Çip, Hayvanları Sokağa İtti!
ÇİP, HAYVANLARI SOKAĞA İTTİ!
Çip uygulamasının ardından her ay yüzlerce hayvan sokağa terk ediliyor.
Trabzon’da yıllardır sokak hayvanlarına beslenme ve tedavi başta olmak üzere birçok konuda destek olan TRAHAYKO (Trabzon Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği) Derneği Başkanı Lütfiye Tüzün Kurban, çip uygulamasının zorunlu hale gelmesinin ardından, evden sokağa atılan hayvanlarla da karşılaşmaya başladıklarını söyledi. Ev ortamından sokağa bırakılan hayvanların dışarıdaki hayata adapte olmalarının çok daha zor olduğunu ve hatta dehşete düşürecek biçimde hayatlarını kaybettiğini belirten Kurban, bu duruma dikkat çekmek için derneğe ait sosyal medya hesabından sokağa terk edilen hayvanların ölüm şeklini gösteren fotoğraflar paylaştı.
Geçtiğimiz aralık ayında çip uygulamasının tüm hayvan sahiplerini kapsaması ve taktırmayan hayvan sahiplerinin maddi cezaya çarptırılması için son tarihti. Bazı illerde çip bulunamaması nedeni ile taktıramayanların ise evcil hayvanını beyan eden belge imzalaması istendi. Öte yandan evcil hayvanı kimliklendirme için gerekli olan çip, Tarım ve Orman Bakanlıkları’nda cüzi bir miktar karşılığı taktırılabilmektedir. Hayvan sahiplerine bu ve bunun birçok kolaylık sağlansa da bilinçsizlik yüzünden binlerce hayvan sokağa bırakıldı. Trabzon’da her ay ortalama 100 köpeğin bu nedenle bırakıldığını söyleyen Başkan Kurban, kedi sayısının çok daha fazla olduğunu bildirdi.
“Evden Sokağa Terk Edilen Hayvan Yemeği ve Suyu Nerede Bulacağını Bilemiyor!”
TRAHAYKO Derneği Başkanı Kurban, ev ortamına alıştırılan ve sonrasında sokağa bırakılan minik canların başına gelebilecekleri sıralarken hayvan sahiplerinin bakamayacağı hayvanları en başından sahiplenmesi gerektiğine dikkat çekti. Kurban, “Çip uygulamasından sonra ortalama ayda 100’e yakın köpek terk ediliyor. Kedi daha fazla… Ev ortamına alıştırılan bir hayvan sokağa terk edildiği zaman, yemeği ve suyu nasıl bulacağını, nerede barınacağını bilemiyor. Soğuk ve sıcak ile zaten baş edemiyor. Araç hiç bilmiyor. İnsanlara alışkın olduğu için insanlardan şiddet görebiliyor. Maalesef çoğu feci şekilde ölüyor. Bir kısmı da kötü şekilde bulunuyor. Hayata dönmesi aylar alıyor.” dedi.
“Hayvan Sahiplenecek Kişinin Daima Bir ‘B Planı’ Olmalı”
Hayvan sahiplerine ve sahiplenecek olanlara büyük iş düştüğü mesajını veren Kurban, “Hayvan sahiplenecek kişi çok iyi düşünmeli. Onu aile bireyi gibi kabul etmeli. Çocuğumuzun bir sorunu olduğu zaman ondan nasıl vazgeçemiyorsak, hayvanımızdan da vazgeçmemeliyiz. Hayvan sahiplenecek kişinin daima bir B planı olmalı. Ben bakamazsam, başıma bir iş gelirse bu hayvana ne olur diye düşünmeli. Bizi en çok üzen ebeveynler ölüyor, çocuğu hayvanı sokağa atıyor. Ya da oğlu askere gidiyor, okumaya gidiyor. Hayvan da peşinden sokağa gidiyor. Gerçekten geçerli bir mazereti olan, hayvanına yuva arar. Bilinmeze göndermez.” ifadelerine yer verdi.
Öte yandan durumun ciddiyetini göstermek adına ev ortamından sokağa çıkarılan hayvanların ne kadar acı bir şekilde öldüğünü ifade eden TRAHAYKO, yapmış olduğu paylaşımda “100 lira için ölüyorlar. Çip uygulamasından sonra o kadar çok kedi ve köpek terk edildi ki… Terk ettiğiniz kedi ve köpeklerin sonu bu. Sakın biz barınağa bıraktık diye vicdanınızı rahatlatmayın. Yasa gereği orada en fazla 1 ay kalır. Sokağa bırakılır. Görüntü için özür de dilemiyoruz. Sizin görmediklerinizi biz birebir yaşıyoruz. Bizi bırakın o hayvanlar gram gram ölüyorlar.” dedi.
Kaynak: Gunebakis.com
Bilimsel Çalışmalar, Evcil Hayvanların Yaşlanmaya Karşı Beynin Bilişsel Fonksiyonlarını Koruduğunu Gösterdi!
İnsan ve hayvanların arasındaki ilişkilerle alakalı birçok çalışmaya öncülük eden Michigan Üniversitesi, yaptığı yeni araştırmayla evcil hayvan beslemenin yetişkin bireylerde beyin fonksiyonlarını düzenlediğini ve beynin bilişsel olarak daha sağlıklı bir hale geldiğini buldu. Araştırmanın detayları için sizleri şöyle alalım…
Dört ayaklı tüylü dostlarımızın gündelik hayattaki değişken ruh halimizde büyük bir etki yarattığı kaçınılmaz!
Evcil dostlarımızın mırıldanmaları, yalamaları ve yaptıkları diğer komik hareketler hayatımızın adeta merkezindedir.
Evcil dostlarımızın arkadaşlıkları ve sevimliliği yadsınamaz bir gerçek. Köpekler ve kediler, sahiplerinin stres hormonu kortizolünü bile azaltıyor.
Michigan Üniversitesi’ndeki bir sağlık dergisinin çalışmasında 65 yaşın üzerindeki evcil hayvan sahiplerinin beyninin bilişsel açıdan daha iyi olduğu görüldü.
Bu araştırmada 50 yaşın üzerinde 20 binden fazla yetişkinin verileri analiz edildi. 2010 yılından 2016 yılına kadar geçen altı yıl boyunca, her katılımcı evcil hayvanlarıyla ilgili çeşitli sorular yanıtladı. Beynin bilişsel değerlerini ve fonksiyonlarını test etmek için katılımcılara kısa ve uzun hafıza testleri yapıldı.
5 yıldan fazladır evcil hayvana sahip olan 65 yaş üzerindeki kişiler, bu testlerden çok daha yüksek puan aldılar.
Puanlardaki artış, bireylerin yaşlarıyla doğru orantılıydı. Evcil hayvanlar, sahiplerinin beyin fonksiyonlarını nasıl iyileştirebilir?
Bağırsakta bulunan ve beyne sinyaller gönderen sinir sistemi nedeniyle bu durum yaşanıyor olabilir. Evcil hayvanların eve getirdiği iyi huylu bakteriler de büyük bir rol oynamakta. Bunların yanı sıra, köpeklerle ve kedilerle yapılan yürüyüş ve diğer aktiviteler de beynin fonksiyonlarının korunmasında rol oynuyor olabilir.
Uzmanlar bu duruma ‘evcil hayvan etkisi’ diyor.
Gözümüzden bile sakındığımız evcil dostlarımızla gündelik konuşmalarımız beynin konuşma fonksiyonlarının canlı kalmasına yardımcı oluyor. Hayvanların hem mental olarak hem de duygusal olarak sahiplerine son derece fayda sağladıkları da biliniyor. Bu sayede yalnızlık hissi kayboluyor ve beyin fonksiyonlarına devam ediyor.
Michigan Üniversitesi’nin hayvan-insan ilişkileriyle alakalı birçok çalışması da bulunmakta.
İlk defa uzun süreli hayvan ilişkilerine değinen üniversite, evcil hayvan sahiplenmenin giderek daha faydalı olduğunu da öne sürüyor.
Kaynak: Onedio.com
Kedilerde Aşı Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kedilerde aşı sonrası nelere dikkat edilmelidir?
Kedilerin karma, kuduz, lösemi (gerekli olan durumlarda) aşılarını ve iç parazitlere karşı ilaç uygulamalarını olmaları gerekiyor. Bu aşıların ve ilaç uygulamalarının ne zaman ve ne aralıklarla yapılması gerektiği veteriner hekimler tarafından belirtiliyor. Aşılamalar yapıldıktan kısa bir süre sonra bazen hafif bazen de ciddi yan etkiler oluşabiliyor. Ciddi sorunlar çok nadir görülse de bu konular hakkında bilgi almak kedilerin huzurlu bir şekilde günlerine devam etmelerine ve yan etkilerden kolay kurtulmalarına neden oluyor.
- Aşı sonrası kedi 24 saat gözlem altında olmalıdır. Gözünüzün önünde olması için yanınızda tutmaya çalışmalısınız. Salon kapısını kapayıp beraber dinlenebilirsiniz. Eğer çalışan biri iseniz, aşılamayı tatil günlerinize denk getirmeye çalışmalısınız. Aşı olduktan sonra yalnız kalması hem sizin endişelenmenize hem de kedinin kontrolünün sağlanamamasına yol açacaktır. Kusma ya da ishal gibi yan etkiler yaşayan kedilerde erken müdahale yapılması gerekmektedir. Veteriner hekiminiz bu durum hakkında size daha iyi bilgi verecektir.
- Ateş ya da hâlsizlik yaşayan kediler için dinlenme en büyük ilaç olacaktır. Eğer ateş için veteriner hekiminiz bir ilaç verdiyse ya da öneride bulunduysa yerine getirmelisiniz.
- Yemek yememe ve su içmeme bağışıklığın düşmesinin en büyük sebeplerinden veya sonuçlarındandır. Yeni aşı yapılmış kedinize sevdiği yiyeceklerden bu dönemde daha fazla vermeniz, güçten düşmemesinin önüne geçebilir. Böylece daha enerjik ve mutlu olabilirler. Kedinizin yemeyi sevdiği ancak ona zarar verebilecek ürünlerden kaçının! Bu konu hakkında veteriner hekiminizden mutlaka bilgi alın.
- Kedilerde özellikle karma aşı sonrası halsizlik sık görülüyor. Halsizliğin çoğunlukla geçici olduğunu unutmayın. Sıklıkla sonraki gün kedilerin eski keyfi yerine gelir ancak gözetim altında tutmakta fayda var.
- Kedilerde aşı sonrası iştahsızlık da aynı şekilde kısa süreli olacaktır. Bu nedenle sevdikleri bir yiyecek ile enerji toplamalarını sağlayabilirsiniz.
- Aşı sonrası klinikte bir saat kadar beklemenizi tavsiye ederiz.
Kedilerde aşı sonrası görülen yan etkiler (Alerjik reaksiyonlar)
Kedilerde aşı sonrası dikkat edilmesi gerekenler arasında en temel faktörler olası yan etkilerdir. Bazıları çok sık görülürken bazıları çok nadir görülebiliyor. Ameliyat ya da bakım işlemi yapılan kedilerde görülen anestezi etkileri gibi bu etkiler kısa süre içerisinde geçiyor. Ancak kedi sahiplerinin bu süreç içerisinde dikkat etmesi ve tüylü dostlarını gözlem altına almaları gerekiyor.
Yaygın görülen yan etkiler
Kedinizin enjeksiyon ucu nedeni ile canının yanması çok normal. Sonuçta iğne yapılıyor ve tedirginlikleri nedeni ile stres yapıp bazen iğnenin daha fazla canlarını acıtmalarına neden olabiliyorlar. Veteriner hekimler bu durumu en iyi şekilde kontrol etmeye çalışıyorlar. Ancak aşı nedeni ile birkaç damla kanama olabiliyor. Bu nedenle kedinizin enjeksiyon yapılan bölgesinde çok küçük miktarda kanama oluşabilir. Kurumuş ve çok az miktarda olan kan sizi korkutmamalı. Nemli ve temiz bir bez ile kurumuş kanı temizleyerek tüylü dostunuzun yalamasını önleyebilirsiniz. Diğer görülen etkiler ise…
Ateş ve hâlsizlik
Kedilerde aşı, bağışıklık sistemini harekete geçirmektedir. Bu nedenle vücutlarının hafif ateş belirtisi göstermesi oldukça doğaldır. Ki bu belirtiler de çoğu kedide görülmez. Ancak veteriner hekiminiz uyarı amaçlı size bu konuda hakkında mutlaka bir bilgilendirme yapacaktır. Kediniz 24 saat içerisinde hafif ateşli ve keyifsiz olabilir. Çoğu zaman siz hiç farketmeden bu dönemi atlatabilir. Hastalıklardan korunmaları ve geçirebileceklerinin de etkilerini en aza indirmesi aşı sayesinde olacağı için endişelenmenize gerek yok. Yapılan işlem onun için daha faydalı, diye düşünerek günün sona ermesini beklemeli ve tüylü dostunuzu gözlemleye devam etmelisiniz. Ancak şiddetli bir durum olduğundan şüpheleniyorsanız beklemeden veteriner hekiminiz ile iletişime geçmelisiniz.
Enjeksiyon bölgesinde şişlik
Şişlik ne yazık ki 24 saat içerisinde geçmeyebilir. Birkaç hafta içerisinde iner ve sonrasında tamamen yok olur. Üç haftadan uzun süre var olan şişlikler için veteriner hekime danışmak gerekmektedir. Aşılar içindeki adjuvan maddeler bazı durumlarda kedilerin alerjik reaksiyon göstermesine sebep olabilmektedir. Bazı kedilerde bu tür yan etkilere hiç rastlanmazken, bazı kedilerde ise sıklıkla görülebilmektedir. Bu tür bir yanıtın oluşmasında kedinizin bünyesi önemli bir faktör olabilmektedir. Aşının yapılması esnasındaki manipülasyon da önemlidir. Bazı durumlarda enjeksiyon bölgesindeki şişkinlik tümöral oluşumlardan da kaynaklanabilmektedir. Bu konu hakkında veteriner hekiminizden daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Eğer kediniz daha önce böyle bir reaksiyon göstermiş ise veteriner hekiminizi bu konu hakkında bilgilendirmeyi unutmayın.
Az görülen yan etkiler
Nadiren de olsa bazı kedileri aşı daha fazla zorlayabilir. Ne yazık ki yaşamlarını tehdit edebilecek olan anafilaksi de görülebilir. Çok nadir de olsa bu bir gerçek. Anafilaksi belirtileri ise;
- İshal
- Kusma
- Nefes almada zorluk
- Bayılma
- Vücut üzerinde kızarıklıklar görülmesi
- Geçmeyen şiddetli öksürük
- Kaşıntı
- Yüzde şişkinlik oluşmasıdır.
Bu belirtiler genellikle kedilerde aşı sonrası ilk bir saat içerisinde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle klinikte belli bir süre beklemek en iyisi. Klinikte bir saat kadar oyalanmak için yanınıza oyuncak ya kedinizin sevdiği bir nesneyi götürebilirsiniz. Bu durumun yaşanmasında maalesef kedinizin kişisel faktörleri büyük bir etkiye sahiptir. Yine böyle bir durumun yaşanması durumunda sonraki aşıları için veteriner hekiminizi bilgilendirmeniz oldukça önemlidir.
Kediler için aşıların tam zamanında yapılması oldukça önemlidir. Yaşamlarını uzun kılmak, sağlıklı ve mutlu olmalarını sağlamak için aşılarının yapılması gerekmektedir. Modern aşılar sayesinde hastalıklardan korunmalarını ve hafif atlatmalarını sağlamak mümkün. Az görülen etkiler için oran oldukça düşüktür. Ki sık görülenler de her kedide görülmez. Bu nedenle kedinizin aşı sonrası herhangi bir reaksiyon yaşamaması da büyük bir olasılık ve doğal bir durum.
Kaynak: blog.petibom.com
Samsun’da 29 bin 891 evcil hayvan kayıt altına alındı
SAMSUN İL TARIM VE ORMAN MÜDÜRÜ İBRAHİM SAĞLAM(SAĞDA
“Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik” çerçevesinde Samsun’da 2022 yılında toplam 29 bin 891 evcil hayvan kayıt altına alındı.
“Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik”, hayvan hareketlerinin takibini ve hastalıklarının kontrolünü daha etkin düzeyde sağlamak için sahipli kedi, köpek ve gelinciklerin dijital yöntemlerle kimliklendirilmesi ve kayıtlarının düzenli tutulması ile ilgili usul ve esasları düzenliyor. Yönetmelik çerçevesinde her yaştan ev hayvanlarının kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması işlemlerinde yasal süre, ilan edildiği ve pek çok kez de hatırlatıldığı üzere 31 Aralık 2022 tarihinde sona erdi. Samsun İl/ İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine ve serbest veteriner hekimlere 31 Aralık 2022 tarihine kadar “beyanname” ile müracaat eden kişilerin ev hayvanlarına herhangi bir cezai işlem uygulanmadan mikroçip uygulaması ve kayıt işlemi uygulandı ve söz konusu 1 yıllık süre içinde Samsun’da bu çalışmalar çerçevesinde 14 bin 934’ü kedi ve 14 bin 957’si köpek olmak üzere 29 bin 891 adet ev hayvanı kimliklendirilerek kayıt altına alındı. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, “Hayvan hareketlerinin takibini ve hastalıklarının kontrolünü daha etkin düzeyde sağlamak için; sahipli kedi, köpek ve gelinciklerin dijital yöntemlerle kimliklendirilmesi ve kayıtlarının düzenli tutulması ile ilgili usul ve esasları düzenleyen ‘Kedi, Köpek ve Gelinciklerin Kimliklendirilmesi ve Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelik’ kapsamında geçtiğimiz yıl içinde Samsun ilimizde sahipli 29 bin 891 adet ev hayvanı kimliklendirilerek kayıt altına alınmıştır. Yine hatırlatmak isterim ki ev hayvanlarının, pasaportların kaybolması, çalınması veya imhası halinde en geç 60 gün içinde il/ ilçe tarım ve orman müdürlüklerine bildirilmesi gerekmektedir. Bu durumda yeniden pasaport düzenlenebilmektedir. Sahipli ev hayvanlarının ölümü halinde 30 gün içerisinde il/ ilçe tarım ve orman müdürlüklerine bildirilmesi ve hayvanların pasaportları teslim edilerek sistemden düşülmesi gerekmektedir. Ev hayvanlarının sahip değişikliği işlemi için ‘Ev Hayvanı Sahip Değişikliği Belgesi’ ile 60 gün içerisinde hayvanın yeni sahibinin, il/ ilçe tarım ve orman müdürlüklerine müracaat ederek veri tabanı ve pasaportuna sahip değişikliğinin işlenmesi gerekmektedir” dedi. Sokaktan sahiplenmede ceza yok
Sokaktan sahiplenilmek istenen hayvanların herhangi bir cezai müeyyide uygulanmadan kayıt altına alınabildiği bilgisini veren Sağlam, “Sokaktan sahiplenilmek istenen hayvanların kimliklendirme işlemi yapılmamışsa, hayvan barınaklarına başvuru yapılarak ‘Sahiplendirme Belgesi’ ile kimliklendirilmesi sağlanacak, herhangi bir ceza uygulanmadan il/ ilçe tarım ve orman müdürlükleri tarafından PETVET’e (Ev Hayvanı Kayıt Sistemi) kaydedilebilecektir. Sahipsiz hayvanların veteriner hekimler tarafından yapılacak tedavilerinde herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır” diye konuştu. Kayıt işlemlerini yaptırmayanlara 3 bin 642 lira idari para cezası
Kayıt işlemlerini yaptırmayanlara 3 bin 642 lira idari para cezası uygulanacağını belirten Müdür Sağlam, “Öte yandan, daha önce de ikaz anlamında ifade ettiğimiz gibi 31 Aralık 2022 tarihine kadar beyanname vermeyip kayıt işlemlerini de yaptırmayanlara 3 bin 642 lira idari para cezası verilecektir. Cezalar, doğa koruma ve milli parklar şube müdürlükleri tarafından uygulanacaktır. 6 aylıktan büyük kedi, köpek ve gelincikler il/ ilçe tarım ve orman müdürlükleri tarafından idari para cezası uygulandıktan sonra mikroçip uygulanarak kayıt altına alınacaktır. Yeni doğan ev hayvanlarının mikroçip uygulaması ve kimliklendirme işlemleri, doğum tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde il/ ilçe müdürlükleri veya serbest veteriner hekimler tarafından herhangi bir yasal yaptırım uygulanmadan yapılabilecektir” şeklinde konuştu.
Kaynak: bursa.com
Evcil Hayvan Sahiplenmeden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenleri Vet. Hek. Özgür ÖZTÜRK ile Konuştuk
Vet. Hek. Özgür ÖZTÜRK, evcil hayvan sahiplenmeden önce dikkat edilmesi gerekenleri Pet Haber Gazetesi’ne anlattı.
Merhabalar Özgür Bey, son zamanlarda evcil hayvanlarla ilgili en çok gelen şikayet nedir?
Bu sorunun yanıtı bölgelere göre değişik olabilir. Ben Kuzey Ege’de klinisyenlik yapan bir hekimim. Her bölgenin mikrobiyolojik, paraziter faunası farklı olacaktır. Son dönemlerde kedilerde viral üst solunum yolu enfeksiyonları, köpeklerde ise paraziter enfeksiyonları daha yoğun gözlemlemekteyim.
Evcil hayvan sahiplenmeye karar vermeden önce nelere dikkat edilmelidir?
O kadar çok husus var ki… Birincisi kişinin kendisine “Ben hazır mıyım?” diye sorması gerekli, 15-20 yıl sürecek karşılıklı bağımlı bir ilişkiden bahsediyoruz. Tıpkı bir çocuk edinmek gibi, bunun kişiye, aileye yükleyeceği ciddi sorumluluklar var, bu sorumluluklar hem maddi hem de manevi. Edineceğimiz evcil hayvan bana uygun mu sorusu kadar, ben ona uygun muyum da makul bir soru. Örneğin çok küçük yaşlarda çocuğu olan aileler evcil hayvan edinmeyi iki kere düşünmelidir, çoğu zaman kediler, köpekler çocukların elinde oyuncağa dönüşüyor ya da yaşı ilerlemiş insanlar çok hareketli bir köpek ırkı edinmemeliler, her iki tarafın da hayatı zorlaşacaktır. Ya da 60 metrekare bir apartman dairesinde yaşayan bir kişi kangal edinirken iyi düşünmeli. Bunlar zaten herkesin düşündüğü şeyler, bence asıl soru “Ben hazır mıyım?”
Evcil hayvanları ırklarına göre tercih etmek ne derece doğru?
Irklar bize evcil hayvanın karakteri hakkında önfikir verir, bu tarafıyla doğru, ama bazen durumlar bunun dışında gelişebiliyor. Ya da melez bir ırk ediniyorsunuz, bir bakıyorsunuz ki Golden Retriver karakterinde bir köpek çıkıyor karşınıza. Irklar önemlidir, ama her şey değildir. Irk özellikleri kadar yetiştirme koşulları da köpeğin/kedinin karakterinde belirleyicidir.
BESLENME HER ZAMAN ÇOK TARTIŞILAN BİR KONU
Evcil dostlarımızın beslenmesinde en çok nelere dikkat etmeliyiz?
Beslenme konusu gerçekten karışık. Her gün eski bildiklerimize bir yenisi ekleniyor. Bazen eskiden tavsiye ettiklerimizi şimdi etmiyoruz. İnsanlarda da durum böyle, daha 10 yıl öncesine kadar tukaka ilan edilen yumurta bugün baş tacı. Beslenme hayvanın yaşına, ırkına hatta sağlık problemlerine göre dizayn edilir. Tek bir doğru yok. Ama bu dostlarımız etçil, bunu unutmamak gerekir. Bir av köpeği ile bir Yorkshire Terrier’in ihtiyaçları farklı, besini farklı, maması da farklı.
Yavru kedi sahiplenirken nelere dikkat edilmelidir?
Yavru kedi sahiplenirken mümkün olduğunca geç anneden ayrılmalı, ideal dönemin 3 ay olduğu konuşuluyor. Aşılar ve antiparaziter ilaçlamaların önemi malum. Bir de ırk seçimi önemli, kırık kulaklı (Scottish Fold) gibi ırklar tercih edilmemeli, bunların çok sayıda genetik hastalıkları var, biz bunları tercih ettikçe bu ırklar üretilecektir.
Yavru kedilerde tuvalet alışkanlığı kolaylığını nasıl kazanabiliriz?
Yavru kedilerde tuvalet alışkanlığının problem olduğunu ben bugüne kadar hiç görmedim. Bu canlılar içgüdüsel olarak kumu gördüğü zaman gidiyor, sadece kum ve tuvalet havuzu onun görüş ve erişim alanında olmalı.
Sakinleştirici mamalar hakkında önerileriniz nelerdir?
Zaman zaman stres altındaki kedilerde kullanıyoruz, faydası da oluyor. Ama ezbere kullanılacak ürünler değil, bu konuda çalışmış, deneyimli hekimler tarafından önerildiği müddetçe son derece faydalı, tabi sadece mama ile bitmiyor bu işler.

BÖBREK YETMEZLİĞİNE DİKKAT!
Yaş mama seçimi yaparken neleri tercih etmeliyiz?
Yaş mama çok önemli. Yaklaşık yüzde 80-90 oranında nem oranına sahip. Kediler böbrek yetmezliğine yatkın hayvanlardır, yaş mama su tüketimini artıracağı için bu noktada koruyucu bir işlev de görür, bir de tabi kediler yaş mama ile çok mutlu oluyor, bu da onların genel sağlığı açısından olumlu. Mümkün olduğunca kaliteli ham maddeden yapılma, iyi işlenmiş ve az koruyucu içeren mamalar tercih edilmeli.
Evcil hayvan sahipleri seyahate çıkmadan önce dikkat etmeleri gerekenler nelerdir kısaca bahseder misiniz?
Seyahat öncesi için altını çize çize boş mide meselesini vurgulamak isterim. En büyük korkumuz özellikle iri ırk köpeklerde mide dönmesi. Kedilerde bu durum nadirdir, kedilerde daha çok yolculuk anksiyetesi ile karşılaşırız. Bu tip durumlarda ya bir takım sedatifler ya da feromon içeren ürünler öneriyorum.
Evcil hayvan dostlarımızın stresini azaltmak için neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?
Stres meselesi kedi ve köpekte biraz farklı. Kedi mekan, köpek insan oryantasyonludur. Kedi yer değiştirince, köpekse sahiplerinden ayrı düşünce yoğun stres yaşar. Dolayısıyla sorduğunuz sorunun yanıtı bu prensibin içinde. Kediler evinde, köpekler ise sahibinin yanında az stres yaşar. Tabi bunun istisnaları da olacaktır. Stres hangi durumdan kaynaklıysa o durumu ortadan kaldırmaya çalışmak gerekir, stresi çözmenin kesin bir yolu yok. Çok akademik detaylara girmeden birkaç basit önerim olabilir sadece. Kedi otları, kedi feromonları temel olgularda işe yarıyor. İleri düzey stres ve anksiyete olgularında tıbbi yaklaşımlar gerekecektir.
Röportaj: Demet İNCE
Veteriner Hekim Oğuzhan ERÇEL ile Evcil Hayvan Dostlarımıza Dair Konuştuk
Son zamanlarda evcil hayvan dostlarımızla ilgili en çok gelen şikayet nedir?
(Özellikle kedi ve köpek dostlarımız için.)
Son zamanlarda evcil hayvanlarımızla ilgili gelen şikayetlerin en başında tüy dökülme problemleri karşımıza çıkmaya başladı. Tabii mevsim geçiş döneminde olmamız ve kış şartlarının getirdiği strese bağlı tüy dökülmelerinde diğer zamanlara karşı bir miktar artma gözlemlemekteyiz.
Evcil hayvan sahiplenmeye karar vermeden önce nelere dikkat edilmelidir?
Evcil hayvan sahiplenilme kararı gerçekten çok dikkatlice verilmesi gereken bir karar durumunda. Bence özellikle unutulmaması gereken en önemli husus bir dostumuzun doğru besleme ve veteriner hekim takibinde yaklaşık 12-13 yıl ortalama ömürleri olmaktadır. Bu noktada dostumuzu sahiplenmeye karar vermeden önce bu süreyi baz alarak yaşamımızın devamındaki 10 seneyi dikkate alarak ona uygun bir planlama yapmamız en doğrusu olacaktır.
Evcil hayvanları ırklarına göre tercih etmek ne derece doğru?
Evcil hayvanlarımızın ırklarına göre ayrılmasını doğru bulmuyorum. Özellikle günümüzde popüler sınıfa dahil edilen çoğu özel ırklar maalesef ki genetik olarak çok sayıda hastalığa ya doğuştan sahip oluyorlar ya da bu hastalıklara karşı çok duyarlı olmaktadırlar. Bu da hastalığa duyarlı olan dostlarımız için hayatı boyunca zor bir süreç geçirmelerine sebep vermektedir. Şunu unutmamalıyız ki tüm dostlarımızın kendine has bir karakteri mevcuttur ve evde bizimle yaşam biçimleri ya da uygunluğunun cins ya da ırklarla belirlenemez. Bu yüzden satın almaktan ziyade barınaklarımızdan ya da dışarıda muhtaç durumda olan dostlarımızın sahiplenilmesi daha sağlıklıdır.
Evcil dostlarımızın beslenmesinde en çok nelere dikkat etmeliyiz?
Beslenme çok çeşitli bir konu olmakla beraber dostumuzun sağlığı, yaşı, çevresel faktörleri, kısırlaştırılmış olup olmaması gibi çok çeşitli etkenlere göre değişiklik göstermektedir. Bu yüzden tüm dostlarımız için tek tip besleme önerisi çok mümkün değildir. Ancak sahada gördüğümüz sorunların en başında vatandaşlarımızın dostlarımızı ev gıdalarıyla beslemek gibi hatalara düştüğünü görüyoruz. Ev gıdalarıyla beslemeler maalesef dostlarımızda başta obezite, diş ve diş eti hastalıkları, egzama, erken yaşta organ hasarlarını gözlemlemekteyiz. Bu noktada en doğru tavsiye veteriner hekimlerimizin dostumuza önerdiği kuru mamayla beslenme yapılmasını doğru buluyoruz. Kuru mamalar içerdiği özel formülasyonlarla dostumuzun hayatı boyunca ihtiyacı olan tüm besin ve mineralleri dengeli bir biçimde içerdiği için sağlıklı bir ömür geçirmelerine yardımcı olurlar.
Yavru kedi sahiplenirken nelere dikkat edilmelidir?
Yavru kedi ya da köpek olsun bir dostumuzun küçük yaşta sahiplenilmesi bazı zorlukları beraberinde getirmektedir. Öncelikle dikkat etmemiz gereken husus dostumuzun anne sütünden tamamiyle kesilmiş olmasıdır. Ortalama ırka bağlı olarak 45 gün ile 60 gün arasında sütten kesilme oluşmaktadır. Maalesef art niyetli insanların ticari kaygı amacıyla daha erken sürelerde yavru dostlarımızı sattıklarına şahit oluyoruz. Bağışıklığı tam olarak gelişmemiş tüm yavrularda ilerleyen dönemlerde ciddi sağlık sorunları baş göstermektedir. Bununla birlikte belirli bir yaş aralığına gelene kadar fizyolojik olarak da hastalıklara daha duyarlı olmaktadırlar. Bu noktada yavru kedi ya da köpek isteyen vatandaşlarımızın sürecin biraz daha zorlu geçeceği konusunda bilinçli olmaları ve hekimleri aracılığıyla sık sık irtibat halinde olmaları gerekmektedir.
Yavru kedilerde tuvalet alışkanlığı kolaylığını nasıl kazanabiliriz?
Kediler konusunda belki de en şanslı olduğumuz alan tuvalet eğitimidir. Kedilerimizden yavrularına aktarılan genetik miras sayesinde doğuştan gelerek kedilerimiz kum yapılı yerlere tuvalet yaparlar ve üstlerini örtmeye çalışırlar. Bu noktada evimizde kedimizin rahatlıkla çıkabileceği, ulaşabileceği bir kum ve kum kabı bulunması ve eve yeni gelen misafir dostumuza bu lokasyonun birkaç kez gösterilmesi eğitim için yeterlidir. Kedimiz bir sonraki tuvalet ihtiyacında kabına kendisi giderek ihtiyacını karşılayacaktır. Ancak yine dikkat edilmelidir ki ishal gibi mide barsak sistemi hastalıklarında ya da üriner sistemi hastalıklarında bu durum değişmekte olup, kedimiz tuvalet kabına varamadan istemsizce kazalara sebebiyet verebilir.
Yaş mama seçimi yaparken neleri tercih etmeliyiz?
Yaş mama yine en çok kafa karıştıran ve bilgi kirliliğinin olduğu konuların başında geliyor. Öncelikle belirtmek isterim ki dostlarımızın ömür boyunca kuru mama tüketen dostlarımızın yaş mamaya hiçbir şekilde ihtiyaçları yoktur ve bilinenin aksine bu bir zorunluluk değildir. Tabi lezzetli içerik ve kıvamından dolayı hayvan sahiplerimiz dostlarımızı sevindirmek ya da mutlu etmek için yaş mama tercih etmektedirler. Dikkat etmemiz gereken en önemli konu vereceğimiz yaş mama sıklığı olmalıdır. Haftada en fazla 1-2 defa tavsiye ettiğimiz yaş mama sıklığı artarsa devamında da sağlık problemleri gelişmesi kaçınılmazdır. Yaş mama seçiminde ise dikkat etmemiz gereken nokta birincisi kalite ve gramaj olmalıdır. Alt kalite yaş mamalardan mümkün olduğunca uzak durma ve kedilerimizin kolayca tüketebileceği gramajlarda satın almalıyız. Yaş mamalarda açıldıktan sonra kısa süre içerisinde bozulmalar şekillenmekte ve uzun bir ara sonrası kullanımda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir.

SEYAHAT, DOSTLARIMIZ İÇİN KORKUTUCU OLABİLİYOR
Evcil hayvan sahipleri seyahate çıkmadan önce dikkat etmeleri gerekenler nelerdir kısaca bahseder misiniz?
Seyahat dostlarımız arasında en stresli konuların başında gelmektedir. Ben bu konuyu köpek ve kedi olarak ayrı değerlendirmek isterim. Köpeklerimizin seyahat esnasında araç içinde rahat dönüş yapabilecek ve yatabilecek uzunlukta bir zincirle araba içine bağlanması seyahat stresini oldukça azaltmaktadır. Ancak gideceğimizin yolun uzunluğuna bağlı olarak 1-1.5 saatlik aralarda kısa molalar vererek gerek dostumuzun ihtiyaçlarını karşılaması ve gerek stresinin azalması konusunda faydalıdır. Ayrıca yolculuk esnasında dostlarımızda mide bulantısı da sık görülmekte olup, bu molalarda ekstra fayda sağlamaktadır. Kedi dostlarımızda ise stres faktörü köpeklere göre kat kat fazla oluşmaktadır. Özellike box seçiminin yeterli genişlikte olması, kediyi koyduğumuz alanın hava sirkülasyonu açısından zengin bir nokta olması stresi azaltmada fayda göstermektedir. Tabi stres faktörünü azaltmak içinde Veteriner hekimlerimiz tarafından sedatif rahatlatıcı etkili ilaçlar bulunmakta ve kullanılmaktadır. Ancak dikkat edilmesi gereken husus bu ürünlerin ilaç kökenli olduğu ve bazı kalp ya da akciğer hastalık durumlarında komplikasyon oluşturabileceği unutulmamalıdır. Bu yüzden ancak veteriner hekim tavsiyesi doğrultusunda kullanılması gerekmektedir.
Evcil hayvan dostlarımızın stresini azaltmak için neler yapılabilir, önerileriniz nelerdir?
Stres çok geniş bir kavram olup, bunun önüne geçebilmek için öncelikle stresin kaynağını bulmamız gerekmektedir. Evdeki bir eşyanın yer değişimi, eve misafir gelmesi, farklı bir deterjan kullanılması gibi sayamayacağım binlerce neden özellikle kedilerimizde stres yapabilmektedir. Bu stresle mücadele de en önemlisi kedimizle olan duygusal bağımızdır. Dostumuz evimizde kendini ne kadar güvende hissederse sizlere de bunu hissettirecektir. Ancak nedeni bulunamayan stres kaynaklarında ise elimizde kullanabileceğimiz belirli materyaller mevcuttur. Geniş aralıklarla dönemsel yaş mama kullanımları, kedilerin kokusunu çok sevdiği kedi otu dediğimiz catnip içerikli sprey ya da oyuncakların alınması, piyasada bulunan elektrik bazlı koku sağlayıcıların kullanılması da stresle mücadelede kullandığımız yöntemler arasında yer almaktadır.
Röportaj: Demet İNCE
Köpekler Solak Olabilir Mi? Köpeklerin Baskın Bir Patisi Var Mıdır?
İnsanlar gibi, köpeklerin de bazıları solak olabilir mi? Bir köpek için baskın bir pati tercihinden bahsetmek mümkün müdür?
İnsanların büyük bir kısmı, çoğu eylem için bir elini daha iyi ve daha fazla kullanır. Ayrıca insan nüfusunun yaklaşık %90’ının baskın eli sağ eldir. İnsanların yaklaşık %10 ila %13’ü solaktır ve erkeklerin solak olma olasılığı kadınlara göre üç kat daha fazladır. Çok az insan ise iki elini de aynı beceri seviyesinde kullanabilir.
Göreceli olarak kısa bir süre önceye kadar, “el baskınlığının” insanlara özgü olduğu varsayılıyordu, ancak hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bunun tüm memelilerin temel bir özelliği olabileceğini gösteriyor.
Evcil köpeğin tercih edilen pençe kullanımına dair herhangi bir kanıt gösterip göstermediğini belirlemek için çok çeşitli testler geliştirildi. Görevler, bir oyuncağı sabitlemeyi, bir kabın içine yerleştirilmiş bir yiyecek ikramına uzanmayı veya hayvanın vücuduna yapışmış battaniye veya yapışkan bant parçası gibi bir nesneyi çıkarmayı içeriyordu. Diğer göstergelerin arasında ise merdivenlerden inmek için atılan ilk adımın veya istek üzerine kişiye hangi patinin verildiğinin kaydedilmesi bulunuyordu.
Bu görevleri kullanan çalışmalardan elde edilen bulgular bir dereceye kadar farklılık gösteriyor, ancak yakın tarihli bir meta-analiz, genel olarak köpeklerin pati tercih etme olasılığının, iki patiyi aynı beceriyle kullanmaya göre daha yüksek olasılık olduğunu gösteriyor. Yine de bu sonucun kesin olmadığını söylemekte yarar var.
Öncelikle, çalışmalar görev karmaşıklığı gibi faktörlere bağlı olarak uzuv kullanımı ile görevler arasında pati kullanımındaki farklılıklara işaret ediyor. Örneğin, hayvanın konik bir topu dengelemesini gerektiren ve yaygın olarak kullanılan “Kong topu” görevi, genellikle kabaca eşit sayıda sol pati, sağ pati ve çok yönlü tepkilerle sonuçlanıyor. Buna karşılık, bir eğitim ve tekrarlama bileşeni içeren bir egzersiz olan “pati verme” görevi, genellikle belirli bir pençe tercihi ekseninde gerçekleşiyor.
Birkaç araştırma, köpek pençesi tercihinde güçlü cinsiyet farklılıklarına da işaret ediyor. Dişi köpekler daha çok sağ patili olurken, erkekler ise daha çok sol patilidir. Bu cinsiyet farkı, evcil kedi de dahil olmak üzere diğer insan olmayan türlerde de görülüyor.
Bir evcil köpeğin sağı mı solu mu tercih ettiğini anlamaya çalışmak çok eğlenceli olsa da, bir hayvanın pati tercihlerini belirlemek hayvan refahı açısından da önemli olabilir. Pençe tercihleri, bir hayvanın hissettiği duygular hakkında fikir verebilir.
İnsanlarda olduğu gibi, bir köpeğin vücudunun sağ tarafını kontrol eden beyninin sol tarafı, olumlu duyguları işlemekle daha çok ilgilenir. Buna karşılık, bir köpeğin beyninin vücudunun sol tarafını kontrol eden sağ tarafı korku veya endişe gibi olumsuz duygulara daha çok odaklanır.
Bu nedenle, bir köpeğin hangi pençeyi kullandığını değerlendirmek, o hayvanın nasıl hissettiğine dair biraz fikir verebilir. Örneğin bir görevi üstlenmek için sol patisini kullanan bir köpek, sağ patisini kullanan bireye göre daha olumsuz duygular yaşıyor olabilir.
Kaynak: Chip
Türk Veteriner Hekimler Derneği Başkanı Dr. Gülay ERTÜRK Röportajı
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
AÜ Veteriner Fakültesi’nden mezun oldum. Aynı Fakültede Reprodüksiyon ve Suni Tohumlama ABD’de doktora çalışmalarımı tamamladım. Pet sahiplerine yönelik yazdığım “Kediniz Konuşuyor” ve “Köpeğiniz Konuşuyor” isimlerinde yayınlanmış iki kitabım var. Uluslararası Veteriner Homeopati Derneği başta olmak üzere çeşitli mesleki derneklerin üyesiyim. Farklı dönemlerde meslek örgütlerinde çalışmalarda bulundum. Çeşitli televizyon programlarında petlere yönelik programlarımız oldu. Güncel dergi ve gazetelerde petlere yönelik yazılarım oldu. Küçük hayvan klinisyeni olarak başladığım meslek hayatımı, ara vermeden, Ankara’da sürdürmeye devam ediyorum. Evliyim. Üniversite okuyan iki oğlum var. Veteriner Hekimler Derneği’nin 72. Dönem Genel Başkanı’yım.
Veteriner Hekimler Derneği’nin kuruluşu, gelişimi ve işlevi hakkında kısaca bahseder misiniz?
Veteriner Hekimler Derneği, cumhuriyetin ilk derneklerindendir. 1924 Anayasası sonrasında, 06.02.1930 yılında kurulmuş olup, veteriner hekimlerin, meslek odalarının yapılandırılmasında yetkili kılınmış bir dernektir. Yani, meslek odalarımız yokken, derneğimiz vardı. Veteriner hekimlik mesleğinin icrasını ve meslek odalarının teşekkül tarzını belirleyen kanun bile 1954 yılında, yani derneğimizin kuruluşundan 24 yıl sonra çıkmıştır. Bu kanuna istinaden Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 1954 yılında kurulmuştur. Meslek birliğimizin organlarının oluşturulması ile ilgili mevzuatı hazırlayanlar, o tarihlerde, derneğimiz çatısı altındaki meslek büyüklerimiz olmuştur.
En özet haliyle, derneğimizin amacı; Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, veteriner hekimler arasında dayanışmanın arttırılmasını, mesleki haklarımızın olduğu kadar ülke hayvancılığının ve ekonominin geliştirilmesini, hayvan sağlığının ve halk sağlığının korunup yükseltilmesini, toplumda hayvan sevgisinin, yaşam hakkına saygının arttırılmasına ve beraberinde sevgi ve saygı içinde yaşayan bir toplumun oluşturulmasına katkı sağlamaktır.
Derneğimiz kurulduğu günden bugüne, amacını kapsamındaki çalışmaları özveriyle yerine getirmektedir.
VETERİNER HEKİMLİK MESLEĞİNİN DÜNÜ, BUGÜNÜ
Türkiye’de veteriner hekimlik mesleğinin gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Veteriner Hekimlik mesleği, hayvan sağlığı insan sağlığı ve hayvan refahının üzerinde yükselir. Veteriner hekim, hasta sahibi, hayvan ve toplum üçgeninin tam ortasındadır. Veteriner hekimler olmadan, tarım ve hayvancılıktan söz edilemez. Sağlıklı gıda, sağlıklı insan, sağlıklı toplum gerçeğinin vazgeçilmez unsuru veteriner hekimlerdir. Ülkemizdeki geçmişi 180 yıla dayanır. Ülkemizde mühendislik ve tıptan sonra açılan 3. okulu olan meslektir. Ülkemizde geçmişi köklü olmasına rağmen, yetki, statü ve sorumluluk açısından hak ettiği yerde değildir. Veteriner hekimliğin insan sağlığının korunmasındaki rolü ne yazık ki yeterince önemsenmiyor.
Veteriner fakültelerinin sayısı ve yeterliliği hakkında nelerden bahsedebiliriz?
Avrupa Veteriner Hekimler Federasyonu (FVE)‘nun 2018 yılı itibariyle Avrupa’da veteriner hekimlik mesleği araştırmalarına göre, Avrupa’da her 1000 kişiye 0,38 veteriner hekim düşüyor. Bu sayı 2015 yılından beri değişmedi. Bizim ülkemizde ise 84 milyon nüfusumuz var ve ülkemizdeki veteriner hekim sayısı olarak 2018 yılı FVE raporunda 20 bin olarak bildirilmiş olmakla birlikte 2021 yılı itibariyle 31 veteriner fakültesinin tamamından bugüne kadar olan toplam mezun sayımız:43.929 ve 2021 yılında tüm fakültelerde okuyan (tüm sınıflarda) okuyan öğrenci sayımız: 16.918’dir. Kısacası ülkemizde her yıl birkaç bin mezun ile katlana katlana büyüyoruz. Bu elbette istenilen bir sonuç değil. Çünkü nicel artış, nitel artışla paralel olmuyor. Avrupa ülkeleri içinde en fazla veteriner fakültesi sayısı ülkemizde bulunmaktadır. Veteriner hekim yetiştirmek için veteriner fakültelerinin eğitim için gerekli asgari şartları sağlaması gerekir. Veteriner hekimlik eğitimi pahalı bir eğitimdir. Bunlar sağlanmadan nitelikli veteriner hekimler yetiştiremeyiz. Giderek artan fakülte sayısı, nitelikli akademik bilim insanı yetiştirilmesindeki sorunlar, fakültelere nitelikli öğrenci yerleştirilmesi ve yetiştirilmesindeki sorunlar ülkemizde kontrolsüzce devam etmektedir.
Evcil hayvan sahipleri “Evcil Hayvan Sağlık Sigortası” hakkında sizce yeteri kadar bilgili mi?
Önemi nedir ve neler yapılabilir?
Evcil hayvan sağlık sigortası ülkemizde yeterince bilinen ve kabul görmüş bir durumda değil. Elbette evde bakılan kedi köpek gibi petler artık birer aile ferdi gibi algılanmakta. Bu anlamda aynen kendi sağlığımız için aldığımız önlemleri onlar için de almak uygun olur. Ancak, ev hayvanları dışında bir de sokaklarda trafik kazaları ile vurulan çarpılan hayvanlar var. Bunların da gerekli tedavilerini yaptırmak gerekir. Vurup kendi haline bırakmak bir insanlık suçudur. Sahipsiz sokak hayvanlarının trafik kazası ya da hastalıklarında tedavinin trafik sigortası tarafından sağlandığı bilgisi dikkat çekecek şekilde yazılarak sürücüler bilgilendirilmelidir ki zavallı canlar ortalıkta yaralı halde kaderlerine terk edilmesin.
VETERİNER FAKÜLTELERİNDE EVCİL HAYVANLARA YÖNELİK EĞİTİMİN YETERLİLİĞİ
Veteriner fakültelerinde evcil hayvan konusunda verilen eğitimler hakkında neler söylemek istersiniz?
Veteriner fakültelerinde evcil hayvan derken sanırım evlerde bakılan küçük ev hayvanı demek istiyorsunuz. Çünkü inek de evcil hayvandır, tavuk da. Eğitim konusunda artık küçük ev hayvanları konusunda veteriner hekimler son derece geliştiler. Fakültelerde alınan eğitim ile meslek eğitimi bitmez. Veteriner hekimlik eğitimde sürekliliği gerektiren bir meslektir. Dinamiktir. Bu anlamda meslek içi eğitimler, mezuniyet sonrası da devam eder. Veteriner hekim meslektaşlarımız artık, ultrason, MR, Endoskopi, hasta monitorizasyonu, güvenli anestezi sistemleri gibi teknoloji olanaklarını küçük hayvan kliniklerine dahil etmiş bulunmaktadırlar. Gelişim sürmek zorunda. Bir diploma ile ömür boyu bu mesleği sürdürmek olası değil. Veteriner hekimler, bu bilinçle fakülte eğitimi sonrasında da meslek içi eğitimlere devam ederek kendilerini geliştirmeye devam ediyorlar.
Veteriner klinikler konusunda eklemek istedikleriniz var mı?
Veteriner hekim mezun sayısı ile paralel artan bir veteriner klinik-muayenehane-hastane sorunu var. Neredeyse yürüme mesafesinde birbirine yakın klinikler mevcut. Bu mesleki enflasyon beraberinde etik sorunları da getiriyor. Zaman zaman hasta sahipleri de buna zemin hazırlayabiliyorlar. Üzülerek görüyoruz. Ancak çözüm, veteriner fakülteleri sayısından, veteriner hekim istihdamına kadar pek çok unsuru içeriyor. Gereğinden fazla mezun veteriner hekim ve ihtiyaç fazlası fakülteler var olduğu sürece sorunun çözümü zor görünüyor.
Röportaj: Demet İNCE
Türkiye’den Yurt Dışına İlk Türk Pet Mağazası Açıldı!
Selim KINSUN ile PETBOX’ın kuruluşu ve yurt dışında açılan ilk Türk pet mağazası hakkında konuştuk.
Merhabalar Selim Bey, öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
Benim için pet sektörü yalnızca bir iş kolu olmaktan ziyade baba emaneti olarak, doğduğum günden itibaren içinde olduğum bir yaşam alanı. İlkokul çağımdan üniversiteyi bitirene kadar her boş zamanımda mağaza temizlemekten satışa, üretim hattında çalışmaktan ithalat ihracat operasyonlarını gerçekleştirdiğim bir dünya. Bugün sektörümüzde mağaza paspasını yapan küçük bir çocuktan, sektörümüzün dernek başkanlığına kadar her alanında bulunmuş olmak benim için çok keyifli bir deneyim oldu ve daha farklı hedefleri başarma arzusu ile olmaya da devam ediyor.
Petbox’ın kuruluşu hakkında bilgi alabilir miyiz?
Petbox, gurur duyduğum babam Turgut KINSUN’un sahibi olduğu 1954 kuruluş tarihli Teknik Akvaryum’da edindiğim yıllara dayanan tecrübenin ardından 2010 senesinde Kanyon AVM’deki ilk mağazası ile hayata başladı. Gelişen süreçte mağazacılık alanında 20 senelik deneyime sahip Hakan Yüksel’in ortak olarak başında bulunduğu bu yapı geçen 12 senenin ardından İstanbul’da 23 mağazası ve yurt dışı atılımı ile ülkemizin en büyük perakende mağazacılık zincirinden, uluslararası arenada adından konuşulacak bir marka olma yolunda ilerliyor.
Evcilbesinleri.com hakkında neler söylemek istersiniz? Sadece beslenmeleri konusunda değil, tüm ihtiyaçları konusunda tedarik sağlıyorsunuz değil mi?
Evcilbesinleri.com firmamızın mağazacılık başarısının online ticaret tarafında da gerçekleşebilmesi için o günün şartlarında kendi alanında uzman Ali TOPTAŞ’ın kurduğu yapının firmamız bünyesine katılması ile internet satış hizmeti ile fiziki mağazacılığın bütünleştirilmesi hedefi gerçekleştirildi. Sonrasında yine internet satış hizmetlerinin ülkemizdeki en deneyimli kişilerinden olan ortağımız Mehmet YALÇIN’ın yönetiminde üstün hizmet kalitesi şiarıyla sektörümüzde en yüksek gönderi adetlerine sahip yapılarından biri olarak 14.000 adete yakın mamasından, tasmasına, yatağından kozmetiğine, her tür ürünü evcil dostlarımızın kullanımına sunmakta.
Türkiye’de ilk evcil hayvan mağazacılığını başlatan firmasınız. İlgi ve talep ne yönde ilerliyor?
Ülkemizde ev içi evcil hayvancılık ağırlıklı olarak akvaryum hobisi ile başlamış diyebiliriz. Babam Turgut KINSUN’un bu konuda döneminin çok ilerisinde bir vizyon ile bu hobinin büyümesine çok ciddi katkı sağladığını söylemek yanlış olmaz. Milenyumun başına kadar bu hobi sektörümüzün en ağırlıklı tarafını oluşturuyordu, o dönemde tüm çevre ülkelere akvaryum ihracatı gerçekleştirme başarısını gösteren bir konumda yer aldı ülkemiz. Şahsım adına Sibirya’dan, Belçika’ya, Cezayir’den İran’a akvaryum ve akvaryum malzemelerimizin gönderimini sağlamış olmak ülkem adına bir gurur sebebidir. İlerleyen yıllarda kuş ve kemirgenin eklenmesi ile çeşitlenen ülkesel sektörümüz kedi ve köpek beslenmesinin artması ile çok daha yüksek bir ivmelenmeye sahip oldu. Özellikle son yirmi senede gelişim ile günümüzde sektörümüzün %80’lik dilimini kedi ve köpek dostlarımızın ihtiyaçları oluşturuyor. Bu konuda da ülkemizin pozisyonu sevinç verici zira bugün dünyanın onlarca ülkesinde Türk malı ürünler raflarda yerlerini almakta.
ÜSKÜP MAĞAZASI YOĞUN İLGİ GÖRDÜ

Yurt dışında açılan ilk Türk Pet Mağazanız hakkında neler söylemek istersiniz?
Biz kuruluşumuzdan itibaren başarıyı kazancın önünde konumlandırdık, sonuçta da başarı kazancı yanında getirdi. Türkiye’de adından başarı ile bahsedilen en büyük mağaza zinciri hayalini gerçekleştirdikten sonra bize yeni hedefler gerekliydi ki bu da bayrağımızı başka ülkelerde gururla temsil edebilmek olacaktı. Bu anlayışla yaptığımız araştırmalar neticesinde hem kültürel ve tarihi yakınlığımız hem de pazarda yer alabilme fırsatları dolayısı ile Kuzey Makedonya’yı seçtik. Geçtiğimiz hafta açılışını yaptığımız Üsküp mağazamız bölgenin en büyük ve profesyonel mağazası olarak ziyaretçilerimizden yoğun ilgi ve takdir görmesi bizim için çok sevindirici.
İlerleyen zamanlarda sizi yurt dışında daha fazla görmeye devam edecek miyiz?
Firmamız bugün itibarı ile markaları olan Natura, Eco Natura, Mamamia ve Petbox ile 17 ülkede ürünlerini evcil hayvan dostlarımızın kullanımına sunmakta, bu bizim için bir başlangıç. Hedefimiz, hem mağazacılık alanında ülkemizde gösterdiğimiz başarı doğrultusunda yurt dışında ilkini açtığımız Petbox’ı yaygınlaştırmak hem de diğer markalarımızın çatısı altındaki yüzlerce ürünümüzü dünya çapında kullanılan ürünler ve bilinen markalar haline getirebilmek.
Son olarak eklemek istedikleriniz var mıdır?
Bundan 8 sene önce o zamanki ismi ile Pet İstanbul bugünkü ismi ile Uluslararası PetZoo İstanbul açılışında yaptığım bir konuşmayı hatırlıyorum, Türkiye’nin pet sektöründe bir üretim merkezi, bu fuarında her ülkeden tedarikçilerin ilgi ile takip edeceği bir alan olacağına olan inancımı belirtmiştim. Bugün ne mutlu bana ki bu inancımın gerçekleştiğini, bizim firmamız ve onlarca, yüzlerce Türk firmasının dünyanın dört bir yanına Türk malı ürünlerini kaliteleri ve yenilikçi yaklaşımları ile göndermekte olduğunu görüyoruz. Bu gurur hepimizin, ama daha yeni başladık kat edeceğimiz çok yol, başaracağımız çok iş var.
Röportaj: Demet İNCE











