Evdeki eşyaları riske göre düzenleyin,
Mikroçipinin takılı olduğundan emin olun,
Tasmasında mutlaka isimlik ve sizin numaranız yazılı olsun,
Airtag alarak tasmasına takabilirsiniz,
Hayvanınızın kullandığı düzenli ilaçları aldığınızdan emin olun.

HAYVANLAR İÇİN ACİL DURUM ÇANTASI

Deprem gibi afet durumları için evcil hayvanınıza mutlaka çanta hazırlayın. Bu çantanın içerisinde en az 72 saat yetecek malzemeler olmalıdır. Bunlar;

Kuru mama, ıslak mama,
Şişe su,
Mama ve su kabı,
Hijyen malzemeleri,
Tasma, ip, tarak,
Battaniye, havlu,
Kafes,
Oksijenli su, betadin, antibiyotikli merhem, sargı bezi, plaster, pamuk, sakinleştirici,
Sağlık karnesi.

DEPREM SONRASI EVCİL HAYVANLAR İÇİN NE YAPILABİLİR?

Öncelikle gergin olan hayvanınızın sakinleşebilmesi için onu sıkmayın,
Evcil dostunuzun tasmasını sıkı sıkı bağlayarak evden çıkın,
Kafesinizi almayı unutmayın,
Güvenli bir yerde evcil dostunuzu kafesin içerisine alın, böylelikle tekrar eden bir sarsıntıda dostunuz korkup kaçamaz.

Kaynak: Habertürk

Olası Bir Deprem Anında Hayvanlara Nasıl Müdahale Edilmeli?

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 ilimizi etkileyen 2 büyük deprem tüm Türkiye’yi derinden sarstı. Binlerce insan ve hayvan enkaz altında kaldı. Ülkece acımız çok büyük. Bir deprem anında hayvanlara nasıl müdahale edebiliriz birlikte öğrenelim.

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 10 farklı ilde yıkıma neden olan deprem tüm ülkeyi derinden sarstı.

Deprem bölgelerindeki hayat savaşı hala devam ediyor. Biliyorsunuz ki her can, hepimiz için çok kıymetli. Hayvan dostlarımıza müdahale edebilmek için bir kılavuz hazırladık.

1. Sakin kalmaya çalışın.
Öncelikle kendi güvenliğinizi sağlamanız gerekli. Eğer siz sağlıklı ve güvende değilseniz kimseye yardım edemezsiniz. Deprem anında çığlıklar, çarpma ve kırılma sesleri olur ve hayvanlar sizin stres ve endişenizi algılayabilir.

Her canlıda olduğu gibi hayvanlar da yüksek seslerden ve kargaşadan hoşlanmazlar. Sizin sakin kalmanız evcil hayvanınızın da sakin kalmasına yardımcı olabilir.

2. Korkan hayvanlarınızı zorla kucaklamaya çalışmayın.

Hayvanlar sizin hissetmediğiniz artçı sarsınları bile hissedebilecekleri için korku ve panik halinde olurlar. Korktukları için de saklanmaya çalışırlar. Eğer evinizde ve güvendeyseniz evcil hayvanınızı zorla kucaklamak yerine saklanmasına izin verin. Bu yüzden evcil hayvanınızın girmeyi sevdiği yerleri bilmeniz çok önemli.

3. Eğer evcil hayvanınız yaralandıysa yarasını dezenfekte edin.

Patilere cam batması, depremden sonra en yaygın yaralanmalardan biridir. Bu nedenle evcil hayvanınızın patilerine dikkat edin. Dökülen kimyasalların, kırık camların veya onlara zarar verebilecek herhangi bir şeyin olabileceği yerlerden uzak tutun. Eğer hayvanınızın bir yerinin kesildiğini fark ederseniz yarayı dezenfekte edin.

4. Evcil hayvanlarınızın tasma ve taşıma kabını kolaylıkla erişebileceğiniz yerlere koyun.

5. Her an dışarı çıkmak için hazır olun.

Deprem çantanızın içine evcil hayvanlarınız için kuru veya yaş mama koymayı ihmal etmeyin. Yedek tasmanız varsa deprem çantanızın içine ekleyin.

6. Taşıma kutularının kapağını açık bırakın.

Evcil hayvanınız korktuğu için kutusuna girip saklanabilir. Bu yüzden kutunun kapağının her zaman açık kalması çok önemlidir. Eğer mümkünse taşıma kutusunun içine ve üzerine havlu sarabilirsiniz.

7. Evcil hayvanınız kaybolursa, yerel barınak ve veterinerlerle iletişime geçin ve evcil hayvanınızın getirilip getirilmediğini sorun.

Büyük ölçekli felaketlerden sonra, bulunan hayvanların fotoğrafları internete konulur. Yaşadığınız bölgedeki barınakların, veterinerlerin ve hayvanseverler topluluklarının sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

8. Eğer mümkünse hayvanlara içerisinde daha fazla su içeren yaş mama vermeye çalışın.

9. Enkaz altından çıkarılan hayvanlara azar azar su verilmeli.

10. Eğer hayvan yaralıysa en yakın veterinere götürülmeli.

Kaynak: Onedio.com

Tatlı Görüntülerinin Altında Vahşi Bir Leopar Geni Yatan Bengal Kedilerinin Bilmeniz Gereken 10 Özelliği

Tatlı suratlarının altında atalarından aldığı genlerden dolayı bengal kedileri, hızlı ve çevik olmasıyla kusursuz avcılar olarak biliniyor. Avcı ruhlarının aksine gerçekten çok uysal ve dost canlısı olmasıyla biliniyor. Dost canlısı olmalarına Türkiye’de ve çoğu Avrupa ülkesinde izinsiz beslenmeleri yasak. Bengal kedisini diğer kedilerden ayıran birçok özellik var, hadi birlikte bu kedinin inanılmaz özelliklerine göz atalım.

Bengal kedisi, yakın tarihte Asya leopar kedisi ve evcil bir ev kedisinin çiftleştirilmesiyle ortaya çıkan güzel, zeki, ve leopar geninden dolayı atletik diyebileceğimiz melez bir tür olarak biliniyor. Bu güzel kediler kısa, parıltılı tüylere sahipler. İlk bakışta sanki bir kaplanı küçültüp ev kedisine çevirmişiz gibi gözükse de aslında kendine has bir çok özelliği var.

Görünüşte ne kadar sevimli ve rengi dışında normal bi sokak kedisinden farkı olmasa da bengal kedilerini sevimli dostlarımızdan ayıran pek çok özellik var. Türkiye ve pek çok ülkede, evcilleştirilip sahiplenilmesi yasak. Tabii yasak olmasında masum suratları altında yatan yırtıcı leopar geni, büyük bir rol oynuyor.

Sıradan bir sokak kedisine göre daha güçlü, daha yırtıcı olmasının yanı sıra, aslında çok kolay eğitilebilirler. Çok uysallardır, hatta çocuklu aileler için sahiplenilmesi önerilir. Tabii ki minik leoparlarımızın bunun gibi kendine has bir sürü bilinmedik özelliği var, hadi bunlara göz atalım;

Minik leoparlar diyebileceğimiz bengal kedilerinin özellikleri:
Bengal kedileri en sosyal kedi türüdür
Suya aşıktır, su ile oynamayı çok severler.
Bengaller miyavlamıyor ama oldukça konuşkanlar.
Sıradan kedilerin aksine eğitilebilirler.
Bengaller küçük birer hırsızlardır.
Boylarının 7 katı kadar yüksekliğe zıplayıp neredeyse düz zemine bile tırmanabilirler.
Bitmek bilmeyen bir enerjiye sahipler.
Oyun oynamayı ve sahipleri ile vakit geçirmeyi çok severler.
Parıltılı, göz alıcı kendine has tüyleri
Sevimli oldukları kadar meraklılar da

Bengal kedileri en sosyal kedi türüdür

Bu sevimli kediler, diğer kedilerle, kendi cinsiyle ve tabii ki insanlarla çok iyi anlaşıyor. Vahşi birer hayvanlar olsa da çevresine ve sevdiklerine karşı hep iyi davranıyorlar. Tek olmaktan hoşlanmıyorlar, eğer sahiplenmeyi düşünüyorsanız uzmanlar 2 tane bengal kedisinin tek bir bengal kedisinden daha iyi olacağını söylüyor.

Suya aşıktır, su ile oynamayı çok severler.

Evet, yanlış görmediniz. Bengaller sıradan kedilerin sudan bu kadar nefret etmesinin aksine suyu çok severler hatta bayılırlar.

Tabii ki temizlenmeyi çok sevdikleri için değil bengal kedileri de çoğu kedi gibi kendini yalayarak temizler ama bazen keyif banyosu yapmak isterler, bazen de sadece oyun oynamak için suya girerler.

Bengaller miyavlamıyor ama oldukça konuşkanlar.

Bengal kedileri, sıradan kediler gibi miyavlamazlar. Bu etkileyici kediler insanlara benzer bir şekilde iletişim kurarlar, hatta aynı sorulara veya cümlelere hep aynı şekilde cevap verdiğinide gözlemleyebiliyoruz. Mesela, bir bengal kedisine ‘’ mısın?’’ sorusunu öğretirsek, evet veya hayır anlamına gelebilecek iki farklı ses çıkarabilir.

Evimizde bulunan kedilere göre ne istediğini, aç olup olmadığını, huzursuz olup olmadığını veya oyun oynamak isteyip istemeyeceğini anlamak çok kolay. Güçlü bir iletişim yeteneği olduğunu söyleyebiliriz.

Sıradan kedilerin aksine eğitilebilirler.

Bengaller, kediler arasında en zeki kedi cinsi olarak kabul ediliyor. Bir köpeğe öğretebileceğiniz gel, otur, yat, pati ver gibi bir çok komutu öğretebilirsiniz. Eğitimi biraz sabır ve uğraş istese de sadece bu özelliği bile onu diğer kedi türlerine göre çok özel yapıyor.

Bengaller küçük birer hırsızlardır.

Evet, bengal kedileri hırsızlık yapabiliyor. Eğer hoşuna giden bir nesne varsa bu bazen parlak bir altın kolye, bazen de minik bir top olabilir, size fikrinizi sormadan alıp ortamdan tüyebilir. Hırsızlık yeteneği genlerinde bulunan avcılık ve zekasıyla birleşince karşı koyulması zor olabiliyor.

Boylarının 7 katı kadar yüksekliğe zıplayıp neredeyse düz zemine bile tırmanabilirler.

Bu kediler, inanılmaz atletikler. Yine leopar genlerinden gelen kas yapısı ve kemik yapısından dolayı çok yükseğe zıplayabiliyorlar. Sıradan bir kediye göre 3 kat daha keskin ve tehlikeli olan pençe diyebileceğimiz tırnakları sayesinde düz duvara bile tırmanabiliyorlar.

Bitmek bilmeyen bir enerjiye sahipler.

Çoğu kedi için enerjik diyebiliyoruz. Ama sevimli dostlarımız eninde sonunda yorulup uykuya dalıyorlar. Bunun aksine bengal kedilerinin bitmek bilmeyen enerjisi oyuncu yapısıyla birleşince sinir bozucu seviyede hiperaktiflik gösterebiliyorlar.

Oyun oynamayı ve sahipleri ile vakit geçirmeyi çok severler.

Her ne kadar vahşiliğinden dolayı beslemesi yasak olsa da, bu kediler aslında sanılanın aksine çok uysal, oyuncu ve sahibine karşı çok ilgili olabiliyorlar. Aslında evimizde bulunan evcil kedilerimize göre sahiplerine daha çok ilgi gösteriyorlar ve vakit geçirmeyi, oyunlar oynamayı çok seviyorlar.

Parıltılı, göz alıcı kendine has tüyleri

Kısa tüylü, benekli veya parçalı lekeli tüylere sahip olan bu kediler, gerçekten kendine has olan bir tüy yapısına sahip. İlk bakışta tüy yapısı olarak bengal kaplanını andırsa da tüylerini eşsiz yapan şey içindeki parıltı diyebiliriz.

Sevimli oldukları kadar meraklılar da

Kedigiller olarak bakıcak olursak evet, kedilerin meraklı canlılar olduğunu söyleyebiliriz. Ama bengal kedilerini diğer kedilerden ayıran özelliklerden birisi de aşırı meraklı olmaları olabilir.

Bengaller, her zaman çevresinde ne olup bitiyor, neler dönüyor diye kontrol etmek isterler. Bu durum mutfakta pişen yemekle alakalı bile olabilir. Aynı zamanda meraklı oldukları şeylere dokunurlar. Eğer bir bengal kedisine sahipseniz ortalıkta onun için tehlikeli olabilecel şeyler bırakmamanızı önerebiliriz.

Bengal kedileri, vahşi birer kediler de olsalar, gerçekten bir yandan da çok evcil hareketler gösteriyorlar. Zaten aslında beslenmesinin asıl yasaklanma sebebi yırtıcılığının yanı sıra, doğal alanlarından uzaklaştırılıyor olmaları, ülkemizde belirli izinlerle bu kedileri sahiplenebiliyoruz.

Bu sevimli kediler insanlar için tehlikeli değil hatta çok sosyal kediler olduğundan çocuklu aileler için evde beslenmesine çok olumlu bakılıyor. Her ne kadar olumlu bakılsa da bir çok insan bu tür hayvanların doğal ortamından alınıp evcilleştirilmesine karşı. Peki siz bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kaynak: Webtekno