Ana Sayfa Blog Sayfa 83

Van Kedisi Güzellik Yarışması Ertelendi

Van Büyükşehir Belediyesi, ‘Shopping Fest’ etkinlikleri kapsamında bugün düzenlenmesi gereken ödüllü Van kedisi güzellik yarışması olumsuz hava koşulları sebebiyle ertelendi

Kentin tanıtımı için Van Büyükşehir Belediyesinin himayesinde Van TSO işbirliği, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı, İpekyolu Belediyesi, Van Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği desteğiyle 15 ile 29 Mart tarihleri arasında ‘Van Shopping Fest’ alışveriş günleri düzenlenecekti. Birçok renkli etkinliğin düzenleneceği festivalde Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi de Van kedisini tanıtmak, hayvan sevgisini aşılamak, kalıcı hale gelerek kuşaklar arasında paylaşımının sağlanması amacıyla Van kedisi güzellik yarışması da düzenleyecek.  Bugün olması planlanan güzellik yarışmanın, yoğun kar yağışı ve olumsuz hava koşulları nedeniyle 26 Mart Cumartesi gününe ertelendiği açıklandı.

Duygusallığı, cana yakınlığı, mavi ve kehribar renkteki göz renkleri, beyaz ipeksi kürkü, aslan yürüyüşüyle kentin en önemli simgelerinden olan Van kedileri, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezince yapılacak yarışmada güzelliklerini sergileyecek.

İnsanlara hayvan sevgisini aşılamak ve kedileri tanıtmak amacıyla düzenlenen yarışmaya, vatandaşların evlerinde beslediklerinin yanı sıra nesli tükenme tehlikesi yaşadığı için Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezinde koruma altında tutulan Van kedileri katılacak.

Tanıtıma çok büyük katkısı var

Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, AA muhabirine, merkezde yürüttükleri çalışmaların Van kedisini güzelleştirmeyle ilgili olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bizde yarışmaya katılacak yüzlerce hayvan var. Sadece hangisini seçeceğimize karar vereceğiz. Güzellikle ilgili şey şudur, kedinin aldığı emri uygulayabilme kabiliyetidir. Kedinin sakin olması, dikkatinin dağınık olmaması ve söylenen şeyleri doğru yapması önemlidir. Yüz ifadesinden, kulağına, kuyruğuna kadar her şeyine bakıyoruz. Her görenin, ‘İşte bu çok güzel’ diyebileceği bir hayvan olsun isteriz. Bu anlamda çok seçeneğimiz var. İşin doğrusunu isterseniz iddiamız çok yüksek. Derece alacağımızı düşünüyoruz.”

Bu tür organizasyonların dünyada ilgi gördüğünü dile getiren Kaya, “Uluslararası ciddiyeti olan yarışmaları mutlaka değerlendiriyoruz. Bu yarışmaların Van kedisinin ve Van’ın tanıtımına çok büyük katkısı oluyor. Dünya kedi güzellik yarışmasında birinci olduktan sonra bizim Van kedisinin fotoğrafı Avrupa’da günün fotoğrafı olarak seçildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, “Yarışma başvurusu sadece www.yarisma.van.bel.tr adresinden olup, elden başvuru yapılmayacak. Yarışmaya sadece beyaz Van kedileri katılıp, yarışmaya katılacak kedilerin 6 ay veya daha büyük olmaları, tüm aşılarının tamamlanmış veya en az 1 doz aşısının yapılmış olması gerekmektedir. Kedi sahipleri, kedinin sağlık karnesi ile yarışmaya gelip, sağlık karnesi olmayan ve aşıları yapılmamış kediler yarışmaya kabul edilmeyecektir. Yarışmada 1’inci olan kedinin sahibine tam altın, 2’inci olan kedinin sahibine yarım altın, 3’üncü olan kedinin sahibine çeyrek altın, 2 kedinin sahibine ise mansiyon ödül olarak gram altın verilecektir” denildi.

‘Fox’ ile Öğreniyorlar

Gaziantep’te, aralarında veteriner ve köpek eğitmenlerinin de bulunduğu ekip, daha önce sokakta bulunup eğitilen köpek “Fox” ile 170 okulu ziyaret ederek, öğrencilere başı boş köpek gördüklerinde ne yapmaları gerektiğini anlatıyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanlığı Köpek Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ekipleri, son dönemde bazı kentlerde sokak hayvanlarının karıştığı olumsuz olayları dikkate alarak harekete geçti.

Bu kapsamda sokakta bulunan, verilen eğitimlerin ardından birçok komutu yerine getirerek eğitim faaliyetlerinde görev almaya başlayan “Labrador” cinsi “Fox” isimli köpekle okullarda eğitim verme kararı alan merkez yöneticileri, aralarında veteriner ve köpek eğitmenlerinin de bulunduğu bir ekip kurdu.

“Bundan sonra köy okullarına gideceğiz”

Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma Daire Başkanı Celal Özsöyler, AA muhabirine, her gün farklı bir okulu ziyaret ettiklerini söyledi.

Özsöyler, böylelikle çocukları bilinçlendirmeye çalıştıklarını ifade ederek, “Amacımız çocuklara hayvan sevgisi aşılamak. Yolda başıboş bir köpek veya kedi gördükleri zaman nasıl davranılacaklarını veteriner hekim arkadaşlarımız öğrencilere sunum yaparak anlattı. Aynı zamanda sürekli eğitimlerde kullandığımız köpeğimiz de çocuklara gösteri yapıyor. Yolda bir köpek veya kedi gördükleri zaman kaçmamaları gerektiğini, göz teması kurmamaları gerektiğini anlatıyoruz.” diye konuştu.

Eğitimlere devam ettiklerini ifade eden Özsöyler, “Şu ana kadar 170 okulda gerekli eğitimleri verdik, hala devam ediyoruz. Bundan sonra da köy okullarına gideceğiz. Köylerde de çok fazla kedi ve köpek bulunmakta. Oradaki öğrencilere de bu eğitimleri vermeye çalışıyoruz.” dedi.

Büyükşehir Belediyesinin hayvan dostu, hayvansever bir şehir için çalışmalarını sürdürdüğünü aktaran Özsöyler, “Özellikle ilköğretim okullarına gidiyoruz. Onlar küçük olduğu ve korunmaya daha çok ihtiyaçları var.” ifadelerini kullandı.

“Köpek gördüğümüzde nasıl davranacağımızı öğrendik”

11 yaşındaki öğrencilerden Havinsu Küçükaşar ise eğitimle saldırgan olan veya olmayan köpekleri ayırt edebilmeyi öğrendiklerini belirtti.

Küçükaşar, “Köpeklerden nasıl korunacağımızı öğrendik. Bazı bakım eğitimlerini öğrendik. Mesela bir köpek görünce hemen koşmamamız gerekiyormuş. Çünkü onlar bizim duygularımızı hissedebiliyormuş. ‘Senden korkmuyorum.’ demek ve bizim patron olduğumuzu göstermemiz gerektiğini öğrendik.” diye konuştu.

Elif Defne Yeni de köpeklerden nasıl korunacaklarını öğrendiklerini anlatarak, “Bir köpek gördüğümüzde nasıl davranacağımızı öğrendik. Sonra köpeklerden korkmamayı öğrendik en önemlisi. Sokak hayvanlarına nasıl bakacağımızı öğrendik.” dedi.

Kaynak: AA

Sokak Hayvanları İçin Çağrı

Sakarya Bölgesi Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, soğuk kış günlerinde sokak hayvanlarının hayatta kalmaları için neler yapılabileceğini açıklayarak önerilerde bulundu

Yıldız, şu ifadeleri kullandı:

“Bahar mevsimine çok az zaman kaldı. Son 35 yılın en soğuk Mart ayını geçiriyoruz. Bir yandan kar yağışları bir yandan eksilere varan hava sıcaklıkları. Doğada yaşayan bütün canlılar için çok zor bir süreç. Gıda temini sokakta yaşayan canlar için her zaman zor bir süreç olmuştur. Üstüne üstlük bir de sürekli yağan bir kar yağışı sokakta yaşayan kedi köpek ve de diğer canlar için, gıdaya ulaşmak başlı başına bir sorun olmuştur. Sokakta yaşayan kedi ve de köpeklerin hastalıkları da hayatta kalmaları için ekstra bir olumsuzluktur.

Bu olumsuz kış şartlarında mümkünse sokakta yaşayan canlar için kulübeler yapabiliriz. Gece ve gündüz barınma ihtiyaçlarının giderilmesi için soğuktan kardan, yağmurdan korumak için hayatta kalmalarına yardımcı olabiliriz. Havlu ve battaniyelerle uğraşmayın. Çünkü bunlar yağmur yağışlarında ya da kar yağışlarında ıslanacaktır ve donacaklardır.

Sokak hayvanlarına taze, temiz mama ve su sağlamak, soğukta hayatta kalmalarına yardımcı olabilir çünkü akşam yemeklerini temin edip yemek için daha az enerji kullanmaları gerekecek. İyi beslenmiş bir hayvan, hastalık ve enfeksiyonlarla savaşmak için daha hazırlıklıdır.

Ne yazık ki, hiç kimse dünyadaki tüm sokak köpeklerini ve kedilerini tek başına kurtarmaya gücü yetmez . Ancak biraz çaba ve şefkatle, bir kişi en az bir sokak hayvanına kışın karanlık, soğuk günlerinde yardım edebilir ve umarım ileride daha iyi güzel günlere ulaşmalarına yardımcı olabiliriz.”

Kaynak: Halk 54

78 Bin Ev Hayvanı Kayıt Altına Alındı

78 bin ev hayvanı kayıt altına alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın faaliyet raporuna göre, 2021 yılında 78 bin 10 sahipli ev hayvanı mikroçip takılarak Ev Hayvanı Kayıt Sistemine (PETVET) kaydedildi.

Sahipli kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilip kayıt altına alınması amacıyla 2021 yılında PETVET kullanıma açılarak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Hayvan Bilgi Sistemi’ne dahil edildi. Böylece hayvan sahipleri kimliklendirme işlemleri için hem bakanlığın il ve ilçe müdürlüklerine hem de serbest veteriner hekimlere başvuru yapabilecek. Bu kapsamda 2021 yılında 78 bin 10 ev hayvanı PETVET’e kaydedildi.

Kaynak: Resmi Haber

Sokak Köpekleriyle Nasıl İletişim Kurarız

Sokakta yaşayan köpeklerin insanlara saldırma, yaralama haberleri son günlerde gündemde. Peki sokak köpekleri neden saldırıyor, kendisini tehdit olarak gören bir sokak köpeğine karşı vatandaş ne yapmalı?

MURAT GÜNGÖR- KÖPEK EĞİTMENİ
Sokak köpekleri neden saldırıyor, insanlar nerede hata yapıyor?
Sokak köpeklerinin artma sebeplerinin ana kaynağı düzensiz olarak yapılan üretim. Köpek sahipleri köpeklerinden vazgeçebilir bir sirkülasyona girdi. Pet shoplardan 2 aylıkken alırlar ve bakamadıkları zaman genelde Beykoz, Çekmeköy, Silivri gibi dağlık yerlere, sokaklara bırakırlar.
O canlı orada 6 aylık olduğu zaman çiftleşme zamanı geldiği için sokaktaki erkek köpekle çiftleşir. Dışarıda yetiştiği için yavruyu da fazla verir. Bu yavru sayısı ortalama 10’a tekabül eder. Her 6 ayda bir 10 yavru veren bir dişi köpek ile sayı her gün çoğalır. Böylece her sokakta, caddede sokak köpekleri fazlalaşmaya başlar.

KİMDE HANGİ KÖPEK VAR BİLİNMİYOR
Belediyelere kısırlaştırmaya çalışıyor. Çünkü genetiğin de doğru aktarılması gerekiyor. Ancak bir pet sahibinin köpeğinin bir kaydı olması, resmiyete dökülmesi gerekiyor. Ama biz bunları yapmıyoruz. Bu nedenle kimde hangi köpek var bilemiyoruz.
Sokak hayvanlarının artmasında şöyle bir durum da var; İyi bir üretici Türkiye’de 1000 Euro’ya Golden Retriever satıyor. Bu üreticinin haricinde 300 TL’ye Golden satan insanlar var. Yani köpeğini çiftleştirip yavrularını satarlar, köpek mamasının parasını çıkarırlar. Bunlar oldukça, belirli fiyatların altında köpek satılmadığı taktirde köpek sayısı her geçen gün artacak. Çünkü bu işin çözümü toplamak yerine parasını artırmak. Barınakların yapabileceği hiçbir şey yok çünkü her gün onlarca köpek bırakılıyor. Buna da bütçe dayanmaz. İnsanlar yardım etmeye çalışıyorlar ama mamalar pahalı. Bu paraları karşılayabilecek insanlar beslemeli.

OLDUĞUNUZ YERDE BEKLEYİN
Her hayvanda bir av içgüdüsü var. O av içgüdüsü de hareket eden nesnelere çok fazla tepki vermesinden kaynaklanır. Bu nedenle köpekle karşılaştığımız zaman sakin durmamız lazım. Olduğumuz yerde kalıp beklememiz gerek. Köpekler beklediğimiz zaman bize zarar vermezler. Ama gitmeye ya da koşmaya çalışırsak bu sefer de o canlılar av içgüdüsünden dolayı agresifleşir ve ısırma gerçekleşir.

İNSANLARA KARŞI ÖN YARGILILAR
Hayvan da haklı. İnsan olarak düşünün. Her gün 100 kişi görüyorum, 90’ınından taş yiyorum, 5 tanesi sevmeye çalışıyor, 5 tanesi de muallakta. Hayvan da ister istemez insanlara karşı ön yargılı oluyor. Bu yüzden toplumsal olarak bunları kabul etmemiz gerekir. Köpeklere kötü davranan insanlar olduğu sürece bunlar yaşanmaya devam edecek.

SALDIRAN KÖPEK NASIL KONTROL EDİLİR?
Bu mümkün değil. Çok profesyonel olunması lazım. Çünkü hayvanı tuttuğunuz zaman onun size geri dönme riski çok. O kişiden ayırmaya çalıştığınız zaman daha sert ısırma olanağı çok . Bu işte uzman değilseniz onu yapma şansınız yok. Belediye görevlilerinin yapabileceği bir şey değil. Her gün köpeklerin içinde olan ve bu işi gerçekten bilen bir profesyonel yapabilir.

NASIL ÖNLENEBİLİR?
Bu olayların önüne geçebilmek için köpek sahiplerini bilinçlendirmek gerekiyor. Köpek asosyalse eğitim almalı, bir sorun varsa önceden çözmek gerekiyor. Yani saldırıları minimuma indirmek gerekiyor. Olaylar yaşanmadan önlem alınmalı.

OĞUZHAN BAL- KÖPEK EĞİTMENİ
Köpekler sürü psikolojisi ile hayatlarını idame ettiriyorlar. Ama insanların duyarsızlığı, onları sürekli itip kakmaları gibi davranışları sonucu bu çocuklar da kendilerini korumaya alıyor. Bir grup ve onun lideri oluyor. İnsanların gözünde çeteleşmiş oluyorlar. Aslında bu sürü psikolojisi ve bulundukları bölgeleri koruyorlar.
Bulunduğu bölgeden ormana atılma gibi şeyler olduğu için baskın köpek sokaklarda kalmadı. Sokak köpeklerinin evdeki safkan köpeklere göre öğrenme kapasitesi çok fazla. Çünkü yaşayarak ve görerek öğreniyor. Evdeki köpek öyle değil. Evde ne yaşıyorsa onu görüyor, ki genelde iyi şeyler oluyor, pozitif tepki veriyor ama sokaktakiler öyle değil.

KÖPEKLE ARANIZA EŞYA KOYUN
Sokakta bir köpek bize tehdit oluşturuyorsa ve yakınsa araya bir eşya koyabiliriz. Bir çanta, gibi dikkatini dağıtacak bir şey olabilir. Genelde insanlar yerden taş alıp atar, o köpekler biliyorlar aslında. O yüzden araya bir eşya koymak kısmen engeldir. Isırmaya odaklı köpekler ısırır ve genelde kaçış yoktur.

GÖZ TEMASINDAN KAÇININ
Kaçmayacağız. Araya bir eşya koymak şart. Bu şekilde temas engellenir. Ve yavaş yavaş geriye doğru ondan uzaklaşabiliriz. Çok göz teması kurmamalıyız. Göz teması tehdittir. Bunları yaptıktan sonra güvenli bölgeye doğru kendimizi çekebiliriz. Yaban hayatta da böyledir. Yabani bir hayvanla karşılaştığınız zaman kaçma şansınız yoksa en azından çanta vs. bir şey ona doğru atarsanız hayvan onunla ilgilenirken yavaş yavaş ondan uzaklaşabilirsiniz. Önemli olan zaman kazanmak. Ama asla hızlı hareket edilmemeli sakin olmanız gerekiyor. Çünkü enerjiyi çok net algılıyorlar.
Sizin pozitif ve negatif enerjinizi çok net algılıyorlar. Sakin kalmak çok önemli ama bunu başarabilen insan sayısı az olabilir. O anda herkes soğukkanlılığını koruyacak diye bir şey yok. Ama araya bir şey koyulursa zaman kazanmak adına işe yarayabilir.

ÇOCUKLAR İÇİN HAYVAN SEVGİSİ
Aile içinde hayvanlarla ilgisi alakası olmayıp sürekli onlardan çekinen bir aile büyüğü, çocuğuna bunu aşılamış oluyor. Fakat anne babanın ilgisi yoktur ama çocuğa hayvan sevgisini aşılamak ister. Bu durumda çocuğu yavru ve ufak köpeklerle ve çok hiperaktif olmayan sakin köpeklerle yan yana getirerek onların zarar vermediğini anlatmaları gerekiyor. Aslında zaman geçirerek olur. Yoksa her köpeğin enerjisi farklı. Çocuğu çok hiperaktif bir köpekle ilk anda tanıştırırsanız doğru olmaz.

Kaynak: Cnntürk

Kayıt ve Bakımları Ne olacak?

Ukrayna’daki savaştan kaçan ve Bulgaristan topraklarında kalmak isteyen mültecilerin sayısı 30 bini geçti. insanların evlerini terk etmek zorunda kalırken en çok ihtiyaç duyacakları şeylerle beraber evcil hayvanlarını almaları ile onlara karşı sevgilerini ifade eden binlerce kareye şahit olduk.

Ukraynalı sığınmacılar birçok ülkenin sınırlarını açmasıyla hayvanlarıyla beraber Avrupa’ya doğru göç etmeye başladılar. Bu göç esnasında mültecilerin evcil hayvanları için de geçici veya uzun vadeli kalabilecekleri yer sağlanması gibi zorunluluklar doğmaya başladı. Bulgaristan’da daha fazla kalmayı planlayan evcil hayvan sahipleri için de yardım kuruluşları bölgede yardımlarına hız kesmeden devam ediyor. Şimdiki sorun işe; Mülteci veya sığınmacı olarak kendi kayıtlarını yaptırma dışında, evcil hayvanlarının da kayıt-barınma-sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için neler planlanması gerektiği…

Sınır geçişlerinden sonra; klinikte hayvanlar muayene edilecek, AB genelinde seyahatler için zorunlu olan kuduz aşısı yapılacak, parazitlere karşı ilaç uygulanılacak ve ardından evcil hayvanlara veterinerden pasaport verilecek. Gerekli olsa dahi bu tür tek seferlik veteriner muayenesi, stres geçiren hayvanın sağlığına yönelik etkilerin saptanması için yeterli olmayabilir.

Evcil köpekler antrenörü ve davranış uzmanı İna Hacieva, Bulgaristan Radyosu’na verdiği söyleşide şunları paylaştı:

“Ruslar ve Ukraynalılar, evcil hayvanlarına son derece bağlılar. Neredeyse her ailenin onu aileden bir birey olarak gördüğü kedi veya köpeği var, bir tehlike anında ise çocukları ve en yakınları ile beraber onlar evcil hayvanlarını da kurtarıyorlar.”

“Dört Pati” organizasyonunda “Evsiz hayvanlara yönelik bakım” dairesinden Dr. Margarita Çankova, BNr’ye verdiği söyleşide şunları paylaştı:

“Ülkemiz, Ukrayna’dan gelen mültecilerle beraber sınırdan evcil hayvan geçişi için de kolaylaştırılmış prosedür yürürlüğe soktu.

Ancak onlar Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı’na bildiri vermeli ve ardından 72 saat içinde hayvanın tam veteriner muayenesinden geçmesi lazım. Kuduz aşısı uygulandıktan sonra, evcil hayvan 21 gün boyunca izolasyonda kalmalı.”

Dr. Çankova, “Dört Pati” Organizasyonu’na bağlı Bankya’da bulunan kliniğin açık olduğunu ve Ukraynalıların evcil hayvanların ücretsiz muayene için hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Evcil köpekler antrenörü ve davranış uzmanı İna Hacieva, sözlerine devamla şunları paylaştı:

“Köpeklerin, biz insanlar gibi tehlike algısı yok. Yetişkin insanlar, belirli bir şeyden korkuyor. Bu korku, bir şeyle baş edip edemeyeceğimiz konusunda kabiliyetimizden şüphe duyma, hayatta kalabilecek miyiz, nereye gideceğimiz, yiyecek bulabilecek miyiz sorularını beraberinde getiriyor. Ancak çocuklarda ve hayvanlarda durum böyle değil. O nedenle hem çocukları hem de köpekleri, stres durumlarına hazırlamak, stres durumlarını tanımak ve onlarla baş edebilmeyi öğretmeliyiz. Köpekler için bu hazırlık ani yüksek sesler, havai fişekler, siren sesleri, başka gürültüler, kalabalıklara şahit olduklarında bununla baş edebilmeyi öğretmek demek. Böyle anlarda köpek için en önemli şey, sahibi ile arasında güçlü bir duygusal bağın olması”.

Kaynak: Radio Bulgaria

Covid-19, En Riskli Kim?

Pandemi başladığından beri, 35 ülkede 19 hayvan türü COVID-19’a yakalandı, ancak insanlar en büyük risk olmaya devam ediyor

İnsan sahiplerinden köpeklere ve kedilere bulaşabilen hastalıklar soğuk algınlığı gibi normal bir evcil hayvan hastalığı olabilir mi, yoksa COVID-19 olabilir mi endişesi ve bilinmezliği dünya genelinde birçok hayvanın itlaf edilmesine sebep oldu.

Bir evcil hayvan dükkanına izlenen Delta varyantının patlak vermesinin ardından Hong Kong’daki yetkililerin yüzlerce hamster ve diğer küçük hayvanları itlaf etmesi hayvan severler arasında büyük tepki toplamıştı

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne (OIE) göre, pandemi başladığından bu yana, 35 ülkede evcil kedi ve köpeklerden beyaz kuyruklu geyiklere ve hatta goriller arasında değişen 19 hayvan COVID-19’a yakalandı. Hamster salgını, insanları virüsle yeniden enfekte eden ikinci hayvan vakası olarak kayda değerdi ancak hayvanlardan insanlara bulaşan doğrulanmış COVID-19 vakaları çok azdı. Bilim adamları, hayvanlarda COVID-19’un acil riskini ve neden bazı hayvanların diğerlerinden daha duyarlı göründüğünü değerlendirmenin zor olduğunu söylüyor.

Her hayvan aynı derecede etkilenmiyor

COVID-19, hücreler üzerindeki anjiyotensin dönüştürücü enzim-2 (ACE-2) reseptörü aracılığıyla insanları enfekte ediyor; Pennsylvania Üniversitesi’nde virolog/veteriner Suresh Kuchipudi’ye göre, benzer bir ACE-2 reseptörüne sahip hayvanların virüse yakalanma riskinin diğerlerinden daha fazla olduğu anlamına geliyor.

Kuchipudi, “Hayvanlardaki ACE-2 reseptörlerinin insanlara benzerliğine dayanarak, en azından makul bir kesinlikle hangi hayvanlara virüs bulaşacağını tahmin edebiliriz.”

Vizon, su samurları, porsuklar, gelincikler ve yaban gelinciği gibi hayvanlar da evcil kedi ve köpeklerin yanı sıra duyarlı görünmektedir.

Bununla birlikte, diğer faktörler de rol oynamaktadır. Kuchipudi, insanlara yakınlık gibi bazılarının bilindiğini, bazılarının ise henüz tanımlanmadığını ve bu nedenle tek bir türün tüm üyelerinin eşit derecede duyarlı olmadığını söyledi.

Hong Kong’da araştırmacılar, Suriye hamsterlerinin Delta varyantı ile sözleşme yaparken, mağazada yanlarında saklanan cüce hamsterlerin olmadığını buldular. Benzer şekilde, aynı evde yaşayan aynı ailenin bazı üyeleri, bir başkası kapsa bile COVID-19’a yakalanmayabileceği gibi, Suriye hamsterlerinin tamamı olmasa da bir kısmı virüse yakalandı. Virüs ayrıca, enfekte hamsterlerin yakınında tutulan tavşanlara, çinçillalara, farelere ve kobaylara yayılmadı.

Eğitimli bir veteriner olan ve OIE’nin hazırlık ve dayanıklılık bölümünün başkanı Keith Hamilton, ev ortamında COVID-19’un evcil hayvandan insana bulaşması konusunda şu ana kadar gerçek bir risk olmadığını söyledi.“İnsanların enfekte olmuş evcil hayvanlara karşı dikkatli olmalarını ve enfekte bir kişinin etrafında olduğu gibi hijyen önlemleri almalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

İnsanlar evcil hayvanlar için en büyük risk

Ev hayvanları, uygun bakımla izole edildiklerinde virüsü başka yerlere yayma şansları çok az olan insanlarla benzer bir süre boyunca bulaşıcı. Hong Kong hamsterları söz konusu olduğunda, çok küçük akciğer kapasiteleri, kısaca bulaşıcı olmalarına rağmen hala çok düşük bir risk oldukları anlamına geliyordu.

Hong Kong’un hamster salgını istisnai bir durumdu çünkü şehrin “ Sıfır COVID ” politikaları virüsün izini sürmeyi kolaylaştırdı ancak aynı şey gözlemlenemeyen doğal ortamlarında veya başka yerlerde geçerli değil.

Kuchipudi bu konuyla ilgili “Belirsizlik, diğer coğrafi ortamlarda da enfekte olabilecek başka hayvanlar olabileceğidir, ancak kimse onları gerçekten izlemiyor” dedi. “Dünyanın diğer bölgelerinden haber olmaması, bunun olmadığı anlamına gelmez.”

Virüsün ilk olarak 2019’un sonlarında ortaya çıktığı orta Çin şehri Wuhan’daki şu anda kapalı olan Huanan Pazarı’nda satılan vahşi hayvanlardan bulaşma durumu göz önünde bulundurulursa Kuchipudi, ilk olarak Güney Afrika’da tespit edilen daha bulaşıcı Omicron varyantının, insanlara geri dönmeden önce bir hayvan popülasyonunda da evrimleşmiş olabileceğini söyledi.

“Gelecekte benzer bir senaryonun tekrar yaşanması ve pandemi ‘bitmiş’ göründükten sonra bile insanları yeniden enfekte etmesi olası” dedi.

Ancak şimdilik, COVID-19 önlemleri dünya çapında kaldırılmış olsa bile, insanlar hem diğer insanlar hem de hayvanlar için virüsün en riskli kaynağı olmaya devam ediyor.

ABD’de Tavşan Tartışması

ABD Çevre Komitesi, Connecticut’ta tavşan etinin yetiştirilmesine izin verecek bir tarım faturasıyla ilgili ifadeyi dinledi. Öneri, Humane Society of Connecticut gibi hayvan savunuculuk gruplarından şiddetli muhalefet gördü. Örgütün devlet direktörü Annie Hornish, yazılı ifadesinde, “Tavşan eti için kamu talebi yok” dedi.

Hornish, “Birkaç yıl önce tavşan eti pazarı test edildi ve şiddetli halk tepkisiyle karşılaşıldı, mağazalar tarafından tavşan eti satışının durdurulmasına neden oldu” dedi.

Best Friends Pet Society’den Keely Mangeno, tavşanların en popüler üçüncü evcil hayvan olduğunu ve çiftçilik amacıyla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca fabrikada bu ve diğer hayvanların yetiştirilmesinin bölge sakinlerinin değerleriyle uyuşmadığını söyledi.

“Kusura bakmayın, bu yasa geçerse Connecticut geriler” dedi.

Ziraat Komiseri Bryan Hurlburt, şu anda işlenmiş bir tavşan satın almak isteyenlerin onu çiftçiden canlı olarak satın almaları, işlenmesini istemeleri ve ardından almak için çiftliğe geri dönmeleri gerektiğini söyledi. Bu fatura, ekstra adımı ortadan kaldıracak ve tavşanların önceden işlenmiş olarak satın alınmasına izin verecektir. Bu tür bir faaliyetin daha önce tavuk ve hindi gibi diğer hayvanlar için onaylandığını söyledi. “Şu anda bazı çiftçilere mevcut olanı ek çiftçilere genişletmek istiyoruz” dedi.Dışarıda “muazzam bir pazar fırsatı” olduğunu düşündüğünü söyledi.

ABD’li hayvansever örgütler tavşanların, evlerde veya çiftliklerde evcil hayvan olarak beslenmesinden yana.

Kaynak: ctNews

Zihinsel Kapasiteyi Geliştiriyor

Evcil hayvan yetiştirmenin zihinsel kapasitenizi geliştirdiğini biliyor muydunuz..?

Yeni bir araştırma, evcil hayvanı uzun süre beslemenin hafıza kaybını ve diğer bilişsel gerileme hastalıklarını geciktirebileceği sonucuna vardı. Ön araştırma bulgularına göre, evcil hayvan sahibi olmak sözlü çalışma belleğine de fayda sağlıyor.

Bu beyin aktivasyonu sadece kedi ve köpeklerle sınırlı değil. Araştırmaya katılan kişilerin tavşanlar, sıçanlar, kuşlar, balıklar ve sürüngenlerle de ilgilenmeleriydi.

Florida Üniversitesi Ulusal Sağlık Enstitüleri’nden baş yazar Jennifer Applebaum ve Michigan Üniversitesi’nde klinik nöroimmünolog ve sinirbilim doçenti Dr. Tiffany Braille, beş yıl veya daha uzun süre evcil hayvan sahibi olmanın, çalışma aşamasında bilişsel gerilemeyi 1,2 puan geciktirerek büyük yararı olduğunu söyledi.

Beş yıldan uzun süredir evcil hayvan sahibi olmanın etkisi neden bu kadar olumlu?

Çalışma, evcil hayvan sahipliği ile bilişsel biliş arasında doğrudan bir nedensel ilişkiden ziyade bir bağlantı olduğunu gösterdi.

“evcil hayvanlarla etkileşimler ile stres azaltmanın psikolojik önlemleri arasında yer alıyor”

Uzmanlar, evcil hayvan yetiştirmenin sosyalleşme ve sorumluluk gibi birçok başka beyin yararı olabileceğini söyledi. Florida Atlantik Üniversitesi Schmidt Tıp Okulu’ndaki Beyin Sağlığı Merkezi’nde Alzheimer Önleme Kliniği direktörü Dr. Richard Isaacson, “Bir evcil hayvana veya birden fazla evcil hayvana sahip olmak, sağlıklı bir beyin yaşam tarzı sağlayan birkaç temel bileşeni birleştirir” dedi.

Çalışma, 50 yaş ve üstü Amerikalıların hayatlarını izleyen ulusal düzeyde temsili bir çalışma olan Sağlık ve Emeklilik Çalışmasına katılan 1.300’den fazla yetişkinin bilişsel verilerini analiz etti.Bilişsel geriliği olan kişiler analizden çıkarıldı. Nihai örnekte, katılımcıların %53’ünden fazlası evcil hayvana sahipti.

Applebaum, “Bir tedavi müdahalesi olarak evcil hayvan sahipliğini önermiyoruz” dedi. “Ancak, kamu politikası ve topluluk ortaklıkları yoluyla evcil hayvan sahibi olan kişilere onları korumaları için destek verilmesini öneriyoruz.”

Kaynak: Cnn Arabic

2019’dan Beri Sokaklarında Köpek Yok

Yaşam alanı sokağa dönüşen ama yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı gibi insan ve araç kalabalığı altında can güvenlikleri de tehlikede olan sokak hayvanları saldırganlaşabiliyor. Yine sokaklarda üredikleri ve kimi zaman da aralarına sokağa terk edilen köpekler de katıldığı için sayıları her geçen gün artıyor

SOKAK KÖPEĞİ SAYISI NEDİR?

Ne yazık ki Türkiye’de ne kadar sokak köpeği olduğu bilinmiyor. Ama bu konuda birtakım tahminler yapılıyor. Geçen yıl hayvan hakları ile ilgili yasa tartışılırken AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “Eğer kısırlaştırılma yapılmazsa; 10 yıl içerisinde köpeklerle ilgili nüfusun 60 milyona ulaşması bekleniyor” demişti. Mevcut sokak köpeği sayısının da 8 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor.

SOKAKLARINDA KÖPEK OLMAYAN ÜLKE

Peki köpeksiz sokakların olduğu şehirler mümkün mü? Hollanda’nın hayvan hakları ile ilgili duyarlılığı çok eskiye dayanıyor. Öyle ki, 1864’te Lahey’de kurulan Hayvanları Koruma Derneği de bu alanda bir ilk. 1877’de ise ilk köpek barınağı açılmış oldu. Diğer bir taraftan, hayvan istismarı sebebiyle verilen ilk cezalar ise 1866 yılına dayanıyor. Ülkenin sokaklarında 2019 yılından bu yana köpek bulunmuyor.

Hollanda Tarım, Doğa ve Gıda Kalitesi Bakanlığı Hayvan Hakları Sözcüsü Lisa Gaster, bu uygulamanın nasıl hayata geçirildiğini şöyle anlatmıştı:

“Hollanda’da sokak köpeği yok çünkü hemen bir yerde fark ediliyorlar, yakalanıyorlar ve bir barınağa götürülüyorlar. Belediyeler, sokak köpeklerine (veya kedilerine) en az iki hafta bakmakla yasal olarak sorumlu. İki hafta sonra sorumluluk barınaklara geçiyor. Sokak köpekleri (veya kediler) onları fark eden insanlar tarafından rapor ediliyor ve bulunan hayvan uzman bir kişi tarafından barınağa götürülüyor. Hayvanların nasıl tutulması gerektiğine dair kurallar koyan genel bir ‘hayvan refahı’ yasamız var. Ayrıca 2013 yılında köpek sahiplerinin köpeklerine çip takma zorunluluğu getirildi. Çipi olan köpek, dolaşmaya çıkarsa veya kaybolursa çip sayesinde hızlıca bulunuyor. Ancak çipi yoksa da insanlar sayesinde bu sorun çözülüyor.”

LICG tarafından yapılan açıklamada ise bu uygulamanın hızlı bir şekilde adapte edilmediği ifade edildi. Açıklamada, “Hollanda’da insanların köpekler hakkında düşünme biçimini değiştirmek uzun yıllar aldı. Hala sokaklarda kedilerimiz var ancak onlar köpekler gibi sahipsiz dolaşabildikleri için sokakta kedi görmek yaygın bir durumdur” denildi.

Hollanda’daki diğer benzer problemlerde olduğu gibi, konu hayvan hakları olduğunda da Hollanda inisiyatif almayı tercih etti. Ve onlar için bu, yetkililer ve vatandaşlar tarafından sürdürülen ortak bir çaba haline geldi. Örnek verecek olursak:

-Kanunlar daha katı hale getirildi. Hollanda’da bir hayvana kötü muamelede bulunan ya da onu terk eden bir kişi, 16 bin avrodan fazla para cezası ve 3 yıla kadar da hapis cezasına çarptırılır.
-Bunun yanı sıra, hayvanlara kötü muamelede bulunmanın, insanların yaşadığı kötü muamelelerin bazıları kadar ciddi olduğuna dikkat çekmek amacıyla eğitim ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlendi.
-Kontrolsüz üremeyi engellemek için ise, evcil hayvanları ücretsiz kısırlaştırma imkanı sundular.
-İnsanların terk edilen hayvanları evlat edinmesini teşvik etmek için, belli bir cinsi olan hayvanları satın almak isteyen kişilerden yüksek vergiler talep ettiler.

Kaynak: Habertürk