Ana Sayfa Blog Sayfa 407

AMERİKAN EVCİL HAYVAN DERNEĞİ TARAFINDAN 5 YILDIZ ONAYLI TEK ÜRÜN…

Amerikan Evcil Hayvan Derneği tarafından 5 yıldız onaylı tek ürün olan Ugodog, köpeğin ev tuvaleti alışkanlığı için geliştirilmiş yeni bir çözümdür.

Hem ekonomik hem çevre dostu olan Ugodog, özel tasarımlı ızgara yüzeye sahiptir. Kolayca temizlenebilen ve uzun süre kullanılabilen bir yapısı vardır.

Izgara yüzeyi köpeğin patilerinin rahat edeceği kadar küçük, idrarı hemen alt hazneye geçirecek kadar geniş tasarlanmış.

İçine ped veya gazete kâğıdı konulmasına gerek duyulmayan Ugodog, biriken tuvaleti, akşamları tuvalete dökmenin yeterli olacağı bir yapıya sahiptir.

2 parçadan oluşan ızgarası sayesinde, musluk altında kolaylıkla yıkanabilir bir plastiği vardır. İsteğe bağlı olarak yüzeyi kâğıt ya da bir bezle kolaylıkla silinebilir. Köpeğin kakasını yapması durumunda, ızgaralı sistem kakayı alta geçirmeyeceği için kolaylıkla alınıp atılabilir. Maksimum temizlik için haftada bir olması önerilen Ugodog’u, hafif deterjanla yıkanması veya ıslak bir mendille silinmesi tavsiye edilir.

Ugodog gibi, evcil hayvan kullanıcılarının kullanımına yeni sunulan her ürün, Amerikan Evcil Hayvanlar Derneği (APA) tarafından, bir takım testlerden geçer ve değerlendirilir.

Testte bir ürünün günlük hayattaki kullanılabilirliği ve kullanımından doğacak tehlikelerin olup olmadığı, tanıtımları ile gerçek ürün arasında herhangi bir uyuşmazlığın olup olmadığına bakılır.

Ugodog, kullanım uyumluluğu, üretici firma değerleri, ürün kalitesi, güvenlik testlerinden tam not almıştır.

Ürün, daha önce pede tuvaletini yapan köpeklerin, Ugodog’a alışmasının daha kolay olacağını temin etmektedir. Köpeğin her defasında Ugodog’a yapması konusunda teşvik edilmesi, her yapışında da ödüllendirilmesinin altı çizilir.

Yavru köpekleri Ugodog’a alıştırmanın, yeni tuvalet eğitimi verir gibi biraz daha zaman alıcı olabileceğini söyleyen üreticiler, köpeğin eve ilk geldiğinde mutlaka evin bir bölümüne geçmemek konusunda sınır konulmasını belirtmektedir.

Ugodog’un yasaklı bölgeye yakın olmaması, köpeğin yemek yediği ve tuvaletini yaptığı yerin arasında mesafe olması da önemli bir faktördür.

Cinsi büyük olan köpeklere özel tasarlanmış  “Duble Ugodog”, 2 Ugodog’ un bir bağlantı aparatıyla birbirine eklenmesi sonucu oluşmuştur.

Şık görünümü ve doğal bir rengi olan Ugodog, evin her yerine konulabilir.

Köpeklerin her türlü rahatını düşünen Ugodog tasarımcıları, ızgara deliklerini yavru köpeklerin küçük patilerinin sıkışmayacağı kadar dar, yüzeyini ise rahatlıkla yürüyebileceği kadar geniş dizayn etmişlerdir.

Kaliteli plastikten üretilen Ugodog, gri renkte olup her türlü ev mobilyasıyla uyumlu olarak düşünülmüş ve tasarlanmıştır.

PET-DER Başkanı – Misak KEHYEOĞLU

Sayın Başkanım, gazetemizin 2. sayısında yine beraberiz. Bu zaman zarfında 4-7 Ekim tarihleri arasında Pet İstanbul Fuarı gerçekleştirildi, Siz de fuar süresince oradaydınız, fuarla ilgili kısa bir yorumunuzu alabilir miyiz?

 

– Fuarda emeği geçen tüm arkadaşlara, Ulusal Fuarcılık’a, katılan ve ziyaret eden sektör temsilcilerine teşekkürlerimi sunarım. Sektörel bir ihtisas fuarı olması sebebiyle, firmaların ve katılımcıların profesyonel ziyaretçi anlamında hedeflerine ulaşması adına 1. yılı olmasını da göz önünde bulundurarak önümüzdeki yıllar için ümit vaat edici bir organizasyon olduğu düşünüyorum. Fuar firmasının, ilk görüşmemizdeki konuşmalarının (yapılıncaya dek içimizde bir endişe olsa da) fuar açılıncaya kadarki süreçte aynı tutumla devam etmiş olması, söyledikleri şekilde gerçekleştirmiş olmaları organizasyon firmasının en olumlu kısmıdır. Katılımcı firma sayısı azdı bunun da nedeni Uzun yıllar boyunca İstanbul’da bu konuda fuar yapılamamış olması sektör firmalarının çekingen davranmalarına neden olduğunu düşünüyorum, bu başlayan hareketin ilerleyen yıllarda daha verimli hale gelmesi hep birlikte olduğumuzda başarabileceğimiz bir süreçtir.

 

– Misak bey, siz Pet-Der ’in uzun yıllardır başkanlığını yapmaktasınız. Sektör firmaları ve üyelerinizle ilgili dernek adına söylemek istedikleriniz veya düşünceleriniz nelerdir?

 

-22 yıllık bir dernek olmamıza rağmen firmaların çoğu bizi 4-5 yıldır daha fazla duymaya başladılar. Buna neden, değişen yasa, usul ve esasların bu konuda çalışan kişiler tarafından yeterince bilinmemesi oldu. Kamu kurumlarına karşı yaşadıkları sıkıntılarda, birlikte hareket edebilecekleri, bir çatı altında birleşebilecekleri mevcut bir bünyede buluşma isteğinin artmasıyla bu sürecin hızlanması derneği tanımalarına sebep oldu.

 

– Bu bir sektör derneği, bu süreçte sektör firmalarının size yaklaşımı nasıl oldu?

 

-Dernek üyelerimizin arasında birçok büyük ithalatçı firma olmasına rağmen, bu firmalardan bazıları, sanki bir köy derneğine üye olup,  yıllık aidat ödeyip,  derneğin üye listesinde yer alınca her şeyin halledildiğini düşünüyorlar. Hâlbuki bizim amacımız, derneğin bu konudaki ticaret yapan firmaların daha huzurlu bir ortama kavuşmasını sağlamak.

 

Nasıl bir destek görmek istiyorsunuz? Beklentileriniz nelerdir?

 

-Sektör firmalarının, mevcut olan derneğine sahip çıkması, oluşabilecek ticari politikaların belirlenmesi için bir araya gelmesi, dernek bünyesinde yapılması gereken tanıtım ve organizasyon faaliyetlerinde derneğe destek olmalarını bekliyoruz. Mesela Hayvan sever arkadaşlar gerçekleştirdikleri organizasyonlarda bizlerde olmalıyız ama maalesef bizi yanlış tanıtıyorlar, bazı kendini bilmezler yüzünden bütün sektör yargılanıyor bunları düzeltebiliriz, bizler yıllardır bu işin içerisindeyiz kimse alınmasın ama bizden daha fazla hayvan sevgisi olan insan yoktur. Bu iş hayvan sevgisi olmayanın yapabileceği bir iş değil, işimizde – aşımızda bu canlıların vesilesi ile mümkün oluyor. Kötü olayların, sokağa bırakılan evcil hayvanların bile günah keçisi biz oluyoruz, yanlış yapanı ayırmamız ve bunu da hep beraber yapmamız gerekiyor.

 

Üyelerinize sağladığınız hizmetleri daha önceki sayımızda aktarmıştınız. Bu hizmetlerden üye olmayanlar da yararlanabilir mi?

 

-Elbette, üyelerimize bilgi ve birikimimiz dahilinde yardımcı olduğumuz gibi, üyemiz olmayan kişilere de usul ve esaslar hakkında yardımcı olmaya çalışıyoruz. En büyük sıkıntımız mevcut üyelerimizin sorun öncesinde değil olay gerçekleştikten sonra bizimle irtibat kurmalarıdır. Aslında bizim kendilerine kamu kurumlarıyla olan ilişkiler hususunda daha fazla yardımcı olma şansımız bulunuyor, bunu daha iyi kullanmalarını arzu ediyoruz.

 

 Misak bey, en son 5199 Sayılı kanunla ilgili yapılan düzenlemeler ve kamuoyunun pet shoplara bakışıyla ilgili görüşlerinizi alabilir miyim?

 

-Mecliste çıkacak olan kanuna dernek olarak karşıyız. Çünkü burada sadece evcil hayvanlar değil sokak hayvanlarının da yok edilmesi planlanmaktadır. AB yasaları bizim toplumumuza empoze edilmek isteniyor fakat bizim kültürümüzle kültürleri uyuşmadığından, her yasa doğru şekilde hazırlanamıyor. Pet shoplarla ilgili yönetmelik, pet shop içeriğini bilmeyen insanlar tarafından yapılmaktadır ve uzun süredir tecrübesi olan derneğimizi dikkate almadıklarından dolayı sürekli sorunlar çıkmaktadır. Bu yüzden, Türkiye’de sektörün tek temsilcisi olan Pet-Der Derneği’nin tecrübelerinden,  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Koruma Kontrol Müdürlüğü ve Veteriner hekimler Odaları’nın bizim tecrübelerimizden faydalanması gerektiğini düşünüyorum. Şu unutulmamalıdır bizim sorunlarımız aslında bu sessiz arkadaşlarımızın sorunudur ve biran önce ortak bir payda da buluşup çözüme kavuşmalıdır sadece benim istediğim olsunla bu iş çözüme kavuşmaz.

 

Sayın Başkanım eklemek istedikleriniz var mı?

 

Yıllardır başkan olarak elimden geleni yapmaya çalıştım, derneğin İzmir, Ankara ve Hatay temsilciklerinin kurulmasını sağladım, bursa için görüşmelerimiz devam ediyor. Tek istediğim herkesin derneğin çatısı altında bir araya gelmesi, üye olsun olmasın bizimle birlikte hareket etmesi. Bu vesile ile tüm sektör dostlarımıza işlerinde hayır ve bereket diliyorum.

 

Saygılarımla,

 

Misak KEHYEOĞLU

PET-DER Başkanı

Husse

Neden Husse?

Gerçekte bu sorunun bir çok cevabı bulunmakta fakat hepsinin birleştiği bir tek cevap verebiliriz; “Çünkü Husse Bilgi,Kalite ve Hizmet’nin yanındadır.” Çeyrek asırdır, dünyanın dört bir yanında müşterilerinin memnuniyeti bu cevabı doğrular niteliktedir.

Husse bilgi’nin yanındadır; “Çünkü ürünlerimiz, Pet dünyasındaki ihtiyaç ve trendlerden yola çıkarak ilgili en güncel bilimsel araştırmalara dayanarak yaratılmaktadır. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bugünde global ölçekte evcil hayvan beslenmesi alanında geliştirilen ürünlerde, gerek içerikler, gerek formüller açısından, “sağlıklı yaşamı” destekleme konusunda öncü bir konuma sahiptir.”

Ürünlerimizi evcil hayvanlarınıza sunduğunuzda  elde edeceğiniz uzun dönemli pozitif etkiler kalite kavramını yeniden keşfetmenize yol açacaktır.”

Husse hizmet’in yanındadır. “Çünkü Husse müşteri memnuniyetini maksimize etmek amacıyla kendi özel “franchise”,bayilik sistemini geliştirmiştir. Evcil hayvan sahipleri, özel bir hizmet konseptiyle,kendi yaşadıkları bölgede “birebir” bağlantıda bulundukları bayileri aracılığı ile çok sevdikleri dostlarına ayrıcalıklı bir yaşam tarzı sunmaktadırlar. Birkaç ülkedeki müşterilerden gelen ortak toplu talepler doğrultusunda, konuyla ilgili  gerçekleşmiş en son gelişmeler ışığında yeni ürünler geliştirilebilmektedir.”

Hepsinden önemlisi Husse bir ailedir,bu ailenin dünya üzerinde 40’ın üzerinde ülkede fertleri bulunmaktadır. Bu fertler arası ortak en üst düzey başarı için her daim bir bilgi,tecrübe,uygulama  paylaşım düzeneği vardır.

 -Bir Husse Franchise’ı olmak ne anlama gelir?

      Husse franchise’ı olmak demek pet sektöründe ilkleri gerçekleştirmek demektir. Müşterileriniz sizlerden arzu ettikleri zaman, diledikleri ürünleri online olarak sipariş geçecekler ve siz onların adreslerine ürünleri taşıma ücreti olmaksızın tedarik edeceksiniz. Önemli bir farkınız olacak, siz bu hizmeti yaparken müşterinizi birebir tanıyacaksınız ve ondan gelebilecek evcil hayvan ile ilgili beslenme ve diğer soruları yanıtlayabilecek donanıma sahip olacaksınız. Aslında bir nevi onların evcil hayvanları konusunda her açıdan bir “VIP” danışmanı olcaksınız. Bu durumun gerçekleşmesi için sürekli bir eğitim programı içerisinde bulunacaksınız. Karşılaşacağınız her türlü zorluğu beraber yapacağımız ortak görüşmeler ve çözüm önerileri dahilinde aşacaksınız. Uluslarası ölçekte Husse ailesi içerisinde sürekli bir paylaşım gerçekleşecek; örneğin Polonya’da, Portekiz’de veya Fransa’da yaşanmış deneyimler sizlerle paylaşılacak ve işinizi geliştirmenizde yardımcı yan bir faktör olabilecektir.

Husse ailesi olarak her an desteğimiz olmasına rağmen, unutulmaması gereken bir nokta var; Husse bayisi başarısı için “taşın altına elini koymalıdır”, kendine ait bölgede müşterileri keşfetmek,onları kazanmak ve onlara devamında kaliteli hizmet sunmak durumundadır.

10 yıl sonrasında belki, kendi bölgenizde pet sektörü adına bir ilki gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşayacaksınız. Zorlu bir süreç,yoğun bir çalışma programı gerekiyor, fakat 25 yıllık bir uluslar arası marka deneyimi ve ağı hizmetinizde…Neden olmasın?

Sizi Husse ailesine katmak için sabırsızlanıyoruz….

Hizlial.com

Pet İstanbul 2012 sponsoru Hızlıal.com

Fuar Fuarcilik Pet ve Web

Dünyayı milyarlarca canlı ile paylaşıyoruz… Birçoğunu hiç tanımadığımız bu milyarlarca canlı arasında insanoğlunun en büyük tutkusu; kedi ve köpekler, kus ve balıklar.

Türkiye’de evcil hayvan sektörü hızla yükselen bir grafik çiziyor. 2010 yılı verilerine baktığımızda; Türkiye’deki köpek sayısının yaklaşık 997 bin ve kedi sayısının 3 milyon 45 bin olduğunu görüyoruz. Balık ve kus şayisi ise bu rakamın 4 kati olduğu öngörülüyor.

Artan kentleşme, tek hane halkı sayısının artması ve hayvan sevgisi ile henüz küçük yaşlarda tanışıyor olmamız, kedi ve köpeklerin sevgisine ve arkadaşlığına olan ihtiyacımızı artırıyor.

Hayvanlarımızın profesyonelleştirilen bakımları, profesyonel veteriner hizmetlerinin dışında nokta satıcılar, üreticiler, ithalatçılar, Otel konaklama ve ulaşım hizmetlerinde daha dikkatli daha özenli ve profesyonelleşmesi zorunluluğunu göstermektedir.

İstanbul şüphesiz birçok sektörde olduğu gibi Petshop sektöründe, hayvan sever ve diğer konularında da liderliğini devam ettirmekte.

2012 Pet İstanbul Fuarı burada kritik bir role soyunmuş durumda Kendi coğrafyasında en büyük ekonomi olan Türkiye  komşuları ile pet ürünlerinin satışında da kilit durumda bulunmakta.

Siyasal ve ekonomik  konjonktüre çevremizdeki savaşlar da eklendiğinde hepimiz için kritik çizgi olan ihracat çalışmalarımızda azalmaları ancak Uluslararası fuar ve fuarcılık anlayışı ile bir yerlere götürebiliriz.

İstanbul’daki fuarda bir çok üretici firma ve girişimciler ile tanışma fırsatı bulduk. Hem Gold Gruop olarak yeni ticari anlaşmalara imza attık hemde tek kullanıcılar ile sohbet etme, sorunlarını dinleme ve ihtiyaçlarını tespit etmek için gözlemlerde bulunduk.

Her firma ister üretici ister toptancı yada ithalatçı olsun bu alanlarda rakiplerini takip etmek ile birlikte ürünlerine kullanıcılarının bakış açısını  izlemeli.

Fuar alanları burada devreye girmekte, Istanbul artik dünya ya hitap eden fuarları yapmaya çok yakin.

Sadece Kedi ve kopek  maması üreten  14 farklı fabrika artan teknolojileriyle Kendine yetmesinin dışında Yurt dışına açılmakta.

Tahıl ambarı olan ülkemiz Kus yemi ve takviyeleri konusunda Unlu Yabancı Markaları  hem kalite hem fiyat ve sunum olarak  silmiş, büyük gözdağı vermiş durumda.

Tekstil ve imalat merkezi sayılan Türkiye’de pet aksesuarları Kafes ve Akvaryum üretiminde kaliteli işçilik, tasarım ve fiyatta üst seviyelerde.

Bu imkanlara rağmen ihracat ithalatın çok gerisinde kalıyorsa bu Uluslararası fuar organizasyonlarında eksik kaldığımız ve geliştirmek zorunda olduğumuz anlamına gelmektedir.

İsminden de anlaşıldığı gibi Ulusal Fuarcılık firması bu konun en büyük gönül veren, yatırım yapan ve emek harcayan firması olarak 2012 Fuarını neredeyse tek başına organizasyon mücadelesi verdi.

Ancak Asil Görev Hizlial.com unda sponsoru olduğu bu fuarın  gelecek senelere taşınması.

E-ticaret bu konun olmazsa olmazı. Bu sene sosyal medyada  reklam alanlarında ve 1.000.000 üyemize tanıtım ile fuar dışında ‘hediyeler para puan yükleme ve tanıtımlarla fuar alanında online olarak halkımızı fuar alanına teşvik etmeye çaba gösterdik.

Gazetemizi takip eden isine gönül vermiş  erdemli kadroların görevi bu ülkeyi Avrupa’da ve Dünyada  hatırı sayılır bir marka haline getirmek.

Bunun ilk adimi 2012 de atıldı sıra 2013’te…

GEDİK İTHALAT – Murat NARSAP

Henüz 2012 yılının başlarında faaliyete geçmiş olan ithalat firmamız, Türkiye petshop piyasası ve tedarik/ toptan canlı işi yapan kuruşların yoğun ilgi ve güvenleriyle sektörün ilk sıralarına doğru hızla yükselmeye başlamıştır.

Her hafta düzenli olarak pet sektörüne katkı sağladığımız türler Muhabbet Kuşu ve Türleri (Jumbo, Show, Tepeli),Finches Türleri (mutasyon türleri), Kanarya (ırk kanaryaları, red faktör) Egzotik papağanlar (Ara, Amazon, Jako, Kakadu) olmakla beraber, bahçe-park kuşları ve canlılarını da tedarik etmekteyiz.

Amacımız bu sektörün daha profesyonel, daha kurumsal ve en önemlisi daha kazançlı bir hale getirmek adına kaliteli ve cazip çözümlerimizle bayilerimiz ve takipçilerimize hizmet vermektir.

Türkiye de canlı hayvan ticaretinin daha doğru, daha sağlıklı ve en önemlisi daha hassas yapılmasını sağlayabilmektir..Çünkü ticaretten, tüccarlıktan öte bu canlılar bizim evreni paylaştığımız diğer yaratılmışlardır. Bizim onları en iyi standartlarda sahiplenip korumamız ve gözetmemiz gerekmektedir.

Merkez ofisi Göztepe de bulunan firmamızın kuşhanesi ise Ataşehir dedir. Önümüzdeki beş yıllık planlarımız içinde bayilerimizle birlikte sektörün kalite standartlarını arttırmak ve gerçek anlamda bu işi önce hayvan sevgisi ile yapan bilinçli, yaptığı için sorumluluğunu bilen sektör çalışanları oluşturmaktır.

Emak Dış Ticaret Satış Müdürü – Levent ALPASLAN

Öncelikle pet haber dergisine yayın hayatında başarılar diler, yeni bir misyonun öncüsü olarak sektörümüze yeni bir renk katmasını temenni ederim.

İlk önce kendimden bahsedersem ismim Levent ALPASLAN 1977 Ankara doğumluyum. Kamu yönetimi mezunuyum evli ve bir çocuk sahibiyim. Yaklaşık sekiz seneden beri pet sektöründe çalışmaktayım. Şuan Emak Dış Ticarette satış müdürü olarak görev almaktayım.

Sekiz senelik deneyimlerimde gördüğüm en önemli gelişmelerin başında Türkiye’nin ve dünyanın şu anda devam etmekte olan ekonomik krizler ve toplumsal sıkıntılara rağmen sektörümüzün her geçen sene büyüyerek devam etmesi. Bu şu anda dünya pazarında da aynı durumda her sektör dar boğazdayken pet ve sağlık sektörü son 5 yılı büyüyerek geçirmekte buda bizi tabiki mutlu etmekle beraber ilerleyen dönemler içinde tedbir almamızı gerektirmektedir. Bunu başarmak ise sadece bizim gibi toptan satıcılar, ithalatçılar ve perakende satış noktaları ile değil bir yerde de devlet politikalarıyla olabilecek ve hep beraber elimizi taşın altına koyarak yapacağımız bir durumdur. Her zaman söylediğimiz gibi sektörel büyüme eğitimle başlayacaktır ilk yapacağımız iş özellikle ilköğretimde hayvan sevgisi ve evcil hayvan sahiplendirmekle beraber çocuğa verilecek olan sorumluluk duygusunu aşılamayla başlanmalıdır. Bu kedi köpek balık kuş kaplumbağa farketmeden amaç bir canlıyla yaşamak ve onu yaşatmak beslemek ve sağlığını korumakla başlamalıdır. Amacımız sokakta gördüğü bir köpekten korkmak değil ona doğru bir şekilde yaklaşıp en azından evinin önünde bir kap mama bir kap temiz su bulundurup bu dünyada sadece insanların yaşamadığı tüm canlılarla beraber yaşamak gerektiğini bilinçli olarak verebilmemizdir ki bence her şey burada başlıyor. Maalesef sektörümüzde büyük şehirlerin dışında özellikle kedi ve köpek sahiplendirmede dünya standartlarının çok gerisindeyiz. Örnek olarak Amerika birleşik devletlerinde yüzde 90 Avrupa birliği ülkelerinde yüzde 80 aile evcil hayvan beslemesine rağmen ülkenizde şu an yüzde 10’un çok altındadır. Gerek eğitim gerekse de devlet politikalarıyla bu rakamları yukarı çektikçe pazar payları daha büyüyecek ve buda daha sağlıklı bir büyüme olarak sektörümüzdeki kaliteyi arttıracaktır. Burada medyanın da görevinin olduğunu düşünüyorum ulusal ve yerel kanallardaki kamu spotu programlarında bir barınağı yada sokak kedi ve köpeklerinin anlatılacağı bir tanıtım filmi milyonlarca insanı daha duyarlı hale getirecektir. Ama maalesef bizim devlet politikası olarak özellikle Gümrük Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanlığı olarak sadece mamalardaki G.D.O konusuyla ilgilenilmektedir.G.D.O hala tartışılan ve maalesef insan gıdasından daha ileri götürülerek sadece hayvan yeminde zorluklar çıkarılarak ithalatçıyı zor durumda bırakmaktadır. Bu durum aynı zamanda devamlı mevzuat değişikliği nedeniyle gümrükteki urunleri etkilemekte ve çoğu ürününde tarih problemleriyle karşılaşmasını sağlamaktadır. Bunun yanında maalesef yerli mama fabrikaları da ürün bulmakta zorluk yaşamakta ve en önemlisi kdv oranlarının yüzde 1 olması gerekirken yüzde 18 olarak devam etmesi evcil hayvan sahiplerin en önemli harcama kalemi olan kuru mama ve yemi yüzde 15 gibi daha pahalı almasını ve bundan dolayıda ya meşakatle hazırladıkları ev yemekleri yada daha ucuz ve kalitesiz mamaları almaya teşvik etmektedir. Tabiki bunlar sadece suanda aklımıza gelen konular daha bunu gibi birçok konularımız olmasına rağmen bizlerin yani üretici ithalatcı petshopcu ve veteriner hekimlerin ortak bir platformda en azında senede bir iki kez biraraya geldiğimiz bir organizasyonu maalesef daha gerçekleştiremedik. Sadece 4 Ekim hayvanları koruma günüdeki birkaç göstermelik etkinlik yeterli olmamakta çünkü belirttiğim gibi çok önemli bir sektördeyiz düşünsenize hayatımızın her anında ve her yerinde ne kadar insan varsa bir o kadarda evcil ve bakıma muhtaç hayvan var bundan dolayı sadece sektörü bizler yönetmemeli aynı zamanda sosyal sorumluluk politikası haline getirmeliyiz çünkü bizim müşteri portföyümüz sadece evde hayvan besleyenler değildir aynı zamanda belediyeler, barınaklar, sokaklar yani tüm yaşam alanlarımızdaki insanların duyarlı olması bizleri daha motive edecektir, bu vesile ile tekrar yayın hayatınızda başarılar dilerim.

BARINAK DEĞİL ‘BUTİK OTEL’

SOKAK HAYVANLARI İÇİN HAVUZLU SIĞINMA YERİ arınak değil butik otel Belediyelerin hayvan barınakları konsept değiştiriyor. Hayvanları Koruma Kanunu’nun yayımlanmasından sonra birçok belediye hayvanlar için rehabilitasyon merkezi açmaya başladı. Bunların en güzel örneğinden biri de Esenyurt’taki merkez oldu Sokak hayvanlarına ev sahipliği yapan belediyelere ait barınaklar sağlıksız koşullarıyla her zaman hayvanseverler tarafından eleştirilen alanlar oldu. Açılışı cuma günü gerçekleşen Esenyurt Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi, 5 yılıdızlı butik otel konseptiyle hayvanseverlerden tam not aldı. İçerisinde sosyal alanların da bulunduğu tam donanımlı ve teknolojik ekipmanlı tesis sokak hayvanlarına sıcak, temiz ve eğlenceli bir hayat sunacak. Evdeki hayvanlar gibi Sokak hayvanlarının evi olan belediyelerin hayvan barınakları konsept değiştirmeye başladı. Hayvanları Koruma Kanunu’nun yayınlanmasından sonra sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için birçok belediye, rehabilitasyon merkezleri açma çalışmalarına başladı. İlk örneği cuma günü Esenyurt Belediyesi tarafından açılan “Esenyurt Belediyesi Hayvan Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi” oldu. 5 yıldızlı butik otel şeklinde hazırlanan bu yeni alanlar “baDAMLA YUR İstanbul rsm Tesis, Hayvanları Koruma Derneği (HAVTAP)ve fireenpeace ^ .ralanndabuludugu ıam 11° slVl’ toplum örgütü ile işbirliği nnak” değil halinde. , “rehabilitasyon merkezi” ve kontenjanı bakıma muhtaç ve sakat hayvanlarla kısıtlı. Bu merkeze sokaklarda bulunan hasta ve yardıma muhtaç kedi ve köpekler getirilip tedavi ediliyor. Ayrıca kısırlaştırma, kuduz, parazit, ishal, gençlik gibi tüm aşıları ücretsiz olarak yapılan bu tesiste sokak hayvanlarına, evlerdeki hayvanlar kadar temiz ve sağlıklı şartlarda yaşam sunmak amaçlanıyor. Yürürlükte olan yasaya göre bu amaç ile tedavileri tamamen bitmiş olan hayvanlar alındıkları ortama tekrar geri bırakılıyor. Hastalığı sürekliliğini koruyan hayvanlar ise bu merkezlerde yaşamlarına devam ediyor. Dinlenme alanı ve havuz Tesiste çalışan veteriner hekim Adem Kavrut, ileri tekonoloji tedavi cihazlarının bu merkezde var olduğu belirterek, “Hayvanların tüm data bilgilerini toplayan bir cihazımız var. Bu sayede kalp atışlarından, tansiyonuna birçok bilgilerini sadece ölçmekle kalmayıp kaydediyoruz. Kaydettiğimiz verilerle tedavisi sürecindeki değişimi sıkı takip edebiliyoruz” dedi. Esenyurt Belediyesi Yeni Hayvan Bakım Evi ilk olarak mimarisi ile dikkat çekiyor. 10 bin metrekarelik bu yeni hayvan bakım evini butik otel seviyesine ta- ^ şıyan hayvan güneşlenme ve dinlenme alanları ve hayvan havuzunun olması. Hayvanların özgür kalabileceği genişlikteki bu çim alanda ay- ” rica ameliyathane, depo, müdür odası, misafirhane, veteriner hekim odası, sckretarya, tekniker odası, personel odası, kafeterya, hayvan barındırma odaları, kameriyeler, hayvan gezi alanları, bahçe kulübelerinden oluşuyor. Havuz- ; lara köpekler beşerli gruplar halinde alınıyor hem banyo oluyor hem de eğlenmelerini sağlanıyor. Ayrıca köpeklere manikür ve saç bakımı da uygulanıyor. Tesis 320 yetişkin köpek, 100 yavru köpek ve 50 kedi evi olacak şekilde kapasiteye sahip. En büyük amaç sahiplendirmek’ Proje başkanı olan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Emin Batmazoğlu, amaçlarının sadece sokak hayvanlarını toplamak, sağlıklarına kavuşturmak olmadığını onları sahiplendirmek içinde çaba harcadıklarını belirtti.

KEDİLERE DOKUNMA!

Kedilere dokunma! Kerim Aygün emekli maaşından elinde kalan parayla kediler için ‘Darülaceze içinde bir Darülaceze’ oluşturdu. Ancak yönetimle başı dertte. SERKAN OCAK / İSTANBUL serkan.ocak@radikal.com.tr Kerim Aygün 1938 doğumlu. Anadolu yakasında Kayışdağı Darülaceze’de kalıyor. Yıllarca garson olarak çalıştıktan sonra emekliye ayrıldı. Maaşının yüzde 80’i Darülaceze’nin. Geriye 160 lirası kalıyor. Onu da kedilere harcıyor. En büyük dostu kedileri. Ancak beslediği kedi sayısı 70’i bulunca sıkıntılar da başladı. Aygün için 26 Temmuz dönüm noktası, çünkü, ‘yemekleri küflendiği’ gerekçesiyle kedi kulübesi yıktırıldı: “Kediler bahçede kaldı, daha da çoğaldı. Sonra toplayıp hepsini bir yere kapattılar. Kedilerin yaşam alanlarını daralttılar. Beni de buradan atmaya çalıştıklarını talimin ediyorum. Atılmaktan korkmuyorum ancak hayvanları atacaklar..,” 8 yıldır Darülaceze’de kalan Aygün hakkında 29 ve 30 Ağustqs’ta 2 personele ‘yüksek sesle bağırıp hakaret ettiği’ gerekçesiyle 2 soruşturma açıldı, “iftira” dediyse de uyarı aldı. Aygün, baskıların 13 ay önce yeni yönetimle başladığını söylüyor. Yönetime göre ise basla yok, kedi kulübesi ise ‘pis’ olduğu için yıkıldı. Açıklamada “Kurum 150 dönüm içinde. Hobi bahçesi ve hayvan barınakları, köpek, kaz, ördek ve keçi gibi çok sayıda hayvan var. Kedileri de buraya yerleştirdik. Ancak İBB Veteriner İşleri ‘kedi barınağı’ • yapmak için çalışma yapıyor. Kerim Amca’yla sorunumuz yok. Kediler odalara giriyor, pire basıyor, yoksa başka sıkıntımız yok denildi. ‘Kediler hayata bağlar’ İstanbul Veteriner Hekimler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Arslan’a göre ise kedilerin varlığı sorun değil, şans: “Aşı ve bakımları yapıldığında kediler farklı yaşam alanlarında sağlıklı şekilde yaşayabilirler. Ama hareket ihtiyaçları fşzla olduğundan yeterli alan bulunmalı. Fotoğraftaki alan, fiziki şartlar düzeltilip hijyene dikkat edilirse kullanılabilir. Ayrıca önemli bir yatırım yapılmadan kedievleri yapılabilir. Özellikle yalnız yaşayanlar ve yaşlılar için hayata bağlanmada hayvanların büyük fayda sağladığı bilimsel gerçek. Barınağın iyileştirilmesi ve hayvan sağlığı konusunda bölge belediyelerinin yardım edeceğini düşünüyorum” diyor.

HAYVANLAR İÇİN 150 DÖNÜMLÜK BAKIM MERKEZİ

Hayvanlar İçin 150 Dönümlük Bakım Merkezi Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi hizmete girdi… Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi hizmete girdi. 150 dönüm alan üzerine kurulan merkezde, kedi, köpek, karaca ve yılkı atlar ayrılan bölümlerde doğal yaşam alanlarında olduğu gibi kalabilecek, sağlık merkezlerinde tedavi edilecek. Samsun Büyükşehir Belediyesi ta rafında n-İlkadı m İlçesinde kent merkezine 12 kilometre uzaklıkta 150 dönümlük arazi üzerine Güçten Düşmüş Hayvan Bakım Merkezi kuruldu. Yaklaşık 1 ay önce merkez faaliyete geçti. İlk aşamada 146 sokak köpeği buraya konuldu. Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Şube Müdürü Veteriner Hekim Nurhan İşler, belirlenen arazinin hayvan türlerine göre kısımlara ayrıldığını belirterek, “Sokak hayvanları ya da güçten düşmüş hayvanları buraya getireceğiz, kısırlaştırma işlemini yapıp sağlık hizmeti vereceğiz. Eğer kendi doğal yaşam alanına tekrar dönebilecek durumda değilse merkezimizde barınmasını sa-ğlayacağız. Şu an merkezimiz kısmen tamamlandı. Kedi evi ve klinik binamızın inşaatı devam ediyor. Burada sadece köpekler değil, kediler, yılkı atlar, karacalar, uçamayan yabani kuşlar da kalabilecek” dedi. Merkezin bulunduğu alanın genişliği ve verilen hizmet anlamında Karadeniz’de tek olduğunu dile getiren İşler, “12 kişilik bir ekiple burada çalışıyoruz. Merkezimizde aynca bir hayvan pansiyonu olacak. Kedi ve köpekleri en fazla 1 hafta süreyle burada misafir edebileceğiz. Öte yandan, burada hayvan mezarlığı da olacak. Her mezarda hayvanın bilgileri yer alacak. Evcil hayvanı ölen vatandaşlar da buradaki mezarlığa defnedebilecekler” diye konuştu. – Samsun

BALKONUMUZDA DOĞUM YAPAN KEDİ, BİZE UĞUR GETİRDİ

Balkonumuzda doğum yapan kedi, bize uğur getirdi Bir kedi balkonumuzda doğum yaptı. Maddi durumumuz sanki sihirli bir el değmiş gibi bir anda değişti. S îî evgili Güzin Abla, köşenizde hayvanlarla ilgili yazılarınızı okuyorum. İzin verirseniz, ben de hayvan sevgisiyle ilgili bir örnek vermek istiyorum. Benim iki çocuğum, iki de köpeğim var. Köpeklerimizi almamız ayrı bir hikaye ama benim anlatmak istediğim başka… Bir yaz gecesi balkona çıktığımda çamaşır sepetimde bir kedi buldum. Göz göze geldik, kıyamadım, süt koydum önüne. Biraz sonra baktım, kalkmış süt içiyor. Yine göz göze geldik. Oyle bir bakışı vardı ki, resmen yardım ister gibiydi. Sepete baktım; dört tane yeni doğmuş yavru. Annelik içgüdüleriyle hemen yiyebileceği ne varsa önüne koydum, onu rahatsız etmedim. Birkaç gün sonra kedileri balkonumda gören komşularım “At hemen o kedileri, uğursuzdur onlar” dediler ama atmadım. Hayvan neden uğursuz olsun ki? Birkaç ay sonra annem yurtdışından geldi, kedileri görünce “Aman kızım bunlara sahip çık, bunlar gariban” dedi. Zaten bir arkadaşım da bu olaydan birkaç gün önce “Sana topal bir kedi gelecek, sana uğur getirecek” demişti. Sanırım bahsettiği bu kediydi. Çünkü bir ara iki gün ortadan yok oldu. Telaşlandım, bahçe bahçe gezip onu aradım. Yavrularını da ellerimle besledim, ısınsınlar diye sıcak sular yaptım. İki gün sonra geri geldi. Balkona çıkamıyor, yerde yatıyordu. Bacağı kötüydü. Aldım veterinere götürdüm, kalçasının kırıldığı ortaya çıktı. Veteriner, yavruları olduğu için ameliyatın zor olacağını söyledi, “Kendi kendine kaynar” dedi. Kimileri “Yavrularla anneyi barınağa götür, bırak” dedi. Yapamadık. Sabahın 6’sında kalkıyorduk, anne kediyi balkona alıp yavrularını beslemesini sağlıyorduk. Onun o haliyle yavrularını beslemesi, onları temizlemesi, anneliği anlatılır gibi değildi. Ben o kediden fedakârlığı bir kez daha öğrendim. Yavruları büyüttük, ne var ki sadece bir tanesi; “Karakız” adını verdiğimiz bize kaldı. O da bu sene iki yavru yaptı, şimdi onları büyütüyoruz. Bu arada kediler bize gerçekten GÜZİN ABLA FAKS: (0 212) 677 04 35 guzinabla@hurriyet.com.tr www.sevgiliguzinabla.com Feyza ALGAN uğur getirdi. Maddi durumumuz sanki sihirli bir el değmiş gibi bir anda değişti. ¦ Rumuz: Karakız Sevgili okurum, inanın kedi besleyen birçok tanıdığımdan, kedilere bakmaya başladıklarından beri maddi açıdan rahatladıklarını duydum. Hatta kedilerin başka konularda da çok uğurlu geldiğine inanıyorum. Datça’daki hayvansever komşum ve market sahibi Olcay Hanım, dükkanının önünde biriken kedi ve köpekleri beslemekten çok büyük hayır gördüğünü anlatır her zaman. Her ne kadar bazıları kedilerin markete girip çıkmasından rahatsız olsalar da, Olcay Hanım asla bunu önemsemiyor ve iş yerinin bereketinin arttığını söylüyor. Ne mutlu ona ve sizin gibi hayvanseverlere…