Ana Sayfa Blog Sayfa 87

Köpeğiniz Araştırma Konusu Olabilir

Köpeklerin ne kadar yaşadığına dair yapılmaya başlanılan bir araştırma  her insan yılının köpekler için yedi yıla eşdeğer olduğu efsanesine son verebilir.

Yaygın bir inanç, bir köpeğin insanlardan yedi kat daha hızlı yaşlandığıdır, bu nedenle 1 yaşındaki bir köpek yedi yaşındaki bir çocukla karşılaştırılabilir. Ancak gerçek şu ki, büyük ırklar insanlardan on kat daha hızlı yaşlanıyor ve bazı küçük köpekler, varsayılan 1:7 insan yılı / köpek yılı oranından daha yavaş yaşlanabiliyor.

Araştırmacılar da bundan yola çıkarak 20 yaşın üzerindeki köpekleri veya “süper asırlık” köpekleri araştırmaya başladılar. Köpek Yaşlanma Projesi adı verilen uzun vadeli çalışmada 10.000 köpeğin genomları inceleniyor. Araştırmacılar, 20 yaşına kadar yaşayan “süper asırlık” köpeklerin neden bu kadar uzun süre hayatta kalabildiğini öğreneceklerini ve bu bulguları köpek ve insan ömrünü iyileştirmek için kullanacaklarını umuyorlar.

Araştırmanın yürütücülerinden Princeton Üniversitesi Profesörü Joshua Akey: “Bu, daha geniş bilimsel topluluk için güçlü bir kaynak olma potansiyeline sahip, çok büyük, iddialı, çılgınca disiplinler arası bir projedir. Kişisel olarak bu projeyi heyecan verici buluyorum çünkü köpekleri ve nihayetinde insan sağlığını iyileştireceğini düşünüyorum” şeklinde çalışmayı özetledi.

Araştırmacılar, köpek yaşlanmasının spesifik biyobelirteçlerini tanımlamayı umuyorlar.

Profesör Akey, “Bu, köpekler üzerinde türünün ilk örneği ve bence bu, olağanüstü uzun ömürlülüğe katkıda bulunan genetik farklılıkları bulmaya çalışmanın akıllıca bir yolu” dedi.

Araştırma ekibi, birkaç nedenden dolayı bulgularının insan yaşlanmasına dönüşeceğini tahmin ediyor: Köpekler, insanların yaşadığı yaşlanmanın neredeyse tüm fonksiyonlarını ve hastalıklarını yaşıyor; veterinerlik bakımının kapsamı birçok yönden insan sağlığına paraleldir ve köpeklerimiz, yaşlanmanın önemli bir belirleyicisi olan ve herhangi bir laboratuvar ortamında kopyalanamayan, yaşadığımız ortamları paylaşır.

Washington Üniversitesi’nden çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Daniel Promislow, “Köpeklerin insan çevresini paylaştığı ve sofistike bir sağlık sistemine sahip olduğu, ancak insanlardan çok daha kısa ömürlü olduğu düşünüldüğünde, sağlıklı yaşam süresi ile ilişkili genetik, çevresel ve yaşam tarzı faktörlerini tanımlamak için eşsiz bir fırsat sunuyorlar.” dedi.

Projenin ana hatları Nature dergisinde yayınlandı. Katılım için dogagingproject.org adresinden ulaşılabiliyor.

Kaynak: People

En Yaşlı Akvaryum Balığı: Metuşelah

Dünya’nın bilinen en yaşlı akvaryum balığı Metuşelah, 1938 yılından beri ABD’de yaşıyor

 

İsmini Hz. Nuh’un Dedesinden Alıyor

Bilim insanları, 90 yaşındaki Metuşelah’ın dünyanın en yaşlı akvaryum balığı olduğuna inanıyor.

İsmini Hz. Nuh’un 969 yıl yaşadığı söylenen dedesi Metuşelah’tan alıyor. Bununla birlikte, Avustralya akciğer balığı olan Metuşelah, ABD’de yer alan San Fransico Müzesi’nde yaşıyor.

Yetkililer, balığın Avustralya’dan ABD’ye 1938 yılında getirildiğini söyledi. Bu dönemde Metuşelah’ın  5 veya 6 yaşında olduğu düşünülüyordu. Dolasıyla şimdi 90 yaşında olduğu tahmin ediliyor.

Müzenin yöneticilerinden Charles Delbeek, “Gerçekten çok eski, antik balıklar. Solungaçlarının yanı sıra akciğerleri de var. Bu sebeple balıklar ve sürüngenler arasında bir tür oldukları düşünülüyor” diye konuştu.

Avustralya’ya Yüzgecinden Bir Parça Gönderilecek

Diğer taraftan Metuşelah’ın uzunluğu 1,22 metreyi buluyor.18 kilo ağırlığındaki balık, en çok taze incir yemeyi seviyor. Ayrıca, bakıcıları onun dişi olduğunu tahmin ediyor. Cinsiyetinin ve yaşının tam olarak  belirlenebilmesi için yüzgecinden bir parçanın Avustralya’ya gönderilmesi planlanıyor.

Öte yandan, Metuşelah hayatını kaybederse, yerine Avustralya’dan yenisi getirtilemeyecek. Çünkü, Avustralya, nesli tükenme tehdidinde  olan akciğer balıklarının ülke dışına çıkarılmasını yasakladı.

Avustralya akciğer balığı, Neoceratodus forsteri olarak da bilinir . 100 milyon yıldan fazla bir süredir neredeyse hiç değişmeden yaşayan gezegendeki en eski omurgalı cinslerinden biri. Uzun ömürlüdürler. En az 20-25 yıl yaşadıkları tespit edilmiş. Daha önce Şikago’daki Shedd Akvaryumu’nda “Büyükbaba” adlı bir Avustralya akciğer balığı yaşayan en yaşlı balıktı ve 1933’te ilk kez sergilendiğinde yetişkindi; 5 Şubat 2017’de öldüğü sırada en az seksenli yaşlarında olduğu tahmin ediliyordu.

Kaynak: NTV

Veteriner Hekimler Unutulmasın Çağrısı

MESLEKTAŞLARININ ÇALIŞMALARINI YERİNDE GÖRMEK İÇİN MUĞLA'YA GELEN TÜRK VETERİNER HEKİMLER BİRLİĞİ BAŞKANI ALİ EROĞLU, ORMAN YANGINLARINDAN ETKİLENEN EVCİL VE YABAN HAYVANLARININ TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ TARAFINDAN TEDAVİ BAKIMLARININ DEVAM ETTİĞİNİ AÇIKLADI. (BEKİR TOSUN/MUĞLA-İHA)

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, ek gösterge düzenleme çalışmalarında veteriner hekimlerin de unutulmaması talebinde bulundu.

Eroğlu, yazılı açıklamasında, veteriner hekimlerin beşeri hekimlerle aynı özlük haklarına sahip olduklarını ve halen 3600 ek gösterge aldıklarını bildirdi.

Halk sağlığının çevreden hayvanlara, gıdadan insanlara ve topluma kadar bütün unsurlara kapsayıcı yaklaşımı zorunlu kıldığını belirten Eroğlu, “Veteriner hekimler bu noktalarda görevleri ve yetkileriyle önemli bir meslek grubudur. Sağlık kontrolleri, koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi, karantina, aşılama, gıda işletmeleri ve mezbaha kontrolleri halk sağlığı konusunda veteriner hekimlerin yürüttüğü çalışmalardan bazılarıdır” ifadelerini kullandı.

İnsanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’inin zoonotik olduğuna ve hayvanlardan insanlara bulaştığına dikkati çeken Eroğlu, Covid-19 salgınıyla dünyada ve ülkede veteriner hekimliğin sağlıklı toplum hedefi için ne kadar önemli bir meslek grubu olduğunun bir kez daha görüldüğünü kaydetti.

Eroğlu, yerli aşı TURKOVAC’ı geliştiren ekibin başında bulunan Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin “Virolog Veteriner Hekim” olduğunu anımsatan Eroğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Sağlık hizmetleri sınıfında görev yapan personel için ek göstergeler üzerinde yapılacak düzenlemeler, uzman tabip, tabip, diş tabibi meslek gruplarına uygulandığı gibi sağlık hizmetlerinin bir sac ayağını oluşturan uzman veteriner hekim ve veteriner hekimlere de ayırım yapılmaksızın aynı oranda uygulanmalıdır. Ek gösterge düzenleme çalışmalarında veteriner hekimler de unutulmamalıdır. Bu durum Anayasa’mızın eşitlik ilkesinin bir gereği olduğu gibi, eşit işe eşit ücret temini yoluyla çalışma barışına, refahına ve verimliliğine de katkı sunacaktır” dedi.

Kaynak: t24

Avrupa’da Hangi Şartlara Bağlı?

Son dönemde sokak hayvanları ve tehlikeli ırk kabul edilen hayvanların sahiplenilmesi tartışmaların odağı haline geldi. Türkiye’nin yanı sıra yurtdışında da bu tür hayvanlardan edinmenin hangi şartlara bağlı olduğu merak konusu oldu.

ALMANYA’DA TEORİK BİLGİ VE PRATİĞE BAKILIYOR

Almanya’da “tehlikeli köpeklerden koruma yasası” bulunuyor. 2001 yılında getirilen “Köpek Hareketi ve İthalatı Kısıtlama Yasası” ile birlikte belirli köpek ırklarının ve melezleri olan köpeklerin Almanya’ya getirilmesi yasaklandı.

Kurallara uymayan köpek sahiplerine 25 bin euro’ya kadar idari para cezası uygulanıyor. Ebeveynlik kanıtı, aşı sertifikası, karakter testi sertifikası, sorumlu düzenleyici makamdan alınan diğer sertifikalar bulundurulması mecburi. Bu köpek türlerine sahip olmak isteyen kişilerden köpeğin bakımı ilişkin teorik bilgi ve pratik becerilerinin olup olmadığına bakılıyor.

Hüküm Giymemiş Olmak Şart 

Özel ırk köpek sahibi olmak isteyen kişilerin Hayvan Refahı Yasası, Silah Yasası, Savaş Silahlarının Kontrolü Yasası, Patlayıcılar Yasası veya Federal Av Yasasına karşı bir suç işlemiş olmaması ve yasal olarak hüküm giymemiş olması gerekiyor. Alkol veya uyuşturucu madde bağımlısı, akıl hastalığı veya zihinsel veya duygusal engeli bulunan kişiler Almanya’da özel ırk hayvan sahiplenemiyor.

Öte yandan bir kişinin aynı anda birkaç benzeri ırk köpeğe sahip olmasına izin verilmiyor. Köpeklerin, uygun şekilde güvenli bir şekilde çitle çevrilmiş mülklerin dışında, ayrıca merdivenlerde ve apartmanlara erişim yollarında uygun bir tasma ile tutulması ve ağızlık takılması gerekiyor.


FRANSA’DA EĞİTİM SERTİFİKASI ZORUNLU 

Almanya’nın yanı sıra Fransa’da da cins bir köpeğe sahip olmak isteyen kişilerin eğitimden geçmesi ve köpeğin düzenli şekilde veteriner tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Fransa’da 1 Ocak 2010’dan bu yana, özellikle Pitbull, Rottweiler ve Tosa cinsi bir köpeğe sahip olmak için belediye tarafından sahiplenme izni alınması gerekiyor. Sahip olmak isteyenlerin, köpek davranışı ve saldırı ya da kaza önleme konularıyla ilgili 1 günlük eğitimden geçerek sertifika almaları gerekiyor.

Potansiyel Tehlikeyi Ölçmek İçin Davranışsal Değerlendirme

Ayrıca, köpeğin 8 ay ile 1 yaş arasında bir veteriner tarafından potansiyel tehlikeyi ölçmek için davranışsal bir değerlendirme yapılması gerekiyor. Veteriner köpeği 4 tehlike seviyeden birine sınıflandırıyor ve sınıflandırıldığı tehlikelilik derecesine göre belirli bir süre içerisinde değerlendirmeyi yenileme zorunluluğu bulunuyor. 1’inci seviyede köpek belirli bir risk taşımıyorsa değerlendirmesi bir daha yapılmazken 2’inci seviyede düşük tehlikelilik riski taşıyan kopekler için 3 yılda bir, 3’üncü seviyede olan kritik tehlike riski taşıyan köpeklerin ise 2 yılda bir değerlendirilmesi yapılması gerekiyor. Son olarak 4’üncü seviyede olan yüksek tehlike riski taşıyan köpeklerin her yıl değerlendirmeden geçmesi zorunlu hale geldi. Davranış değerlendirmesi yaptırmayan kişiler ise 750 euro para cezasına çarptırılıyor.

Sorumluluk Sigortası Zorunlu

Köpeğin sahibi; köpeğin kimliği, kuduza karşı aşısı, sterilizasyon sertifikası ve ayrıca hayvanın neden olduğu hasarların onarımını ödemek için bakıcının hukuki sorumluluk sigortası sertifikası belgelerine sahip olmalı ve her zaman yanında bulundurmalı. Sigorta eksikliği 450 euro’ya kadar para cezası ile cezalandırılıyor. Halka açık yerlerde, apartmanın ortak alanlarında ve toplu taşıma araçlarında ise köpeği tasmalı tutmak ve ağızlık takmak zorunlu.

Yetkisiz özel ırk köpek sahiplenenlere 6 ay hapis

Öte yandan bazı kişilerin bu köpek cinslerine sahip olmaları yasaklandı. Reşit olmayan kişiler, vesayet altındaki yetişkinler, hüküm almış kişiler ve daha önce köpeğe sahip olma izni ellerinden alınan kişiler saldırgan köpeklere sahip olması yasaklandı. Bu kişilerin yetkileri olmadığı halde, sahiplenenler 6 ay hapis ve 7 bin 500 euro para cezası ile cezalandırılıyor. Yasalarla izin verilen ancak sahiplenme ehliyeti olmayan kişiler ise 3 ay hapis ve 3 bin 750 euro para cezasına çarptırılıyor.

BİRLEŞİK KRALLIKTA TAMAMEN YASAK

İngiltere’de hükümet, bazı köpeklerin sahiplenilmesinin yasak olduğunu belirterek bu tür köpek sahiplerini 6 aya kadar hapis ve sınırsız para cezasına çarptırıyor. Birleşik Krallık genelinde bu tür köpek cinslerine sahip olmanın yasaklandığı belirtiliyor. Yasaklanmış köpeklerin, Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino ve Fila Brasilerio cinsi köpek türleri olduğu belirtiliyor.

Ayrıca ülkede yasaklı bir köpek satmak, köpeği başka birine vermek, terk etmek, doğum yaptırmak gibi eylemler de yasa dışı kabul ediliyor. Ayrıca köpeğin yasaklı bir tür olup olmadığı köpeğin cinsinden çok, köpeğin özelliklerine de bağlı.

Ayrıca ülkede yasaklı köpeklerin iç mekânlarda tutulması durumlarda polis arama emri alarak kişilerin evlerini arayabiliyor ve köpeklere el koyabiliyor. Daha sonra bir polis veya belediyenin köpek uzmanının, köpeğin türüne göre halk için tehlike oluşturup oluşturmadığını belirlemesiyle köpeğin serbest bırakılmasına veya barınağa gönderilmesine karar veriliyor.

Mahkeme Köpeğin İadesi İçin Kanıt İstiyor

Hükümet köpek sahipleri ve köpek için sürecin mahkemeye taşınacağını belirterek, sahiplerin köpeği tutmak istediği durumlarda yasaklı bir türe sahip olmadığının kanıtlanması gerektiğini söylüyor. Köpeğin yasaklı bir tür olmadığı kanıtlanırsa mahkeme köpeğin sahibine iade edilmesine karar veriyor. Mahkemede köpeğin yasaklı olduğuna karar verilirse, köpek sahipleri yasalara aykırı davranarak yasaklanmış bir köpeğe sahip oldukları için sınırsız para cezası veya 6 aya kadar hapis cezasına çaptırılıyor. Bazı durumlarda kişiye her iki ceza da verilebiliyor. Aynı zamanda mahkeme kararı ile köpekler kalıcı olarak uyutuluyor.

Muafiyet Yasası Devreye Girebiliyor

Yasaklanmış köpeklerin halk için tehlike oluşturmadığına karar verilen durumlarda ise “Muafiyet Yasası” uygulanıyor, köpek sahiplerine bir muafiyet belgesi veriliyor. Hükümet muafiyet belgesi alan köpekler için köpeğin kısırlaştırılmış olması, mikroçip takılması, halka açık mekânlara giderken ağızlık takılması, köpeğin kaçmaması için güvenli bir yerde tutulması gibi kuralların olduğunu belirtti. Hükümet muafiyet belgeli köpek sahiplerine köpeğin diğer insanları yaralamasına karşı sigorta yaptırmasını öneriyor. Ayrıca bu tür köpeklere sahip olmak için 16 yaşından büyük olmak ve bir polis memuru veya belediye mensubu tarafından sorulması ihtimaline karşı muafiyet belgesinin yanlarında taşınması isteniyor.

7 Gün Barınak

İngiltere hükümetine göre, sokakta terk edilmiş veya başıboş bir köpek gören kişilerin bunu yerel belediyelere rapor etmesi gerekiyor. İngiltere’de Ulusal Köpek Savunma Birliği Dog Trust, kayıp, başıboş ve terk edilmiş köpeklerin toplanarak, Birleşik Krallık’ın herhangi bir yerinde 7 gün tutuldukları bir barınağa gönderildiklerini belirtti. Dog Trust, eğer bu süre içinde kimse bu köpekleri sahiplenmezse köpeklerin kalıcı olarak uyutulduğunu belirtti. Her gün ortalama 21 köpek uyutuluyor.

ÇEKYA’DA BARINAKLARA TAŞINIYOR

Çekya’da yürürlükte olan Hayvanların Zulme Karşı Korunmasına Dair Kanunu’nun “Belediye, başıboş ve terkedilmiş hayvanların nüfusunu düzenlemek için çalışmalar yapabilir” başlıklı 13b maddesinin (c) bendine göre, sokak hayvanlarının hastalık ve açlık ile insanlara saldırmalarını önleme amacıyla yakalanıp en yakın barınağa götürülmesi gerektiğini belirtiliyor. Pit Bull -Terrier, Amerikan Staffordshire-Terrier, Staffordshire-Bullterrier ve Bullterrier cinsi kopeklerin Almanya’ya taşınması yasak ve seyahatleri ise özel izinlere tabi. Çekya’da ayrıca köpeklerin tasmasız dolaştırılması, ağızlık olmadan toplu taşımaya binmesi yasak.

POLONYA’DA MÜLAKAT ZORUNLU 

Polonya’da sokaklarda başıboş gezen kedi ve köpek bulunmuyor. Yaklaşık 7,6 milyon köpek, 6,4 milyon kedinin evlerde bakıldığı ülkede105 bini aşkın köpek ile 31 bini aşkın kedi ise barınaklarda yaşıyor.

Sahiplenmek isteyen kişiyle nasıl bir evde oturduğu, hayvana bakabilecek gelire sahip olup olmadığına ilişkin kısa bir mülakat yapıyor. Eğer söz konusu olan bir kedi ise ve kediye ilişkin bakıcının aktardığı bilgiler sahiplenmek isteyen kişiye uyuyorsa ve barınak yetkilileri söz konusu kişiyle yaptığı mülakattan olumlu bir kanaat edinmiş ise kişi gerekli yasal işlemlerin ardından kediyi alıp barınaktan ayrılıyor.

Mülakatı Geçen Aday Tanışma Yürüyüşüne Çıkıyor

Eğer sahiplenilecek hayvan köpek ise bakıcının aktardığı bilgilerin ardından köpek, bakıcı ve sahiplenmek isteyen kişi birlikte yarım saatlik bir tanışma yürüyüşüne çıkıyor. Tüm aşamaların olumlu sonuçlanması durumunda kişi yasal işlemlerin ardından köpeği sahipleniyor. Köpeğin bakıcısı, gerek görmesi durumunda köpeğin ruh halini gözlemlemek için sahiplenme işleminden birkaç hafta sonra köpeği ziyarete gidebiliyor.

İzin İçin 1 Ay Beklemek Gerekiyor

Polonya’da tehlikeli tür olarak arz edilen köpeklerin üretilmesi, satılması ve beslenmesi ise yasal izne bağlı. Hem üretici kişi, hem de satın alacak kişi bulunduğu yerin belediyesine bir dilekçe ile başvurması gerekli. Köpeğin cinsi, kaç adet olacağı, köpeğin bakılacağı mekânın tarif (müstakil ev, apartman dairesi, evin içinde, kulübede) edildiği dilekçeye ek olarak üretici/satın alacak kişi belirli miktarda harç parası ödüyor. Söz konusu hayvanı üretmek/beslemek için gereken izin için 1 ay beklemek gerekiyor. Hayvanı sahiplenen kişinin çıktıkları yürüyüşler esnasında köpeğe ağızlık takma zorunluluğu bulunmuyor. Köpek, sahibinin komutlarını dinlemiyorsa yürüyüş esnasında ona ağızlık takmak sahibinin inisiyatifine bağlı. Tehlikeli olarak tabir edilen ırka dâhil olsun ya da olmasın bir köpeğin insanlara saldırıp yaralaması durumunda konu taraflar arasında çözülemez ise yargıya intikal ediyor. Yargı köpek sahibini gerekli önlemleri almadığı için para/hapis cezasına çarptırabileceği gibi duruma göre köpeğin bir süreliğine gözetim altına alınmasına da karar verebiliyor.

Bir köpeğin bir başka köpeği veya insanı saldırarak öldürmesi durumunda ise saldırgan köpek bir süreliğine gözetim altına alınıyor. Gözetim süresi duruma göre değişmekle birlikte bu süreçte köpeğin davranışları veteriner ve hayvan psikoloğu/davranış bilimci tarafından gözlemleniyor. Kolluk kuvvetleri ise köpek ve sahibi hakkında ne tür koşullarda yaşadıklarına, çevrede oturanlara ve diğer hayvanlara karşı tutumlarına ilişkin topladığı bilgileri mahkemeye sunuyor. Tüm toplanan bilgiler ile gözetim sonrası uzmanların görüşü doğrultusunda mahkeme, köpeğin sahibine geri verilmesine, toplum için tehlike arz ettiği gerekçesiyle ömür boyu barınakta tutulmasına, hatta uyutulmasına karar verebiliyor.

JAPONYA’DA EVCİL HAYVANIN SORUMLULUĞU SAHİPTE
Japonya’da evcil hayvanlara yönelik somut bir sahiplenme ya da üretme yasağı bulunmuyor. Evcil hayvanın üçüncü bir kişiye zarar vermesi halinde, zararın tazmininden hayvanı besleyen kişi sorumlu tutuluyor.

Evcil hayvan olarak yetiştirilen köpek ve kedilere yönelik somut bir sahiplenme ya da üretme yasağı bulunmayan Japonya’da, özel ırklar olarak nitelenen cinslere yönelik bazı sorumluluk şartları aranıyor. Yönetmelikler eyaletlere göre farklılık gösterse de, genellikle insanlara zarar verebilecek ya da ciddi kazalara neden olabilecek cinsler için, özel kayıt prosedürleri uygulanıyor. Pitbull, Donua, Alman Çoban Köpeği, Doberman ve Dogo Argentino gibi özel cinsleri sahiplenmek isteyen kişilerin, köpeğin yetişmesine uygun fiziki ortamı ve güvenlik standartlarını sağlayabileceğini taahhüt etmesi gerekiyor. Bazı eyaletlerde ise, düzenlemeler köpeğin cinsinin yanı sıra vücut ölçülerine göre şekillendiriliyor.
Japon yasalarına göre, evcil hayvanın üçüncü bir kişiye zarar vermesi halinde, zararın tazmininden hayvanı besleyen kişi sorumlu tutuluyor. Hayvan sahibinin yasal sorumluluktan kurtulması için hayvanı “azami dikkatle” beslediğini ispatlaması gerekiyor.

AVUSTURYA’DA ELEKTRONİK ÇİP UYGULAYAN ÜLKELERDEN

Avusturya’da bir evde evcil hayvana bakabilmek için öncelikle konut idaresi tarafından izin alınması gerekirken, hayvanlara nasıl bakılacağı da kanunlar tarafından da düzenlendi. Avusturya’da köpeklere elektronik çip gerekiyor. Çipteki bilgilerinde ülkede Hayvanlarla ilgili Bilgi Bankası’na kayıt edilmesi zorunlu. Ayrıca Köpeklerin neden olacağı zararlar için minimum 725 bin Euro’luk bir sigorta gerekiyor. Köpeğin insanlara ve çevreye vereceği her türlü zarar bu sigorta tarafından karşılanıyor. Başkent Viyana’da köpek almak isteyenler, bu hayvanlarla ilgili genel bilgilerin verildiği bir kursa katılmak zorunda.

3 Aydan Büyük Köpeklere Vergi

Ayrıca 3 aydan büyük köpeklerin tamamından vergiye alınırken görme engellilere yol gösteren rehber köpekler ise bu vergiden muaf. Kamuya açık alanların tamamında köpeklerin tasma ya da ağızlık ile dolaştırılması, market, lokanta ve kafeler kalabalık alanlarda ise köpeklerin hem tasma hem de ağızlıkla tutulması gerekir.
Köpeklerin tuvalet alışkanlıklarıyla ilgili de düzenleme bulunmaktadır. Köpeklerin kakalarının yerde kalmaması gerekmektedir. Dışkının köpek sahibi tarafından temizlenmesi gerekir. Bunun için şehrin hemen hemen yer yerinde dışkı poşet otomatları bulunmaktadır. Köpek kakalarını temizlenmemesi durumunda 2 bin avroluk bir cezası vardır.

Ehliyet Gerekiyor 

Ülkede cins köpekleri sahiplenenlerin “Köpek Ehliyeti” alması gerekiyor ve bu tür hayvanların da ağızlık ve kasmayla dolaştırılması zorunlu. Saldırgan hayvanların sahiplerinin de alkol kullanımına sınırlama getirildi. Saldırgan hayvanların sahiplerinin 0.5 promilden fazla alkol ile gezmeleri de ülke genelinde yasak.

 

Kaynak: Sözcü

 

Sanal Veteriner Platformuna Dev Yatırım

Dünya’da en fazla evcil hayvan ABD’de bulunuyor; evcil köpek ve kedi sayısı 140 milyonu geçti. Pandemi ile evcil hayvan sahiplenme oranı arttığı gibi hayvanların bakımına ve ihtiyaçlarına odaklanan şirketler de artmaya başladı. Bu dalgayla adını duyuran şirketlerden biri de Dutch oldu.

Online bakım platformu 20 milyon dolar yatırım aldı. ABD merkezli şirketin toplam yatırım miktarı 25 milyon dolara çıktı. 2021’de faaliyete başlayan Dutch, lisanslı veterinerlerle çalışıyor. Joe Spector kadar kurulan platformun amacı, evcil hayvan bakımını erişebilir kılmak. Spector, insanlar gibi evcil hayvanların da uzaktan sağlık hizmetlerinden yararlanması gerektiğini düşünüyor. Bu doğrultuda Dutch, kurulduğundan bu yana 100 lisanslı veteriner aracılığıyla 25 binden fazla evcil hayvana hizmet verdi.

Görüntülü yapılan görüşmeler aracılığıyla kaşıntı, titreşim, saç dökülmesi, yalnız kalma korkusu, kırmızı veya iltihaplı deri, kusma dahil edinmek üzere çok sayıda soruna yardımcı olunuyor. Şirket, gelecek dönemde abonelik sistemine geçiş yapmayı planlıyor. Buna paralel olarak dijital dönüşümün de evcil hayvan sahiplenme gibi hızla arttığı bu dönemde iki eylemin birbiriyle entegre olduğu ortada.

Kaynak: webrazzi.com

FEDIAF Açıkladı:Türkiye’de 1,2 milyon köpek ve 4,1 milyon kedi var

Avrupa Evcil Hayvan Gıda Endüstrisi Federasyonu’na (FEDIAF) göre Türkiye’de 1,2 milyon köpek ve 4,1 milyon kedi var.

Avrupa’da en çok kedi sahibi olunan ülke her 100 evden 42’sinde bir ya da birden fazla kedi olan Polonya iken Türkiye’de her 100 evin 5’inde bir ya da birden fazla kedi besleniyor.

Verilere göre, kuzeybatıdaki Bursa ilinde yaşayanların yavru köpekleri evlat edinme olasılığı daha yüksekken, Akdeniz’in Antalya ilinde yaşayanların daha yaşlı köpekleri sahiplenme olasılıkları daha yüksek.

Yavru kedi evlat edinme çoğunlukla güneydeki Adana ilinde bulunurken, daha yaşlı yavru kedi evlat edinme çoğunlukla Ege ili İzmir’de bulundu.

Köpek ırklarının büyüklüklerine bakıldığında, Türkiye’deki köpek ırklarının ortalama yüzde 52’sinin küçük ırk, yüzde 29’unun orta ırk ve yüzde 19’unun büyük ırk olduğu tespit edildi.

Verilere göre Yorkshire Terrier, Chihuahua, Cocker ve Shih Tzu Türkiye’nin en sevilen köpek ırkları arasında yer alıyor.

Kaynak: veri kaynağı

İsviçre’de Hayvanlar İçin Referandum

İsviçre’de, hayvan hakkı savunucularının ülkede hayvanlar üzerinde yapılan tüm deneylerin yasaklanması için gerekli desteği toplamasının ardından referandum yapılmasına karar verildi.

 

İsviçre’deki hükümet istatistiklerine göre, 2020’de 550 binden fazla hayvan laboratuvar deneylerinde hayatını kaybetti. Deneyler kapsamında 400 bin fare ve sıçan, yaklaşık 4 bin 600 köpek, bin 500 kedi, bin 600 at, çok sayıda primat, inek, domuz, balık ve kuş da öldü. İsviçreli doktor Renato Werndli, ‘demokrasi sistemi’ altında başlattığı girişimle ilgili yaptığı açıklamada, “Hayvanlar üzerinde deney yapmak zalimce ve gereksiz. Hayvanları deney malzemesi yapmadan da ilaçlar geliştirebileceğimize eminim. Hayvanları kendi bencil amaçlarımız için sömürmemeliyiz” dedi.

Dünyanın Geri Kalanına Örnek Olabilir

Werndli ayrıca hayvan deneyleri yerine biyoçipler, bilgisayar simülasyonları veya insanlara mikro dozlama yapılabileceğini ifade etti. Kampanyanın laboratuvar hayvanlarının kötü durumu hakkında farkındalık oluşturduğunu ve bu başarıdan mutlu olduğunu söyleyen Werndli, “Umarım sonunda değişiriz ve İsviçre hayvanların acı çekmesini durdurmaya yardımcı olmak için dünyanın geri kalanına örnek olur” dedi.

Ülke genelinde düzenlenen ve yaklaşık 2,3 milyon seçmenin katıldığı halk oylaması yüzde 79,1 “hayır” oyuna karşı yüzde 20,9 “evet” oyuyla sonuçlandı.

Hayır kararının ardından İsviçre’de bilimsel araştırmalarda hayvanların, asgari derecede mağdur edilerek denek olarak kullanılması yasallığını sürdürecek.

İsviçre Halk Partisi milletvekillerinden Martin Haab ise “Oylamanın sonuçları, bu girişimin kabul edilmesi halinde sonuçlarının ne olabileceğine dair halkın bilgi sahibi olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Global

Sağlıkta Kdv Düşürülsün Çağrısı

İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından gıdada kdv düşürüldüğü gibi sağlıkta da düşürülsün çağrısı yapıldı, yapılan ortak açıklamada şunlar kaydedildi:

“Türkiye’deki yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı toplumun tüm kesimlerini yoksulluk cenderesine doğru itiyor. Sağlık hizmetlerine erişimi de olumsuz biçimde etkileyen bu gelişmeler nedeniyle biz İstanbul Sağlık Meslek Odaları Koordinasyonu olarak, sağlık hizmetleri ve malzemelerindeki KDV oranının, tıpkı gıda ürünlerinde olduğu gibi yüzde 1’e indirilmesini istiyoruz. Çünkü sağlık da gıda gibi yaşamsaldır, çünkü ekonominin gidişatı tüm sağlık alanını ve sağlık hizmetine ihtiyaç duyan yurttaşları zora sokuyor!

Türkiye’de son bir yılda döviz kuru, ABD doları bazında yaklaşık yüzde 100 oranında arttı. Enflasyon 2021’de yüzde 36,08, Ocak 2022’de ise yüzde 48,69 olarak gerçekleşti. Ekonomi çevreleri, enflasyon oranının 2022 sonunda ortalama yüzde 50’nin üzerinde gerçekleşeceğini öngörüyor.

 

Kaynak: Akıllı Kaynak

Dünya Kediler Günü: 17 Şubat

17 Şubat’ta kutlanan Dünya Kediler Günü, ilk olarak 1990 yılında İtalya’da benimsendi. İtalyan gazeteci Claudia Angeletti, Tuttogatto (Tüm Kediler) isimli dergide okurlarına yönelik bir anket yaptı. Kazanan Oriella Del Col’un 17 Şubat teklifi oldu ve bugün “Dünya Kediler Günü” olarak belirlendi.

Bir İrlanda atasözü de der ki “Kedileri sevmeyen insanlardan sakının. “
Katılıyoruz…
Dünya kedi günü kutlu olsun!!!

Kedileri Koruyan Adam: Sakae Kato

Nükleer Felaket Sonrası Kedileri Koruyan Adam: Sakae Kato

Sakae Kato, on yıl önce Fukushima Nükleer Santrali’nden yayılan radyasyondan kaçan komşuları tarafından terk edilen kedileri kurtarmak için bölgede kaldı. Pek çok kişi kedileri çok sevdiğini söylese de kediler için yapabileceklerinin bir sınırı vardır. Japonyalı Sakae Kato’nun yaptığı şey ise herkesin saygısını hak edecek cinsten.

Kedilere adanmış bir ömür

11 Mart 2011’de gerçekleşen büyük deprem ve sonrasında Fukushima santralinde yaşanan nükleer sızıntı felaketinden öncesinde Kato, küçük bir inşaat firmasını işleten biriydi. Aslında hayvanlarla ilgilenmek için geri dönmesinin nedeni de zarar görmüş evleri yıkmak için harekete geçtiklerinde gördüğü terk edilmiş ve hayatını kaybetmiş evcil hayvanlar oldu. Aradan geçen zamanda Kato, Fukushima’da yaşamını devam ettirdi. Bugün 57 yaşına gelen adamın evinde tam 41 kedi ve 1 de köpek yaşıyor.

Kato, kedilerinin barındığı evleri ve yapıları ısıtmak için parafin ocakları kullanıyor. Ayrıca hayvanların barınabilmesi için kullanılan binaların da bakım ve onarımını tek başına gerçekleştiriyor. Bölgede herhangi bir altyapı hizmeti bulunmuyor.

Şehir su şebekesi de çalışmadığı için hayvanların ihtiyacı olan suyu bulmak üzere Kato’nun her gün yakınlardaki bir dağda bulunan kaynağa gitmesi gerekiyor.

Aylık masrafı 7 bin dolar

Kato, üç nesildir ailesine ait olan arazisinde bulunan evinde ve binalarda kedilere baktığını belirtiyor. Cefakar adam, aylık giderinin ise 7 bin doları bulduğunu belirtiyor. Bu giderin en önemli kalemleri arasında ise hayvanları ve etrafta dolanan yaban domuzları için aldığı yemler yer alıyor.

Kato, son hayvanın da kurtulduğunu görene kadar mücadelesine devam edeceğini söylüyor.

Kaynak: South China Morning Post